Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, bu sezon ligde yaşanan hakem hatalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Kalamış'taki Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri'nde gerçekleştirilen Yüksek Divan Kurulu toplantısında konuşan Koç, değişim ateşini fitillemek istediklerini belirterek, açıklamaların Türk futbolu için milat olmasını temenni etti.
Trabzonspor'u galibiyetinden ötürü tebrik eden Koç, "Dünkü maç aslında buranın havasını biraz bozdu. Ben Trabzonspor'u tebrik ediyorum. Bizim için iyi bir gece değildi. Sezon başında '11 haftada 30 puanınız olacak' deselerdi, herkes kabul ederdi. Futbolun içinde bunlar var. Yaralı ve sıkıntılı takımlar büyük maçlarda kükrer. 1-0 iken endişemiz yoktu, çeviririz dedik ama 45-47 arasında arka arkaya iki gol yiyince çevirmek zor oldu. Şanssız bir kulübüz. Sakatlıkların aynı mevkide olmaları bu işi zorlaştırıyor. Geçen sene de iyi gidiyorduk. Bir milli maç arası, bir Trabzonspor maçı sonrası işler kötüye gitti ama bunu aklınıza getirmeyin." ifadelerini kullandı.
Hakem kararlarına ilişkin Türk futbolunun bu şekilde devam edemeyeceğini vurgulayan Koç, "İsmail Kartal hocamızın PFDK'ye sevki bizim için bardağı taşıran son damladır. Bunun arkasında o kadar çok olaylar var ki, artık yeter dedik, biz değiştirebilmek için görev süremizin kalan bölümünde her şeyi yapacağımızı, şampiyonluk kadar bu iş için de mücadele edeceğimizi ifade ettik. Çünkü bu artık çığırından çıktı. Devlete çağrı yapıyoruz, oraya, buraya çağrı yapıyoruz kimse kılını kıpırdatmıyor. Kazanırız, kaybederiz, bizim başımıza bir şey gelir ama bir bakmışsınız çarklar dönmeye başlar. Anlamsız olaylar o kadar uzun süre birikir ki bu işi yapanlar hep yapabileceklerini sanar. Sonra bir olay olur ve bütün çatı çöker. Bu çatıyı hep beraber çökerteceğiz." diye konuştu.
Geçen hafta sahalarda enteresan olaylar yaşandığını anlatan Koç, şöyle devam etti:
"Selahattin Baki'nin açıklama yapacağı konular, 10. haftadaki maçlarla alakalıydı. Yaşadığımız talihsiz sakatlıklar nedeniyle açıklamamızı beklettik. İyi ki de bekletmişiz. Çok fazla şey gelişti. 10. hafta oynanan maçlar vardı, Çaykur Rizespor 0-Galatasaray 1, Pendikspor 0-Fenerbahçe 5. Zaten sıkıntılarımız vardı, ilk 7 haftadaki hakem hataları bir sezona bedel demiştik. Pendikspor maçında da Ferdi'ye yapılan hareket var. Sonrasında İsmail Kartal hocamız, maç sonrasında yaptığı açıklama nedeniyle PFDK'ye sevk edildi. Son derece iyi niyetli, saygısızlık barındırmayan bir açıklamaydı. Bu durum bardağı taşıran damla oldu. 31 Ekim Salı günü bir televizyon kanalında Murat Ağırel isimli bir program sunucusu, futbol ve kara para açıklamalarıyla ilgili bir açıklama yaptı. Temiz futbol hepimizi ilgilendirir. Bu iddiaların TFF tarafından ele alınış biçimi bizi ilgilendirir. Bizim birçok başvurumuz var. Aslında oradaki tutumları da buradaki tutumlarıyla paralel. TFF bu programla ilgili 'Bizi bağlamaz' açıklaması yaptı. Sonra İzmir'de 'Hakem çetesi' diye bir haber yapıldı. Bir boşanma haberiydi ama detayı çok fazla. 3 Kasım Cuma günü 27 yıllık yardımcı hakem Kemal Yılmaz, meslekten istifa ettiğini açıkladı. İstifa gerekçeleri, bizim hep işaret ettiğimiz konuları doğrular nitelikteydi. Fenerbahçe'ye karşı kurulan düzenin deşifresiydi. Sadece bu mektup bile, hakemlik müessesini dibinden değiştirecek niteliktedir. Verilen cezalar, atamalar ile hakemlerin özgür, adil karar vermesi engelleniyor diyor."
"Bu son yaşananlar Türk futbolunun Susurluk'u olacak mı?"
Ali Koç, Türk futbolunda son 6 günde yaşanan olayların başka bir ülkede olması halinde orada futbolun tüm dinamikleri değiştireceğini savundu.
Yaşananların görmezden gelinmemesi gerektiğinin altını çizen Fenerbahçe Kulübü Başkanı, şunları aktardı:
"Sadece 6 günde yaşananlar başka bir ülkede yaşansaydı yer yerinden oynardı. Hatta bir tanesi yaşansaydı yer yerinden oynardı, futbolun dinamikleri değişirdi. Bakalım bizim ülkemizde ne olacak? Her zamanki gibi görmezden mi gelinecek, normalleştirilecek mi? Bu son yaşananlar Türk futbolunun Susurluk'u olacak mı? Bunlar, 6 günde olanlar. Bundan önce birkaç senedir olanlar var. Fenerbahçe olarak bu olanlarla ilgili, kasım 2020 yılından başlamak üzere 5 tane başvurumuz olmuş. Kardeşim bir araştırın. 2 tane avantajı var bunun. Gerçekse dibine inersin, dibine indiğin zaman başka konuların da dibine inmiş olacaksın. Gerçek değilse de atıp tutanlar, bunun bir bedeli olduğunu bilecek, buna göre televizyonda daha dikkatli davranacak. Her türlü kazanacaksın."
Lale Orta'nın kendisine VAR kayıtlarını gönderdiğine dair iddialara ilişkin TFF'nin soruşturma açtığını aktaran Koç, "Bu belge dün gelmiş, 'Adana Demirspor-Fenerbahçe arasında oynanan maçın bir pozisyonunun VAR görüntüsü dönemin MHK Başkanı tarafından size gönderildi mi? Yukarıdaki soru dışında söylemek istediğiniz bir şey var mı?' yazıyor. Cumartesi günü yollayıp 3 gün içinde cevap istiyorlar. Göndermezsen de dosya içindeki mevcut delillerle ilerleriz diyor. Ya bırak bana bunu göndermeyi, senin beni çağırıp ifademi alman lazım. Bunu söyleyen kişi gerçekleri o kadar saptırabiliyor ki, böyle yazıyla, 2 soruyla soruşturulacak konular değil bunlar. Ama hiç olmazsa soruşturmalar başlatılıyormuş. Bu etik kurulunun soruşturacağı konu sadece bununla kalacaksa, vay sizin halinize. Ben de 'Tarık Ongun, 2020-2021 sezonunun VAR kayıtlarını vermiş.' diyorum. Bunu da soruşturun." değerlendirmesinde bulundu.
"Biz niye hakemi yenmek zorundayız?"
Ali Koç, ligin 10. haftasında yaşanan hakem kararlarına dikkati çekti.
Diğer tüm hakem hatalarını bir kenara bıraktığını belirten Koç, "Ne hikmetse bu Rize'de hep tek golle kazanılan maçlar yaşanıyor. Hep de birinin lehine oluyor. Hatada bir dağılım olur normalde. (Gazete köşe yazılarının kupürlerini gösterdi) Nasıl oluyor da sistem hep bir takıma çalışıyor? Rakibimiz birçok maçını tek farklı kazanmıştır. Hakem kararlarında skoru etkileyeceklere odaklanıyoruz. Aslında çok daha önemlileri var. Özellikle tek gollü farklarda, verilen verilmeyen fauller, sarı kartlar, skoru etkiliyor, şampiyonluk yarışını doğrudan etkiliyor. Dünkü maç için söyleyeyim, skorla alakalı bir durum değil. 24. dakikada maçı yavaşlatıyor diye oyuncuyu uyarıyorsun, 90'da sarı kart gösteriyorsun. Biz maçlara 8, 10, 12 dakika uzatma koyuyoruz, 'Türkiye'de oynanan futbol süresi, Avrupa'yla aynı' diyoruz. değil. Bugün Fenerbahçe'nin olduğu pozisyon hakemlere rağmen, rakibimizin pozisyonu da hakemler sayesinde demek herhalde abesle iştigal olmaz. Biz niye hakemi yenmek zorundayız? Takım kuracaksın, hakemi yeneceksin, neden?" ifadelerini kullandı.
Kara para aklama ve bahis konusuyla ilgili bir program yapıldığını hatırlatan Koç, şöyle konuştu:
" Alt liglerde inanılmaz bahis oynanıyor. Mesela ben federasyona gidiyorum ve elimde gizli çekilmiş, iki takım yöneticilerinin pazarlık yaptığı görüntü var. Federasyon ne yaparsa doğru yapmış olur, 'Gizli kamera delil sayılmaz' derse mi doğru olur, 'Bunlar ciddi iddialar, bu gizli çekilmiş ama bunu soruşturmam lazım.' derse mi doğru olur. Bu arada videolar bende var. Bana göre programdaki iddialar endişe verici, federasyon 'Bizi bağlamaz' diyor. Seni bağlar arkadaş. 536 passolig kartı var, 4, 5 bin liradan bilet satıyor. Biletlerin hepsi satılmış diyor, statta 3 kişi var. Başka bir maçta da geçen sene 50 bin lira fiyat koymuştu bir takım. Kulüpler bilet satışını herhangi bir şekilde manipüle ederse, TFF bunu soruşturmak zorundadır. Bu sene bir takım, misafir takım taraftarına fahiş fiyattan bilet sattığı için 1.2 milyon lira ceza aldı. Yani TFF'yi ilgilendiriyor bu durum. Küfür eden seyirciyi gözbebeğinden yakalayan e-bilet sistemi, kara para aklama iddialarında TFF'nin sorumluluk sahibi olmadığını yazılı olarak duyurduğu bir komediye dönüşmüştür. Ya ben yalan söylüyorum ya da onlarda bir sıkıntı var. Soruşturun kardeşim, ben sizi itham ediyorum. Temiz futbolu ilgilendiren bir konuda gücünüz yetmeyebilir. Ama devletin gücüne başvurun. Programları ayarlamak için RTÜK'e gitmeyi biliyorsunuz. Bunun için sayın başkan RTÜK'e gidiyor. Futbol bir suç için kullanılıyorsa, sizi sonuna kadar ilgilendirir."
Hakan Ceylan-Leyla Ceylan konusunun özel bir konu olduğunu ancak boşanma davasında Türk futbolunu ilgilendiren birçok durumun bulunduğunu hatırlatan Koç, şunları kaydetti:
"Herhalde buna da 'Boşanma davası, beni ilgilendirmez' diyecekler. Bu boşanma davasının içinde, hanımefendi ve avukatının iddiaları sonuna kadar soruşturulmalı. Ciddi bilgi sahibi olduğum konularla ilgili neredeyse birebir bilgi vermesi de göz ardı edemeyeceğimiz bir unsur. Bu konu çok ciddi bir konudur, doğrudur, bu isimler derhal futboldan men edilmelidir. Biz bunu UEFA'ya, IFAB'a şikayet edeceğiz. Bu Ege bölgesindeki arkadaşlar, UEFA'da maç alıyorlar, 'Sağlık raporunu yollamadık, geciktik' diyerek geriye dönük rapor alıyorlar. Mağdur olmamak için içlerinden bir tanesi, eş olan, 'Ben hallederim' diyerek eski tarihli rapor alıyor. Bu haber çıkmadan çok önce öğrendim ben bunu. Sadece şunu soruyorum, bu 3 hakem sahte rapor aldı mı, almadı mı? Yine mi üstünü örteceksiniz. Futbolun marka değeri sorunları çözerek artırılır. Sahte rapor almaya tenezzül eden adamdan nasıl adil yönetim beklersiniz? Her şeyi bir kenara koydum, dişini fırçalarken aynaya baktığında utanmıyor musun sen? Sayın Büyükekşi, şeffaflık, adil futbol, ne yapacaksınız? Televizyon ve YouTube'da birileri ciddi ithamda bulunuyor, ifadeye çağırılıyor. Siz böyle bu insanları kırdıracak mısınız? Yoksa bunu bir fırsat olarak mı değerlendireceksiniz, göreceğiz. Bu haberde bir sürü şey var. VAR'daki görüntüler var, şaibeli maçlar var, kendi gazetecileri var. Rakibimiz de bu sistemle çalışıyor. Kariyeri biten hakemlerin bir tercih yapması gerekiyordu. Ya hakemlikte devam edecektin ya medyayı tercih edecektin. Artık bu kural yok."
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Mesut Özil transferi hakkında açıklamalarda bulunarak Özil'in imza töreniyle ilgili tarih verdi.
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, Mesut Özil'in sarı-laciverti forma altında sahaya çıkıp bir kere daha dünyaya kim olduğunu göstereceğini ifade ederken, Galatasaraylı futbolcu Omar'ın yılbaşı akşamı yaşadığı kazayı duyunca içlerinin parçalandığını dile getirdi. Koç, Teknik Direktör Erol Bulut'un her zaman arkasında durduklarını söylerken, eski başkan Aziz Yıldırım ile de bir sıkıntıları olmadığını belirtti.
Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu (YDK) toplantısı, korona virüs tedbirleri kapsamında online olarak başladı. FB TV ve sosyal medya hesaplarından yayınlanan 2021 yılı Ocak ayı olağan divan kurulu toplantısını Yüksek Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük evinden yönetirken, Başkan Ali Koç ve yönetim kurulu üyeleri Ülker Stadı 1907 Tribünü'nde sosyal mesafe kuralına uyarak takip etti. Ali Koç, yüksek divan kurulu üyelerinden gelen sorulara yanıt vererek konuşmasına başladı.
Çok yoğun bir programdan geçildiğini ifade eden Ali Koç, yılbaşı akşamı evinde talihsiz bir kaza geçiren Galatasaraylı futbolcu Omar ile ilgili gelen bir soruya, "Biz kazayı duyar duymaz açıklamamızı yaptık, içimiz parçalandı. Bu gibi jestler zaman zaman kulüpler arasında oluyor. Bazıları yansıyor, bazıları yansımıyor ama bir ziyaretimiz olmadı. Bu tür adımların Türk futboluna katlı sağlayacağını düşünüyoruz" dedi.
"Mesut sahaya çıkıp bir kere daha dünyaya kim olduğunu gösterecek"
Ali Koç, dünyaca ünlü futbolcu Mesut Özil’in sarı-lacivertli formayı giyecek olmasıyla ilgili, “İnşallah Mesut sahaya çıkıp bir kere daha dünyaya kim olduğunu gösterecek. İnşallah hayırlı uğurlu bir transfer gerçekleştirmiş olacağız” diye konuştu.
"Ceza verilmedi ama yakından takip edeceğiz"
Galatasaray'ın Oğulcan Çağlayan transferiyle alakalı görüşlerini de aktaran Koç, “Bu sizi niye ilgilendiriyor deniliyor. Bu bütün kulüpleri ilgilendiriyor. Saha rekabetinin dışında transferde de rekabet ediyoruz. Bütün kulüpler futbolcu ayartma işleri ile ilgili konuşuyor, biz daha fazla ses çıkartıyoruz. Daha bir ceza verilmedi ama bunu yakından takip edeceğiz” cümlelerine yer verdi.
"Erol Bulut'un her zaman arkasında durduk"
Fenerbahçe Teknik Direktörü Erol Bulut’un arkasında her zaman durduklarını vurgulayan sarı-lacivertli kulübün başkanı, "Bunun altındaki felsefe de ilk tökezlemede hocayı, yönetimi ve futbolcuları vurmaktı. Hoca değişimi aklımızdan geçmedi. İlgili arkadaşlarımız yakından takip ediyor ama biz alacağımız kararları sosyal medyadan kurgulamıyoruz. Gerek kazandığımız, gerek kaybettiğimiz maçlardan sonra çok sayıda mesajlar alıyorum. Kaybettiğimizde sistematik üstümüze gelmeler var. Bir de samimi duygularını paylaşanlar var. Biz adımlarımızı atarken her şeyi göz önünde bulunduruyoruz ama kendimizi bu gibi değişken düşüncelerle beslemiyoruz. Erol hocamızın görevden alımına yönelik bir durum hiçbir zaman olmadı. İnşallah sezon sonunda muvaffak oluruz. Finansal sıkıntılarımız da var ama gemiyi limana götürmeye çalışıyoruz. İnşallah attığımız doğru adımların meyvelerini biz olalım olmayalım kulübümüz görür" şeklinde konuştu.
"Stopaj bu kadar iyi çalışırken neden durduruldu anlamadık"
Ali Koç, stopaj konusuyla alakalı gelen bir soruya şöyle cevap verdi:
“Saat gibi çalışan bir sistem, Cumhurbaşkanımızın onayı ile yürürlüğe girmişti. Futbolcular ile ilgili ödediğimiz stopajlar geri ödeniyordu ve bu da amatör şubeler için can suyuydu. Sebeplerini henüz anlamadığımız bir nedenden dolayı bu geçen sene durduruldu. Kulüpler Birliği ile gerekli başvurular yapıldı ama bir seneyi kaybettik. Yeni bir mevzuat çıktı, yüzde 70 geri ödeneceği yüzde 30 ise belirli kriterlerde dağıtılacağı bildirildi. 70 ile 90 milyon TL geri geliyordu kulübe. Geçen sene bundan mahrum kaldık. Tüm olumsuzluklar üst üste geliyor. Kulüplerimiz ciddi finansal anlamda zor durumda. Yayıncı kuruluşun hazmetmekte zorlandığımız 2’nci kez yayın pastasında indirim talebi ve bu talebin makul olmamasına rağmen kabul görmesi gibi şeylerden ciddi zarar gördük. Vergiler de 30’dan 40’a çıktı. Tüm olumsuzluklara rağmen bu ve üstüne de stopaj geldi. 3 büyük kulüp için futbol dışında branşı olan kulüplerin zor durumunu tahmin edebilirsiniz. Bütün olumsuzluklar finansal açıdan üst üste geldi. Hep devlet diyorsunuz, diyeceksiniz ama buralar kar için yapılan değil, sosyal anlamda yapılan çalışmalar. Kulüplerin başında olan insanlar bu mevcut tabloların iyileştirilmesi için buralardadır. Stopaj bu kadar iyi çalışırken neden durduruldu anlamadık. ‘Siz merak etmeyin olimpik branşlara ciddi yatırımlar yapıyorsunuz bu yüzde 30 geri gelecek’ deniyor."
