TV İZLE

Canlı TV'ler burada...

Aromaterapi, Fitness ve Beslenme: Doğal Yağlarla Bütüncül Sağlık Rehberi

Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!

BYD HAN | Test Sürüşü

BYD HAN 3.9s | Avrupalı Premium otomobillere kafa tutar mı?

En Seksi Voleybol Frikikleri

Birbirinden seksi voleybolcular plajda ve salonlarda ter dökerken zaman zaman da verdikleri frikiklerle yürek hoplatıyorlar…

TV’de Spor Ekranı

TV’de Spor Ekranı ile TV'de canlı spor yayınları ve canlı maçlar hangi kanalda öğrenin.

UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri

2024-2025 UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Vodafone Sultanlar Ligi'nde biten transferler (2026-2027 sezonu)

Vodafone Sultanlar Ligi ekipleri, 2026-2027 sezonu öncesi kadrolarına takviye yapıyor. İşte şu ana kadar biten transferler...

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri​ TRT farkı ile burada ...

UEFA Avrupa Ligi Maç Özetleri

UEFA Avrupa Ligi​ Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

proje etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
proje etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2024 Salı

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek 'TRT SPOR Özel Yayın' - (Full Video | 11 Haziran 2024)

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek 'Özel Yayın' | Erden Timur, Bankalar Birliği, Okan Buruk, Transfer


Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Erden Timur'un ayrılma sürecini TRT SPOR'a değerlendirdi. "Erden'e devam etmesi gerektiğini söyledim" diyen Özbek "Kendisi işleriyle alakalı durumlar nedeniyle bu dönemde olmayacağını söyledi" ifadelerini kullandı. 

Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, şampiyon oldukları sezonu, gelecek sezon planlamalarını ve Türkiye Futbol Federasyonu'nda yapılacak olan seçim sürecini TRT SPOR'a değerlendirdi.

Zorlu bir dönemi geride bıraktıklarını ifade eden Özbek "Yarış iki takım arasında geçti, daha keyifli bir sezon olabilirdi" dedi.

2025 yılında 25'inci şampiyonluğu hedeflediklerini de belirten Galatasaray Başkanı, yeni sezondaki transfer planlamalarını da açıkladı.

Takımın 3 ya da 4 takviyeye ihtiyaç duyduğunu belirten Özbek "Şampiyon kadrodan kimseyi satmayı planlamıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Erden Timur'a devam etmesi gerektiğini söyledim" diyen Özbek "Kendisi işleriyle alakalı durumlar nedeniyle bu dönemde olmayacağını söyledi" ifadelerini kullandı.

Galatasaray'da yenideb başkan seçilen Dursun Özbek'in TRT SPOR'a yaptığı açıklamaların detayları şöyle;

24. şampiyonluğa ulaştıkları 2023-2024 sezonunu değerlendiren Dursun Özbek, "Çok zorlu bir sezon geçti. Daha keyifli olabilirdi. Yarış 2 takım arasında geçti. Küme düşme potası çok daha keyifliydi. Heyecan son dakikaya devam etti. Üstteki iki takımın da Şampiyonlar Ligi'ne katılması garantiydi. Puan farklarının bu kadar olması iyi değildi. Umarım gelecek sene daha çok takım şampiyonluk yarışında olur. Geçen seneden kurduğumuz çok iyi bir takım kurduk. Şampiyonluğu daha erken ilan edebilirdi. Hocamı, teknik ekibi ve emeği olan herkesi tebrik ediyorum. Taraftarımız her zaman yanımızda oldu. Hep 50 bin kişiye oynadık. Başarılı bir sezon geçirdik. Önümüzdeki sezon bir tık daha yukarıya çekeceğiz." dedi.

"2025'te hedef 25. şampiyonluk"

Özbek, UEFA Şampiyonlar Ligi'ndeki performanslarının kötü olmadığını kaydederek, şunları ifade etti:

"Bu sene Şampiyonlar Ligi'nde play-off'u geçmek istiyoruz. Yeni bir format var. Bu sene Galatasaray'ın Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olması lazım. Ona göre çalışmalarımızı yapıyoruz. İç saha maçlarımız çok talep görüyor. Acaba stadın kapasitesini artırıcı önlemler alsak mı diye düşünüyoruz. Galatasaray'ın stadı 70 bin kişilik tasarlansaydı takımımız 70 bin kişiye oynayacaktı. Geçen seneki gelirimizi 2'ye, 3'e katladık. Galatasaray'ın seyiri güzel oynamasından dolayı talep artıyor. Localarımız dolu ve 70 tane bekleyen var. Talep artıyor. Bu Galatasaray'ın seyirciyi memnun ettiğini gösteriyor. Kombine satışlarını bıraksak bir günde bitecek. Kombinelere olan talebi regüle etmek lazım. Fenerbahçe maçında gördük. Gelen taraftarın takımı desteklemesi lazım. Tesadüf bir gol yedik, bir hafta daha uzadı. Belki uzaması iyi oldu. Sonunda her zamanki gibi Galatasaray şampiyon oldu. Galatasaray'da şampiyonluklar alışkanlık haline geldi. Yönetim olarak çok memnunuz. 2 sene üst üste... 2023'te 23. şampiyonluk, 2024'te 24 şampiyonluk... 2025'te de şampiyon olmak istiyoruz. Yıldızlar öyle söylüyor, 2025'te 25. şampiyonluk."

"Erden genç bir kardeşim. Çok da hassas bir kardeşim"

Dursun Özbek, Sportif AŞ Başkan Vekili Erden Timur ile ayrılık sürecinde yaşananları da anlattı.

Erden Timur'u kendisinin göreve getirdiğini hatırlatan Özbek, "Erden 2016'dan beri forma sponsorumdu. Onu kulübe ben davet ettim. Rahmetli Mustafa Cengiz döneminde de Galatasaray'a katkısı devam etti. 2022'de 'Gel beraber çalışalım' dedim. Başkan olarak sorumlu sizsiniz. Günün nihayetinde hesap başkana sorulur. Hiçbir eksikliği olmadan bu görevde başarılı olması için elinden geleni yaptı ve başarılı oldu. Ona devam etmesi gerektiğini, taraftarın beklentisinin de bu yönde olduğunu söyledik. Ailevi ve işiyle ilgili problemleri olduğunu söyledi ve girmeyeceğini söyledi. Bu dönemde girmeyeceğini söyledi. Galatasaray'ın futbol aklı... Erden kardeşimi göreve getirdiğimde böyle bir görevi beklemiyordu. Erden ile yaptığımız projeler farklıydı. Bu sene görevi kabul etmedi. Kendisinin şikayet ettiği konuların başında kulübün siyasetiyle alakalı... Buna alışmak lazım. Galatasaray'ın etik değerleri 500 seneden geliyor. Galatasaray bu şekilde büyüdü. Bu doğal. Bu eleştirilerden etkilenip küsmek son derece yanlış. Erden genç bir kardeşim. Çok da hassas bir kardeşim. Bu hassasiyetine bağlı olarak eleştirilerden çok etkilendi. Galatasaray'a hizmet etmek istiyorsanız eleştiriye alışmanız lazım. Zaman içinde yapılan eleştiriler doğru mu yanlış mı ortaya çıkıyor." ifadelerini kullandı.

6 Haziran 2024 Perşembe

Fenerbahçe Başkan Adayı Aziz Yıldırım 'TRT SPOR Özel Yayın' - (Full Video | 06 Haziran 2024)

Fenerbahçe Başkan Adayı Aziz Yıldırım 'Özel Yayın' | Mourinho, İsmail Kartal, Projeleri, Transfer...

Fenerbahçe Başkan Adayı Aziz Yıldırım, yapılacak olan başkanlık seçimi öncesi gündeme ilişkin soruları yanıtladı.


Fenerbahçe'nin eski başkanlarından ve sarı-lacivertli kulüpte hafta sonu yapılacak olağan seçimli genel kurulda başkanlık için aday olan Aziz Yıldırım, TRT SPOR'da soruları yanıtladı.

