TV İZLE

Canlı TV'ler burada...

Aromaterapi, Fitness ve Beslenme: Doğal Yağlarla Bütüncül Sağlık Rehberi

Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!

BYD HAN | Test Sürüşü

BYD HAN 3.9s | Avrupalı Premium otomobillere kafa tutar mı?

En Seksi Voleybol Frikikleri

Birbirinden seksi voleybolcular plajda ve salonlarda ter dökerken zaman zaman da verdikleri frikiklerle yürek hoplatıyorlar…

TV’de Spor Ekranı

TV’de Spor Ekranı ile TV'de canlı spor yayınları ve canlı maçlar hangi kanalda öğrenin.

UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri

2024-2025 UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Vodafone Sultanlar Ligi'nde biten transferler (2026-2027 sezonu)

Vodafone Sultanlar Ligi ekipleri, 2026-2027 sezonu öncesi kadrolarına takviye yapıyor. İşte şu ana kadar biten transferler...

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri​ TRT farkı ile burada ...

UEFA Avrupa Ligi Maç Özetleri

UEFA Avrupa Ligi​ Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

konuşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konuşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2020 Cuma

Kumpas Davası’nda erteleme kararı

Futbolda Kumpas Davası’nın 15. duruşması sona erdi. Son gün oturuma katılan Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, müşteki sıfatıyla ifade verdi. Duruşma 9-20 Kasım tarihlerine ertelendi. Tutukluluk süresi göz önüne alınan bir sanık tahliye edildi.

Futbolda Kumpas Davası’nın 15'inci duruşması tamamlandı.

İstanbul 23'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'de 1-2-3 Temmuz günlerinde yapılan duruşmalarda karar çıkmadı.

Duruşma 9-20 Kasım tarihlerine ertelendi. Tutukluluk süresi göz önüne alınan bir sanık da tahliye edildi.

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç duruşmanın son gününde müşteki sıfatıyla mahkemeye katıldı ve 14 sayfalık bir beyan verdi.

Fenerbahçe Spor Kulübü’ne yönelik bir dizi operasyon gerçekleştirildiğini belirten Ali Koç, bunların illegal bir örgütün Fenerbahçe’yi ve futbol camiasını ele geçirmek için hukuksuz operasyonlar olduğunu vurguladı.

Sanıklardan şikayetçi olduğunu ve sanıkların en ağır ceza ile cezalandırılmaları isteyen Ali Koç, “Fenerbahçe tertemiz bir tarihe sahiptir. Şike yapmamıştır, asla da yapmaz” ifadelerini kullandı.

Duruşmaya Fenerbahçe Başkanı Ali Koç ile birlikte yönetim kurulu üyeleri tam kadro yer aldı.

Başkanvekili Semih Özsoy, Yönetim Kurulu Üyeleri Selahattin Baki, Burak Kızılhan, Kemal Danabaş, Sevil Zeynep Becan ve Hukuktan sorumlu yönetici Fethi Pekin ile birlikte kulüp avukatları da duruşmada yer aldı.

Ara kararları Fenerbahçe Televizyonu'na değerlendiren Kulüp avukatı Naim Karakaya, “3 günlük 15. duruşmayı yaşadık. Bugün önemli bir gündü. 3 Temmuz’un 9. yılıydı ve bu güzel bir tesadüftü. Bugün Kulübümüz adına Başkanımız Ali Koç Kulübümüzün bu süreçte yaşadığı şikayetleri, mağduriyetleri ifade etti, kumpastan bahsetti. Fenerbahçe’yle şike kelimesinin asla yan yana gelemeyecek kelimeler olduğunu ve her geçen gün ortaya çıkan olayların bu sürecin içerisindeki kumpas olgusunu ortaya çıkardığını ifade etti. Bu 3 günlük yargılama içerisinde gizli tanıklar dinlendi, diğer normal tanıklar dinlendi, sorular ve cevaplar oldu, bilirkişi raporları geldi. Eksiklerin tamamlanması için duruşma ileri bir tarihe ertelendi. Hem 9 Kasım haftası hem 16 Kasım haftası olmak üzere 2 hafta boyunca yeni duruşma yapılacak ve bu duruşmada eksik kalan tanıkların dinlenmesi yapılacak. Bazı bilirkişi raporlarında eksikler vardı, o raporların eksiklerinin giderilip raporların alınmasına karar verilecek. Tutuklu sanıklardan sadece 1 sanığın tahliyesine karar verdi adli kontrol altında yurt dışı çıkış yasağı konulması suretiyle. Bu şekilde eksiklerin tamamlanması suretiyle yargılamanın ileriki aşamalarına doğru gidilecek. Biraz bizim için daha erken bir duruşma günü olsa daha iyi olabilirdi. 9 Kasım biraz uzun bir tarih ama mahkemenin yoğunluğu, salonların yetersizliği dolayısıyla böyle bir durum meydana geldi.

Davanın sonuna doğru yaklaştığımızı hissediyoruz. Diğer taraftan sanıklara bazı ek suçlamalar yönünden de ek savunma hakları verdi mahkeme. Bu da önemli bir gelişme, bizim talebimiz üzerine olan bir gelişme. Bu maddelerin de sanıklara uygulanma olasılığı dolayısıyla önümüzdeki celse için yasal olarak ek savunma hakkı verilmesi gerekti. Bu hak da tanınmış oldu. Yine 2020’de bitmesi için iyi niyetlerimizi muhafaza ediyoruz ama belki de 2020’yi aşabilen durumlar olabilir. 9 Kasım’ı görünce biraz böyle bir kanaate hasıl oldu ama eninde sonunda adalet yavaş yürür derler ama er geç ulaşmak istediği noktaya ulaşır derler.

Aslolan burada 3 Temmuz sürecinin hukuksuzluğuna karşı Fenerbahçe camiasının durduğu duruştur. Bu hukuksuz yapı Fenerbahçe duvarına çarpmıştır, ilk tokadı Fenerbahçe’den yemiştir. 15 Temmuz’dan önce 3 Temmuz sürecindeki insanların direnişiyle bu hukuksuz süreç, hukuksuz işler bir tepkiyle karşılaşmıştır. Bu son derece değerli bir tepkidir. Bugün de o tepkinin hukuk önünde bir mücadelesinin sonucu yaşanmaktadır. Bu yönüyle de son derece değerlidir. Sadece Fenerbahçe için değil, sadece futbol için değil, sadece kulüpler için değil hukuksuzluğa uğramış tüm insanlar için önemli bir mücadeledir. Hukuksuzluk önünde hukuk üzerinden hak arama mücadelesi olarak oldukça değerlidir. Fenerbahçe olarak bu sürecin sonuna kadar da hukuksuzluğa hayır diyeceğiz. Fenerbahçe ile şike kelimeleri asla yan yana konamaz. Olsa olsa Fenerbahçe ile kumpas kelimeleri yan yana konabilir. Fenerbahçe’nin kumpas mağduru olduğunun tescilleneceği günü sabırla bekliyoruz.”
dedi.

Ali Koç: "Fenerbahçe’ye yapılan hukuksuzluklara tereddütle bakmak, FETÖ'nün meşrulaştırılmasından başka hiçbir anlam taşımamaktadır"

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, 107 sanıklı Futbolda Şike Kumpası davasının 15. oturumunda müşteki sıfatıyla ifade verdi. 

Başkan Ali Koç’un, Fenerbahçe'ye kumpas kuranların yargılandığı Fenerbahçe Kumpası Davası’nın 15. celsesinin 3. gününde mahkemede yaptığı konuşma şu şekilde:

"Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Kıymetli Savcı,

Bugün burada, kökleri 1907’ye dayanan, 113 yıllık tarihi boyunca ülkemize uluslararası birçok başarı getirmiş, Türk sporuna binlerce sporcu kazandırmış, yetiştirdiği sporcular ile gerek Fenerbahçemizi gerekse Türkiye’nin çeşitli branşlardaki milli takımlarını olimpiyatlarda, Dünya Şampiyonalarında, Avrupa Şampiyonalarında ve diğer şampiyonalarda temsil etmiş, Türkiye’nin en fazla taraftarına sahip kulüplerinden biri olan; kitleleri etkileyici gücü ve kapsayıcı yapısıyla, parçası olduğu toplumun sorunlarına karşı her zaman duyarlı bir sivil toplum kuruluşu olan Fenerbahçe Spor Kulübü’nün 37. Başkanı olarak huzurlarınızda bulunuyorum.

Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği’nin amacı; Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği Tüzüğü’nün 3. maddesi gereğince kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği hedef ve ilkeler doğrultusunda çağdaş yaşama uygun olarak, üyelerin ve sporcuların, beden ve ruh sağlığını geliştirecek olanaklar hazırlamak, fizik ve moral eğitimleri ile ilgilenmek, kulübün tesis ve faaliyetlerinden yararlandırmaktır.

Tüzüğümüzden de açıkça anlaşıldığı üzere Fenerbahçemiz topluma ve millete yararlı bir dernek olarak kurulmuş olup günümüze kadar gerçekleştirdikleri ile Türkiye’de her alanda öncü ve örnek tavrıyla insanlara her zaman umut, mutluluk kaynağı olmuştur.

Bu faslı kapatmadan önce rahmetli İslam Çupi’den bir alıntı yapmak istiyorum: "Fenerbahçe Cumhuriyeti ortalıkta yoksa, Türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk yoktur, insanlar yoktur, canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra yaşayan yer olmaktan çıkıp, mezarlık olur".

Sayın Heyet;

9 yıl önce bugün, sadece Türk futbolunda değil, Türkiye tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır.

3 Temmuz 2011 tarihinde Türk futbolunda sözde temizlik yapılacağı iddialarıyla

•             Fenerbahçe Spor Kulübü’ne,
•             Kulübün Başkanı Aziz Yıldırım’a,
•             yöneticilerine,
•             profesyonel çalışanlarına ve
•             bazı sporcularına yönelik bir dizi operasyon gerçekleştirilmiştir.

Bunlar illegal bir örgütün Fenerbahçe’yi ve futbol camiasını ele geçirmek için gerçekleştirdiği hukuksuz operasyonlardır.

Bu durum mahkeme kararlarıyla da tespit edilmiştir.

Bir süre önce açıklanan Ergenekon Gerekçeli Kararı tüm süreci anlatmış, ayrıca Fenerbahçemize kurulan kumpastan da, sanıklara ceza verilmek için kanunların nasıl hiçe sayıldığından uzun uzun bahsetmiştir.

2007’de başlayan, yargıya sızmış FETÖ Terör Örgütü’nün üyeleri aracılığıyla yapılan bu saldırılar 2011 yılına kadar çeşitli davalar aracılığıyla yoğun bir baskı ile devam etmiştir.

Askeri, siyasi, akademik, kamu ve özel sektör ayırt etmeksizin toplumun tüm kesimlerinde karşıt gördükleri, kendilerine biat etmeyen kişi ve kurumları, kendilerine has kumpas yöntemleri ile tasfiyeye başlayan Paralel Devlet Yapılanması FETÖ/PDY, tüm hedef ve emellerini gerçekleştirebilmek adına o dönemde sorunsuz bir şekilde mesafe kat etmiştir.

Aynı FETÖ yapılanması, kendi gizli ajandası doğrultusunda 2011 yılında bu kez Türk futboluna el atmıştır. Diğer kumpaslardan farklı olarak Şike Kumpası, milyonları peşinde sürükleyen ve milyarlarca Euro’luk ekonomisi olan futbolu hedef almış; bunu da Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütü olan Fenerbahçe üzerinden yapmaya çalışmıştır.

Türk sporunun en önemli değerlerinden biri olan Fenerbahçemiz, her aşaması nakış gibi işlenen büyük bir oyunla ele geçirilmeye çalışılmıştır.

Operasyon süreci, soruşturma süreci ve yargı sürecinin her bir adımı FETÖ’nün hazırladığı senaryoya göre, örgüt üyelerinin kontrolü altında yürütülmüştür.

Kendi güdümlerinde bulunan medyalar aracılığıyla da açık bir propaganda ile toplumda Fenerbahçe’nin şike faaliyetlerinde bulunduğu algısı yaratılmaya çalışılmıştır.

Bakınız sürecin daha hemen başında henüz ifadeler dahi alınmadan, dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, haddini ve yetkisini aşarak, gözaltıların olduğu gün

“19 maçta şike ve teşvik primi tespit ettik” şeklinde bir açıklama yapmıştır.

Bu açıklama tam da FETÖ’nün hedeflediği gibi “ateş olmayan yerden duman çıkmaz, bakın Emniyet tespit etmiş” şeklindeki değerlendirmelerle basında yer almıştır.

Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım henüz ifade dahi vermeden, hastane kontrollerinde ev adresi olarak, sanki tutuklu yargılanmasına karar verilmiş gibi, Metris Cezaevi yazılmıştır.

Bunlar daha soruşturmanın en başında yaşadığımız masumiyet karinesi gibi en temel hukuk kurallarının bile tamamen yok sayıldığının göstergelerinden sadece birkaçıdır.

Hukuksuzluklarla dolu süreci çok daha fazla örnekle çeşitlendirmek mümkündür.

Kulübümüz, Başkanımız Aziz Yıldırım ve yönetici arkadaşlarımız medya önünde büyük bir linçe uğramıştır.

Ülkemizin en önemli değerlerinden biri olan Fenerbahçemiz’e reva görülen haksızlıklar, gün geçtikçe daha da şiddetlenmiştir.

Sadece yargı, emniyet ve medya üçgeninde değil, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve UEFA nezdinde uğradığımız haksız tavırlar da senaryonun kusursuz birer parçası olarak tarihteki yerini almıştır.

Buradan bir parantez de TFF’ye açmak gerekiyor.

Asli görevlerinden bir tanesi Türk futbolunun marka değerini korumak ve daha yukarılara çıkarmak olan bu kurum, o dönem Avrupa futbolunun yükselen yıldızı olan Fenerbahçe’ye maruz görülen haksızlıklara göz yummakla kalmamış, üzerine bu büyük oyunun bir paydaşı haline dönüşmüştür.

Dönemin TFF Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri de Fenerbahçemize karşı yapılan bu operasyonların kimi bilerek kimi de bilmeyerek parçası olmuşlardır.

Henüz yargılaması tamamlanmamış, ifadeleri alınmamış bir durumdayken, polis fezlekesinde her biri sadece iddia olarak yer alan tüm belge ve dökümanlar UEFA’ya an be an yazışmalarla rapor edilmiştir.

Bu yönlendirmeler neticesinde UEFA da hakkımızda yanlış ve aleyhte kararlar tesis etmiştir.

Federasyonun çabalarıyla, davaya bakan savcıyla görüştürülmek üzere Türkiye’ye çağırılan UEFA müfettişi Pierre Cornu, resmi raporunda da yazdığı gibi, ziyareti sırasında “Fenerbahçe’nin %1 bile şike yapmama ihtimali var mıdır?” sorusunu TFF yetkililerine yöneltmiştir.

Söz konusu yetkililer ise “Fenerbahçe %100 şike yapmıştır” cevabını vermişlerdir.

Sadece bu örnek bile dönemin federasyonunun Fenerbahçe ve süreçle ilgili gerçek niyetini ve duruşunu apaçık ortaya koymaktadır.

Bizi sözde hukuksuzluk yaptığımız iddiasıyla Avrupa’ya göndermeyenler, bizim “madem öyle, şike yaptığımızı düşünüyorsanız bizi alt lige düşürün” şeklindeki meydan okumamızı reddederek büyük bir çelişki içine girdiler.

Bu noktada şunu da hatırlatmak isterim ki, o dönemde yürürlükte olan Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Disiplin Talimatının 58. Maddesine göre müsabakanın sonucunun hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkilenmesi veya buna teşebbüs edilmesi halinde kulüpler küme düşme cezası ile cezalandırılıyordu.