"Aziz Yıldırım ile hiç bir sıkıntımız yok"
Fenerbahçe Kulübü eski Başkanı Aziz Yıldırım ile hiçbir sıkıntılarının olmadığına dikkat çeken Başkan Ali Koç, “Bizim tek sıkıntımız; birkaç kez iletişim kurmaya çalıştık, muvaffak olamadık. Medeni insanlarsak bir araya gelebilmemiz lazım. Fenerbahçe’nin başarısı için kalbimiz atıyorsa bunun zor olmaması lazım” dedi.
"Sezon sonuna kadar sımsıkı bir şekilde devam edelim"
Sezon başında yine yoğun bir transfer dönemi geçirdiklerini anımsatan Koç, "İlk yarının bitmesine 1 hafta kala liderle aramızda 2 puan var ve her yerde söylediğim gibi tüm takımlar inişli, çıkışlı dönemler geçirecek. Çok yoğun da bir takvimin içine gidiyoruz. Sivas’ta -12’de oynadık. Ligin takvimi 5 hafta daha kısa geç başladık, erken bitirmemiz lazım. Takım sayısı arttı, 6 hafta daha fazla oynamamız gerekiyor. Kadromuzun derinliği ilerleyen zamanlarda daha fazla anlaşılacak. Son maçta yedek kulübemize baktığınızda sakatlıkta ne duruma geldiğimizi görmüş olacaksınız. Hocamızla ilgili arkadaşlarla yapılan toplantılarda zamana ihtiyacımız var demiştik. Kırılma anları yaşanacak. 'Bu tuzağa düşmeyin, iniş - çıkış olacaktır' dedik. Başka kulüpler bizim yaşadığımız süreçleri yaşadığında tartışmaya açılmıyor, en azından bizim kadar açılmıyor. Birbirimizi destekleyerek kırılma anlarından çıktık. Bu uzun süreçte sizlerden ricam 90’ar dakikalık süreçlerde şampiyonluk düşüncelerinizin tavan yapmasını istemiyorum, uzun soluklu düşünmenizi rica ediyorum. Oyuncularımız, genç arkadaşlarımız, evet onlar futbolcular ama inanın çok etkileniyorlar. Sımsıkı bir şekilde sezon sonuna kadar devam edelim" diye konuştu.
"Mesut Özil'i tartışmaya gerek yok"
Szalai, Osayi ve Mesut Özil transferleri hakkında da konuşan Ali Koç, "Szalai’nin işlemleri bitti, bu maçta oynayabilir. İkincisi ise Osayi. Onlardan çok beklentilerimiz var. Hocamız ve sportif direktörümüzün talepleri doğrultusunda alındı. Bir nokta atışı daha yapmamız gerekebilir. Mesut Özil’i renklerimize bağlamak için uğraş verdik, adım attık. Mesut’un kariyeri ile ilgili pek bir şey söylememe gerek yok. Onu tartışmaya açmama gerek yok. Kısa bir süre Arsenal’le sorun yaşadı. Bugüne kadar Mesut’un saha içi ve dışında ortaya koydukları, rekorları, aklı becerisi ortada. Ama bununla beraber bazı futbolcularda olduğu gibi Mesut bir marka. Bu markanın Fenerbahçe’ye kavuşması ve çocukluğundan beri olan aşkı sevdası olması. Evin oğlu diyorum üstüne basarak. Türkiye’ye üst seviyede isimler geldi ama bu seviye de isim gelmedi. Beğenin, beğenmeyin istediğiniz yere çekin, evin oğlu geldi. Fenerbahçe’nin eşsiz taraftarının gücünü bu süreçte bir kez daha yaşadık. Bir rüya demiştik hem onun hem de Fenerbahçe’nin ortak gerçeği olduğunu gerçekleşmek üzere olduğunu söylüyorum. Benim için imzalar atılmadıkça hiçbir transfer gerçekleşmemiştir. İmza ise karantinası Allah’ın izni ile bugün ve yarın 2 test yapılacak, ilk idmanının yarın akşam olmasını arzuluyoruz. Fenerbahçe’ye duyduğu özlemle çok başarılı olacağını diliyoruz. Mesut’un kalbi gönlü buradaydı bizim için çok büyük avantaj, hiçbir sakatlığı da yok. Her idmana çıktı, maçlar da oynadı. Sadece maç eksiği var, onları da en kısa zamanda giderecek. Ne zaman oynayacağına ise hocamız karar verecek. Mesut’un hazır olma durumu karar verecek. Eski hocasıyla konuştuğumda 3 ila 4 hafta sürer demişti. Kendi durumunu da bilen biri olarak herhalde 2 hafta sonra maçlara girer, inşallah bunda yanılmam" diyerek soru cevap kısmındaki konuşmasını noktaladı.
Yayıncı kuruluş ile aynı gemide olduklarını dile getiren Koç, "Yayıncı kuruluşla alakalı büyük sıkıntımız var. Yayıncı kuruluş futbolun paydaşlarının en önemlilerinden biri. Son dönemde attığımız adımlar gösterilmiyor. Son olarak küfür yaşandı ama oraya gelene kadar çok fazla şey yaşandı. Yine bir tezahürat olayı vardı ama biz kamuoyunda bağırmadık, ilgili arkadaşları çağırdık anlattık. Üst üste çok şey yaşanıyor ve bunlara tesadüf dememiz mümkün değil. Herkes, yayıncı kuruluşun kulübümüze olan yaklaşımının bireysel hatalarla olamayacağını düşünüyor" dedi.
"Fenerbahçe'nin ne demek olduğunu göstermek zorundayız"
Tüm platformlarda korsan yayıncılığa karşı çıktıklarını vurgulayan Koç, "Bizim söylemlerimiz sizi etkilemiyor ama genel şikayete bakınca burada bir sıkıntı var. Sanki bu gerçeği bir tek yayıncı kuruluş görmüyor ya da görmek istemiyor gibi bir düşüncemiz var. Bu zihniyet Fenerbahçe'ye karşı böyle olduğu müddetçe bizler de Fenerbahçe'nin ne demek olduğunu göstermek zorundayız. Bu çekişme, bu gidişat kimseye fayda sağlamaz" şeklinde konuştu.
"Yol yakınken aklı selim düşünün"
Yayıncı kuruluşun yaptığı özür açıklamasının saatini manidar bulduklarını ve açıklamanın kendileri için 'cılız' olduğunu aktaran Başkan Koç, sözlerine şöyle devam etti:
"Bize meydan mı okuyorsunuz, kendi kendinize bize mesaj mı veriyorsunuz? Özür yazısı son derece cılız, bizi kesmez ama açıklandığı saat kara mizah. O da mı hata? O zaman bu kadar hata yapan adamı çalıştırmayın. Bizim sabrımız taştı. Biz adım adım tepkimizi vermeye başladık. Yayıncı kuruluşa sesleniyorum, bizim röportajları yayınlamayarak, led panolar görülmesin diye garip açılardan maçı vererek bu konuyu aşamazsınız. Bir süre sonra maçları yayınlayamayacak duruma geleceksiniz. Hodri meydan dediniz, garip garip açıklamalar yaptınız. Kaç ülkeye yayın yapıyormuşsunuz, bravo size ama burada yaşananlar sadece Fenerbahçe'ye yapılıyor. Nasıl ilerleyeceğimize siz karar vereceksiniz. Hiçbir etkinliğimize yayıncı kuruluşun çalışanları alınmamaktadır onların bir suçu yok ama geldiğimiz noktada buradayız ve bu adım adım yükselecek. O yüzden karar sizin, nasıl ilerlemek istiyorsanız. Biz aynı kararlılık ve inançla götüreceğiz ve hiç istemediğimiz noktaya götürmek istemiyoruz. Giderse Fenerbahçe'nin ne demek olduğunu göreceksiniz. Harcama limitlerinden dolayı taraftarlarımız yayıncı kuruluşa tepki gösterdiler ama o tepkinin etkilerini siz benden daha iyi biliyorsunuz. Bizi o noktaya getirmeyin. Yol yakınken aklı selim düşünün ve bu işi çözecek formülleri bulun. Bizi sınamayın, sabrımızı taşırmayın. Bundan sonrası sizin elinizde."
Fenerbahçe'nin
koronavirüs salgını nedeniyle çevrim içi olarak gerçekleştirilen Yüksek
Divan Kurulu Toplantısı başladı. Toplantıda Fenerbahçe Kulübü'nün borcu 4
Milyar 719 Milyon TL olarak açıklandı.
Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu (YDK) toplantısı, koronavirüs tedbirleri kapsamında online olarak başladı.
FB TV ve sosyal medya hesaplarından yayınlanan 2021 yılı Ocak ayı
olağan divan kurulu toplantısını Yüksek Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük
evinden yönetirken, Başkan Ali Koç ve yönetim kurulu üyeleri Ülker Stadı
1907 Tribünü'nde sosyal mesafe kuralına uyarak takip etti. Yüksek Divan
Kurulu toplantısında Fenerbahçe Denetim Kurulu Üyesi Musa Erdemir,
denetim kurulu raporlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Musa Erdemir,
Fenerbahçe Kulübü'nün borcunun 30 Eylül 2020 tarihi itibarıyla 4 milyar
719 milyon 708 bin 486 TL olduğunu açıkladı.
Erdemir, "30 Eylül 2020 tarihi itibarıyla kısa vadeli 2 milyar 464
milyon 320 bin 994 TL, uzun vadeli ise 2 milyar 255 milyon 387 bin 492
TL olmak üzere konsolide toplam borç tutarı 4 milyar 719 milyon 708 bin
486 TL'dir" dedi.
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Yüksek Divan Kurulu Toplantısı'nda konuştu. Koç "Federasyonla ligin paydaşları arasında bir kopukluk var. İnşallah yeni yabancı oyuncu kısıtlaması kararından dönülür" dedi.
Ali Koç, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle on-line
olarak gerçekleştirilen Yüksek Divan Kurulu Toplantısı'nda üyelerin
sorularını yanıtladı.
Son 10-12 yılda kulüp olarak altyapıyla ilgili parlak bir görüntü
çizmediklerini aktaran sarı-lacivertli kulübün başkanı, "Türk futbolunun
içinde bulunduğu finansal kriz ve Türk toplumunun demografisine
baktığımızda er ya da geç, mecburen veya tercihen altyapıdan, öz
kaynaktan oyuncu yetiştirmemiz gerekiyor. Bu, sabır gerektiren uzun
vadeli bir süreç." diye konuştu.
Kulüplerin dar bir havuzdan altyapı tercihlerini yaptığını anlatan Ali Koç, "Fenerbahçe
Spor Kulübünün altyapı takımlarında oynayan futbolcuların kalitesinin
ve kabiliyetlerinin daha da gelişmiş olması gerekiyor. Geldiğimizden
beri bunun üzerinde çalışmalarımızı yapıyoruz. Bunu gerçekleştirmek
zaman alacak. Son 10-12 yılda bu konudaki karnemiz çok parlak değil.
Altyapının bir sistematiğe bağlanması lazım. Genç Türkiye'nin,
altyapıdan sporcu yetiştiren bir sporcu fabrikası olması, net ihracatçı
konumuna gelmesi için çok ciddi yapısal değişikliklere ihtiyaç var.
Hedefimiz, hem mevcut oyuncularımızı geliştirmek hem de kadrolarımızı
kuvvetlendirmek için transfer yapmak. Detaylı ve sistematik bir çalışma
yaptığımızı söyleyebilirim." ifadelerini kullandı.
Türkiye'deki havuzun genişlemesi için Gençlik ve Spor Bakanlığı ile
Milli Eğitim Bakanlığının bir devlet stratejisi içinde uygulamalar
hayata geçirmesi gerektiğini vurgulayan Koç, şöyle devam etti: "Çok küçük yaştaki çocuklara, çok daha fazla futbol oynayabileceği,
turnuvalar ve ligler düzenleyebileceği yapı kurması gerekiyor. Bu
yapıya ulaştığımız zaman alttaki havuz genişleyecek. Altyapı yatırımı
yapan kulüpler daha avantajlı konuma gelecek. İyi hocalar gerekli. Hoca
sayısı ve kalitesi yapısal bir sorun. Tesisler gerekli. 'Yabancı
sayısını 14'ten şuraya indirdim.' deyince öz kaynaktan oyuncu
yetişeceğinin garantisi yok. Son 15 yılda 11 kere değişmiş bir sistem
var. Bilinç, farkındalık, beslenme, eğitim, dil öğrenme, kişisel gelişim
konularını topyekun ele almamız lazım. Mevcut şartlarda Fenerbahçe
Kulübü olarak doğru adımları attığımızı düşünüyorum. İnşallah bu adımlar
zamanla meyvesini verecektir."
Ali Koç, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yönetimine ve kurullarına giren kişilerde liyakatin aranması gerektiğini kaydetti.
TFF'de kulübün iyi temsil edilmediğiyle ilgili bir eleştiri üzerine Ali Koç, şu ifadeleri kullandı: "Seçilmeden önce de seçildiğimiz zaman da TFF Yönetim Kurulu ile
diğer kurulların oluşum şekliyle ilgili endişelerimizi ve itirazımızı,
bunun verdiği zararı defalarca dile getirdik. Bunu dile getirmeye devam
edeceğiz. 'Onun adamı, bunun adamı, şu takımın temsilcisi' gibi yaklaşım
uzun vadede Türk futboluna fayda getirmiyor. Liyakat bazlı değil de
kulüp bazlı seçimler veya iş dünyasını temsil eden ama futboldan uzak
insanların sadece isim olduğu için yönetim kurullarına girmesinin
sonuçları ortada. Liyakat üzerine kurulu yönetimler olması gerekiyor.
Bazen bize oyunu kurallarına göre oynamadığımız söyleniyor. Bu doğru.
Oyunu kurallarına göre oynamıyoruz. Er ya da geç Türk futbolu yapısal
sıkıntılardan olan oluşumları geride bırakıp, spora katkı sağlayacak,
kendi alanlarında liyakat sahibi insanlardan oluşmaya başladığı zaman
hakemlerin performansı da artacaktır. Adil rekabet sağlanacaktır. Her
şeyden önemlisi halkın futbola inancı artacaktır. Bunun sonucunda pek
çok konuda Türk futbolu ilerleme sağlayacak." "Tüm kulüpler finansal açıdan çok sıkıntılı bir süreçten geçiyor"
Fenerbahçe Kulübü Başkanı, tüm kulüplerin finansal açıdan sıkıntılı bir
süreçten geçtiğini belirterek, devletin desteğiyle yeni bir yapılanmaya
gidilmesi gerektiğini savundu.
Yayıncı kuruluşun yeniden indirim istediğini dile getiren Koç, "Ligde
birkaç kulüp hariç, tüm kulüpler finansal açıdan çok sıkıntılı bir
süreçten geçiyor. Büyük kulüplerin derdi ise daha büyük. Sıkıntıda olan
bir sektörde pandeminin etkisi var. Yeni sezonda ne olacağı belirsiz.
Kombine, bilet ve loca satacağız ama ne olacağını bilmiyoruz. Yayıncı
kuruluşla ilgili sıkıntılar yaşıyoruz. Geçen sezon indirim istemişlerdi
ve bir sefere mahsus yüzde 15'lik indirim yaptık. Bu sezon hem pandemi
indirimi istiyorlar hem de sonraki sezonlarla ilgili indirime gitmeyi
istiyorlar. Şartnameye göre yayıncı kuruluş 3,1 milyar lira ödemesi
gerekirken, yeni miktarın 1,7 milyara indiği ifade ediliyor. Biz,
Kulüpler Birliği olarak bu süreçlerin dışında tutuluyoruz. Tam ne
olduğunu bilmiyoruz. Yayıncı kuruluşun önümüzdeki sezon ne yapacağı
belli değil." diye konuştu.
Vergi oranları ve iadeleriyle ilgili yapılan değişikliklere değinen Ali Koç, şunları kaydetti: "Vergiler yüzde 15'ten 40'a çıktı. Stopaj iadesi belirsizliği var.
Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, başkanımız Aziz Yıldırım'ın da
etkisiyle devrimsel bir karar çıkmıştı. Stopajlar 6 ya da 7. günde
tamamen iade ediliyordu. Bizler de bunu amatör şubelerde kullanıyorduk.
Bizim için can suyuydu. Bu çok iyi işleyen sistem ocak ayında kalktı.
Yerine ne geleceği belli değil. Şu anda zaten sıkıntıda olan
kulüplerimizin finansal durumları, son dönemde yapılan değişiklikler,
pandemi etkisi ve yayıncı kuruluşun belirsizliğiyle çok daha büyük
sıkıntılarla karşı karşıya kalmak üzere. Bunların çözümleri var.
