Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!
Futbolda Kumpas Davası’nın 15. duruşması sona erdi. Son gün oturuma katılan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, müşteki sıfatıyla ifade verdi. Duruşma 9-20 Kasım tarihlerine ertelendi. Tutukluluk süresi göz önüne alınan bir sanık tahliye edildi.
İstanbul 23'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'de 1-2-3 Temmuz günlerinde yapılan duruşmalarda karar çıkmadı.
Duruşma 9-20 Kasım tarihlerine ertelendi. Tutukluluk süresi göz önüne alınan bir sanık da tahliye edildi.
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç duruşmanın son gününde müşteki sıfatıyla mahkemeye katıldı ve 14 sayfalık bir beyan verdi.
Fenerbahçe Spor Kulübü’ne yönelik bir dizi operasyon gerçekleştirildiğini belirten Ali Koç, bunların illegal bir örgütün Fenerbahçe’yi ve futbol camiasını ele geçirmek için hukuksuz operasyonlar olduğunu vurguladı.
Sanıklardan şikayetçi olduğunu ve sanıkların en ağır ceza ile cezalandırılmaları isteyen Ali Koç, “Fenerbahçe tertemiz bir tarihe sahiptir. Şike yapmamıştır, asla da yapmaz” ifadelerini kullandı.
Duruşmaya Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ile birlikte yönetim kurulu üyeleri tam kadro yer aldı.
Başkanvekili Semih Özsoy, Yönetim Kurulu Üyeleri Selahattin Baki, Burak Kızılhan, Kemal Danabaş, Sevil Zeynep Becan ve Hukuktan sorumlu yönetici Fethi Pekin ile birlikte kulüp avukatları da duruşmada yer aldı.
Ara kararları Fenerbahçe Televizyonu'na değerlendiren Kulüp avukatı Naim
Karakaya, “3 günlük 15. duruşmayı yaşadık. Bugün önemli bir gündü. 3
Temmuz’un 9. yılıydı ve bu güzel bir tesadüftü. Bugün Kulübümüz adına
Başkanımız Ali Koç Kulübümüzün bu süreçte yaşadığı şikayetleri,
mağduriyetleri ifade etti, kumpastan bahsetti. Fenerbahçe’yle şike
kelimesinin asla yan yana gelemeyecek kelimeler olduğunu ve her geçen
gün ortaya çıkan olayların bu sürecin içerisindeki kumpas olgusunu
ortaya çıkardığını ifade etti. Bu 3 günlük yargılama içerisinde gizli
tanıklar dinlendi, diğer normal tanıklar dinlendi, sorular ve cevaplar
oldu, bilirkişi raporları geldi. Eksiklerin tamamlanması için duruşma
ileri bir tarihe ertelendi. Hem 9 Kasım haftası hem 16 Kasım haftası
olmak üzere 2 hafta boyunca yeni duruşma yapılacak ve bu duruşmada eksik
kalan tanıkların dinlenmesi yapılacak. Bazı bilirkişi raporlarında
eksikler vardı, o raporların eksiklerinin giderilip raporların
alınmasına karar verilecek. Tutuklu sanıklardan sadece 1 sanığın
tahliyesine karar verdi adli kontrol altında yurt dışı çıkış yasağı
konulması suretiyle. Bu şekilde eksiklerin tamamlanması suretiyle
yargılamanın ileriki aşamalarına doğru gidilecek. Biraz bizim için daha
erken bir duruşma günü olsa daha iyi olabilirdi. 9 Kasım biraz uzun bir
tarih ama mahkemenin yoğunluğu, salonların yetersizliği dolayısıyla
böyle bir durum meydana geldi.
Davanın sonuna doğru yaklaştığımızı hissediyoruz. Diğer taraftan
sanıklara bazı ek suçlamalar yönünden de ek savunma hakları verdi
mahkeme. Bu da önemli bir gelişme, bizim talebimiz üzerine olan bir
gelişme. Bu maddelerin de sanıklara uygulanma olasılığı dolayısıyla
önümüzdeki celse için yasal olarak ek savunma hakkı verilmesi gerekti.
Bu hak da tanınmış oldu. Yine 2020’de bitmesi için iyi niyetlerimizi
muhafaza ediyoruz ama belki de 2020’yi aşabilen durumlar olabilir. 9
Kasım’ı görünce biraz böyle bir kanaate hasıl oldu ama eninde sonunda
adalet yavaş yürür derler ama er geç ulaşmak istediği noktaya ulaşır
derler.
Aslolan burada 3 Temmuz sürecinin hukuksuzluğuna karşı Fenerbahçe
camiasının durduğu duruştur. Bu hukuksuz yapı Fenerbahçe duvarına
çarpmıştır, ilk tokadı Fenerbahçe’den yemiştir. 15 Temmuz’dan önce 3
Temmuz sürecindeki insanların direnişiyle bu hukuksuz süreç, hukuksuz
işler bir tepkiyle karşılaşmıştır. Bu son derece değerli bir tepkidir.
Bugün de o tepkinin hukuk önünde bir mücadelesinin sonucu yaşanmaktadır.
Bu yönüyle de son derece değerlidir. Sadece Fenerbahçe için değil,
sadece futbol için değil, sadece kulüpler için değil hukuksuzluğa
uğramış tüm insanlar için önemli bir mücadeledir. Hukuksuzluk önünde
hukuk üzerinden hak arama mücadelesi olarak oldukça değerlidir.
Fenerbahçe olarak bu sürecin sonuna kadar da hukuksuzluğa hayır
diyeceğiz. Fenerbahçe ile şike kelimeleri asla yan yana konamaz. Olsa
olsa Fenerbahçe ile kumpas kelimeleri yan yana konabilir. Fenerbahçe’nin
kumpas mağduru olduğunun tescilleneceği günü sabırla bekliyoruz.” dedi.
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, 107 sanıklı Futbolda Şike
Kumpası davasının 15. oturumunda müşteki sıfatıyla ifade verdi.
Başkan Ali Koç’un, Fenerbahçe'ye kumpas kuranların yargılandığı
Fenerbahçe Kumpası Davası’nın 15. celsesinin 3. gününde mahkemede yaptığı konuşma şu şekilde:
"Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Kıymetli Savcı,
Bugün burada, kökleri 1907’ye dayanan, 113 yıllık tarihi boyunca
ülkemize uluslararası birçok başarı getirmiş, Türk sporuna binlerce
sporcu kazandırmış, yetiştirdiği sporcular ile gerek Fenerbahçemizi
gerekse Türkiye’nin çeşitli branşlardaki milli takımlarını
olimpiyatlarda, Dünya Şampiyonalarında, Avrupa Şampiyonalarında ve diğer
şampiyonalarda temsil etmiş, Türkiye’nin en fazla taraftarına sahip
kulüplerinden biri olan; kitleleri etkileyici gücü ve kapsayıcı
yapısıyla, parçası olduğu toplumun sorunlarına karşı her zaman duyarlı
bir sivil toplum kuruluşu olan Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 37. Başkanı
olarak huzurlarınızda bulunuyorum.
Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği’nin amacı; Fenerbahçe Spor Kulübü
Derneği Tüzüğü’nün 3. maddesi gereğince kurucumuz Mustafa Kemal
Atatürk’ün gösterdiği hedef ve ilkeler doğrultusunda çağdaş yaşama uygun
olarak, üyelerin ve sporcuların, beden ve ruh sağlığını geliştirecek
olanaklar hazırlamak, fizik ve moral eğitimleri ile ilgilenmek, kulübün
tesis ve faaliyetlerinden yararlandırmaktır.
Tüzüğümüzden de açıkça anlaşıldığı üzere Fenerbahçemiz topluma
ve millete yararlı bir dernek olarak kurulmuş olup günümüze kadar
gerçekleştirdikleri ile Türkiye’de her alanda öncü ve örnek tavrıyla
insanlara her zaman umut, mutluluk kaynağı olmuştur.
Bu faslı kapatmadan önce rahmetli İslam Çupi’den bir alıntı yapmak istiyorum: "Fenerbahçe
Cumhuriyeti ortalıkta yoksa, Türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk
yoktur, insanlar yoktur, canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre
sonra yaşayan yer olmaktan çıkıp, mezarlık olur".
Sayın Heyet;
9 yıl önce bugün, sadece Türk futbolunda değil, Türkiye tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır.
3 Temmuz 2011 tarihinde Türk futbolunda sözde temizlik yapılacağı iddialarıyla
• Fenerbahçe Spor Kulübü’ne,
• Kulübün Başkanı Aziz Yıldırım’a,
• yöneticilerine,
• profesyonel çalışanlarına ve
• bazı sporcularına yönelik bir dizi operasyon gerçekleştirilmiştir.
Bunlar illegal bir örgütün Fenerbahçe’yi ve futbol camiasını ele geçirmek için gerçekleştirdiği hukuksuz operasyonlardır.
Bu durum mahkeme kararlarıyla da tespit edilmiştir.
Bir süre önce açıklanan Ergenekon Gerekçeli Kararı tüm süreci anlatmış,
ayrıca Fenerbahçemize kurulan kumpastan da, sanıklara ceza verilmek için
kanunların nasıl hiçe sayıldığından uzun uzun bahsetmiştir.
2007’de başlayan, yargıya sızmış FETÖ Terör Örgütü’nün üyeleri
aracılığıyla yapılan bu saldırılar 2011 yılına kadar çeşitli davalar
aracılığıyla yoğun bir baskı ile devam etmiştir.
Askeri, siyasi, akademik, kamu ve özel sektör ayırt etmeksizin toplumun
tüm kesimlerinde karşıt gördükleri, kendilerine biat etmeyen kişi ve
kurumları, kendilerine has kumpas yöntemleri ile tasfiyeye başlayan
Paralel Devlet Yapılanması FETÖ/PDY, tüm hedef ve emellerini
gerçekleştirebilmek adına o dönemde sorunsuz bir şekilde mesafe kat
etmiştir.
Aynı FETÖ yapılanması, kendi gizli ajandası doğrultusunda 2011 yılında
bu kez Türk futboluna el atmıştır. Diğer kumpaslardan farklı olarak Şike
Kumpası, milyonları peşinde sürükleyen ve milyarlarca Euro’luk
ekonomisi olan futbolu hedef almış; bunu da Türkiye’nin en büyük sivil
toplum örgütü olan Fenerbahçe üzerinden yapmaya çalışmıştır.
Türk sporunun en önemli değerlerinden biri olan Fenerbahçemiz, her
aşaması nakış gibi işlenen büyük bir oyunla ele geçirilmeye
çalışılmıştır.
Operasyon süreci, soruşturma süreci ve yargı sürecinin her bir adımı
FETÖ’nün hazırladığı senaryoya göre, örgüt üyelerinin kontrolü altında
yürütülmüştür.
Kendi güdümlerinde bulunan medyalar aracılığıyla da açık bir propaganda
ile toplumda Fenerbahçe’nin şike faaliyetlerinde bulunduğu algısı
yaratılmaya çalışılmıştır.
Bakınız sürecin daha hemen başında henüz ifadeler dahi alınmadan, dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, haddini ve yetkisini aşarak, gözaltıların olduğu gün
“19 maçta şike ve teşvik primi tespit ettik” şeklinde bir açıklama yapmıştır.
Bu açıklama tam da FETÖ’nün hedeflediği gibi “ateş olmayan yerden duman çıkmaz, bakın Emniyet tespit etmiş” şeklindeki değerlendirmelerle basında yer almıştır.
Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım henüz ifade dahi vermeden, hastane
kontrollerinde ev adresi olarak, sanki tutuklu yargılanmasına karar
verilmiş gibi, Metris Cezaevi yazılmıştır.
Bunlar daha soruşturmanın en başında yaşadığımız masumiyet karinesi gibi
en temel hukuk kurallarının bile tamamen yok sayıldığının
göstergelerinden sadece birkaçıdır.
Hukuksuzluklarla dolu süreci çok daha fazla örnekle çeşitlendirmek mümkündür.
Kulübümüz, Başkanımız Aziz Yıldırım ve yönetici arkadaşlarımız medya önünde büyük bir linçe uğramıştır.
Ülkemizin en önemli değerlerinden biri olan Fenerbahçemiz’e reva görülen haksızlıklar, gün geçtikçe daha da şiddetlenmiştir.
Sadece yargı, emniyet ve medya üçgeninde değil, Türkiye Futbol
Federasyonu (TFF) ve UEFA nezdinde uğradığımız haksız tavırlar da
senaryonun kusursuz birer parçası olarak tarihteki yerini almıştır.
Buradan bir parantez de TFF’ye açmak gerekiyor.
Asli görevlerinden bir tanesi Türk futbolunun marka değerini korumak ve
daha yukarılara çıkarmak olan bu kurum, o dönem Avrupa futbolunun
yükselen yıldızı olan Fenerbahçe’ye maruz görülen haksızlıklara göz
yummakla kalmamış, üzerine bu büyük oyunun bir paydaşı haline
dönüşmüştür.
Dönemin TFF Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri de Fenerbahçemize karşı
yapılan bu operasyonların kimi bilerek kimi de bilmeyerek parçası
olmuşlardır.
Henüz yargılaması tamamlanmamış, ifadeleri alınmamış bir durumdayken,
polis fezlekesinde her biri sadece iddia olarak yer alan tüm belge ve
dökümanlar UEFA’ya an be an yazışmalarla rapor edilmiştir.
Bu yönlendirmeler neticesinde UEFA da hakkımızda yanlış ve aleyhte kararlar tesis etmiştir.
Federasyonun çabalarıyla, davaya bakan savcıyla görüştürülmek üzere
Türkiye’ye çağırılan UEFA müfettişi Pierre Cornu, resmi raporunda da
yazdığı gibi, ziyareti sırasında “Fenerbahçe’nin %1 bile şike yapmama
ihtimali var mıdır?” sorusunu TFF yetkililerine yöneltmiştir.
Söz konusu yetkililer ise “Fenerbahçe %100 şike yapmıştır” cevabını vermişlerdir.
Sadece bu örnek bile dönemin federasyonunun Fenerbahçe ve süreçle ilgili gerçek niyetini ve duruşunu apaçık ortaya koymaktadır.
Bizi sözde hukuksuzluk yaptığımız iddiasıyla Avrupa’ya göndermeyenler, bizim “madem öyle, şike yaptığımızı düşünüyorsanız bizi alt lige düşürün” şeklindeki meydan okumamızı reddederek büyük bir çelişki içine girdiler.
Bu noktada şunu da hatırlatmak isterim ki, o dönemde yürürlükte olan
Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Disiplin Talimatının 58. Maddesine
göre müsabakanın sonucunun hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde
etkilenmesi veya buna teşebbüs edilmesi halinde kulüpler küme düşme
cezası ile cezalandırılıyordu.
Başta Fenerbahçe olmak üzere neredeyse tüm spor camiasının karşı
çıkmasına rağmen o süreçte söz konusu talimat değiştirilmiş ve teşebbüs
halinde kulüplere ceza verilmemesine hükmedilmiştir.
Yani açıkça Fenerbahçe’nin, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında yer alan en
yüksek kademeli ligden düşmesi istenmemiştir. Çünkü bu operasyonu
yapanların asıl amacı Süper Ligdeki Fenerbahçe Spor Kulübü’nü ele
geçirmekti.
Zira Fenerbahçe’mizin bir alt lige düşürülmesi halinde futbol camiasına amaçlandığı şekilde etkin giriş yapılamayacaktı.
Sayın Heyet, Kulübümüz Şike Kumpası sürecinde telafi edilmesi imkânsız maddi ve manevi zararlara uğratılmıştır.
UEFA Şampiyonlar Ligi’ne gidemediğimiz için
*katılım payı
*performansa dayalı ödüller
*bilet satış gelirleri
*kombine kart satış hasılat gelirleri
*reklam ve ürün satış hasılat gelirlerini
Kaybederek sadece o yıl için toplamda yaklaşık olarak 54.000.000,00 (ellidörtmilyon) Euro zarara uğradık.
Bu kayıplara ilave olarak kadromuzda yer alan ve pek çok üst düzey
kulübün peşinden koştuğu uluslararası çapta 5 oyuncumuzu satmak zorunda
kaldık.
Zira, kulübe kaynak yaratılması gerekiyordu.
