Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!
Türkiye Futbol Federasyonu'nda başkanlık seçimini, eski başkan Mehmet Büyükekşi'ye karşı 5 oy farkla İbrahim Hacıosmanoğlu kazandı.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Olağan Mali ve Seçimli Genel Kurul Toplantısı, Ankara'da gerçekleştirildi.
Mehmet Büyükekşi ile yarışan İbrahim Hacıosmanoğlu TFF başkanlığına seçildi.
Seçimde 274 delege oy kullandı. İbrahim Hacıosmanoğlu, 134 oy alarak TFF'nin yeni başkanı seçildi. Mehmet Büyükekşi, 129 oy aldı.
İbrahim Hacıosmanoğlu'nun yönetim kurulu asil listesi şöyle:
Mecnun Otyakmaz, Bayram Saral, Zehra Neşe Kavak, Lale Cender, Fuat Gökdaş, Cengiz Gökay, Zafer Bahadır Saraç, Mevlüt Aktan, Bayram Akgül, Hasan Surözü, Ceyhun Kazancı, Mustafa Temel Bozbağ, Ural Aküzüm, Bilal Aslan.
İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu kimdir?
İbrahim Ethem Hacıosmanoğlu 21 Şubat 1966 yılında
Trabzon’da dünyaya geldi. Hacıosmanoğlu, Trabzon, Of, Hayrat beldesinde
12 çocuklu bir ailenin 11. Çocuğu olarak doğdu. Babası Hacı Osman
Hüseyin Efendi İstanbul’da ticaret ile uğraşmaktaydı.
İbrahim Hacıosmanoğlu’nun eşi, iş adamı Ali Ağaoğlu’nun annesi tarafından yeğeni olur.
Uzun yıllar ticaret sektöründe uğraşan Hacıosmanoğlu çeşitli petrol ve inşaat işleriyle uğraştı.
2012'de de aday olmuştu
27 Şubat 2012 tarihinde Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı için aday olan İbrahim Hacıosmanoğlu seçilemedi.
2013'te Trabzonspor başkanı seçildi
6
Mayıs 2013 tarihinde yapılan seçimlerde kullanılan yaklaşık 4500 oyun
1571'ini alarak Trabzonspor'un 15. başkanı seçildi. 5-6 Aralık 2015
tarihinde yapılan seçimi kaybederek Trabzonspor başkanlık görevini
Muharrem Usta'ya devretti.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, 18 Temmuz 2024 tarihinde yapılacak
seçimli mali genel kurul tarihinin öne çekilmesi talebiyle toplanan
imzalar ve TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi ile ilgili konuştu.
TÜRKİYE’DEKİ FUTBOL SEKTÖRÜ SON DERECE KİNDAR VE ÇOK KOLAY YALAN SÖYLEYEN BİR İNSANIN ELİNDE
"Hoş geldiniz, hepiniz teşekkür ederiz. Şahsım ve yönetim kurulum adına
teşekkür ederim. Çok hızlı gidelim, hızlı bitirelim. Benim
söyleyeceklerimden daha önemlisi sizin bana bu konuyla ilgili
soracaklarınız. Şimdi durup-dururken imza süreci başlamadı. İmza
toplanma ihtiyacı durup-dururken oluşmadı. Herkes memnun, mesut, dünya
tozpembe, kimse şikayet etmiyor, boş vaktimiz var, çıkıp imza toplayalım
denilmedi, niye imza toplandı önce ona bir gelelim çünkü bugün bu
toplantının sonunda buradan ayrılırken aslında dinamik bir dünyada
yaşıyoruz onu anlayacağız ama olağanüstü bir kişi ile muhatap
olduğumuzu, milyonların maç skorlarına ve hafta sonu skorlarına göre
bütün haftasını etkilediği futbol sektörünün nasıl son derece ilginç,
garip, kindar ve son derece kolay yani anı kurtarmak için yalan söyleyen
bir insanın elinde olduğunu sizlere anlatmaya çalışacağım. Biz de
bıktık, devamlı kendimizi müdafaa etmekten. Riyad’da ihaleyi bize
çıkardılar, şimdi yine yapıyorlar o yüzden en sert cevabı burada
mecburen istemeyerek vermek zorundayım. İster istemez de onlar siyaseti
karıştırdıkları için ben de siyasete değinmek zorundayım.
Hemen başlayalım. Niye biz Kulüpler Birliğinde imza toplama ihtiyacı
duyduk. Biyorsunuz 18 Temmuz süreci ortada yokken başladık. İmza süreci
başladığı için zaman kazanmak adına 18 Temmuz tarihi verildi ve bu
tarihte bazı kulüpler yanlarına çekilerek, ‘ Ben kesin aday olmayacağım
ama beni de mağdur etmeyin, rencide olmayayım. 18 Temmuz’da Avrupa
Şampiyonasına gideyim sonrasında aday olamayacağım, bırakacağım’ dediği
için bazı kulüplerimiz gerçekten samimi bir şekilde inandıkları için
bazı kulüplerimiz de neyin ne olduğunu bilmesine rağmen rekabette
kendilerine avantaj sağlamak için pozisyonda nasıl zikzak çizdiklerini
anlatmaya çalışacağım.
HİÇBİR ZAMANDA OLMADIĞI KADAR KAOTİK FUTBOL ORTAMI YAŞIYORUZ
Şimdi biliyorsunuz bu sezon da hiçbir zaman olmadığı kadar kaotik futbol
ortamı yaşıyoruz ve pek çok kriz oldu, pek çok skandal oldu sahada.
Hakem tokatlanma olayı oldu, bir takım sahadan çekildi, kupa
Şanlıurfa’da oynandı. Bir sürü bir sürü olay oldu. Sızan görüntüler,
hakemlerin ifadeleri, beklentiyle karar verenler. Üst üste bir şeyler.
Kendisi diyor ya ‘’hakemlik dışı bir sıkıntımız yok’’ diye nasıl
olduğunu anlatmaya çalışacağım.
Krizleri yönetemedi, kriz yönetimi olağanüstü kötü ve anı kurtarabilmek
için yalpalaya, yalpalaya gereken cesareti gösteremediği için kulüpler
arasında da sıkıntı oluştu. Dolayısıyla bugün Türk futbolunda büyük bir
güven bunalımı var, bu zaten vardı ve daha da derinleşti. Bugün belki de
Türkiye’de en güvenilmez kurum Türkiye Futbol Federasyonu belki de en
güvenilmez sektör de Türkiye’deki futbol sektörü.
ZATEN YERLERDE OLAN HAKEMLİK MÜESSESİ BİR DE YAZBOZ TAHTASI HALİNE GETİRİLDİ
Hakemlik müessesi yerle bir edildi, biliyorsunuz. Sayın Başkan aslında
hem başkan hem de MHK başkanı olarak hareket etmeyi tercih etti. Niyeti
çok skandal olan bir müesseseyi düzeltmek olabilir ama daha da sıkıntılı
bir hale getirdi. Hakemlik yazboz tahtasına döndü, ne demek istediğimi
şu yazı ile gündeme getireceğim: Sayın Ömer Faruk Ünal’ın 29 Mart 2024
tarihinde Türkiye gazetesinde yazdığı ‘’Ben Mehmet Büyükekşi’’ yazısı,
bu yazıyı okursanız 21 ayda hakemlik müessesesinde ne kadar çok yeni
uygulamalar, sistemler, formatlar neyse denenip vazgeçildiği burada
yazıyor. Zaten yerlerde olan hakemlik müessesi bir de yazboz tahtası
haline getirdi. Bir de bu yazıyı özellikle okumanızı sizlerden rica
ediyorum.
Kişilere ve kurumlara göre özel durumlara gidildi ama TFF statüsünün
madde üçü diyor ki; ‘’Tarafsız davranma ve ayrımcılık yapmama’’ bize
göre tamamen ters bir yönetim anlayışı var bunu anlamamız da biraz zaman
aldı. Son derece kindar bir başkanımız var, diyeceksiniz ki nerden
çıkarıyorsunuz. Sayın Ahmet Nur Çebi ile girdiği polemik sonrasında
olayı tamamen kişiselleştirip ki bir çok kez arayı bulmaya çalışmama
rağmen hedeflediğimizi yapamadık ama Beşiktaş’a göstermiş olduğu muamele
sonuçta bizim amirimiz TFF başkanıdır. Seviyorum-sevmiyorum,
katılıyorum-katılmıyorum ile futbolu yönetemezsin. Herkese eşit mesafede
olması lazım herkese standart bir şekilde muamele gösteriyor olması
gerekiyor. Ama bize göre Beşiktaş polemiğinde bizim de yaşadığımız gibi
son derece kindar biri.
GALATASARAY İLE ARASINDA GARİP BİR İLİŞKİ VAR
Çoğu zaman kendilerine de söylüyorum, Galatasaray başkanı ve federasyon
arasındaki kavganız kayıkçı kavgası diye biraz sonra onun detaylarına
gireceğim. Garip bir ilişkileri var, işte Sayın Ahmet İbanoğlu’na
şahsıma dava açmasına telkinde bulundu, izin verdi ama esas çarpıcı olan
Fenerbahçe - Karagümrük maçından sonra. 26 Kasım 2023’te maç
oynanmıştı haftanın son maçı değildi bir pazar günüydü, orada
Fenerbahçe’nin lehine Karagümrük’ün aleyhine net bir hakem hatası oldu
ve malum camiada bu işleri çok iyi takip ettiği için yaygarayı koparttı.
Aynı benzer şeyler kendi maçlarında olmasına rağmen ve 27 Kasım Pazar
günü Sayın Başkan büyük bir sinir ve gerginlik için de Federasyona
giriyor girişte yakınındakilere beni camiam ile karşı karşıya mı
getirmeye çalışıyorlar diye şiddetle konuşuyor. Yukarı çıkıyor ve pek
çok insanın önünde Sayın Medine hanıma başkanın ağzından bir açıklama
yazdırıyor. Sayın İbanoğlu’na onaylatıp onun imzasıyla bu açıklamayı
yayınlıyorlar.
Şunu söyleyeceğim sizlere daha haftanın maçları tamamlanmamış, bırakın
haftanın maçlarının tamamlanmadığını sizin hafızanıza değinmek
istiyorum. Hangi futbol takımının hangi takım olursa, şampiyonluk adayı
olur, Avrupa adayı olur, düşme-düşmememe yarışında olur. Hangi takıma
yapılan bir hakem hatasından sonra MHK başkanı açıklama yapmıştır,
soruyorum sizlere herhangi bir Beşiktaş, Trabzon, Galatasaray veya
herhangi bir başka takım hatırlıyor musunuz? Bunun teşkilat üstünde
bıraktığı etkiyi düşünebiliyor musunuz? Bir federasyon başkanı eşit
rekabet sağlaması gerekirken adam geliyor öfkeyle bağırıyor, camiamla
beni karşı karşıya getireceksiniz diyor yukarı çıkıyor sonra diyorlar ki
ona ‘Ya başkan öfkelenme 3-4 maç ceza veririz. Daha evvel de böyle
şeyler oldu’ dinlemiyor, yazı yazdırıyor. MHK başkanına omurgasız derken
bunu ifade etmek istiyorum. Onun imzasını koydurtuyor, tamam mı Ahmet
diyor? ‘Tamam’ diyor ve bu açıklamayı yapıyor. Yani nerede bu
görülmüştür, yaşanan bunca kriz, olay var bunları yönetemedi. Mesela
hakem olayı, biz o gece talihsiz olaydan 2 saat önce federasyondaydık,
6-7 yönetim kurulu üyesi vardı, 3 veya 4 başkandık ve devre arasında
MHK’yı değiştireceğini, hakemlerin %40’nı değiştireceğini, buna göre
talimat değiştirildi. Alt ligden 30 maç oynayıp üst lige çıkabiliyorsun
onu 20’ye indirdik, dedi. Bunları anlattı.