İşte Aziz Yıldırım'ın konuşmalarından bazı dikkat çeken satır başları:

- Fenerbahçe'de liderlik sorunu var.

- Süper Kupa'da sahaya çıkan Fenerbahçeli genç futbolculara yazık oldu.

- Biz kavga istemiyoruz, birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var.

- Jose Mourinho gibi bir teknik direktörün gelmesine hepimizin sevinmesi lazım. Benim ve arkadaşlarımın yüzde bir payı varsa mutluluk duyarız. Her şey Fenerbahçe için.

- Ortega, Maradona'dan sonra en sevilen isimdi, getirdik. Hooijdonk Hollanda'nın markasıydı getirdik. Anelka 26 yaşında geldi. Roberto Carlos, Alex geldi. Biz böyle oyuncular getirdik.

- Biz seçilirsek ve Jose Mourinho da Mario Branco ile devam etmek isterse, devam ederiz.

- İsmail Kartal'ı ben antrenör yaptım.

- UEFA Başkanı Ceferin, benimle görüşmek istedi ve görüşmeye gittim. Ona orada 'En büyük şikeci UEFA dedim' kaldı. UEFA kim ya! Sanki TFF'den bir farkları var.

- 6 yılda sporculara 194 milyon euro para harcadılar. 'Satış var', ne var satış? Eljif Elmas'ı ben aldım. Bütün oyuncuları sattılar daha ilk seneden. 50 milyon futbolculardan 2 milyon da basketbolculardan geldi. Sermaye artırımından 25 milyon geldi. Bunları düş o zaman benim borcumdan. Borç var, mal varlığı yok.

- Banka borcunun kapanması lazım. Yoksa Fenerbahçe her sene 70 milyon dolar civarı faiz ödeyecek. Yoksa 5 sene sonra ana paranın üstüne çıkar. Bunları çözmemiz lazım. Her şey Fenerbahçe için.

- Fenerbahçe'de vagon devrildi, başka bir yola gidiyor artık. Benim vaadim şampiyonluk, bunu diyebilen başka biri var mı?

- Biz kongreyi Şekip Bey'in yönetmesini istiyoruz. 2011'de gitti Metris'te bu kulüp için yattı. Bir tanesi gitsin 1 hafta yatsın bu kulüp için göreyim. Ben 186 seneyle yargılandım, bir gün boynumu eğmedim. Şekip Bey bunları yaşamış bir insandır. Divan Başkanı'na saygı göstereceksiniz.

12 Eylül 2022 Pazartesi

Spor ekonomisi ve dijital medya pastası

Spor sektöründe her geçen gün artan dijitalleşme süreci, trend sosyal medya akımları, spor branşlarını daha iyi tanımamıza, ilgi görmesine neden olduğunu görebiliyoruz.

Gerek sporcuların bireysel sosyal medya kullanımları, gerekse kulüplerin kurumsal hesaplarından ilginç paylaşımlar kitlelerin ilgi alanlarını şekillendirdiğini ve süreç takibini sağladığını başardığını görebiliyoruz. Bu konuya spor ekonomisi penceresinden baktığımızda dijitalleşmenin artarak devam edeceği ve spor ekonomisi alanında bir hayli büyük yer alacağını görmemek elde değil. Peki bu mecranın spor endüstrisine katkısını nasıl olabilir.? Artan maliyetler, global ekonomik süreçler, dijital mecranın stratejik önemini artarak gösteriyor diyebiliriz. Sektörün, sürekli artan sporcu maliyetleri, büyük etkinlikleri düzenleme maliyeti, organizasyonel giderler ve bir çok spora özgü giderlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan finansal zorluklar artık bir sır değil.

FC Barcelona gibi büyük bir geleneksel güç merkezinin bile finansal zorluğun eşiğine getirildiğine şahit olduk ve oluyoruz. Taraftarların stadyumlara, konserlere ve büyük etkinliklere katılmasıyla sektöre etkilerinin gücünü tekrar hatırladığımız bir dönemi yaşadık. Bununla birlikte, coşkudan yararlanmaya çalışan markalardan yeni bir ilgi geliyor. Spor ve eğlencenin nasıl ticarileştirilebileceğini yeniden düşünmemiz gereken bir noktaya geldik. Hali hazırda küresel ve yerel olarak ortaklıklara yatırım yapan bu kadar çok marka varken, bir endüstri olarak neden geleneksel sponsorluk bütçelerinde görülenden dört kat daha büyük bir fırsattan yararlanan etkili ortaklıkların önemini artık görebiliyoruz . Dijital gelirleri yalnızca bilinen ve çok kullanılan sosyal medya mecraları değil ,izleyiciler hakkında çok daha derin bir anlayışa sahip olmak gerekir. Bu markalara hâlâ yalnızca, şişirilmiş sosyal medya takipçilerinin sayısına, standart avantajlara ve genellikle belirsiz dijital ölçümlere odaklanan doğrusal ortaklıklar sunulmaktadır. Bu tür anlaşmalar çoğunlukla markaların mevcut pazarlama stratejileriyle örtüşmüyor. Spor hakları sahiplerinin, markalara sağlayabileceği doğrudan etkiye dayalı olarak ölçeklenebilir gelir için gerçek bir kapasite eklemek için ortaklıklara yaklaşımlarını geliştirmeleri için bir fırsat var. Daha geniş dijital pazarlama endüstrisi şu anda büyük değişikliklerden geçiyor ve spor organizasyonları aslında markaların hedef kitleleriyle etkileşim kurmanın, büyümenin ve onlarla bağlantı kurmanın daha etkili bir yolunu sunmak için çok iyi bir konumda bulunuyor.

Yapılan araştırmalara göre her yıl markalar tarafından dijital reklamcılık için harcanan 378 milyar ABD doları ile sektörel bazda hedeflenmesi gereken fırsatı da temsil ediyor. Örnek olarak Lionel Messi'nin Paris Saint-Germain ile yaptığı anlaşmayı alırsak. Bu transferin, kulübün sosyal takibini yüzde 26 oranında artırdığı bildirildi. Kuşkusuz, PSG'nin geleneksel kaynaklardan elde ettiği gelirde de bir artış olacaktır, Bir iş ortaklığı merceğinden bir hedef kitleyle konuşmak, markaların ücretli medya, içerik katılımı, veri toplama ve doğrudan yanıt reklamcılığında performansında (ortalama olarak) 2,27 kat artış sağlayabilir. Markalara dijital ve veri varlıklarının etkinleştirilmesi için özgün bir çözüm sunan spor organizasyonları, kendi büyümeleri, ortaklık başarıları ve gelişmiş taraftar deneyimi için bir çark yaratacak. İspanya LaLiga, LaLiga Tech'in piyasaya sürülmesiyle bu yaklaşımın potansiyel ticari faydalarını fark etti. Herhangi bir spor hakkı sahibinin, siz ve ortaklarınız için daha fazla değeri hızla ortaya çıkarmak ve kendi büyümenizi hızlandırmaya yardımcı olmak için atabileceği adımları planmış durumda.Bunları şu şekilde derlemişler.

Tüm varlıklara değer verin; Tüm dijital, içerik, sosyal ve medya yerleşimlerinize değer verin, ardından ortaklarınız için tanımlanmış bir sonuç sağlayan dijital aktivasyon stratejileri oluşturun. Bir ajans gibi düşünün; Ortaklarınıza tüm varlıklardan nasıl yararlanabileceklerini ve ortaklık yoluyla onlar için bir iş sorununu nasıl çözeceğinizi gösterin. Bu aynı zamanda, anında etki göstermek için ortaklarınıza gerçek zamanlı olarak sağlayabileceğiniz kendi veri toplama ve hedef kitle iç görülerinizi de hızlandıracaktır. Performans teşvikleri; Tanımlanmış bir hedefi aşmak veya doğrudan ticari başarıyı ortaklık ücretine ek olarak paylaşmak için bir anlaşma, bir marka için herhangi bir ortaklığın riskini azaltabilir, hak sahipleri için proaktifliği ödüllendirebilir ve tüm taraflar için ölçeklenebilir uzun vadeli gelir yaratıyor .