Çıkarlarımız da sorunlarımız da ortak. Özellikle büyük kulüplerimizin bu
reçeteyi birlikte geliştirip, devletimizin de desteğiyle uzun vadeli,
istikrarlı, sürdürülebilir ve gerçekçi anlamda uygulanabilir bir plan
yapmak mümkün. Bu planı yaparken devlet desteği olması gerekiyor. Geçen
sezon kulüplere destek olundu ve bazı şartlar getirildi. Biz o zaman
bunun çare olmadığını ifade etmiştik. Geldiğimiz noktada yeniden
yapılandırma gerekliliği ortaya çıktı. Biz kulüp olarak bu
yapılandırmadan yararlanamadık. Geldiğimiz noktada yapılandırma yapmadan
hayatımıza devam etmemiz söz konusu değil. Taşıma suyla değirmen
döndürülmez ama buraya kadar döndürmeye çalıştık. Biz, borcumuzu
artırmadan, bir kısmını indirerek, yüzde 80 gelirlerin olmadığı ortamda
gemiyi buraya yüzdürdük. Ancak bizim de daha fazla gitmemiz mümkün
değil. Umarım sezon başlamadan bu soruna bir çözüm buluruz." "Kendi iç işlerimizde şeffaflık gerekiyor"
Ali Koç, kulübün iç işleriyle ilgili şeffaflık olması gerektiğini ve
mali genel kurulda bu konularla ilgili konuşacağını söyledi.
Daha önce başka bir kulübün yöneticisiyle yaşadığı diyaloğu anlatan Koç,
"Yönetim kurulu üyesiyken 2012'de ayrılmıştım. Başka bir kulübün efsane
yöneticilerinden biriyle yemek yiyordum. Bana, 'Futbol öyle bir şeydir
ki yönetimden ayrıldığın zaman senden sonra gelenlerin başarısız
olmasını istersin.' demişti. Ben de 'Ağabey herhalde sizin camiaya has
bir şey. Bizim camiada olmaz.' demiştim ama son 2 senede yanıldığımı
yaşayarak görüyorum. Yeri ve zamanı geldiğinde bugüne kadar dile
getirmekten imtina ettiğimiz bazı gerçek bilgileri paylaşacağız. Kendi
iç işlerimizde şeffaflık gerekiyor. Bunu yapmak zorundayız. Böyle bir
sürece girdik. Herhalde ilk adımları mali genel kurulda olur." ifadelerini kullandı.
Süper Lig'de 1959 öncesi şampiyonluklarla ilgili gelen bir soru üzerine
söz alan Metin Sipahioğlu, konu hakkında iletişim çalışmalarının
yapıldığını belirterek, "Artık hukuki konularda adım atma vakti
geliyor. Bu konuda detaylı çalışmalar yapılıyor. Bir dosya hazılıyoruz.
Yüzde 90 oranında tamamlandı. Başvuruyu önümüzdeki sezon içinde hukuki
anlamda yapmış olacağız. O dönem şampiyonlukları katledilen sadece
Fenerbahçe değil. Diğer kulüplerle de irtibat kurduk. Biz bu başvuruları
yaparken birçok takımın da başvuru yapması gerekiyor. En sonunda
Türkiye Futbol Federasyonu, kendilerinin düzenlediği, 30 yıl boyunca
oynattıkları, yok sayılan şampiyonlukların hakkını teslim edecek, alın
teriyle şampiyonluklar kazanan ve liglere adı verilen efsanelerin
hakları verilecektir. Bu konunun eninde sonunda TFF tarafından kabul
edileceğini düşünüyoruz. Tüm takımların hakkını alacağına inancımız
sonsuz." diye konuştu.
Başkan Koç yabancı kuralına ilişkin ise "Federasyon ile ligin
paydaşları arasında kopukluk var. İnşallah yeni yabancı oyuncu
kısıtlaması kararından dönülür. Biz tahkime başvurduk. İnşallah bu karar
değişir. " dedi.
Koç,"Pandemi sürecinde oyuncularımız bir kaç kişi dışında kulübe
destek verdi. Onlara teşekkür ediyorum. Pandemi sonrası önümüze
fırsatlar gelmesine rağmen bunu iyi değerlendiremedik. Dersler aldık,
bazı şeyleri yaşayarak öğreniyoruz." diyerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: AA, TRT SPOR
Fenerbahçe Başkan Ali Koç, Fenerbahçe Spor Kulübü Yüksek Divan Kurulu (YDK)
Olağan Toplantısı’nda açıklamalarda bulundu.
Başkan Ali Koç'un konuşması şu
şekilde:
“Değerli Yüksek Divan Kurulu Başkanımız, kıymetli üyelerimiz, yönetim
kurulu arkadaşlarım, çalışan arkadaşlarımız, bizi televizyonlardan
izleyen tüm Fenerbahçeliler, Fenerbahçeli olanlar olmayanlar, herkesi
sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Umuyorum ki sizler aileleriniz,
sevdikleriniz hem güvendesiniz hem de sağlığınız yerindedir ve inşallah
hep beraber bu sıkıntılı süreci minimum tahribatla aşarız. Vefa Bey’e
özellikle teşekkür etmek istiyorum, bu sıra dışı, kalıplar dışı toplantı
düzenini kabul ettiği için ona özellikle teşekkür etmek istiyorum. Bu
bir çalışanımızın fikriydi. İptal etmektense, hiç yapmamaktansa bu
şekilde yapmayı aramızda değerlendirdik. Vefa Bey’in de uygun görmesiyle
böyle bir düzen yaptık.
Hepimiz olağanüstü bir süreçten geçiyoruz. Biraz evvel Genel
Sekreterimiz, kulüp olarak neler yaptığımızı, bu süreci en iyi şekilde
yürütebilmek için nasıl çalıştığımızı sizlere aktardı, sayıları,
rakamları da aktardı. Bu arada kendisi de çok çalışırken virüse
yakalandı. Geçen Pazar akşamı beni aradığında, ‘karı-koca öksürüyoruz’
dedi. Hemen test ayarladık, tomografisi iyi çıkmadı, testi iyi çıktı.
Ama önemli olan tomografik görüntülerdi. Kendisi çok zinde hissetse de,
hiçbir semptom olmasa da kendisini karantinaya almak zorunda kaldık.
Camiamızın çatısı altında bu virüse yakalanan herkese, ülkemizdeki
herkese de geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, acil şifalar diliyorum.
Bu toplantıyı fiziken olmasa da teknolojinin nimetleri sayesinde hem
Fenerbahçe Televizyonu’nda hem de YouTube kanalımızda izleyebiliyoruz.
Öncelikle Dünyayı, mart ayında da ülkemizi ve milyonları etkisi altına
alan bu salgın dolayısıyla değişik bir süreçten geçiyoruz. Aslında 100
yılda ilk defa başımıza geliyor ama bana sorarsanız bundan sonraki
yüzyılda çok kez böyle bir olayla karşılaşacağımızı tahmin ediyorum.
İster insan yapımı olsun, ister doğal olsun ama bu virüs olaylarına
üzülerek tahmin ediyorum ki daha dirençli olacağız, daha alışacağız.
İnşallah olmayız, inşallah yanılıyorumdur ama öyle gözüküyor. Ancak
ülkemiz olarak baktığımızda hem devletimiz, hem ilgili kurumlarımız bu
virüsten korunabilmek için bu süreçten en az hasarla çıkabilmemiz için
11 Mart’tan itibaren yeni bir sistem ve planlar çerçevesinde önlemler
almaya, bizleri bilgilendirmeye, çağrılarda bulunmaya özen
gösteriyorlar, dikkat ediyorlar. Sistematik bir şekilde bunu yapıyorlar,
iyi de yapıyorlar. Bizler de vatandaşlar olarak mümkün oldukça bu
kurallara uymaya çalışıyoruz, etrafımızda da bu kurallara uymaları için
insanlara telkinde bulunuyoruz.
Şunun üzerine basarak söylemek istiyorum; buraya kadar geldik. Buraya
kadar gelirken de çok çaba sarf ettik ve belli kazanımlarımız oldu.
Dünya ile kıyasladığımız zaman daha iyi durumdayız. Büyük emeklerle bir
yere kadar geldik, tünelin sonunda da ışık görüyor muyuz? Görüyoruz. Ama
burada önemle yapmak istediğim hatırlatma; rahatlamayalım, rehavete
kapılmayalım, çok korkmayalım ama korkumuz da tamamen geçmiş gibi
davranmayalım ve ilk günkü gibi hassasiyetle konuya yaklaşmaya devam
edelim ki bizim için çalışanlara, devletimize, sağlık çalışanlarına bu
şekilde azami desteğimizi verelim. Aslında biz, bir ülke olarak adeta
bir dayanışma ruhu içerisinde bir milli mücadele veriyoruz ve bugüne
kadar da bu mücadeleyi iyi verdiğimizi söylemek istiyorum. Sağlık
Bakanımıza bir parantez açmak istiyorum: kendisini tanımam ancak
kendisinin tüm toplumumuzu, halkımızı her gün sistematik bir şekilde
bilgilerle donatması, bunu yaparken herkesin anlayacağı dilden
anlatması, güven telkin etmesi, bizleri rahatlatması, kapsayıcı ve
katılımcı olması ve gerçek bir liderlik örneği sergilemesi bu sürecin,
bu şekilde atlatılmasına da büyük katkı sağladığını düşündüğüm için onun
da kendisine bir parantez açmak istedim. Ama tabii ki bu bir ekip işi,
burada özellikle sağlık çalışanlarımıza, bu süreçte hepimiz için eşsiz
bir fedakarlık yaparak, büyük riskler alarak herkesin sağlığına
kavuşması için var gücüyle çalıştılar. Sağlık altyapımızın da ne kadar
donanımlı olduğunu test ederek gördük ve başta doktorlarımız olmak üzere
tüm sağlık çalışanlarına Fenerbahçe camiası olarak şükranlarımızı,
minnetlerimizi iletmek istiyorum. Tabii bunu yaparken de unutmamız lazım
ki sağlık çalışanları ön cephede ama arka cephede de hayatın durmaması
için bizler evlerimizdeyken hayatın nispeten mümkün olduğu kadar normal
akışında gidebilmesi için çalışan diğer tüm ilgili sektörlerin
emektarlarına da burada bir kez daha teşekkür ediyorum. Allah hepinizin
yardımcısı olsun.
İfade ettiğim gibi birinci günden beri birlik ve beraberlik içinde,
dayanışma ruhuyla bugünlere geldik. İnşallah Dünyaya örnek olan bu
tutumumuz ve süreci yönetiş şeklimiz bundan sonra da bu şekilde devam
eder. Tabii ki hepimizin temennisi en çabuk, en kısa sürede normal
hayatımıza dönmek ama normal hayatımıza dönmek için de gerektiğinden
fazla risk almamak ve bütün kurallara uymak ve inşallah en kısa zamanda
da eski günlerimize dönmek. Bu vesileyle hayatını kaybeden tüm
vatandaşlarımıza rahmet diliyorum. Ailelerine de sabır diliyorum.
Biraz önce Burak Bey de değindi. Van’dan acı haber aldık, şehitlerimiz
var. İki vatandaşımız şehit oldu. Hem de yardım yapmak için yola
çıkmışken bu hain saldırıyı kınıyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet,
ailelerine, sevdiklerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.
Evet, teknolojinin nimetlerinden yararlanarak böyle bir toplantı yapmaya
karar kıldık, yaptık, yapıyoruz. İnşallah ilk ve son olur. İnşallah bir
sonraki toplantımızı –temmuz- mümkün olan en normale uygun şartlarda
yapma imkanını sağlarız. Bir de tabii Mali Genel Kurulumuz var. Nisanda
yapmamız gereken bu toplantıyı 15 Mayıs’ta bu şekilde yapıyoruz. Ama hiç
olmazsa yapıyoruz. Belki birbirimize sarılamıyoruz, dokunamıyoruz,
dertleşemiyoruz ama ‘hiç yoktan iyidir’ diye en azından bu şekilde
temasta kalmaya, sizlerin fikirlerini almaya ki bizler için her zaman
çok önemli olan öneri, eleştiri ve fikirlerinizi almak bizler için çok
önemli. Hiç olmazsa bu yolla alabildiğimiz için de bir nebze olsun özlem
giderdik, giderebiliyoruz diyelim.
Bu toplantıyı iptal etmek içimize sinmedi. ‘Nasıl yaparız?’ diye
düşündük, bu şekilde yaptık. Küçük bir oturma düzeni, katılabilen
Yönetim Kurulu arkadaşlarımız, çalışma arkadaşlarımız da buradalar.
Evinden de takip eden Yönetim Kurulu arkadaşlarıma da selam ve
saygılarımı iletiyorum. Biz, ‘fikirleriniz önemli’ dedik. Mümkün olduğu
kadar teknoloji kullanarak online, telefon, video şeklinde biraz sonra
cevaplayacağım sorularınızı, fikirlerinizi aldık. 41 kişi katıldı,
onlara da zahmet ettikleri için, fikirlerini, görüşlerini paylaştıkları
için de ayrıca teşekkür ediyorum. Benim size anlatmak istediğim bazı
konular zaten soruların içinde barınıyor. Sorular geldikçe oraya da
değineceğiz.
Tabii gündemde pek çok konu var. Bunlardan bir tanesi önce erkek
basketbol ile başlayalım. Obradovic, hocamız önümüzdeki sezon ne olacak?
Tabii ki konuşulan gündem maddelerinden bir tanesi, bilhassa son
dönemde. Bu konuya tabii ki açıklık getirmek istiyorum. Daha önce de
birkaç kez ifade ettiğim gibi hocamız Fenerbahçe’nin yaşayan
efsanelerindendir. Geçen sene EuroLeague Final-Four öncesi takım olarak
müthiş bir performans yakaladık, camia olarak. Hem performans hem
rakamlar hem havaya girdik. Dedik ki, ‘belki de en kolay Final-Four
turnuvası’ olacak. Üç ayrı EuroLeague rekoruna imza atarak turnuvaya
kaldık ancak ondan sonra müthiş başlayan sezon hiç beklemediğimiz,
hocamızın da bize ifade ettiği gibi kariyerinde hiç yaşamadığı, tecrübe
etmediği şekilde, eşi ve benzeri olmayan talihsiz sakatlıklar
neticesinde sezonu hiç de arzu etmediğimiz, hiç de beklemediğimiz
şekilde tamamladık. Yani muhteşem başlayan sezon, çok çok kötü bitti.
Yeni sezon planlamasına başladık. Hocamızın istek ve beklentileri
doğrultusunda çalışmalar yaptık. Bu çalışmaların içerisinde de Avrupa’da
ses getiren transferlerle takımımızı güçlendirdik. Hatta hocamızın
söylemine göre size aktarıyorum; ‘Fenerbahçe’de bulunduğu sezonlar
içerisinde en iyi kadroyu kurduk’ dedi. Ancak geçen sezonun tam tersine
bu sefer, bu sene sezon başlangıcımız hiç kimsenin inanamayacağı, tahmin
edemeyeceği şekilde gerçekleşti. Bizler bile yaşadıklarımıza,
gördüklerimize inanamıyorduk. Bilhassa kendi sahamızda rahat kazanmamız
gerekirken son saniyelerde aldığımız mağlubiyetler vs. vs. diyelim ama
sezon başlangıcı beklentimizin tam tersi oldu.
Buna rağmen; geçen senenin tam tersine çok kötü başlayan sezon haftalar
içinde biraz kıpırdanmaya ve toparlanmaya başladı. Arkasından EuroLeague
Play-off potasına girdik. Türkiye Kupası’nı aldık. Tam işler yoluna
giriyor derken; iptaller, ertelemeler geldi. Şunu söylerken çok abartmış
olmam. Geçen sene kimse sezon içinde yaşadıklarını gördüğünde sezon
sonunda bu sonuçları tahmin edemezken; belki de bu sezon lig takvimi ve
play-off takvimi devam edebilseydi kimsenin beklemediği şekilde sezonu
bitirebilirdik. Belki tarihe geçecek bir ‘come back’ yapabilirdik. Belki
diyorum, neden belki diyorum? Geçen sezon yaşadığımız müthiş
performansın nasıl sonuçlandığını kimsenin tahmin edememesi gibi bu
seneki kötü başlangıcın da sonu çok farklı olabilirdi. Bilemiyoruz.
Hiçbir zaman da bilemeyeceğiz.
OBRADOVIC FENERBAHÇE’NİN YAŞAYAN EFSANESİDİR
Başantrenörümüz Zeljko Obradovic’e dönmek istiyorum. Ben kendisine de ifade
ettiğim gibi; bize yaşattığı eşsiz mutluluklar, eşsiz zaferler
doğrultusunda sezon nasıl devam ederse etsin hem teknik kadronun hem de
takımımızın bizlerin ve camiamızın nezdinde sonsuz kredisi olduğu
yönündeydi. Birkaç kez kamuoyuna da ifade ettiği gibi; hocamız
Fenerbahçe’nin yaşayan efsanesidir ve Fenerbahçe’de kalmak istediği
müddetçe burası onun evidir. Bu düşüncemde değişiklik olmamıştır. Sezon
içerisinde de kendisine bu düşüncelerimiz hem Semih Özsoy hem de şahsım
tarafından iletilmiştir. Sezon içerisinde de birkaç defa kontrat uzatma
niyetimizi iletmemize rağmen hocamız gidişattan dolayı sezon sonunda
değerlendirme yapmamızın daha doğru olacağını ifade etmiştir. Türkiye
Ligi iptal edildi. Cenk Renda’nın da belirttiği gibi; 25 Mayıs’ta
EuroLeague toplantısında turnuvayla ilgili kararlar alınacaktır. Tam ne
çıkacağını bilmiyorum ama en azından yaz aylarında oynanabileceğini
sanmıyorum. Dolayısıyla biz de önümüzdeki günlerde hocamızla
bıraktığımız yerden istişare edeceğiz. Kendisi bizimle kalmak istediği
müddetçe, burası onun evidir.
