Dünya serbest dalış rekortmeni milli sporcu Şahika Ercümen, dünyaya son
150 yılda çok büyük zararlar verildiğini belirterek, "Biz dünyamızı
kurtaracak son nesiliz, hemen şimdi harekete geçmezsek yaşanılabilir bir
dünyamız olmayabilir."dedi.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye tarafından "Sudaki
Yaşam Savunucusu" ilan edilen Şahika Ercümen yaptığı açıklamada, su
sporlarına başladığı ilk günden itibaren suya olan tutkusu ve
minnettarlık duygusuyla dünyaya iyi gelebilecek projeler içinde yer
almaktan mutluluk duyduğunu belirtti.
Kariyerinde 10 dünya rekoru bulunan milli sporcu Şahika Ercümen,
dünyanın korunmasına yönelik küresel bir amacın parçası olmanın gururunu
yaşadığını söyledi.
Ercümen, kırdığı her rekoru bir sosyal sorumluluk projesine adadığını
vurgulayarak, "Risk altında olan canlı türleri, plastik sorunu, sıfır
atık projesi, denizlerin korunmasına dikkat çekmek için birbirinden
güzel sularda keşif ve rekor dalışları yaptım. Denizlerimizi ve
denizdeki canlıları korumak için pek çok proje gerçekleştirdim. En büyük
amacım sudaki yaşamı tanıtmak ve korumak için ilham vermekti. UNDP
Türkiye'nin kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla
birlikte yürüttüğü çalışmaları da kitlelere duyurmak, yeni projelerle
sudaki yaşamı korumak için çok daha büyük bir motivasyonla çalışacağım."
diye konuştu.
Son 150 yılda dünyaya çok büyük zararlar verildiğinin altını çizen Şahika Ercümen, şunları kaydetti:
"Dünyamız, asit yağmurları, çölleşme, plastik, toksik atıklar, istilacı
türler gibi bir çok zarara maruz kalıyor. Biz dünyamızı kurtaracak son
nesiliz, hemen şimdi harekete geçmezsek başka yaşanılabilir bir dünyamız
olmayabilir. Ekolojinin bütünsellik ilkesi açısından baktığımızda
bunlar küresel sorunlar. Dünyanın öbür ucunda denize atılan plastik bir
atık Türkiye sularında karaya vurabiliyor, iklim değişikliği hem okyanus
ve denizlerimizi olumsuz etkiliyor hem de yerli türleri tehdit ediyor.
Küresel amaçlarımıza yerel ve küresel çözümler üretmenin önemli olduğuna
inanıyorum. Umarım gezegenimiz biraz nefes alabilir."
Ercümen, UNDP Türkiye ile ortak amaç ve hedeflerinin olduğunu
aktararak, "UNDP ile yollarımız kesişti, yıllardır gönüllü ve içten bir
şekilde yaptığım tüm projelerin fark edilerek, bana görev verilmesi çok
anlamlı. Bu projelerimizi tek tek hayata geçirerek, herkese aktaracağız,
su altından mesajlar vermeye devam edeceğiz. Su altında karşılaştığımız
iyi ya da kötü her şeyi, sansürlemeden belki bir belgesel ya da su altı
fotoğraf sergisiyle paylaşacağız. Dünyamızın 3/4 ünü sular oluşturuyor.
Dünyamızın eksik yaşanmaması için herkesin yaşamında en az birkaç kez
su altını deneyimlemesini çok isterim. İnsanlara su altını tanıtabilmek
için yaz dönemlerinde bazı workshoplar yapıyoruz." ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilir küresel amaçlar doğrultusunda çocuklar için de bir
projesinin olduğunu dile getiren Ercümen, "Benim kişisel bir projem
vardı; daha iyi bir dünya için çocuklarımıza da çok erkenden doğayı ve
çevreyi öğretmemiz gerektiği düşüncesiyle bir çocuk kitabı yazmıştım,
UNDP'nin de projemi sahiplenmesi ve desteğiyle yakın zamanda, bir macera
üzerinden su altını tanıtan eğlenceli kitabımızı minik okuyucularıyla
buluşturmak istiyoruz. Birçok çalışmamız için de nefesimizi tutmaya
devam edeceğiz." şeklinde görüş belirtti.
"Birkaç dakika süren rekor içim 25 senedir çalışıyorum"
Her rekor denemesinin hazırlığında çok büyük emek ve çalışma olduğunu
vurgulayan Ercümen, "Her dünya rekor denemesine aylarca hatta yıllarca
hazırlanıyorum. Nefes tutarak daldığım o 3-4 dakika için 25 sene artı 3
dakika çalıştım. Rekor kırmak başından beri çok önemli bir hedefti ama o
yeri muhafaza edebilmek ve limitli yaşanan insan hayatı bittiğinde bu
dünyaya bir iz bırakabilmek de çok önemli. Ülkemizin tanıtımına katkı
sağlamak, keşfedebilmek ve daha çok insanla paylaşabilmek için dünya
rekorlarını biraz daha sıra dışı yerlerde kırdım. Tarih, ilkleri
gerçekten unutmuyor; Salda Gölü'nde serbest dalış yaparak o derinliklere
inen, Gilindere Mağarası'nda paletsiz, 90 metre sınırını aşarak
kadınlar dünya rekorunu kıran ilk sporcuyum." diye konuştu.