Özetin özeti: Spor sektöründe dijital süreçlerin sektöre değer katması, ekonomik kazanımlar için sürdürülebilir bir strateji sağlanması kurumsallığın gereği olduğunu düşünüyorum. Fark yaratmak, markaların her düzeyde sektöre sürekli yatırım yapması için spor sektörünün hızlı bir dijital planlamaya ihtiyacı var.

Kaynak : Seçkin Renklibay / TRT SPOR 

23 Şubat 2021 Salı

"Türk futbolunu yönetenlerin Avrupa umurunda değil"

Kasımpaşa Teknik Direktörü Fuat Çapa, Türk futbolunu yönetenlerin Avrupa'da başarıyı umursamadığını söyledi.

Deneyimli teknik adam, Türk takımlarının son yıllarda Avrupa kupalarındaki performansı, Süper Lig'de yaşanan teknik direktör değişiklikleri, kulüplerin transfer politikası, Video Yardımcı Hakem (VAR) sistemi, harcama limitleri ve lacivert-beyazlı futbol takımının son durumu hakkında AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Türk futbolunda uzun vadeli projelerin hayata geçirilemediğini ve uluslararası kulvarda başarı sağlanamadığını belirten Fuat Çapa, "Avrupa'da oynamanın Türk futbolunu yönetenlerin çok umurunda olduğunu düşünmüyorum. Onlar için Süper Lig daha önemli. Ligi şampiyon tamamlayan takımın, UEFA Şampiyonlar Ligi'ne direkt katılıp katılmaması önemli etken değil. Avrupa kupası (UEFA Kupası) kazandık, yarı finaller oynadık. Şu an ise UEFA Şampiyonlar Ligi'nde ön eleme oynamak zorundayız. Burada, bizim ortamımızda başarılı olmamız insanları daha çok mutlu ediyor." diye konuştu.

Tecrübeli teknik adam, Türk futbolunda kısa vadede başarı istendiğini ve bu nedenle sabırlı davranılamadığını aktararak, şu ifadeleri kullandı:

"Önemli olan bilmek değil uygulamak ve o sabrı göstermek. Bu, birkaç günde yapılacak bir şey değil. Borussia Dortmund, bir zamanlar iflasın eşiğindeydi. Şu an ise her sezon şampiyonluğa oynayan takım konumunda. Avrupa'da buna benzer çok sayıda kulüp var. Bu kulüpler vizyonlarıyla ve altyapılarıyla sabırlı davranarak hazırlık yapıyorlar. Biz zeminden değil çatıdan başlıyoruz. Çatıdan başladığımız için zeminimiz kaygan oluyor. Tutarsa tutuyor, tutmazsa tekrar çatıdan başlıyoruz."

"Değişimin fazla bir şey kazandırmadığını görüyoruz"

Süper Lig'de sezon başından bu yana 14 takımda 20 kez teknik adam değişikliğinin yaşandığının hatırlaması üzerine Fuat Çapa, şunları söyledi:

"Değişimin fazla bir şey kazandırmadığını görüyoruz. Bu, sadece camiaya verilmiş bir oksijen. Her şey 1-2 hafta iyi gidiyor ama sonra normale dönüyor. Bu konuda istediğiniz kadar kural da koyun. Kurallar da 'Nasıl engellenir?' diye düşünülerek konuyor. Kural koymak bir şey kazandırmaz. Kulüplerin misyonu ve vizyonu olduğunda, uzun vadeli düşünüldüğünde bu işlerin daha kolay olacağına inanıyorum. Şu ana kadar 20 kez teknik adam değişti. Hangi hedeften bahsedebiliriz? Herkes sezona güzel hedeflerle başlıyor. Ancak belirli bir noktadan sonra elinizde olmayan nedenlerle sıkıntı yaşanıyor. Ancak taraftarlar, bunları göz önünde bulundurmuyor ve sadece skora bakıyor. Bu da sizin başarınızı belirliyor."

Hedeflerin her zaman teknik direktörlere sorulduğunu ancak bütçeyi kulüp yönetiminin belirlediğinin altını çizen 52 yaşındaki teknik adam, "Teknik adamlar, kulübün geleceğiyle ilgili sadece çalıştıkları dönemde bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Zaten böyle olduğu için de kulüplerimiz ekonomik olarak çok büyük sıkıntıda. Hedefler daha çok yöneticilere sorulmalı. Kulüplerin vizyonu ve misyonu olsa, bu doğrultuda da teknik adamlar seçilse hem maddi hem de sahadaki oyun olarak çok değişik yerlerde oluruz." şeklinde görüş belirtti.

"Yarın önümüze çıkacak tablo canımızı çok acıtacak"

Türkiye'de kulüplerin izlediği transfer politikasıyla ilgili konuşan Fuat Çapa, şu görüşleri paylaştı:

"Hiçbir zaman yarını düşünerek bir iş yapmıyoruz. Bugün yapılanlar çok güzel ama yarın önümüze çıkacak tablo canımızı çok acıtacak. Ara transfer döneminde kimsenin beklemediği kadar oyuncu sirkülasyonu oldu. Devre arasından bahsediyoruz, sezon başından değil. Ya sezon başı yapılanmalarınız ya da şu anda yapmış olduğunuz iş doğru değil. Yöneticiler, camialar tarafından rahat bırakılmıyor. Günü kurtarmak ve camiayı beklenti içine sokmak için bunu yapmak zorundalar."

"VAR sisteminin nasıl çalıştığını herkesin bildiğini düşünmüyorum"

Fuat Çapa, Türkiye'de VAR sistemiyle ilgili yeterince bilgi sahibi olunmadığını aktardı.

VAR sisteminin Süper Lig'de kullanımıyla ilgili eleştirilerde bulunan Çapa, "Türk futbolunda çok büyük bir iletişim eksikliği var. VAR sisteminin nasıl çalıştığını herkesin bildiğini düşünmüyorum. Çizgiler nasıl çiziliyor? Kararların verilmesi neden Avrupa'ya göre daha fazla zaman alıyor? Zaman zaman bu konuda bizim de canımız yanıyor. Teknolojiyi kullanma anlamında ileride olduğumuzu söyleyemeyiz. Bu, bir süreçtir. İnşallah önümüzdeki süreçte biz de Avrupa seviyesine gelmiş oluruz." diye konuştu.

"Demek ki kriterler belli unsurlarla belirlenmiş"

Fuat Çapa, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Kulüp Lisans Kurulunun sezon başında belirlediği harcama limitleriyle ilgili şu değerlendirmede bulundu:

"Sezon başında kulübün 100. yılı olması dolayısıyla herkes büyük beklentiler (Avrupa kupaları) içine girmişti. Ancak şu an hedefler tutmuyor. Bu, hayalcilik olur. Bir kadro oluştururken bazı kriterleri göz önünde bulundurmak zorundasınız. Federasyonun belirlemiş olduğu harcama limitleri var. Bunun üstüne çok fazla çıkamıyorsunuz. Ligde en az bütçesi olan takımlardan biriyiz. Maalesef çok borcu olan kulüplerin harcama limitleri bizden fazla. Bu duruma en güzel cevabı Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı olduğu dönemde Mehmet Sepil verdi. Demek ki kriterler belli unsurlarla belirlenmiş. Belki de camianın büyüklüğü ve taraftarların etkisi öngörüldü. Bu kriterleri koyarken bunlar da etkili olmuş."