Bir yumruk olayı oldu, bizim başkan 180 derece değişti. Riyad olayı
zaten malumunuz. Bir sürü başkan çıktı, ‘Bana şike teklif edildi, şöyle
yapıldı böyle yapıldı’ dedi, onları soruşturdu mu soruşturmadı mı? bahis
iddiaları diz boyu.
Trabzonspor maçından sonra etki altında kaldı ve Fenerbahçe
futbolcularına ağır cezalar verdirtmek üzere raporlar değiştirildi vs vs
ama nitekim yapamadı, cesaret edemedi, 4’er, 5’er maç verilecekti bizim
futbolculara.
Böl-parçala-yönet, yönetim anlayışı ile kulüplerin arasına nifak
tohumları ekti. Aslında bu imza sürecinde de görüyorsunuz, Kulüpler
Birliği Vakfını bölme çabalarını, tabii iki kişi ile tango yapılır,
bölme çabası olabilir ama kulüpler dik durursa bölemez ama bazı
kulüplerimiz zikzak çizdikleri için orda da muvaffak oldu, koltuğa
tutunmak için kulüplerin arasına nifak tohumları, liyakatsiz kadrolar,
duyduğumuza, anladığımıza ve gördüğümüze göre kurumsal hafıza silindi
silinecek futbol ile hiç alakası olmayan danışmanlarla futbolu yönetmeye
çalıştı. Çok danışman var denildiği zaman da danışmanları bordraya
aldı, ‘ben sadece bir danışman kullanıyorum’ dedi. Ama esas sıkıntı şu,
doğruları söylemek, gerçekleri çarptırmak kısacası olağanüstü rahatlıkla
ve kolayca yalan söyleyen bir insandan bahsediyoruz. İşte Mete Kalkavan
olayında yaşandı, gerçi olayda başlı başlına bir skandaldır, herhangi
bir ülkede olsa, yani bir kulübün arzusu ile bir hakemin görevinin son
verilmesine, düşünebiliyor musunuz oraya Trabzon’da maç yönetmeye giden
hakemlerin, hangi ruh haliyle maç yönetebileceklerini düşünebiliyor
musunuz? Ama o işin ayrı tarafı.
Söz verdiniz, dedi. Vermedim dedi, verdin- vermedin herkesin önünde
oluyor bu ondan sonra özelde ‘Ben sana söz verdiğimi söyleyemedim,
hakkını helal et’ dedi. 1 Mart saat 15.00’de, MHK Eğitim toplantısı
yapılmıştı, şahsım kendisine sordum ‘’Böyle bir toplantı yapılmış siz
katılmışsınız böyle böyle olmuş’ diye. ‘’Böyle bir toplantı yapılmadı,
zaten ben de toplantıya katılmadım’’ dedi. Külliyen yalan. İmza
sürecinde basınla yaptığı iletişimlerde de biraz sonra bir tanesine
gireceğiz, 1 Mayıs açıklamasına. Yalan yanlış bilgiler. Algı yaratma.
İmza sürecini baltalama ve bazı kulüplerin desteğini almak için mağdur
edebiyatı yapma. Burası çok çok önemli. ’18 Temmuz’u bekleyelim’ diyen
kulüpler ve bunu kendileri söylediler, diyorlar ki, ‘Bize aday
olmayacağına dair söz verdi’. Size soruyorum, siz bu işte yatıp
kalkıyorsunuz. Şu gördüğünüz profil, bu söylemler sizce aday olacak mı,
olmayacak mı? Önce ‘Aday olmayacağım, kesin. Ama beni rencide etmeyin’.
Saygı duyulur, diyalog işi oradan çıktı. Biz de imzaya inananlar dedik
ki ‘Tamam, diyalog yapalım ama imzayı da devam ettirelim’. Ama
kesinlikle aday olmayacağını ifade etti. Bunu kendi yönetim kurulu
üyelerine de yaptı. Aramızda konuşuyoruz. Tabii aptallar ile ölüler
fikir değiştirmek, fikir değiştirebilir ama bu kadar önemli konuda, bu
kadar kısa sürede bir tarafa böyle demek, bir tarafa böyle demek,
aslında kendisinin gerçekleri ve doğruları söyleme konusunda nasıl
çarptırdığını gösteriyor.
BUNLARIN NE TAKTİKLERİ OLDUĞUNU SİZ BENDEN DAHA İYİ BİLİYORSUNUZ; ZAMAN KAZANMA, GÜNÜ KURTARMA, ANI KURTARMA
Soruyorum: ‘Kesinlikle aday olmayacağım’ demişti, şimdi de ‘Mayıs’ta
bakacağız’ diyor! Bunların ne taktikleri olduğunu siz benden daha iyi
biliyorsunuz; zaman kazanma, günü kurtarma, anı kurtarma…
Dolayısıyla neden imza toplamaya başladık? Şimdi imza sürecine gelelim.
Hani başını ben çekiyorum ya, liderliğini ben yapıyorum(!) Bu sürece
gelelim: Öncelikle şunu söylemek istiyorum, hiçbir şekilde imza
verenler, vermeyenler ayrışımına gitmedik, gitmeyeceğiz. 16 Nisan’da
yaptığım basın toplantısında da aynı şeyi söylemiştim. Ama benim en çok
saygı duyduğum, başından itibaren ‘Vereceğim veya vermeyeceğim’ deyip
buna sadık kalan, dimdik duran kulüpler. İmza versin ya da vermesin. Bir
de yalpalayan, zikzak çizen veya buradan rekabet avantajı yaratmaya
çalışan kulüplerin durumu. Dolayısıyla imza veren de vermeyen de
başından beri dik duran, duruşunun arkasında duranlara saygım çok büyük.
Detaya girmeden önce aynen Riyad’da olduğu gibi bu süreci de Kulübüme
ve şahsıma mal etme yaklaşımı var. Riyad’da tuttu ya, Sayın
Cumhurbaşkanımıza kadar kandırdılar. Bütün suç bizim, Galatasaray bile
işin içinde yok. Zaten Galatasaray ne kadar garip ilişki olduğunu
söylediğim örneklerden bir tanesi de bu, bütün ilişki bir. Ben sordum,
‘Şikayet etmişsiniz Ankara’ya’ dedim. ‘Ben etmedim, bana sordular;
Fenerbahçe-Uğur Dündar-Ali Koç’tan dolayı mı böyle oldu?’ diye, ben de
‘Evet dedim’ dedi. Niye ‘Evet dediniz’ dedim? ‘Sizin Uğur Bey’in tweeti
vardı’ dedi. ‘Uğur Bey’in tweetinden iki saat önce Galatasaray’ın genel
sekreterinin tweeti var, İstiklal Marşı yoksa maç yok’ diye. ‘Ben onu
görmedim’ dedi. Şimdi kim inanır buna? Soruyorum arkadaşlar, kim inanır
buna? Ama bu tuttu! Ankara’da da tuttu, ‘Size karşı yapılan bir eylem:
Ali Koç-Fenerbahçe vs.’ O tuttuğu için bugün de aynı şeyi yapmaya
çalışıyor. Kulüplere biraz sonra neler anlattıklarını söyleyeceğim,
dibiniz düşer. Olacak iş değil. Riyad’da da kendi beceriksizliğini,
yüzüne gözüne bulaştırmasının sebebi olarak bunu örtbas edebilmek için
Ankara’ya Süper Kupa maçının oynanmama sebebi olarak bizleri şikayet
etmişti. Bugün de koltuğunu koruyabilmek için aynı yönteme başvurması,
imza sürecini bana, bize ihale etmesi, ‘Ali Koç’un başını çektiği grup
Cumhurbaşkanımıza karşı hamle yapıyor’ algısını yaratması olacak iş
değil. Aslında ürkütücü bir durum. Bizler belli yaşa, belli tecrübeye,
belli makamlara gelmiş insanların bu şekilde göz göre göre yaptığı
söylemler olacak iş değil.
BİZ, SÜREÇTEN BİRAZ UZAK DURUYORDUK. ZATEN YAŞADIĞIMIZ
SIKINTILAR VS. KULÜPLER BİRLİĞİ DEVAM EDİP ETMEME KONULARI… UZAK
DURUYORDUK. BİZE GELEN RİCA, BASKI, MESAJLAR ÜZERİNE AMA DAHA DA
ÖNEMLİSİ BİZE FEDERASYONDAN SÜPER KUPA İLE İLGİLİ ZEHİR ZEMBEREK BİZE
BİR YAZI GELDİ. BİZ, ORADA KÖPRÜLERİ ATTIK
Şimdi ‘Ali Koç’un, Fenerbahçe’nin başını çektiği’, bakalım çekiyor
muymuşuz! Kulüpler Birliği WhatsApp grubundan açıklıyorum: Bu süreç 2
Nisan’da başlıyor, İstanbulspor’un çağrısıyla. 4 Nisan’da saat 14.11 ile
18.11 arası 8 takım ki Galatasaray ve Trabzonspor da dahil buna, imza
vereceklerini söylüyorlar. Hatta ‘Pazartesiye kadar lafı geçiyor,
‘Pazartesi çok geç’ diyenler de var. ‘Pazartesi çok geç’ deyip imzası
geri çekilenler de var. 5 Nisan’da 15.22 ile 17.36 arası 4 takım daha
sürece dahil oluyor, bunlardan bir tanesi de Fenerbahçe. Biz, süreçten
biraz uzak duruyorduk. Zaten yaşadığımız sıkıntılar vs. Kulüpler Birliği
devam edip etmeme konuları… Uzak duruyorduk. Bize gelen rica, baskı,
mesajlar üzerine ama daha da önemlisi bize federasyondan Süper Kupa ile
ilgili zehir zemberek bize bir yazı geldi. Biz, orada köprüleri attık.
Tehditkar, şöyle yaparız, böyle yaparız, şunu ödeyeceksiniz, bunu
ödeyeceksiniz vs. vs. Biz de orada ‘Yeter’ dedik ve katıldık. Sonra da
en son Beşiktaş katıldı. Beşiktaş da suçlanıyor ya! Yani sonuç olarak
14-15 takım olduk. Bu işin ciddiyetinin farkına varan Sayın Büyükekşi,
kendine yakın bazı kulüp başkanlarıyla yaptığı istişareler sonucunda
sürece dayanamayacağını anlayıp, zaman kazanmak adına 7 Nisan’da
Urfa’dan bir açıklama yaptı, 18 Temmuz’da Mali Genel Kurulu’nun seçimli
yapılacağını söyledi. Hala bu yönetim kurulu kararı var mı yok mu
bilmiyoruz! Onu bilmiyoruz, o tabii sizin bulacağınız iş. Dolayısıyla bu
açıklama gelince orada da Sayın Dursun Özbek ile bir istişare
yapıyorlar, Dursun Bey ayrılıyor, yanına gidiyor, şirketinde bir şeyler
konuşuyorlar. ‘Derhal imza toplayalım, seçime gidelim’ diyen Dursun Bey,
pozisyon değiştiriyor ve ‘Ne olacak 15-20 günden’ noktasına geliyor. Bu
açıklamadan sonra akşam 20.00’a kadar imza vereceğini söyleyen
takımlardan 3’ü ’18 Temmuz hedefimize ulaştık. 18 Temmuz tamamdır,
imzaya gerek yok’ diyorlar. Saygı duyarız. Tabii onu söylerken 18
Temmuz’da yeni bir federasyon seçileceğini ve kendisinin aday
olmayacağını düşünerek bunları söylüyorlar. ‘Seçim tarihi uygundur’
diyorlar. Sonra o ana kadar hiç görüş vermemiş iki kulübümüz de ’18
Temmuz seçim tarihi uygundur’ diye mesaj veriyor. Diğer imzada
diretenler, bu açıklamayı samimi bulmayanlar, tarihin çok geç olduğunu
düşünenler ‘İmzaya devam edelim’ diyorlar.