BÜTÜN YAŞADIKLARIMIZDAN DERS ÇIKARMAMIZ LAZIM
Futbola dönelim. Geçen sene çok sıkıntılar yaşamıştık. Ersun Hoca’nın
liderliğinde yeniden bir yapılandırma yaptık. İkinci yarının ikinci
maçında Başakşehir’i evimizde 2-0 yendiğimiz maçta çok da iyi futbol
oynamıştık. Belki de sezonun en iyi maçlarından biriydi. Liderin birkaç
puan gerisindeydik. Şampiyonluk havası yakalamıştık. Şampiyonluğun en
büyük adaylarından gösteriliyorduk. Ne olduysa 7 maçta 21 puanın 18’ini
kaybettik. Şampiyonluk havası yakalamışken birden bire geçen sezonki
tabloya dönmüş olduk. İyi oynarken, rakipleri domine ederken, liderlik
potasındayken, bahis siteleri tarafından şampiyonluğun en kuvvetli adayı
olarak gösterilirken de oyuncular, hoca, yönetim, tribündeki taraftar
desteği ve şampiyonluk inancı aynıydı. En üst seviyede çok iyi bir kamp
dönemi geçirdik. Hal böyle iken 7 haftada yaşadığımız korkunç düşüşün
hayatın olağan akışına aykırı olduğunu düşünüyorum. Bunun temel iki
nedeni var. Biri bizlerle alakalı. Yani iç faktörler. Diğeri de dış
faktörler. İç faktörlere baktığımız zaman; daha evvel de 1907
Tribünü’nde yaptığımız basın toplantısında ifade etmiştim. Sezon
ilerledikçe ve sakatlıklar yaşandıkça bazı pozisyonlardaki eksik
yapılanmanın olumsuz sonuçlarını yaşadık. Böyle olunca da hocamız çok
istemese de saha içinde çok fazla rotasyon yapmak zorunda kaldı. Buna
rağmen şampiyonluğa oynuyorduk. Devre arası geldi. Eksiklerimizi
gidermek ve ihtiyaçlarımızı karşılamak için büyük bir fırsattı.
Şampiyonluğun en büyük adayıydık. Bir diğer hatamız da puan kayıplarının
yaşandığı haftalar itibarıyla gerek bizler gerek yönetim kurulu
üyelerimiz olsun; gerek idari kadro gerekse de teknik kadronun yaşadığı
konsantrasyon eksikliği, futbolcuların psikolojik düşüşüne ve
şampiyonluk inançlarının zedelenmesine mani olamadı. Bir çare üretmedik.
Arka arkaya gelen puan kayıpları da futbolcuların üzerinde çok olumsuz
bir hava yarattı. Özgüvenimiz kayboldu. Diğer hatalarımızdan bir
tanesini de önümüzdeki sezon kesinlikle gidermeliyiz. Gidereceğimize de
inanıyorum. Futboldaki başarılarının en önemli unsurlarından birisi de
takım içindeki rekabet ortamının en üst seviyede olmasıdır. Bu da her
futbolcunun her an oynayabileceğine inanmasıdır. 11’de oynayan her
futbolcunun da performansı düştüğü takdirde yerini bir başkasına
kaybedebileceğine olan inancıdır. Ne yazık ki bu ortamı sağlamakta
yeterli olamadık. Takım içi rekabeti bu noktaya getiremedik. Dış
faktörlere baktığımızda da bunu anlatırken malum yerler hemen ‘mazeret
arıyorlar, hakemlerle mazeret buluyorlar’ diyorlar. Ama hakkaniyetle ve
vicdanla bakarsanız aleyhimize yapılan fahiş hakem hataları öyle bir
boyuta geldi ki lig içerisindeki sıralamayı normal bir sezonun
ortalamasını çok çok üzerinde etkiledi. Bunu mazeret olarak
söylemiyorum. İyiye iyi, kötüye kötü diyen insanlarız.
Kendi hatalarımızı da hiç çekinmeden söyleyen insanlarız. Ancak bu
hatalar öyle bir boyuta geldi ki en azılı Fenerbahçe karşıtı olan medya
mensupları ‘Fenerbahçe doğranıyor’ yorumlarını yapacak durumda kaldılar.
İş o boyutlara geldi. Psikolojiyi en çok etkileyen unsurlardan biri de
buydu. Samandıra’da ‘ne yaparsak yapalım şampiyon olamayacağız, şampiyon
yapmayacaklar’ havası hakim oldu. Yönetim olarak da belki biz
hatalıyız. Belki bunun tersini savunmalıydık ama bunları yaşadık.
Yabancı oyuncularımız ne olduğunu sordukları zaman Türkiye’nin doğasını
bilmeyen, bilhassa yeni yabancı oyunculara bu gelişmeleri aktarmakta
ciddi sıkıntılar yaşadık. Kadro eksiklerini, bilhassa sol bek
eksikliğini gidermek için transfer penceresini kullanmak istedik.
Takviye yapmak istedik. Transfer dönemini transfer yapmaktansa TFF
Lisans Kurulu ile boşa geçirdik. Sürecin başladığı günden, transfer
penceresinin son gününe kadar Lisans Kurulu’nun birbiriyle çelişen
kararları attığımız her türlü finansal adımları boşa çıkaracak, harcama
limitlerini transfer yapmamızı engelleyecek seviyede tuttular. Bir nevi
ne yaparız da Fenerbahçe’ye transfer yaptırmayız mantığıyla işler
yürüdü. Simon Falette’i bile Sadık’ın yaptığı büyük fedakarlık ve
maaşında indirim kabul etmesiyle son dakikalarda halledebildik.
Ligimizde transfer yapmak açısından baktığımızda mali durumu
Fenerbahçe’den çok daha kötü olan takımlar da dahil olmak üzere Süper
Lig’in her takımının transfer izni olmasına rağmen, yapabilme imkanı
varken; sadece transfer yapamayan tek takım olarak Fenerbahçe
belirlendi. Bütün bu hatalarımızdan ve yaşadıklarımızdan ders çıkarmamız
lazım.
YERLİ VE YABANCI 3 FARKLI TEKNİK DİREKTÖRLE GÖRÜŞÜYORUZ
Önümüzdeki senenin planlarını yapıyoruz. Erteleme süreci de bu planları
yapabilmek için bizlere daha fazla zaman sağladı. Birkaç konuya da
açıklık getirmek istiyorum. Teknik direktör konusunda erteleme
sürecinden önce de çalışmalarımız vardı. 3-4 hocayla beraber görüşmeleri
götürüyorduk. Bir tanesiyle neredeyse anlaşmışken; EURO 2020’nin 2021’e
atılmasıyla ne yazık ki bizim çalışmalarımız da sekteye uğradı. Şu anda
yerli ve yabancı olmak üzere üç farklı teknik direktörle görüşüyoruz.
Değişik kriterlere bakıyoruz. Kafamızdaki kriterlerin hepsini bir hocada
bulmak da mümkün değil. Genç, aç, çok çalışan, disiplinli, profesyonel,
ya Türkiye’yi iyi bilen ya da bu coğrafyada çalışması sıkıntı
olmayacak, çabuk adapte olabilecek, 40-50 yaş arası, ekonomik
imkanlarımıza uyabilecek ki şu an daha da sıkıntıya girdi, takım içinde
rekabeti sağlayabilecek çoklu oyun anlayışı, çok değişik taktikleri
deneyebilecek, cesur olacak ki gençleri daha çok çalıştırabilecek, daha
iyi adapte edebilecek, gerekli rekabeti takım içinde oluşturabilecek
türde bir hoca arıyoruz. Önceliklerden bir tanesi sezon bitmeden önce
gelebilmesiydi. Tabi bu herkes için geçerli değil ama görüşmelerimiz
devam ediyor. Bildiğiniz bir isim olabilir, bilmediğiniz bir isim de
olabilir ama hiçbir acelemiz yok. Üstüne basarak söylüyorum. Bu sezonu
kurtaracağız diye gelecek sezonu da kaybetmek istemiyoruz. O yüzden
buradaki çalışmalarımız devam ediyor. Herhalde bayram sonrası camiaya
seslenişle tüm yapılanmamız hakkında bilgi vermek istiyorum. Keza
transfer çalışmalarımız da gidiyor. Finansal Fair Play’den dolayı
manevra alanımız dar, ne demek istiyorum. Sattığın kadar alabilirsin.
Dolayısıyla bonservissiz ve kiralık oyuncular ön plana çıkıyor. Daha çok
yerli piyasaya odaklanıyoruz. Yabancı oyuncuları bir nebze erteliyoruz.
Virüs dolayısıyla FIFA’nın da uygulayacağı transfer penceresi farklı
olacak. Herhalde ekim sonuna kadar bir transfer penceresi olacak,
ağustosta başlayan. Bazı liglerin iptali, virüsün getirdiği ekonomik
sıkıntılar, yabancı piyasada… O yüzden şu an yerlilere odaklanmış
vaziyetteyiz.
ASIL SIKINTI ÖNÜMÜZDEKİ SEZON
Fenerbahçe Spor Kulübü 2019-20 sezonu için şubat ayı sonuna kadar bütün
maaşları ödemiştir. Gazetelerde çıkan 3 ay geriden geliyorlar, söz
konusu değildir. Futbolcularımıza herhangi maaş indirimi görüşmesi
pazarlığı henüz başlamamıştır. Çünkü önce borcumuzu ödeyelim, martta da
zaten virüs dönemi başlıyor. Mart, nisan, mayıs. Bunların nasıl
olacağını yapacağımız takımla görüşmeler, birebir görüşmeler, diğer
takımların uygulayacağı modellerle geliştirmek istiyoruz. Herkes bu
sezonu konuşuyor ama asıl sıkıntı önümüzdeki sezon. Bu sezon iyi ya da
kötü 3/2’si ödendi. Bundan sonrası içinde illaki hepsi değil bir kısmı
ödenecek. Acele etmiyoruz. Uluslararası kuruluşlarda bu konuda
kulüplerin yanında. Anlayışlı davranıyorlar. Zaten çökük olan futbol
ekonomisi önümüzdeki sezon daha da büyük sıkıntıya girecek. Kombine
satabilecek miyiz? Maçlar seyircili mi başlayacak? Koltuklar arası
boşluklar mı olacak? Bunların hiç birini bilmiyoruz. Yayıncı kuruluşun
durumunu da bilmiyoruz. Federasyon ve Kulüpler Birliği toplantısı
çerçevesinde mart ayı ödemesi alınmadı. Bu bizi o kadar etkilemiyor.
Çünkü Fenerbahçe Spor Kulübü’nüntüm gelirleri temlikli. Biz kendi
imkanlarımızla kulübü buraya kadar getirebildik ama Anadolu’daki
kulüplerin can suyu, yayıncı kuruluştan gelen rakamlar. Geçen sene
başında %15’lik indirim yapıldı. Bu sene ne ile gelecekler, onu da
bilmiyoruz.
Sponsorlar ufak ufak başladı önümüzdeki sezon devam edemeyeceklerini,
çekincelerini belirtmeye. Orada büyük resim tam olarak nasıl olacak, onu
da bilmiyoruz. Futbolda yatırımlarımızın çoğu Euro ile. Kazancımız Türk
Lirası ve TL ciddi değer kaybetti. Zaten sıkıntıda olan futbol sektörü
çok daha büyük girdabın içine giriyor. Şu noktada futbol açısından
baktığımızda tünelin sonundaki ışığı ya çok zor görüyorum yahut tam da
göremiyorum, diyebilirim.
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün marta kadar olan bütün ödemeleri
yapılmıştır. Martta 5 maçın üçü oynanmıştır. Nisan’da hiç oynanmadı,
mayısta da oynanmayacak. Bundan sonrasını gelişmelere ve futbolcularla
yapacağımız müzakerelere göre kararını vereceğiz. Şunu net bir şekilde
söyleyebilirim artık eski maaşlar Türk futbolunda yok. Biz Fenerbahçe
Spor Kulübü olarak 92 milyon eurodan 71’e indik. 50’lilere inmemiz
gerekecek. Zaman alacaktır. Bu sezon bütün oyuncularımız 3 milyon
euronun altında alıyor. Bu rakamları daha da aşağıya çekmemiz lazım. Çok
yakın zamanda 2 milyon, 2.2 milyon bir iki oyuncu alacak en yüksek
rakam o olacak. Gerisi çok çok altında alacak. Eskisi gibi maaşlar
kesinlikle olmayacak.
Bir de bunun üzerine yeni vergiler var. Tüm kulüpler adına devletimize
çağrıda bulunmak istiyorum. Futbolcularla anlaşmamızı net rakamlar
üzerinden yapıyoruz. Ekstradan %20 vergi var. Total %40’a çıkıyor. Zaten
zar zor ayakta duruyoruz. Kulüplerimizi çok daha zora sokacak. Bir
nebze olsun, 1-2 sene erteleme olabilir. Devletin yardımına çok çok
ihtiyacımız var.
ALTYAPIYA YÖNELME TEŞVİK EDİLMELİ
Burada birinci önerimiz, yapılandırma. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak
devletimizin çok iyi niyetli başlattığı yapılandırma sürecine giremedik.
Yani anlaşamadık ama anlaşmak zorundayız. Biz de zar zor buraya kadar
getirdik. Borçsuzluk kağıdı aldık da, %80 gelir bize gelmeden direkt
bankalara gidiyor. Bizler de yapılandırma yapmak zorundayız. Bizi
ilgilendiren 4 ana bankayla görüşmelerimiz devam ediyor. Kendilerine
yeni bir yapılanma planı sunduk. Şu gerçek var ki, Fenerbahçe Spor
Kulübü sürecin başından itibaren bu yapılandırmanın yeterli olmadığını,
çok yakında geçersiz olacağını, işlemeyeceğimi ve bunun en az 10 yıl
olması gerektiğini ve diğer kulüpler de bilhassa büyük kulüpler henüz
bir yıl olmadan 10 yıllık bir yapılandırma olmadan kolay kolay bu işin
olmayacağını ifade ediyorlar. Biz de aynı şekilde düşünüyoruz. Faizlerde
ciddi anlamda düştü. Devletimizin uzattığı yardım eline sıkı sıkı
sarılıp, artık eskisi gibi harcamalar yapmadan ama gerçekçi bir plan
içerisinde bir yapılandırma yapmamız lazım. Bugünkü yapılandırmada bütün
kaynaklar bankaya gidiyor ve banka isterse veriyor, isterse vermiyor.
Bizlerde işlerin çevrilmesi için nakit ihtiyacı var. O yüzden kazan
kazan yapıya girebileceğimizi düşünüyorum. Devletimizin yardımları
içinde biz yararlanmasak da teşekkür ediyorum ama başka yerlerde
devletten yararlanıyoruz. Kamusal borçlar, her kulübün devlete borcu
var. Büyük kulüplerin daha büyük borçları var. Kamusal borçların da
yapılanması gerekiyor. Kendi imkanlarımızla devlete gidiyoruz.
Devletimiz ellerinden gelen desteği veriyor. Kriz öncesi gelir zaten
çarkları çevirmiyordu, sadece gemiyi yüzdürmeye çalışıyorduk. Pandemi
sonrası kulüpler faaliyetlerini sürdürmek için büyük sıkıntılarla karşı
karşıya. İster tercihen, ister mecburen altyapılara kaymak zorundayız.
Bizlerde geldiğimizden itibaren altyapıya önem veriyoruz ama ektiğiniz
tohumlarım meyve vermesi zaman alıyor ve verecektir meyve. Fenerbahçe
Spor Kulübü olarak şu çağrıyı yapıyoruz. Altyapıya yönelme, yatırım
teşvik edilmeli. Hep yabancı sayısını konuşuyoruz. Doğrusu ben tam doğru
rakamı bilmiyorum. Yabancı sayısından daha çok kalitesi, aldığı
maaşlar, yaptığı kontratlar daha da önemli. Şöyle bir önerimiz var.
Zorunlu ve doğru dönüşümün teşvik edilmesi için altyapı yatırımlarına
ağırlık verilmesi, biz nebze de fair play açısından bizim federasyon
desin ki kulüplere ‘İlk 11’de en az iki oyuncu oynatma mecburiyeti
getirilsin. Sonra da 3’e çıkabilir’ Yabancı sayısı şöyle yapalım böyle
yapalım değil. Bu kuralı benimseyelim. Dönüşümü hızlandıralım, teşvik
edelim.
Çok önerimiz var ama mali genel kurulda çok daha detaylı anlatacağız.
Bahis konusu çok hassas. Gelir seviyesi düştükçe oynanan bahis oranının
artığı söyleniyor. Türkiye Avrupa’ya göre bahis oynama yönünde çok
önde. Avrupa’da ne oluyor? 5 büyük ligde yer alan takımların en önemli
gelir kaynakları çeşitli bahis siteleriyle yaptıkları sponsorluk ve
reklam anlaşmalarından geçiyor. Bahis faaliyeti ülkemizde son yıllarda
kısmen düzenlendi. Yasal düzenleme içinde olmayan 6 firmanın dışında
çeşitli yollardan reklamlar vererek mesela bizlerin yaptığı özel maçları
seyredin, reklam panolarında Türkiye’de legal olmayan bahis
şirketlerinin reklamları var. Bazen büyük maçlarda Türklere yönelik
bahis reklamları var Avrupa liglerinde. Ancak bu bahis siteleri reklam
yapıyorlar, vatandaşlarımız orada oynuyorlar ama kulüplerimiz kendi
aralarındaki müsabakalar ile bu faaliyetlerin esas unsuru olmalarına
rağmen oluşan gelirden hiç pay alamıyor. Avrupa ülkelerinin 2018-2019
sezonu toplam bahis gelirleri yaklaşık 30 milyar Euro. Ve bunun yüzde
43’ü spor bahisleri. Yani yaklaşık 12 milyar Euro’su. Bu pastadan
kulüplere yüzde 10-15 düşüyormuş. Yani 1,2 ile 1,5 milyar Euro tahmin
ediliyor. Ülkemizde ise yasal bahis faaliyetlerinden elde edilen ciro
2018-2019 için 12 milyar TL. Yani yaklaşık 1,5 milyar Euro.