"Şu anki görüntümüz memnun edici değil"

Kasımpaşa, geçen sezon Fuat Çapa yönetiminde son 12 haftada sergilediği performansla dikkati çekti. Bu sezon Mehmet Altıparmak ile İrfan Buz'un teknik direktörlüğünü yaptığı lacivert-beyazlılar, 10. hafta öncesi takımın başına tekrar Fuat Çapa'yı getirdi.

Deneyimli teknik adam, Süper Lig'de bu sezon yaptığı 25 maçta 29 puan toplayan lacivert-beyazlı futbol takımıyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

"Çok değişik bir sezon yaşıyoruz. Ne oyuncular ne de kulüpler sezona hazır başlayabildi. Bunu statlardaki zeminlerin durumundan çok net görebiliyoruz. Her takımın yaşamış olduğu zor bir sezon. Futbolseverler biraz bunu göz ardı ediyor. Kasımpaşa, sezona iyi başladı. Daha sonra sakatlıklar ve Kovid-19 vakaları nedeniyle önemli oyuncularımızdan faydalanamadık. Göreve geldikten sonra ideal 11'i oluşturmakta zorluk yaşadık. Yoğun bir maç takvimi de var. Kadroda sürekli rotasyon yapmak zorunda kalıyoruz. Şu anki görüntümüz memnun edici değil. Sakat oyuncularımız aramıza döndüğünde geçen sezon ortaya koyduğumuz performansı sergilemek istiyoruz. Rahat bir sezon geçirmeyi hedefliyoruz."

"Çok çabuk tatmin oluyoruz ve üzülüyoruz"

Fuat Çapa, vizyonu ile misyonu bulunan ve uzun vadeli planlar yapan kulüplerin eninde sonunda başarıya ulaşacağına inandığını belirtti.

Medipol Başakşehir'in geçen yıl elde ettiği şampiyonluğun ve Aytemiz Alanyaspor'un bu sezon sergilediği performansın tesadüf olmadığını anlatan Çapa, şunları kaydetti:

"Medipol Başakşehir ve Aytemiz Alanyaspor, göz önünde bulundurulması gereken iki kulüp. Bu sabrı gösteren ve yapılanmayı gerçekleştiren kulüpler er ya da geç başarıyı yakalayacaktır. Tabii önemli olan bu başarının devamını da getirebilmek. Çok çabuk tatmin ve mutlu oluyoruz. Çok çabuk da üzülüyoruz ve yok oluyoruz. Almanya futbolu inanılmaz derecede gelişim sağlıyor. Bazı kulüpler oyun içinde değişik sistemlerde oynuyor. Top kaybedildiğinde biz 8-10 saniye sayarken, onlar 3-4 saniyede topu geri kazanıyor. Bunları gerçekleştirmek için sisteminizin olması gerek. Bayern Münih'in son 5 sezondaki ilk 11'inden en fazla 2 oyuncu değişmiştir. Türkiye'de herhangi bir takımın son 5 sezondaki ilk 11'ini sorsam sayamazsınız. Avrupa futbolunun neden bizim önümüzde olduğunu görmek çok kolay. Bugün bunu oynuyorsunuz, gelecek sezon ise ne oynayacağınız ve kadronuz belli değil. Elinizde bulunan oyuncu grubuna göre oyun sistemi belirlemelisiniz. Aynı zamanda hayatta kalmak için de sistem kurmalısınız."

22 Şubat 2021 Pazartesi

Yeni gelir modeli: Taraftar Token

Futbol kulüpleri, dijital atılımlarını yenilemeye devam ediyor. Son dönemde popülerleşen 'taraftar yoluyla kazanç' modellerinden biri olan "Taraftar Token" projesi de bu çalışmalardan biri olarak karşımıza çıkıyor. İşte proje ve detaylar...

Özellikle spor branşları arasında en popüler ve diğer spor branşlarına oranla ekonomik değeriyle milyar dolarları aşan, endüstriyel bir sektör olan futbol, dijital atılımlarla yenilenmeye devam ediyor.

Finansal daralma yaşayan spor endüstrisi, özellikle futbol kulüplerini ekonomik yönden olumsuz etkiledi. Geçen yıldan beri devam eden ve ekonomiyi alt üst eden malum pandemi sürecinde, özellikle futbol kulüpleri, çeşitli varyasyonlar deneyerek gelir kapısı yaratma çabasına doğal olarak girmiş oldular. Dijitalleşme kapsamında sosyal medya platformları, çeşitli aplikasyonlar gibi alanlar ile taraftar etkileşimini gündemlerine daha da fazla almaya başladılar.

Daha sonraki spor yazılarımda detaylı halde aktaracağım, dijital taraftar projesine benzer bir diğer taraftar yoluyla kazanç kapısı projesi ‘Taraftar Token’; yani kripto para projesi hayata geçirildi.Ülkemizde, federasyon bazlı sponsorluk alanında benzer etkileşim çalışmaları uygulanıyor. Gelin bu konuyu detaylandıralım...

Avrupa kulüplerinde durum nasıl?

Avrupa’nın önemli futbol değerlerinden Barcelona, Paris Saint-Germain, Juventus gibi ünlü kulüplerin kullandığı "Taraftar Token" uygulamasında, sportif başarı ve genel taraftar ağı en önemli etken.

Ülkemizde, büyük kulüplerimiz de bu alanda atılım yaptı. "Taraftar Token" uygulaması dijitalleşme sürecinde gelir kapısı olarak bir hayli ihtiyaçları karşılayacak gibi görünüyor. Tabi bazı parametreleri iyi analiz etmek gerek.

"Taraftar Token" uygulaması adına finans sektöründe görev yapan kişiler, kulüplerin finansal yapılarının, bu uygulamada sürdürülebilirlik düzeyinin belirleyicisi olacağı görüşündeler. Borcu olan kulüplerin uzun vadede bu etkileşimi sağlamakta güçlük çekeceğini ve finansal olumsuzluklar taşıyan kulüplerin bu gelir kapısından da uzun vadede sonuç alabilmesinin güç göründüğünü söyleyebiliriz.

Özellikle ülkemizde, spor kulüplerinin temel finansal sorunlarından öte şimdi de pandemi kaynaklı sorunlara kafa yormaları gerekiyor. Taraftar uygulamasından daha fazla yararlanacak kulüplerin, taraftar sayısının fazla olması etkin olabilir ancak daha sonraki evrede piyasa değerinin işlem görme gücüne göre bu projenin etkinliğini değişeceği görüşündeyim.

Taraftarlara ne gibi avantajlar sağlıyor

  • Maç günü deneyimlerinden faydalanılabilir.
  • Juventus Walkabout Experience ve Roma Golden Experience’ta olduğu gibi, maç günü ısınma sırasında sahaya erişmek ve stadyum turuna katılmak gibi deneyimler elde edilebiliyor.
  • Maçlar VIP konuk olarak izlenebilir, takımla buluşulabilir, oyuncularla online görüşmeler yapılabilir.
  • Maç bileti, forma ve hatıra değeri olan kulüp ürünleri kazanılabilir.
  • Dünyanın dört bir yanındaki başka taraftarlarla etkileşime girilebilir ve bu varyasyonlar artıyor.

Sportif başarı anahtar faktör

Dijitalleşmenin etkilerini bir hayli fazla hissedeceğimiz spor endüstrisinde "Taraftar Token" projesinin sürdürülebilirliği için kulüplerin öncelikle saha başarılarının gerekliliği en önemli etken. Avrupa‘daki spor kulüplerinin örnekleriyle karşılaştırdığımızda, küresel bir spor kulübü olma potansiyeli taşımanın öneminin de, önem sırasında başı çektiğini düşünüyorum.

Spor kulüplerinin uzun vadede bu tarz uygulamalardan faydalanma durumlarını analiz etmeye devam edeceğim. Konusu her ne olursa olsun bu tarz spor ekonomisi alanındaki projelerin olmazsa olmazı sportif başarıdan geçiyor. Sportif başarı geldikçe arz ve talep dengesi kurulmuş olacaktır.