BELLİ YERLERE YAKIN, BİZE UZAK, BİZİ HEDEF ALAN MECRALAR HEP ‘ALİ KOÇ ALİ KOÇ’ DİYOR
Dolayısıyla iki ayrı görüş oluşuyor, bizim grubumuzda ve biz bunları
değerlendirmek üzere 16 Nisan’da Kulüpler Birliği Vakfı’nda bir toplantı
yapıyoruz. O toplantıda benim açıklamalarım var; belli yerlere yakın,
bize uzak, bizi hedef alan mecralar hep ‘Ali Koç Ali Koç’ diyor. Ben,
Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı olarak 14 kulüp yanımda bir açıklama
yapıyorum. İstisnasız toplantıya katılan herkesin orada da açıklamada
yaptığımız gibi, Federasyonun değişmesi gerektiğini, taze bir kana ve
yeni bir lidere ihtiyaç olduğunu ifade ediyor. Hepiniz de oradaydınız.
Seçimin de mümkün olan en kısa zamanda –haziran- yapılmasını istiyor.
Yöntem olarak da Dursun Bey’in önerisiyle ‘Diyalog ve imza sürecine
devam edelim’ deniyor. İmza toplamanın sembolik değeri çok önemli
arkadaşlar. Biz, o toplantıda da açıklama yaptık, biz o imzaları
toplasak da ki diyelim ki 2 Nisan’da imzalar toplantı, Federasyonun yine
bu işi uzatma imkanı var, iyi niyetli değilse! Halbuki kendi yönetim
kurulu kararı alıp 22 günde seçime gidebilirdi. Şimdi diyor ya ’60
günden önce yapılamaz’ diye, tabii özgüven de tavan yapmış. O 25 günü
Dursun Özbek sayesinde cebe koydu ya, şimdi de ’60 gün’ diyor. ‘1
Temmuz, o zaman 18 Temmuz’da yaparız’ diyor. Yine bugün istese Yönetim
Kurulu kararı alıp bu işi haziran başına getirir. Tabii haziran başına
getirmemek için Mili Takımı söylüyor. Enteresan bir düşünce. Bunun
kendisi için bu kadar motivasyon kaynağı olduğunu bilmiyordum. Geçmişte,
2008’de Haluk Ulusoy ile yaşanan bir olay var. Kendisi çağrıları
dinlemedi, hatta seçime gidilmesi için kayyum atanmıştı ve ondan sonra
dün de İstanbulspor’un basın toplantısında ifade edildiği gibi tarihin
en önemli başarısını üçüncülükle Avrupa Şampiyonası’nda almıştık. Tamam,
katılırız ya da katılmayız, hakkıdır deriz ya da demeyiz. Ama imza
toplamanın sembolik değeri çok çok önemli. Yoksa bunlar harekete
geçmeyecekti. Şimdi hal böyleyken kimin ne dediğini, hangi gün, kaç
kulübün katıldığını anlattım.
NASIL OLUYOR DA BU İŞ FENERBAHÇE VE ALİ KOÇ’UN ÜSTÜNE YAPIŞIYOR? İŞTE BUNUN CEVABI VERİLMELİ
Peki, nasıl oluyor da bu iş Fenerbahçe ve Ali Koç’un üstüne yapışıyor?
İşte bunun cevabı verilmeli. Doğru da verilmeli. Dolayısıyla imza
sürecini anlattım. Biz, ne işin başıyız ne lideriyiz ama biz için
içindeyiz. İşin içinde olmasak riyakarlık olurdu. Hatta insanlar
diyorlar ki ‘Ya sen olmasan bu adamı çoktan yollamışlardı. Sen olduğun
için yollamıyorlar.’ Dolayısıyla biz nasıl bu işin bayraktarlığını
yaptığımızı henüz anlayamadık ama imzamızı da verdik. Çünkü biz zaten
istifa etmesi gerektiğini ocak ayında söylemiştik. Biz, bunlar yüzünden
Süper Kupamızı çöpe attık, sahaya çıkmadık. İnşallah önümüzdeki sezon
Türkiye Kupası’na da katılmayacağız. Bizim imza vermememiz riyakarlık
olurdu. Dolayısıyla biz, imzamızı verdik ve dimdik de arkasında durduk.
Şimdi birazdan kulüplere söylediklerini paylaşacağım, hayret
edeceksiniz! Şimdi neden imza toplandığını anlattık.
İmzaların engellenme durumu var ama ona gelmeden önce 1 Mayıs 2023’teki
federasyonun açıklamasına gelelim. Ben bunu son derece tehlikeli,
riskli hatta satır arası okuduğunuz zaman pek çok başka mecralara
çekebileceğin açıklamalar olarak görüyorum. Benim, bu kulübün DNA’sı,
ilkeleri, değerleri apaçık ortadayken bize vatan haini muamelesi yapmaya
çalışan bir açıklamaya en şiddetli cevabı da vereceğim.
NET BİR ŞEY VAR Kİ SAYIN BAŞKAN, RÜZGARI ALMIŞ. 1 MAYIS’TA RESMİ
SİTEDEN BİR AÇIKLAMA YAPMIŞ, OLACAK İŞ DEĞİL! AMA SKANDAL BİR
AÇIKLAMADIR. BU AÇIKLAMAYA GÖRE VE BU HAFTA İÇİNDE YAPTIĞI RÖPORTAJLARA
GÖRE FUTBOLDA TÜRKİYE’DEKİ ORTAM TOZPEMBE, HUZUR VAR, MUTLULUK VAR,
MÜKEMMEL BAŞARILAR VAR, SEZON İÇİNDE YAŞANAN HİÇBİR SKANDAL KRİZ YOK,
KİMSE ŞİKAYETÇİ DEĞİL
Net bir şey var ki Sayın Başkan, rüzgarı almış. Yelkenleri doldurmuş,
özgüven tavan yapmış, röportaj üstüne röportaj ve bakmış ki tohumlar
meyve veriyor, 1 Mayıs’ta resmi siteden bir açıklama yapmış, olacak iş
değil! Şimdi oraya gireceğiz. Ama skandal bir açıklamadır. Bu açıklamaya
göre ve bu hafta içinde yaptığı röportajlara göre futbolda Türkiye’deki
ortam tozpembe, huzur var, mutluluk var, mükemmel başarılar var, sezon
içinde yaşanan hiçbir skandal kriz yok, kimse şikayetçi değil. Hatta
hızını alamayıp şöyle bir şey demiş; ‘Hakemleri bir kenara bırakın, 2
yıllık görev süremde bir tane yanlış işimi söyleyin dedim,
söyleyemediler’ diyor. Kime söylediyse! Artık bu söze ne denir
bilmiyorum. Yani bakar mısınız, bir sezonda hakem yumruklanması, alt
liglerde ortalık yangın yeri, şike-bahis iddiaları, Riyad Krizi, Süper
Lig yayın ihalesi, Süper Kupa süreci, takımların sahadan çekilmesi,
Trabzonspor maçında yaşananlar, FIFA Başkanının açıklaması, Uluslararası
Oyuncular Birliği’nin açıklaması, sızan video görüntüleri… yani
bunların hepsi bir sezonda oldu ve daha sezon da bitmedi! Dolayısıyla
biz herhalde farklı değerlendiriyoruz. Ama istisnasız herkesin tarihin
en kaotik, en skandal sezonu dediğimiz bu sezonda başkanımız anlaşılan
çok farklı düşünüyor, değerlendiriyor. Tarihe geçmiş bir söz var; ‘Şu
mektepler olmasa da ben bu maarifi ne güzel idare ederim’ diye. Durum
burada birebir aynıdır.
Gelelim açıklamaya: ‘Azınlık çoğunluğa tahakküm edemez’ diyor. Biz,
azınlığız. ‘Üç beş kulüp’ diyor ve Aşağılıyor, küçümsüyor. Belgeleri ben
toplamıyorum. Ben, Ecmel Başkana inanırım. Bizim arkadaşlar da gördü,
136 tane noter tasdikli ihtarname var. Bunun ne kadarı gitti, ne kadarı
baskı yaparak çektirildi, önemli değil. Ama şunu size söyleyeyim;
buradan 10 küsur Süper Lig kulübü var, onlarca PTT, 2. Lig ve 3. Lig
kulüpleri var. Velev ki siz bir daha başkan seçildiniz, nasıl bu
kişilerin amiri olacaksınız, biraz sonra sizinle paylaşacağım
hakaretlerden sonra? Öncelikle şunu hatırlayın, 325 delegenin 191’i oy
kullandı ve siz sadece 169 aldınız. Yönetim Kurulunu ise 154 oy aldı,
325’in. Yani bu azınlık mantığıyla giderseniz ‘Siz azınlığın federasyon
başkanısınız’ demek yanlış olmaz. Tüm siyasi desteğe rağmen, size
verilen omuza rağmen, başka adayların önü kesilip sizin tek aday
yapılmanıza rağmen bu kadar oy aldınız ama 130 veya 100 veya 109. 13’ünü
geri çektirmişsiniz ya nasıl geri çektirdiğinizi anlatacağım, şimdi.
Sizin gözünüzde bunun bir kıymeti harbiyesi yok. Bu zaten sizin kindar
karakterinizin ve futbol ortamı gerçekten anlamamızın çok güzel bir
yansıması örneği.
Demokratik yollarla seçilmeyen bir başkanın demokratik haklarını
kullanan kulüplere anti demokratik yöntemlerle baskı kullanarak
engelleyici çalışmasını artık kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Tekrar söylüyorum. Demokratik yollarla seçilmeyen bir başkanın
demokratik haklarını kullanan kulüplerin çabalarını, adımlarını, imza
sürecini anti demokratik yöntemlerle…Sizlerin takdirine bırakıyorum.
BÖL VE YÖNET YAKLAŞIMI KABUL EDİLEMEZ
Bize göre en çarpıcı ve satır araları tehlikelerle dolu vatan millet
Sakarya söylemleri. Değil sizden kimseden bu söylemleri kabul etmeyiz
ama sizden hiç kabul etmeyiz. İmza verenleri milli değerlerden uzak
olmakla suçlamak, imza verenlerle-vermeyenleri net bir şekilde
ayrıştırmaya çalışmak. Böl ve yönet yaklaşımı kabul edilemez
unsurlardır.
BURADA KISACASI ‘VATAN HAİNİSİNİZ’ DİYOR. BUNLAR ÇOK TEHLİKELİ SÖYLEMLER
‘Bizim için diyor, bir büyük milletin tek yürek olacağı bu tarihlerde
kişisel çıkarları uğruna TFF kongresi talep etmek abesti iştigaldir’
diyor. Hangi çıkarlar Sn. Başkan? Bizim hangi çıkarlarımız? Size karşı
bayrak açanlar, şu anda rekabette risk alıyorlar. Özellikle alt
liglerde. Hangi çıkar? ‘Seçimi Avrupa Şampiyonası ile eş zamanlı yapma
ısrarı en hafif tabirle bu ülkenin değerlerine uzak düşmektir. Milli
değerlerimize uzak bu beyhude çabayı Yüce Türk milletinin takdirine
bırakıyoruz.’ Ben de biraz sonra Yüce Türk milletinin takdirine bir şey
bırakacağım. Burada kısacası ‘vatan hainisiniz’ diyor. Bunlar çok
tehlikeli söylemler.
‘Kamuoyunca malum bazı isimlerin kişisel hırs ve menfaatleri milli
menfaatlerin bile üstünde tuttuğunu ibretle şahit oluyoruz.’ Kendi
menfaatlerimiz, neymiş o menfaatler gerçekten bilmek istiyorum.