Başta Fenerbahçe olmak üzere neredeyse tüm spor camiasının karşı çıkmasına rağmen o süreçte söz konusu talimat değiştirilmiş ve teşebbüs halinde kulüplere ceza verilmemesine hükmedilmiştir.

Yani açıkça Fenerbahçe’nin, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında yer alan en yüksek kademeli ligden düşmesi istenmemiştir. Çünkü bu operasyonu yapanların asıl amacı Süper Ligdeki Fenerbahçe Spor Kulübü’nü ele geçirmekti.

Zira Fenerbahçe’mizin bir alt lige düşürülmesi halinde futbol camiasına amaçlandığı şekilde etkin giriş yapılamayacaktı. 

Sayın Heyet, Kulübümüz Şike Kumpası sürecinde telafi edilmesi imkânsız maddi ve manevi zararlara uğratılmıştır.

UEFA Şampiyonlar Ligi’ne gidemediğimiz için

*katılım payı
*performansa dayalı ödüller
*bilet satış gelirleri
*kombine kart satış hasılat gelirleri
*reklam ve ürün satış hasılat gelirlerini

Kaybederek sadece o yıl için toplamda yaklaşık olarak 54.000.000,00 (ellidörtmilyon) Euro zarara uğradık.

Bu kayıplara ilave olarak kadromuzda yer alan ve pek çok üst düzey kulübün peşinden koştuğu uluslararası çapta 5 oyuncumuzu satmak zorunda kaldık.

Zira, kulübe kaynak yaratılması gerekiyordu.

Halka açık olan şirketimizin hisselerinde de yadsınamayacak şekilde düşüş yaşanmıştır.

Basit bir örnek vermek gerekirse:

Fenerbahçe Futbol A. Ş.’nin Kumpas öncesi son kapanış tarihi olan 01.07.2011 tarihinde piyasa değeri 1.771.425.000,00 TL (756 milyon Euro) iken;

Kumpastan bir ay sonra 10.08.2011 tarihinde piyasa değeri 907.475.000,00 TL’ye (361 milyon Euro) düşmüştür.

Bu rakamlar ışığında Fenerbahçe Futbol A.Ş.’nin sadece bir aylık süreçte görmüş olduğu değer kaybı 863.950.000,00 TL’dir (395 milyon Euro)

VE BUNUN TEK SEBEBİ BU KUMPASTIR.

Tüm bunlar nedeniyle Kulübümüzün 2011-2012 sezonu başta olmak üzere devam eden sezonlardaki kayıpları tarif edilemez boyuttadır.

Bu yukarıda saydıklarım Fenerbahçemizin uğradığı maddi zararlardır.

Şunu da belirtmek gerekir ki; Şike Kumpasından olumsuz etkilenen tek kulüp Fenerbahçe değildir. 3 Temmuz operasyonu Türk futbolu, hatta Türk sporu için kötü bir dönüm noktasıdır.

Bu operasyonun Türk sporuna verdiği zararları o dönemde tüm spor kamuoyunu Fenerbahçe Spor Kulübü olarak defalarca “Aynı Gemideyiz” diyerek uyarmıştık.

Bugün 3 Temmuz sürecinin spor kulüplerimiz, Türk futbolu ve taraftarlar yani milyonlarca vatandaşımız üzerinde yarattığı tahribat onlarca yıl tamir etmek mümkün değildir.

Tüm bunların yanında Fenerbahçemizin uğradığı manevi zararlar da mevcuttur.

En baştan üzerine basa basa belirtmekte fayda var ki;

Camiamızın uğradığı manevi zararlar, ölçülmesi mümkün olmayan boyutlardadır.

Her şeyden önemlisi Fenerbahçe ile şike kelimesi kumpas ile yan yana getirilerek Fenerbahçe’nin tertemiz tarihine ve marka değerine zarar verilmiştir.

Soruşturma üzerinde gizlilik kararı olmasına rağmen örgütün gazeteleri ve televizyonlarına kara propaganda amacıyla hâlihazırda yargılanan hâkimlerden, savcılardan ve polislerden gelen belgeler servis edilip, Fenerbahçe hakkında “şikeci takım” imajı yaratılmaya çalışılmıştır. O dönem kimse bu hukuksuzluğu durdurmamış yada durduramamıştır. Kulübümüz henüz yargılama bile başlamamışken evvela kamuoyu nezdinde mahkum edilmeye çalışılmıştır.

Fenerbahçemize gerçekleştirilen operasyon ile ayrıca toplumsal bir ayrışma amaçlanmış ve diğer camiaların Fenerbahçe’den nefret etmesi sağlanmaya çalışılmıştır.

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün en büyük gücü taraftarlardır. Genci, yaşlısı ile yurt içinde ve yurt dışında yaklaşık 30 milyon taraftara sahip bir camia olup, medyada yaratılmış olan algı operasyonu sonucunda henüz belirli takımlara gönül vermemiş olan yeni nesillerin Fenerbahçe sevgisi taşımalarının önüne geçilmiştir.

Sadece bu hususlar bile Fenerbahçe’nin ağır manevi zararlar gördüğünü açıkça gözler önüne sermektedir.

O dönemde diğer kulüpler bizim sesimizi maalesef duymazdan geldiler.

Fenerbahçe camiası tek başına 3 Temmuz kumpasına karşı dik durmuş, Başkanımız Aziz Yıldırım, Fetullahçı Terör Örgütü Fenerbahçe’yi tarumar etmek için tüm gücüyle saldırırken daha ilk günden tarihe geçen sözlerini söylemiştir. “Ne şikesi memleket elden gidiyor” diyerek bu örgütün asıl amacını resmen ifşa etmiştir.

O gün Başkanımızın uyarısını, Fenerbahçe’nin haykırışını dikkate almayanlar, rüzgara göre hareket edenler, daha sonra haklı olduğumuzu kabul etmek zorunda kalmışlardır.

Bu kumpas, ülkemizin hukuk, adalet, polis teşkilatı, medya başta olmak üzere tüm damarlarına sızmış FETÖ tarafından devletin imkanları kullanılarak organize edilmiş ve hayata geçirilmiştir.

Gelinen aşamada hem verilen beraat kararları hem huzurdaki bu davanın açılmış olması hem de geçtiğimiz aylarda açıklanan Ergenekon Davası’nın gerekçeli kararı, haklılığımızı bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Tekrar tekrar hatırlatmak isterim ki Fenerbahçe’ye yapılan hukuksuzluklara tereddütle bakmak, “ama” veya “fakat” retorikleriyle ulaşılacak her değerlendirme Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik varlığına kast eden FETÖ'nün meşrulaştırılmasından başka hiçbir anlam taşımamaktadır.

Camiamız, başkanımızın liderliğinde taraftarlarımız, sporcularımız ve yönetimimizle ülkemizin geleceğinde önemli yeri olan büyük bir direniş gerçekleştirmiştir.

Bu direnişin önemi, FETÖ yapılanmasına karşı duran ilk camia olmamızdan kaynaklıdır.

O gün camiamızın verdiği örnek mücadele, FETÖ’nün ilk defa başarısızlığa uğramasını sağlamıştır.

FETÖ, kumpaslarındaki ilk hüsranını Fenerbahçe camiasının bu direnişiyle yaşamıştır.

Bu başarısızlık, 2011 sonrasında teşebbüs ettiği Türkiye’yi tamamen ele geçirme operasyonu olan 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi hain saldırılarda da başarısız olmasının fitilini ateşlemiştir.

3 Temmuz direnişi, Türkiye’nin topyekün direnişinin kilometre taşı olmuştur.

Biz Fenerbahçe camiası olarak FETÖ ile mücadelede milat olarak 3 Temmuz’u kabul etmekteyiz.

Geçmişte başkanımızı, yöneticilerimizi, kısacası Fenerbahçe ile alakalı kişileri soruşturan savcılar ve onlara ceza veren, cezayı onayan hakimler bugün ya firari konumdadır ya da soruşturulmakta, yargılanmaktadır.

Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Kıymetli Savcı,

Açıkladığım hususlar ışığında ben, Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği’nin 37. Başkanı olarak, hem Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği ve iştirakleri adına, hem de şahsım ve Yönetim Kurulu üyeleri adına tekraren sanıklardan şikayetçi olduğumuzu belirtir, sanıkların en ağır ceza ile cezalandırılmaları ile birlikte, asılsız “şike” iddialarıyla Fenerbahçemize sürülen kara lekenin temizlenebilmesini teminen, kurulan hain kumpasın, Mahkemenizce verilecek karar yoluyla tarihe tescilini saygılarımla talep ederim.

Fenerbahçe tertemiz bir tarihe sahiptir! Şike yapmamıştır, asla da yapmaz…

Saygılarımla,"

31 Mayıs 2020 Pazar

"Borcumuz 4.1 milyar TL'yi bulacak"

Beşiktaş Kulübü Başkanı Ahmet Nur Çebi, Olağan İdari ve Mali Genel Kurul'un koronavirüs sebebiyle Ağustos ayına ertelenmesine rağmen, camiaya sesleniş konuşması yaparak kulübün içinde olduğu son durumu anlattı.

En büyük sorunun borç olduğunu ifade eden Ahmet Nur Çebi, şu anda 3.3 milyar TL olan borcun mevcut finansman yükü ve gelecek olan faizlerle 2023 yılında 4.1 milyar TL’yi bulacağını hatta aşacağını açıkladı.

Fikret Orman yönetiminin yapmış olduğu ağır sözleşmelerden ve cezalardan bahseden başkan Çebi, kaynaklar yaratmaya çalıştıklarının altını çizdi. Pandemi sebebiyle ertelenen yardım kampanyasının yakın bir süreçte başlatılacağını belirten Başkan Çebi, yeni ve nostaljik sponsorun da müjdesini verdi.

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi'nin yaptığı camiaya sesleniş konuşması şu şekilde:

“Değerli Beşiktaşlılar, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün, Olağan İdari ve Mali Genel Kurul toplantımızı gerçekleştireceğimiz tarihti. Yaşadığımız pandemi sonucu devletimizin uygulamaya koyduğu yönetmelikle toplantımız Ağustos ayına ertelenmiştir. Bu nedenle sizlere seslenmek, içinde bulunduğumuz durum ve çalışmalarımız hakkında bilgi vermek ihtiyacı duydum. Her şeyden önce şunu söylemek istiyorum. Verdiğimiz söz gereği çalışmalarına başlanan ve merakla beklenen geçmiş on yılla ilgili denetleme süreci, pandemi nedeniyle birkaç ay sarkmıştır. Önümüzdeki ağustos ayında yapılması planan genel kurul toplantımızda sizlere bu hususla ilgili raporlar sunulacaktır.''

"2023 yılında borcumuz 4.1 milyar TL'yi bulacak"

“Göreve geldiğimiz ana kadarki borcun 3.3. milyar TL olduğu Divan Kurulu toplantısında sizlere açıklanmıştı. Belirtmek istiyorum ki bu borç, mevcut finansman yükü ve gelecek olan faizlerle 2023 yılında 4.1 milyar TL’yi bulacak belki de aşacaktır. Vereceğimiz mücadele, bu rakama ulaşılmaması hatta daha da aşağı bir seviye çekilmesidir. Kulübümüzün yaklaşık 600 milyon TL geliri vardır ancak giderimizin 900 milyon TL olduğunu vurgulamak istiyorum. Yılda 300 milyon TL açık veriyoruz. Ayda 25 milyon TL açıkla Kulübümüzü yönetmeye çalışıyoruz. Bu durum, bugüne kadar yapılan borçlanmanın verdiği faiz yükü ve yapılmış olan büyük kontratların dayanılmaz olan ağırlığından kaynaklanıyor. Göreve geldiğimiz ekim ayının son on gününde, hızlıca 120 milyon TL bulunarak ödemeler yapılmış, temiz kağıdı alınmış ve Avrupa’ya gitmemizin önündeki engel şimdilik kaldırılmıştır. Bu konuyla ilgili şunu belirtmek istiyorum. Bu süreç eylül ayı sonunda tamamlanması gerekirken eski yönetim seçim nedeniyle bunu ekim ayına ertelemiştir. Bu ilginç durumu kamuoyu ve Beşiktaşlılarla paylaşmayı bir görev biliyorum.”

"Ağır sözleşmeler var değiştirmeye çalışıyoruz"

“Yaklaşık yedi aylık görev süremiz boyunca 380 milyon TL kaynak yarattık. Bu kaynak, bankalara gelen tüm gelirlerimizin dışında yarattığımız bir kaynaktır. Yapılmış olan ağır sözleşmeler gereği tüm gelirlerimiz bankalara ödenmektedir. Gelirlerimiz, bankalar tarafından kredi borçlarımıza sayılmaktadır. Bunların dışında bulmamız gereken 780 milyon TL’ye karşılık bulabildiğimiz 380 milyon TL ile bugüne kadar kulübümüzü ayakta tutmayı başardık. Geldiğimiz günden bu yana sekiz ayı bulan maaş ödemeleri yaptık. Eski yönetim döneminden kalan üç-dört ay geriden gelen personel maaş ödemelerinin ancak bir ayını kapatmış bulunuyoruz. Çalışanlarımıza bu konuda bizlere göstermiş oldukları anlayış nedeniyle candan teşekkür ediyorum. Zaman içinde onların üstündeki yükü hafifleterek yürümeye çalışacağımızı belirtmek istiyorum.Bilindiği üzere, konsorsiyum bankalarıyla yapılmış olan bir kredi sözleşmemiz var. Bu kredi sözleşmesinin içeriğinin Kulübümüzün şu anki şartlarıyla dönmesine engel teşkil ettiğini hepimiz biliyoruz. Geldiğimiz günden beri bu sözleşmenin çok ağır şartlar içerdiğini, sözleşmenin yeniden yapılanmasının Kulübümüzün dönebilmesi adına çok önemli olduğunu belirtmiştik. Bu konuda bankalarla olan görüşmelerimiz ısrarlı bir şekilde devam etmektedir. Beşiktaş lehine olan bir sözleşmeyi hayata geçirmeyi arzuluyor ve bunun gayreti içinde olduğumuzun bilinmesini istiyorum.”

"Geldiğimiz günden beri 61 tane hacizle mücadele ettik"

“143 adet dava devraldık. Bunların yirmi dört tanesi maalesef üyelerimizle ilgili açılmış davalardır. Bunların birçoğuyla kucaklaşmak ve barışı tekrar sağlamak adına uzlaşmayı planlıyoruz. Yüz doksan dava devam ederken ayrıca iki yüz yirmi beş icra takibi olduğunu belirtmek istiyorum. Geldiğimiz günden beri altmış bir hacizle mücadele ettiğimizi ifade etmek istiyorum.”

"Pandemi nedeniyle tüzük kongresi gecikecek"

“Kulübümüze üyelik için giriş ücretinin 5 bin TL, yıllık aidatın 120 TL olduğu malumunuzdur. Yedi, sekiz sene önce belirlenen yıllık aidat tutarının günümüz şartlarına göre gözden geçirilmesi gerektiğini, bu konuyu Beşiktaşımıza katkı verilmesi anlamında önemsediğimizi ve bu durumu ilk yapılacak mali ve idari genel kurulda gündeme getireceğimizi söylemek istiyorum.17775 üyemiz olduğunu belirtirken önemle şunu vurgulamak istiyorum. Yaklaşık beş buçuk yılda 832 kişi üye yapılırken geldiğimiz yedi aylık sürede 550’den fazla kişinin Kulübümüze üyeliği yönetim kurulumuz tarafından sağlanmıştır. Bu durum bizim moralimizi yükseltmiştir. Yeni üyelerimize üyeliklerinin hayırlı olmasını diliyorum ve kendilerine teşekkür ediyorum. Değişmesi gereken önemli tüzük maddeleri olduğunu biliyoruz. Bununla ilgili çalışmalar hassas bir şekilde büyük bir kesimin katılımıyla devam etmektedir. Tüzük kongresinin de yaşanan pandemi nedeniyle gecikeceğini üzülerek size bildirmek istiyorum.”