Şahika Ercümen'den Salda Gölü'nde dünya rekoru - Video
Dalışlarında tuttuğu her nefesin kıymetini daha çok anladığını anlatan Ercümen, şunları kaydetti:
"Benden önce kimse tarafından yapılmamış, hiç bilinmeyen, ilk kez
keşfedilen bir suya dalışım, uzayın hiç gidilmemiş, dokunulmamış
yerlerine gitmek gibi. Bu psikolojik olarak zor ama bir o kadar da özel.
İlksiniz...sizden sonra gelenlere bir yol belirliyor, o yolu
açıyorsunuz. Zorluklarının yanında manevi açıdan tatmin edici duyguları
da çok önemli olduğu için sıra dışı dalışlarımı 'her zaman yapılabilir'
bir deneyim olarak görüyorum. Astım rahatsızlığım var ve dalış için
büyük bir dezavantaj, dünyadaki rakiplerime göre hep 1-0 geriden
başlasam da yapamadığını zannettiğin bir şeyi yapabildiğinde o aldığın,
tuttuğun her nefeste her saniye daha kıymetli oluyor ve onun hakkını
vererek yapmaya çalışıyorsun. Beni başlarda çok zorlasa da astım gibi
dezavantajlar, şu an bana bir anlamda güç veriyor."
Ercümen, kendisine çok fazla şey kazandırdığını söylediği Antarktika dalışının zorlu şartlarına ilişkin şunları söyledi:
"Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Mustafa Varank ve Spor Bakanlığımınızın
destekleriyle, geçen sene şubat ayında gerçekleştirdiğimiz bilim
seferinde Antarktika Kıtası'nda dalış yapan ilk Türk kadını oldum,
yaptığım en zor ama bir o kadar önemli ve özel bir dalıştı. Hava
şartları çok sert, kuvvetli ve insanın orda hiçbir gücü yok. Su -5
dereceye kadar soğuktu. Dışarısı da o kadar soğuktu ki dalışlarımda
nefes bile alamadan dalıyordum. Kıtanın insanın müdahale edemeyeceği,
insanın yaşamadığı bir doğa yapısı var, yunus, balina, penguen ve
foklara ait. Örneğin bir fırtına çıktığında, bir hafta dışarı
çıkamadığınız oluyor. Belki koronavirüs salgın süreciyle ortak bir nokta
kurulabilir, pandemi de herkesin yaşadığı bir süreç olduğu için evden
dışarı çıkamamayı, kısıtlamanın ne olduğunu çok daha iyi anlatabilmiş
oluyorum."
Şahika Ercümen'den Antarktika'da tarihi dalış (Video)
"Denizdeki canlılar benim arkadaşım, insanlar köpekbalıklarından daha tehlikeli"
Deniz yaşamına çocukluğundan beri merakı olduğunu aktaran Ercümen,
"Denizdeki canlılar bir nevi arkadaşım, o canlılar hakkında ne kadar çok
bilgimiz varsa o habitatlar bize o kadar yakın geliyor. Bir yunusun,
köpekbalığının, caretta carettanın doğada var olma sebebi hiçbir zaman
insana zarar vermek değil, bir insan baskısı altında kalırsa, yaptığı en
fazla kendini korumak olur. Bunları bildikten sonra su altından
korkmanın hiçbir anlamı yok. İnsanların yaptıklarına bakılırsa onların
bizden korkması lazım. Ayşegül Dinçkök'le birlikte bir su altı
çalışmamızda, köpekbalıklarıyla yaptığımız dalışları 'Yanılgı'
sergisinde toplamıştık. Orda bize 'korkuyor musunuz köpek balıklarından'
diye sorulmuştu. 'İnsanlardan, köpekbalıklarıyla dalmaktan daha çok
korkuyoruz' demiştik. Bir senede en fazla 4-5 köpekbalığı saldırısı
olurken, her yıl yüzbinlerce köpekbalığı sadece yüzgeçleri için,
köpekbalığı çorbası için katlediliyor. " şeklinde görüş belirtti.
"Dalış yapmayı ve suda olmayı çok özledim"
Yeni tip koronavirüs salgını nedeniyle ocak ayından beri dalış
yapamadığını aktaran milli sporcu Ercümen, "Denizler benim yaşam alanım,
suda kendimi çok daha rahat hissediyorum, su bana sağlığımı verdi ben
de ona çok büyük minnet borçluyum. Her dalış başka bir yolculuk, başka
bir öğreti. Su altında çok keyif alıyorum, mutluyum. Haziran ayındayız,
halen dalış yapamadım, bu pandemi sürecinde en çok yapmayı özlediğim şey
suda olmak ve dalış yapmaktı. Evde kalmak çok zorlu geçmedi, ben
sürekli seyahat halinde veya antrenmanda olduğum için evde hiç vakit
geçiremezdim. Ailemle kaliteli zaman geçirdiğim, kişisel anlamda da
kendimi çok geliştirdiğim verimli bir süreçti, umarım güçlü çıkarız ve
tekrarı yaşanmaz." diyerek sözlerini tamamladı.