‘Seçimli Genel Kurulun Avrupa Şampiyonası sırasında yapılması için
ısrarla çalışanlara imza vermeyen bize teveccüh gösteren büyük Türk
futbol ailesine teşekkür ediyoruz. ‘ Böl ve yönet. Sn. Başkan biliyor
musunuz, kaç tane kulüp var. Sizin arkanızdan sövüyor. ‘Ellerimiz
kollarımız bağlı ne yapalım’ diyor. Biliyorsunuz da teveccüh. Peki
teveccüh varsa niye Seçimli Genel Kurula gitme ihtiyacı duydunuz? Görev
sürenize daha üç seneniz var. Böyle bir teveccüh varsa. Böl ve yönet
yaklaşımı bu.
TAM BİR HEDEF ŞAŞIRTMA, FETÖ AĞZI
Şimdi tam bir hedef şaşırtma ve FETÖ ağzı ile konuşma okuyacağım:
‘Avrupa Futbol Şampiyonası sırasında ısrarla acele seçim yaptırmaya
çalışılmasının hedefinin TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi ve Yönetim Kurulu
olmadığını düşünüyoruz. Tüm Türkiye'nin A Milli Futbol Takımımız ile
birlikte Avrupa Futbol Şampiyonası'na konsantre olacağı bir dönemde
ısrarla acele seçim yapılmasını isteyen azınlığın asıl hedefi ve amacı
nedir?’ Asıl hedef ve amaç nedir? Biz basit bir seçim istiyoruz. Daha
liyakatlı insanlar gelsin istiyoruz. Seçim de erken yapılsın. Geç
yapılırsa yeni sezon planlamasını etkileyecek diyoruz, adamın işi
getirdiği noktaya bakın. Tam bir hedef şaşırtma ama ne yazık ki öyle bir
ülkede yaşıyoruz ki prim yapıyor. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki
doğruları ispatlamak zorundasınız. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki
attığınız yalanlar ve algılar gerçeklerin çok önünde gidebiliyor. Bu ve
bu gibi zihniyetteki insanlar da bundan prim yapıyorlar.
Şimdi işi başka bir noktaya taşıdılar. ‘Kongre için ilan edilen tarihin
öne çekilmesi için TFF Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerine, yakınlarına,
TFF Genel Kurul üyelerine, kulüplerin sponsorlarına tehdit mesajları
gönderen’ hem vatan haini olduk hem de mafyatik yöntemler. ‘Toplumsal
huzura zarar verecek kavgacı bir tavır takınan bu azınlığın, çoğunluk
üzerinde tahakküm kurma çabalarına asla izin verilmeyecektir.’ Coşmuş,
tutamıyor kendini. Almış rüzgarı… Bir de buna sağolsun Turkuvaz medyanın
atmış olduğu başlıklar, ‘CHP belediyeleri tehdit ediyor, bilmem ne
yapıyor.’ Kimin kimi tehdit ettiğini birazdan anlatacağım. Böyle
okununca deniliyor ki, ‘Hmm bu grup zaten Ankara’ya yakın. Ankara’da
böyle düşünüyor.’ Böyle algılar yaratılıyor. Tabii Turkuvaz grubu da
böyle bir açıklama yapınca tamamen bugüne kadar Kulüpler Birliğini
itibarsızlaştırma üzerine yaptığı açıklamalar. Aslında beni. Aslında
kulüplere mesaj verirken, biraz sonra mesajları anlatacağım. Bu grupta
da haberler çıkınca daha rahat mesajlarını iletebiliyorlar kulüplere.
SÖZ KONUSU MİLLİ DEĞERLER İSE BİZLERİ EN SON SORGULAYACAK
BİZLERE EN SON LAF EDECEK KİŞİLERDEN BİRİSİ SİZLERSİNİZ. NİYE SİZSİNİZ?
ÇÜNKÜ SİZİN İKİ TELEFONUNUZDA BYLOCK ÇIKTI. SİZİN TELEFONUNUZA BYLOCK
YÜKLEYENLER VARYA BENİM TELEFONLARIMI İKİ YIL BOYUNCA KANUNA AYKIRI BİR
ŞEKİLDE DİNLEMİŞLER VE BENİM İKİ TANE DAVAM VAR
Sn. Başkan ben size bir şeyler söyleyeyim. Beni de iyi dinleyin. Söz
konusu milli değerler ise bizleri en son sorgulayacak bizlere en son laf
edecek kişilerden birisi sizlersiniz. Niye sizsiniz? Çünkü sizin iki
telefonunuzda Bylock çıktı. İki telefonunda da Bylock çıkan biri bizi
milli değerler konusunda hele Fenerbahçe Spor Kulübü gibi ve diğer
kulüpleri de söyleyeceğim. Asla laf edemez, konuşamaz, yön veremez,
ithamda bulunamaz. Size bir hatırlatma daha yapayım. Sizin telefonunuza
Bylock yükleyenler var ya benim telefonlarımı iki yıl boyunca kanuna
aykırı bir şekilde dinlemişler ve benim iki tane davam var. Bir tanesi
Ergenekon örgütünü mensup olmak, bir tanesi de uyuşturucu ve tarihi eser
kaçakçılığından başkasının isminde yapılan binlerce dinlemem var.
Ne demek istiyorum, biliyor musunuz? Sadece telefonlarımızdan yola
çıkarsak milli değerler konusunda kimin doğru noktada kimin yanlış
noktada olduğunu herkes net bir şekilde anlamıştır. Sadece telefondan
diyorum, başka şeylerden çıkarsak daha da netleşir. Onun için sakın ha
bir daha böyle bir şey yapmaya tenezzül etmeyin. Sizin için çok tatsız
olur.
Ben ülkemizi de anlamıyorum. Futbol üzerinden bu kadar kaos yaratmaya
çalışmış bir örgütün yanından yakınından geçmiş kimselerin futbolda
olmaması lazım. Biz ülke olarak 180 derece dönüştük mü, değiştik mi?
Artık bu konu önemli değil mi? Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak 3
Temmuz’u yaşadık. Bu konuda hassasız. Belki gereğinden fazla hassasız
ama hassasız. Niye? İnsan mı kalmadı bu ülkede.
FETÖ UNSURU HALA TÜRK FUTBOLUNUN İÇİNDEDİR
Biliyorsunuz benim seçimlerden önce bazı açıklamalarım olmuştu. Başkanın
niye başkan olmaması ile ilgili. Tabii o zaman Bylock işleri yoktu.
Çünkü hassas olduğumuz için. Çok acı tecrübelerimiz olduğu için.
Hakkımızın yendiği için. Hala belimizi doğrultamadığımız için yıllardır o
yaşananlardan sonra. Bu Fetö unsuru hala Türk futbolunu içindedir. Her
geçen gün daha fazla temizlenmesi gerekirken bence daha fazla o günlere
dönme adımları atılmaktadır.
Şimdi gelelim engelleme sürecine. Burası bizim açımızdan korkunç olan
tarafı. Bu açıklıkta ve netlikte bunları söyleyeceğim. Çünkü
devletimizin artık demesi lazım ki bunlar doğrudur veya doğru değildir.
BİZİM DİNİMİZDE EN BÜYÜK GÜNAH İFTİRA ATMAK, KUL HAKKI YEMEKTİR. İFTİRA ATMAK VE KUL HAKKI YEMEK BU ÜLKEDE BİR NORM HALİNE GELDİ
İşin özünde bu işin bana ihale edilmesi, kulübüme ihale edilmesi
anlamadığımız diyecektim anlıyoruz ama artık anlam vermek istemiyoruz.
Bıktık, mütemadiyen kendimizi ifade etmeye çalışmak, korumak, doğruları
ispatlamak ama sağ olsun demin bahsettiğim grupla beraber bu konuda da
ihaleyi bize çıkartıyorlar.
Bizim imza sürecinin neresinde olduğumuz biraz önce de anlattığım gibi
net ve sarihtir. Keşke Kulüpler Birliği Vakfı’ndaki mesajları sizler
okuyabilseniz. Zaten şu an piyasada yazılanla, söylenenle ne kadar
yanlış olduğunu, gerçekleri yansıtmadığını görürdünüz. Keşke size
gösterebilsem. Keşke birinden görebilseniz. Ben gösteremem, göstermem.
Zaten 2 Nisan ile ondan sonraki 2-3 hafta içinde yazılanları okusanız
neyin ne olduğunu çok daha iyi anlayacaksınız. Dediğim gibi öyle bir
ülkede yaşıyoruz ki algılar gerçeklerin çok önünde.
Doğruyu söyleyen kendini ispatlamak zorunda. Çamur atan, algı yapan ve
yalan söyleyen de genelde hedefine ulaşıyor. Bu sadece futbolda değil ne
yazık ki ülkemizin birçok konusunda böyle. Bir norm haline gelmiş.
Bizim dinimizde en büyük günah iftira atmak, kul hakkı yemektir. İftira
atmak ve kul hakkı yemek bu ülkede bir norm haline geldi.
Riyad’da bize ihale çıktı. Tuttu. Anlaşılan Sn. Cumhurbaşkanımızı da
kandırdılar. Ankara’dakileri kandırdılar. Kimse çıkıp demiyor. Ben
Dursun Özbek olsam derim ki ‘benim başım kel mi?’ Ben de vardım neden
kimse benden bahsetmiyor, derim ama aralarında öyle güzel bir ilişki var
ki neyi ne zaman çalacaklarını biliyorlar.
Nasıl bu süreci itibarsızlaştırıyorlar, baltalıyorlar, engellemeye
çalışıyorlar. Bunlar hepsi söylenen şeyler. Bunu bürokrat, Ankara’ya
yakın, milletvekili, belediye başkanı söylüyor olabilir. Kendi söylüyor,
olabilir. Kendi yönetim kurulunda olanlar söylüyor, olabilir.
‘Ali Koç’un başını çektiği hükümete ya da Cumhurbaşkanımıza karşı bir
eylem.’ Bazı siyaset mensupları imza verenleri Cumhurbaşkanımıza karşı
bir oluşum olarak pozisyonluyorlar. Yeri geliyor bir siyasetçi bir
belediye başkanını arıyor, ‘imza çeksin kulüp’ deniliyor. O belediye
başkanı zavallım o talimatı yapabilmek için maddi destek teklifi
yapıyor. İmza çekmesini istiyor. İmza verenlerin isimleri not ediliyor,
‘sakın imza vermeyin’ diyor. Düşünebiliyor musunuz, bahsettiğimiz bir
imza TFF seçimleri için.
Kendisi bizzat aradığında ‘Ali Koç mu size baskı yapıyor?’ diyor. Kendi
kulüpleri aradığı zaman. ‘Bu işe artık bakanlar girdi, sizi arayabilir
diyor. Seçim sonuçlarına değinerek, ‘şimdi de futbolu ele geçirmeye
çalışıyorlar,’ diyor. ‘Bu bir seçim çabası falan değil arkadaşlar, beni
buraya kimin atadığını biliyorsunuz. Bana yapılan aslında O’na yapılan
harekettir’ diyor. En hayret ettiğim yeni çıktı. Bu da pompalanıyor.
‘CHP Belediyeleri düğmeye bastı. Reisi yıkmaya çalışıyorlar’ diyor.
Arkadaşlar olacak iş mi? Bir de söyle bir şey var. Bu kendi
söyledikleri. Bazı kulüpleri günde 7-8 defa arıyor. Baskı yapıyor,
şiddet-middet bir şey. Kendi açıklamasında tehdit-falan diyordu ya. ‘Bu
başkan gidecek her halükârda ama siz şu imza sürecine katılıp Ali Koç
bunu yolladı olmasın, biz bunu zaten yollayacağız’ diyorlar kulüplere.
Bir Volkan Can var meşhur. Allah’ı var, o siyasete girmiyor ama
kulüpleri arayıp şöyle diyor; ‘Bir sürü kulüp var düşme hattında,
play-offa kalmak isteyen, çıkmak isteyen… Ne olur imza vermeyin. İmza
verenlerin maçlarına atanan hakemlere daha titizlikle bakılıyor.’ Ne
demek bu? Ve maddi destek imalarında bulunuyor. Şunu araştırmanızı
istiyorum. Bir.com, yani dijital bir yerle anlaşma yapmışlar.