“Covid-19 Beşiktaş'a ağır yük yükleyecek”

''Covid-19 salgınının yarattığı mali sıkıntıları sizlerle paylaşmak istiyorum. Yaklaşık iki buçuk aylık süreçte 166 milyon TL gelirden mahrum kaldık. Sezonun devamını seyircisiz oynamak ve bazı sponsor gelirlerinden yoksun kalma ihtimalini göz önünde bulundurarak kaybımızın yüzde 70’in üstünde olmasını beklemekteyiz. Temennimiz ve mücadelemiz bu rakamları biraz daha aşağı çekmek yönünde olacaktır. Covid-19’un Beşiktaş’a ağır bir yük yükleyeceği bugünden görülmektedir.”

“Taraftarlarımızın verdiği destek bizim için çok önemli" 

“Taraftarlarımızın takımımıza verdiği destek ve moral bizim için çok büyük önem ifade etmektedir. Deplasman maçlarına giden taraftarlarımızın yaşadıkları sıkıntılar ve kendilerine yapılan haksızlıklara karşı yöneticilerimizin yanlarında olduğunu ve genç avukat arkadaşlarımızın fedakar taraftarlarımıza destek olmak için deplasmanlarda yer aldığını taraftarlarımızın bilgisine sunuyorum. Kale arkasında ayakta maç seyretme isteğinde bulunan taraftarlarımızın isteğini teknik olarak analiz ettik ve Gençlik ve Spor Bakanımıza arz ettik. Sonucu beklemekteyiz. Pandeminin bitip futbolun taraftarla oynanacağı zamana gelindiğinde ayakta maç seyretme dönemini başlatmış olacağız. BJK Nevzat Demir Tesisleri’nde üç antrenman sahamız var. Göreve geldiğimizde bir sahada çalışma yapılabiliyordu. İkinci sahanın bakımı tarafımızca başlatıldı ve tamamlandı. Altyapıdaki futbolcularımızın faydalanabileceği üçüncü saha için çalışmalar başlatıldı.”

“Fulya AVM'deki doluluğu iki katına çıkardık" 

“Göreve geldiğimizden beri tüm tedariklerde bakım ve onarım konularında maliyetleri aşağı çekebilmek adına ihale usulü olarak icra kurulumuzun çalıştığını ve sözleşmelerin yeniden yapılarak maliyetlerin sağlıklı bir şekilde aşağı çekildiğini müjdelemekte fayda var. Bu bizim için önemli bir konuydu. Bu hizmetleri için icra kuruluna teşekkür ediyorum. AVM’deki doluluk oranı iki katına kadar artırıldı. Doluluk oranı yüzde 65’e çıktı. Bu durum bizim aidat giderlerimizin azalmasını sağlarken kısa süre içinde kira gelirlerimiz artacaktır. Bu konuyla ilgilenen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.”

“Stadımızdaki ses düzeni için sürekli ceza ödüyormuşuz" 

“Vodafone Park’ta UEFA standartlarına aykırı ses ve led düzeni olduğunu ve bu nedenle sürekli UEFA’ya cezalar ödediğimizi şaşırarak öğrendik. Bu durumu öğrendiğimiz andan itibaren UEFA standartlarına ulaşılması adına icra kurulunun yapmış olduğu ihaleler sonuçlandı. Her çalışanımız bizim için çok kıymetlidir ancak içinde bulunduğumuz mali durum tasarruf yapmamızı gerektiriyor. Personel konusunda yüzde 22 azaltmaya giderek yıllık 10 milyon TL şimdilik tasarruf sağladık.”

“Amatör branşlar kulübe yük olmayacak şekilde düzenlenecek" 

“Hassas olduğumuz konulardan biri amatör branşlardır. Camiamız formamızı giyen amatör sporcularımıza kıymet vermektedir. Amatör branşlarımızın altyapılarından bu zamana kadar ne yazık ki sporcular yetiştirilemedi. Yarışmacı sporcularda, dışarıdan yapılan transferler, ödenen yüksek bedeller ve bunları karşılamayan gelirlerle yaklaşık yılda faiziyle birlikte 80 milyon TL’yi aşan bir amatör yapıyla baş başayız. Bunun çözümünün formalarımızı giyen amatörlerden kopmak olmadığını biz de biliyoruz. On iki yılda 1 milyar TL borç yaratan amatörlerin artık kendi kendilerine yeten, altyapısından kendi oyuncularına çıkaran ve Kulübümüze yük olmayan bir yapıya ulaşması için mücadele ediyoruz. Bunun Beşiktaş’ın mali geleceği açısından çok önemli olduğunu söylemek istiyorum. Bizim için önemli olan amatör sporcularımıza tertemiz formalarımızı giydirmek, spor yapacakları alanlar vermek ve değerli hocalarla onları yetiştirmektir. Amatör sporcularımızın formamıza olan aşklarını artırmak ve ileride yarışmacı olabilecek takımlarımıza da makul ücretler karşılığında hizmet etmelerini sağlamayı hedefliyoruz. Geldiğimiz günden beri basketbolla ilgili transfer yasağına neden olan 28 milyon TL’lik yük varken 20 milyon TL bütçeyle yola çıkılmışken biz bu rakamı yarı yarıya indirdik 20 milyon TL bütçeyle sezona başlayan takım on üçüncü olurken bizim 10 milyon TL’ye indirdiğimiz takım ligde sekizinciliğe yükseldi. Bu durum bizim amatör branşlarla ilgili vermek istediğimiz mesajı açıkça ortaya koydu. Bu durum bizim düşüncemizin ne kadar doğru olduğunu göstermektedir. En büyük desteği taraftarlarımızdan aldığımızı ve alacağımızı biliyoruz. Taraftarlarımızın pandemi döneminde Kartal Yuvası’nın e-ticaret yoluyla bize verdiği desteğin ne kadar önemli olduğunu gözlemliyor ve taraftarlarımıza teşekkür ediyorum. Taraftarlarımızın mağazalarımızın açıldıktan sonra da yapacakları alışverişlerle verecekleri desteğin bizim için çok önemli olduğunu belirtmek istiyorum.”

“Çok yakında nostaljik sponsorumuzla beraber olacağız" 

“Sponsorlarımızın ne kadar önem ifade ettiğini sıkıntılı günlerde daha kolay anlıyoruz. Vodafone’a bugüne kadar verdiği bundan sonra vereceği destekler nedeniyle teşekkür ediyorum. HDI Sigorta, Corendon Airlines, Burger King, Yurtiçi Kargo gibi sponsorlarımıza teşekkür ediyorum. Forma kol sponsorluğu konusunda teklifimizi düşünmeden kabul eden Aksa’ya ve değerli genel kurul üyemiz Cemil Kazancı’ya teşekkür ediyorum. Çok yakında nostaljik bir sponsorumuzla beraber olacağımızı, anlamlı bir sponsorluk süreci yaşayacağımızı ve bu konuyla ilgili duyurumuzu çok yakında yapacağımızı buradan beyan etmek istiyorum. Akatlar No: 1903 Sosyal Tesisi, geldiğimiz günün ertesi kiraları ödenmediği için mühürlenmişti. Çok kısa zamanda bu mekanı Beşiktaş’a kazandırdık. Pandemi nedeniyle tadilat işleri uzadı. Salgın sona erdikten sonra bu tesiste bir araya geleceğimizi müjdelemek istiyorum.”

“Kadın futbol takımımızla gurur duyuyorum" 

“Kadın Futbol Takımımızla gurur duyuyorum. Çok önemsediğimiz; annelerimiz, kız kardeşlerimiz, eşlerimiz ve kızlarımızı temsil eden kadın sporcularımızın spor yapmaları bizim için gurur kaynağı ve vazife.”

“Futbolda özümüze dönmek çok önemli" 

“Futbolla ilgili her şeyin para olmadığını söylemek istiyorum. Yüksek ücretlerle kurulan takımların her zaman başarı getirmediğini düşünüyorum. 2015-16 şampiyonluğumuzda takım bütçemiz yaklaşık 52 milyon Euro, 2016-17 şampiyonluğumuzda 67 milyon Euro ve dördüncü tamamladığımız 2017-18 sezonunda bütçemiz 92 milyon Euro idi. Yüksek ücret ödenen her transferin doğru transfer anlamına gelmediğini artık hepimiz kabul ediyoruz. Bundan sonra özümüze dönmek, özellikle gençlerden hizmet alarak ve onları başka takımlara satarak gelir elde etmek çok önemli. Metin-Ali-Feyyaz dönemini, değerli hocamız Sergen Yalçın’ın altyapıdan gelerek şampiyonluklar yaşadığını hatırlarsak yapmak istediğimiz şeyin doğru olduğunu ve vizyon çizerek bu yoldan vazgeçmememiz gerektiğini biliyoruz. Hocamızla beraber altyapıdan gelecek çocuklara önem vereceğiz. Scout ekibimizle altyapımızın dışından da bulacağımız kabiliyetli, genç, terbiyeli futbolcularla yeni bir Beşiktaş yaratacağız. Bu konuda tereddüt etmiyoruz.”

“Sergen Yalçın en büyük şansımız"

“Sergen Yalçın hocamız yaratmak istediğimiz sistemde en büyük şansımız. Kendisi altyapıdan gelerek şampiyon olmuş bir sporcu. Sergen Yalçın’ın motivasyonunun en üst noktada olduğunu görmekteyiz. Geldiğimizde on üçüncü sırada olan takımımız şu anda beşinci sırada. Sezon sonunda daha yukarıda olmayı hedefliyoruz. Bu da bizim futbol takımımıza verdiğimiz önemi gösteriyor. Futbolcularımızdan pandemi sürecinin yarattığı ve yaratacağı sıkıntılar konusunda destek istedik. Yeni dönemdeki bütçemizin daha makul olması adına, futbolcularımızla yola devam etme isteğimizle beraber görüşmelerimizi yapacağımızı kendilerine ilettik. Her birinin bu konuda samimi ve istekli olacağına inancım sonsuz.”

“Transferde acele edilmemeli”

“Transferler yapılırken acele edilmemeli, özenli araştırmalar yapılmalı. Transfer edilecek futbolcunun faydalı olmaması halinde Kulübümüze büyük maddi zarar vereceğini gördük. Bunların tecrübesini yaşamış bir yönetici olarak bugün başkanlık yaptığım Kulübümüzde yaşadığım bir örneği sizinle paylaşmak istiyorum. Futbolcumuz Ajdin Hasic, şu anda Ümraniyespor’da kiralık olarak oynuyor. En kısa zamanda kendisini A takımımızda değerlendirmek istiyoruz. Hasic’i sportif başarıda destek ve ekonomik olarak bize fayda sağlayabilecek bir sporcu olarak görüyoruz. Acele transfer olmamalı, pazarlıklar çok sağlıklı yapılmalı. 2 milyon euroya atılan imzaya rağmen, Hasic’in ve ailesinin bize destek vermesi, kendileriyle günlerce pazarlık yaparak bu bedeli 1 milyon euroya çekmiş olmamızın da çok önemli olduğu hususunu dikkatinize sunuyorum.”

“Kulağımıza dedikodular geliyor”

“2019 yılının ekim ayında göreve geldik. Arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Canı gönülden çalışıyorlar. Kulağımıza dedikodular geliyor. Sürekli görevi bırakacağımız ve kendi aramızda anlaşamadığımız gibi söylemlerle bizi yıpratmaya çalışan muhalifler olduğunu gözlemliyoruz. Bunları niye yaptıklarını anlayamadığımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunlara gerek yok. Seçim zamanı gelir, herkes aday olur. Nasıl biz cesaretle geldik ve zor durumda aday olduysak herkesin aday olma hakkı var. Çalışan bu yönetimi yıpratma amaçlı dedikodulara rica ediyorum, inanmayın. Ben arkadaşlarımla çok iyi anlaşıyorum. Tartışmak, Beşiktaş’ın menfaatleri açısından çok önemli. Eğer tartışmaların yapılmadığı yönetimlerde huzur var diyorsanız, huzur Beşiktaş’a hayır getirmemiştir. Biz kavga etmiyoruz. Beşiktaş’ı seviyoruz. Borç 3 milyar TL’ye yaklaşmışken 2019 yaz transfer döneminde, bonservis ve maaşlarıyla 30 milyon Euro’ya futbolcuların transfer edilmesi, bir transfer sezonunda Kulübümüze 250, 300 milyon TL yük bırakılmasını sizlerin takdirine sunuyorum ve üyelerimizden bu durumu bir yere not etmelerini rica ediyorum”

“Altyapıya önem veriyoruz”

“Altyapıya önem veriyoruz. U-19 Akademi Takımımızda başarıyla çalışmış olan Ozan Köprülü’yü alt ve üst yapı arasında köprü olması amacıyla Sergen Yalçın’ın ekibine dahil etmemizin, hocamızın bu durumu benimsemesinin, bizim öze dönerek gençlerle yol alacağımızın işareti olarak tarafınızca bilinmesini istiyorum.”

“Federasyondan cevaplar bekliyoruz”

''Göreve geldiğimiz günden beri Türkiye Futbol Federasyonu ile ilgili yaşadıklarımızı aktarmak istiyorum. Fenerbahçe maçında VAR olayı yaşadık. Müracaatları yapmamıza rağmen sonuç elde edemedik. Hala o konuda beklentimiz var. Göztepe maçında kural hatası olduğunu belirttik. Hakemin çelişkili ifadelerinin etik kurulunda değerlendirilmesi konulu müracaatımıza cevap alamadık. Mesut Bakkal beyefendinin belirttiği gibi 1986-87 sezonunda şampiyon ilan edilmemizle ilgili müracaatımıza en kısa zamanda cevap verilmesini arzu ettiğimizi TFF’ye iletmek istiyorum.FIFA, UEFA ve TFF, pandemi döneminde hiçbir şekilde net yönlendirici kararlar alıp tarafımıza bildirmedi. Bu da futbolcularımızla ne şekilde hareket edeceğimiz konusunda bizi zorluyor. Futbolcularımız da bu konuda ne yapacaklarını bilememekte. Umuyorum ki FIFA, UEFA ve TFF’nin yapmadığı şeyleri, futbolcularımızla bir aile olarak çözeriz. Bundan sonrası için süratli bir şekilde ekonomik kuralların yeni baştan belirlemesi gerektiğini TFF aracılığıyla FIFA ve UEFA’ya bildirmeyi görev kabul ediyorum.”

“Yardım kampanyasını yakında başlatacağız”

“En önemli konu ekonomi. Herkes ‘Ekonomik durumu anlatmayı bırak çözüm getir’ diyor. Ben bu konuda geri adım atmayacağım. İçinde bulunduğum durumu aileme anlatamazsam Beşiktaş’a katkı veremem. Bize destek vermeniz halinde Beşiktaş’ı uçuracağız. Bizi güzel günler bekliyor. Doğru işler yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Sizlerin vereceği destek benim ve yönetim kurulum için çok önemli. Yalnız başımızda biz bu yolda yürümekte zorlanırız. Bizi yalnız bırakmamanızı rica ettik. Bağış kampanyasından bahsetmiştim. 19 Mart’ta başlatmayı düşündüğümüz kampanya Covid-19 nedeniyle ertelenmişti. Haziran’dan sonra normal sürece geçeceğimizi, seyircisiz de olsa kalan sekiz haftanın oynanacağını biliyoruz. Bu süreç içinde kampanyamızı başlatacağız. Vereceğiniz destek, zor durumu aşmamızda çok önemli rol oynayacak. Şimdiden destekleriniz için teşekkür ediyorum.”

Maçları beraber seyredebildiğimiz, toplantılarımızı yapabildiğimiz, kucaklaşabildiğimiz sağlıklı günler diliyorum ve o günlerin çok yakında olduğunu biliyorum. Sabrın sonu selamettir. Birlik ve beraberlik başarıya giden en kolay yoldur. Hepinize saygılar sunuyorum”

Kaynak: DHA

15 Mayıs 2020 Cuma

Ali Koç, Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu (Video)

Fenerbahçe Başkan Ali Koç, Fenerbahçe Spor Kulübü Yüksek Divan Kurulu (YDK) Olağan Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu.