Halka açık olan şirketimizin hisselerinde de yadsınamayacak şekilde düşüş yaşanmıştır.
Basit bir örnek vermek gerekirse:
Fenerbahçe Futbol A. Ş.’nin Kumpas öncesi son kapanış tarihi olan 01.07.2011 tarihinde piyasa değeri 1.771.425.000,00 TL (756 milyon Euro) iken;
Kumpastan bir ay sonra 10.08.2011 tarihinde piyasa değeri 907.475.000,00 TL’ye (361 milyon Euro) düşmüştür.
Bu rakamlar ışığında Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin sadece bir aylık süreçte görmüş olduğu değer kaybı 863.950.000,00 TL’dir (395 milyon Euro)
VE BUNUN TEK SEBEBİ BU KUMPASTIR.
Tüm bunlar nedeniyle Kulübümüzün 2011-2012 sezonu başta olmak üzere devam eden sezonlardaki kayıpları tarif edilemez boyuttadır.
Bu yukarıda saydıklarım Fenerbahçemizin uğradığı maddi zararlardır.
Şunu da belirtmek gerekir ki; Şike Kumpasından olumsuz etkilenen tek
kulüp Fenerbahçe değildir. 3 Temmuz operasyonu Türk futbolu, hatta Türk
sporu için kötü bir dönüm noktasıdır.
Bu operasyonun Türk sporuna verdiği zararları o dönemde tüm spor
kamuoyunu Fenerbahçe Spor Kulübü olarak defalarca “Aynı Gemideyiz”
diyerek uyarmıştık.
Bugün 3 Temmuz sürecinin spor kulüplerimiz, Türk futbolu ve taraftarlar
yani milyonlarca vatandaşımız üzerinde yarattığı tahribat onlarca yıl
tamir etmek mümkün değildir.
Tüm bunların yanında Fenerbahçemizin uğradığı manevi zararlar da mevcuttur.
En baştan üzerine basa basa belirtmekte fayda var ki;
Camiamızın uğradığı manevi zararlar, ölçülmesi mümkün olmayan boyutlardadır.
Her şeyden önemlisi Fenerbahçe ile şike kelimesi kumpas ile yan yana
getirilerek Fenerbahçe’nin tertemiz tarihine ve marka değerine zarar
verilmiştir.
Soruşturma üzerinde gizlilik kararı olmasına rağmen örgütün gazeteleri
ve televizyonlarına kara propaganda amacıyla hâlihazırda yargılanan
hâkimlerden, savcılardan ve polislerden gelen belgeler servis edilip,
Fenerbahçe hakkında “şikeci takım” imajı yaratılmaya çalışılmıştır. O
dönem kimse bu hukuksuzluğu durdurmamış yada durduramamıştır. Kulübümüz
henüz yargılama bile başlamamışken evvela kamuoyu nezdinde mahkum
edilmeye çalışılmıştır.
Fenerbahçemize gerçekleştirilen operasyon ile ayrıca toplumsal bir
ayrışma amaçlanmış ve diğer camiaların Fenerbahçe’den nefret etmesi
sağlanmaya çalışılmıştır.
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün en büyük gücü taraftarlardır. Genci, yaşlısı
ile yurt içinde ve yurt dışında yaklaşık 30 milyon taraftara sahip bir
camia olup, medyada yaratılmış olan algı operasyonu sonucunda henüz
belirli takımlara gönül vermemiş olan yeni nesillerin Fenerbahçe sevgisi
taşımalarının önüne geçilmiştir.
Sadece bu hususlar bile Fenerbahçe’nin ağır manevi zararlar gördüğünü açıkça gözler önüne sermektedir.
O dönemde diğer kulüpler bizim sesimizi maalesef duymazdan geldiler.
Fenerbahçe camiası tek başına 3 Temmuz kumpasına karşı dik durmuş,
Başkanımız Aziz Yıldırım, Fetullahçı Terör Örgütü Fenerbahçe’yi tarumar
etmek için tüm gücüyle saldırırken daha ilk günden tarihe geçen
sözlerini söylemiştir. “Ne şikesi memleket elden gidiyor” diyerek bu örgütün asıl amacını resmen ifşa etmiştir.
O gün Başkanımızın uyarısını, Fenerbahçe’nin haykırışını dikkate
almayanlar, rüzgara göre hareket edenler, daha sonra haklı olduğumuzu
kabul etmek zorunda kalmışlardır.
Bu kumpas, ülkemizin hukuk, adalet, polis teşkilatı, medya başta olmak
üzere tüm damarlarına sızmış FETÖ tarafından devletin imkanları
kullanılarak organize edilmiş ve hayata geçirilmiştir.
Gelinen aşamada hem verilen beraat kararları hem huzurdaki bu davanın
açılmış olması hem de geçtiğimiz aylarda açıklanan Ergenekon Davası’nın
gerekçeli kararı, haklılığımızı bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Tekrar tekrar hatırlatmak isterim ki Fenerbahçe’ye yapılan
hukuksuzluklara tereddütle bakmak, “ama” veya “fakat” retorikleriyle
ulaşılacak her değerlendirme Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik
varlığına kast eden FETÖ'nün meşrulaştırılmasından başka hiçbir anlam
taşımamaktadır.
Camiamız, başkanımızın liderliğinde taraftarlarımız, sporcularımız ve
yönetimimizle ülkemizin geleceğinde önemli yeri olan büyük bir direniş
gerçekleştirmiştir.
Bu direnişin önemi, FETÖ yapılanmasına karşı duran ilk camia olmamızdan kaynaklıdır.
O gün camiamızın verdiği örnek mücadele, FETÖ’nün ilk defa başarısızlığa uğramasını sağlamıştır.
FETÖ, kumpaslarındaki ilk hüsranını Fenerbahçe camiasının bu direnişiyle yaşamıştır.
Bu başarısızlık, 2011 sonrasında teşebbüs ettiği Türkiye’yi tamamen ele
geçirme operasyonu olan 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi
hain saldırılarda da başarısız olmasının fitilini ateşlemiştir.
3 Temmuz direnişi, Türkiye’nin topyekün direnişinin kilometre taşı olmuştur.
Biz Fenerbahçe camiası olarak FETÖ ile mücadelede milat olarak 3 Temmuz’u kabul etmekteyiz.
Geçmişte başkanımızı, yöneticilerimizi, kısacası Fenerbahçe ile alakalı
kişileri soruşturan savcılar ve onlara ceza veren, cezayı onayan
hakimler bugün ya firari konumdadır ya da soruşturulmakta,
yargılanmaktadır.
Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Kıymetli Savcı,
Açıkladığım hususlar ışığında ben, Fenerbahçe Spor Kulübü
Derneği’nin 37. Başkanı olarak, hem Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği ve
iştirakleri adına, hem de şahsım ve Yönetim Kurulu üyeleri adına
tekraren sanıklardan şikayetçi olduğumuzu belirtir, sanıkların en ağır
ceza ile cezalandırılmaları ile birlikte, asılsız “şike” iddialarıyla
Fenerbahçemize sürülen kara lekenin temizlenebilmesini teminen, kurulan
hain kumpasın, Mahkemenizce verilecek karar yoluyla tarihe tescilini
saygılarımla talep ederim.
Fenerbahçe tertemiz bir tarihe sahiptir! Şike yapmamıştır, asla da yapmaz…
Beşiktaş Kulübü Başkanı Ahmet Nur Çebi, Olağan İdari ve Mali Genel
Kurul'un koronavirüs sebebiyle Ağustos ayına ertelenmesine rağmen,
camiaya sesleniş konuşması yaparak kulübün içinde olduğu son durumu
anlattı.
En büyük sorunun borç olduğunu ifade eden Ahmet Nur Çebi, şu anda 3.3
milyar TL olan borcun mevcut finansman yükü ve gelecek olan faizlerle
2023 yılında 4.1 milyar TL’yi bulacağını hatta aşacağını açıkladı.
Fikret Orman yönetiminin yapmış olduğu ağır sözleşmelerden ve
cezalardan bahseden başkan Çebi, kaynaklar yaratmaya çalıştıklarının
altını çizdi. Pandemi sebebiyle ertelenen yardım kampanyasının yakın bir
süreçte başlatılacağını belirten Başkan Çebi, yeni ve nostaljik
sponsorun da müjdesini verdi.
Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi'nin yaptığı camiaya sesleniş konuşması şu şekilde:
“Değerli Beşiktaşlılar, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün,
Olağan İdari ve Mali Genel Kurul toplantımızı gerçekleştireceğimiz
tarihti. Yaşadığımız pandemi sonucu devletimizin uygulamaya koyduğu
yönetmelikle toplantımız Ağustos ayına ertelenmiştir. Bu nedenle sizlere
seslenmek, içinde bulunduğumuz durum ve çalışmalarımız hakkında bilgi
vermek ihtiyacı duydum. Her şeyden önce şunu söylemek istiyorum.
Verdiğimiz söz gereği çalışmalarına başlanan ve merakla beklenen geçmiş
on yılla ilgili denetleme süreci, pandemi nedeniyle birkaç ay
sarkmıştır. Önümüzdeki ağustos ayında yapılması planan genel kurul
toplantımızda sizlere bu hususla ilgili raporlar sunulacaktır.''
"2023 yılında borcumuz 4.1 milyar TL'yi bulacak"
“Göreve geldiğimiz ana kadarki borcun 3.3. milyar TL olduğu Divan
Kurulu toplantısında sizlere açıklanmıştı. Belirtmek istiyorum ki bu
borç, mevcut finansman yükü ve gelecek olan faizlerle 2023 yılında 4.1
milyar TL’yi bulacak belki de aşacaktır. Vereceğimiz mücadele, bu rakama
ulaşılmaması hatta daha da aşağı bir seviye çekilmesidir. Kulübümüzün
yaklaşık 600 milyon TL geliri vardır ancak giderimizin 900 milyon TL
olduğunu vurgulamak istiyorum. Yılda 300 milyon TL açık veriyoruz. Ayda
25 milyon TL açıkla Kulübümüzü yönetmeye çalışıyoruz. Bu durum, bugüne
kadar yapılan borçlanmanın verdiği faiz yükü ve yapılmış olan büyük
kontratların dayanılmaz olan ağırlığından kaynaklanıyor. Göreve
geldiğimiz ekim ayının son on gününde, hızlıca 120 milyon TL bulunarak
ödemeler yapılmış, temiz kağıdı alınmış ve Avrupa’ya gitmemizin önündeki
engel şimdilik kaldırılmıştır. Bu konuyla ilgili şunu belirtmek
istiyorum. Bu süreç eylül ayı sonunda tamamlanması gerekirken eski
yönetim seçim nedeniyle bunu ekim ayına ertelemiştir. Bu ilginç durumu
kamuoyu ve Beşiktaşlılarla paylaşmayı bir görev biliyorum.”
"Ağır sözleşmeler var değiştirmeye çalışıyoruz"
“Yaklaşık yedi aylık görev süremiz boyunca 380 milyon TL kaynak
yarattık. Bu kaynak, bankalara gelen tüm gelirlerimizin dışında
yarattığımız bir kaynaktır. Yapılmış olan ağır sözleşmeler gereği tüm
gelirlerimiz bankalara ödenmektedir. Gelirlerimiz, bankalar tarafından
kredi borçlarımıza sayılmaktadır. Bunların dışında bulmamız gereken 780
milyon TL’ye karşılık bulabildiğimiz 380 milyon TL ile bugüne kadar
kulübümüzü ayakta tutmayı başardık. Geldiğimiz günden bu yana sekiz ayı
bulan maaş ödemeleri yaptık. Eski yönetim döneminden kalan üç-dört ay
geriden gelen personel maaş ödemelerinin ancak bir ayını kapatmış
bulunuyoruz. Çalışanlarımıza bu konuda bizlere göstermiş oldukları
anlayış nedeniyle candan teşekkür ediyorum. Zaman içinde onların
üstündeki yükü hafifleterek yürümeye çalışacağımızı belirtmek
istiyorum.Bilindiği üzere, konsorsiyum bankalarıyla yapılmış olan bir
kredi sözleşmemiz var. Bu kredi sözleşmesinin içeriğinin Kulübümüzün şu
anki şartlarıyla dönmesine engel teşkil ettiğini hepimiz biliyoruz.
Geldiğimiz günden beri bu sözleşmenin çok ağır şartlar içerdiğini,
sözleşmenin yeniden yapılanmasının Kulübümüzün dönebilmesi adına çok
önemli olduğunu belirtmiştik. Bu konuda bankalarla olan görüşmelerimiz
ısrarlı bir şekilde devam etmektedir. Beşiktaş lehine olan bir
sözleşmeyi hayata geçirmeyi arzuluyor ve bunun gayreti içinde
olduğumuzun bilinmesini istiyorum.”
"Geldiğimiz günden beri 61 tane hacizle mücadele ettik"
“143 adet dava devraldık. Bunların yirmi dört tanesi maalesef
üyelerimizle ilgili açılmış davalardır. Bunların birçoğuyla kucaklaşmak
ve barışı tekrar sağlamak adına uzlaşmayı planlıyoruz. Yüz doksan dava
devam ederken ayrıca iki yüz yirmi beş icra takibi olduğunu belirtmek
istiyorum. Geldiğimiz günden beri altmış bir hacizle mücadele ettiğimizi
ifade etmek istiyorum.”
"Pandemi nedeniyle tüzük kongresi gecikecek"
“Kulübümüze üyelik için giriş ücretinin 5 bin TL, yıllık aidatın
120 TL olduğu malumunuzdur. Yedi, sekiz sene önce belirlenen yıllık
aidat tutarının günümüz şartlarına göre gözden geçirilmesi gerektiğini,
bu konuyu Beşiktaşımıza katkı verilmesi anlamında önemsediğimizi ve bu
durumu ilk yapılacak mali ve idari genel kurulda gündeme getireceğimizi
söylemek istiyorum.17775 üyemiz olduğunu belirtirken önemle şunu
vurgulamak istiyorum. Yaklaşık beş buçuk yılda 832 kişi üye yapılırken
geldiğimiz yedi aylık sürede 550’den fazla kişinin Kulübümüze üyeliği
yönetim kurulumuz tarafından sağlanmıştır. Bu durum bizim moralimizi
yükseltmiştir. Yeni üyelerimize üyeliklerinin hayırlı olmasını diliyorum
ve kendilerine teşekkür ediyorum. Değişmesi gereken önemli tüzük
maddeleri olduğunu biliyoruz. Bununla ilgili çalışmalar hassas bir
şekilde büyük bir kesimin katılımıyla devam etmektedir. Tüzük
kongresinin de yaşanan pandemi nedeniyle gecikeceğini üzülerek size
bildirmek istiyorum.”
“Covid-19 Beşiktaş'a ağır yük yükleyecek”
''Covid-19 salgınının yarattığı mali sıkıntıları sizlerle paylaşmak
istiyorum. Yaklaşık iki buçuk aylık süreçte 166 milyon TL gelirden
mahrum kaldık. Sezonun devamını seyircisiz oynamak ve bazı sponsor
gelirlerinden yoksun kalma ihtimalini göz önünde bulundurarak kaybımızın
yüzde 70’in üstünde olmasını beklemekteyiz. Temennimiz ve mücadelemiz
bu rakamları biraz daha aşağı çekmek yönünde olacaktır. Covid-19’un
Beşiktaş’a ağır bir yük yükleyeceği bugünden görülmektedir.”
“Taraftarlarımızın verdiği destek bizim için çok önemli"
“Taraftarlarımızın takımımıza verdiği destek ve moral bizim için
çok büyük önem ifade etmektedir. Deplasman maçlarına giden
taraftarlarımızın yaşadıkları sıkıntılar ve kendilerine yapılan
haksızlıklara karşı yöneticilerimizin yanlarında olduğunu ve genç avukat
arkadaşlarımızın fedakar taraftarlarımıza destek olmak için
deplasmanlarda yer aldığını taraftarlarımızın bilgisine sunuyorum. Kale
arkasında ayakta maç seyretme isteğinde bulunan taraftarlarımızın
isteğini teknik olarak analiz ettik ve Gençlik ve Spor Bakanımıza arz
ettik. Sonucu beklemekteyiz. Pandeminin bitip futbolun taraftarla
oynanacağı zamana gelindiğinde ayakta maç seyretme dönemini başlatmış
olacağız. BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde üç antrenman sahamız var.