Ancak yasal mercilerin, kamu yetkililerinin açıklamalarından görüyoruz
ki oynanan yasal bahsin 5-6 misli büyüklüğünde 50 ile 60 milyar TL arası
yasal düzenleme altında yürütülmeyen bahis operasyonları var. Bunun
gelirleri ne devlete vergi olarak ne de kulüplere sponsorluk, reklam
olarak kalmıyor. Bu yaşamakta olduğumuz pandemi zaten çok kötü
koşullarda olan futbol ekonomimizi daha da zorlayacak. Pek çok gelirimiz
azalacak ya da tamamen sona erecek. Bu yüzden bu durumu
yetkililerimizin dikkatine getirmek istiyoruz. Biliyorum ki Spor
Bakanlığımız özellikle bu sene çok yeni düzenlemeler yaptı bu sorunu
önüne geçebilmek için. Ancak bu sistem bize göre Avrupa standartlarına
getirilirse tüm kulüplerimiz için 5-6 milyar TL’lik – bu rakamlar
değişebilir ama büyük resim değişmez, bir potansiyel- devletimize 10
milyar TL’lik vergi potansiyeli getireceğine inanıyoruz. Yanlış
anlaşılmasın, biz bahis özendirilsin demiyoruz. Zaten oynanan bahsin bir
şekilde sisteme çekilmesini ve çok zorda olan kulüplere yardım etme,
kaynak sağlama açısından fayda sağlayacağını düşündüğümüz için bunu
korumak istiyoruz. Yabancı kulüpler bundan yararlanırken Türk kulüpleri
bundan niye yararlanmasın. Bunu dikkatinize getirmek istedim.
Son ana konumuz liglerin oynanıp oynanmaması. Tarih yaklaştıkça bu
konudaki tartışmalar artıyor, farklı görüşler oluşuyor. Öncelikle
Beşiktaş, Galatasaray, Kasımpaşa, Ankaragücü, Erzurumspor, Sancaktepe,
Giresun Belediyespor, Ümraniyespor’un gerek sporcularına gerek
idarecilerine gerek yöneticilerine gerek profesyonel çalışanlarına hatta
son olarak Sayın Ahmet Nur Çebi başkan nezdinde yakalanan herkese çok
geçmiş olsun diyorum. Acil şifalar diliyorum. Sayın Ahmet Nur Çebi’yle
görüştüm, iyi olduğunu söyledi. O da herhalde Burak gibi virüs var ama
sağlığı yerinde. Ayrıca Sayın Mustafa Cengiz’e de geçirdiği ameliyat
dolayısıyla çok geçmiş olsun diyorum. Dün kendisine moral vermeye
gittik, moralin iyisini o bize verdi, sevindirdi. İnşallah o da kısa
zamanda sağlığına kavuşup aramızda olur.
Ligler başlayacak dedikçe takımlarda koronavirüs hadiseleri çıkmaya
başlıyor. Federasyonumuzun şimdilik yaklaşımına katılıyorum. Çünkü
şimdilik bir şey söyleyebiliyorsunuz, 10 gün, 20 gün sonra ne olacağı
belli değil. Bunun da en güzel ifadesini Avrupa’daki diğer ligler
başladıkça göreceğiz. Onlar bizden biraz öndeler. Hem onlardan daha geç
virüs salgını bizde problem oldu. Zor bir karar. İşin sağlık boyutu var,
ekonomik boyutu var. Fenerbahçe Spor Kulübü olarak biz ne demişiz
bugüne kadar bu konuyla ilgili. Bir hatırlatma yapmak istiyorum. Bu
süreçte en az biz konuştuk. Mümkün oldukça görüş belirtmemeye özen
gösterdik hatta mart ayında yapılan Kulüpler Birliği toplantısında
telefonla yaptığımız görüşmede 17 Nisan tarihini ifade ederken demiştim
ki her türlü alternatifi değerlendirin. Buna oynamamak da dahil. Çünkü
ne olacağı belli değil. Ben mayıs başı diyordum o zaman. Her türlü
sonuca hazırlıklı olmamız lazım demiştim. Biz 7 Mayıs’ta bir açıklama
yaptık. Burada en önemli unsurun insan sağlığı olduğunu özellikle
vurguladık ve verilecek her türlü karara da saygılı olduğumuzu ifade
ettik. Bununla beraber liglerin devam ettirilmesi çabasını da anlayışla
karşıladığımızı vurguladık ve devam etmesi durumunda ise bazı konulara
da açıklık getirilmesi gerektiğini belirttik.
Ben Avrupa Kulüpler Birliği İcra Kurulu’nda toplantılarda gerek ekonomik
gerekse sağlık açısından nasıl pek çok modeli karşılaştırdıklarını, pek
çok senaryoya göre plan yaptıklarını, bütün paydaşlarla görüştüklerini,
UEFA’nın bütün paydaşların görüşlerini alarak kararlar verdiğini
yaşayarak görüyorum. Mesela Türkiye’de paydaşlar arasında futbolcular
var. Futbolcuların a bu süreçte konuşması lazım, onlara da sorulması
lazım.
Bu devam edecekse birkaç tane soru ortaya attık. Sonra gördük ki bu
sorular daha fazla sorulmaya başlandı. Mesela liglerimizin başladığı
hafta itibarıyla bir oyuncu, antrenör ya da takım idari kadrosuna dahil
olan bir kişide virüse rastlanması halinde hangi adımlar atılacak?
Mesela bizde geçen hafta 2 kişide çıktı, idmanları 1 hafta erteledik.
Haftaya tekrar başlayacağız ama her hafta çıkarsa ne olacak? Maçlar
başladıktan sonra çıkarsa ne olacak? Bu bağlamda herhangi bir şekilde
virüsle enfekte olmuş sporcuların takımı ve o takımın son 2 haftada
oynadığı tüm rakipleri 14 günlük karantina süresine dahil olacaklar mı?
Bu süreçte ilgili takımların oynayacağı müsabakaların akıbeti ne olacak?
Oynamaya başladık, sıralama değişiyor, 2 hafta sonra oynayamıyoruz ne
olacak? Nasıl tescillenecek? Sağlık açısından uygulaması zor bazı
önlemler bizlerle paylaşıldı ama her senaryoya göre ne yapılabileceği
bizlere açık açık anlatılması lazım.
Bütün bunların yanı sıra maçların oynanmaya başladığı hafta itibarıyla
bir sporcu ya da spor adamının virüsle enfekte olması halinde belki de
kariyerini etkileyecek kalıcı hasarla karşı karşıya kalma ihtimali
bulunmaktadır. Böyle bir durumun hukuki sorumluluğu hangi kurum ve
kişilerde olacaktır? Bugün bir arkadaşım gösterdi, kuaföre gitmiş,
kuaföre girmeden önce 7-8 maddelik rıza formu dolduruyor. Kuaförler
Derneği bunu geliştirmiş. Futbolda nasıl olacak? Bunların bilinmesi
lazım. Bütün hukuki sorumluluklar, alternatif senaryolar ligler
başlamadan belirlenmeli. Bu soruları sorduktan sonra düşüncelerimiz
aslında kamuoyunda birçok kişinin, kulübün ve medya mensubunun cevabını
aradığı sorular olduğunu da gördük ve bir şeyin daha üstüne basarak
söylemek istiyorum: Bütün takımlar en az haftada 1 test olmak durumunda.
Bizim bilgilerimize göre bazı kulüpler antrenmanlara başladılar hiç
test yapmadan. Premier League’den size örnek vereyim. 4 milyon Pound
yatırım yapıyorlar ve her bir kulübün tesislerinde test istasyonları
kuruyorlar. Bu parayı federasyon kulüplere ödeyecek. Kulüpler şu an
kendi imkanlarıyla kuruyorlar ama bu 4 milyon Pound’luk yatırımı
federasyon kulüplere ödeyecek. Şunu da ifade etmek istiyorum; futbol
kulüpleri olarak devletimizin de sağladığı imkanlar sayesinde
testlerimiz nispeten daha hızlı yürüyor. Onun da üstüne basmak
istiyorum. Bu soruların cevabı bulunmalı.
AYNI TAKVİME GÖRE TÜRKİYE KUPASI ORİJİNAL PLANLANDIĞI ŞEKİLDE OYNANMALI
Biz kendimize has bir şey söyledik. Bu işin oldu bittiye gelmesini
istemiyoruz. Ligler oynanacaksa aynı takvim üzerinden oynanmalı. Aynı
takvime göre de Türkiye Kupası orijinal planlandığı şekilde oynanmalı.
Bize bundan farklı bir senaryo lütfen diretmeyin. Buna karşı olduğumuzu
belirtmek istiyoruz. Takvimin de bir an önce belirlenmesinde fayda var.
Hızlandırılmış bir takvimden bahsediliyor. Hızlandırılmış takvim ne
demek? Yayıncı kuruluşun ben ödemelerimi yapmıyorum ya da kısmen
yapıyorum demesi için bir mazeret. O da haklı çünkü abonelikleri hafta
hafta satıyor. Bunun artısı da eksisi de var. En iyi kararı federasyon
verir.
Önümüzde böyle alternatifler var. Şahsen 2., 3. Liglerin ve Bölgesel
Amatör Liglerin kesin oynanmaması gerekir. Bunların oynanması için
hiçbir gerekçe göremiyorum. Uygulanması istenen şartları uygulamaları
mümkün değil. Gelir açısından da baktığınız zaman da bir sıkıntı olmaz.
Pek çok ülkede de erteleniyor.
Her türlü alternatif ve sonuca göre hazırlıklı olmalıyız ve bunlar
önceden belirlenmeli. Ekonomik boyutla sağlık boyutunu iyi dengelememiz
lazım. Çok zor bir karar. Ligler iptal edildiği taktirde, oynanmadığı
taktirde ekonomik açıdan bilhassa da Anadolu kulüplerine sıkıntı
yaratacaktır, hepimize sıkıntı yaratacaktır ama bilhassa onlara. Tabii
ligler oynanamaz, devlet bir şekilde telafi eder, onu bilemem.
Oynanacaksa askeri kamp mantığında bir yaklaşım olabilir. Ne demek
istiyorum? Yani ligler başlamadan son iki hafta önce bilemediniz 3 hafta
önce ki futbolcuları bu kadar uzun kampta tutmak zor. Onun üstüne bir
de ligler gelecek. Yani başlamadan iki veya üç hafta önce askeri kamp
gibi girecek oyuncular, hiçbir şekilde normal hayatla temasları
olmayacak, sadece maçlar için gidip gelecekler. Ve her gidip gelmede de
test olacaklar. Bugün gazetede biri yazmış, ‘Karantina Ligi’ diye.
Karantina ligi mi dersiniz, askeri kamp mı dersiniz, bilemiyorum. Ama
böyle bir yaklaşım olabilir. Tabii Avrupa’daki liglerin gidişatına göre
bakmak durumundayız ama benim en büyük endişem bu seneyi kurtaracağız
derken önümüzdeki seneden ciddi kayıplarımızın olması. Önümüzdeki sene
zaten hali hazırda geç başlamak durumunda. Bütün değişik alternatifler,
senaryolar değerlendirilmeli. Ona göre en iyi karar verilmeli. Ligler
oynanmayacaksa da, o karar alınmadan önce oynanmadığı taktirde nasıl
tescil edileceği, mevcut sıralamaya göre mi yapılacak? ‘Beyaz Sezon’ mu
ilan edilecek? Ya da ‘beyaz sezon’ ilan edilirse Avrupa’ya nasıl
takımlar yollanacak? Bunların hepsinin açık ve şeffaf ortamlarda
konuşturulup, değerlendirilip kararın verilmesi gerek. Benim en çok
üzüldüğüm nokta futbolun paydaşları, tüm paydaşları yeterince aynı
ortamda olup, şeffaf bir ortamda konuşamıyoruz. Kulüpler Birliği olarak
biz kendi aramızda konuşuyoruz, Federasyon Sağlık Bakanlığı’na, Spor
Bakanlığı’na gidiyor, işin içinde futbolcular var, yayıncı kuruluş var.
Bütün paydaşların beraber bu işi değerlendirmesi lazım ama dediğim gibi
çok çok zor bir karar. Ekonomik ve sağlık boyutu var. Bunun iyi
dengelenmesi lazım. Çünkü hiçbir şey insan sağlığından daha önemli
değil. Bunu mesajımızda olduğu gibi bir kez daha söylemek istiyorum.
23 Nisan yani Meclisimizin 100.yılı bu seneydi. Bu şartlarda elimizden
gelen en iyi şekilde, bu önemli yıla layık olabilecek şekilde bir şeyler
yapmaya çalıştık. Yaptığımızın çok beğeni gördüğünü memnuniyetle
yaşayarak tecrübe ettik. Aldığımız mesajlardan, telefonlardan bilhassa
önem verdiğim Fenerbahçeli olmayanlardan aldığımız mesajlar. Vefa Beyin
ve Burak Beyin de ifade ettiği gibi stadımızda, tarihinde asılmış en
büyük pankartı asarak bir video yaptık. Bu öneri, bu resmi buraya asmak
isminin verilmesini istemeyen bir arkadaşımızdan, taraftardan geldi. Bir
video kurgusu da bizden geldi. Arkadaşlarımız da çok güzel bir iş
çıkarttılar. 23 Nisan’ın 100. yıl dönümü olan günü kutladık. Akşam da
bütün kulüplerle beraber saat 21.00’da stadımızda İstiklal Marşımızı
okuduk. En azından bu semte marşımızın coşkusunu yayabildik. Emeği geçen
herkese teşekkür ederim. 7/24 son günlerde çalışan, sokağa çıkma
yasağına rağmen izin aldık, çalıştırdık. Herkese çok çok teşekkür
ediyorum. Posteri asan dağcılardan, stat güvenliğinden, Ayhan Bak’ın
ekibinden, iletişim ekibi, Fenerbahçe TV, sosyal medyacılar, hepsinin
çok emeği oldu. Fenerbahçe Koleji’nden gelen güzel iki kardeşimize de
teşekkür ederiz. Gurur duyduk. 3 Mayıs da bizim için çok önemli. 23
Nisan ve 19 Mayıs arası bizim için çok önemli zamanlar. Kulübümüzün
kuruluşu olarak sonradan belirlediğimiz, Atamızın kulübe olan
ziyaretine, Atamız ile Fenerbahçe’nin bağına tarihsel olarak
baktığımızda çok kuvvetli. Pek çok örneği var. Ama biz her zaman
‘Atamızın tuttuğu takım değil; hangi takımın Atamızın yolundan yürüdüğü
önemlidir.’ diyoruz. Atamızın da bizim için kullandığı kıymetli, paha
biçilmez sözler de her Fenerbahçeli için büyük bir övünç kaynadığıdır.
Birkaç gün sonra Atamızın İtilaf Devletleri’nin işgaline karşı Kurtuluş
Savaşı’nı başlattığı ve Türk gençliğine armağan ettiği 19 Mayıs Gençlik
ve Spor Bayramımız var. Orada da sokağa çıkma yasağı var. Ülkesi ve
milleti için Atatürk sevgisi ve aidiyetiyle dolu, değerlerine saygılı,
ilkelerle yaşayan gençler yetiştiren Fenerbahçe için tüm bayramlarda
olduğu gibi bu bayram da çok özel. Pek çok insan bunu bilmez.
Ülkemizdeki ilk 19 Mayıs kutlamaları bizim stadımızda yapıldı. O zaman
ismi 19 Mayıs kutlamaları değildi, Atatürk Spor günü olarak
kutlanıyordu. Bizim stadımızda yapılması da Atamızın Fenerbahçe’ye olan
sıkı bağının da bir göstergesi olarak ifade ediyorum. Bu ulusal günler
hepimiz için çok duygulu. Ay-yıldızlı al bayrağımız her zaman sonsuza
dek dalgalansın. Fenerbahçemizin doğum günü kutlu olsun. Nice 100
yılları kutlu olsun. Sonsuza dek var olsun ve her daim bu ülkeye örnek
olmaya, bu ülkenin aydınlık geleceğinde rol almaya, Türk gençliğine
yatırım yapmaya ilelebet devam etsin. Fenerbahçemizin kurucuları olarak
tarihe geçen Necip Okaner ve Ayetullah Bey ile Ziya Songülen başta olmak
üzere, Fenerbahçe’nin bu günlere gelmesi için mesai harcayan, emek
veren, gece gündüz çalışan başkanlara, yöneticilere, profesyonellere,
formasını taşıyan sporcularına minnet ve saygılarımızı iletiyorum. Bugün
aramızda olmayanlara da Allah’tan rahmet diliyorum.
Pek çoğuna Burak bey teşekkür etti. Öncelikle çalışanlarımıza teşekkür
ediyorum. Bazıları dönüşümlü bazıları her gün işler aksamasın diye
buraya gelen herkese sonsuz teşekkür ediyorum.
Futbol takımımıza teşekkür ediyorum. İnisiyatif kullanarak, İstanbul
Valiliğimizin Vefa Kolisi kampanyasına destek oldu. Onlar para topladı
biz fikri gerçekleştirdik. 33 bin koli ihtiyaç sahiplerine teslim
edilecek. Ramazan ayının son haftası ya da bir sonraki hafta koliler
teslim edilecek.