Umuyorum ki kulüp yönetimlerinde doğru planlamalarla, sporda dijitalleşme süreci, spor ekonomisi alanında sıkıntılara çare olabilir.

Kaynak : Seçkin Renklibay / TRT SPOR

31 Ocak 2021 Pazar

Sürpriz takım Beşiktaş Icrypex ve Gençlik Aşısı Projesi

Son 2 senedir ülkemizde Anadolu kulüpleri birer birer ligden çekilmeye veya kadrolarında küçülmeye gittiler. Beşiktaş Icrypex, bu sene kimsenin daha önce denemediği, uygulanması çok zor görünen bir projeye imza attı.

Basketbol Avrupa'da hiçbir zaman futbol gibi gelirleri olan bir branş olmadı. Bu yüzdendir ki maddi problemler de Avrupa kulüplerinin yakasını hiç bırakmadı.

Bilindiği üzere son 2 senedir ülkemizde Anadolu kulüpleri birer birer ligden çekilmeye veya kadrolarında küçülmeye gittiler. Öyle ki ligin eksik takımla oynanması ihtimali dahi konuşulan konular arasındaydı. Eski adıyla Banvit Spor Kulübü'nün sponsor problemi nedeniyle el değiştirmesi ile adı Teksüt Bandırma olarak değişen kulüp; gelir problemleri nedeniyle kapanmanın eşiğine gelmişti. Tam bu esnada Fenerbahçe Beko da dahil olmak üzere küçülme kararı alan 3 büyükler olarak nitelediğimiz kulüplerden Beşiktaş Icrypex, bu sene kimsenin daha önce denemediği, uygulanması çok zor görünen bir projeye imza attı.

Ben dahil birçok kişiye 'çılgınca' gelen bu proje kapmasında kulüp bir iki veteran oyuncusu dışında tüm takımı ligdeki genç ve gelecek vadeden oyunculardan oluşturdu. Ligin en parlak altyapılarından olan Teksüt Bandırma ile varılan anlaşma kapsamında takımdaki birçok genç Beşiktaş'ın yolunu tuttu. Bir önceki sezon 3.5 milyon dolar bütçe ile bata çıka bir serüven geçiren Beşiktaş Icrypex kulübünün bu sene 750 bin dolar gibi çeyrek bir bütçe ile nasıl kendini kanıtladığını açıklayacak olursak;

Koç faktörü: Ahmet Kandemir

Hepimiz biliyoruz ki yüksek bütçeli takımları yönetmek bir koç için her zaman avantaj olmuştur. Bu yüzden kulüp kolaya kaçmayarak Oktay Mahmudi, Orhun Ene gibi yüksek bütçeli kadoları yönetmiş isimlerden ziyade Anadolu'da birçok kulüpte görev almış, genç kadrolarla oynamaya alışmış ve daha önce Beşiktaş camiasına hizmet etmiş bir isim olan Ahmet Kandemir'i tercih etti.Gençlerle oynamayı tercih eden koçların başında gelen Kandemir tercihinin bu proje masasının ayaklarından biri olduğu tartışılmaz.

Gençlerin aldığı sürelerdeki artış

Ülkemizin hatta tüm Avrupa basketbolunun kanayan yaralarından biri tabiki gençlerin fırsat bulamaması. ABA (Adriyatik) Ligi ve Litvanya Ligi haricinde gençlerin süre bulamadığı bir Avrupa basketbolundan bahsediyoruz. Bu nedenledir ki Avrupalı oyuncular ile Amerika'daki oyuncular arasındaki makas her geçen gün açılmakta ve rekabet gittikçe düşmektedir. 2010-2020 arasında Luka Doncic dışında hiçbir Avrupalı oyuncunun NBA'de kalbur üstü bir konumda olmaması da bunu destekler nitelikte. (Tabiki burada 15-16 yaşlarında kolej liginden NBA'e adım atmış Antetokoumpo, Jokic gibi Avrupalı oyuncuları ayırmak gerekir. Onlar Avrupa liglerinin değil NCAA veya G-League gibi gelişim liglerinin yetiştirdiği gençlerdir.)

Konunun ülkemize yansıyan kısmına göz atacak olursak daha önce TBF yönetimi  ABA Ligi'ne kulüp eklenmesi ve bunun karşılığında sponsor desteği sunulması gibi muazzam bir öneri getirmişti. Ancak bu konuda bencil bir tutum sergileyen Adriyatik Ligi yönetimi bu öneriyi reddetmişti. Bunun üzerine Türkiye Gençler Ligi organizasyonunu kuran TBF yönetimi burada deplasmanlı, rekabetçi bir yapı oluştursa da gençlerin A takımlara kazandırılmasında istenilen sonuçları verdiğini çok da söyleyemeyiz.

Beşiktaş Icrypex takımının gençlerinin aldığı süreler ve diğer A takım oyuncularıyla gösterdiği rekabet bu modelin tuttuğunu destekler nitelikte.

Yönetimin istikrar vurgusu

Avrupa'dan ve büyük kulüplerden gelen transfer tekliflerinin sorulması üzerine önceliklerinin takımın sportif başarısı olduğunu belirten Beşiktaş Kulübü Başkanı Ahmet Nur Çebi, gençleri gelir kaynağı olarak asla görmeyeceklerini belirtmişti. Takımın yeni sezon parkelerini dahi Amerika'daki kolej ligi NCAA'e benzer dizayn eden siyah beyazlı ekip; bu oluşumun bir deneme değil köklü bir proje olduğunu ve uzun yıllar bu yolu takip edeceklerinin sinyallerini verdi. Oluşturulan bu istikrarlı zincire kazandırılacak her bir halka da önce Beşiktaş Icrypex kulübüne sonrasında ise ülkemiz basketboluna hizmet edeceğini unutmamak gerekir.

 Alperen Şengün ve Şehmus Hazer farkı

Gösterdikleri performanslarla kendilerini kat kat geliştiren bu iki genç oyuncuyu ne kadar övsek yeridir. Biri Batman'dan diğeri Giresun'dan küçük yaşlarda eski adıyla Banvit kulübünün yolunu tutan bu iki oyuncu; basketbolları kadar hayat mücadeleleri ve azimleri ile de ülkenin genç oyuncularına ışık tutacaktır.

Şehmus Hazer, skorer guard pozisyonunda ülkenin açığını kapatacak nitelikte bir oyuncu. Son 20 maçta sadece 2 defa tek hanelere düşen genç oyuncu özellikle büyük takımlara karşı yüksek sayılar bulması ile de rekabetçi yanının ne kadar yüksek olduğunu herkese gösterdi. Tofaş karşısında 19, Fenerbahçe Beko'ya 18,  Anadolu Efes'e karşı 13 sayı bulan genç guard fiziğini geliştirmesi ve dış atışlarını iyileştirmesi durumunda çok daha önemli roller alabileceğinin sinyallerini herkese verdi.

Alperen Şengün, şüphesiz ki ligimizin en sansasyonel oyuncusu açık ara farkla Alperen Şengün. Bir önceki sezona kıyasla adeta bir sıçrama gerçekleştiren genç pivot bu sene gelişen atletik yönü ve dış atış tehdidi ile rakiplerinin korkulu rüyası oldu desek abartmış olmayız. Öyleki FIBA Europe Cup'taki son maçta bir pozisyonda pota altında 3 kişi tarafından aynı anda faule maruz kalan genç oyuncunun bu kısa sekansı bile bırakın ligimizi Avrupa'da dahi bu genç milli oyuncumuzun ne kadar ses getirdiğinin göstergesi.
Toplam sayı, toplam ribaund ve toplam blok istatistiklerinde sıralamaları domine eden henüz 2002 doğumlu bu gencin sınırları yok diyebiliriz. Son Galatasaray karşılaşmasında tam 8 blok yaparak ligimizde 8 yıldır kırılmayan blok rekorunu bu yaşta egale eden genç oyuncunun yaptığı bu istatistik ilk değildi tabiki. Geçen sene Anadolu Efes maçında bulduğu 30 sayı 19 ribaund ile spotları üstüne toplayan oyuncu bu sene de Bahçeşehir'e karşı 29 sayı 13 ribaund, Afyon'a karşı 23 sayı 17 ribaund Daçka'ya karşı 27 sayı 13 ribaunda ile Dwight Howard vari istatistikler bulmuştu.