Göreve geldiğimizde bir sahada çalışma yapılabiliyordu. İkinci sahanın
bakımı tarafımızca başlatıldı ve tamamlandı. Altyapıdaki
futbolcularımızın faydalanabileceği üçüncü saha için çalışmalar
başlatıldı.”
“Fulya AVM'deki doluluğu iki katına çıkardık"
“Göreve geldiğimizden beri tüm tedariklerde bakım ve onarım
konularında maliyetleri aşağı çekebilmek adına ihale usulü olarak icra
kurulumuzun çalıştığını ve sözleşmelerin yeniden yapılarak maliyetlerin
sağlıklı bir şekilde aşağı çekildiğini müjdelemekte fayda var. Bu bizim
için önemli bir konuydu. Bu hizmetleri için icra kuruluna teşekkür
ediyorum. AVM’deki doluluk oranı iki katına kadar artırıldı. Doluluk
oranı yüzde 65’e çıktı. Bu durum bizim aidat giderlerimizin azalmasını
sağlarken kısa süre içinde kira gelirlerimiz artacaktır. Bu konuyla
ilgilenen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.”
“Stadımızdaki ses düzeni için sürekli ceza ödüyormuşuz"
“Vodafone Park’ta UEFA standartlarına aykırı ses ve led düzeni
olduğunu ve bu nedenle sürekli UEFA’ya cezalar ödediğimizi şaşırarak
öğrendik. Bu durumu öğrendiğimiz andan itibaren UEFA standartlarına
ulaşılması adına icra kurulunun yapmış olduğu ihaleler sonuçlandı. Her
çalışanımız bizim için çok kıymetlidir ancak içinde bulunduğumuz mali
durum tasarruf yapmamızı gerektiriyor. Personel konusunda yüzde 22
azaltmaya giderek yıllık 10 milyon TL şimdilik tasarruf sağladık.”
“Amatör branşlar kulübe yük olmayacak şekilde düzenlenecek"
“Hassas olduğumuz konulardan biri amatör branşlardır. Camiamız
formamızı giyen amatör sporcularımıza kıymet vermektedir. Amatör
branşlarımızın altyapılarından bu zamana kadar ne yazık ki sporcular
yetiştirilemedi. Yarışmacı sporcularda, dışarıdan yapılan transferler,
ödenen yüksek bedeller ve bunları karşılamayan gelirlerle yaklaşık yılda
faiziyle birlikte 80 milyon TL’yi aşan bir amatör yapıyla baş başayız.
Bunun çözümünün formalarımızı giyen amatörlerden kopmak olmadığını biz
de biliyoruz. On iki yılda 1 milyar TL borç yaratan amatörlerin artık
kendi kendilerine yeten, altyapısından kendi oyuncularına çıkaran ve
Kulübümüze yük olmayan bir yapıya ulaşması için mücadele ediyoruz. Bunun
Beşiktaş’ın mali geleceği açısından çok önemli olduğunu söylemek
istiyorum. Bizim için önemli olan amatör sporcularımıza tertemiz
formalarımızı giydirmek, spor yapacakları alanlar vermek ve değerli
hocalarla onları yetiştirmektir. Amatör sporcularımızın formamıza olan
aşklarını artırmak ve ileride yarışmacı olabilecek takımlarımıza da
makul ücretler karşılığında hizmet etmelerini sağlamayı hedefliyoruz.
Geldiğimiz günden beri basketbolla ilgili transfer yasağına neden olan
28 milyon TL’lik yük varken 20 milyon TL bütçeyle yola çıkılmışken biz
bu rakamı yarı yarıya indirdik 20 milyon TL bütçeyle sezona başlayan
takım on üçüncü olurken bizim 10 milyon TL’ye indirdiğimiz takım ligde
sekizinciliğe yükseldi. Bu durum bizim amatör branşlarla ilgili vermek
istediğimiz mesajı açıkça ortaya koydu. Bu durum bizim düşüncemizin ne
kadar doğru olduğunu göstermektedir. En büyük desteği taraftarlarımızdan
aldığımızı ve alacağımızı biliyoruz. Taraftarlarımızın pandemi
döneminde Kartal Yuvası’nın e-ticaret yoluyla bize verdiği desteğin ne
kadar önemli olduğunu gözlemliyor ve taraftarlarımıza teşekkür ediyorum.
Taraftarlarımızın mağazalarımızın açıldıktan sonra da yapacakları
alışverişlerle verecekleri desteğin bizim için çok önemli olduğunu
belirtmek istiyorum.”
“Çok yakında nostaljik sponsorumuzla beraber olacağız"
“Sponsorlarımızın ne kadar önem ifade ettiğini sıkıntılı günlerde
daha kolay anlıyoruz. Vodafone’a bugüne kadar verdiği bundan sonra
vereceği destekler nedeniyle teşekkür ediyorum. HDI Sigorta, Corendon
Airlines, Burger King, Yurtiçi Kargo gibi sponsorlarımıza teşekkür
ediyorum. Forma kol sponsorluğu konusunda teklifimizi düşünmeden kabul
eden Aksa’ya ve değerli genel kurul üyemiz Cemil Kazancı’ya teşekkür
ediyorum. Çok yakında nostaljik bir sponsorumuzla beraber olacağımızı,
anlamlı bir sponsorluk süreci yaşayacağımızı ve bu konuyla ilgili
duyurumuzu çok yakında yapacağımızı buradan beyan etmek istiyorum.
Akatlar No: 1903 Sosyal Tesisi, geldiğimiz günün ertesi kiraları
ödenmediği için mühürlenmişti. Çok kısa zamanda bu mekanı Beşiktaş’a
kazandırdık. Pandemi nedeniyle tadilat işleri uzadı. Salgın sona
erdikten sonra bu tesiste bir araya geleceğimizi müjdelemek istiyorum.”
“Kadın futbol takımımızla gurur duyuyorum"
“Kadın Futbol Takımımızla gurur duyuyorum. Çok önemsediğimiz;
annelerimiz, kız kardeşlerimiz, eşlerimiz ve kızlarımızı temsil eden
kadın sporcularımızın spor yapmaları bizim için gurur kaynağı ve
vazife.”
“Futbolda özümüze dönmek çok önemli"
“Futbolla ilgili her şeyin para olmadığını söylemek istiyorum.
Yüksek ücretlerle kurulan takımların her zaman başarı getirmediğini
düşünüyorum. 2015-16 şampiyonluğumuzda takım bütçemiz yaklaşık 52 milyon
Euro, 2016-17 şampiyonluğumuzda 67 milyon Euro ve dördüncü
tamamladığımız 2017-18 sezonunda bütçemiz 92 milyon Euro idi. Yüksek
ücret ödenen her transferin doğru transfer anlamına gelmediğini artık
hepimiz kabul ediyoruz. Bundan sonra özümüze dönmek, özellikle
gençlerden hizmet alarak ve onları başka takımlara satarak gelir elde
etmek çok önemli. Metin-Ali-Feyyaz dönemini, değerli hocamız Sergen
Yalçın’ın altyapıdan gelerek şampiyonluklar yaşadığını hatırlarsak
yapmak istediğimiz şeyin doğru olduğunu ve vizyon çizerek bu yoldan
vazgeçmememiz gerektiğini biliyoruz. Hocamızla beraber altyapıdan
gelecek çocuklara önem vereceğiz. Scout ekibimizle altyapımızın dışından
da bulacağımız kabiliyetli, genç, terbiyeli futbolcularla yeni bir
Beşiktaş yaratacağız. Bu konuda tereddüt etmiyoruz.”
“Sergen Yalçın en büyük şansımız"
“Sergen Yalçın hocamız yaratmak istediğimiz sistemde en büyük
şansımız. Kendisi altyapıdan gelerek şampiyon olmuş bir sporcu. Sergen
Yalçın’ın motivasyonunun en üst noktada olduğunu görmekteyiz.
Geldiğimizde on üçüncü sırada olan takımımız şu anda beşinci sırada.
Sezon sonunda daha yukarıda olmayı hedefliyoruz. Bu da bizim futbol
takımımıza verdiğimiz önemi gösteriyor. Futbolcularımızdan pandemi
sürecinin yarattığı ve yaratacağı sıkıntılar konusunda destek istedik.
Yeni dönemdeki bütçemizin daha makul olması adına, futbolcularımızla
yola devam etme isteğimizle beraber görüşmelerimizi yapacağımızı
kendilerine ilettik. Her birinin bu konuda samimi ve istekli olacağına
inancım sonsuz.”
“Transferde acele edilmemeli”
“Transferler yapılırken acele edilmemeli, özenli araştırmalar
yapılmalı. Transfer edilecek futbolcunun faydalı olmaması halinde
Kulübümüze büyük maddi zarar vereceğini gördük. Bunların tecrübesini
yaşamış bir yönetici olarak bugün başkanlık yaptığım Kulübümüzde
yaşadığım bir örneği sizinle paylaşmak istiyorum. Futbolcumuz Ajdin
Hasic, şu anda Ümraniyespor’da kiralık olarak oynuyor. En kısa zamanda
kendisini A takımımızda değerlendirmek istiyoruz. Hasic’i sportif
başarıda destek ve ekonomik olarak bize fayda sağlayabilecek bir sporcu
olarak görüyoruz. Acele transfer olmamalı, pazarlıklar çok sağlıklı
yapılmalı. 2 milyon euroya atılan imzaya rağmen, Hasic’in ve ailesinin
bize destek vermesi, kendileriyle günlerce pazarlık yaparak bu bedeli 1
milyon euroya çekmiş olmamızın da çok önemli olduğu hususunu dikkatinize
sunuyorum.”
“Kulağımıza dedikodular geliyor”
“2019 yılının ekim ayında göreve geldik. Arkadaşlarıma teşekkür
ediyorum. Canı gönülden çalışıyorlar. Kulağımıza dedikodular geliyor.
Sürekli görevi bırakacağımız ve kendi aramızda anlaşamadığımız gibi
söylemlerle bizi yıpratmaya çalışan muhalifler olduğunu gözlemliyoruz.
Bunları niye yaptıklarını anlayamadığımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bunlara gerek yok. Seçim zamanı gelir, herkes aday olur. Nasıl biz
cesaretle geldik ve zor durumda aday olduysak herkesin aday olma hakkı
var. Çalışan bu yönetimi yıpratma amaçlı dedikodulara rica ediyorum,
inanmayın. Ben arkadaşlarımla çok iyi anlaşıyorum. Tartışmak,
Beşiktaş’ın menfaatleri açısından çok önemli. Eğer tartışmaların
yapılmadığı yönetimlerde huzur var diyorsanız, huzur Beşiktaş’a hayır
getirmemiştir. Biz kavga etmiyoruz. Beşiktaş’ı seviyoruz. Borç 3 milyar
TL’ye yaklaşmışken 2019 yaz transfer döneminde, bonservis ve maaşlarıyla
30 milyon Euro’ya futbolcuların transfer edilmesi, bir transfer
sezonunda Kulübümüze 250, 300 milyon TL yük bırakılmasını sizlerin
takdirine sunuyorum ve üyelerimizden bu durumu bir yere not etmelerini
rica ediyorum”
“Altyapıya önem veriyoruz”
“Altyapıya önem veriyoruz. U-19 Akademi Takımımızda başarıyla
çalışmış olan Ozan Köprülü’yü alt ve üst yapı arasında köprü olması
amacıyla Sergen Yalçın’ın ekibine dahil etmemizin, hocamızın bu durumu
benimsemesinin, bizim öze dönerek gençlerle yol alacağımızın işareti
olarak tarafınızca bilinmesini istiyorum.”
“Federasyondan cevaplar bekliyoruz”
''Göreve geldiğimiz günden beri Türkiye Futbol Federasyonu ile
ilgili yaşadıklarımızı aktarmak istiyorum. Fenerbahçe maçında VAR olayı
yaşadık. Müracaatları yapmamıza rağmen sonuç elde edemedik. Hala o
konuda beklentimiz var. Göztepe maçında kural hatası olduğunu belirttik.
Hakemin çelişkili ifadelerinin etik kurulunda değerlendirilmesi konulu
müracaatımıza cevap alamadık. Mesut Bakkal beyefendinin belirttiği gibi
1986-87 sezonunda şampiyon ilan edilmemizle ilgili müracaatımıza en kısa
zamanda cevap verilmesini arzu ettiğimizi TFF’ye iletmek
istiyorum.FIFA, UEFA ve TFF, pandemi döneminde hiçbir şekilde net
yönlendirici kararlar alıp tarafımıza bildirmedi. Bu da
futbolcularımızla ne şekilde hareket edeceğimiz konusunda bizi zorluyor.
Futbolcularımız da bu konuda ne yapacaklarını bilememekte. Umuyorum ki
FIFA, UEFA ve TFF’nin yapmadığı şeyleri, futbolcularımızla bir aile
olarak çözeriz. Bundan sonrası için süratli bir şekilde ekonomik
kuralların yeni baştan belirlemesi gerektiğini TFF aracılığıyla FIFA ve
UEFA’ya bildirmeyi görev kabul ediyorum.”
“Yardım kampanyasını yakında başlatacağız”
“En önemli konu ekonomi. Herkes ‘Ekonomik durumu anlatmayı bırak
çözüm getir’ diyor. Ben bu konuda geri adım atmayacağım. İçinde
bulunduğum durumu aileme anlatamazsam Beşiktaş’a katkı veremem. Bize
destek vermeniz halinde Beşiktaş’ı uçuracağız. Bizi güzel günler
bekliyor. Doğru işler yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Sizlerin vereceği
destek benim ve yönetim kurulum için çok önemli. Yalnız başımızda biz bu
yolda yürümekte zorlanırız. Bizi yalnız bırakmamanızı rica ettik. Bağış
kampanyasından bahsetmiştim. 19 Mart’ta başlatmayı düşündüğümüz
kampanya Covid-19 nedeniyle ertelenmişti. Haziran’dan sonra normal
sürece geçeceğimizi, seyircisiz de olsa kalan sekiz haftanın
oynanacağını biliyoruz. Bu süreç içinde kampanyamızı başlatacağız.
Vereceğiniz destek, zor durumu aşmamızda çok önemli rol oynayacak.
Şimdiden destekleriniz için teşekkür ediyorum.”
Maçları beraber seyredebildiğimiz, toplantılarımızı yapabildiğimiz,
kucaklaşabildiğimiz sağlıklı günler diliyorum ve o günlerin çok yakında
olduğunu biliyorum. Sabrın sonu selamettir. Birlik ve beraberlik
başarıya giden en kolay yoldur. Hepinize saygılar sunuyorum”
Fenerbahçe Başkan Ali Koç, Fenerbahçe Spor Kulübü Yüksek Divan Kurulu (YDK)
Olağan Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu.
Başkan Ali Koç'un konuşması şu
şekilde:
“Değerli Yüksek Divan Kurulu Başkanımız, kıymetli üyelerimiz, yönetim
kurulu arkadaşlarım, çalışan arkadaşlarımız, bizi televizyonlardan
izleyen tüm Fenerbahçeliler, Fenerbahçeli olanlar olmayanlar, herkesi
sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Umuyorum ki sizler aileleriniz,
sevdikleriniz hem güvendesiniz hem de sağlığınız yerindedir ve inşallah
hep beraber bu sıkıntılı süreci minimum tahribatla aşarız. Vefa Bey’e
özellikle teşekkür etmek istiyorum, bu sıra dışı, kalıplar dışı toplantı
düzenini kabul ettiği için ona özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bu
bir çalışanımızın fikriydi. İptal etmektense, hiç yapmamaktansa bu
şekilde yapmayı aramızda değerlendirdik. Vefa Bey’in de uygun görmesiyle
böyle bir düzen yaptık.
Hepimiz olağanüstü bir süreçten geçiyoruz. Biraz evvel Genel
Sekreterimiz, kulüp olarak neler yaptığımızı, bu süreci en iyi şekilde
yürütebilmek için nasıl çalıştığımızı sizlere aktardı, sayıları,
rakamları da aktardı. Bu arada kendisi de çok çalışırken virüse
yakalandı. Geçen Pazar akşamı beni aradığında, ‘karı-koca öksürüyoruz’
dedi. Hemen test ayarladık, tomografisi iyi çıkmadı, testi iyi çıktı.