Kulüp tarihinde ilk defa personelimiz sigortalandı. Kolay değil bu mali
durumda. Türk sporunun yanında olan HDI sigorta, küçük büyük takım onlar
için hiç önemli değil, birçok destekleri var. Bizimde
sponsorlarımızdan. Personel sigorta konusunda bizimle iş birliği
yaptılar. En iyi imkanları sundular. Hem Türk sporu hem de Fenerbahçe
için yaptıkları için teşekkür ediyorum.
İnsan Kaynakları departmanımız insan sermayesine çok önemli yatırım
yapıyor. Bunların neticeleri ileride çıkacak. Her zaman dedim bir kurum
insan sermayesinin kalitesi ile fark yaratabilir. Maç sonuçlarını şu an
etkilemiyor. Geleceğimiz için atılan tohumlar için insan kaynaklarına bu
güzel çalışmaları için teşekkür ediyorum.
Muzaffer Yıldırım’a teşekkür ediyorum. Bir konu daha öncü ve ilhan
kaynağı olduk. Sokağa çıkma yasakları konuşulurken, hiçbir şey belli
değilken, önlem aldık. Oyuncularımızı kendi evlerinde mümkün olduğu
kadar yaptıkları egzersizlere en yakın ortamı sağlayabilmek için
önlemler aldık. Bunlardan bir tanesi evlere fıtness araç gereçlerin
dağıtılmasıydı. Sokağa çıkma yasağı ne zaman belli olacak bilmiyorduk.
MACfit ve Life Fitness şirketlerine Muzaffer beyin öncülüğüyle çok
teşekkür ediyorum. İki telefon görüşmesi ve 48 saat sonra ihtiyacımız
olan bütün ekipmanlar futbolcularımızın evindeydi. O sayede çok iyi
online idmanlar yapabildik. Sonradan öğrendim ki hem Beşiktaş hem de
Galatasaray onların bu imkanlarından yararlanmışlar. Bizleri
kırmadıkları için onlara çok teşekkür ediyorum. Dayanışma ruhu bu. Bunu
bedelsiz yaptılar. Haftalarca kapalı olacak fitness şirketlerindeki
aletleri hiç olmazsa sporculara kullandırttılar. Getir firmasına
teşekkür ediyorum. Hem 65 yaş üstü üyelerimize ve kombine kart
sahiplerimize hem çalışanlarımıza geliştirdikleri müthiş sistemle
kolileri dağıttılar. Onlarla iş birliğimizin ileriye dönük büyümesini
arzu ediyorum. Onlar bizi kırmadılar, her türlü isteğimizi yaptılar. Her
türlü esnekliği gösterdiler. Son olarak Medical Park’a teşekkür
ediyorum. Medical Park bu sıkıntılı dönemde gerek kendi tesislerine
gerek bizim tesislerimizde ne zaman ihtiyacımız olduysa ne zaman rica
ettiysek koşarak geldiler, testleri yaptılar. Sonuçları en kısa zamanda
çıkarmaya çalıştılar. Bir dediğimizi iki etmediler. Onlara da teşekkür
ediyorum.
Bu vesileyle bizi takip ettiğiniz için teşekkür ediyorum, bu programı
organize edenlere teşekkür ediyorum. Vefa Bey’e onay verdiği, kabul
ettiği için teşekkür ediyorum. İnşallah temmuzda yapacağımız toplantıda
hep beraber olabiliriz eski günlerde olduğu gibi.
Umarım ailecek hayırlı bir Ramazan ayı geçiriyorsunuzdur. Bu süreç çok
kötü bir süreç olmasına rağmen yanında getirdiği iyi unsurlar da var;
kendimize vakit ayırma, ailelerimize vakit ayırma, bazı şeyleri
sorgulama gibi. Bir akıntıya kapıldık gidiyoruz, yaşamımızı böyle
sürdürüyoruz ama hiç olmazsa o akıntıdan biraz sıyrılıp insanların
kendileriyle ilgili plan yapmasına vesile oldu. Tabii ailelerle
kaynaşmaya sebep oldu. Ben şahsen aylardır çocuklarımla geçiremediğim
vakti geçirdim. Umarım herkes için de böyledir. Önemli olan önce sağlık,
kurallara uymak ve bu süreci bir an evvel atlatmak. Şimdiden herkesin
Ramazan Bayramı’nı kutluyorum. Hep beraber nice bayramlar geçirmeyi
diliyorum.”
Fenebahçe Başkanı Ali Koç konuşmasının ardından Yüksek Divan Kurulu
Üyelerinin sorularını yanıtladı.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen Yüksek Divan Kurulu Ekim ayı olağan toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
Ali Koç'un açıklamaları şöyle: "Sayın Yüksek Divan Kurulu Başkanım Vefa Bey, Sayın YDK Üyelerimiz, Yönetim Kurulumuz, misafirlerimiz hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sizin sorularınıza gelmeden önce birkaç konuya değinmek durumundayım. Öncelikle futbol konusunda birkaç kelime ifade etmek istiyorum. Beklentimizin çok uzağında bir yerdeyiz. Bu felsefe değişikliğinin, zihniyet değişikliğinin sıkıntılı olacağını biliyorduk ama bazen de şans yanınızda olmayınca, işler üst üste kötü gidince olumsuz bir noktaya geldik. Biz yeniden yapılanmadan geçiyoruz. Ne yapmaya çalışıyoruz, ne kadarını yapabiliyoruz? İki temel felsefemiz vardı. Bir tanesi yaş ortalamasını düşürmek. Biz geçen sene itibariyle tüm Avrupa takımları arasında en yaşlı üçüncü takımdık. İkinci hedefimiz de maaş ortalamasını düşürmekti. Benfica’nın maaş ortalaması 400 bin Euro. Bize karşı iki maçta oynayan 2 oyuncuları vardı, yıllık 90’ar bin Euro alıyorlardı. Bizim bugün verdiğimiz ücretlerle sürdürülebilirlik mümkün değil. Üçüncü hedefimiz de yatırım yaptığımız sporculardan ekonomik değer sağlayabilmek. Yani yatırım yapılan oyuncuların belli bir müddet Kulübümüze sportif açıdan katkı sağladıktan sonra satışlarından da ekonomik değer yaratmaları. 3 hedefle yola çıktık. Bu sene 25 milyon Euro’luk bir satış yaptık, 13 milyon Euro’luk da bir satın alma yaptık. 11 yeni futbolcuyu 13 milyon Euro ile kadromuza kattık. FFP sıkıntılarından dolayı, yani sattığın kadar alabilirsin kuralından dolayı satışlarımız da sezon sonuna denk geldiği için transferlerimizi son dakika yapmak durumunda kaldık. Buna mukabil hocamızın da hakkını vermek istiyorum. 2 en temel oyuncusu olan Giuliano ve Josef de Souza’yı satmak durumunda kaldık, yani hem 2 temel oyuncusunu hem de 2 ay boyunca sezona hazırlık yaptığı oyuncuları satmak durumunda kaldık. Bazen tercihen bazen mecburen kararlar alıyorsunuz. Bu mecburen alınan bir karardı. İkisinin getirdiği meblağa baktığınız zaman hocamız, Sportif Direktörümüz, Yönetim Kurulu’ndaki arkadaşlarımız karar verdi ki satmamak sorumsuzluk olurdu. Josef aralık ayı sonunda boşa çıkacaktı. 4 milyon Euro’dan başlayan pazarlıklar 12 milyon Euro’ya gelince yapacak bir şeyimiz yoktu. Hocamız da bu satışları kabul etti ama hakkını vermek lazım. 2 önemli oyuncusunu bırakmak zorunda kaldı. Transferler de geç sonuçlandı" YENİ BİR TAKIM KURDUK, SANCILIĞI OLACAĞINI BİLİYORDUK Yeni bir takım kurduk. Sancılı olacağını biliyorduk. Arzu ettiğimiz takım ruhunu yeterince çabuk sağlayamadığımızın öz eleştirisini yapabiliriz. Bununla beraber Samandıra’nın dengelerine daha çabuk hakim olamamak ya da fazla güvenmekten dolayı öz eleştiri olabilir. FFP’den dolayı da transferleri geç yaptığımız konusunda eleştirilebiliriz. Bunlarla beraber 9 maçta aldığımız 9 puan sadece bunlarla açıklanamaz. Bizim gibi büyük takımlar kötü oynadığı zaman da maç kazanabilirler. Dediğim gibi bütün olumsuzlukları üst üste yaşadık. Kötü oynadığımız zaman kazanmamız gereken bazı maçları kazanamadık. Bugün puan cetvelinde sıramız farklı olabilirdi. Bu kadar kötü başlangıcı da sonu iyi olacak bir yolculuğun karması olarak da zaman zaman kendi kendime söylüyorum. Bu noktada baştan aşağı bir zihniyet değişikliği, bir kültür değişikliğinden bahsediyorum, sadece futboldan bahsetmiyorum. Kulübümüzün her kademesinden bahsediyorum. Kulübümüzün geleceğinin daha sağlam olması, mali bağımsızlığın sağlanması, kendi yarattığı mali güçten sürdürülebilir bir sportif başarı yakalaması zihniyetinden bahsediyoruz. Kulübün insan kaynağı kalitesini arttırmayı, iş süreçlerini değiştirmeyi, işleyişini baştan aşağı çağın gereklerine uyduracak şekilde hak ettiği yerde ve kalıcı şekilde olması gereken süreçleri yerleştirmekten bahsediyoruz. Bu kolay değil. Zor olacağını biliyorduk. EN BÜYÜK GÜCÜMÜZ TARAFTARIMIZ, ARKAMIZDA OLMAYA DEVAM EDİN Kötü oynadığımız günler geçti. Son 5 maçın 4’ünde gol yemedik. Savunmayı oturttuk. Ofansif futbol da oturdukça galibiyet serileri gelecektir, bu kötü günler geride kalacaktır. Hem burada konuşan üyelerimize hem de inanılmaz sabır gösteren taraftarlarımıza da teşekkür ediyorum. Psikolojik bir virajdan geçiyoruz. En büyük gücümüz Fenerbahçe taraftarı ve Fenerbahçe camiasıdır. Futbolcular sahada mücadele diyorlar biz pek çok alanda aynı anda mücadele ediyoruz. Başarımızı istemeyen bir kitle olduğunu hepiniz biliyorsunuz. Biz bu mücadeleyi vereceğiz. Arkamızda olmaya devam edin, biz de bütün bu engelleri aşacak güç, bilgi birikimi, inanç, pozitif yaklaşım, hepsi var. Buna inanın. Dolayısıyla inandığımız yolda sonuna kadar gideceğiz. Başarılı olup olamayacağımızı zaman gösterecek. İnşallah başarılı oluruz ki bizden sonra gelenler için temelleri kuvvetlendirilmiş ve sadece futbolda değil, mücadele ettiği her alanda ses getiren bir kulüp oluruz. Bizim gibi kulüpler dünyada çok az sayıda var. BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ ZAYIFLAYINCA VİRÜSLER DE ORTAYA ÇIKIYOR Bağışıklık sistemi zayıflayınca virüsler de ortaya çıkıyor. Bir kısmı art niyetli olan, hakikaten Fenerbahçe’nin başarısını istemeyen, bir kısmı değişime karşı olan ve eski paradigmaların devam etmesini isteyenlerdir. Olabilir. Yorucu, bölücü, yıpratıcı, olumsuz enerjiyi yayanlar etrafımızda var. Ülkemizin doğasına çok has bir olay. Açıklık getirmek istediğim bir mevzu var. Biz mümkün olduğunca şeffaf olmaya çalışıyoruz. Bir şey söyleyeceğimiz zaman açık açık söylüyoruz. Kapı arkalarında, lokantalarda, barlarda medya mensuplarıyla bir araya gelip onlara arkadan haberler verip algı yaratıp açıklamalar yapmıyoruz. Çıkıyoruz, açıklıyoruz. Bunun artı bir tarafı var. Uzun vadede artı tarafı daha fazla olacak. Konuştuğumuz zaman daha fazla dinleyen olacak. Kısa vadede de bizim söylediklerimizi yıpratmak daha kolay oluyor. Değişime karşı olanlar dedik. Samandıra’da da buna benzer bir yapı vardı. Orada bazı değişiklikler, bazı görevden almalar akabinde bazı davranış bozuklukları, kabul edilmeyecek söylemler, görevi layıkıyla yapamama, iş verene sadakatsizlik de diyebilirsiniz, nasıl yorumlarsanız yorumlayın, böyle şeylerle karşılaştık. Allah’tan Fenerbahçe’ye inanan, sadık olan ve iyiliğini isteyen sayısı daha fazla olduğu için bunlar ortaya çıktı. Zaten hayatta hiçbir şey gizli kalmıyor. BİLGİ SIZDIRMA OLAYINI BASİTLEŞTİREREK KAMUOYUNA YANSITIYORLAR İki olay var. Birincisi davranış, söylem, inanmama, başarısızlık beklentisi. Bir de bilgi sızdırma olayı. Bilgi sızdırma olayı son derece enteresan. Sanki bu kadar olağan dışı bir olayı olağanmış gibi kamuoyuna yansıtmak… Maç verilerini paylaşmışlar. Bunu basitleştirmek, yanlış karar aldığımızı gösterecek şekilde manipülatif haberler yapmak aslında bu sektörün ne kadar yozlaştığının da en güzel örneği. Biz sadece Fenerbahçe’de değil, bu sistemin değişmesi için de meydan okumaya geldik. Değişir, değişmez zaman gösterecek ama Türk futbolu kesinlikle bu zihniyetle federasyonundan, medyasından, menajerinden, yöneticisinden futbolcusuna kadar hak ettiği yere hiçbir zaman gelemeyecektir. Şimdi bu arkadaşlarla yollarımızı ayırdık ve dikkat ederseniz açıklamamız, iletişim şeklimiz, planlamamız bir plan içerisindeydi. Önce yazılı açıklama yaptık, iki gün sonra maçtan önce kısa bir açıklama yaptık, üç gün sonra da detaylı bir açıklama yaptık. Şunu ifade etmek istiyorum; bu 3 hocadan sadece birisi için bu geçerli. Bizim sızdırılan bilgilerimiz sadece maç verileri değildir. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün antrenman programı, antrenman görüntüleri, antrenman performans verileri ve oynadığı maçlarla ilgili verileri 28 Haziran’dan itibaren bizim tespit ettiğimiz 176 ayrı mesajla dışarıya yollanmıştır. Bunun neresi olağandır? Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, insanlar yalan söylüyorlar herkes inanıyor, doğruyu söyleyenler ispatlamak zorunda kalıyor. Ben Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı olarak kabul edilemez bu davranışı kınıyorum ve Kulübümün çıkarı doğrultusunda doğru bulduğum her şeyi ben ve Yönetim Kurulu arkadaşlarımla yapmaya gayret gösteriyorum. GÖREVDEN ALDIĞIMIZ ANTRENÖRLER HATALARINI KABUL ETTİ, PİŞMAN OLDUKLARINI SÖYLEDİ Yapacağımız açıklamaların tarihlerini çok titiz şekilde belirledik. Niye? Dostu düşmanı görebildik. Bu kişiler medyayla ilgili taşlarını döksün diye bekledik. Bizi mahkemeye vereceklermiş, basın toplantısı yapacaklarmış. Yapsınlar, hala bekliyorum. Mahkemeye de versinler. Sonra hocalardan görüşme talebi geleceği ifade edildi. Ben her konuda iki tarafın dinlenmesi gerektiğine inanan bir insanım. Dolayısıyla hocalarımızla görüşmek konusunda hiçbir sakınca yoktu benim için. Zihniyeti anlamanız açısından söylüyorum, bu insanlar bizden randevu isteyeceklerini önce basına söyleyip sonra istediler. Nasıl hareket ettiklerini daha iyi anlamanız için söylüyorum. O haberlerden 2 gün sonra randevu talebi geldi. Biz de randevu talebini verdik. Bahsedildiği gibi 5 saat görüşme olmadı, 2 saat görüşmemiz oldu. Yönetim Kurulundan bazı arkadaşlarımla beraber bu 3 arkadaşı oturduk dinledik. Çok şeyler söylediler. Hatta aynen şu ifadeyi kullandım kendilerine, ‘Çok şey söylüyorsunuz ama aslında hiçbir şey söylemiyorsunuz.’ Geldiğimiz noktada bu arkadaşlar hatalarını kabul ettiler, niyetlerinin kötü olmadığını, pişman olduklarını ve basın açıklamasını yapacaklarını ifade ettiler. Bizim için makuldü. Niye makuldü? Çünkü bu kişilerin aileleri ve çocukları da bu işten olumsuz etkileniyorlardı. Hatta kaleci antrenörümüzün oğlu okulda bir sıkıntı yaşamış ve okula çağrılmış. Bu da toplantıda gündeme geldi. Toplantının özeti şöyleydi: Her şey anlatıldı, hiçbir şey inkar edilmedi, sadece niyetlerinin farklı olduğu ifade edildi. Mesela bilgi konusunda sızdıran arkadaşa, ‘Bu Türkiye’de 4 ayrı hususta kanuna aykırı, velev ki bu sızdırılan bilgiler bir rakibin eline geçti. Biz rakiple maç yapacağız, nasıl olacak?’ dedik. ‘Haklısınız’ dedi. Biz onun bunun iyi niyetiyle Fenerbahçe Spor Kulübü’nü yönetemeyiz. Mesela geçen senenin verileri. Kulübe ait sistemde yoktu. Hafıza yetmemiş ama onların bilgisayarında vardı. O 1 kişi, 3 kişiden bahsetmiyorum. Bu toplantının sonunda öyle bir noktaya geldik ki, hatta Murat Öztürk hocaya dedim ki ben çocuklar konusunda hassasım, hakikaten böyle bir şey olmuşsa ben okula gideyim, çocuğunla görüşeyim, baban ihanet etmedi yanlış yaptı diyeyim, faydası olursa geleyim. ‘Çok isterim’ dedi. ‘Tamam’ dedik. Siz pişmansanız camiadan özür dileyeceksiniz, bir açıklama hazırlayın, bize iletin, sonra bunu açıklayalım ve bu konuyu kapatalım. Hatta aileleriniz sıkıntıya girmesin diye belli bir süre maaşlarınızı da ödeyelim çünkü yaptığınız hatada onların suçu yok. Hal böyleyken birdenbire basına o günkü toplantıda yaptığımız konuşmalar bir medya mensubu üzerinden basında yazıldı. Orta yolu buluyoruz, vicdanlı davranıyoruz, kimse zarar görmesi babında… Bunlar yine dayanamıyorlar, birebir olmasa da birebire yakını basında çıkıyor. Bu olay olduktan sonra, ‘Arkadaşlar bu iş bitmiştir, siz kendi yolunuza biz kendi yolumuza’ dedik. Bu konuda biz cevap vermediğimiz için insanlar atıp tutabiliyorlar. Biz az konuşup öz konuşmayı tercih ediyoruz. Buna alışacaklar ve daha sağlıklı bir iletişim mekanizması kuracağız. 'SİZ KENDİ YOLUNUZA, BİZ KENDİ YOLUMUZA DEDİK' Gelelim bu arkadaşların durumuna. Şu an mesajlaşarak özür diliyorlar. Affedin diyorlar, çocuğunun resmini falan yolluyor. Beni de nereden yakalayabileceklerini biliyorlar. Bu kabul edilebilir bir olay değildir. Bunu böyle bilmenizi rica ediyorum. Şimdi de şöyle bir hava yaratıyorlar; 5 saat konuştular, açıklama yapmıyorlar, çocuğunun okuluna gidecekmiş, bunlar pişman… Hatta biri, ‘Ali Koç dolduruşa geldi, hata yaptı, hatasının nereden döneceğini bilmiyor.’ Hakikaten vicdandan, merhametten de anlamıyorlar. O yüzden, ‘Siz kendi yolunuza, biz kendi yolumuza’ dedik. Bundan sonra süreç nasıl gelişir bilmiyorum ancak bu kadar olağan dışı bir olayı sanki çok olağanmış gibi medyadaki ağabeyleriyle pozisyonlandırmak aslında Türk futbolunun yozlaşmasının en güzel örneklerindendir. Bunu özel sektörde yapsanız endüstriyel casusluğa girer. Hukukçu arkadaşlara sordum durum nedir diye, birçok cevabı var. Bizi şöyle tenkit edebilirsiniz; ‘Başından kadroda tutmasaydınız.’ Bizi bununla yargılayabilirsiniz ama bunun dışında bu süreçte pek hatamız olduğunu düşünmüyorum. Bu bilgilerin niye sızdırıldığının cevabı yok. Yollayan varsa alan da var. Şimdilik bekliyorum. Bilgiler yollandı diye bu iş geçilemez. Medyadaki insanlara da söylüyorum, işin ciddiyetini anlayın, magazin dedikodularından daha çok Türk futbolu nasıl kalkınır, niye gerideyiz, niye finansal açıdan bu durumdayız diye araştırın. Çay kahve içip böyle haberler üretip insanları rencide etmek… Bizim ciddi bir işimiz var. 111 yıllık kulübü ayakta tutmaya çalışıyoruz. İşin ciddiyetini anlayın. Bu işin iki tarafı var, yollayanı da var, alanı da var. Alan taraf da kınıyorum diyebilir. Bekliyorum. HABERCİLİK YAPTIĞINI SANAN KÜÇÜK İNSANLAR Bir diğer konu, yöneticiler kavga ediyorlarmış. Hatta iki tanesi önümde tekme tokat birbirlerine girmişler. Ben seyretmişim, sonra birinin tarafını tutmuşum. Sonra onunla Brüksel’e maça gitmişim, diğeri gelmemiş. Bundan mesaj çıkıyor. Ne bir kavga var, ne tekme var, ne tokat var. Tekme tokat zaten bizim gibi insanların arasında olmaz da… Yani böyle görüş ayrılıkları… Bunlar nereden çıkıyor. Sonra diğer iki arkadaş da çok ağır tartışmalar yapmışlar. Bu insanlar 2-3 ayda benim kredimi yok etmişler, ben seçime gitmeliymişim, yeni yönetim kurulu yapmalıymışım. Uçuklar bunlar işte. Bağışıklık sistemi yavaşladığı zaman ortaya çıkan bölücü, yaralayıcı, kuşku verici haberler yapıp habercilik yaptığını sanan küçük insanlar bunlar. FENERBAHÇE'YLE VAR OLANLARLA FENERBAHÇE İÇİN VAR OLANLAR ARASINDA BİR MÜCADELE İçiniz rahat olsun hiçbir sorun yoktur. Herkes fedakarlıkla, özveriyle ailelerinden feragat ederek Fenerbahçe’ye hizmet etmeye çalışmaktadırlar. Şunu çok iyi anlamanızı istiyorum. Sportif mücadelenin dışında burada şöyle bir mücadele var; Fenerbahçe’yle var olanlarla, Fenerbahçe için var olanlar arasında bir mücadele var. Bu olaya dönersek bu işi ortaya atan zat, zamanında ‘Emenike’nin para sayma görüntüleri var’ diyen zat. Bu kişiye bakarsak zaten işi hayal dünyası, garip garip arkasında duramayacak hiçbir doğruluğu olmayan bilhassa Fenerbahçe’ye karşı haberler yapmak. Bizden önceki yönetime de yapılmış. Bu insanların yalan söylemelerinin, gerçek dışı haber yapmalarının hiçbir bedeli yok. Ne hayatları değişiyor, ne iş verenleri yaptırım uyguluyor. Bizler burada her türlü fedakarlığı, çoluğumuzun, çocuğumuzun rızkını, kendi itibarımızı riske ediyoruz, bu insanlar spora da hiçbir katkı sağlamayıp dedikodu yapıyor, yalan yanlış şeyler söylüyor. Aslında üzüldüğüm nokta; bazı taraftarlarımızın, camiamızın bundan etkilenmesi. Yoksa benim hiç umurumda değil. Bunlar ne Fenerbahçe’nin gidişatına bir şey yapabilirler, ne de başka bir şey. Bunları bilmenizi istiyorum. Türk futbolu bir yere gelecekse, medya mensupları da bu paralellikte değişim sağlamak zorunda. Yoksa böyle gitmez. 1959 ÖNCESİ ŞAMPİYONLUKLAR KONUSUNA CAMİAMIZIN HER KESİMİ HASSAS Yönetim Kurulu Üyemiz Metin Sipahioğlu’na teşekkür ederim. 1959 öncesi dönemindeki şampiyonluklarımıza gelelim. Metin Bey seçim süresi boyunca bu konuyu çalıştı. Hatta eski yönetimimiz de bu konuyu çalıştı. Metin Bey, o yönetimimizin kurduğu komitede vardı. Bu kapsamlı çalışmayı web sitemizde yayınladık. Henüz görmediyseniz hararetle görmenizi rica ederim. Çok iyi yapılmış bir çalışma. Tezler, karşı tezler, bütün gerekçeler orada duruyor. Bu, zaman alacaktır. Bu yönetimler üstü bir konudur. Fenerbahçe Spor Kulübü yönetiminde kim varsa bu konunun üstüne gitmelidir. Biz ilk adımları attık. Şunu söylemek istiyorum, TFF tarafından 1924 yılı itibariyle resmi olarak oynatılan Türkiye şampiyonaları, o dönem forma giyen, gol atan, efsane olan hatta bazılarının bugün lige adını verdiğimiz isimlerin kazandığı şampiyonluklar göz ardı edilemez. Bu akıl ve mantık açısından mümkün değildir. Bu konu er ya da geç sonuçlandırılacaktır. Bu konu sadece Fenerbahçe’yi ilgilendirmemektedir. Başka takımların da o dönemde şampiyonlukları söz konusudur. Aradaki fark ise Fenerbahçe’nin rakiplerine göre daha fazla şampiyonluğunun olmasıdır. Belki benzer sayılarda olsaydı bu konu bu kadar bekletilmezdi. Camiamızın her kesimi bu konuya hassas. Her kesimi bu konuyu sahipleniyor. Camiamıza teşekkür etmek istiyorum. Bu teşekkürle beraber aynı zamanda birçok tarafsız spor yazarı ve kamuoyunun tarafsız kesimi bu konuyu sahiplenmiş durumda. Bizim ve diğer kulüplerin haklarının olduğunu savunuyorlar. Onlara da teşekküre diyorum. Zaten tablo açık ve net. Konuya tarafsız yaklaşan herkesin görüşü kuşkusuz aynı olacaktır. Bundan sonraki süreç camia olarak medyada falan bağırıp çağırarak değil, ilgili mercilerle, kurumlarla oturmak konuşmak, ikna etmek, başka kulüpleri yanımıza çekmek. İnşallah muvaffak oluruz çünkü ülkemizde her zaman akıl ve mantık işlemiyor. 3 TEMMUZ KUMPASINI TÜRKİYE GÖRDÜ, FENERBAHÇE'YE HAKKINI GERİ VERİN 3 Temmuz konumuz var. Artık çok uzadı bu iş. Hiç mantığı yok. Bu işin kumpas olduğu Türkiye tarafından görüldü. Çok fanatikler haricinde taraflı tarafsız herkes bu konuyu gördü. Fenerbahçe Spor Kulübü dimdik ayakta durdu. Sadece Fenerbahçe dimdik ayakta durdu, sokağa döküldü bu yapıya karşı. Birçok kesim, birçok insan, birçok kurumun hayatı karartıldı kumpaslarla. Birçoğunu telafi etmek bile mümkün değil. Artık bu camianın hakkını verin. Bunu talep ediyoruz, rica ediyoruz, bekliyoruz. Sebebi ne olursa olsun bu kadar uzamamalı. Ne olursa olsun bu davadan vazgeçmeyeceğiz. Sonuna kadar peşindeyiz. Biz derken hepimizi kastediyorum. Sadece Yönetim Kurulu ve hukuktaki arkadaşları kastetmiyorum. Bu konuyla ilgili net görüşümü de seçim kazandığımız gün söyledim. Fenerbahçe’ye hakkını geri verin. Artık zamanı gelmiştir. Bunu uzatmanın hiç kimseye faydası yoktur. KOL HER ZAMAN YEN İÇİNDE KALMAZ Kol kırılır, yen içinde kalınır deniliyor. Kalır. İki eş, dost ve akraba iseniz kalır. Milyonları temsil ediyorsanız, ciddi anlamda yanlışlar yapılmışsa, zaman zaman kol kırılır yen içinde kalmaz. Kalmaz ki bir daha bunlar yaşanmasın. SPK’ya teşekkür etmek istiyorum. Burhan bey biraz evvel teşekkür etti. Sermaya artırımı sürecinde çok yardımcı oldular. Yardımlarına ihtiyacımız vardı. Sonuçlandırdık. Sonuçlandırdıktan sonra seçim sürecinde de söyledim. Biz önce fedakarlık yapacağız sonra camia olarak fedakarlık yapmak durumundayız. Hiç ismini cismini bilmediğiniz insanlar, rakamlara girmeyeceğim, ama biz göreve geldiğimizden beri ciddi katkılarda bulundular. Çok rahatlıkla katkı alacağımızı beklediğimiz insanlarla da istediğimiz noktaya gelemedik. Burhan Bey'in, Sevil Hanım'ın bahsettiği kaynak yaratma kampanyası geleceğimiz açısından çok önemli. Az önce ifade etmiştim. Değişim süreci kötü sonuçlardan dolayı etkileniyor. Biz aslında sonuçlar birazcık arzu ettiğimiz gibi olsaydı hemen sermaye arttırımından sonra düğmeye basacaktık. Biraz gecikti ama biz bu işten çıkacaksak üyelerimizin de ifade ettiği gibi birlik beraberlik içerisinde çıkacağız. Sadece sözle değil, aksiyonla çıkarız. Bir öğrenci her ay cep telefonuna 10 lira verir, 100 binlerce insan katılır; bazı insanlar her ay 100 lira verir. Bazı insanlar bin lira verir. Bazı insanlar, 10 bin verir, 100 bin verir. 1 milyon verir. Bu camiada bu güç var. Bu camiada diğer camialar olmayan bu cömertlik var. ÜYE SAYIMIZI HER YIL 10 BİN ARTIRMAK İSTİYORUZ
Biz bunu en küçük rakamlardan en büyük rakamlara kadar katkıda bulunacak insanlara hitap edecek şekilde kurguluyoruz. Bunun bir ayağı üyelik tarafı, üyelikle ilgili de birkaç soru oldu. Geleceğim bu konulara. Biz ilk dönem sonunda 60 bini hedefliyoruz. Evet bazı büyüklerimiz şöyle düşünüyor. Küçük olsun, küçük kalalım. Biz biraz farklı düşünüyoruz. Biz sağlıklı kalalım. Demokratik kalalım. Katılımcı olalım diye düşünüyoruz. O yüzden üye kampanyasını başlattığımız zamanda sizlerden azami destek istiyoruz. Rica ediyoruz. Hepimiz Fenerbahçe’nin birer elçileri olarak bu kampanyaya hizmet etmeliyiz. Bugüne kadar ki rakam iyi bir rakam. 900 küsür kişinin gelmesi. Benim hedefim her sene 10’ar bin, 10 bine yakın bir rakam sağlayabilmek. İnanın tüzüğümüzü tadil ettiğimiz zaman Fenerbahçe Spor Kulübü’nün çıkarları doğrultusunda pozisyonladığımız zaman bu rakamlar kesinlikle tehlike veya sıkıntı arz etmeyecektir. Buna inanmanızı sizden rica ediyorum. Denetleme raporuyla ilgili ben 2011’den itibaren bu toplantılara katıldım. İlk defa böyle bir sunum görüyorum. Size teşekkür ederim. Çok başarılıydı. Burhan Bey'e, Earnst&Young'a ve profesyonel arkadaşlara da teşekkür ediyorum. Çok yoğun çalıştılar. Biz size şu an sadece işin finansal sonuçlarını aktardık. Bu işin başka neticeleri de var. Onları zamanı gelince aktaracağız. Biz sadece resmin kendini aktardık. Hem denetleme raporunu hem de konsolüde raporları arzu eden herkes genel sekreterimizden temin edebilir. Mail ortamı yahutta basılıp size yollanacaktır. İsteyen herkes bunu temin edebilir. Geçmişte bu rakamlar verilmiyormuş herhalde. İstediğiniz şekilde alıp, sorgulayabilirsiniz. Katılmadığınız, anlamadığınız bir konu olursa da genel sekreterliğimizden randevu alıp sizlere bilgileri aktarmaya özen gösteririz. Son konum yine basınla alakalı. Sizinle son buluşmamızdan beri bir basın organıyla, bir grupla sıkıntı yaşadık. Ve biz basına ambargo koymakla suçlandık. Şunu tekrar ifade etmek istiyorum. Biz kimsenin tesislere girmesini yasaklamadık. Kimsenin Fenerbahçe’yi günlük takip etmesini ve kamuoyuna açık olan hususlarda arzu ettikleri takdirde engellemedik. Kimsenin patronunu, editörünü, gazetenin sahibini arayıp şunu işten çıkar, buna ikaz ver, şu haberi yap, bunları yapma da demedik. Demeyiz de. Biz ne dedik. Testiyi taşıyanla, kıranı ayırt edeceğiz. Fenerbahçe’nin medyaya, medyanın da Fenerbahçe’ye ihtiyacı var. Ama demin bahsettiğim kişileri özelimize sokmayacağız, dedik. Özelimiz nedir? Bu toplantı özel değil, herkese açık. Genel kurul herkese açık. İdman, takip eden herkese açık. Stat turu için basın lansmanı yapıyoruz; herkese açık ama Camiaya Sesleniş programına gazeteci çağırıyorsak, sınırlı sayıda medya mensubu çağırabiliyorsak, varız. Sportif direktörümüzle bir yemek düzenlersek, bunda da aynı şeyi uygularız, yani özelimize daha fazla sokmayacağız, dedik.