Başkan Ali Koç'un konuşması şu şekilde:

“Değerli Yüksek Divan Kurulu Başkanımız, kıymetli üyelerimiz, yönetim kurulu arkadaşlarım, çalışan arkadaşlarımız, bizi televizyonlardan izleyen tüm Fenerbahçeliler, Fenerbahçeli olanlar olmayanlar, herkesi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Umuyorum ki sizler aileleriniz, sevdikleriniz hem güvendesiniz hem de sağlığınız yerindedir ve inşallah hep beraber bu sıkıntılı süreci minimum tahribatla aşarız. Vefa Bey’e özellikle teşekkür etmek istiyorum, bu sıra dışı, kalıplar dışı toplantı düzenini kabul ettiği için ona özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bu bir çalışanımızın fikriydi. İptal etmektense, hiç yapmamaktansa bu şekilde yapmayı aramızda değerlendirdik. Vefa Bey’in de uygun görmesiyle böyle bir düzen yaptık.
 
Hepimiz olağanüstü bir süreçten geçiyoruz. Biraz evvel Genel Sekreterimiz, kulüp olarak neler yaptığımızı, bu süreci en iyi şekilde yürütebilmek için nasıl çalıştığımızı sizlere aktardı, sayıları, rakamları da aktardı. Bu arada kendisi de çok çalışırken virüse yakalandı. Geçen Pazar akşamı beni aradığında, ‘karı-koca öksürüyoruz’ dedi. Hemen test ayarladık, tomografisi iyi çıkmadı, testi iyi çıktı. Ama önemli olan tomografik görüntülerdi. Kendisi çok zinde hissetse de, hiçbir semptom olmasa da kendisini karantinaya almak zorunda kaldık. Camiamızın çatısı altında bu virüse yakalanan herkese, ülkemizdeki herkese de geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, acil şifalar diliyorum.
 
Bu toplantıyı fiziken olmasa da teknolojinin nimetleri sayesinde hem Fenerbahçe Televizyonu’nda hem de YouTube kanalımızda izleyebiliyoruz. Öncelikle Dünyayı, mart ayında da ülkemizi ve milyonları etkisi altına alan bu salgın dolayısıyla değişik bir süreçten geçiyoruz. Aslında 100 yılda ilk defa başımıza geliyor ama bana sorarsanız bundan sonraki yüzyılda çok kez böyle bir olayla karşılaşacağımızı tahmin ediyorum. İster insan yapımı olsun, ister doğal olsun ama bu virüs olaylarına üzülerek tahmin ediyorum ki daha dirençli olacağız, daha alışacağız. İnşallah olmayız, inşallah yanılıyorumdur ama öyle gözüküyor. Ancak ülkemiz olarak baktığımızda hem devletimiz, hem ilgili kurumlarımız bu virüsten korunabilmek için bu süreçten en az hasarla çıkabilmemiz için 11 Mart’tan itibaren yeni bir sistem ve planlar çerçevesinde önlemler almaya, bizleri bilgilendirmeye, çağrılarda bulunmaya özen gösteriyorlar, dikkat ediyorlar. Sistematik bir şekilde bunu yapıyorlar, iyi de yapıyorlar. Bizler de vatandaşlar olarak mümkün oldukça bu kurallara uymaya çalışıyoruz, etrafımızda da bu kurallara uymaları için insanlara telkinde bulunuyoruz.
 
Şunun üzerine basarak söylemek istiyorum; buraya kadar geldik. Buraya kadar gelirken de çok çaba sarf ettik ve belli kazanımlarımız oldu. Dünya ile kıyasladığımız zaman daha iyi durumdayız. Büyük emeklerle bir yere kadar geldik, tünelin sonunda da ışık görüyor muyuz? Görüyoruz. Ama burada önemle yapmak istediğim hatırlatma; rahatlamayalım, rehavete kapılmayalım, çok korkmayalım ama korkumuz da tamamen geçmiş gibi davranmayalım ve ilk günkü gibi hassasiyetle konuya yaklaşmaya devam edelim ki bizim için çalışanlara, devletimize, sağlık çalışanlarına bu şekilde azami desteğimizi verelim. Aslında biz, bir ülke olarak adeta bir dayanışma ruhu içerisinde bir milli mücadele veriyoruz ve bugüne kadar da bu mücadeleyi iyi verdiğimizi söylemek istiyorum. Sağlık Bakanımıza bir parantez açmak istiyorum: kendisini tanımam ancak kendisinin tüm toplumumuzu, halkımızı her gün sistematik bir şekilde bilgilerle donatması, bunu yaparken herkesin anlayacağı dilden anlatması, güven telkin etmesi, bizleri rahatlatması, kapsayıcı ve katılımcı olması ve gerçek bir liderlik örneği sergilemesi bu sürecin, bu şekilde atlatılmasına da büyük katkı sağladığını düşündüğüm için onun da kendisine bir parantez açmak istedim. Ama tabii ki bu bir ekip işi, burada özellikle sağlık çalışanlarımıza, bu süreçte hepimiz için eşsiz bir fedakarlık yaparak, büyük riskler alarak herkesin sağlığına kavuşması için var gücüyle çalıştılar. Sağlık altyapımızın da ne kadar donanımlı olduğunu test ederek gördük ve başta doktorlarımız olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına Fenerbahçe camiası olarak şükranlarımızı, minnetlerimizi iletmek istiyorum. Tabii bunu yaparken de unutmamız lazım ki sağlık çalışanları ön cephede ama arka cephede de hayatın durmaması için bizler evlerimizdeyken hayatın nispeten mümkün olduğu kadar normal akışında gidebilmesi için çalışan diğer tüm ilgili sektörlerin emektarlarına da burada bir kez daha teşekkür ediyorum. Allah hepinizin yardımcısı olsun.
 
İfade ettiğim gibi birinci günden beri birlik ve beraberlik içinde, dayanışma ruhuyla bugünlere geldik. İnşallah Dünyaya örnek olan bu tutumumuz ve süreci yönetiş şeklimiz bundan sonra da bu şekilde devam eder. Tabii ki hepimizin temennisi en çabuk, en kısa sürede normal hayatımıza dönmek ama normal hayatımıza dönmek için de gerektiğinden fazla risk almamak ve bütün kurallara uymak ve inşallah en kısa zamanda da eski günlerimize dönmek. Bu vesileyle hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza rahmet diliyorum. Ailelerine de sabır diliyorum.
 
Biraz önce Burak Bey de değindi. Van’dan acı haber aldık, şehitlerimiz var. İki vatandaşımız şehit oldu. Hem de yardım yapmak için yola çıkmışken bu hain saldırıyı kınıyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine, sevdiklerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.
 
Evet, teknolojinin nimetlerinden yararlanarak böyle bir toplantı yapmaya karar kıldık, yaptık, yapıyoruz. İnşallah ilk ve son olur. İnşallah bir sonraki toplantımızı –temmuz- mümkün olan en normale uygun şartlarda yapma imkanını sağlarız. Bir de tabii Mali Genel Kurulumuz var. Nisanda yapmamız gereken bu toplantıyı 15 Mayıs’ta bu şekilde yapıyoruz. Ama hiç olmazsa yapıyoruz. Belki birbirimize sarılamıyoruz, dokunamıyoruz, dertleşemiyoruz ama ‘hiç yoktan iyidir’ diye en azından bu şekilde temasta kalmaya, sizlerin fikirlerini almaya ki bizler için her zaman çok önemli olan öneri, eleştiri ve fikirlerinizi almak bizler için çok önemli. Hiç olmazsa bu yolla alabildiğimiz için de bir nebze olsun özlem giderdik, giderebiliyoruz diyelim.
 
Bu toplantıyı iptal etmek içimize sinmedi. ‘Nasıl yaparız?’ diye düşündük, bu şekilde yaptık. Küçük bir oturma düzeni, katılabilen Yönetim Kurulu arkadaşlarımız, çalışma arkadaşlarımız da buradalar. Evinden de takip eden Yönetim Kurulu arkadaşlarıma da selam ve saygılarımı iletiyorum. Biz, ‘fikirleriniz önemli’ dedik. Mümkün olduğu kadar teknoloji kullanarak online, telefon, video şeklinde biraz sonra cevaplayacağım sorularınızı, fikirlerinizi aldık. 41 kişi katıldı, onlara da zahmet ettikleri için, fikirlerini, görüşlerini paylaştıkları için de ayrıca teşekkür ediyorum. Benim size anlatmak istediğim bazı konular zaten soruların içinde barınıyor. Sorular geldikçe oraya da değineceğiz.
 
Tabii gündemde pek çok konu var. Bunlardan bir tanesi önce erkek basketbol ile başlayalım. Obradovic, hocamız önümüzdeki sezon ne olacak? Tabii ki konuşulan gündem maddelerinden bir tanesi, bilhassa son dönemde. Bu konuya tabii ki açıklık getirmek istiyorum. Daha önce de birkaç kez ifade ettiğim gibi hocamız Fenerbahçe’nin yaşayan efsanelerindendir. Geçen sene EuroLeague Final-Four öncesi takım olarak müthiş bir performans yakaladık, camia olarak. Hem performans hem rakamlar hem havaya girdik. Dedik ki, ‘belki de en kolay Final-Four turnuvası’ olacak. Üç ayrı EuroLeague rekoruna imza atarak turnuvaya kaldık ancak ondan sonra müthiş başlayan sezon hiç beklemediğimiz, hocamızın da bize ifade ettiği gibi kariyerinde hiç yaşamadığı, tecrübe etmediği şekilde, eşi ve benzeri olmayan talihsiz sakatlıklar neticesinde sezonu hiç de arzu etmediğimiz, hiç de beklemediğimiz şekilde tamamladık. Yani muhteşem başlayan sezon, çok çok kötü bitti. Yeni sezon planlamasına başladık. Hocamızın istek ve beklentileri doğrultusunda çalışmalar yaptık. Bu çalışmaların içerisinde de Avrupa’da ses getiren transferlerle takımımızı güçlendirdik. Hatta hocamızın söylemine göre size aktarıyorum; ‘Fenerbahçe’de bulunduğu sezonlar içerisinde en iyi kadroyu kurduk’ dedi. Ancak geçen sezonun tam tersine bu sefer, bu sene sezon başlangıcımız hiç kimsenin inanamayacağı, tahmin edemeyeceği şekilde gerçekleşti. Bizler bile yaşadıklarımıza, gördüklerimize inanamıyorduk. Bilhassa kendi sahamızda rahat kazanmamız gerekirken son saniyelerde aldığımız mağlubiyetler vs. vs. diyelim ama sezon başlangıcı beklentimizin tam tersi oldu.
 
Buna rağmen; geçen senenin tam tersine çok kötü başlayan sezon haftalar içinde biraz kıpırdanmaya ve toparlanmaya başladı. Arkasından EuroLeague Play-off potasına girdik. Türkiye Kupası’nı aldık. Tam işler yoluna giriyor derken; iptaller, ertelemeler geldi. Şunu söylerken çok abartmış olmam. Geçen sene kimse sezon içinde yaşadıklarını gördüğünde sezon sonunda bu sonuçları tahmin edemezken; belki de bu sezon lig takvimi ve play-off takvimi devam edebilseydi kimsenin beklemediği şekilde sezonu bitirebilirdik. Belki tarihe geçecek bir ‘come back’ yapabilirdik. Belki diyorum, neden belki diyorum? Geçen sezon yaşadığımız müthiş performansın nasıl sonuçlandığını kimsenin tahmin edememesi gibi bu seneki kötü başlangıcın da sonu çok farklı olabilirdi. Bilemiyoruz. Hiçbir zaman da bilemeyeceğiz.
 
OBRADOVIC FENERBAHÇE’NİN YAŞAYAN EFSANESİDİR
 
Başantrenörümüz Zeljko Obradovic’e dönmek istiyorum. Ben kendisine de ifade
ettiğim gibi; bize yaşattığı eşsiz mutluluklar, eşsiz zaferler doğrultusunda sezon nasıl devam ederse etsin hem teknik kadronun hem de takımımızın bizlerin ve camiamızın nezdinde sonsuz kredisi olduğu yönündeydi. Birkaç kez kamuoyuna da ifade ettiği gibi; hocamız Fenerbahçe’nin yaşayan efsanesidir ve Fenerbahçe’de kalmak istediği müddetçe burası onun evidir. Bu düşüncemde değişiklik olmamıştır. Sezon içerisinde de kendisine bu düşüncelerimiz hem Semih Özsoy hem de şahsım tarafından iletilmiştir. Sezon içerisinde de birkaç defa kontrat uzatma niyetimizi iletmemize rağmen hocamız gidişattan dolayı sezon sonunda değerlendirme yapmamızın daha doğru olacağını ifade etmiştir. Türkiye Ligi iptal edildi. Cenk Renda’nın da belirttiği gibi; 25 Mayıs’ta EuroLeague toplantısında turnuvayla ilgili kararlar alınacaktır. Tam ne çıkacağını bilmiyorum ama en azından yaz aylarında oynanabileceğini sanmıyorum. Dolayısıyla biz de önümüzdeki günlerde hocamızla bıraktığımız yerden istişare edeceğiz. Kendisi bizimle kalmak istediği müddetçe, burası onun evidir.
 
BÜTÜN YAŞADIKLARIMIZDAN DERS ÇIKARMAMIZ LAZIM
 
Futbola dönelim. Geçen sene çok sıkıntılar yaşamıştık. Ersun Hoca’nın liderliğinde yeniden bir yapılandırma yaptık. İkinci yarının ikinci maçında Başakşehir’i evimizde 2-0 yendiğimiz maçta çok da iyi futbol oynamıştık. Belki de sezonun en iyi maçlarından biriydi. Liderin birkaç puan gerisindeydik. Şampiyonluk havası yakalamıştık. Şampiyonluğun en büyük adaylarından gösteriliyorduk. Ne olduysa 7 maçta 21 puanın 18’ini kaybettik. Şampiyonluk havası yakalamışken birden bire geçen sezonki tabloya dönmüş olduk. İyi oynarken, rakipleri domine ederken, liderlik potasındayken, bahis siteleri tarafından şampiyonluğun en kuvvetli adayı olarak gösterilirken de oyuncular, hoca, yönetim, tribündeki taraftar desteği ve şampiyonluk inancı aynıydı. En üst seviyede çok iyi bir kamp dönemi geçirdik. Hal böyle iken 7 haftada yaşadığımız korkunç düşüşün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu düşünüyorum. Bunun temel iki nedeni var. Biri bizlerle alakalı. Yani iç faktörler. Diğeri de dış faktörler. İç faktörlere baktığımız zaman; daha evvel de 1907 Tribünü’nde yaptığımız basın toplantısında ifade etmiştim. Sezon ilerledikçe ve sakatlıklar yaşandıkça bazı pozisyonlardaki eksik yapılanmanın olumsuz sonuçlarını yaşadık. Böyle olunca da hocamız çok istemese de saha içinde çok fazla rotasyon yapmak zorunda kaldı. Buna rağmen şampiyonluğa oynuyorduk. Devre arası geldi. Eksiklerimizi gidermek ve ihtiyaçlarımızı karşılamak için büyük bir fırsattı. Şampiyonluğun en büyük adayıydık. Bir diğer hatamız da puan kayıplarının yaşandığı haftalar itibarıyla gerek bizler gerek yönetim kurulu üyelerimiz olsun; gerek idari kadro gerekse de teknik kadronun yaşadığı konsantrasyon eksikliği, futbolcuların psikolojik düşüşüne ve şampiyonluk inançlarının zedelenmesine mani olamadı. Bir çare üretmedik. Arka arkaya gelen puan kayıpları da futbolcuların üzerinde çok olumsuz bir hava yarattı. Özgüvenimiz kayboldu. Diğer hatalarımızdan bir tanesini de önümüzdeki sezon kesinlikle gidermeliyiz. Gidereceğimize de inanıyorum. Futboldaki başarılarının en önemli unsurlarından birisi de takım içindeki rekabet ortamının en üst seviyede olmasıdır. Bu da her futbolcunun her an oynayabileceğine inanmasıdır. 11’de oynayan her futbolcunun da performansı düştüğü takdirde yerini bir başkasına kaybedebileceğine olan inancıdır. Ne yazık ki bu ortamı sağlamakta yeterli olamadık. Takım içi rekabeti bu noktaya getiremedik. Dış faktörlere baktığımızda da bunu anlatırken malum yerler hemen ‘mazeret arıyorlar, hakemlerle mazeret buluyorlar’ diyorlar. Ama hakkaniyetle ve vicdanla bakarsanız aleyhimize yapılan fahiş hakem hataları öyle bir boyuta geldi ki lig içerisindeki sıralamayı normal bir sezonun ortalamasını çok çok üzerinde etkiledi. Bunu mazeret olarak söylemiyorum. İyiye iyi, kötüye kötü diyen insanlarız.
 