Ama önemli olan tomografik görüntülerdi. Kendisi çok zinde hissetse de,
hiçbir semptom olmasa da kendisini karantinaya almak zorunda kaldık.
Camiamızın çatısı altında bu virüse yakalanan herkese, ülkemizdeki
herkese de geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, acil şifalar diliyorum.
Bu toplantıyı fiziken olmasa da teknolojinin nimetleri sayesinde hem
Fenerbahçe Televizyonu’nda hem de YouTube kanalımızda izleyebiliyoruz.
Öncelikle Dünyayı, mart ayında da ülkemizi ve milyonları etkisi altına
alan bu salgın dolayısıyla değişik bir süreçten geçiyoruz. Aslında 100
yılda ilk defa başımıza geliyor ama bana sorarsanız bundan sonraki
yüzyılda çok kez böyle bir olayla karşılaşacağımızı tahmin ediyorum.
İster insan yapımı olsun, ister doğal olsun ama bu virüs olaylarına
üzülerek tahmin ediyorum ki daha dirençli olacağız, daha alışacağız.
İnşallah olmayız, inşallah yanılıyorumdur ama öyle gözüküyor. Ancak
ülkemiz olarak baktığımızda hem devletimiz, hem ilgili kurumlarımız bu
virüsten korunabilmek için bu süreçten en az hasarla çıkabilmemiz için
11 Mart’tan itibaren yeni bir sistem ve planlar çerçevesinde önlemler
almaya, bizleri bilgilendirmeye, çağrılarda bulunmaya özen
gösteriyorlar, dikkat ediyorlar. Sistematik bir şekilde bunu yapıyorlar,
iyi de yapıyorlar. Bizler de vatandaşlar olarak mümkün oldukça bu
kurallara uymaya çalışıyoruz, etrafımızda da bu kurallara uymaları için
insanlara telkinde bulunuyoruz.
Şunun üzerine basarak söylemek istiyorum; buraya kadar geldik. Buraya
kadar gelirken de çok çaba sarf ettik ve belli kazanımlarımız oldu.
Dünya ile kıyasladığımız zaman daha iyi durumdayız. Büyük emeklerle bir
yere kadar geldik, tünelin sonunda da ışık görüyor muyuz? Görüyoruz. Ama
burada önemle yapmak istediğim hatırlatma; rahatlamayalım, rehavete
kapılmayalım, çok korkmayalım ama korkumuz da tamamen geçmiş gibi
davranmayalım ve ilk günkü gibi hassasiyetle konuya yaklaşmaya devam
edelim ki bizim için çalışanlara, devletimize, sağlık çalışanlarına bu
şekilde azami desteğimizi verelim. Aslında biz, bir ülke olarak adeta
bir dayanışma ruhu içerisinde bir milli mücadele veriyoruz ve bugüne
kadar da bu mücadeleyi iyi verdiğimizi söylemek istiyorum. Sağlık
Bakanımıza bir parantez açmak istiyorum: kendisini tanımam ancak
kendisinin tüm toplumumuzu, halkımızı her gün sistematik bir şekilde
bilgilerle donatması, bunu yaparken herkesin anlayacağı dilden
anlatması, güven telkin etmesi, bizleri rahatlatması, kapsayıcı ve
katılımcı olması ve gerçek bir liderlik örneği sergilemesi bu sürecin,
bu şekilde atlatılmasına da büyük katkı sağladığını düşündüğüm için onun
da kendisine bir parantez açmak istedim. Ama tabii ki bu bir ekip işi,
burada özellikle sağlık çalışanlarımıza, bu süreçte hepimiz için eşsiz
bir fedakarlık yaparak, büyük riskler alarak herkesin sağlığına
kavuşması için var gücüyle çalıştılar. Sağlık altyapımızın da ne kadar
donanımlı olduğunu test ederek gördük ve başta doktorlarımız olmak üzere
tüm sağlık çalışanlarına Fenerbahçe camiası olarak şükranlarımızı,
minnetlerimizi iletmek istiyorum. Tabii bunu yaparken de unutmamız lazım
ki sağlık çalışanları ön cephede ama arka cephede de hayatın durmaması
için bizler evlerimizdeyken hayatın nispeten mümkün olduğu kadar normal
akışında gidebilmesi için çalışan diğer tüm ilgili sektörlerin
emektarlarına da burada bir kez daha teşekkür ediyorum. Allah hepinizin
yardımcısı olsun.
İfade ettiğim gibi birinci günden beri birlik ve beraberlik içinde,
dayanışma ruhuyla bugünlere geldik. İnşallah Dünyaya örnek olan bu
tutumumuz ve süreci yönetiş şeklimiz bundan sonra da bu şekilde devam
eder. Tabii ki hepimizin temennisi en çabuk, en kısa sürede normal
hayatımıza dönmek ama normal hayatımıza dönmek için de gerektiğinden
fazla risk almamak ve bütün kurallara uymak ve inşallah en kısa zamanda
da eski günlerimize dönmek. Bu vesileyle hayatını kaybeden tüm
vatandaşlarımıza rahmet diliyorum. Ailelerine de sabır diliyorum.
Biraz önce Burak Bey de değindi. Van’dan acı haber aldık, şehitlerimiz
var. İki vatandaşımız şehit oldu. Hem de yardım yapmak için yola
çıkmışken bu hain saldırıyı kınıyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet,
ailelerine, sevdiklerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.
Evet, teknolojinin nimetlerinden yararlanarak böyle bir toplantı yapmaya
karar kıldık, yaptık, yapıyoruz. İnşallah ilk ve son olur. İnşallah bir
sonraki toplantımızı –temmuz- mümkün olan en normale uygun şartlarda
yapma imkanını sağlarız. Bir de tabii Mali Genel Kurulumuz var. Nisanda
yapmamız gereken bu toplantıyı 15 Mayıs’ta bu şekilde yapıyoruz. Ama hiç
olmazsa yapıyoruz. Belki birbirimize sarılamıyoruz, dokunamıyoruz,
dertleşemiyoruz ama ‘hiç yoktan iyidir’ diye en azından bu şekilde
temasta kalmaya, sizlerin fikirlerini almaya ki bizler için her zaman
çok önemli olan öneri, eleştiri ve fikirlerinizi almak bizler için çok
önemli. Hiç olmazsa bu yolla alabildiğimiz için de bir nebze olsun özlem
giderdik, giderebiliyoruz diyelim.
Bu toplantıyı iptal etmek içimize sinmedi. ‘Nasıl yaparız?’ diye
düşündük, bu şekilde yaptık. Küçük bir oturma düzeni, katılabilen
Yönetim Kurulu arkadaşlarımız, çalışma arkadaşlarımız da buradalar.
Evinden de takip eden Yönetim Kurulu arkadaşlarıma da selam ve
saygılarımı iletiyorum. Biz, ‘fikirleriniz önemli’ dedik. Mümkün olduğu
kadar teknoloji kullanarak online, telefon, video şeklinde biraz sonra
cevaplayacağım sorularınızı, fikirlerinizi aldık. 41 kişi katıldı,
onlara da zahmet ettikleri için, fikirlerini, görüşlerini paylaştıkları
için de ayrıca teşekkür ediyorum. Benim size anlatmak istediğim bazı
konular zaten soruların içinde barınıyor. Sorular geldikçe oraya da
değineceğiz.
Tabii gündemde pek çok konu var. Bunlardan bir tanesi önce erkek
basketbol ile başlayalım. Obradovic, hocamız önümüzdeki sezon ne olacak?
Tabii ki konuşulan gündem maddelerinden bir tanesi, bilhassa son
dönemde. Bu konuya tabii ki açıklık getirmek istiyorum. Daha önce de
birkaç kez ifade ettiğim gibi hocamız Fenerbahçe’nin yaşayan
efsanelerindendir. Geçen sene EuroLeague Final-Four öncesi takım olarak
müthiş bir performans yakaladık, camia olarak. Hem performans hem
rakamlar hem havaya girdik. Dedik ki, ‘belki de en kolay Final-Four
turnuvası’ olacak. Üç ayrı EuroLeague rekoruna imza atarak turnuvaya
kaldık ancak ondan sonra müthiş başlayan sezon hiç beklemediğimiz,
hocamızın da bize ifade ettiği gibi kariyerinde hiç yaşamadığı, tecrübe
etmediği şekilde, eşi ve benzeri olmayan talihsiz sakatlıklar
neticesinde sezonu hiç de arzu etmediğimiz, hiç de beklemediğimiz
şekilde tamamladık. Yani muhteşem başlayan sezon, çok çok kötü bitti.
Yeni sezon planlamasına başladık. Hocamızın istek ve beklentileri
doğrultusunda çalışmalar yaptık. Bu çalışmaların içerisinde de Avrupa’da
ses getiren transferlerle takımımızı güçlendirdik. Hatta hocamızın
söylemine göre size aktarıyorum; ‘Fenerbahçe’de bulunduğu sezonlar
içerisinde en iyi kadroyu kurduk’ dedi. Ancak geçen sezonun tam tersine
bu sefer, bu sene sezon başlangıcımız hiç kimsenin inanamayacağı, tahmin
edemeyeceği şekilde gerçekleşti. Bizler bile yaşadıklarımıza,
gördüklerimize inanamıyorduk. Bilhassa kendi sahamızda rahat kazanmamız
gerekirken son saniyelerde aldığımız mağlubiyetler vs. vs. diyelim ama
sezon başlangıcı beklentimizin tam tersi oldu.
Buna rağmen; geçen senenin tam tersine çok kötü başlayan sezon haftalar
içinde biraz kıpırdanmaya ve toparlanmaya başladı. Arkasından EuroLeague
Play-off potasına girdik. Türkiye Kupası’nı aldık. Tam işler yoluna
giriyor derken; iptaller, ertelemeler geldi. Şunu söylerken çok abartmış
olmam. Geçen sene kimse sezon içinde yaşadıklarını gördüğünde sezon
sonunda bu sonuçları tahmin edemezken; belki de bu sezon lig takvimi ve
play-off takvimi devam edebilseydi kimsenin beklemediği şekilde sezonu
bitirebilirdik. Belki tarihe geçecek bir ‘come back’ yapabilirdik. Belki
diyorum, neden belki diyorum? Geçen sezon yaşadığımız müthiş
performansın nasıl sonuçlandığını kimsenin tahmin edememesi gibi bu
seneki kötü başlangıcın da sonu çok farklı olabilirdi. Bilemiyoruz.
Hiçbir zaman da bilemeyeceğiz.
OBRADOVIC FENERBAHÇE’NİN YAŞAYAN EFSANESİDİR
Başantrenörümüz Zeljko Obradovic’e dönmek istiyorum. Ben kendisine de ifade
ettiğim gibi; bize yaşattığı eşsiz mutluluklar, eşsiz zaferler
doğrultusunda sezon nasıl devam ederse etsin hem teknik kadronun hem de
takımımızın bizlerin ve camiamızın nezdinde sonsuz kredisi olduğu
yönündeydi. Birkaç kez kamuoyuna da ifade ettiği gibi; hocamız
Fenerbahçe’nin yaşayan efsanesidir ve Fenerbahçe’de kalmak istediği
müddetçe burası onun evidir. Bu düşüncemde değişiklik olmamıştır. Sezon
içerisinde de kendisine bu düşüncelerimiz hem Semih Özsoy hem de şahsım
tarafından iletilmiştir. Sezon içerisinde de birkaç defa kontrat uzatma
niyetimizi iletmemize rağmen hocamız gidişattan dolayı sezon sonunda
değerlendirme yapmamızın daha doğru olacağını ifade etmiştir. Türkiye
Ligi iptal edildi. Cenk Renda’nın da belirttiği gibi; 25 Mayıs’ta
EuroLeague toplantısında turnuvayla ilgili kararlar alınacaktır. Tam ne
çıkacağını bilmiyorum ama en azından yaz aylarında oynanabileceğini
sanmıyorum. Dolayısıyla biz de önümüzdeki günlerde hocamızla
bıraktığımız yerden istişare edeceğiz. Kendisi bizimle kalmak istediği
müddetçe, burası onun evidir.
BÜTÜN YAŞADIKLARIMIZDAN DERS ÇIKARMAMIZ LAZIM
Futbola dönelim. Geçen sene çok sıkıntılar yaşamıştık. Ersun Hoca’nın
liderliğinde yeniden bir yapılandırma yaptık. İkinci yarının ikinci
maçında Başakşehir’i evimizde 2-0 yendiğimiz maçta çok da iyi futbol
oynamıştık. Belki de sezonun en iyi maçlarından biriydi. Liderin birkaç
puan gerisindeydik. Şampiyonluk havası yakalamıştık. Şampiyonluğun en
büyük adaylarından gösteriliyorduk. Ne olduysa 7 maçta 21 puanın 18’ini
kaybettik. Şampiyonluk havası yakalamışken birden bire geçen sezonki
tabloya dönmüş olduk. İyi oynarken, rakipleri domine ederken, liderlik
potasındayken, bahis siteleri tarafından şampiyonluğun en kuvvetli adayı
olarak gösterilirken de oyuncular, hoca, yönetim, tribündeki taraftar
desteği ve şampiyonluk inancı aynıydı. En üst seviyede çok iyi bir kamp
dönemi geçirdik. Hal böyle iken 7 haftada yaşadığımız korkunç düşüşün
hayatın olağan akışına aykırı olduğunu düşünüyorum. Bunun temel iki
nedeni var. Biri bizlerle alakalı. Yani iç faktörler. Diğeri de dış
faktörler. İç faktörlere baktığımız zaman; daha evvel de 1907
Tribünü’nde yaptığımız basın toplantısında ifade etmiştim. Sezon
ilerledikçe ve sakatlıklar yaşandıkça bazı pozisyonlardaki eksik
yapılanmanın olumsuz sonuçlarını yaşadık. Böyle olunca da hocamız çok
istemese de saha içinde çok fazla rotasyon yapmak zorunda kaldı. Buna
rağmen şampiyonluğa oynuyorduk. Devre arası geldi. Eksiklerimizi
gidermek ve ihtiyaçlarımızı karşılamak için büyük bir fırsattı.
Şampiyonluğun en büyük adayıydık. Bir diğer hatamız da puan kayıplarının
yaşandığı haftalar itibarıyla gerek bizler gerek yönetim kurulu
üyelerimiz olsun; gerek idari kadro gerekse de teknik kadronun yaşadığı
konsantrasyon eksikliği, futbolcuların psikolojik düşüşüne ve
şampiyonluk inançlarının zedelenmesine mani olamadı. Bir çare üretmedik.
Arka arkaya gelen puan kayıpları da futbolcuların üzerinde çok olumsuz
bir hava yarattı. Özgüvenimiz kayboldu. Diğer hatalarımızdan bir
tanesini de önümüzdeki sezon kesinlikle gidermeliyiz. Gidereceğimize de
inanıyorum. Futboldaki başarılarının en önemli unsurlarından birisi de
takım içindeki rekabet ortamının en üst seviyede olmasıdır. Bu da her
futbolcunun her an oynayabileceğine inanmasıdır. 11’de oynayan her
futbolcunun da performansı düştüğü takdirde yerini bir başkasına
kaybedebileceğine olan inancıdır. Ne yazık ki bu ortamı sağlamakta
yeterli olamadık. Takım içi rekabeti bu noktaya getiremedik. Dış
faktörlere baktığımızda da bunu anlatırken malum yerler hemen ‘mazeret
arıyorlar, hakemlerle mazeret buluyorlar’ diyorlar. Ama hakkaniyetle ve
vicdanla bakarsanız aleyhimize yapılan fahiş hakem hataları öyle bir
boyuta geldi ki lig içerisindeki sıralamayı normal bir sezonun
ortalamasını çok çok üzerinde etkiledi. Bunu mazeret olarak
söylemiyorum. İyiye iyi, kötüye kötü diyen insanlarız.
Kendi hatalarımızı da hiç çekinmeden söyleyen insanlarız. Ancak bu
hatalar öyle bir boyuta geldi ki en azılı Fenerbahçe karşıtı olan medya
mensupları ‘Fenerbahçe doğranıyor’ yorumlarını yapacak durumda kaldılar.