Hakkımızda işler kötü giderken çok kötü haberler yapılıyordu. Bir tane hocamızla ilgili haber yapıldı. O haberde bir tane Hollandalı gazeteci kaynak gösterildi. O gazetecide çıktı, "Yalancılar, yalan haber üreticileri ben sizden kimseyle konuşmadım; ben böyle bir haber yapmadım" dedi. Türk medyası adına ben utandım. Veya o grup adına diyelim. Ondan sonra da Camiaya Seslenişe çağırmadık. Vay efendim, ne Fetöcülüğümüz kaldı, ne bilmem nemiz kaldı. Siz tabii bunları bu kadar yakından takip etmiyorsunuz. Yaptıkları haberler her yerde kaynakmış. Bu haber dışındaki öbürlerini gösteriyorlar. Diğer internet ve gazetelerde çıkan haber gösteriyorlar. Mesela bugün herkese açık burası. Demin bahsettiğim zat, yöneticilerin kavga ettiği haberini yapan bana sorarsanız; yalancının önde gideni. Buraya akreditasyon için başvurdu. Biz de verdik. Ama gelmedi. Gelseydi söyleyeceklerim farklı olacaktı. Daha fazla söyleyeceğim vardı ama gelmedi. Şunu söylemek istiyorum; bizim medya anlayışımız da öyle ambargo koymak yok. Bazı arkadaşlarım kesinlikle bir daha tesislere sokulmaması gerektiğini düşünüyor. Ben biraz daha şuanda farklı düşünüyorum. Medya konusunda bunu da bilmenizi istiyorum. Onu tesise sokma, buna yasak getir, öyle bir şey yapmadık. Yapmayı da düşünmüyoruz.” dedi. Ardından Yüksek Divan Kurulu Üyelerinin konuşmalarına cevap veren Başkan Ali Koç, şu açıklamaları yaptı: - Selim Ergüler, “Mali tablo moralimi bozdu” dedi. “1.2 milyara ihtiyaç var” dedi. Evet, bu her sene var. Sakın bir seferlik olduğunu düşünmeyin. Burhan beyin sunumunda dikkatinizi çekti mi, bilmiyorum. Basketbolun açığı futboldan çok daha fazla. Rakamsal olarak ve bu Doğuş’un çok değerli katkısı ile beraber daha fazla. Bir de o yok bu sene. Bir onunla mücadele ediyoruz, Fenerbahçe’nin çok büyük bir spor kulübü olduğunun bilincinde bütün sıkıntılara rağmen burada bir bütçe kesintisine gitmedik. Parayı nasıl bulacağız bilmiyorum ama bir şekilde bulacağız. - YDK’nin verimli işletmesi sağlanmalı? Biz en azından denetim kurulu tarafına bizim katkımız var. En azından ben denetim kuruluna ilk tanıştığımız zaman dedim ki, sizin işiniz bizi tasdiklemek değil; sizin işiniz bizi sorgulamak. Yanlış yapıyorsak da çıkıp açıklamak. Bunu söyledim. Çünkü bana sorarsanız da şu içinde bulunduğumuz sıkıntılarda geçmiş denetim kurulunun da büyük bir sorumluluğu vardır. Kim ne derse, desin. - Tüzük tadilat, bu bizim bir önceliğimiz. Pek çok nedenlerle önceliğimiz. Son dönemde iki kere tadilata uğradı. Fenerbahçe'nin daha sağlıklı , daha demokratik ve daha sorgulayıcı bir kulüp olması açısından bizim önceliğimizdir. Ve size şunu temin ederim ki, süreç başladı. Çalışmalar yapılıyor. Neyi istiyorsanız bize yollayın. Şimdiden değerlendirelim. Ama bu ne aceleye gelecek, ne oldu bittiye gelecek; biz camia olarak hazır olmadan sonuçlandırılmayacak. İsteyen herkes katılacak, görüş verecek. Yani size bir gün posta adresinizde görüp, üç gün sonra cevap verin olmayacak. Öyle bir tüzük değişikliği yapacağız ki, çok uzun sürelerde kimsenin tüzükle uğraşması gerekmeyecek. Ben şahsen seçim döneminde yaşadığım haksız rekabetin bir daha kimsenin yaşamayacağına teminat vermiştim. Fenerbahçe Spor Kulübü seçimlerinde en adil, en demokratik seçimler olmalı. Kurullarda görevlerini en rahat bir şekilde yerine getirmelidir. - Eyüp Karadayı, acil şifalar dilerim. İlk defa konuştum diyorsunuz. Kürsüyü işgal etmediniz, onur verdiniz. Şeref verdiniz. İnşallah sizin dediğiniz gibi o örnekler olur. ben olacağına inanıyorum. Çok güzel bir hikaye yazacağız. - Acaba haftaya maç (Galatasaray maçı) dönüm noktası olur mu? Uçakta futbolculara söylüyordum. Dönüm noktası olacağına inanıyorum. İşler ne kadar kötü giderse gitsin, en büyük direnç kaynağımız sizsiniz, üyelerimiz, taraftarlarımız. 2-0’dan sonra Belçika’da tezahüratın daha yükselmesi daha coşkulu olması bunu hocaya anlatıyordum. ‘Gör Fenerbahçe farkını diye. Bizim en büyük gücümüz biziz. Gerisiyle biz her türlü mücadele ederiz. - Köksal Bey de yeni tüzüğe ihtiyaç var, dedi. YDK’nın yetkileri elinden alındı, dedi. Anti demokratik yapıda düzelme yoktur dedi. Bizi mi kastetti, tam bilmiyorum. Biz antidemokratik bir şey yapıyorsak düzelene kadar da bizi ikaz edin. Tüzüğü değiştirmemiz lazım. Bazı üyeler ihraç edildi. Yeniden üyeliğe kabul barış getirecektir, diyor. Katılıyorum. Bizim dönemimizde sadece bir kişi ihraç edildi. O da benim şahsım hakkında çok ağır ifadelerde bulunduğu için sonucu ne oldu bilmiyorum. Onun dışında hiçbir kimse verilmedi. Konuları kişiselleştirmemeye gayret gösteriyorum. İhraç edilenlerin değerlendirmesi yapılacaktır. Herkesin affı söz konusu değil. Mümkün olduğu kadar da yapabileceğimizi yapmalıyız diye düşünüyorum. - Fenerbahçeli olmayan üyeler, evet son dönemde çok arttı. Ve bu üyeler ben de karşılaştım, çekinmeden söylüyorlar. ‘Başka takımı tutuyoruz ama üye yapıldık’ diye. Seçim süreci için. İsimlere girmeyelim, kimsenin alnında da yazmıyor hangi takım tuttuğu. Burada bir filtreleme yapmalıyız. - Sporcuların üyeliği, benim düşüncem bir sporcu spor hayatı devam ettiği sürece hiçbir yere üyeliği bulunmamalı. Çünkü yaşanan sıkıntıları görüyoruz. - Köksal Bey güzel Türkçesiyle bu toplantılara yoğun hazırlığı ile bilinen biridir. Eldivensiz şekilde de görüşlerini paylaşır. Finansal konuları kısa kesiyorum dedi. Keşke Köksal ağabey geçmişte yoğun konuşmalarını finansal konulara derinlemesine girseydin de biraz daha çünkü sen konuştuğun zaman insanlar dinliyorlar. Sen büyüğümüzsün. Tecrübelisin. O yüzden geçmişi bırakıp bizleri her zaman ikaz etmelisiniz. - Ali Şen Başkan Fenerbahçe Şampiyon benzetmesi, inşallah temennin doğru olur. İnşallah o günleri de görürüz. - Dereağzı sporcu cemiyeti. Şimdi buna değinmek istiyorum. Çok doğru söylüyorsunuz. Dereağzı yeni sahalar gerekmekte, doğrudur. Locmanlar baştan aşağıya yenilenmek durumunda. Biz bir çalışma yaptık. Dereağzını zorlarsan 5 saha çıkıyor ama her şeyi çıkartırsan. Onun yerine dedik ki, futbol çıksın, her şey Dereağzı’nda kalsın. Çünkü bakın Anderlecht’te gittik, bizim yarımız kadar bütçeleri var. Geçen sene 15 milyon Euro harcamışlar altyapıya. Yeni sahipleri 30 milyon Euro harcayacaklar. Bizim de altyapımızı baştan aşağıya değiştirmemiz lazım. Hesaplarımıza göre 7 sahaya ihtiyacımız var. 7’sis oraya sığmıyor. Velev ki sığıyor, bütün oradaki şubelerimize yepyeni yerler bulmamız gerekiyor. Hangisi daha kolay diye baktığımızda Futbol şubesinin çıkıp yerine diğer şubelerin daha rahat modern imkanlar içinde kalmalı. Bu konsept aşamasında. yer lazım para lazım. İsmini vermek isteyen bazı iş adamları var. Onların desteğiyle bunu yapabiliriz diye düşünüyorum. Hakikaten Köksal ağabeyin dediği gibi Dereağzı spor cenneti, daha da olmalı. - Suat bey kendine has üslubuyla geldi. Az konuştu, öz konuştu. Alkışı aldı. Kendini biraz formsuz bulsa da gayet formdaydı. Desteğiniz için teşekkür ederiz. biz de böyle düşünüyoruz. Osman Atakan Tekin bizi mahcup ettiniz. Aldığınız davetiyeden dolayı sizi tebrik ederim. - Erdoğan bey, evete tartışmasız en büyük spor kulübü. Dünya’da eşi benzeri olmaya kulüplerden. Gittiğimiz her yerde soruyoruz. Bizim kadar çok oyuncuya, branşa, taraftara, üyeye tanık olmadık. Bilmenizi istiyorum ki, bu şartlarda devam ettirmeye çalışıyoruz. Diğer şubelerinm bütçelerinin karşılanması için var gücümüzle çalışıyoruz. - Muhasebe olarak verilen ihziyattan memnunum dediniz. Çok teşekkürler. Bizler de sizlerin memnun olması için bunları yapıyoruz. Biz sizlerin emrindeyiz. Bu camiayı daha iyi noktaya getirmek için geldik. Şeffaf olmak açık olmak çok önemli. Bir bnebze olumlu geri dönüş almak beni çok mutlu ediyor. - Haluk Burcuoğlu’nun konuşmasıyla ilgili; Haluk beyi çok severim. 3 Temmuzda çok yakınlaştık. Haluk bey orada güruh dedi. Dememesi lazım. Yoksa herkes konuşmalı. - Üyeler tribünde taraftar oldu diyorsunuz. İnanın demokratik bir seçim olsaydı, eşit şartlarda olsaydı bu kadar tepki olmazdı. Katılıyorum üyelerin sorumlukları çok daha fazla. Bu sorumluluğun bilincinde hareket etmemiz lazım. Taraftarlar bu kulübü büyük yapanlardır, bizlerde taraftarların resmi elçileriyiz. - Disiplin kurulu, genel kuruldan seçilmiyor. YDK’ya bağlı olarak çalışması doğru değil. Katılıyorum, inşallah yeni tüzükte bunu sağlayacağız. Organların rahat çalışabilmesi dediğim de bu. - Yabancıların hem sayısından hem de kalitesinden bahsetmek lazım. Aldığı paralar ve kalitelerine baktığınız zaman sıkıntılı bir durumdayız. Bu zihniyet değişikliğinden geçiyor. Bir takımın yapmasıyla da olabilecek bir şey değil. Veysi Boyraz bey spor lisesinden bahsetti. Biz bunu devlet olarak, kulüpler olarak, federasyonlar olarak, okullar olarak topyekun değiştirmeliyiz. Sporcu olacaksın iyi eğitim alamazsın. İyi eğitim alacaksın, sporcu olamazsın. Bunu yıkmamız lazım. Yapısal bir değişim gerekiyor, o yüzden devlete ihtiyacımız var. Bütün paydaşların katılımına ihtiyacımız var. - Futbolcular Fenerbahçe’de oynadıklarının farkında değil diyorsunuz. Bütün mesleklere bakın en çok para kazanıp en mesai harcayan mesleklerin başında futbol gelir. Birde Fenerbahçe’de oynamayan vir futbolcu olmak bilinci, birde Fenerbahçe’de oynamak bilinci var. İnşallah ileriye dönük olarak da bizler bu bilinci çok daha iyi aşılayabiliriz oyuncularımıza. Oyuncuların da sorumluluklarının farkında olması gerekir, diyorsunuz. Katılıyorum size. - Şunu da söyleyeyim size. Diğer kulüp başkanları ile bir araya gelin diyorsunuz. İletişim kanallarının hepsi açık. Gerek kulüpler birliği, gerek diğerleri. Başkanlarla bir araya geliyoruz. Pek çok konuyu istişare ediyoruz. Bir diyalog var. Seçim döneminde de dedim. Bir kulüp bu işi çözemez, bunu hep beraber çözeriz. Bu ortam var. İnşallah o ortama katma değeri sağlayabiliriz. Endişe edilecek pek çok konu var. Muhaffak olabilir miyiz, garantisi yok. İnşallah muhaffak oluruz ki bizden sonraki yönetime çok daha sağlıklı bir yapı bırakabiliriz. - Diğer rakiplerimize istinaden 30 milyon bütçesi olan basketbol şubemiz var. Bir üniversitemiz var. Üniversitemiz her ay 2 milyon, 2.5 milyon lira kaynak lazım. Ne yapabiliriz diye Fenerbahçe dışındaki kurumlarla da üniversite ilgili görüşüyoruz. - Selahattin bey, evdeki hesap çarşıya uymadı dedi. Destekleyici konuşma yaptı. Öncelikle ona teşekkür ediyorum. - Türk lirası biz göreve geldikten sonra yüzde 30 değer kaybetti. Geçen yıldan beri yüzde 90. Çetin bir yoldayız. - 10 Kasım için kulüp bazında bazı uygulamalarımız olacak. - Sosyal tesislerimizin adı Mustafa Kemal Atatürk olsun. Getirin konuyu ben yani bu değerlerle yoğrulmuş, bu terbiyeyle yetiştirilmiş biri olarak başkanlığımda böyle bir şey olması bana müthiş gurur verir. Siz getirin oylayalım, yapalım. - Ahmet Yüksektepe, çok naziksiniz. Teşekkür ederim. Fenerbahçe’nin üçüncü büyük başkanı olmak için çok çok işler çıkarmak lazım. - Oyuncularımızın başarılı olabilmeleri için her türlü ortamı sağladık. Büyük kulüpler açısından oyuncularına borcu olmayan tek kulüp biziz. En sağlıklı ortamı da sağladığımızı düşünüyorum. İnşallah meyvelerini de toplarız. - Ufuk Aydın, kendine has, medeni cesaretinize teşekkür ederim. Sonuçlar değişecek. Brüksel’de söyledim. Rakibimizin İstanbul’daki kötü sonucundan sonra tepkileri gördüm. Kendi taraftarımızın bize yaklaşımını görüyorum. Hakikaten farklı kulübüz. İnşallah bu desteği devam ettirebiliriz. - Ne kadar şeffaf olursak o kadar hesap verebiliriz. En iyisini yapmaya çalışıyoruz. - UEFA ile yaptığım konuşmada onları gözündeki en büyük sıkıntı dernek yapımız. Kimse sahibi değil. Bu bir tarafta çok kuvvetli bir unsur, bir tarafta zayıf unsur. Çünkü bilemiyorlar. Seninle bir anlaşma yaparlar belki 20 gün sonra, belki 1 ay sonra, belki 6 ay sonra yoksun. Kulüp sahipleriyle ise oturduklarında çok rahat çalışabiliyorlar ama biz hep böyle kalalım. - Mustafa Onbaşı biz neler gördük dedi. Deneyimli bir muhasebeci olarak. Keşke öyle olsa. Borç vız gelir, tırs gider dedi. - Ogün bey de son olarak Beşiktaş ve Galatasaray’dan daha iyi durumdayız dedi . Rakiplerimizin de , sadece rakiplerimizin değil tüm Türk futbolunun büyük sorunu var. Bunu ilk milletvekili Saffet Sancaklı gündeme getirdi. Ben seçim sürecinde gündeme getirdim. Göreve geldikten sonra devam ettik. Son olarak Trabzonspor detayları daha fazla açıklamaya başladı. Hepimiz sıkıntı içindeyiz. İnşallah aşarız. - Altyapı çok farklı olacak. Daha başlamadık. Kötü sonuçlar değişimi geciktiriyor, enerjimizi alıyor. Altyapı çok farklı olacak. Hepiniz gurur duyacaksınız. Bu ilk dönemimizde olacak. - Cumhuriyet Bayramımızı kutlayacağız. 95. yılımızı kutlayacağız. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde birlikte Cumhuriyeti kurarken büyük mücadeleler büyük fedakarlıklar ve şehitlerimiz oldu. 95. yıl dönümünü kutluyoruz. Ne yazık ki bugün de iki şehidimiz var. Allah rahmet eylesin, ailelerine sabır diliyorum. Aziz vatanımız adına şehit olmuş tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize de minnetlerimizi iletiyoruz. 95. yılımız kutlu olsun. Cumhuriyetimiz ilelebet yaşayacaktır. İnşallah yarın akşam çıkışımız başlayacak. Bir gün önceden Cumhuriyet Bayramımızı kutlamaya başlayacağız. Sağ olun, var olun."
25 EYLÜL 2026 CUMA 11:30 Formula 1 Azerbaycan GP Antrenman Turları - 3 ...
!doctype>
Copyright (DMCA)
Sitede yer alan tv yayın ve/veya logolarının içeriğinden Sportrendy sorumlu değildir ve hakları kendilerine aittir. Sportrendy embed teknolojisini kullanarak kendi resmi sitelerinden yayın yapan tv kanallarını biraraya toplamak için kurulmuştur. Tüm hakları kendilerine aittir. Kaldırmamızı talep ettiğiniz yayın ve/veya logo`yu İLETİŞİM kısmından irtibata geçerek bildirebilirsiniz. En geç 3 gün içinde değerlendirilip gereken işlem yapılacaktır.
ABD, Kanada ve Meksika'nın ortak düzenlediği 2026 FIFA Dünya Kupası finalinde İspanya ile Arjantin karşı karşıya geldi. İspanya, 2026 FIFA Dünya Kupası finalinde normal süresi golsüz eşitlikle sona eren maçta Arjantin'i uzatmalarda bulduğu golle 1-0 mağlup ederek 16 yıl sonra yeniden dünya şampiyonu oldu. İşte Dünya Kupası maç sonuçları ve maç özetleri...
Dünyanın en çok izlenen liglerinde 2026-2027 sezonunun başlamasına sayılı haftalar kaldı. Sezon öncesinde sporseverlerin cevabını en çok merak ettiği soruların başında ise "Hangi Lig Hangi Kanalda?", sorusu geliyor. Makalemizde; UEFA Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi, Euroleague, Formula 1, NBA, İngiltere Premier Lig, İspanya La Liga gibi majör organizasyonların da dahil olduğu tüm liglerin Türkiye yayıncılarına mercek tutuyoruz...
Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!