Kendi hatalarımızı da hiç çekinmeden söyleyen insanlarız. Ancak bu hatalar öyle bir boyuta geldi ki en azılı Fenerbahçe karşıtı olan medya mensupları ‘Fenerbahçe doğranıyor’ yorumlarını yapacak durumda kaldılar. İş o boyutlara geldi. Psikolojiyi en çok etkileyen unsurlardan biri de buydu. Samandıra’da ‘ne yaparsak yapalım şampiyon olamayacağız, şampiyon yapmayacaklar’ havası hakim oldu. Yönetim olarak da belki biz hatalıyız. Belki bunun tersini savunmalıydık ama bunları yaşadık. Yabancı oyuncularımız ne olduğunu sordukları zaman Türkiye’nin doğasını bilmeyen, bilhassa yeni yabancı oyunculara bu gelişmeleri aktarmakta ciddi sıkıntılar yaşadık. Kadro eksiklerini, bilhassa sol bek eksikliğini gidermek için transfer penceresini kullanmak istedik. Takviye yapmak istedik. Transfer dönemini transfer yapmaktansa TFF Lisans Kurulu ile boşa geçirdik. Sürecin başladığı günden, transfer penceresinin son gününe kadar Lisans Kurulu’nun birbiriyle çelişen kararları attığımız her türlü finansal adımları boşa çıkaracak, harcama limitlerini transfer yapmamızı engelleyecek seviyede tuttular. Bir nevi ne yaparız da Fenerbahçe’ye transfer yaptırmayız mantığıyla işler yürüdü. Simon Falette’i bile Sadık’ın yaptığı büyük fedakarlık ve maaşında indirim kabul etmesiyle son dakikalarda halledebildik. Ligimizde transfer yapmak açısından baktığımızda mali durumu Fenerbahçe’den çok daha kötü olan takımlar da dahil olmak üzere Süper Lig’in her takımının transfer izni olmasına rağmen, yapabilme imkanı varken; sadece transfer yapamayan tek takım olarak Fenerbahçe belirlendi. Bütün bu hatalarımızdan ve yaşadıklarımızdan ders çıkarmamız lazım.
 
YERLİ VE YABANCI 3 FARKLI TEKNİK DİREKTÖRLE GÖRÜŞÜYORUZ
 
Önümüzdeki senenin planlarını yapıyoruz. Erteleme süreci de bu planları yapabilmek için bizlere daha fazla zaman sağladı. Birkaç konuya da açıklık getirmek istiyorum. Teknik direktör konusunda erteleme sürecinden önce de çalışmalarımız vardı. 3-4 hocayla beraber görüşmeleri götürüyorduk. Bir tanesiyle neredeyse anlaşmışken; EURO 2020’nin 2021’e atılmasıyla ne yazık ki bizim çalışmalarımız da sekteye uğradı. Şu anda yerli ve yabancı olmak üzere üç farklı teknik direktörle görüşüyoruz. Değişik kriterlere bakıyoruz. Kafamızdaki kriterlerin hepsini bir hocada bulmak da mümkün değil. Genç, aç, çok çalışan, disiplinli, profesyonel, ya Türkiye’yi iyi bilen ya da bu coğrafyada çalışması sıkıntı olmayacak, çabuk adapte olabilecek, 40-50 yaş arası, ekonomik imkanlarımıza uyabilecek ki şu an daha da sıkıntıya girdi, takım içinde rekabeti sağlayabilecek çoklu oyun anlayışı, çok değişik taktikleri deneyebilecek, cesur olacak ki gençleri daha çok çalıştırabilecek, daha iyi adapte edebilecek, gerekli rekabeti takım içinde oluşturabilecek türde bir hoca arıyoruz.  Önceliklerden bir tanesi sezon bitmeden önce gelebilmesiydi. Tabi bu herkes için geçerli değil ama görüşmelerimiz devam ediyor. Bildiğiniz bir isim olabilir, bilmediğiniz bir isim de olabilir ama hiçbir acelemiz yok. Üstüne basarak söylüyorum. Bu sezonu kurtaracağız diye gelecek sezonu da kaybetmek istemiyoruz. O yüzden buradaki çalışmalarımız devam ediyor. Herhalde bayram sonrası camiaya seslenişle tüm yapılanmamız hakkında bilgi vermek istiyorum. Keza transfer çalışmalarımız da gidiyor. Finansal Fair Play’den dolayı manevra alanımız dar, ne demek istiyorum. Sattığın kadar alabilirsin. Dolayısıyla bonservissiz ve kiralık oyuncular ön plana çıkıyor. Daha çok yerli piyasaya odaklanıyoruz. Yabancı oyuncuları bir nebze erteliyoruz. Virüs dolayısıyla FIFA’nın da uygulayacağı transfer penceresi farklı olacak. Herhalde ekim sonuna kadar bir transfer penceresi olacak, ağustosta başlayan. Bazı liglerin iptali, virüsün getirdiği ekonomik sıkıntılar, yabancı piyasada… O yüzden şu an yerlilere odaklanmış vaziyetteyiz.
 
ASIL SIKINTI ÖNÜMÜZDEKİ SEZON
 
Fenerbahçe Spor Kulübü 2019-20 sezonu için şubat ayı sonuna kadar bütün maaşları ödemiştir. Gazetelerde çıkan 3 ay geriden geliyorlar, söz konusu değildir. Futbolcularımıza herhangi maaş indirimi görüşmesi pazarlığı henüz başlamamıştır.  Çünkü önce borcumuzu ödeyelim, martta da zaten virüs dönemi başlıyor. Mart, nisan, mayıs. Bunların nasıl olacağını yapacağımız takımla görüşmeler, birebir görüşmeler, diğer takımların uygulayacağı modellerle geliştirmek istiyoruz. Herkes bu sezonu konuşuyor ama asıl sıkıntı önümüzdeki sezon. Bu sezon iyi ya da kötü 3/2’si ödendi. Bundan sonrası içinde illaki hepsi değil bir kısmı ödenecek. Acele etmiyoruz. Uluslararası kuruluşlarda bu konuda kulüplerin yanında. Anlayışlı davranıyorlar. Zaten çökük olan futbol ekonomisi önümüzdeki sezon daha da büyük sıkıntıya girecek. Kombine satabilecek miyiz? Maçlar seyircili mi başlayacak? Koltuklar arası boşluklar mı olacak? Bunların hiç birini bilmiyoruz. Yayıncı kuruluşun durumunu da bilmiyoruz. Federasyon ve Kulüpler Birliği toplantısı çerçevesinde mart ayı ödemesi alınmadı. Bu bizi o kadar etkilemiyor. Çünkü Fenerbahçe Spor Kulübü’nüntüm gelirleri temlikli. Biz kendi imkanlarımızla kulübü buraya kadar getirebildik ama Anadolu’daki kulüplerin can suyu, yayıncı kuruluştan gelen rakamlar. Geçen sene başında %15’lik indirim yapıldı. Bu sene ne ile gelecekler, onu da bilmiyoruz.
 
Sponsorlar ufak ufak başladı önümüzdeki sezon devam edemeyeceklerini, çekincelerini belirtmeye. Orada büyük resim tam olarak nasıl olacak, onu da bilmiyoruz. Futbolda yatırımlarımızın çoğu Euro ile. Kazancımız Türk Lirası ve TL ciddi değer kaybetti. Zaten sıkıntıda olan futbol sektörü çok daha büyük girdabın içine giriyor. Şu noktada futbol açısından baktığımızda tünelin sonundaki ışığı ya çok zor görüyorum yahut tam da göremiyorum, diyebilirim.
 
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün marta kadar olan bütün ödemeleri yapılmıştır.  Martta 5 maçın üçü oynanmıştır. Nisan’da hiç oynanmadı, mayısta da oynanmayacak. Bundan sonrasını gelişmelere ve futbolcularla yapacağımız müzakerelere göre kararını vereceğiz. Şunu net bir şekilde söyleyebilirim artık eski maaşlar Türk futbolunda yok. Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak 92 milyon eurodan 71’e indik. 50’lilere inmemiz gerekecek. Zaman alacaktır. Bu sezon bütün oyuncularımız 3 milyon euronun altında alıyor. Bu rakamları daha da aşağıya çekmemiz lazım. Çok yakın zamanda 2 milyon, 2.2 milyon bir iki oyuncu alacak en yüksek rakam o olacak. Gerisi çok çok altında alacak. Eskisi gibi maaşlar kesinlikle olmayacak.
 
Bir de bunun üzerine yeni vergiler var. Tüm kulüpler adına devletimize çağrıda bulunmak istiyorum. Futbolcularla anlaşmamızı net rakamlar üzerinden yapıyoruz. Ekstradan %20 vergi var. Total %40’a çıkıyor. Zaten zar zor ayakta duruyoruz. Kulüplerimizi çok daha zora sokacak. Bir nebze olsun, 1-2 sene erteleme olabilir. Devletin yardımına çok çok ihtiyacımız var.
 
ALTYAPIYA YÖNELME TEŞVİK EDİLMELİ
 
Burada birinci önerimiz, yapılandırma. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak devletimizin çok iyi niyetli başlattığı yapılandırma sürecine giremedik. Yani anlaşamadık ama anlaşmak zorundayız. Biz de zar zor buraya kadar getirdik. Borçsuzluk kağıdı aldık da, %80 gelir bize gelmeden direkt bankalara gidiyor. Bizler de yapılandırma yapmak zorundayız. Bizi ilgilendiren 4 ana bankayla görüşmelerimiz devam ediyor. Kendilerine yeni bir yapılanma planı sunduk. Şu gerçek var ki, Fenerbahçe Spor Kulübü sürecin başından itibaren bu yapılandırmanın yeterli olmadığını, çok yakında geçersiz olacağını, işlemeyeceğimi ve bunun en az 10 yıl olması gerektiğini ve diğer kulüpler de bilhassa büyük kulüpler henüz bir yıl olmadan 10 yıllık bir yapılandırma olmadan kolay kolay bu işin olmayacağını ifade ediyorlar. Biz de aynı şekilde düşünüyoruz. Faizlerde ciddi anlamda düştü. Devletimizin uzattığı yardım eline sıkı sıkı sarılıp, artık eskisi gibi harcamalar yapmadan ama gerçekçi bir plan içerisinde bir yapılandırma yapmamız lazım. Bugünkü yapılandırmada bütün kaynaklar bankaya gidiyor ve banka isterse veriyor, isterse vermiyor. Bizlerde işlerin çevrilmesi için nakit ihtiyacı var. O yüzden kazan kazan yapıya girebileceğimizi düşünüyorum. Devletimizin yardımları içinde biz yararlanmasak da teşekkür ediyorum ama başka yerlerde devletten yararlanıyoruz. Kamusal borçlar, her kulübün devlete borcu var. Büyük kulüplerin daha büyük borçları var. Kamusal borçların da yapılanması gerekiyor. Kendi imkanlarımızla devlete gidiyoruz. Devletimiz ellerinden gelen desteği veriyor. Kriz öncesi gelir zaten çarkları çevirmiyordu, sadece gemiyi yüzdürmeye çalışıyorduk. Pandemi sonrası kulüpler faaliyetlerini sürdürmek için büyük sıkıntılarla karşı karşıya. İster tercihen, ister mecburen altyapılara kaymak zorundayız. Bizlerde geldiğimizden itibaren altyapıya önem veriyoruz ama ektiğiniz tohumlarım meyve vermesi zaman alıyor ve verecektir meyve. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak şu çağrıyı yapıyoruz. Altyapıya yönelme, yatırım teşvik edilmeli. Hep yabancı sayısını konuşuyoruz. Doğrusu ben tam doğru rakamı bilmiyorum. Yabancı sayısından daha çok kalitesi, aldığı maaşlar, yaptığı kontratlar daha da önemli. Şöyle bir önerimiz var. Zorunlu ve doğru dönüşümün teşvik edilmesi için altyapı yatırımlarına ağırlık verilmesi, biz nebze de fair play açısından bizim federasyon desin ki kulüplere ‘İlk 11’de en az iki oyuncu oynatma mecburiyeti getirilsin. Sonra da 3’e çıkabilir’ Yabancı sayısı şöyle yapalım böyle yapalım değil. Bu kuralı benimseyelim. Dönüşümü hızlandıralım, teşvik edelim.
 
Çok önerimiz var ama mali genel kurulda çok daha detaylı anlatacağız. Bahis konusu çok hassas. Gelir seviyesi düştükçe oynanan bahis oranının artığı söyleniyor. Türkiye Avrupa’ya göre bahis oynama yönünde çok önde. Avrupa’da ne oluyor? 5 büyük ligde yer alan takımların en önemli gelir kaynakları çeşitli bahis siteleriyle yaptıkları sponsorluk ve reklam anlaşmalarından geçiyor. Bahis faaliyeti ülkemizde son yıllarda kısmen düzenlendi. Yasal düzenleme içinde olmayan 6 firmanın dışında çeşitli yollardan reklamlar vererek mesela bizlerin yaptığı özel maçları seyredin, reklam panolarında Türkiye’de legal olmayan bahis şirketlerinin reklamları var. Bazen büyük maçlarda Türklere yönelik bahis reklamları var Avrupa liglerinde. Ancak bu bahis siteleri reklam yapıyorlar, vatandaşlarımız orada oynuyorlar ama kulüplerimiz kendi aralarındaki müsabakalar ile bu faaliyetlerin esas unsuru olmalarına rağmen oluşan gelirden hiç pay alamıyor. Avrupa ülkelerinin 2018-2019 sezonu toplam bahis gelirleri yaklaşık 30 milyar Euro. Ve bunun yüzde 43’ü spor bahisleri. Yani yaklaşık 12 milyar Euro’su. Bu pastadan kulüplere yüzde 10-15 düşüyormuş. Yani 1,2 ile 1,5 milyar Euro tahmin ediliyor. Ülkemizde ise yasal bahis faaliyetlerinden elde edilen ciro 2018-2019 için 12 milyar TL. Yani yaklaşık 1,5 milyar Euro.
 