Biliyorsunuz Trendyol’dan dolayı izin almaları gerekiyor. Milli takım
sponsorluğu yapmışlar. 50 milyon TL’lik ve 25 milyon bonusları var.
Bunun %60’ını fatura kesmeden peşin almışlar ve 2.Lig ve 3.Lig
kulüplerine dağıtmışlar. Yalansa ‘yalan’ deyin. Ben çıkayım kamuoyundan
özür dileyim. Ama ispatlayın bana yalan olduğunu. 400-500 bin size küçük
rakam gelmesin arkadaşlar. Siyasi baskı var, sportif tehdit var, aman
ha isimler falan not edilecek var, şimdi de işin içinde para var. Sonra
da böyle adaylar var. Ne diyor? (gazete sayfası göstererek) ‘Kampanyada
bomba iddia, CHPli belediyenin kulüpleri arayarak imza verin yoksa
yapılan yardımınızı keseriz dedikleri ortaya çıktı.’ Demin size ne
anlattım, bu haber ne diyor.
Benim anlatacaklarım bunlar. Eminim sizlerin çok değerli soruları
olacak. Tabii siz de kamuoyunun doğru bilgilenmesini istiyorsanız… Bu
işin dibine inmek istiyorsanız çok veri var. Ama yüzeysel yaklaşılacaksa
inemeyebilirsiniz.
2008’de sürüncemede bırakılmıştı bu konu. Mesela bazı teknik sıkıntılar
da var. ‘30 gün sonra’ diyor böyle bir şey olursa, imza toplanırsa.
Halbuki 30 gün içerisinde. Bir kelime çok şey fark ettiriyor. 2008’de
sürüncemede bırakıldığında kayyum atanmıştı. Ben ‘kayyum atanacak’
demiyorum ama iyi niyeti varsa 35-40 gün içinde seçime gidebilirdi. En
hızlı 22 günde gidebilirdi. İmza toplanma süreciyle gidecek, onu 2-3 ay
erteleyebilir. Nitekim niyeti de öyleydi ama çok sembolikti. Zaten
olduğu için şartlar dönmeye başladı. ‘Yetkisiz imza’ diyor. ‘Yetkisiz’
derken neyi kast ediyor? Yani ‘yönetim kurulu kararı alınmamış mı’
diyor, ne demek istiyor? Bütün kulüplerin yönetim kurulu kararlarına mı
bakıyor onu bilmiyorum ama yetkisiz mi değil mi buna Genel Kurulda karar
verilmesi gerekiyor.
Hadi size göre 109 takım ama 13’ü geri çekmiş. Niye geri çekti Sayın
Başkan 13 kulüp? Neye göre geri çekti? Neye göre imza verdi? Siz
kulüpleri arıyor musunuz? Demin ifade ettiğim şeyler mealinde şeyler
söylüyor musunuz? Söylediğinizi biliyorum da doğruyu söyleyecek misiniz
onu merak ediyorum. Ama çok yanlış yolda gidiyorsunuz. Türk futbolunda
kaotik ortamı daha da derinleştiriyorsunuz. Sizin yüzünüzden kulüplerin
birbirine olan itimat müesseseleri zedelendi. Ondan sonra tekrar aday
olduğunuzda ve seçildiğinizi var sayalım, nasıl bu kulüplerin başkanı
olacaksınız? Söylemek istediklerim bundan ibarettir.
Şunu da söylemek istiyorum: Sizin ana göreviniz ne? Vatandaşın sağlıklı
bilgilenmesini sağlamak. Şu an TRT Spor, beIN Sport, A Spor hiç bizim
basın toplantımıza girmemiş. Ben basın toplantılarının sonunda genelde
ben unutuyorum, genelde bizim burada yaptığımız toplantıları da
yansıtmıyorlar. İki en büyük grup var. Veya çok küçük ya da
itibarsızlaştırarak yansıtıyorlar. Artık bayatladı bu yöntemler. Zaten
kimsenin size de güveni kalmadı. Çok şükür ki dijital var. Bu
bahsettiğim kuruluşların kameraları buradalar. Sosyal medyada da
taraftarlar size tepki gösteriyormuş.
SORU-CEVAP
Başkanımız Ali Y. Koç, basın mensuplarının sorularına ise şu şekilde cevaplar verdi:
(Hukuki olarak 18 Temmuz’da seçimin yapılmama ihtimali olup olmadığı
yönündeki ve TFF başkanıyla görüşen heyetten imza verenler olup olmadığı
yönündeki sorular) Yönetim kurulu kararı aldılar mı almadılar mı
bilmiyorum. Alsalar da başka bir yönetim kurulu kararı alıp onu
değiştirebilirler. Bu dinamik dünyada Whatsapp grubunda yazışmalar
oluyor. Bir karar onaylanırsa sonra belki resmi evraka dönüşebiliyor.
Bilmiyorum. Bildiğim şu var; açıkladıkları gün yönetim kurulu üyelerinin
çoğu bunu bilmiyordu. Whatsapp grubunda yazışılmadı, onaylanmadı,
yönetim kurulu kararı da yoktu. Şu an ne durumda bilmiyorum. 18 Temmuz
için açık kapı var mı? Bana göre samimi değil. 18 Temmuzla ilgili değil,
kendiyle ilgili samimi değil. Bekle ve gör politikası uyguluyor. Ona da
saygı duymak lazım. Doğru da yapıyor olabilir. Mücadele ediyor adam.
Ali Koç başkanlığı bırakır, İstanbulspor küme düşer, yaz gelir, millet
tatile gider, lig biter, gerginlik kalmaz, şampiyonada da iyi bir sonuç
alırız… Bekle, gör modundalar. Samimi olmadığını düşünüyorum. Açık kapı
var mı? İsterse var. İmza vermeyen kulüpler diyorlar ki, ‘isterse aday
olsun, hayatta bizden oy alamaz.’ Ama burası Türkiye iki günde çok şey
değişir.
TÜRKİYE’NİN POTANSİYELİNE ULAŞMASI, O HEDEFLEDİĞİMİZ 6. VEYA 7. ÜLKE OLMA YOLCULUĞU, VİZYONU İÇİN BİR DEVLET STRATEJİSİ GEREKLİ
(FIFA’dan TFF’ye yaptırım olabilir mi kulüplerin bundan sonraki tavrı ne
olur soruları üzerine) 16 Nisan’da yaptığımız ibra konusunu kimseyle
konuşmadım. Dolayısıyla başkası adına konuşamam. 16 Nisan’da yaptığımız
açıklamada aday olmak istiyorsa hakkıdır ama olmaması gerektiğini, taze
kan gerektiğini ve aday olacağı tarihte kulüplerin desteklemeyeceğini
kendi kafamdan atmadım. Bunlar daha evvel konuşuldu. Diyaloğa gideriz,
diyalogda sonuç olmazsa şöyle olur… Aday olursa vermeyiz, aday
olmayacağını söyledi. Dolayısıyla ne olacağını süreç gösterecek. (FIFA
müdahalesi) Bana göre bir büyüteçle bakma arzusu varsa çok fazla veri
var iç içe geçtiğine bu iki unsurun. Müdahale edilebilir. Öyle bir
çalışma var mı hiç haberim bile yok. Biz 2 Nisan’daki Olağanüstü Genel
Kurulda yaptığımız gibi uluslararası başvurularımızı da yapıyoruz.
Futbolun yönetiminin bağımsızlığı çok önemli. Demokratik seçimler çok
önemli. Biz bunu söylerken şunun da üstüne basmak istiyorum; ülke
futbolunun ayağa kalkması, Türkiye’nin potansiyeline ulaşması, o
hedeflediğimiz 6. veya 7. ülke olma yolculuğu, vizyonu için bir devlet
stratejisi gerekli. Ne demek devlet stratejisi? Milli Eğitiminden, Spor
Bakanlığından, devletin en üst unsurlarına, sivil toplum kuruluşlarına
kadar Türkiye’nin 10 yıllık bir futbol stratejisi yapması lazım. Bu
demek değildir ki siyaset futbola karışsın. Başka ülkeler yaptı.
Tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok. Kendimize uyarlayabileceğimiz
yol haritaları var. Bununla bunu karıştırmayın. ‘Siyaset olmasın’
diyorsunuz ama şimdi ‘devlet stratejisi’ diyorsunuz. Çok farklı şeyler.
Biz futbolun günlük yönetiminde ve sahadaki yarışta olmaması gerektiğini
söylüyoruz. ‘Bir kulübün transfer yasağı varsa, o kulübün bakanı,
siyasetçisi o takımın transfer yasağı için çalışmamalı’ diyoruz. Bir
kulübün siyasi desteği var, öbürünün yok. Bir kulübün belediyesi
stadını, elektriğini, suyunu ödüyor, ötekinin ödemiyor. Bunlar yarışı
etkileyen unsurlar. Ama Türkiye’nin hak ettiği pozisyona gelebilmesi
için topyekûn futbolumuzu yeniden dizayn etmemiz lazım, yeniden icat
etmemiz lazım. Bunda da devlet olmazsa olmaz.
(Suudi Arabistan’da oynanacak Süper Kupa finalinde ödenecek ücretin 4,5
milyon Euro değil de 6,4 milyon Euro olduğu yönündeki iddiayla ilgili
soru) Hayır, bilmiyorum.
(Alt lig kulüplerine uygulanan sportif tehdit, Süper Lig’e de
uygulanıyor mu?) Süper Lig’den gelen böyle bir şey yok. Alt lige
söyleniyor bu. Süper Lig’e herhalde bunu kolay kolay söyleyemezler.
Sahada oluyor, ‘olmuyor’ demiyorum ama intibayı söylüyorum. Ben sana
‘Sen imza verirsen senin maçına atanan hakemler daha dikkatli
bakıyorlar’ desem ne anlarsın? Buraya çıkıyor. Evet, 10 kulüp var.
(Federasyon başkanının ‘hakemler dışında fazla hatamız yok’
açıklamalarıyla ilgili soru üzerine) Onun bakış açısıyla bizim bakış
açımız arasında fark var. Biz, ‘En kaotik, en skandal sezon’ diyoruz. O
da ‘hakemler dışında sorun yok’ diye toz pembe bir tablo çiziyor. Apayrı
noktalardayız. Katılmıyoruz. Evet, hakemler büyük sorun. Daha da büyük
sorun oldu bu yönetimden sonra.
(Yola çıktıktan sonra bazı kulüpler fikir değiştirmeseydi bu sorun daha
hızlı çözülebilir miydi?) Ben en büyüğümüz olan, çoğu başkanın ‘ağabey’
dediği Sayın Dursun Özbek’i anlamakta biraz zorlanıyorum. Hepimiz belli
bir seviyeye, yaşa, makamlara geldik. Bu kadar rahat pozisyon
değiştirmek… Sadece bu konuda değil, pek çok konuda. Ancak bu ülkede
itibar görür, ancak bu ülkede sorgulanmaz. Biliyorsunuz bir başka kulüp
başkanıyla ilgili arada mesaj getirme götürme, benle toplanmak
istemişti. ‘Ben istemedim, aracı istedi’ dedi. Aracı çıktı, ‘Hayır, siz
istediniz’ dedi. Bir şey demedi. Kimse de sorgulamadı. 14 Aralık’ta
kendisine soruyorlar ‘TFF’ye güveniyor musunuz?’ diye. Çok sert bir
tepki veriyor. ‘Bizim federasyonumuz, 6 yıl önce seçtiğimiz federasyon
için bu soru hoşuma gitmedi’ diyor. ‘Tabii ki TFF’ye güveniyoruz’ diyor.