İş o boyutlara geldi. Psikolojiyi en çok etkileyen unsurlardan biri de
buydu. Samandıra’da ‘ne yaparsak yapalım şampiyon olamayacağız, şampiyon
yapmayacaklar’ havası hakim oldu. Yönetim olarak da belki biz
hatalıyız. Belki bunun tersini savunmalıydık ama bunları yaşadık.
Yabancı oyuncularımız ne olduğunu sordukları zaman Türkiye’nin doğasını
bilmeyen, bilhassa yeni yabancı oyunculara bu gelişmeleri aktarmakta
ciddi sıkıntılar yaşadık. Kadro eksiklerini, bilhassa sol bek
eksikliğini gidermek için transfer penceresini kullanmak istedik.
Takviye yapmak istedik. Transfer dönemini transfer yapmaktansa TFF
Lisans Kurulu ile boşa geçirdik. Sürecin başladığı günden, transfer
penceresinin son gününe kadar Lisans Kurulu’nun birbiriyle çelişen
kararları attığımız her türlü finansal adımları boşa çıkaracak, harcama
limitlerini transfer yapmamızı engelleyecek seviyede tuttular. Bir nevi
ne yaparız da Fenerbahçe’ye transfer yaptırmayız mantığıyla işler
yürüdü. Simon Falette’i bile Sadık’ın yaptığı büyük fedakarlık ve
maaşında indirim kabul etmesiyle son dakikalarda halledebildik.
Ligimizde transfer yapmak açısından baktığımızda mali durumu
Fenerbahçe’den çok daha kötü olan takımlar da dahil olmak üzere Süper
Lig’in her takımının transfer izni olmasına rağmen, yapabilme imkanı
varken; sadece transfer yapamayan tek takım olarak Fenerbahçe
belirlendi. Bütün bu hatalarımızdan ve yaşadıklarımızdan ders çıkarmamız
lazım.
YERLİ VE YABANCI 3 FARKLI TEKNİK DİREKTÖRLE GÖRÜŞÜYORUZ
Önümüzdeki senenin planlarını yapıyoruz. Erteleme süreci de bu planları
yapabilmek için bizlere daha fazla zaman sağladı. Birkaç konuya da
açıklık getirmek istiyorum. Teknik direktör konusunda erteleme
sürecinden önce de çalışmalarımız vardı. 3-4 hocayla beraber görüşmeleri
götürüyorduk. Bir tanesiyle neredeyse anlaşmışken; EURO 2020’nin 2021’e
atılmasıyla ne yazık ki bizim çalışmalarımız da sekteye uğradı. Şu anda
yerli ve yabancı olmak üzere üç farklı teknik direktörle görüşüyoruz.
Değişik kriterlere bakıyoruz. Kafamızdaki kriterlerin hepsini bir hocada
bulmak da mümkün değil. Genç, aç, çok çalışan, disiplinli, profesyonel,
ya Türkiye’yi iyi bilen ya da bu coğrafyada çalışması sıkıntı
olmayacak, çabuk adapte olabilecek, 40-50 yaş arası, ekonomik
imkanlarımıza uyabilecek ki şu an daha da sıkıntıya girdi, takım içinde
rekabeti sağlayabilecek çoklu oyun anlayışı, çok değişik taktikleri
deneyebilecek, cesur olacak ki gençleri daha çok çalıştırabilecek, daha
iyi adapte edebilecek, gerekli rekabeti takım içinde oluşturabilecek
türde bir hoca arıyoruz. Önceliklerden bir tanesi sezon bitmeden önce
gelebilmesiydi. Tabi bu herkes için geçerli değil ama görüşmelerimiz
devam ediyor. Bildiğiniz bir isim olabilir, bilmediğiniz bir isim de
olabilir ama hiçbir acelemiz yok. Üstüne basarak söylüyorum. Bu sezonu
kurtaracağız diye gelecek sezonu da kaybetmek istemiyoruz. O yüzden
buradaki çalışmalarımız devam ediyor. Herhalde bayram sonrası camiaya
seslenişle tüm yapılanmamız hakkında bilgi vermek istiyorum. Keza
transfer çalışmalarımız da gidiyor. Finansal Fair Play’den dolayı
manevra alanımız dar, ne demek istiyorum. Sattığın kadar alabilirsin.
Dolayısıyla bonservissiz ve kiralık oyuncular ön plana çıkıyor. Daha çok
yerli piyasaya odaklanıyoruz. Yabancı oyuncuları bir nebze erteliyoruz.
Virüs dolayısıyla FIFA’nın da uygulayacağı transfer penceresi farklı
olacak. Herhalde ekim sonuna kadar bir transfer penceresi olacak,
ağustosta başlayan. Bazı liglerin iptali, virüsün getirdiği ekonomik
sıkıntılar, yabancı piyasada… O yüzden şu an yerlilere odaklanmış
vaziyetteyiz.
ASIL SIKINTI ÖNÜMÜZDEKİ SEZON
Fenerbahçe Spor Kulübü 2019-20 sezonu için şubat ayı sonuna kadar bütün
maaşları ödemiştir. Gazetelerde çıkan 3 ay geriden geliyorlar, söz
konusu değildir. Futbolcularımıza herhangi maaş indirimi görüşmesi
pazarlığı henüz başlamamıştır. Çünkü önce borcumuzu ödeyelim, martta da
zaten virüs dönemi başlıyor. Mart, nisan, mayıs. Bunların nasıl
olacağını yapacağımız takımla görüşmeler, birebir görüşmeler, diğer
takımların uygulayacağı modellerle geliştirmek istiyoruz. Herkes bu
sezonu konuşuyor ama asıl sıkıntı önümüzdeki sezon. Bu sezon iyi ya da
kötü 3/2’si ödendi. Bundan sonrası içinde illaki hepsi değil bir kısmı
ödenecek. Acele etmiyoruz. Uluslararası kuruluşlarda bu konuda
kulüplerin yanında. Anlayışlı davranıyorlar. Zaten çökük olan futbol
ekonomisi önümüzdeki sezon daha da büyük sıkıntıya girecek. Kombine
satabilecek miyiz? Maçlar seyircili mi başlayacak? Koltuklar arası
boşluklar mı olacak? Bunların hiç birini bilmiyoruz. Yayıncı kuruluşun
durumunu da bilmiyoruz. Federasyon ve Kulüpler Birliği toplantısı
çerçevesinde mart ayı ödemesi alınmadı. Bu bizi o kadar etkilemiyor.
Çünkü Fenerbahçe Spor Kulübü’nüntüm gelirleri temlikli. Biz kendi
imkanlarımızla kulübü buraya kadar getirebildik ama Anadolu’daki
kulüplerin can suyu, yayıncı kuruluştan gelen rakamlar. Geçen sene
başında %15’lik indirim yapıldı. Bu sene ne ile gelecekler, onu da
bilmiyoruz.
Sponsorlar ufak ufak başladı önümüzdeki sezon devam edemeyeceklerini,
çekincelerini belirtmeye. Orada büyük resim tam olarak nasıl olacak, onu
da bilmiyoruz. Futbolda yatırımlarımızın çoğu Euro ile. Kazancımız Türk
Lirası ve TL ciddi değer kaybetti. Zaten sıkıntıda olan futbol sektörü
çok daha büyük girdabın içine giriyor. Şu noktada futbol açısından
baktığımızda tünelin sonundaki ışığı ya çok zor görüyorum yahut tam da
göremiyorum, diyebilirim.
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün marta kadar olan bütün ödemeleri
yapılmıştır. Martta 5 maçın üçü oynanmıştır. Nisan’da hiç oynanmadı,
mayısta da oynanmayacak. Bundan sonrasını gelişmelere ve futbolcularla
yapacağımız müzakerelere göre kararını vereceğiz. Şunu net bir şekilde
söyleyebilirim artık eski maaşlar Türk futbolunda yok. Biz Fenerbahçe
Spor Kulübü olarak 92 milyon eurodan 71’e indik. 50’lilere inmemiz
gerekecek. Zaman alacaktır. Bu sezon bütün oyuncularımız 3 milyon
euronun altında alıyor. Bu rakamları daha da aşağıya çekmemiz lazım. Çok
yakın zamanda 2 milyon, 2.2 milyon bir iki oyuncu alacak en yüksek
rakam o olacak. Gerisi çok çok altında alacak. Eskisi gibi maaşlar
kesinlikle olmayacak.
Bir de bunun üzerine yeni vergiler var. Tüm kulüpler adına devletimize
çağrıda bulunmak istiyorum. Futbolcularla anlaşmamızı net rakamlar
üzerinden yapıyoruz. Ekstradan %20 vergi var. Total %40’a çıkıyor. Zaten
zar zor ayakta duruyoruz. Kulüplerimizi çok daha zora sokacak. Bir
nebze olsun, 1-2 sene erteleme olabilir. Devletin yardımına çok çok
ihtiyacımız var.
ALTYAPIYA YÖNELME TEŞVİK EDİLMELİ
Burada birinci önerimiz, yapılandırma. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak
devletimizin çok iyi niyetli başlattığı yapılandırma sürecine giremedik.
Yani anlaşamadık ama anlaşmak zorundayız. Biz de zar zor buraya kadar
getirdik. Borçsuzluk kağıdı aldık da, %80 gelir bize gelmeden direkt
bankalara gidiyor. Bizler de yapılandırma yapmak zorundayız. Bizi
ilgilendiren 4 ana bankayla görüşmelerimiz devam ediyor. Kendilerine
yeni bir yapılanma planı sunduk. Şu gerçek var ki, Fenerbahçe Spor
Kulübü sürecin başından itibaren bu yapılandırmanın yeterli olmadığını,
çok yakında geçersiz olacağını, işlemeyeceğimi ve bunun en az 10 yıl
olması gerektiğini ve diğer kulüpler de bilhassa büyük kulüpler henüz
bir yıl olmadan 10 yıllık bir yapılandırma olmadan kolay kolay bu işin
olmayacağını ifade ediyorlar. Biz de aynı şekilde düşünüyoruz. Faizlerde
ciddi anlamda düştü. Devletimizin uzattığı yardım eline sıkı sıkı
sarılıp, artık eskisi gibi harcamalar yapmadan ama gerçekçi bir plan
içerisinde bir yapılandırma yapmamız lazım. Bugünkü yapılandırmada bütün
kaynaklar bankaya gidiyor ve banka isterse veriyor, isterse vermiyor.
Bizlerde işlerin çevrilmesi için nakit ihtiyacı var. O yüzden kazan
kazan yapıya girebileceğimizi düşünüyorum. Devletimizin yardımları
içinde biz yararlanmasak da teşekkür ediyorum ama başka yerlerde
devletten yararlanıyoruz. Kamusal borçlar, her kulübün devlete borcu
var. Büyük kulüplerin daha büyük borçları var. Kamusal borçların da
yapılanması gerekiyor. Kendi imkanlarımızla devlete gidiyoruz.
Devletimiz ellerinden gelen desteği veriyor. Kriz öncesi gelir zaten
çarkları çevirmiyordu, sadece gemiyi yüzdürmeye çalışıyorduk. Pandemi
sonrası kulüpler faaliyetlerini sürdürmek için büyük sıkıntılarla karşı
karşıya. İster tercihen, ister mecburen altyapılara kaymak zorundayız.
Bizlerde geldiğimizden itibaren altyapıya önem veriyoruz ama ektiğiniz
tohumlarım meyve vermesi zaman alıyor ve verecektir meyve. Fenerbahçe
Spor Kulübü olarak şu çağrıyı yapıyoruz. Altyapıya yönelme, yatırım
teşvik edilmeli. Hep yabancı sayısını konuşuyoruz. Doğrusu ben tam doğru
rakamı bilmiyorum. Yabancı sayısından daha çok kalitesi, aldığı
maaşlar, yaptığı kontratlar daha da önemli. Şöyle bir önerimiz var.
Zorunlu ve doğru dönüşümün teşvik edilmesi için altyapı yatırımlarına
ağırlık verilmesi, biz nebze de fair play açısından bizim federasyon
desin ki kulüplere ‘İlk 11’de en az iki oyuncu oynatma mecburiyeti
getirilsin. Sonra da 3’e çıkabilir’ Yabancı sayısı şöyle yapalım böyle
yapalım değil. Bu kuralı benimseyelim. Dönüşümü hızlandıralım, teşvik
edelim.
Çok önerimiz var ama mali genel kurulda çok daha detaylı anlatacağız.
Bahis konusu çok hassas. Gelir seviyesi düştükçe oynanan bahis oranının
artığı söyleniyor. Türkiye Avrupa’ya göre bahis oynama yönünde çok
önde. Avrupa’da ne oluyor? 5 büyük ligde yer alan takımların en önemli
gelir kaynakları çeşitli bahis siteleriyle yaptıkları sponsorluk ve
reklam anlaşmalarından geçiyor. Bahis faaliyeti ülkemizde son yıllarda
kısmen düzenlendi. Yasal düzenleme içinde olmayan 6 firmanın dışında
çeşitli yollardan reklamlar vererek mesela bizlerin yaptığı özel maçları
seyredin, reklam panolarında Türkiye’de legal olmayan bahis
şirketlerinin reklamları var. Bazen büyük maçlarda Türklere yönelik
bahis reklamları var Avrupa liglerinde. Ancak bu bahis siteleri reklam
yapıyorlar, vatandaşlarımız orada oynuyorlar ama kulüplerimiz kendi
aralarındaki müsabakalar ile bu faaliyetlerin esas unsuru olmalarına
rağmen oluşan gelirden hiç pay alamıyor. Avrupa ülkelerinin 2018-2019
sezonu toplam bahis gelirleri yaklaşık 30 milyar Euro. Ve bunun yüzde
43’ü spor bahisleri. Yani yaklaşık 12 milyar Euro’su. Bu pastadan
kulüplere yüzde 10-15 düşüyormuş. Yani 1,2 ile 1,5 milyar Euro tahmin
ediliyor. Ülkemizde ise yasal bahis faaliyetlerinden elde edilen ciro
2018-2019 için 12 milyar TL. Yani yaklaşık 1,5 milyar Euro.
Ancak yasal mercilerin, kamu yetkililerinin açıklamalarından görüyoruz
ki oynanan yasal bahsin 5-6 misli büyüklüğünde 50 ile 60 milyar TL arası
yasal düzenleme altında yürütülmeyen bahis operasyonları var. Bunun
gelirleri ne devlete vergi olarak ne de kulüplere sponsorluk, reklam
olarak kalmıyor. Bu yaşamakta olduğumuz pandemi zaten çok kötü
koşullarda olan futbol ekonomimizi daha da zorlayacak. Pek çok gelirimiz
azalacak ya da tamamen sona erecek. Bu yüzden bu durumu
yetkililerimizin dikkatine getirmek istiyoruz. Biliyorum ki Spor
Bakanlığımız özellikle bu sene çok yeni düzenlemeler yaptı bu sorunu
önüne geçebilmek için. Ancak bu sistem bize göre Avrupa standartlarına
getirilirse tüm kulüplerimiz için 5-6 milyar TL’lik – bu rakamlar
değişebilir ama büyük resim değişmez, bir potansiyel- devletimize 10
milyar TL’lik vergi potansiyeli getireceğine inanıyoruz. Yanlış
anlaşılmasın, biz bahis özendirilsin demiyoruz. Zaten oynanan bahsin bir
şekilde sisteme çekilmesini ve çok zorda olan kulüplere yardım etme,
kaynak sağlama açısından fayda sağlayacağını düşündüğümüz için bunu
korumak istiyoruz. Yabancı kulüpler bundan yararlanırken Türk kulüpleri
bundan niye yararlanmasın. Bunu dikkatinize getirmek istedim.