Ancak yasal mercilerin, kamu yetkililerinin açıklamalarından görüyoruz ki oynanan yasal bahsin 5-6 misli büyüklüğünde 50 ile 60 milyar TL arası yasal düzenleme altında yürütülmeyen bahis operasyonları var. Bunun gelirleri ne devlete vergi olarak ne de kulüplere sponsorluk, reklam olarak kalmıyor. Bu yaşamakta olduğumuz pandemi zaten çok kötü koşullarda olan futbol ekonomimizi daha da zorlayacak. Pek çok gelirimiz azalacak ya da tamamen sona erecek. Bu yüzden bu durumu yetkililerimizin dikkatine getirmek istiyoruz. Biliyorum ki Spor Bakanlığımız özellikle bu sene çok yeni düzenlemeler yaptı bu sorunu önüne geçebilmek için. Ancak bu sistem bize göre Avrupa standartlarına getirilirse tüm kulüplerimiz için 5-6 milyar TL’lik – bu rakamlar değişebilir ama büyük resim değişmez, bir potansiyel- devletimize 10 milyar TL’lik vergi potansiyeli getireceğine inanıyoruz. Yanlış anlaşılmasın, biz bahis özendirilsin demiyoruz. Zaten oynanan bahsin bir şekilde sisteme çekilmesini ve çok zorda olan kulüplere yardım etme, kaynak sağlama açısından fayda sağlayacağını düşündüğümüz için bunu korumak istiyoruz. Yabancı kulüpler bundan yararlanırken Türk kulüpleri bundan niye yararlanmasın. Bunu dikkatinize getirmek istedim.
 
Son ana konumuz liglerin oynanıp oynanmaması. Tarih yaklaştıkça bu konudaki tartışmalar artıyor, farklı görüşler oluşuyor. Öncelikle Beşiktaş, Galatasaray, Kasımpaşa, Ankaragücü, Erzurumspor, Sancaktepe, Giresun Belediyespor, Ümraniyespor’un gerek sporcularına gerek idarecilerine gerek yöneticilerine gerek profesyonel çalışanlarına hatta son olarak Sayın Ahmet Nur Çebi başkan nezdinde yakalanan herkese çok geçmiş olsun diyorum. Acil şifalar diliyorum. Sayın Ahmet Nur Çebi’yle görüştüm, iyi olduğunu söyledi. O da herhalde Burak gibi virüs var ama sağlığı yerinde. Ayrıca Sayın Mustafa Cengiz’e de geçirdiği ameliyat dolayısıyla çok geçmiş olsun diyorum. Dün kendisine moral vermeye gittik, moralin iyisini o bize verdi, sevindirdi. İnşallah o da kısa zamanda sağlığına kavuşup aramızda olur.
 
Ligler başlayacak dedikçe takımlarda koronavirüs hadiseleri çıkmaya başlıyor. Federasyonumuzun şimdilik yaklaşımına katılıyorum. Çünkü şimdilik bir şey söyleyebiliyorsunuz, 10 gün, 20 gün sonra ne olacağı belli değil. Bunun da en güzel ifadesini Avrupa’daki diğer ligler başladıkça göreceğiz. Onlar bizden biraz öndeler. Hem onlardan daha geç virüs salgını bizde problem oldu. Zor bir karar. İşin sağlık boyutu var, ekonomik boyutu var. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak biz ne demişiz bugüne kadar bu konuyla ilgili. Bir hatırlatma yapmak istiyorum. Bu süreçte en az biz konuştuk. Mümkün oldukça görüş belirtmemeye özen gösterdik hatta mart ayında yapılan Kulüpler Birliği toplantısında telefonla yaptığımız görüşmede 17 Nisan tarihini ifade ederken demiştim ki her türlü alternatifi değerlendirin. Buna oynamamak da dahil. Çünkü ne olacağı belli değil. Ben mayıs başı diyordum o zaman. Her türlü sonuca hazırlıklı olmamız lazım demiştim. Biz 7 Mayıs’ta bir açıklama yaptık. Burada en önemli unsurun insan sağlığı olduğunu özellikle vurguladık ve verilecek her türlü karara da saygılı olduğumuzu ifade ettik. Bununla beraber liglerin devam ettirilmesi çabasını da anlayışla karşıladığımızı vurguladık ve devam etmesi durumunda ise bazı konulara da açıklık getirilmesi gerektiğini belirttik.
 
Ben Avrupa Kulüpler Birliği İcra Kurulu’nda toplantılarda gerek ekonomik gerekse sağlık açısından nasıl pek çok modeli karşılaştırdıklarını, pek çok senaryoya göre plan yaptıklarını, bütün paydaşlarla görüştüklerini, UEFA’nın bütün paydaşların görüşlerini alarak kararlar verdiğini yaşayarak görüyorum. Mesela Türkiye’de paydaşlar arasında futbolcular var. Futbolcuların a bu süreçte konuşması lazım, onlara da sorulması lazım.
 
Bu devam edecekse birkaç tane soru ortaya attık. Sonra gördük ki bu sorular daha fazla sorulmaya başlandı. Mesela liglerimizin başladığı hafta itibarıyla bir oyuncu, antrenör ya da takım idari kadrosuna dahil olan bir kişide virüse rastlanması halinde hangi adımlar atılacak? Mesela bizde geçen hafta 2 kişide çıktı, idmanları 1 hafta erteledik. Haftaya tekrar başlayacağız ama her hafta çıkarsa ne olacak? Maçlar başladıktan sonra çıkarsa ne olacak? Bu bağlamda herhangi bir şekilde virüsle enfekte olmuş sporcuların takımı ve o takımın son 2 haftada oynadığı tüm rakipleri 14 günlük karantina süresine dahil olacaklar mı? Bu süreçte ilgili takımların oynayacağı müsabakaların akıbeti ne olacak? Oynamaya başladık, sıralama değişiyor, 2 hafta sonra oynayamıyoruz ne olacak? Nasıl tescillenecek? Sağlık açısından uygulaması zor bazı önlemler bizlerle paylaşıldı ama her senaryoya göre ne yapılabileceği bizlere açık açık anlatılması lazım.
 
Bütün bunların yanı sıra maçların oynanmaya başladığı hafta itibarıyla bir sporcu ya da spor adamının virüsle enfekte olması halinde belki de kariyerini etkileyecek kalıcı hasarla karşı karşıya kalma ihtimali bulunmaktadır. Böyle bir durumun hukuki sorumluluğu hangi kurum ve kişilerde olacaktır? Bugün bir arkadaşım gösterdi, kuaföre gitmiş, kuaföre girmeden önce 7-8 maddelik rıza formu dolduruyor. Kuaförler Derneği bunu geliştirmiş. Futbolda nasıl olacak? Bunların bilinmesi lazım. Bütün hukuki sorumluluklar, alternatif senaryolar ligler başlamadan belirlenmeli. Bu soruları sorduktan sonra düşüncelerimiz aslında kamuoyunda birçok kişinin, kulübün ve medya mensubunun cevabını aradığı sorular olduğunu da gördük ve bir şeyin daha üstüne basarak söylemek istiyorum: Bütün takımlar en az haftada 1 test olmak durumunda. Bizim bilgilerimize göre bazı kulüpler antrenmanlara başladılar hiç test yapmadan. Premier League’den size örnek vereyim. 4 milyon Pound yatırım yapıyorlar ve her bir kulübün tesislerinde test istasyonları kuruyorlar. Bu parayı federasyon kulüplere ödeyecek. Kulüpler şu an kendi imkanlarıyla kuruyorlar ama bu 4 milyon Pound’luk yatırımı federasyon kulüplere ödeyecek. Şunu da ifade etmek istiyorum; futbol kulüpleri olarak devletimizin de sağladığı imkanlar sayesinde testlerimiz nispeten daha hızlı yürüyor. Onun da üstüne basmak istiyorum. Bu soruların cevabı bulunmalı.
 
AYNI TAKVİME GÖRE TÜRKİYE KUPASI ORİJİNAL PLANLANDIĞI ŞEKİLDE OYNANMALI
 
Biz kendimize has bir şey söyledik. Bu işin oldu bittiye gelmesini istemiyoruz. Ligler oynanacaksa aynı takvim üzerinden oynanmalı. Aynı takvime göre de Türkiye Kupası orijinal planlandığı şekilde oynanmalı. Bize bundan farklı bir senaryo lütfen diretmeyin. Buna karşı olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Takvimin de bir an önce belirlenmesinde fayda var. Hızlandırılmış bir takvimden bahsediliyor. Hızlandırılmış takvim ne demek? Yayıncı kuruluşun ben ödemelerimi yapmıyorum ya da kısmen yapıyorum demesi için bir mazeret. O da haklı çünkü abonelikleri hafta hafta satıyor. Bunun artısı da eksisi de var. En iyi kararı federasyon verir.
 
Önümüzde böyle alternatifler var. Şahsen 2., 3. Liglerin ve Bölgesel Amatör Liglerin kesin oynanmaması gerekir. Bunların oynanması için hiçbir gerekçe göremiyorum. Uygulanması istenen şartları uygulamaları mümkün değil. Gelir açısından da baktığınız zaman da bir sıkıntı olmaz. Pek çok ülkede de erteleniyor.
 
Her türlü alternatif ve sonuca göre hazırlıklı olmalıyız ve bunlar önceden belirlenmeli. Ekonomik boyutla sağlık boyutunu iyi dengelememiz lazım. Çok zor bir karar. Ligler iptal edildiği taktirde, oynanmadığı taktirde ekonomik açıdan bilhassa da Anadolu kulüplerine sıkıntı yaratacaktır, hepimize sıkıntı yaratacaktır ama bilhassa onlara. Tabii ligler oynanamaz, devlet bir şekilde telafi eder, onu bilemem. Oynanacaksa askeri kamp mantığında bir yaklaşım olabilir. Ne demek istiyorum? Yani ligler başlamadan son iki hafta önce bilemediniz 3 hafta önce ki futbolcuları bu kadar uzun kampta tutmak zor. Onun üstüne bir de ligler gelecek. Yani başlamadan iki veya üç hafta önce askeri kamp gibi girecek oyuncular, hiçbir şekilde normal hayatla temasları olmayacak, sadece maçlar için gidip gelecekler. Ve her gidip gelmede de test olacaklar. Bugün gazetede biri yazmış, ‘Karantina Ligi’ diye. Karantina ligi mi dersiniz, askeri kamp mı dersiniz, bilemiyorum. Ama böyle bir yaklaşım olabilir. Tabii Avrupa’daki liglerin gidişatına göre bakmak durumundayız ama benim en büyük endişem bu seneyi kurtaracağız derken önümüzdeki seneden ciddi kayıplarımızın olması. Önümüzdeki sene zaten hali hazırda geç başlamak durumunda. Bütün değişik alternatifler, senaryolar değerlendirilmeli. Ona göre en iyi karar verilmeli. Ligler oynanmayacaksa da, o karar alınmadan önce oynanmadığı taktirde nasıl tescil edileceği, mevcut sıralamaya göre mi yapılacak? ‘Beyaz Sezon’ mu ilan edilecek? Ya da ‘beyaz sezon’ ilan edilirse Avrupa’ya nasıl takımlar yollanacak? Bunların hepsinin açık ve şeffaf ortamlarda konuşturulup, değerlendirilip kararın verilmesi gerek. Benim en çok üzüldüğüm nokta futbolun paydaşları, tüm paydaşları yeterince aynı ortamda olup, şeffaf bir ortamda konuşamıyoruz. Kulüpler Birliği olarak biz kendi aramızda konuşuyoruz, Federasyon Sağlık Bakanlığı’na, Spor Bakanlığı’na gidiyor, işin içinde futbolcular var, yayıncı kuruluş var. Bütün paydaşların beraber bu işi değerlendirmesi lazım ama dediğim gibi çok çok zor bir karar. Ekonomik ve sağlık boyutu var. Bunun iyi dengelenmesi lazım. Çünkü hiçbir şey insan sağlığından daha önemli değil. Bunu mesajımızda olduğu gibi bir kez daha söylemek istiyorum.
 
23 Nisan yani Meclisimizin 100.yılı bu seneydi. Bu şartlarda elimizden gelen en iyi şekilde, bu önemli yıla layık olabilecek şekilde bir şeyler yapmaya çalıştık. Yaptığımızın çok beğeni gördüğünü memnuniyetle yaşayarak tecrübe ettik. Aldığımız mesajlardan, telefonlardan bilhassa önem verdiğim Fenerbahçeli olmayanlardan aldığımız mesajlar. Vefa Beyin ve Burak Beyin de ifade ettiği gibi stadımızda, tarihinde asılmış en büyük pankartı asarak bir video yaptık. Bu öneri, bu resmi buraya asmak isminin verilmesini istemeyen bir arkadaşımızdan, taraftardan geldi. Bir video kurgusu da bizden geldi. Arkadaşlarımız da çok güzel bir iş çıkarttılar. 23 Nisan’ın 100. yıl dönümü olan günü kutladık. Akşam da bütün kulüplerle beraber saat 21.00’da stadımızda İstiklal Marşımızı okuduk. En azından bu semte marşımızın coşkusunu yayabildik. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. 7/24 son günlerde çalışan, sokağa çıkma yasağına rağmen izin aldık, çalıştırdık. Herkese çok çok teşekkür ediyorum. Posteri asan dağcılardan, stat güvenliğinden, Ayhan Bak’ın ekibinden, iletişim ekibi, Fenerbahçe TV, sosyal medyacılar, hepsinin çok emeği oldu. Fenerbahçe Koleji’nden gelen güzel iki kardeşimize de teşekkür ederiz. Gurur duyduk. 3 Mayıs da bizim için çok önemli. 23 Nisan ve 19 Mayıs arası bizim için çok önemli zamanlar. Kulübümüzün kuruluşu olarak sonradan belirlediğimiz, Atamızın kulübe olan ziyaretine, Atamız ile Fenerbahçe’nin bağına tarihsel olarak baktığımızda çok kuvvetli. Pek çok örneği var. Ama biz her zaman ‘Atamızın tuttuğu takım değil; hangi takımın Atamızın yolundan yürüdüğü önemlidir.’ diyoruz. Atamızın da bizim için kullandığı kıymetli, paha biçilmez sözler de her Fenerbahçeli için büyük bir övünç kaynadığıdır. Birkaç gün sonra Atamızın İtilaf Devletleri’nin işgaline karşı Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı ve Türk gençliğine armağan ettiği 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız var. Orada da sokağa çıkma yasağı var. Ülkesi ve milleti için Atatürk sevgisi ve aidiyetiyle dolu, değerlerine saygılı, ilkelerle yaşayan gençler yetiştiren Fenerbahçe için tüm bayramlarda olduğu gibi bu bayram da çok özel. Pek çok insan bunu bilmez. Ülkemizdeki ilk 19 Mayıs kutlamaları bizim stadımızda yapıldı. O zaman ismi 19 Mayıs kutlamaları değildi, Atatürk Spor günü olarak kutlanıyordu. Bizim stadımızda yapılması da Atamızın Fenerbahçe’ye olan sıkı bağının da bir göstergesi olarak ifade ediyorum. Bu ulusal günler hepimiz için çok duygulu. Ay-yıldızlı al bayrağımız her zaman sonsuza dek dalgalansın. Fenerbahçemizin doğum günü kutlu olsun. Nice 100 yılları kutlu olsun. Sonsuza dek var olsun ve her daim bu ülkeye örnek olmaya, bu ülkenin aydınlık geleceğinde rol almaya, Türk gençliğine yatırım yapmaya ilelebet devam etsin. Fenerbahçemizin kurucuları olarak tarihe geçen Necip Okaner ve Ayetullah Bey ile Ziya Songülen başta olmak üzere, Fenerbahçe’nin bu günlere gelmesi için mesai harcayan, emek veren, gece gündüz çalışan başkanlara, yöneticilere, profesyonellere, formasını taşıyan sporcularına minnet ve saygılarımızı iletiyorum. Bugün aramızda olmayanlara da Allah’tan rahmet diliyorum.
 
Pek çoğuna Burak bey teşekkür etti. Öncelikle çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Bazıları dönüşümlü bazıları her gün işler aksamasın diye buraya gelen herkese sonsuz teşekkür ediyorum.
 
Futbol takımımıza teşekkür ediyorum. İnisiyatif kullanarak, İstanbul Valiliğimizin Vefa Kolisi kampanyasına destek oldu. Onlar para topladı biz fikri gerçekleştirdik. 33 bin koli ihtiyaç sahiplerine teslim edilecek. Ramazan ayının son haftası ya da bir sonraki hafta koliler teslim edilecek.
 