24 Aralık’ta hepinizin malûmu şu açıklamayı yapıyor; ‘Her türlü tehdide
boyun eğen’ diye başlayıp, ‘Tarihin en kötü TFF başkanı Mehmet
Büyükekşi’nin tüm kurullarıyla birlikte derhal istifa etmesini
bekliyoruz’ diye biten bir açıklama. Bunu Fenerbahçe, Beşiktaş,
İstanbulspor yapmıyor. Galatasaray yapıyor. 1 Nisan’da, ‘O koltuklarda
hala oturmak vicdanınıza sığıyor mu?’ diye bir açıklaması var.
‘Trabzonspor-Fenerbahçe maçında yaşanan olaylarla ilgili yapılan ve
yapılmayan sevkler Türkiye Futbol Federasyonu’nun ne kadar basiretsiz,
adaletsiz, baskılara ve tehditlere boyun eğen bir tutum içinde olduğunu
bir kez daha açıkça gözler önüne sermiştir’ diye başlıyor. ‘Yine de bir
umutla o koltuklarda oturan herkese soruyoruz, hala orada olmak,
görevinizi yapıyor gibi davranmak vicdanınıza sığıyor mu?’ Ben böyle
açıklamalar yapsam suratına bakmam bir daha. 1 Nisan’dan 7 Nisan’a
geldik. Urfa’daki meşhur olay, 18 Temmuz açıklamasından sonra. ‘Seçimi
niye 20-25 gün öne çeksin? TFF’ye saygı duymak lazım’ diyor. ‘Herkesin
şunu anlaması lazım, akıl tutulmasının içinde bunlar da var. Erken seçim
kararını federasyon alabilir. Federasyon bu kararı almış, açıklamış,
haziranla arasında 18-20 gün var. 20 gün çok mu önemli. Federasyon
kararına saygı duymak lazım.’ diyor. Sonra 16 Nisan’da Kulüpler Birliği
Vakfı Toplantısına girerken de ‘Seçim haziran ayında yapılsın, daha iyi
olur’ diyor. Anlamadım ki. 20-25 gün çok bir şey fark etmiyor, sonra
haziranda olsun… İmza kampanyasını ilk başlatanlardandır bu başkan. Ama
rekabette avantaj yaratmak için işte böyle… Ben şahsen böyle zikzak
yapsam, her tarafım oynasa utanırım. Ama bu şahsiyet meselesi, karakter
meselesi, duruş meselesi. Ama bizim ülkemizde böyle olanlar daha çok
kazanıyor.
Hiç biriniz sormuyorsunuz, ’Sayın Başkan bu nasıl iştir, bir gün öyle
diyorsunuz, bir gün böyle diyorsunuz’ demiyorsunuz. Veya diyemiyorsunuz.
(İktidar, kendisine atanmış başkan tanımlaması yapılan ve çifte
ByLock’lı bir TFF başkanını iki yıl daha Türk futbolunun başında mı
tutmak istiyor ve Kulüpler Birliğinin çözümü siyasette aramak gibi bir
düşüncesi var mı soruları üzerine) Hayır. Biz zaten siyasetin mümkün
olduğu kadar az karışması gerektiğini özellikle seçimlere… Futbol
yönetiminin bağımsızlığından bahsediyoruz. Çok adaylı seçimler olması
gerektiğinden bahsediyoruz. Bunları yaparken Ankara’ya gidip ‘Bu adamı
görevden alın’ demek çelişkili olur. Kendimizle çelişiriz. Ama sadece bu
konuda değil, pek çok konuda insanlar; şu şöyle istiyor, bu böyle
istiyor, bu böyle yapılıyor, diyerek Türkiye’nin en kutsal, en üst
makamını kendi küçük işleri kullanıyorlar. Ama kullandırtmayacaksın. Ya
işin içindesin, -belki senin de dediğin gibi- ben inanmak istemiyorum
çünkü bizim de aldığımız kulisler var. Hatta bütün sorun, biz, ben,
‘ben olmasam bu süreç çoktan bitti’ diyen başkanlar var. Ama senin bu
cüretkâr adımları tek başına atamayacağına göre, ‘iki sene daha devam
etmesini iktidar istiyor’ gibi bir şeyler dedin, o da olabilir.
Türkiye’de niyet okuma, noktaları birleştirip bir sonuca varma çok
yapılan bir olay. Belki birileri en kutsal makamın ismini kullanıyor,
belki de orası hakikaten böyle istiyor. Bilmiyoruz. Ama ismi telaffuz
ediliyor mütemadiyen. Ben geçmişte böyle bir şey yaşamıştım, hiç
futbolla alakalı değil. ‘Yapacak mısınız?’ dedi. ‘Ben mesajı aldım,
gerekirse yukarı sorarım’ dedim. Sonra geri çekildi bu adam. Meğerse
böyle bir şey olmadığını gördüm. Burada durum nedir bilmiyorum. Ama
bizim, istisnasız herkesin mutsuz olduğu bir federasyonu değiştirmek
için demokratik haklarımızı kullanıyor olmamızın bu şekilde ele
alınması, sanki devletimize karşı bir eylem içine giriyor olmamız olarak
gösterilmemiz olacak iş değil. Sizlerin ismini kullanarak böyle algı
yaratanlara siz de müsaade ediyorsanız o da sizin bileceğiniz iş.
(Urfa’da bir fabrikada yapıldığı iddia edilen bir görüşme ve Galatasaray
ve Trabzonspor’un TFF’nin kongreye gitmesi yönündeki düşünceleriyle
alakalı soru) Urfa’da Sayın Özbek bir iftarda bir telefon geliyor. Apar
topar iftarı bırakıyor ve o dediğiniz yere gidiyor. Ondan önce zaten
açıklama yapılmış 18 Temmuz. Anlaşılan orada o 18 Temmuz açıklamasını
desteklemesi için Sayın Özbek’ten yardım isteniyor. O da çıkıyor, ‘15-20
gün ne fark eder?’ diyor. ‘Hemen seçim yapmamız gerek’ diyen adam, ‘ilk
imza vereceğim’ diyen başkanlardan biri olmasına rağmen ‘15 gün ne fark
edecek, saygı duymamız lazım’ diyor. Şimdi Sayın Özbek şöyle düşünmüş
olabilir; biz hedefe ulaştık, adam zaten aday olmayacağını söyledi, öyle
demiş orada. Sorun Sayın Özbek’e. Bize Kulüpler Birliği’nde öyle
dediğini söyledi. 15-20 gün için belki onu sözcüsü yaptı, destekledi,
sahiplendi, karşılığında rekabette bir fayda sağladı mı göreceğiz. Ama
bunlar devamlı yaşanıyor. Bu bir konu. Evet, oldu. Bunda şahitlerimiz
var. Urfa’da yaşayan insanlar bize anlattılar. Kendileri de zaten inkar
etmiyorlar. Sordum ben toplantıda. ‘Ne yaptınız? Gitmişsiniz’ dedim. Ben
ondan sonra açıklama geldi zannetmiştim, 18 Temmuz ondan önce gelmiş.
Birkaç kulüp daha var böyle sözcü olan, ’18 Temmuz iyi olur, uygundur’
diyen. Ama sonuçta Genel Kurula gidilmesi ve yeni bir yönetim gelmesi
için uğraşıyoruz. Bu arkadaşların dönüp Sayın Büyükekşi’ye şunu
söylemesi lazım, ‘Kardeşim bize dedin ki aday olmayacağım. Biz de gittik
kulüplere aday olmayacağını söyledik. İmzayı durdurun, diyalogla iş
yapalım dedik. 30 gün kazandırdık sana. Şimdi aday olmaktan falan
bahsediyorsun.’ diye sormaları gerek diye düşünüyorum.
Trabzonspor da enteresan. Trabzonspor’un kamuoyunda net bir duruşu var.
Trabzonspor başkanının tüm açıklamalarına bakarsanız federasyona karşı
çok ağır ifadeler var. ‘Yok hükmündedir’ diyor. 4. başkan galiba imza
vereceğini söyleyen, ‘hemen toplayalım’ diyen. Sonra ne oldu bilmiyorum.
Şöyle bir şey derse ona da saygı duymak gerekir; ‘Seçim istiyorduk,
hedefimize vardık, tamam biraz geç oluyor, yeni gelen için zorluk
olabilir, bu başkan gidiyor, biz onun için imza vermedik’ diyebilir. Ben
o zaman sayın başkana soruyorum; size söylendiği gibi bu adam aday mı
değil mi? Tekrar soracağınız soru o. Bugün baktığınız zaman 4 büyük
kulüp arasında en ağır ve istikrarlı bir şekilde federasyona gitmesi
gerektiğini söyleyen Trabzonspor’dur. İmza sürecine de ilk başta
girendir. Sonra da amaç hasıl olmuştur, ‘18 Temmuz bizim için uygundur’
demiştir. Net. Dursun Bey gibi git gel yaşamamıştır. Ama ‘4 büyük kulüp
arasında federasyondan en az memnun Trabzonspor mu?’ diye sorsanız,
‘Olabilir’ derim. Bütün açıklamaları çıkarttım. 2024 yılında Fenerbahçe,
Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ne demiş… Siz de yapın. Net tabloyu
göreceksiniz. Kim sözlerinin arkasında duruyor kim durmuyor onları daha
net göreceksiniz. ‘Trabzonspor durmuyor illaki’ demiyorum ama 18
Temmuz’u duyunca o net duruşta daha esneklik sağlandı. Diğer kulüpler
inanmıyorlar, samimi bulmuyorlar 18 Temmuz’u, ‘aday olmayacağım’
vaatlerini.
SÖZ KONUSU DEVLETSE FENERBAHÇE’NİN BOYNU KILDAN İNCEDİR. AMA FENERBAHÇE HAKKINI SAVUNMAK ZORUNDADIR.HEP
OLAĞAN ŞÜPHELİ DURUMUNDAYIZ NE HİKMETSE. BİZİM DEVLETİMİZLE HİÇBİR
PROBLEMİMİZ YOK AMA SİYASETİN BİZİMLE PROBLEMİ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ,
HİSSEDİYORUZ
(Fenerbahçe’nin Riyad’daki süreçle alakalı Cumhurbaşkanı’na şikayet
edildiği ve kamuoyunda yaratılan Fenerbahçe’nin iktidarla, devletle
kavgalı algısıyla alakalı soru üzerine) Söz konusu devletse
Fenerbahçe’nin boynu kıldan incedir. Ama Fenerbahçe hakkını savunmak
zorundadır. Bizim görevimiz de budur. Biz bunun için seçildik buraya.
Hep olağan şüpheli durumundayız ne hikmetse. Bu da tutuyor. Prim de
yapıyor. Onun için Fenerbahçe camiasının biraz silkelenip omuz omuza tek
yürek, tek vücut olması gerekiyor ki, biraz olunca neler oluyor gördük.
Ama kırılgan bir camia olduğumuz için bizim hakkımızda yapılan algılar
sosyal medyada, geleneksel medyada iki en büyük kurum bizi hedef alıyor.
Medyanın %80’i midir, 90’ı mıdır… Tutuyor. Ankara’da inanmaya da müsait
bir anlayış var. Kolaya da kaçılıyor. Ama 6 senedir bunu yaşıyorum.