Birçok haber sitesinde NBA scout'ları tarafından takip edildiği yazılan genç oyuncunun bizleri daha ne kadar şaşırtacağını hepimiz merak ve sabırsızlıkla bekliyoruz.

Başkan Ahmet Nur Çebi geçtiğimiz hafta kazandıkları bir diğer derbi olan Galatasaray karşılaşması sonrası dediği 'Bu sistemi her kulübümüze öneriyoruz, bu ülkenin gençleri herşeyi başarabilir' sözlerine kesinlikle katılıyorum. Ancak bu sistemin sportif başarı konusunda Avrupa Ligleri'nde ne kadar tutunabileceği konusunda büyük soru işaretleri mevcut. Milli takıma katkı ve TBL için muazzam bir örnek olan bu projenin İstanbul kulüpleri için olmasa da Anadolu kulüplerinde mutlaka uygulanması taraftarıyım. Umarız ki uzun yıllardır çektiğimiz pivot ve guard eksiğimizi bu sistemden çıkan oyuncularla kapatır, daha çok oyuncuyu Avrupa ve Dünya vitrinine çıkarmayı başarırız.

Kaynak : Akın Taş / TRT SPOR 

9 Aralık 2020 Çarşamba

E-sporcuların fiziksel hareketliliği için yeni proje (Video)

Türkiye E-Spor Federasyonu, Türkiye'nin yerli oyunu Zula ile birlikte e-sporun en çok tartışılan konularından biri olan "fiziksel hareketlilik" için bir proje gerçekleştirecek. Projeye göre e-sporculara özel antrenman videoları hazırlanacak.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de esporun büyük bir yükselişte olduğu yadsınamaz gerçek. 

Özellikle federasyonun kurulmasının ardından açılan e-spor merkezleri, genç neslin ihityaçlarını karşılamaya başlıyor. 

Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen, bazı kesimlerle birlikte ailelerin çocukları için endişeli oldukları, nesil karmaşasından dolayı espor dünyasını anlamakta zorlandıkları da apayrı bir konu ve gerçeklerin başka bir tarafı. 

Sadece ailelerin değil, tüm spor camiasının tartıştığı esporun fiziksel olarak yetersizliğe yol açtığı eleştirileri, son dönemde atılan profesyonel adımlarla eleştirileri yapan kişileri de ikna edecek noktalara gelmeye başladı.

Dünya çapında olimpiyatlara dahil edilmesi konuşulan espordaki fiziksel çalışmalar için Türkiye E-spor Federasyonu da çalışmalar yapmaya devam ediyor.  

E-sporcular için yapılan en büyük eleştirilerden biri, kuşkusuz "hareket edilmediği" noktasında. Ancak tüm dünyanın geneli tarafından reddedilen bu tez, yapılan yeni çalışmalar ve antrenmanlarla da çürütülmek üzere. 

Özellikle sırt, bel ve boyun egzersizleri, omurga hizalanması egzersizleri, kassal dayanıklılık artırıcı egzersizler, yoga, beden farkındalığı, doğru gıda seçimi, karbonhidratlardan uzak beslenme, uyku düzeni, strese karşı yapılması gerekenler, odaklanma, bağışıklığı güçlü tutma gibi konularının ele alınacağı videolar ve yapılacak çalışmalar, bu konular için öncü olacak.  

Projenin detayları ise şu şekilde; 

Türkiye’de ve dünyada bu alanda atılmış bir ilk adım niteliğindeki “Her Oyunun Başı Sağlık” adlı proje kapsamında fiziksel antrenmanlara ağırlık verilecek, esporculara ve takım sahiplerine yönelik webinarlar düzenlenecek, sağlıklı beslenme konusunda bilgilerin verildiği, esporcu sağlığı için doğru spor egzersizlerinin öğretileceği videolar hazırlanacak. Bu içerikler, daha sonra TESFED’in Youtube kanalına yüklenerek, e-sporcuların ve espora ilgisi olan tüm gençlerin yararlanması için önemli bir kaynak oluşturulacak. 

Videolar, 9 haftalık bir eğitim programı şeklinde hazırlanacak. 


Federasyon, 2 yılda 2.121 e-sporcuyu lisansladı

Türkiye'de esporcuların sayısı da artıyor. Federasyon 2 yılda 175’i kadın olmak üzere toplam 2.121 e-sporcuyu lisansladı. Bu sürede lisanslı kulüp sayısı 111’e çıkarken, 2019 yılında 3 adet olan e-spor salonu sayısı ise 17’ye yükseldi.

TESFED Başkanı Alper Afşin Özdemir: “Ülkemizin esporda büyük potansiyeli var”

TESFED Kurucu Başkanı Alper Afşin Özdemir, genç nüfusu göz önüne alındığında Türkiye’de e-sporun büyük potansiyel barındıran bir alan olduğunu kaydetti.

Esporun bugün olimpiyatlara girmek üzere olan bir spor dalı olduğunu vurgulayan Alper Afşin Özdemir, “Geleceğin sporu olarak tanımlayabileceğimiz esporun, yaşadığı hızlı büyümeyle kısa sürede en sevilen spor dalı olan futbolu da geride bıraktığına şahit olacağız. Ülkemizde bu sporun tüm kurumları ve kurallarıyla yerleşmesine federasyon olarak büyük önem veriyoruz. E-sporcu sağlığı da bu noktada temel köşe taşlarından birini oluşturuyor.

E-spor sıkı çalışma ve düzenli antrenman isteyen bir spor dalı. Profesyonel sporcular, günlük ortalama 4-5 saatlik düzenli antrenman, bunun yanı sıra bedensel egzersiz, antrenörle takım antrenmanları gibi sıkı ve devamlılık arz eden bir çalışma temposunu sürdürüyor. Esporcularımızın beslenme ve egzersiz konusunda eğitilmelerini içeren bu proje ile bilinçli esporcular yetiştirerek ülkemizde esporun sağlıklı gelişimine kayda değer bir katkı sağlanacağına inanıyoruz” diye konuştu.

“Bugüne kadar 10 bin esporcu yetiştirdik, profesyonel hayata geçenleri lisansladık”

InGame Group Kurucu Ortağı ve CEO’su Genco Alp, esporun özellikle son dönemde adı sıkça duyulmaya başlanan, henüz oldukça genç bir spor dalı olduğunu, ancak önümüzdeki 10 yılın en önemli sektörlerinden biri haline geleceğini kaydetti.

Zula markasıyla, yüzde 100 yerli yapım oyun olmanın sorumluluğuyla hareket ettiklerini ve esporda pek çok ilki gerçekleştirdiklerini ifade eden Genco Alp, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle son 3 yıldır adından sıkça bahsedilen bir espor gerçeği var. Bu genç spor dalında devasa bir büyüme yaşanırken, ülkemizde gençler esporu çok seviyor ve artık kariyer planlarına dahil ediyor.

Biz yerli bir firma olarak ülkemize duyduğumuz sorumlulukla esporun sağlıklı ve bilinçli gelişmesi için elimizden gelen adımları her zaman atmaya gayret ediyor, esporu ve esporcularımızı önemsiyoruz.

Türkiye’nin tek yerli e-spor ligi olan Zula Süper Lig ve onun alt ligi niteliğindeki Zula Rekabet Ligi vasıtasıyla bugüne kadar 10 bin civarında esporcu yetiştirdik ve bunlardan profesyonel hayata geçenlerin de tümünü lisansladık. Esporu tabana yaymak için yakın gelecekte bu rakamı 20 bine çıkartmak istiyoruz. Her zaman dayanışma içinde olduğumuz federasyonumuzla birlikte bu önemli projeyi hayata geçirmekten dolayı gururluyuz. Ülkemizde e-sporun sağlıklı gelişimi için önemli bir ilk adım olan bu projeyi, önümüzdeki yıllarda geliştirerek sürdürmeye devam edeceğiz.” 