Kulüp tarihinde ilk defa personelimiz sigortalandı. Kolay değil bu mali durumda. Türk sporunun yanında olan HDI sigorta, küçük büyük takım onlar için hiç önemli değil, birçok destekleri var. Bizimde sponsorlarımızdan. Personel sigorta konusunda bizimle iş birliği yaptılar. En iyi imkanları sundular. Hem Türk sporu hem de Fenerbahçe için yaptıkları için teşekkür ediyorum.
 
İnsan Kaynakları departmanımız insan sermayesine çok önemli yatırım yapıyor. Bunların neticeleri ileride çıkacak. Her zaman dedim bir kurum insan sermayesinin kalitesi ile fark yaratabilir. Maç sonuçlarını şu an etkilemiyor. Geleceğimiz için atılan tohumlar için insan kaynaklarına bu güzel çalışmaları için teşekkür ediyorum. 
 
Muzaffer Yıldırım’a teşekkür ediyorum. Bir konu daha öncü ve ilhan kaynağı olduk. Sokağa çıkma yasakları konuşulurken, hiçbir şey belli değilken, önlem aldık. Oyuncularımızı kendi evlerinde mümkün olduğu kadar yaptıkları egzersizlere en yakın ortamı sağlayabilmek için önlemler aldık. Bunlardan bir tanesi evlere fıtness araç gereçlerin dağıtılmasıydı. Sokağa çıkma yasağı ne zaman belli olacak bilmiyorduk. MACfit ve Life Fitness şirketlerine Muzaffer beyin öncülüğüyle çok teşekkür ediyorum. İki telefon görüşmesi ve 48 saat sonra ihtiyacımız olan bütün ekipmanlar futbolcularımızın evindeydi. O sayede çok iyi online idmanlar yapabildik. Sonradan öğrendim ki hem Beşiktaş hem de Galatasaray onların bu imkanlarından yararlanmışlar. Bizleri kırmadıkları için onlara çok teşekkür ediyorum. Dayanışma ruhu bu. Bunu bedelsiz yaptılar. Haftalarca kapalı olacak fitness şirketlerindeki aletleri hiç olmazsa sporculara kullandırttılar. Getir firmasına teşekkür ediyorum. Hem 65 yaş üstü üyelerimize ve kombine kart sahiplerimize hem çalışanlarımıza geliştirdikleri müthiş sistemle kolileri dağıttılar. Onlarla iş birliğimizin ileriye dönük büyümesini arzu ediyorum. Onlar bizi kırmadılar, her türlü isteğimizi yaptılar. Her türlü esnekliği gösterdiler. Son olarak Medical Park’a teşekkür ediyorum. Medical Park bu sıkıntılı dönemde gerek kendi tesislerine gerek bizim tesislerimizde ne zaman ihtiyacımız olduysa ne zaman rica ettiysek koşarak geldiler, testleri yaptılar. Sonuçları en kısa zamanda çıkarmaya çalıştılar. Bir dediğimizi iki etmediler. Onlara da teşekkür ediyorum.
 
Bu vesileyle bizi takip ettiğiniz için teşekkür ediyorum, bu programı organize edenlere teşekkür ediyorum. Vefa Bey’e onay verdiği, kabul ettiği için teşekkür ediyorum. İnşallah temmuzda yapacağımız toplantıda hep beraber olabiliriz eski günlerde olduğu gibi.
 
Umarım ailecek hayırlı bir Ramazan ayı geçiriyorsunuzdur. Bu süreç çok kötü bir süreç olmasına rağmen yanında getirdiği iyi unsurlar da var; kendimize vakit ayırma, ailelerimize vakit ayırma, bazı şeyleri sorgulama gibi. Bir akıntıya kapıldık gidiyoruz, yaşamımızı böyle sürdürüyoruz ama hiç olmazsa o akıntıdan biraz sıyrılıp insanların kendileriyle ilgili plan yapmasına vesile oldu. Tabii ailelerle kaynaşmaya sebep oldu. Ben şahsen aylardır çocuklarımla geçiremediğim vakti geçirdim. Umarım herkes için de böyledir. Önemli olan önce sağlık, kurallara uymak ve bu süreci bir an evvel atlatmak. Şimdiden herkesin Ramazan Bayramı’nı kutluyorum. Hep beraber nice bayramlar geçirmeyi diliyorum.”
Fenebahçe Başkanı Ali Koç konuşmasının ardından Yüksek Divan Kurulu Üyelerinin sorularını yanıtladı.

5 Haziran 2018 Salı

Ali Koç ve yönetim kurulu üyeleri mazbatalarını aldı - Görüntülü

Fenerbahçe Kulübünün yeni başkanı Ali Koç ve yönetim kurulu üyeleri mazbatalarını aldı.

Kulübün 2-3 Haziran'da yapılan seçimli olağan genel kurulunda 20 bin 736 geçerli oyun 16 bin 92'sini alarak başkanlığa seçilen Ali Koç'a mazbatası, Ülker Stadı'nda binlerce sarı-lacivertli taraftarın önünde verildi.
Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük, yönetim kurulu üyeleri ve başkan Ali Koç'a mazbatalarını törenle takdim etti.
Ali Koç, stat içinde kongre için kurulan platforma, çocukluğunda kendisini Fenerbahçeli yapan Kamer Kaya ile çıktı. Koç, tribünlere Kaya'yı alkışlattı.
Mazbata töreninde, bir önceki dönemde görev yapan başkan Aziz Yıldırım ve yönetim kurulundan kimse yer almadı.
Törende uzun bir konuşma yapan Ali Koç, yeni bir sayfa açmak için göreve geldiklerini vurgulayarak şunları kaydetti:
"Sizlerle gurur duyuyorum. Önemli olan icraatlara başladıktan sonra ben ve arkadaşlarımla gurur duymanız. İnşallah sizin sevginize, beklentilerinize, umutlarınıza tercüman oluruz. Türk spor tarihinin en önemli, en değişik, en farklı seçimini gerçekleştirdik. Ben ve arkadaşlarıma yaşattıklarınız unutulmaz hisler. Fenerbahçe'nin büyüklüğünü, farklılığını, ayrıcalığını fark ettiniz mi? Bunu bir şımarıklık olarak söylemiyorum. Türkiye'nin gündemini işgal ettik. Dünyada bu seçim konuşuldu. Taraflı tarafsız insanlar 2 gün boyunca saatlerce bizi izledi. Fenerbahçe'nin büyüklüğünün bilincinde olun. Bu camianın mensubu olmaktan gurur duyun ve bu camiayı küçültecek hiçbir şey yapmayın lütfen."
"Şampiyonluğa ulaşacak kadro kuracağız"
Ali Koç, sözlerine şöyle devam etti:
"Biz bir yola çıktık. 6 ay önce sizlere dokunmaya, temas etmeye başladık. Eski mutlu ve coşkulu günlerimizi özlediğimizi fark ettik. Bana süreç içinde inandınız. Hep beraber kar topunu büyüterek, durdurulamayacak bir şekilde kongreye geldik. Değişim, dönüşüm dedik ve kongre üyeleri de tarihi bir sonuçla bizi karşınıza çıkardı. Korktuğumuz hiçbir şey yok. Korktuğumuz, seçilirsek size layık olamamaktır. Bu konuda size sabredin demiyorum ama hakikatler konusunda bilgi sahibi olun. Size hayal vadetmedik. Yapabileceğimizin altında bir beklentiyle karşınıza çıktık. Bu bir mazeret değil ama bilin istiyorum. Ben sizin vitrininizim. Önümüzdeki sezon mücadele edeceğimiz her alanda şampiyonluğa ulaşacak kadro kuracağız. Gazetelerde yapılan haberlere itibar etmeyin. Yazılan kişilere biz söylemedikçe inanmayın."
Kulübün maddi durumunun iyi olmadığını vurgulayan Koç, "10 yıllık sponsorluk parası tüketildi. Bunları bilin ama şunu da bilin, siz bu takımın arkasında durduğunuz sürece kurduğumuz takım şampiyon olur. En büyük transfer sizlersiniz. Her şeyi yapacağımızın sözünü vermiyoruz ama yapacağımız şeyler için var gücümüzle çalışacağız. Esas mücadele, zorluk şimdi başlıyor." ifadelerini kullandı.
Ali Koç’un konuşmasının ardından toplu fotoğraf çektirildi. Tribünlere selamlayan Başkan Ali Koç'un ardından tribünlerle karşılıklı “Sarı lacivert, şampiyon Fener” tezahüratları yaptı. Taraftarların fotoğraf çektirme isteğini de kırmayan Başkan Ali Koç, tribünleri dolaşarak, taraftarları selamladı.

Yöneticilerden FB TV’ye Açıklamalar:
Semih Özsoy: "Gurur ve onur verici, evimize döndük. Zor görevler bizi bekliyor. Arkadaşlarımızla üzerine katarak bir şeyler yapmak istiyoruz."
Erol Bilecik: "Gerçekten belki de dünyada bu sevgi seli çok zor bir şey. Fair play için güzel şeyler olsun. Ali Koç çok farklı birisi. Türkiye'nin gözde kulübüne layık bir kulüp yaratacağız."
Kemal Danabaş: "Dünyanın en büyük spor kulübü. Hayatımı adadığım spor kulübü. Bu fırsatı verdiği için Ali Koç'a çok teşekkür ediyorum. Tüylerim diken diken, ne mutlu Fenerbahçeliyim diyene."
Turhan Şahin: "Hepimiz duygu yüklüyüz. Aşağı yukarı yarım asrı aşan bir süre bu camianın içerisinde bulundum. Çok çeşitli kongrelerde çok önemli faaliyetler yaptık ama bu kongre kadar güzel ve bizi onurlandıran bir kongre olmadı. Bunu tesis eden eski yönetimimize, başkanımıza ve bu kongreye başkan adayı olarak katılan Sayın Ali Koç’a da Fenerbahçe’nin altyapısından yetişmiş bir sporcu olarak şükranlarımı sunuyorum. Yönetim Kurulumuz da çok uyumlu olacak. Genç ve tecrübeli yöneticiler harman yapıldı. Ali Koç’un zaten kişiliği hakkında bize laf söylemek düşmez. Fenerbahçe çok güzel bir kongreyle layık olduğu değişim ve dönüşüm süreci içerisine girdi. Ben çok ümitliyim. Dünyada örnek gösterilen bir kulüp olacağız. Yönetimimizle, idari kadromuzla, yetişen sporcularımızla, sosyal projelerimizle eğitime vereceğimiz önemle, her şeyimizle çok özel olacağız."
Sertaç Komsuoğlu: "Bundan sonrasını değil bugünü anlatmak lazım. Bir Fenerbahçeli için bu büyük bir gurur. Fenerbahçe'ye hizmet etmek istiyoruz. Fenerbahçe sevgisini Türkiye geneline yaymamız lazım. Başkanımız bir hedef biçti. Forma konusunda hızlıca harekete geçmemiz lazım."
Ozan Korman: "Tüm taraftarımıza teşekkür ediyoruz. Beklenti çok büyük. Yapabileceğimiz çok şey var. Bunu başaracağız."
Ömer Okan: "Şu an kalbim innaılmaz çarpıyor. Eski başkanımıza yönetim kurulumuza teşekkür ediyorum. Daha güzel bir Fenerbahçe için kalpler beraber. Elimizden geleni yapacağız." 

Ali Koç'un Yönetim Listesi:
Asil Üyeler: Semih Özsoy, Nevres Erol Bilecik, Mehmet Burhan Karaçam, Sevil Zeynep Becan, Şaban Erdikler, Mustafa Tankut Turnaoğlu, Fethi Pekin, Metin Şen, Turhan Şahin, Mustafa Kemal Danabaş, Acar Sertaç Komsuoğlu, Simla Türker Bayazıt, Ömer Okan, Burak Çağlan Kızılhan
Yedek üyeler: Belgin Aral, Alper Pirşen, Ozan Korman Tarman, Metin Sipahioğlu, Selahattin Baki, Muhittin İlker Dinçay, Esra Nazlı Ercan.
Denetim Kurulu
Asil Üyeler: Abdülkadir İlbeyli, İlhan Aydın Erbuğ, Musa Erdemir, Mehmet Vodina, Oğuz Buktel
Yedek Üyeler: Fuat Durutaş, M. Selim Çeçen, Selda Leventçi
Disiplin Kurulu
Asil Üyeler: Hüdaverdi Aksen, Ahmet Gürkan Ergenekon, Ahmet Güneri Özsoy, Haluk Can Özel, İsmet Bardakçı, Cafer Tayyar Başaran, Cumhur Güven Taşbaşı
Yedek Üyeler: Reşit Selim Keki, Osman Atakan Tekin, Mustafa Turan, Mehmet Ergen
Sicil Kurulu
Asil Üyeler: Esra Öztürk Çilingir, Tolga Kahraman, Fahrettin Çekmeceligil, Ahmet Muhtar Tanrıöver, Feyza Özarca
Yedek Üyeler: Çağrı Giray Kılıztuğ, Ümit Anıl, Sezai Seçkin Durahim
Balotaj Kurulu
Asil Üyeler: Mert Sayın, M. Handan Özkan, Lamia İrem Koç, Haluk Güvener, Hakkı Ergüzel, Duran Ömür Süsler, Haluk Bilen, İnci Ceyda Teomanlı, Levent Bilgin
Yedek Üyeler: Serhan İren, Acar Yıldız, Aytaç Özgen, Gamze Ersöyler, Bülent Bagater
Tarih, Müze ve Arşiv Kurulu
Asil Üyeler: Faruk Güler, Selman Arınç, M. Kerim Kazgan, Ahmet Mesut Köseoğlu, Osman Sinan Sümen
Yedek Üyeler: Mehmet Karakaş, Levent Hataylı, Emine Gül Yıldırım

2 Haziran 2018 Cumartesi

Ali Koç: “Çok rahat yalan söylüyorsunuz”

Fenerbahçe Başkan Adayı Ali Koç, Başkan Aziz Yıldırım’ın konuşmasının ardından cevap niteliğinde tekrar söz hakkı istedi. Aziz Yıldırım’ın çok rahat yalan söylediğini ifade eden Koç, “Selim Soydan’a benim FETÖ projesi olduğumu söylediniz” dedi. 