Gidiyoruz, anlatıyoruz, ediyoruz. Biz bir gidiyorsak, bizim hakkımızda
konuşanlar belki 10, belki 100 gidebiliyor oraya. Riyad konusunda
anlatmak istedik, çağırın, sorgulayın. ‘Kasıt var mı ona bakın, devlet
müfettişleri topa girsin’ dedik. Ses yok. Kendine güvenen ancak bunu
yapabilir. Doğruyu söyleyen bunu söyleyebilir. Onlar da biliyorlar
soruşturulursa bambaşka bir fotoğraf çıkacağını. 1 Mayıs açıklamasında
millî değerlerden bahseden kişi Riyad’da pankarttan taviz verdi, Atatürk
görsellerinden taviz verdi, 100. yıl logosundan taviz verdi, Norm
Ender’in ‘Parla’ şarkısının çalınmasından taviz verdi. Sen kimsin millî
değerlerden bahsediyorsun? Dolayısıyla kendi aramızda da konuşuyoruz,
biz diyalogla çözmeye çalışacağız ama diyalogla bir şey çözmek için
tango gibi iki kişinin yapması gerekiyor. Tek taraflı olmuyor. Niye
bizim hakkımızda söylenen bu asılsız şeyler Ankara’da bir şekilde itibar
görüyor, kabulleniliyor, işleniyor, büyütülüyor, abartılıyor? Bunu
anlamak istiyoruz. Bizim devletimizle hiçbir problemimiz yok ama
siyasetin bizimle problemi olduğunu görüyoruz, hissediyoruz.
(TFF’nin seçimi 18 Temmuz’da yapmak istemesinin motivasyonuyla ilgili
soru üzerine) 18 Temmuz’un ana motivasyonu olarak Avrupa Futbol
Şampiyonası olduğu söyleniyor. Biz de futbol dünyasından gelen bazı
başkanlar olarak bunun ‘deli saçması’ olduğunu söylüyoruz. Bu kulüp
takımı değil ki, millî takım. Millî değerler için bizim
futbolcularımızın, çocuklarımızın motive olması federasyonun başında
kimin olduğuna bağlıysa onlar zaten hiçbir millî değerden anlamamışlar,
millî, formayı hak etmiyorlar demektir. Yani o forma motive olmalarına
yetmeyecek bir de üstüne Büyükekşi olacak hocayı getirdiği için.
Gerçekle yakından alakası olmadığını biliyorsunuz. Bana göre zaman satın
alma. Ligler biter, gerginlik biter, Ali Koç başkanlığı bırakır,
İstanbulspor küme düşer, yaz olur, tatil olur, insanlar daha mutlu ve
huzurlu, bir de şampiyonadan iyi bir şey çıkarsa ‘Tekrar yoluma devam
ederim’ düşüncesi içinde olduğunu zannediyorum.
(Riyad’da oynanması planlanan Süper Kupa finaline Fenerbahçe’nin U19
takımıyla çıkacağı yönündeki iddiayla ilgili soru üzerine) O da büyük
bir yalan. Doğru ama yalan. Nasıl? İyi dinleyin. Hakem olayının
yaşandığı gece bir pazartesi gecesiydi. Biz başka bir iş için
federasyonda -galiba e-bilet ihalesiydi- toplantıdaydık. Toplantı bitti.
Profesyonellerden ayrılmalarını rica ettim. Ben rica ettim, bir şey
konuşmak istiyordum. Orada aramızda bir konuşma geçti. Şöyle şeyler
geçti, ben dedim, ‘Senin MHK Başkanın İbanoğlu değil, Tolga Özkalfa.’
Onun Tolga Özkalfa hakkında söylediklerine burada değinmeyeceğim.
Sonuçta o toplantıda ve öncesinde bize söylediği MHK’yi devre arasında
değiştireceği, %60 hakemleri değiştireceği ama %40’ta sınırlı tutması
gerektiği, alttan yeterince hakem gelmediği için %40 falan. Yumruk olayı
oldu değişti. Bir de Riyad’da yabancı hakem olması konusuydu. Tek maç,
ucunda bir kupa var. Nasıl olsa yurt dışındayız. Bir deneme. Zaten onun
için yurt dışında olmasını istedik Süper Kupa’nın ki yabancı hakem
olabilsin. Kıvamına da gelmiştik ta ki yumruk olayı olana kadar. Yumruk
olayının olduğu haftayı hatırlayın, Kulüpler Birliği Vakfında kulüpler
bir toplantı yaptı, Bakan Bey katıldı. Ondan bir müddet sonra
federasyona gittik, yine Bakan Bey’in katıldığı, bütün kulüplerin bütün
federasyonun katıldığı bir toplantı oldu. Cuma günüydü. Hafta sonu
Fenerbahçe-Galatasaray maçı vardı. Derbinin hakemi Abdülkadir Bitigen
idi. Dedik ki, ‘Hakem yok bu atamaları yapıyorsunuz.’ Ama o
mağduriyetten sonra yabancı hakem düşüncesinden vazgeçilmeye başlandı.
Bir de o toplantı sonrasında Sayın Bakanımıza ve Sayın Başkana üçümüz
olarak dedim ki, ‘Biz yabancı hakem için bunun yurt dışında olmasını
istedik. Ve dik durduk. Riyad’la ilgili Galatasaray gibi zikzak
çizmedik. Bütün hassasiyetlere rağmen, bütün yediğimiz tenkitlere
rağmen… Biz dik durduk. Oramız buramız oynamadı. Ama biz burada yabancı
hakem istiyoruz. Yabancı hakem olmaz ise biz çıkmamayı düşünüyoruz.’
Ancak çıkmamanın bedeli çok ağır, bütün maliyetleri ödüyorsun. Onun için
dedik, ‘Sayın Bakanım, lütfen bu konuda destek olun. Çıkmama gibi bir
ihtimal yok. Yabancı hakem olmayacaksa biz U19 ile çıkacağız. Ama
vizeleri yetiştirip yetiştirmeyeceğimizi bilemiyoruz. 1 hafta sonra cuma
Süper Kupa maçı var. Lütfen, bize en kısa zamanda bu konuda söyleyin,
biz de ona göre pazartesi sabahı ilk iş vizelere başvuralım’ dedik.
Bakan Bey ayrıldı. Sayın Başkan bana dedi ki, ‘Ne olur bu açıklamayı
yapmayın, şu derbi bitsin ondan sonra’. Ben de ‘Peki’ dedim. Derbiden
sonra kendisiyle konuşamadım. Müslüm Bey’i aradım ve dedim ki, ‘Durum
böyle böyle. Yabancı hakem konusunda bize yarın 9-10’a kadar söyleyin.
Yabancı hakem olmayacaksa biz U19 ile gideceğiz.’ Dedi ki ‘Ya ben de
yabancı hakem istiyorum.’ Hatta Serdar diye Hollanda’da bir hakem
varmış, onunla konuşmuşlar. O hakem demiş ki, ‘Şeref duyarım ülkeme
hizmet etmekten.’ Yani federasyonda yabancı hakem için bir çaba var.
Hatta cuma günü Bakan Bey ile yaptığımız o üçlü görüşmede yabancı hakem
ısrarından sonra Sayın Başkan, ‘Biz de düşünüyoruz. Hollandalı Türk bir
hakem var.’ dedi. Niye Türk olması gerekiyor, onu da anlamıyorum.
Hollanda’dan bir Türk hakem getireceksin, adamın çocukluğunda bir
Fenerbahçe, Galatasaray formalı fotoğrafı çıkacak, babasının tribünde
bir yerde fotoğrafı çıkacak, yine polemik olacak. Neyse, Türk
düşünüyorlarmış. ‘Konuştunuz mu hakemle?’ dedim. ‘Daha temasa geçmedik’
dedi. Bunun usulü, UEFA’ya başvurursun, UEFA sana elit bir hakem verir.
Pazar günü konuştuğum zaman Müslüm Bey’le ‘Serdar ne dedi?’ ‘Şeref
duyarım’ dedi. Senin başkanın iki gün evvel ‘konuşmadık’ diyor
Serdar’la. Hanginiz doğru söylüyorsunuz? Bu adamla konuştunuz mu
konuşmadınız mı? ‘Konuştuk.’ ‘Konuştuğunuzu raporladınız mı başkana.’
‘Raporladım.’ Senin başkanın bakanın önünde bana dedi ki, ‘Adamla
konuşmadık.’ Kime inanacağımızı bilmiyoruz. Neyse. Pazartesi sabahı
oldu, ses seda yok. 9, 10, 11, 12 biz haber bekliyoruz. Saat 14’te
açıklama yapıldı, Türk hakem. Volkan Bayarslan. İyi hakemlerimizden.
Öyle olunca Genel Sekreterimle konuştuk. Hatta akşam Sayın Bakan Bey’le
bir daha konuştum. O arada şehitler oldu. Allah biz bir daha şehit
göstermesin. ‘Şehitler var, yabancı hakem şimdi zamanı değil.’
Bağlantıyı kuramadım. Şehitleri gündeme getirdiler. Birkaç siyasi şey de
söylediler. Baktık ki bu iş olmuyor. Salı günü U19 vizesi için
başvurduk. Çarşamba günü yola çıkıyoruz. Salı günü başvurduk, aynı gün
vizeler geldi. Fakat vizelerde bir sıkıntı vardı. Bizim A Takım
vizelerinde Süper Kupa vizesi diyor. U19’a gelen vizede de ‘turist
vizesi’ diyor. Turist vizesiyle sahaya çıkamazlar, çıkarsa sıkıntı olur,
şöyle olur, böyle olur… Biliyorsunuz haç vizesi var, iş vizesi var,
turist vizesi var. Biz de zaten Antalya’ya U19’u çağırdığımız için bu
riskli bir şey olacak diye çarşamba günü uçağa bindiğimizde U19’u da
yanımızda götürdük. Dolayısıyla hem doğru hem yalan. Velev ki Ali Koç
böyle dedi. O yüzden mi maç oynanmadı? Biz U19’la gittik diye mi maç
oynanmadı? Şimdi onu kullanıyor. Riyad’ı soruyorlar, ‘U19’la çıkacaktı
zaten’ diyor. Ne demek? Çıkacaktım. Çıkamadım vizeden dolayı, A Takımı
götürdüm. Anı, günü, dakikayı kurtarmak için o kadar rahat bizi hedef
gösteriyor ki. O da tutuyor. Meyvesini bir kere yemiş. Çok yiyeceğini
zannediyor. Ama o kadar çok yiyeceğini sanmıyorum.
(1959 öncesi şampiyonluklarla ilgili TFF’ye yapılan başvuruyla ilgili
süreçle alakalı soru) Komisyon kurulacağı söylendi, hiçbir şey
kurulmadı. Bu saatten sonra o iş Büyükekşi’yle olmaz. Çok kindar bir
insan. Kuracağı komisyonu da adil gözle kurmaz. Ret verecek adamlar arar
bunlar. Bunlar bu zihniyette insanlar. Arpa boyu yol kat edemedik.
Adam 2 sene evvel ikinci el telefon alıyor, içinde ByLock çıkıyor
tesadüfen ceza yiyor, dolayısıyla katılıyorum hakemlik müessesesinin
içinde ben hep ne diyorum irade, cesaret, yol haritası varsa bunların
dibine inilir, ama onu göremiyorum. Dolayısıyla Türk Futbolunun içinde
olduğunu ne kadar güçlü olamadığını bilmiyorum ama bu işin çok ciddi
anlamda sulandırılması esas ülkenin beka problemlerinden biridir.
KAÇ DEFA ÇIKTIM SÖYLEDİM, ‘SİYASETE GİRERSEM SURATIMA TÜKÜRÜN,
DÜNYANIN EN YALANCISI BENİM’ DEDİM. BENİM SİYASETLE BİR İŞİM YOK, BİR
ŞEKİLDE ANKARA’YI İNANDIRIYORLAR
Siyaset hedefiniz var mı diyorsunuz, kaç defa çıktım söyledim yani
siyasete girersem suratıma tükürün, dünyanın en yalancısı benim dedim.
Benim siyasetle bir işim yok, bir şekilde Ankara’yı inandırıyorlar.
Bizim eski başkanımız bunu yaptı. Proje dedi, FETÖ dedi. Bana FETÖ dedi.