Son ana konumuz liglerin oynanıp oynanmaması. Tarih yaklaştıkça bu
konudaki tartışmalar artıyor, farklı görüşler oluşuyor. Öncelikle
Beşiktaş, Galatasaray, Kasımpaşa, Ankaragücü, Erzurumspor, Sancaktepe,
Giresun Belediyespor, Ümraniyespor’un gerek sporcularına gerek
idarecilerine gerek yöneticilerine gerek profesyonel çalışanlarına hatta
son olarak Sayın Ahmet Nur Çebi başkan nezdinde yakalanan herkese çok
geçmiş olsun diyorum. Acil şifalar diliyorum. Sayın Ahmet Nur Çebi’yle
görüştüm, iyi olduğunu söyledi. O da herhalde Burak gibi virüs var ama
sağlığı yerinde. Ayrıca Sayın Mustafa Cengiz’e de geçirdiği ameliyat
dolayısıyla çok geçmiş olsun diyorum. Dün kendisine moral vermeye
gittik, moralin iyisini o bize verdi, sevindirdi. İnşallah o da kısa
zamanda sağlığına kavuşup aramızda olur.
Ligler başlayacak dedikçe takımlarda koronavirüs hadiseleri çıkmaya
başlıyor. Federasyonumuzun şimdilik yaklaşımına katılıyorum. Çünkü
şimdilik bir şey söyleyebiliyorsunuz, 10 gün, 20 gün sonra ne olacağı
belli değil. Bunun da en güzel ifadesini Avrupa’daki diğer ligler
başladıkça göreceğiz. Onlar bizden biraz öndeler. Hem onlardan daha geç
virüs salgını bizde problem oldu. Zor bir karar. İşin sağlık boyutu var,
ekonomik boyutu var. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak biz ne demişiz
bugüne kadar bu konuyla ilgili. Bir hatırlatma yapmak istiyorum. Bu
süreçte en az biz konuştuk. Mümkün oldukça görüş belirtmemeye özen
gösterdik hatta mart ayında yapılan Kulüpler Birliği toplantısında
telefonla yaptığımız görüşmede 17 Nisan tarihini ifade ederken demiştim
ki her türlü alternatifi değerlendirin. Buna oynamamak da dahil. Çünkü
ne olacağı belli değil. Ben mayıs başı diyordum o zaman. Her türlü
sonuca hazırlıklı olmamız lazım demiştim. Biz 7 Mayıs’ta bir açıklama
yaptık. Burada en önemli unsurun insan sağlığı olduğunu özellikle
vurguladık ve verilecek her türlü karara da saygılı olduğumuzu ifade
ettik. Bununla beraber liglerin devam ettirilmesi çabasını da anlayışla
karşıladığımızı vurguladık ve devam etmesi durumunda ise bazı konulara
da açıklık getirilmesi gerektiğini belirttik.
Ben Avrupa Kulüpler Birliği İcra Kurulu’nda toplantılarda gerek ekonomik
gerekse sağlık açısından nasıl pek çok modeli karşılaştırdıklarını, pek
çok senaryoya göre plan yaptıklarını, bütün paydaşlarla görüştüklerini,
UEFA’nın bütün paydaşların görüşlerini alarak kararlar verdiğini
yaşayarak görüyorum. Mesela Türkiye’de paydaşlar arasında futbolcular
var. Futbolcuların a bu süreçte konuşması lazım, onlara da sorulması
lazım.
Bu devam edecekse birkaç tane soru ortaya attık. Sonra gördük ki bu
sorular daha fazla sorulmaya başlandı. Mesela liglerimizin başladığı
hafta itibarıyla bir oyuncu, antrenör ya da takım idari kadrosuna dahil
olan bir kişide virüse rastlanması halinde hangi adımlar atılacak?
Mesela bizde geçen hafta 2 kişide çıktı, idmanları 1 hafta erteledik.
Haftaya tekrar başlayacağız ama her hafta çıkarsa ne olacak? Maçlar
başladıktan sonra çıkarsa ne olacak? Bu bağlamda herhangi bir şekilde
virüsle enfekte olmuş sporcuların takımı ve o takımın son 2 haftada
oynadığı tüm rakipleri 14 günlük karantina süresine dahil olacaklar mı?
Bu süreçte ilgili takımların oynayacağı müsabakaların akıbeti ne olacak?
Oynamaya başladık, sıralama değişiyor, 2 hafta sonra oynayamıyoruz ne
olacak? Nasıl tescillenecek? Sağlık açısından uygulaması zor bazı
önlemler bizlerle paylaşıldı ama her senaryoya göre ne yapılabileceği
bizlere açık açık anlatılması lazım.
Bütün bunların yanı sıra maçların oynanmaya başladığı hafta itibarıyla
bir sporcu ya da spor adamının virüsle enfekte olması halinde belki de
kariyerini etkileyecek kalıcı hasarla karşı karşıya kalma ihtimali
bulunmaktadır. Böyle bir durumun hukuki sorumluluğu hangi kurum ve
kişilerde olacaktır? Bugün bir arkadaşım gösterdi, kuaföre gitmiş,
kuaföre girmeden önce 7-8 maddelik rıza formu dolduruyor. Kuaförler
Derneği bunu geliştirmiş. Futbolda nasıl olacak? Bunların bilinmesi
lazım. Bütün hukuki sorumluluklar, alternatif senaryolar ligler
başlamadan belirlenmeli. Bu soruları sorduktan sonra düşüncelerimiz
aslında kamuoyunda birçok kişinin, kulübün ve medya mensubunun cevabını
aradığı sorular olduğunu da gördük ve bir şeyin daha üstüne basarak
söylemek istiyorum: Bütün takımlar en az haftada 1 test olmak durumunda.
Bizim bilgilerimize göre bazı kulüpler antrenmanlara başladılar hiç
test yapmadan. Premier League’den size örnek vereyim. 4 milyon Pound
yatırım yapıyorlar ve her bir kulübün tesislerinde test istasyonları
kuruyorlar. Bu parayı federasyon kulüplere ödeyecek. Kulüpler şu an
kendi imkanlarıyla kuruyorlar ama bu 4 milyon Pound’luk yatırımı
federasyon kulüplere ödeyecek. Şunu da ifade etmek istiyorum; futbol
kulüpleri olarak devletimizin de sağladığı imkanlar sayesinde
testlerimiz nispeten daha hızlı yürüyor. Onun da üstüne basmak
istiyorum. Bu soruların cevabı bulunmalı.
AYNI TAKVİME GÖRE TÜRKİYE KUPASI ORİJİNAL PLANLANDIĞI ŞEKİLDE OYNANMALI
Biz kendimize has bir şey söyledik. Bu işin oldu bittiye gelmesini
istemiyoruz. Ligler oynanacaksa aynı takvim üzerinden oynanmalı. Aynı
takvime göre de Türkiye Kupası orijinal planlandığı şekilde oynanmalı.
Bize bundan farklı bir senaryo lütfen diretmeyin. Buna karşı olduğumuzu
belirtmek istiyoruz. Takvimin de bir an önce belirlenmesinde fayda var.
Hızlandırılmış bir takvimden bahsediliyor. Hızlandırılmış takvim ne
demek? Yayıncı kuruluşun ben ödemelerimi yapmıyorum ya da kısmen
yapıyorum demesi için bir mazeret. O da haklı çünkü abonelikleri hafta
hafta satıyor. Bunun artısı da eksisi de var. En iyi kararı federasyon
verir.
Önümüzde böyle alternatifler var. Şahsen 2., 3. Liglerin ve Bölgesel
Amatör Liglerin kesin oynanmaması gerekir. Bunların oynanması için
hiçbir gerekçe göremiyorum. Uygulanması istenen şartları uygulamaları
mümkün değil. Gelir açısından da baktığınız zaman da bir sıkıntı olmaz.
Pek çok ülkede de erteleniyor.
Her türlü alternatif ve sonuca göre hazırlıklı olmalıyız ve bunlar
önceden belirlenmeli. Ekonomik boyutla sağlık boyutunu iyi dengelememiz
lazım. Çok zor bir karar. Ligler iptal edildiği taktirde, oynanmadığı
taktirde ekonomik açıdan bilhassa da Anadolu kulüplerine sıkıntı
yaratacaktır, hepimize sıkıntı yaratacaktır ama bilhassa onlara. Tabii
ligler oynanamaz, devlet bir şekilde telafi eder, onu bilemem.
Oynanacaksa askeri kamp mantığında bir yaklaşım olabilir. Ne demek
istiyorum? Yani ligler başlamadan son iki hafta önce bilemediniz 3 hafta
önce ki futbolcuları bu kadar uzun kampta tutmak zor. Onun üstüne bir
de ligler gelecek. Yani başlamadan iki veya üç hafta önce askeri kamp
gibi girecek oyuncular, hiçbir şekilde normal hayatla temasları
olmayacak, sadece maçlar için gidip gelecekler. Ve her gidip gelmede de
test olacaklar. Bugün gazetede biri yazmış, ‘Karantina Ligi’ diye.
Karantina ligi mi dersiniz, askeri kamp mı dersiniz, bilemiyorum. Ama
böyle bir yaklaşım olabilir. Tabii Avrupa’daki liglerin gidişatına göre
bakmak durumundayız ama benim en büyük endişem bu seneyi kurtaracağız
derken önümüzdeki seneden ciddi kayıplarımızın olması. Önümüzdeki sene
zaten hali hazırda geç başlamak durumunda. Bütün değişik alternatifler,
senaryolar değerlendirilmeli. Ona göre en iyi karar verilmeli. Ligler
oynanmayacaksa da, o karar alınmadan önce oynanmadığı taktirde nasıl
tescil edileceği, mevcut sıralamaya göre mi yapılacak? ‘Beyaz Sezon’ mu
ilan edilecek? Ya da ‘beyaz sezon’ ilan edilirse Avrupa’ya nasıl
takımlar yollanacak? Bunların hepsinin açık ve şeffaf ortamlarda
konuşturulup, değerlendirilip kararın verilmesi gerek. Benim en çok
üzüldüğüm nokta futbolun paydaşları, tüm paydaşları yeterince aynı
ortamda olup, şeffaf bir ortamda konuşamıyoruz. Kulüpler Birliği olarak
biz kendi aramızda konuşuyoruz, Federasyon Sağlık Bakanlığı’na, Spor
Bakanlığı’na gidiyor, işin içinde futbolcular var, yayıncı kuruluş var.
Bütün paydaşların beraber bu işi değerlendirmesi lazım ama dediğim gibi
çok çok zor bir karar. Ekonomik ve sağlık boyutu var. Bunun iyi
dengelenmesi lazım. Çünkü hiçbir şey insan sağlığından daha önemli
değil. Bunu mesajımızda olduğu gibi bir kez daha söylemek istiyorum.
23 Nisan yani Meclisimizin 100.yılı bu seneydi. Bu şartlarda elimizden
gelen en iyi şekilde, bu önemli yıla layık olabilecek şekilde bir şeyler
yapmaya çalıştık. Yaptığımızın çok beğeni gördüğünü memnuniyetle
yaşayarak tecrübe ettik. Aldığımız mesajlardan, telefonlardan bilhassa
önem verdiğim Fenerbahçeli olmayanlardan aldığımız mesajlar. Vefa Beyin
ve Burak Beyin de ifade ettiği gibi stadımızda, tarihinde asılmış en
büyük pankartı asarak bir video yaptık. Bu öneri, bu resmi buraya asmak
isminin verilmesini istemeyen bir arkadaşımızdan, taraftardan geldi. Bir
video kurgusu da bizden geldi. Arkadaşlarımız da çok güzel bir iş
çıkarttılar. 23 Nisan’ın 100. yıl dönümü olan günü kutladık. Akşam da
bütün kulüplerle beraber saat 21.00’da stadımızda İstiklal Marşımızı
okuduk. En azından bu semte marşımızın coşkusunu yayabildik. Emeği geçen
herkese teşekkür ederim. 7/24 son günlerde çalışan, sokağa çıkma
yasağına rağmen izin aldık, çalıştırdık. Herkese çok çok teşekkür
ediyorum. Posteri asan dağcılardan, stat güvenliğinden, Ayhan Bak’ın
ekibinden, iletişim ekibi, Fenerbahçe TV, sosyal medyacılar, hepsinin
çok emeği oldu. Fenerbahçe Koleji’nden gelen güzel iki kardeşimize de
teşekkür ederiz. Gurur duyduk. 3 Mayıs da bizim için çok önemli. 23
Nisan ve 19 Mayıs arası bizim için çok önemli zamanlar. Kulübümüzün
kuruluşu olarak sonradan belirlediğimiz, Atamızın kulübe olan
ziyaretine, Atamız ile Fenerbahçe’nin bağına tarihsel olarak
baktığımızda çok kuvvetli. Pek çok örneği var. Ama biz her zaman
‘Atamızın tuttuğu takım değil; hangi takımın Atamızın yolundan yürüdüğü
önemlidir.’ diyoruz. Atamızın da bizim için kullandığı kıymetli, paha
biçilmez sözler de her Fenerbahçeli için büyük bir övünç kaynadığıdır.
Birkaç gün sonra Atamızın İtilaf Devletleri’nin işgaline karşı Kurtuluş
Savaşı’nı başlattığı ve Türk gençliğine armağan ettiği 19 Mayıs Gençlik
ve Spor Bayramımız var. Orada da sokağa çıkma yasağı var. Ülkesi ve
milleti için Atatürk sevgisi ve aidiyetiyle dolu, değerlerine saygılı,
ilkelerle yaşayan gençler yetiştiren Fenerbahçe için tüm bayramlarda
olduğu gibi bu bayram da çok özel. Pek çok insan bunu bilmez.
Ülkemizdeki ilk 19 Mayıs kutlamaları bizim stadımızda yapıldı. O zaman
ismi 19 Mayıs kutlamaları değildi, Atatürk Spor günü olarak
kutlanıyordu. Bizim stadımızda yapılması da Atamızın Fenerbahçe’ye olan
sıkı bağının da bir göstergesi olarak ifade ediyorum. Bu ulusal günler
hepimiz için çok duygulu. Ay-yıldızlı al bayrağımız her zaman sonsuza
dek dalgalansın. Fenerbahçemizin doğum günü kutlu olsun. Nice 100
yılları kutlu olsun. Sonsuza dek var olsun ve her daim bu ülkeye örnek
olmaya, bu ülkenin aydınlık geleceğinde rol almaya, Türk gençliğine
yatırım yapmaya ilelebet devam etsin. Fenerbahçemizin kurucuları olarak
tarihe geçen Necip Okaner ve Ayetullah Bey ile Ziya Songülen başta olmak
üzere, Fenerbahçe’nin bu günlere gelmesi için mesai harcayan, emek
veren, gece gündüz çalışan başkanlara, yöneticilere, profesyonellere,
formasını taşıyan sporcularına minnet ve saygılarımızı iletiyorum. Bugün
aramızda olmayanlara da Allah’tan rahmet diliyorum.
Pek çoğuna Burak bey teşekkür etti. Öncelikle çalışanlarımıza teşekkür
ediyorum. Bazıları dönüşümlü bazıları her gün işler aksamasın diye
buraya gelen herkese sonsuz teşekkür ediyorum.
Futbol takımımıza teşekkür ediyorum. İnisiyatif kullanarak, İstanbul
Valiliğimizin Vefa Kolisi kampanyasına destek oldu. Onlar para topladı
biz fikri gerçekleştirdik. 33 bin koli ihtiyaç sahiplerine teslim
edilecek. Ramazan ayının son haftası ya da bir sonraki hafta koliler
teslim edilecek.
Kulüp tarihinde ilk defa personelimiz sigortalandı. Kolay değil bu mali
durumda. Türk sporunun yanında olan HDI sigorta, küçük büyük takım onlar
için hiç önemli değil, birçok destekleri var. Bizimde
sponsorlarımızdan. Personel sigorta konusunda bizimle iş birliği
yaptılar. En iyi imkanları sundular. Hem Türk sporu hem de Fenerbahçe
için yaptıkları için teşekkür ediyorum.
İnsan Kaynakları departmanımız insan sermayesine çok önemli yatırım
yapıyor. Bunların neticeleri ileride çıkacak. Her zaman dedim bir kurum
insan sermayesinin kalitesi ile fark yaratabilir. Maç sonuçlarını şu an
etkilemiyor. Geleceğimiz için atılan tohumlar için insan kaynaklarına bu
güzel çalışmaları için teşekkür ediyorum.