Zula'yı Türkiye'de ve dünyada 30 milyon kişi oynuyor

InGame Group çatısı altında yer alan Madbyte Games tarafından geliştirilen Zula, bugün 100’den fazla ülkede, 11 dilde 30 milyon espor sever tarafından oynanıyor.

Tamamı Türk mühendis ve tasarımcılar tarafından tasarlanan Zula’nın karakterlerinin Türk geliştiricilerin elinden çıkması ve haritaların genellikle Türkiye coğrafyasının kültürünü yansıtması, oyuncuların kendilerini oyuna daha yakın hissetmesini sağlıyor. Haritalarda Üsküdar, Trabzon Uzungöl, Safranbolu, Çanakkale gibi tarihi ve turistik yerler bulunurken, 29 Ekim, 23 Nisan, 19 Mayıs’ta kutlamalar, Ramazan boyunca sahur – iftar hatırlatmaları, mahya ve tanıtımlar, bayramda torpiller, zillere basıp kaçan çocuklar gibi içerikler oyuncular tarafından ilgiyle karşılanıyor. Zula ayrıca, Türkiye’nin 2 resmi e-spor liginden biri ve tek yerli e-spor liginin de sahibi.

Dünyada gittikçe daha fazla izleyici tarafından takip edilen espor alanında büyük başarı gösteren Zula, milyonlarca takipçisiyle sosyal medyada da bir fenomene dönüştü. Her gün 5 bin adet videosu dünya çapında oyuncular tarafından YouTube’a yüklenen Zula’nın bu içerikleri de ayda 20 milyonun üzerinde izleniyor.

Kaynak: Alperen Delibaş / TRT Spor

12 Ekim 2020 Pazartesi

İngiltere Premier Lig'de gündem "Büyük Resim"

Liverpool ve Manchester United'dan radikal değişiklikler içeren proje. "Büyük Resim" isimli projeye göre Premier Lig 18 takımla oynanacak ve alt ligde yarışan kulüplere 250 milyon poundluk yardım yapılacak.

İngiltere Premier Ligi'nde sıcak saatler yaşanıyor. Dünyanın en popüler futbol organizasyonu olan Premier Lig, önümüzdeki dönemde köklü değişikliklere gebe.

Liverpool'un sahipleri tarafından tasarlanan proje, Manchester United'ın da desteğini aldı.

Plana göre Premier Lig kulüpleri, alt lig ekiplerine, salgın dönemindeki kayıplarını gidermeleri adına, 250 milyon poundluk bir yardımda bulunacak. 2022-2023 sezonundan itibaren yayın gelirlerinin çeyreği Championship kulüplerine ayrılacak. 

Bu plan, alt liglerden sorumlu Başkan Rick Parry tarafından da destekleniyor. Fakat Liverpool ve Manchester United'ın önderliğini yaptığı bu planda, Premier Lig'in karar alma mekanizmasında da radikal değişiklikler öngörülüyor. 

Buna göre, alınacak kararlarda ligde bugüne dek en uzun süreli var olan 9 kulüpten altısının onayı yeterli olacak. Mevcut kurallar dahilinde Premier Lig kulüplerinin aldıkları kararlarda 20 takımdan 14'ünün onayı gerekiyor.

Planda ligdeki takım sayısının 20'den 18'e düşürülmesi ve Lig Kupası ile Community Shield'ın kaldırılması da var.

Takım sayısının 18'e düşmesi halinde son iki sırayı alacak ekiplerin küme düşmesi, 16'ıncı sıradaki takımın ise alt ligde üçüncü, dördüncü ve beşinci olan takımlarla play-off oynaması gündemde.

Premier Lig yönetimi ve hükümet "Büyük Resim"e karşı

Premier Lig yönetimi ve hükümet ise bu planlara karşı görünüyor. Planın basına sızmasının ardından lig yönetiminden yapılan açıklamada, "Bu planda yer alan bazı teklifler oyuna kalıcı şekilde zarar verebilir. Rick Parry'nin bu plana açıktan destek vermesi bizi hayal kırıklığına uğrattı." ifadesi yer aldı.

Boris Johnson hükümetinden yapılan açıklamada söz konusu planın kendilerini hayal kırıklığına uğrattı vurgulandı.

Premier Lig, dünya genelindeki yayın anlaşmalarından 3 milyar poundu aşkın gelir elde ediyor.

Kaynak : TRT SPOR

20 Ağustos 2020 Perşembe

Beşiktaş'tan 'Help Steps' projesi

Beşiktaş, "Bırakmam Seni" destek kampanyası çerçevesinde, iş birliği yaptığı dijital uygulama Help Steps ile yeni bir projeye imza attı. Siyah-beyazlılar, sponsorluk anlaşması sayesinde, taraftarlarının attığı her adımdan gelir elde edecek. 

Vodafone Park'ta gerçekleştirilen basın toplantısına Beşiktaş Kulübü Başkanı Ahmet Nur Çebi ve ikinci başkan Adnan Dalgakıran'ın yanı sıra Help Steps yetkilileri Erkut Venedik, Gözde Venedik, Beşiktaşlı Sanayici ve İşadamları Derneği (BESİAD) Başkanı Ahmet Münir Yaşar katıldı.
Tanıtımın açılış konuşmasını yapan Ahmet Nur Çebi, "Bırakmam Seni kampanyası ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bugün de yeni bir tanesini tanıtacağız. Devir teknoloji devri. Her şey telefonla, bir tuşla yapılabiliyor. Bu gördüğünüz proje BESİAD'ın öncülüğünde yapılmıştır. Beşiktaş'ın zor günlerinde olduğu süreci taraftarla beraber çözebileceğimizi söylemiştik. Doğru yolda olduğumuzu televizyon programında da gördüğünüz desteklerle Beşiktaş'ımızın başını öne eğmeyeceği bir düzene doğru yürüdüğümüzü görebildik. Taraftarımıza teşekkür ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Projeye ilişkin bilgi veren Çebi, "Taraftarımızın atacakları her adım hem kendilerine sağlık kazandırabileceği gibi kulüplerine de gelir kazandıracak. Öncelikle taraftarımızın yürüyerek sağlıklı olmasını ve yürüyerek bize katkı vermesini diliyoruz." diye konuştu.
Siyah-beyazlı kulübün derneklerinin kampanyaya katkısına değinen Çebi, "Derneklerimizin bizim geldiğimiz sürecin başından beri çok büyük katkı verdiğini ifade etmek istiyorum. Derneklerimizin bu ve buna benzer projelerle katkı vereceklerine inanıyorum. Halen birkaç derneğimiz işin siyasetinde olsa da onları da hoş görüyoruz. Siyaseti bıraksınlar, Beşiktaş'a katkı vermeye baksınlar." şeklinde konuştu.
Çebi ayrıca "Ödül Senin" kampanyasında hız kesildiğini kaydederek taraftarlara, "Ayağa kalkıp hızlanmakta fayda var." dedi.
Dalgakıran: "Dijital projelerle taraftarımızla bütünleşeceğiz"
Siyah-beyazlı kulübün ikinci başkanı Adnan Dalgakıran da yaptığı açıklamada şunları kaydetti:
"Kampanyaya verdiğiniz destekler için teşekkür ediyoruz. Şu ana kadar gayet başarılı bir şekilde devam ediyor. Bu çalışmalar da kampanyaya destek oluyor. Kulüplerin durumu giderek aşağı doğru düşüyor. Sayın Başkan'ın öncülüğünde yangını söndürmekle mücadele ederken aynı zamanda geleceği de kurmaya çalışıyoruz. Dijital projelerle taraftarımızla bütünleşeceğiz. Taraftarımız sistemin içine girecek. Çok sayıda projeyle camiamızı tanıştıracağız. Bu proje dijital platformdaki ilk ciddi çalışma olacak. Türkiye için de bu tür projelerin önemini biliyoruz. Normal bir yürüme de Beşiktaş'a kazanç olarak gelecek. Taraftarlarımızdan büyük bir katılım bekliyoruz. Kulübün elde edeceği gelir tamamen taraftarımıza bağlı. Yıl sonunda bu projeyle gelir 3 milyon da 50 milyon da olabilir. Bu projeye katılmak için para yatırmak gerekmiyor. Sadece maksimum 30 saniyelik bir reklam izlemeleri yeterli."
Help Steps yetkililerinden Gözde Venedik ise şunları aktardı:
"Help Steps üzerinden adım atarak iş yapıbilmekte. Bu bir sağlık platformu. Dünyada ilk defa bir spor kulübü, taraftarları kulüpleri için yürüyecekler. Taraftarlar attıkları adımlarla büyük ve sürekli bir destek sağlayacaklar. Taraftarların tek yapması gereken uygulamayı indirmek. Taraftarlar adımlarını kulübe bağışlayacaklar. İnanıyorum ki yıl sonuna kadar ciddi miktarda bağışlar toplanacaktır. İki taraf adına hayırlı olmasını diliyorum."