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın açıklamalarının ardından Başkan Adayı Ali Koç söz aldı. İstedikleri noktaya geldiklerini söyleyerek sözlerine başlayan Koç, “Ben bu noktayı uzun zamandır istiyordum. Televizyona çıkalım dedik tenezzül etmediniz. Kavga etmek istiyorsanız hadi yapalım. Küçükken ebelemece oynardık. Dedim ki başkan, çıkalım konuşalım, defterleri açalım. Her şeye laf yetiştirdiniz. Ne oldu da buraya gelip kükrüyorsunuz. Son dakika atarsınız topu, kimsenin imkanı kalmaz. Olaylarla başlayalım. Başkanım çok rahat yalan söylüyorsunuz. O kadar rahat yalan söylüyorsunuz ki, ben üzülüyorum bir Fenerbahçe Başkanı olarak bunları söylediğinizde. Ümit Özat isterse bağlansın. Murat Özaydınlı burada mı? 2004 yılı Rize maçının ardından Ümit Özat kaptandı. Kırmızı kart görmüştü. Ben de locada maç seyrediyordum. Ümit Özat da, Murat Özaydınlı bizim locada diye, locaya gelmişti. Ben maçı seyrediyorum ve Ümit Özat’ın içeride olduğunu bilmiyordum. Bir pozisyon oldu ve gayriihtiyari, 'Allah belanı versin' gibisinden konuştum. Bir baktım arkamda kaptan, sen ne yapıyorsun falan gibisinden konuştu. Murat Özaydınlı da kendisini çıkardı. Benim korumalarımın kendisini çıkardığını söyledi ama benim o dönemde korumam yoktu. Bir kürekçi arkadaşımla Murat Özaydınlı kendisini çıkardı dışarı. Yakışıyor mu Fenerbahçe Başkanı’na böyle laflar” açıklamasını yaptı.
“Rahmetli abim de Galatasaray üyesi olmak zorunda kalmıştı”
Aziz Yıldırım’ın, Ali Koç’un listesinde bulunan Burhan Karaçam’ın Galatasaray’a üye olduğunu açıklamasıyla ilgili olarak da konuşan Koç, “Fenerbahçe Başkanlığı’nı resmen açık artırmaya çıkarmışsınız. Değerlerden, anlatmak istediklerimizden, felsefeden anlamıyorsunuz. Hakikaten bunları verebiliyorsanız, niye veremiyorsunuz. Fenerbahçe’ye katkı sağlamak için sizin dopinginiz olabiliyorsam, bu da bana yeter. Helal olsun. Burhan Karaçam konusu, doğrudur. Ben bilmiyor muyum yönetime alacağım kişiyi. Fenerbank’ı incelesin diye yolladığınız, o zaman sevdiğiniz, şimdi işinize gelmeyince sevmediğiniz Burhan Karaçam. Aynen bana yaptığınız gibi kendisini itibarsızlaştırmak istiyorsunuz. Kendisi Ulus’ta oturmaktadır. Galatasaray Adası’nın tesislerini kullanabilmek için üye olmak zorunda kalmıştır, sonrasında üyeliğini iptal ettirmiştir. Rahmetli abim Mustafa Koç, ata çok meraklı bir insandı. Mecburen bu sporu yapabilmek için Galatasaray Binicilik Şubesi’ne üye olmuştu. Benim abim böyle durumda Galatasaraylı mı oldu?” diye konuştu.
“Medya kuruluşlarını arayıp, soru gönderiyorsunuz”
Aziz Yıldırım’ın insanları kulübe ücretsiz üye yaptığını ifade eden Ali Koç, “Siz bilabedel üye yapıyorsunuz insanları. Başkalarının ücretlerini ödeyerek yapıyorsunuz. Mehmet Ali Erbil, Kıbrıs’tan '2000 yılından beri aidat ödemiyorum ama oy kullanabilecekmişim' dedi. Yalan ya da doğru, kendi açıklaması. Size soruyorum, binlerce insanın aidatını ödüyor musunuz, ödemiyor musunuz? Ben kimsenin aidatını ödemiyorum. Karımın, kayınvalidemin aidatlarını ödüyorum. Ne isterseniz getirin, topunuz gelin, neyiniz varsa getirin. Gelelim daha ciddi konulara. Geçen gün, bir radyoya çıktım. Bir soru sordular ve çok garibime gitti. Bu soruyu başka medya kuruluşunda da sordular. Dediler ki, kulüpten arıyorlar, şu soruyu soruyorlar, 'Madem Ali Koç’tun, neden o takımın dağılmasına engel olmadın' diye soruyorlar. Aziz Yıldırım arayıp, soru sorduruyor. Ali Yıldırım şahidimdir. Aykut hoca, Nihat Özbağı, Nihat Özdemir, sen, ben vardık. 'Biz bu takımı şampiyon yapmalıyız, pamuk eller cebe, her birimiz 10’ar milyon Euro verelim' dedim mi, demedim mi? Vicdanınla söyle, dedim mi, demedim mi?” ifadelerini kullandı.
“Benim FETÖ projesi olduğumu söylediniz”
Aziz Yıldırım’ın korkup kaçtığını iddia ettiği Ali Koç, “Gelelim çok daha ciddi bir konuya. Cimer-Bimer konusu. Yapılan bir suç duyurusundan korkan bir adam Fenerbahçe’nin haklarını nasıl savunacakmış. Başkan, bugün yarın size bir otobüs çarpsa, Fenerbahçe’nin haklarını sizden başka kimse koruyamaz mı? Bimer-Cimer konusu ciddidir. İnsanların gözüne bakarak doğruları çarpıtıyorsunuz diyordum, net yalan söylüyormuşsunuz. Selim Soydan bana, benim FETÖ projesi olduğumu söylediğinizi söyledi. Siz sinirliyken doğruları söylersiniz. Bunu pek çok yerde söylüyorsunuz. Öyle noktaya geldik ki, yalan makineleriyle konuşacağız neredeyse. Burada kupa kaldırma konusu. Mahmut Uslu da o kupayı kaldırtmazdım dedi. Ben o gün gaz yedim. Benden dolayı mı Galatasaray o kupayı burada kaldırdı? Mali konulara gelince de, o kadar değerler ve ilkeler düştü ki. 1 fazlasını vereceğiz ne demek? Lütfen verin. Siz ne vereceğinizi söyleyin, ben 1 fazlasını vereceğim” diyerek sözlerini tamamladı.
“150 milyon Avro veriyorum”
Ali Koç’un sözlerinin ardından kısa bir konuşma yapan Başkan Aziz Yıldırım, “Ben sponsorluklarla beraber 150 milyon Avrıo veriyorum bu kulübe. O da gelsin parayı koysun. Kulübün parası olsun. Ben artırdım, sen artırdın yok. 150 milyon veriyorum sponsorlarla beraber. Yaşasın Fenerbahçe” dedi.
Aziz Yıldırım’ın konuşmasının ardından kongrenin ilk günü tamamlandı.

Aziz Yıldırım: "Ben kulübü ve amatör şubeleri sen futbolu yönet"

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, başkan adayı Ali Koç'a hitaben, “Sen futboldan çok iyi anladığını söylüyorsun. Gel futbolu sen al yönet. Ben amatör şubeleri yöneteyim. Gel ne sen ne kazan ne de ben. Kulüp kazansın” ifadelerini kullandı.

Fenerbahçe Ülker Stadı’nda yapılan seçimli genel kurulda kongre üyelerine hitap eden Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, muhalefetin en çok vurgu yaptığı şey bir "değişim" diye sözlerine başladı.
Yıldırım, “Elbette değişim kaçınılmazdır. Doğru zamanda doğru yönde yapılıp bir akılla yönetiliyorsa gerekir. Yöneticilerin değişmesi olsa gerek. Sanki ben ve arkadaşlarımız başkan ve yönetim kurulu değişirse sihirli bir dokunuş gerçekleşmiş olacak. Bunları sizlere bırakıyorum. Değişimden anlaşılması gereken Fenerbahçe için neyin değişeceği olmalıydı. Ben ve arkadaşlarımın yönetimi bırakmasıyla yararlı bir değişime inansam bir an bile tenezzül etmeden yerine getiririm. Ali beye ve bana yapılan saygısızlığı kabul etmiyorum. Bunu affetmem. Yeni kuşaklar Fenerbahçe’de görevi devralacak. Fenerbahçe’nin 3 temmuzdaki hukuki şeyi tescil edilmesinden sonra olacak. Şimdi uğradığımız haksızlığın durumu ortada. Hala Yargıtay Fenerbahçe sen masumsun demedi. Bize bu zulmü yapanların yakasına yapışamıyoruz. Yargı kararı olmaksızın yapacağımız her şey zorbalık olur. Bunun için Yargıtay meselesi önemli. Ali Koç diyor ki Aziz başkan merak etmesin biz takipçisiyiz. Ali Koç yanlış anlamış. Benim korkum falan yok. Ali kardeşim bu davanın takipçisi olacağını söylüyor. 101 kişi bir dilekçeyle ali koçu şikayet etmiş ve kendisi ve ailesini töhmet altında bırakan şeyler varmış. Bunu her yerde gitti televizyonlarda anlattı. Şimdi ben Fenerbahçe Spor Kulübünün genel kurulu önünde soruyorum. Her gün o dilekçeden benim önüme binlercesi yazıyor. Ali Koç gerçekten bu durumun hesabını sorabilir mi” diye konuştu.
“Ali Koç bu hesaplaşmayı bu korkuyla yapabilir mi?”
"3 Temmuz ile ilgili hesaplaşmayı Ali Koç bu korku ve endişelerle yapabilir mi?" diyen Yıldırım, “Sadece bir dilekçeyle korkan Ali Koç bunu yapabilir mi. Fenerbahçelilik duruşu bu mu olmalı. Son derece yakışıksız bir ima ile biz sorumlu tutulduk bu dilekçeden. Ne biz buna tenezzül ederiz ne de böyle bir itibar olmasına göz yumarız. Ali Koç'a gelecek her şeyde her zaman kale gibi dururuz” açıklamasında bulundu.
“3 Temmuz deprem etkisi oluşturdu”
"3 Temmuz bir deprem etkisi oluşturdu" diyen Aziz Yıldırım, “Şikeci damgası yediniz işyerlerinde. Çocuklar okula gitmek istemedi. Herkes bu davadan vazgeçse ben vazgeçemem. Bu masum çocukların hatırı için susamam. Her buluşmada biber gazı yediniz. Köprüye yürüdünüz. Üzerinize gerçek mermi attılar. Bugünlerde devam eden etkileri var bunları küçümseyemezsiniz. Real Madrid’i düşünelim. Bir operasyon yapılıyor başkanı yöneticileri içeri girip en iyi oyuncuları ayrılıyor ve prestijleri düşüyor. Kendilerine kumpas yapan polislerin saçma sapan iddialarıyla UEFA’dan ve Şampiyonlar Ligi’nden men edilip sezon gelirlerinden mahrum kalıyor. Ronaldo, Marcelo, Ramos gibi oyuncular olur muydu orada. Ya da bugün Şampiyonlar Ligi’ni alabilir miydi. Bizler camiamızın psikolojisini düzeltmek için bazı durumlarda hızlı ve radikal kararlar almak durumunda kaldık. Bazıları başarılı bazıları başarısız oldu. Bunlara bizi zorlayan 3 temmuzdur. Kim özür diledi Fenerbahçe’den. Fenerbahçe devlet eliyle mağdur edildi. Herkesle iyi geçinmek için biz mi özür dileyelim. Karşımızda medya vardı. Yalan yanlış propagandalar vardır karşımızda. Sadece hapiste geçen günlerin hesabını soruyorum. Ne öneriyorsunuz unutalım mı bunları” şeklinde konuştu.
“Hırsızın hiç mi suçu yok”
Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:
“Aziz Yıldırım herkesle Fenerbahçe’yi kavgalı hale getirdi değil mi? Bunun sebebi hep Aziz Yıldırım. Hırsızın hiç mi suçu yok. Hiç birisiyle kavgamız benim şahsımla değildir. Maddi manevi bu kulüpten haklarını alan bu sporcular hak ettikleri muameleyi gördüler. Sezonun ortasında rakip kulüplerle sözleşme imzalayan adamlar var. Ben Fenerbahçe’nin hukukunun hakkını savundum. Başka kulüplerle kötü olmak için biz ne yaptık. Her zaman büyük taraftarıyla ezici bir gücüz. Bu gücü aşağı çekmek isteyenlerin olmasından daha doğal ne olabilir. Biz her zaman iyi niyetli rakiplerimize iyi niyetle karşılık verdik. Tam da bu neden hukuku sonuna kadar savunacak olduğumuzu düşündüğümüz için bu göreve talip oluyorum. Ali Koç defalarca televizyonlarda bu seçimde kazanamazsam bir daha aday olmayacağım. Bu durumun camiada ikilik oluşturacağını camiaya zarar vereceğini söyledi. Ben bu tutumuna saygı gösterebilirdim. Çünkü az önce söylediğiniz gibi camianın aynı hedefe odaklanması çok önemli. Sevgili kardeşim Ali neden bunları 19 ay önce dile getirmedin. Neden camianın odaklanmasını bozdun. Bu sene tribününde yaşadığımız isteksizliğin seçim yarışıyla hiç mi ilgisi yok. Aziz Yıldırım Fenerbahçe’ye, Fenerbahçe Türkiye’ye futbolu kurumsallıkla tanıştırdı. Bizimle yarışamadıkları her zaman devlete sığındılar. Asıl şike işte budur. Bize karşı haksız rekabet yaptılar. Fenerbahçe’ye yapılan 3 temmuz kumpası bütün hasetçilere yağ sürdü ve diğerleri hak etmedikleri ödülleri paylaştılar.”
“3 Temmuz'da maruz kaldığımız darbe bizi çizgiden uzaklaştırdı”
"3 Temmuz'da maruz kaldığımız darbe bizi çizgiden uzaklaştırdı" diye konuşan Yıldırım, “Maddi manevi büyük bedellere mal oldu. Bu dönemde hem kurumsallaşmaya hem profesyonelleşmeye verdiğimiz önem doğrultusunda çöken moralleri yükseltmek için ani kararlar verdik. Bazıları olumsuz oldu bunu kabul ediyorum. Ali Koç sen ne veriyorsan aynısını ben ve yönetimim koyacak. Sen futboldan çok iyi anladığını söylüyorsun gel futbolu sen al yönet gel ben amatör şubeleri yöneteyim. Gel ne sen ne kazan ne ben. Gel kulüp kazansın” ifadelerini kullandı.
“Fenerbahçe başkanlığını yapmaktan gurur duyuyorum”
Fenerbahçe başkanlığını 20 yıldır yapmaktan gurur duyduğunu belirten Yıldırım, “Madem böyle yarış başladı kazanan Fenerbahçe olsun. Ben bugüne kadar bu rakamları verdim. 1998 yılında 99 yılında verdim. Herhangi bir şey talep etmiyorum. Gelin sorunu çözelim. Siz futbolu kurumsallaştırın biz de hak hukuk mücadelesini sürdürelim. Kim Fenerbahçe için var görelim. Şimdi kim Fenerbahçeli kim kendisi için Fenerbahçeli görmek için son fırsat. 3 Temmuz'un yargılama süreci bitmedi. Ben ve arkadaşlarım hala sanık sıfatında yargılanıyoruz” şeklinde konuştu.
“Gidenlere neden müdahale etmedin”
"Neden Santos gitti, Lugano gitti müdahale etmedin" diyen Yıldırım, “Aranızda toplayıp para verseydiniz de 2011-2012’de Fenerbahçe şampiyon olsa olmaz mıydı. Ben Fenerbahçe’yi daha çok seviyorum. Unutmayın. Ben tek başıma kaldım herkese rağmen. Ben herkese rağmen alkışladım. Bugün olsa onun gibi birisi gene gönderirim. Ümit Özat Denizli maçında kırmızı kart gördü ve senin locana geldi. Siz oyuncuya kötü bir kelime söylediniz ve onu odanızdan attırdınız mı? Kardeşimle beraber oturup federasyona salladınız. Terrenao’yu direktör yaptığımda 7-8 sene önceden tanıyordum. Onu bilerek getirdim. Yabancı olsun o antrenörü seçsin olsun dedik ama başaramadı hatalı olduk. Ayrıca onun tazminatını ödüyoruz. Sana içeriden bilgi verenler yanlış söylüyor. Aylara böldük tazminat ödüyoruz” şeklinde belirtti.
“Aziz Yıldırım bilerek bunları yapmaz”
1 milyon üye projesi yaptıklarını hatırlatan Aziz Yıldırım, “Senin yerlerin yardımcı olsun dedik hiçbir şekilde yardımcı olmadın. Senin yönetimde 2 arkadaş bana sürekli sallıyor. Galatasaray ve Beşiktaşlıları bu kulübe ben üye yapıyorum diye. Aziz Yıldırım bilerek bunları ye yapmaz. Bilmeden yapmışımdır. Ama oda bir gün herkes Fenerbahçeli olacak diye. Ben 1998’de geldiğimde bir gün herkes Fenerbahçeli olacak diye sloganım vardı. Ondan sonra yıllar geçti 1 milyon üye projesini yaptık. Bunu Fenerbahçe halka insin diye 2006’da düşündüm. Bunları Şekip beylere verdik ve çalışmalar yaptık. Bir kişi ben Fenerbahçeliyim diyorsa zaten problem yok o üye olur. Ama ben onun geçmişini bilemem. Hatalar yapmış olabilirim” diye konuştu.