Muzaffer Yıldırım’a teşekkür ediyorum. Bir konu daha öncü ve ilhan
kaynağı olduk. Sokağa çıkma yasakları konuşulurken, hiçbir şey belli
değilken, önlem aldık. Oyuncularımızı kendi evlerinde mümkün olduğu
kadar yaptıkları egzersizlere en yakın ortamı sağlayabilmek için
önlemler aldık. Bunlardan bir tanesi evlere fıtness araç gereçlerin
dağıtılmasıydı. Sokağa çıkma yasağı ne zaman belli olacak bilmiyorduk.
MACfit ve Life Fitness şirketlerine Muzaffer beyin öncülüğüyle çok
teşekkür ediyorum. İki telefon görüşmesi ve 48 saat sonra ihtiyacımız
olan bütün ekipmanlar futbolcularımızın evindeydi. O sayede çok iyi
online idmanlar yapabildik. Sonradan öğrendim ki hem Beşiktaş hem de
Galatasaray onların bu imkanlarından yararlanmışlar. Bizleri
kırmadıkları için onlara çok teşekkür ediyorum. Dayanışma ruhu bu. Bunu
bedelsiz yaptılar. Haftalarca kapalı olacak fitness şirketlerindeki
aletleri hiç olmazsa sporculara kullandırttılar. Getir firmasına
teşekkür ediyorum. Hem 65 yaş üstü üyelerimize ve kombine kart
sahiplerimize hem çalışanlarımıza geliştirdikleri müthiş sistemle
kolileri dağıttılar. Onlarla iş birliğimizin ileriye dönük büyümesini
arzu ediyorum. Onlar bizi kırmadılar, her türlü isteğimizi yaptılar. Her
türlü esnekliği gösterdiler. Son olarak Medical Park’a teşekkür
ediyorum. Medical Park bu sıkıntılı dönemde gerek kendi tesislerine
gerek bizim tesislerimizde ne zaman ihtiyacımız olduysa ne zaman rica
ettiysek koşarak geldiler, testleri yaptılar. Sonuçları en kısa zamanda
çıkarmaya çalıştılar. Bir dediğimizi iki etmediler. Onlara da teşekkür
ediyorum.
Bu vesileyle bizi takip ettiğiniz için teşekkür ediyorum, bu programı
organize edenlere teşekkür ediyorum. Vefa Bey’e onay verdiği, kabul
ettiği için teşekkür ediyorum. İnşallah temmuzda yapacağımız toplantıda
hep beraber olabiliriz eski günlerde olduğu gibi.
Umarım ailecek hayırlı bir Ramazan ayı geçiriyorsunuzdur. Bu süreç çok
kötü bir süreç olmasına rağmen yanında getirdiği iyi unsurlar da var;
kendimize vakit ayırma, ailelerimize vakit ayırma, bazı şeyleri
sorgulama gibi. Bir akıntıya kapıldık gidiyoruz, yaşamımızı böyle
sürdürüyoruz ama hiç olmazsa o akıntıdan biraz sıyrılıp insanların
kendileriyle ilgili plan yapmasına vesile oldu. Tabii ailelerle
kaynaşmaya sebep oldu. Ben şahsen aylardır çocuklarımla geçiremediğim
vakti geçirdim. Umarım herkes için de böyledir. Önemli olan önce sağlık,
kurallara uymak ve bu süreci bir an evvel atlatmak. Şimdiden herkesin
Ramazan Bayramı’nı kutluyorum. Hep beraber nice bayramlar geçirmeyi
diliyorum.”
Fenebahçe Başkanı Ali Koç konuşmasının ardından Yüksek Divan Kurulu
Üyelerinin sorularını yanıtladı.
Fenerbahçe Kulübünün yeni başkanı Ali Koç ve yönetim kurulu üyeleri mazbatalarını aldı.
Kulübün 2-3 Haziran'da yapılan seçimli olağan genel kurulunda 20 bin 736 geçerli oyun 16 bin 92'sini alarak başkanlığa seçilen Ali Koç'a mazbatası, Ülker Stadı'nda binlerce sarı-lacivertli taraftarın önünde verildi.
Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük, yönetim kurulu üyeleri ve başkan Ali Koç'a mazbatalarını törenle takdim etti.
Ali Koç, stat içinde kongre için kurulan platforma, çocukluğunda kendisini Fenerbahçeli yapan Kamer Kaya ile çıktı. Koç, tribünlere Kaya'yı alkışlattı.
Mazbata töreninde, bir önceki dönemde görev yapan başkan Aziz Yıldırım ve yönetim kurulundan kimse yer almadı. Törende uzun bir konuşma yapan Ali Koç, yeni bir sayfa açmak için göreve geldiklerini vurgulayarak şunları kaydetti:
"Sizlerle gurur duyuyorum. Önemli olan icraatlara başladıktan sonra ben ve arkadaşlarımla gurur duymanız. İnşallah sizin sevginize, beklentilerinize, umutlarınıza tercüman oluruz. Türk spor tarihinin en önemli, en değişik, en farklı seçimini gerçekleştirdik. Ben ve arkadaşlarıma yaşattıklarınız unutulmaz hisler. Fenerbahçe'nin büyüklüğünü, farklılığını, ayrıcalığını fark ettiniz mi? Bunu bir şımarıklık olarak söylemiyorum. Türkiye'nin gündemini işgal ettik. Dünyada bu seçim konuşuldu. Taraflı tarafsız insanlar 2 gün boyunca saatlerce bizi izledi. Fenerbahçe'nin büyüklüğünün bilincinde olun. Bu camianın mensubu olmaktan gurur duyun ve bu camiayı küçültecek hiçbir şey yapmayın lütfen." "Şampiyonluğa ulaşacak kadro kuracağız" Ali Koç, sözlerine şöyle devam etti:
"Biz bir yola çıktık. 6 ay önce sizlere dokunmaya, temas etmeye başladık. Eski mutlu ve coşkulu günlerimizi özlediğimizi fark ettik. Bana süreç içinde inandınız. Hep beraber kar topunu büyüterek, durdurulamayacak bir şekilde kongreye geldik. Değişim, dönüşüm dedik ve kongre üyeleri de tarihi bir sonuçla bizi karşınıza çıkardı. Korktuğumuz hiçbir şey yok. Korktuğumuz, seçilirsek size layık olamamaktır. Bu konuda size sabredin demiyorum ama hakikatler konusunda bilgi sahibi olun. Size hayal vadetmedik. Yapabileceğimizin altında bir beklentiyle karşınıza çıktık. Bu bir mazeret değil ama bilin istiyorum. Ben sizin vitrininizim. Önümüzdeki sezon mücadele edeceğimiz her alanda şampiyonluğa ulaşacak kadro kuracağız. Gazetelerde yapılan haberlere itibar etmeyin. Yazılan kişilere biz söylemedikçe inanmayın."
Kulübün maddi durumunun iyi olmadığını vurgulayan Koç, "10 yıllık sponsorluk parası tüketildi. Bunları bilin ama şunu da bilin, siz bu takımın arkasında durduğunuz sürece kurduğumuz takım şampiyon olur. En büyük transfer sizlersiniz. Her şeyi yapacağımızın sözünü vermiyoruz ama yapacağımız şeyler için var gücümüzle çalışacağız. Esas mücadele, zorluk şimdi başlıyor." ifadelerini kullandı.
Ali Koç’un konuşmasının ardından toplu fotoğraf çektirildi. Tribünlere selamlayan Başkan Ali Koç'un ardından tribünlerle karşılıklı “Sarı lacivert, şampiyon Fener” tezahüratları yaptı. Taraftarların fotoğraf çektirme isteğini de kırmayan Başkan Ali Koç, tribünleri dolaşarak, taraftarları selamladı.
Yöneticilerden FB TV’ye Açıklamalar: Semih Özsoy: "Gurur ve onur verici, evimize döndük. Zor görevler bizi bekliyor. Arkadaşlarımızla üzerine katarak bir şeyler yapmak istiyoruz." Erol Bilecik: "Gerçekten belki de dünyada bu sevgi seli çok zor bir şey. Fair play için güzel şeyler olsun. Ali Koç çok farklı birisi. Türkiye'nin gözde kulübüne layık bir kulüp yaratacağız." Kemal Danabaş: "Dünyanın en büyük spor kulübü. Hayatımı adadığım spor kulübü. Bu fırsatı verdiği için Ali Koç'a çok teşekkür ediyorum. Tüylerim diken diken, ne mutlu Fenerbahçeliyim diyene." Turhan Şahin: "Hepimiz duygu yüklüyüz. Aşağı yukarı yarım asrı aşan bir süre bu camianın içerisinde bulundum. Çok çeşitli kongrelerde çok önemli faaliyetler yaptık ama bu kongre kadar güzel ve bizi onurlandıran bir kongre olmadı. Bunu tesis eden eski yönetimimize, başkanımıza ve bu kongreye başkan adayı olarak katılan Sayın Ali Koç’a da Fenerbahçe’nin altyapısından yetişmiş bir sporcu olarak şükranlarımı sunuyorum. Yönetim Kurulumuz da çok uyumlu olacak. Genç ve tecrübeli yöneticiler harman yapıldı. Ali Koç’un zaten kişiliği hakkında bize laf söylemek düşmez. Fenerbahçe çok güzel bir kongreyle layık olduğu değişim ve dönüşüm süreci içerisine girdi. Ben çok ümitliyim. Dünyada örnek gösterilen bir kulüp olacağız. Yönetimimizle, idari kadromuzla, yetişen sporcularımızla, sosyal projelerimizle eğitime vereceğimiz önemle, her şeyimizle çok özel olacağız." Sertaç Komsuoğlu: "Bundan sonrasını değil bugünü anlatmak lazım. Bir Fenerbahçeli için bu büyük bir gurur. Fenerbahçe'ye hizmet etmek istiyoruz. Fenerbahçe sevgisini Türkiye geneline yaymamız lazım. Başkanımız bir hedef biçti. Forma konusunda hızlıca harekete geçmemiz lazım." Ozan Korman: "Tüm taraftarımıza teşekkür ediyoruz. Beklenti çok büyük. Yapabileceğimiz çok şey var. Bunu başaracağız."
Ömer Okan: "Şu an kalbim innaılmaz çarpıyor. Eski başkanımıza yönetim kurulumuza teşekkür ediyorum. Daha güzel bir Fenerbahçe için kalpler beraber. Elimizden geleni yapacağız."
Ali Koç'un Yönetim Listesi:
Asil Üyeler: Semih Özsoy, Nevres Erol Bilecik, Mehmet Burhan Karaçam, Sevil Zeynep Becan, Şaban Erdikler, Mustafa Tankut Turnaoğlu, Fethi Pekin, Metin Şen, Turhan Şahin, Mustafa Kemal Danabaş, Acar Sertaç Komsuoğlu, Simla Türker Bayazıt, Ömer Okan, Burak Çağlan Kızılhan Yedek üyeler: Belgin Aral, Alper Pirşen, Ozan Korman Tarman, Metin Sipahioğlu, Selahattin Baki, Muhittin İlker Dinçay, Esra Nazlı Ercan. Denetim Kurulu Asil Üyeler: Abdülkadir İlbeyli, İlhan Aydın Erbuğ, Musa Erdemir, Mehmet Vodina, Oğuz Buktel Yedek Üyeler: Fuat Durutaş, M. Selim Çeçen, Selda Leventçi Disiplin Kurulu Asil Üyeler: Hüdaverdi Aksen, Ahmet Gürkan Ergenekon, Ahmet Güneri Özsoy, Haluk Can Özel, İsmet Bardakçı, Cafer Tayyar Başaran, Cumhur Güven Taşbaşı Yedek Üyeler: Reşit Selim Keki, Osman Atakan Tekin, Mustafa Turan, Mehmet Ergen Sicil Kurulu Asil Üyeler: Esra Öztürk Çilingir, Tolga Kahraman, Fahrettin Çekmeceligil, Ahmet Muhtar Tanrıöver, Feyza Özarca Yedek Üyeler: Çağrı Giray Kılıztuğ, Ümit Anıl, Sezai Seçkin Durahim Balotaj Kurulu Asil Üyeler: Mert Sayın, M. Handan Özkan, Lamia İrem Koç, Haluk Güvener, Hakkı Ergüzel, Duran Ömür Süsler, Haluk Bilen, İnci Ceyda Teomanlı, Levent Bilgin Yedek Üyeler: Serhan İren, Acar Yıldız, Aytaç Özgen, Gamze Ersöyler, Bülent Bagater Tarih, Müze ve Arşiv Kurulu Asil Üyeler: Faruk Güler, Selman Arınç, M. Kerim Kazgan, Ahmet Mesut Köseoğlu, Osman Sinan Sümen Yedek Üyeler: Mehmet Karakaş, Levent Hataylı, Emine Gül Yıldırım
Fenerbahçe Başkan Adayı Ali Koç, Başkan Aziz Yıldırım’ın konuşmasının ardından cevap niteliğinde tekrar söz hakkı istedi. Aziz Yıldırım’ın çok rahat yalan söylediğini ifade eden Koç, “Selim Soydan’a benim FETÖ projesi olduğumu söylediniz” dedi.
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın açıklamalarının ardından Başkan
Adayı Ali Koç söz aldı. İstedikleri noktaya geldiklerini söyleyerek
sözlerine başlayan Koç, “Ben bu noktayı uzun zamandır istiyordum.
Televizyona çıkalım dedik tenezzül etmediniz. Kavga etmek istiyorsanız
hadi yapalım. Küçükken ebelemece oynardık. Dedim ki başkan, çıkalım
konuşalım, defterleri açalım. Her şeye laf yetiştirdiniz. Ne oldu da
buraya gelip kükrüyorsunuz. Son dakika atarsınız topu, kimsenin imkanı
kalmaz. Olaylarla başlayalım. Başkanım çok rahat yalan söylüyorsunuz. O
kadar rahat yalan söylüyorsunuz ki, ben üzülüyorum bir Fenerbahçe
Başkanı olarak bunları söylediğinizde. Ümit Özat isterse bağlansın.
Murat Özaydınlı burada mı? 2004 yılı Rize maçının ardından Ümit Özat
kaptandı. Kırmızı kart görmüştü. Ben de locada maç seyrediyordum. Ümit
Özat da, Murat Özaydınlı bizim locada diye, locaya gelmişti. Ben maçı
seyrediyorum ve Ümit Özat’ın içeride olduğunu bilmiyordum. Bir pozisyon
oldu ve gayriihtiyari, 'Allah belanı versin' gibisinden konuştum. Bir
baktım arkamda kaptan, sen ne yapıyorsun falan gibisinden konuştu. Murat
Özaydınlı da kendisini çıkardı. Benim korumalarımın kendisini
çıkardığını söyledi ama benim o dönemde korumam yoktu. Bir kürekçi
arkadaşımla Murat Özaydınlı kendisini çıkardı dışarı. Yakışıyor mu
Fenerbahçe Başkanı’na böyle laflar” açıklamasını yaptı. “Rahmetli abim de Galatasaray üyesi olmak zorunda kalmıştı”
Aziz Yıldırım’ın, Ali Koç’un listesinde bulunan Burhan Karaçam’ın
Galatasaray’a üye olduğunu açıklamasıyla ilgili olarak da konuşan Koç,
“Fenerbahçe Başkanlığı’nı resmen açık artırmaya çıkarmışsınız.
Değerlerden, anlatmak istediklerimizden, felsefeden anlamıyorsunuz.
Hakikaten bunları verebiliyorsanız, niye veremiyorsunuz. Fenerbahçe’ye
katkı sağlamak için sizin dopinginiz olabiliyorsam, bu da bana yeter.
Helal olsun. Burhan Karaçam konusu, doğrudur. Ben bilmiyor muyum
yönetime alacağım kişiyi. Fenerbank’ı incelesin diye yolladığınız, o
zaman sevdiğiniz, şimdi işinize gelmeyince sevmediğiniz Burhan Karaçam.
Aynen bana yaptığınız gibi kendisini itibarsızlaştırmak istiyorsunuz.