Bizim yakından uzaktan hiçbir şekilde siyasetle alakamız yok,
Fenerbahçe’yi her kesimden adam tutar, dindarı tutar, dinsizi tutar,
sağcısı solcusu, komünisti, işi gücü olan da işsizi genci yaşlısı
Galatasaray ve Beşiktaş’ta da olduğu gibi. Biz siyasete çekilmemek için
çok ama çok dikkatli davranırız, Fenerbahçe’nin tarihine baktığımız
zaman Fenerbahçe’nin devlet ile ilişkisi net ve açık bir şekilde
ortadadır. Ama bizi çekiyorlar devamlı içeri, benim yakından uzaktan
siyasetle bir alakam ve hedefim yok buna inananları da ayıplıyorum. Bu
yalanı çıkaranlarında ahirette cevaplarını vereceklerini biliyorum.
Fotospor kim, sahibi kim onu da bilmiyorum, bizimle ilgili haberler
yapıyorlar bana geliyor, diğer kulüplerle bilmiyorum ama bizimle ilgili
yaptığınız haberler o kadar yanlış, yalan bile demek istemiyorum,
olmayan o kadar çok garip bir Fenerbahçe yayın şekliniz var.
(Ali Koç giderse Türk futbolu düzelecek sorusu üzerine) Kısa vadede öyle
gözüküyor, ama bu ebediyen gidecek bir şey değil. Er ya da geç bir
yerde değişecek, kırılacak.
Başkan adaylarına gelince de son dört seçimde nasıl aday belirlendiğini
biliyorsunuz, hepimiz biliyoruz, bilip de söyleyemediğimiz şeyler
bunlar. Böyle olunca da başka çıkacak liyakatli insanlar ‘bana bir
sinyal versinler’ diye bekliyor. Şimdi anladığım kadarıyla da bu seçimin
aday olması isteniyor ama buna bir cesaret verilmesi lazım, biri çıkıp
demokratik bir şekilde aday olup gerekli imzayı topladığı zaman kimsenin
ona yanlış bir adım atmayacağı, sıkıntı yaşamayacağını bilmesi
gerekiyor, yoksa herkes nasıl olsa birini seçiyorlar, yönetimi de
dolduruyorlar kendi de yönetimini yapamıyor biz seçilemedik düşüncesi
içine giriyorlar. Tam zamanı şimdi, demokratik, çok adaylı seçim tek
aday olduğu zaman işte bu şekilde atandığı zaman da 325 delegenin 190’ı
gidiyor. Gitmiyor insanlar. Benim dediğim gibi, bizim futbolumuzu baştan
aşağı icat etmemiz yeniden dizayn etmemiz gerekiyor, onlardan bir
tanesi de futbolun amiri olan seçimlerin nasıl yapılacağıdır.
(9 kulübe destek yapıldığı sorusu hakkında) Ben kulüp ismi bilmiyorum,
Ecmel Başkan bir şey diyorsa boş konuşmaz Ecmel Başkan. Bile bile kimse
çamurda atmaz yalanda söylemez, eksik bilgi ile konuşmuş olabilir ama
benim de biraz evvel paylaştığım, 50 milyonluk bir faturanın kesilmeden
%60’ı tahsil edilmiş, onlarda ikinci ve üçüncü kulüplere dağıtılmış.
Markanın isminin söyleyemiyorum reklam olmasın, sponsorumuz Trendyol’dan
izin alınmış bunu öğrenmek zor değil. İtalya hazırlık maçında galiba
lansmanı yapılacakmış bu milli takım iş birliğinin.
BU BATAKLIK ÖYLE YA DA BÖYLE KURUYACAK. İNANIN BU BATAKLIK KURURSA SİZİN DE HAYATINIZ, İŞİNİZ DAHA KOLAY OLUR
Şimdi size çok teşekkür ediyorum geldiğiniz için, zaman ayırdığınız için..
Daha eğlenceli olur daha keyifli olur inanın buna ve sizin de çorbada
tuzunuz olsun. Artık iyi insanlara, cesur insanlara, temiz insanlara
futbolun ihtiyacı var ve tabii ki liyakatli insanlara. Bunu da bir
Fenerbahçe Kulübü veya üç kulüp bir araya gelip yapamaz, tüm paydaşların
çoğunluğunun çorbada tuzu olması lazım, olmadığı takdirde bugünkü
federasyon başkanının yaptığı gibi onlarca kulübün verdiği imzaları üç,
beş azılı kulüp diye aşağılayıp, bizi vatan haini ilan edip, milli
değerlere sadık olmamakla suçlayabilir noktaya gelir. O yüzden bunu hep
beraber değiştirmeliyiz, size de onun için çağrıda bulunuyorum.
Sözlerime son verirken bir kez daha size teşekkür ediyorum, bugün
Atamızın Kulübümüzü ziyaretinin 106. yılı, Fenerbahçemizin kuruluşunun
da 117. yıl dönümü. Dünyanın en büyük spor kulübü, Türk bayrağının
neferi, bu Cumhuriyetin, Atamızın ilkelerinin sadık bekçisi Türk
sporunun gururu olan Fenerbahçemizin 117. yaşı kutlu olsun, daha nice
yıllar diliyoruz. Sarı lacivert başarılarla dolu sonsuza dek yaşasın
Fenerbahçe diyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum, sağ olun,
var olun."
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi, Halil Umut Meler'e
yapılan saldırının ardından tüm liglerdeki maçların süresiz olarak
ertelendiğini açıkladı.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Mehmet Büyükekşi, tüm lig maçlarının süresiz olarak ertelendiğini açıkladı.
????️Mehmet Büyükekşi: Büyükekşi: Kendini bilmez caniler tarafından FIFA kokartlı hakemimiz Halil Umut Meler çok kötü ve insanlık dışı bir saldırıya uğradı. Bugüne kadar hakemleri hedef gösteren herkes bu aşağılık suçun ortağıdır. Tüm liglerdeki maçlar süresiz olarak ertelenmiştir. pic.twitter.com/gMt9rG2bUi
"11.12.2023 Pazartesi günü MKE Ankaragücü-Çaykur Rizespor A.Ş.
arasında oynanan Trendyol Süper Lig maçı sonrası kendini bilmez caniler
tarafından FIFA kokartlı maçın hakemi Halil Umut Meler'e yönelik yapılan
insanlık dışı alçak saldırıyı şiddetle kınıyoruz. Halil Umut Meler'in
sağlık durumunu yakından takip ediyor, değerli hakemimize acil şifalar
diliyoruz.
Bugün bu alçak saldırı sadece Halil Umut Meler'e yapılmamıştır.
Bugün bu insanlık dışı alçak saldırı Türk Futbolunun tüm paydaşlarına
yapılmıştır. Bugüne kadar hakemleri hedef gösteren, hakemlere yönelik
suça teşvik eden herkes bu aşağılık suçun ortağıdır. Kulüp
Başkanlarının, yöneticilerinin, teknik direktörlerinin, tv
yorumcularının hakemleri hedef gösteren sorumsuz açıklamaları bugün bu
alçak saldırıya zemin hazırlamıştır. Yıllar önce olmuş bazı olayları
bugün olmuş gibi sürekli gündeme getiren herkes bu çirkinliğin
sorumlusudur.
Bu insanlık dışı saldırının sorumluları ve azmettiricileri hakkında
Devletimizle eş güdümlü olarak hak ettikleri tüm cezai işlemler
uygulamaya başlamıştır. Sorumlu kulüp, Kulüp Başkanı, yöneticileri ve
Halil Umut Meler'e saldırıda bulunan tüm suçlular, en ağır şekilde
cezalandırılacaktır.
Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu kararı ile tüm liglerdeki maçlar süresiz olarak ertelenmiştir.
TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, Spor Toto 1. Lig'de mücadele eden Yeni Malatyaspor'un ligden çekildiğini, çekilmek isteyen Adanaspor'un ise resmi başvurusunu beklediklerini açıkladı.
Mehmet Büyükekşi, Spor Toto 1. Lig Kulüpler Birliği'yle gerçekleştirilen toplantının ardından açıklamalarda bulundu.
Kahramanmaraş merkezli ve 10 ili etkileyen depremlerle ilgili sözlerine
başlayan Mehmet Büyükekşi, "Yıkımın ne kadar büyük olduğu her geçen gün
ortaya çıkıyor. İçimiz yanıyor. Söyleyecek kelime bulmakta
zorlanıyoruz. Hayatını kaybedenler için dua ediyoruz. Yaralı kurtulan
vatandaşlarımız için acil şifalar diliyoruz." ifadelerini kullandı.
Spor Toto 1. Lig'de de maçların 3-4 Mart'ta başlayacağını aktaran Büyükekşi, "Dün
Süper Lig Kulüpler Birliği Vakfı'yla bir görüşme gerçekleştirdik. Bugün
de 1. Lig Kulüpler Birliği'yle görüşme yaptık. Spor Toto 1. Lig
maçlarının da 3-4 Mart'ta başlaması kararı aldık. Eyüpspor'un bir
erteleme maçı var, onu birkaç gün önce oynatma konusunda mutabık kaldık." açıklamasında bulundu.
Adanaspor'un da ligden çekilmek istediğini belirten Mehmet Büyükekşi şunları söyledi,
"Yeni Malatyaspor, ligden çekilmek istiyor. O konuda mutabık
kaldık. Adanaspor da depremden dolayı ligden çekilmek istiyor. Bu konuyu
bize yazılı olarak iletecekler. Sonrasında yönetim kurulu olarak karar
vereceğiz. 1. Lig'den kaç takımımız düşecek, kaç takımın
dondurulacağının kararı vereceğiz."
Mehmet Büyükekşi, yabancı kuralında da bu sezon için değişikliğe gidileceğini ifade ederek, "Transfer
konusunda yönetim kurulu kararı aldık. Ligden çekilme kararı alan
takımlarımızda oynayan yabancı futbolcuların havuzda olması şartıyla
gerek Süper Lig gerek de 1. Lig'deki takımların transfer etmesi halinde
+1 olarak oynaması için izin vereceğiz. Bu sezon özel olarak yabancı
kuralı haricinde olacaklar. Böylece o takımlara yardımcı olmaya
çalışacağız. Onların mali durumları da bizim için çok önemli." dedi.
2. ve 3. Lig takımlarının durumu için de salı günü yapılacak toplantını ardından karar verileceği belirtildi.
25 EYLÜL 2026 CUMA 11:30 Formula 1 Azerbaycan GP Antrenman Turları - 3 ...
!doctype>
Copyright (DMCA)
Sitede yer alan tv yayın ve/veya logolarının içeriğinden Sportrendy sorumlu değildir ve hakları kendilerine aittir. Sportrendy embed teknolojisini kullanarak kendi resmi sitelerinden yayın yapan tv kanallarını biraraya toplamak için kurulmuştur. Tüm hakları kendilerine aittir. Kaldırmamızı talep ettiğiniz yayın ve/veya logo`yu İLETİŞİM kısmından irtibata geçerek bildirebilirsiniz. En geç 3 gün içinde değerlendirilip gereken işlem yapılacaktır.
ABD, Kanada ve Meksika'nın ortak düzenlediği 2026 FIFA Dünya Kupası finalinde İspanya ile Arjantin karşı karşıya geldi. İspanya, 2026 FIFA Dünya Kupası finalinde normal süresi golsüz eşitlikle sona eren maçta Arjantin'i uzatmalarda bulduğu golle 1-0 mağlup ederek 16 yıl sonra yeniden dünya şampiyonu oldu. İşte Dünya Kupası maç sonuçları ve maç özetleri...
Dünyanın en çok izlenen liglerinde 2026-2027 sezonunun başlamasına sayılı haftalar kaldı. Sezon öncesinde sporseverlerin cevabını en çok merak ettiği soruların başında ise "Hangi Lig Hangi Kanalda?", sorusu geliyor. Makalemizde; UEFA Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi, Euroleague, Formula 1, NBA, İngiltere Premier Lig, İspanya La Liga gibi majör organizasyonların da dahil olduğu tüm liglerin Türkiye yayıncılarına mercek tutuyoruz...
Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!