Kendisi Ulus’ta oturmaktadır. Galatasaray Adası’nın tesislerini
kullanabilmek için üye olmak zorunda kalmıştır, sonrasında üyeliğini
iptal ettirmiştir. Rahmetli abim Mustafa Koç, ata çok meraklı bir
insandı. Mecburen bu sporu yapabilmek için Galatasaray Binicilik
Şubesi’ne üye olmuştu. Benim abim böyle durumda Galatasaraylı mı oldu?”
diye konuştu. “Medya kuruluşlarını arayıp, soru gönderiyorsunuz”
Aziz Yıldırım’ın insanları kulübe ücretsiz üye yaptığını ifade eden Ali
Koç, “Siz bilabedel üye yapıyorsunuz insanları. Başkalarının
ücretlerini ödeyerek yapıyorsunuz. Mehmet Ali Erbil, Kıbrıs’tan '2000
yılından beri aidat ödemiyorum ama oy kullanabilecekmişim' dedi. Yalan
ya da doğru, kendi açıklaması. Size soruyorum, binlerce insanın aidatını
ödüyor musunuz, ödemiyor musunuz? Ben kimsenin aidatını ödemiyorum.
Karımın, kayınvalidemin aidatlarını ödüyorum. Ne isterseniz getirin,
topunuz gelin, neyiniz varsa getirin. Gelelim daha ciddi konulara. Geçen
gün, bir radyoya çıktım. Bir soru sordular ve çok garibime gitti. Bu
soruyu başka medya kuruluşunda da sordular. Dediler ki, kulüpten
arıyorlar, şu soruyu soruyorlar, 'Madem Ali Koç’tun, neden o takımın
dağılmasına engel olmadın' diye soruyorlar. Aziz Yıldırım arayıp, soru
sorduruyor. Ali Yıldırım şahidimdir. Aykut hoca, Nihat Özbağı, Nihat
Özdemir, sen, ben vardık. 'Biz bu takımı şampiyon yapmalıyız, pamuk
eller cebe, her birimiz 10’ar milyon Euro verelim' dedim mi, demedim mi?
Vicdanınla söyle, dedim mi, demedim mi?” ifadelerini kullandı. “Benim FETÖ projesi olduğumu söylediniz”
Aziz Yıldırım’ın korkup kaçtığını iddia ettiği Ali Koç, “Gelelim çok
daha ciddi bir konuya. Cimer-Bimer konusu. Yapılan bir suç duyurusundan
korkan bir adam Fenerbahçe’nin haklarını nasıl savunacakmış. Başkan,
bugün yarın size bir otobüs çarpsa, Fenerbahçe’nin haklarını sizden
başka kimse koruyamaz mı? Bimer-Cimer konusu ciddidir. İnsanların gözüne
bakarak doğruları çarpıtıyorsunuz diyordum, net yalan söylüyormuşsunuz.
Selim Soydan bana, benim FETÖ projesi olduğumu söylediğinizi söyledi.
Siz sinirliyken doğruları söylersiniz. Bunu pek çok yerde söylüyorsunuz.
Öyle noktaya geldik ki, yalan makineleriyle konuşacağız neredeyse.
Burada kupa kaldırma konusu. Mahmut Uslu da o kupayı kaldırtmazdım dedi.
Ben o gün gaz yedim. Benden dolayı mı Galatasaray o kupayı burada
kaldırdı? Mali konulara gelince de, o kadar değerler ve ilkeler düştü
ki. 1 fazlasını vereceğiz ne demek? Lütfen verin. Siz ne vereceğinizi
söyleyin, ben 1 fazlasını vereceğim” diyerek sözlerini tamamladı. “150 milyon Avro veriyorum”
Ali Koç’un sözlerinin ardından kısa bir konuşma yapan Başkan Aziz
Yıldırım, “Ben sponsorluklarla beraber 150 milyon Avrıo veriyorum bu
kulübe. O da gelsin parayı koysun. Kulübün parası olsun. Ben artırdım,
sen artırdın yok. 150 milyon veriyorum sponsorlarla beraber. Yaşasın
Fenerbahçe” dedi.
Aziz Yıldırım’ın konuşmasının ardından kongrenin ilk günü tamamlandı.
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, başkan adayı Ali Koç'a
hitaben, “Sen futboldan çok iyi anladığını söylüyorsun. Gel futbolu sen
al yönet. Ben amatör şubeleri yöneteyim. Gel ne sen ne kazan ne de ben.
Kulüp kazansın” ifadelerini kullandı.
Fenerbahçe Ülker Stadı’nda yapılan seçimli genel kurulda kongre
üyelerine hitap eden Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım,
muhalefetin en çok vurgu yaptığı şey bir "değişim" diye sözlerine
başladı.
Yıldırım, “Elbette değişim kaçınılmazdır. Doğru zamanda doğru yönde
yapılıp bir akılla yönetiliyorsa gerekir. Yöneticilerin değişmesi olsa
gerek. Sanki ben ve arkadaşlarımız başkan ve yönetim kurulu değişirse
sihirli bir dokunuş gerçekleşmiş olacak. Bunları sizlere bırakıyorum.
Değişimden anlaşılması gereken Fenerbahçe için neyin değişeceği
olmalıydı. Ben ve arkadaşlarımın yönetimi bırakmasıyla yararlı bir
değişime inansam bir an bile tenezzül etmeden yerine getiririm. Ali beye
ve bana yapılan saygısızlığı kabul etmiyorum. Bunu affetmem. Yeni
kuşaklar Fenerbahçe’de görevi devralacak. Fenerbahçe’nin 3 temmuzdaki
hukuki şeyi tescil edilmesinden sonra olacak. Şimdi uğradığımız
haksızlığın durumu ortada. Hala Yargıtay Fenerbahçe sen masumsun demedi.
Bize bu zulmü yapanların yakasına yapışamıyoruz. Yargı kararı
olmaksızın yapacağımız her şey zorbalık olur. Bunun için Yargıtay
meselesi önemli. Ali Koç diyor ki Aziz başkan merak etmesin biz
takipçisiyiz. Ali Koç yanlış anlamış. Benim korkum falan yok. Ali
kardeşim bu davanın takipçisi olacağını söylüyor. 101 kişi bir
dilekçeyle ali koçu şikayet etmiş ve kendisi ve ailesini töhmet altında
bırakan şeyler varmış. Bunu her yerde gitti televizyonlarda anlattı.
Şimdi ben Fenerbahçe Spor Kulübünün genel kurulu önünde soruyorum. Her
gün o dilekçeden benim önüme binlercesi yazıyor. Ali Koç gerçekten bu
durumun hesabını sorabilir mi” diye konuştu. “Ali Koç bu hesaplaşmayı bu korkuyla yapabilir mi?”
"3 Temmuz ile ilgili hesaplaşmayı Ali Koç bu korku ve endişelerle
yapabilir mi?" diyen Yıldırım, “Sadece bir dilekçeyle korkan Ali Koç
bunu yapabilir mi. Fenerbahçelilik duruşu bu mu olmalı. Son derece
yakışıksız bir ima ile biz sorumlu tutulduk bu dilekçeden. Ne biz buna
tenezzül ederiz ne de böyle bir itibar olmasına göz yumarız. Ali Koç'a
gelecek her şeyde her zaman kale gibi dururuz” açıklamasında bulundu. “3 Temmuz deprem etkisi oluşturdu”
"3 Temmuz bir deprem etkisi oluşturdu" diyen Aziz Yıldırım, “Şikeci
damgası yediniz işyerlerinde. Çocuklar okula gitmek istemedi. Herkes bu
davadan vazgeçse ben vazgeçemem. Bu masum çocukların hatırı için
susamam. Her buluşmada biber gazı yediniz. Köprüye yürüdünüz. Üzerinize
gerçek mermi attılar. Bugünlerde devam eden etkileri var bunları
küçümseyemezsiniz. Real Madrid’i düşünelim. Bir operasyon yapılıyor
başkanı yöneticileri içeri girip en iyi oyuncuları ayrılıyor ve
prestijleri düşüyor. Kendilerine kumpas yapan polislerin saçma sapan
iddialarıyla UEFA’dan ve Şampiyonlar Ligi’nden men edilip sezon
gelirlerinden mahrum kalıyor. Ronaldo, Marcelo, Ramos gibi oyuncular
olur muydu orada. Ya da bugün Şampiyonlar Ligi’ni alabilir miydi. Bizler
camiamızın psikolojisini düzeltmek için bazı durumlarda hızlı ve
radikal kararlar almak durumunda kaldık. Bazıları başarılı bazıları
başarısız oldu. Bunlara bizi zorlayan 3 temmuzdur. Kim özür diledi
Fenerbahçe’den. Fenerbahçe devlet eliyle mağdur edildi. Herkesle iyi
geçinmek için biz mi özür dileyelim. Karşımızda medya vardı. Yalan
yanlış propagandalar vardır karşımızda. Sadece hapiste geçen günlerin
hesabını soruyorum. Ne öneriyorsunuz unutalım mı bunları” şeklinde
konuştu. “Hırsızın hiç mi suçu yok”
Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:
“Aziz Yıldırım herkesle Fenerbahçe’yi kavgalı hale getirdi değil mi?
Bunun sebebi hep Aziz Yıldırım. Hırsızın hiç mi suçu yok. Hiç birisiyle
kavgamız benim şahsımla değildir. Maddi manevi bu kulüpten haklarını
alan bu sporcular hak ettikleri muameleyi gördüler. Sezonun ortasında
rakip kulüplerle sözleşme imzalayan adamlar var. Ben Fenerbahçe’nin
hukukunun hakkını savundum. Başka kulüplerle kötü olmak için biz ne
yaptık. Her zaman büyük taraftarıyla ezici bir gücüz. Bu gücü aşağı
çekmek isteyenlerin olmasından daha doğal ne olabilir. Biz her zaman iyi
niyetli rakiplerimize iyi niyetle karşılık verdik. Tam da bu neden
hukuku sonuna kadar savunacak olduğumuzu düşündüğümüz için bu göreve
talip oluyorum. Ali Koç defalarca televizyonlarda bu seçimde
kazanamazsam bir daha aday olmayacağım. Bu durumun camiada ikilik
oluşturacağını camiaya zarar vereceğini söyledi. Ben bu tutumuna saygı
gösterebilirdim. Çünkü az önce söylediğiniz gibi camianın aynı hedefe
odaklanması çok önemli. Sevgili kardeşim Ali neden bunları 19 ay önce
dile getirmedin. Neden camianın odaklanmasını bozdun. Bu sene tribününde
yaşadığımız isteksizliğin seçim yarışıyla hiç mi ilgisi yok. Aziz
Yıldırım Fenerbahçe’ye, Fenerbahçe Türkiye’ye futbolu kurumsallıkla
tanıştırdı. Bizimle yarışamadıkları her zaman devlete sığındılar. Asıl
şike işte budur. Bize karşı haksız rekabet yaptılar. Fenerbahçe’ye
yapılan 3 temmuz kumpası bütün hasetçilere yağ sürdü ve diğerleri hak
etmedikleri ödülleri paylaştılar.” “3 Temmuz'da maruz kaldığımız darbe bizi çizgiden uzaklaştırdı”
"3 Temmuz'da maruz kaldığımız darbe bizi çizgiden uzaklaştırdı" diye
konuşan Yıldırım, “Maddi manevi büyük bedellere mal oldu. Bu dönemde hem
kurumsallaşmaya hem profesyonelleşmeye verdiğimiz önem doğrultusunda
çöken moralleri yükseltmek için ani kararlar verdik. Bazıları olumsuz
oldu bunu kabul ediyorum. Ali Koç sen ne veriyorsan aynısını ben ve
yönetimim koyacak. Sen futboldan çok iyi anladığını söylüyorsun gel
futbolu sen al yönet gel ben amatör şubeleri yöneteyim. Gel ne sen ne
kazan ne ben. Gel kulüp kazansın” ifadelerini kullandı. “Fenerbahçe başkanlığını yapmaktan gurur duyuyorum”
Fenerbahçe başkanlığını 20 yıldır yapmaktan gurur duyduğunu belirten
Yıldırım, “Madem böyle yarış başladı kazanan Fenerbahçe olsun. Ben
bugüne kadar bu rakamları verdim. 1998 yılında 99 yılında verdim.
Herhangi bir şey talep etmiyorum. Gelin sorunu çözelim. Siz futbolu
kurumsallaştırın biz de hak hukuk mücadelesini sürdürelim. Kim
Fenerbahçe için var görelim. Şimdi kim Fenerbahçeli kim kendisi için
Fenerbahçeli görmek için son fırsat. 3 Temmuz'un yargılama süreci
bitmedi. Ben ve arkadaşlarım hala sanık sıfatında yargılanıyoruz”
şeklinde konuştu. “Gidenlere neden müdahale etmedin”
"Neden Santos gitti, Lugano gitti müdahale etmedin" diyen Yıldırım,
“Aranızda toplayıp para verseydiniz de 2011-2012’de Fenerbahçe şampiyon
olsa olmaz mıydı. Ben Fenerbahçe’yi daha çok seviyorum. Unutmayın. Ben
tek başıma kaldım herkese rağmen. Ben herkese rağmen alkışladım. Bugün
olsa onun gibi birisi gene gönderirim. Ümit Özat Denizli maçında kırmızı
kart gördü ve senin locana geldi. Siz oyuncuya kötü bir kelime
söylediniz ve onu odanızdan attırdınız mı? Kardeşimle beraber oturup
federasyona salladınız. Terrenao’yu direktör yaptığımda 7-8 sene önceden
tanıyordum. Onu bilerek getirdim. Yabancı olsun o antrenörü seçsin
olsun dedik ama başaramadı hatalı olduk. Ayrıca onun tazminatını
ödüyoruz. Sana içeriden bilgi verenler yanlış söylüyor. Aylara böldük
tazminat ödüyoruz” şeklinde belirtti. “Aziz Yıldırım bilerek bunları yapmaz”
1 milyon üye projesi yaptıklarını hatırlatan Aziz Yıldırım, “Senin
yerlerin yardımcı olsun dedik hiçbir şekilde yardımcı olmadın. Senin
yönetimde 2 arkadaş bana sürekli sallıyor. Galatasaray ve Beşiktaşlıları
bu kulübe ben üye yapıyorum diye. Aziz Yıldırım bilerek bunları ye
yapmaz. Bilmeden yapmışımdır. Ama oda bir gün herkes Fenerbahçeli olacak
diye. Ben 1998’de geldiğimde bir gün herkes Fenerbahçeli olacak diye
sloganım vardı. Ondan sonra yıllar geçti 1 milyon üye projesini yaptık.
Bunu Fenerbahçe halka insin diye 2006’da düşündüm. Bunları Şekip beylere
verdik ve çalışmalar yaptık. Bir kişi ben Fenerbahçeliyim diyorsa zaten
problem yok o üye olur. Ama ben onun geçmişini bilemem. Hatalar yapmış
olabilirim” diye konuştu.
25 EYLÜL 2026 CUMA 11:30 Formula 1 Azerbaycan GP Antrenman Turları - 3 ...
!doctype>
Copyright (DMCA)
Sitede yer alan tv yayın ve/veya logolarının içeriğinden Sportrendy sorumlu değildir ve hakları kendilerine aittir. Sportrendy embed teknolojisini kullanarak kendi resmi sitelerinden yayın yapan tv kanallarını biraraya toplamak için kurulmuştur. Tüm hakları kendilerine aittir. Kaldırmamızı talep ettiğiniz yayın ve/veya logo`yu İLETİŞİM kısmından irtibata geçerek bildirebilirsiniz. En geç 3 gün içinde değerlendirilip gereken işlem yapılacaktır.
ABD, Kanada ve Meksika'nın ortak düzenlediği 2026 FIFA Dünya Kupası finalinde İspanya ile Arjantin karşı karşıya geldi. İspanya, 2026 FIFA Dünya Kupası finalinde normal süresi golsüz eşitlikle sona eren maçta Arjantin'i uzatmalarda bulduğu golle 1-0 mağlup ederek 16 yıl sonra yeniden dünya şampiyonu oldu. İşte Dünya Kupası maç sonuçları ve maç özetleri...
Dünyanın en çok izlenen liglerinde 2026-2027 sezonunun başlamasına sayılı haftalar kaldı. Sezon öncesinde sporseverlerin cevabını en çok merak ettiği soruların başında ise "Hangi Lig Hangi Kanalda?", sorusu geliyor. Makalemizde; UEFA Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi, Euroleague, Formula 1, NBA, İngiltere Premier Lig, İspanya La Liga gibi majör organizasyonların da dahil olduğu tüm liglerin Türkiye yayıncılarına mercek tutuyoruz...
Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!