Mensah ve Oğuzhan Özyakup'tan taraftara mesaj 
Anlaşmanın tanıtımına ayrıca siyah-beyazlı takımın futbolcularından Bernard Mensah ile Oğuzhan Özyakup, A takım malzeme sorumlusu ve aynı zamanda maraton sporcusu Erdal Erdem de katıldı.
Taraftarlardan uygulamayı indirerek destek beklediklerini belirten Oğuzhan Özyakup, "Futbolcular olarak maçlarda ve idmanlarda koşarak takıma katkı sağlamaya çalışıyoruz. Taraftarlarımız da yürüyerek katkı sağlayabilir. Elimizden ne geliyorsa camiamız için yapmamız gerekiyor." dedi.
PAOK maçına değinen Oğuzhan, "Kısa bir kamp dönemi oldu. Ağır idmanlar yaparak hazırlanıyoruz. Kesinlikle Şampiyonlar Ligi'ne katılmamız gerekiyor. Hem futbolcunun kariyerinde oynayabileceği üst düzey bir turnuva. Ligde de hedefimiz şampiyonluk olacak. Güzel bir oyuncu grubumuz var. Umarım hepimiz adına hayırlı bir sezon olur." diye konuştu.
Bu sezonki maç temposunda karşılaşmaların öğlen oynanması ile ilgili bir soruya cevap veren Oğuzhan, "Futbolcular idmandan çok maç yapmak ister. 3-4 günde bir maç oynamak güzel. Mağlubiyetten sonra ertesi gün bir maç daha ister futbolcu. Çoğu futbolcu öğle saatlerinde maç oynamayı arzular. Hem bütün gün maçı beklemiyorsunuz ve belli bir kitleye odaklanmıyorsunuz. Kadın-erkek herkes izleyebiliyor. Öğle saatlerinde maç yapmak güzel." ifadelerini kullandı.
Hollanda'dan iyi durumda döndüğünü belirten Oğuzhan Özyakup, "Takımdan ayrılmadan önceki dönemde bazı şeyler istediğim gibi olmadı. İki sene burada şampiyonluk gördüm, ondan önce de zor dönemler yaşadım. Hollanda'da tamamen sıfırlanıp geldim. 15 yaşında Hollanda'yı terk etmiştim. Yıllar sonra evde oldum. O dönem de pandemiye denk geldi. Sergen hocamla gitmeden önce görüşme olmuştu ama o an yapmam gereken oydu. Karşı tarafa da sözüm vardı. Kendime güvenim tam. Burada çok zor dönemler gördüm. Zirveyi gördüm, Şampiyonlar Ligi'nde büyük başarılar gördüm. Benim de Beşiktaş'ın da hedefi her zaman en yukarısıdır." şeklinde konuştu.
Mensah ise "Beşiktaş ailesine katıldığım için çok mutluyum. Bizler sahada koşarak takıma destekte bulunmaya çalışıyoruz. Taraftarlarımız da saha dışında destekte bulunsunlar." ifadesini kullandı.
PAOK maçı ile ilgili bir soruya cevap veren Mensah, "Adaptasyon sürecinde bana yardımcı olan tüm takım arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu seviyede kalmak zor. En üst seviyede hedeflemiştim. Eleme için çalışmalar devam ediyor. Hepimiz Şampiyonlar Ligi oynamak istiyoruz. Kendime güveniyorum. Hazırım ama tercih hocamızın. Geleceğimizi Beşiktaş'ta görüyorum." şeklinde görüş belirtti.
Beşiktaş'ı tercihi ve transfer süreci ile ilgili Mensah, "Türkiye'ye geldiğimden beri oynamak istediğim bir kulüpteyim. Sonuçta buradayım. Doğru yolu seçtiğim için mutluyum. Evimde olduğumu hissediyorum." şeklinde konuştu.

10 Temmuz 2020 Cuma

Katar'ın dev futbol projesi: Aspire Academy

Katar, yıllardır Aspire Academy'ye yatırım yapıyor. Burası başta futbol olmak üzere adeta bir sporcu üretim merkezi. Katar'ın ilham veren Aspire Academy projesine gelin yakından bakalım...

Futbol bir plan, program ve sistem oyunudur. Tüm bunlar duygulara hitap etmeyi amaçlasa da hem saha içinde hem de saha dışında hedeflerinizi belirleyip doğru projeksiyonu o hedeflere tutamazsanız, futbol dergilerine öykü olacak başı sonu belli, bir takım hikayelerin konusu olmaktan öteye geçemezsiniz. Organizasyonunu doğru kurmuş ülkeler her zaman o derginin demirbaş yazarı gibidir. Almanya, Hollanda, Fransa, İspanya, İtalya... Yıllar boyu büyük iniş çıkışlar, turnuva dışı kalmalar, farklı yenilgiler yaşadılar ancak her seferinde çağa ayak uyduran projelerle, modern futbolu yakalamayı başardılar. Doğru organizasyonu olan futbol ülkeleri bu oyunda her zaman kendisine rol bulur.
Öte yandan oyundaki sahneler artıyor. Bunun için de yeni oyuncular lazım. İsviçre ve Belçika rollerini kaptılar. İzlanda zorluyor, Amerika Birleşik Devletleri büyük gelişme kat etti, Çin yaptığı yatırımların meyvesini yakın gelecekte alacak gibi görünüyor. Bu adaylar arasında bir tanesi de asıl patlamayı yapmak üzere sabırla 2022 Dünya Kupası'nı bekliyor: Katar.


2022 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak Katar'ın futbol geçmişinden söz etmek pek kolay değil. Çünkü ülkenin kendisi daha 1971 yılında bağımsızlığını kazanmış. O günden bu yana sosyo-kültürel gelişimleri devam ediyor ancak 2000'lerin başına kadar sporu pek dert edinmemişler. Spor yatırımları 2004 yılında kurulan Aspire Academy ile birlikte hız kazanmış. Sadece 14 yılda gelinen nokta ise çok şaşırtıcı. MotoGP ve tenis turnuvaları düzenleyen bir ülke, Dünya Kupası'nın sıradaki ev sahibi, iddialı olmaya başlayan milli futbol takımı ve birçok olimpiyat sporcusu. Tabii ki bunların hepsi doğru proje ve disiplinle çalışılan organizasyonun sonucu.
Aspire Academy, 2004 yılında kurulduğunda amaç olarak; az nüfuslu ülkenin sporcularını erken yaşta tespit etmek belirlendi. Sadece spor akademisi değil aynı zamanda okul eğitimi de veriyorlar. Akademi içerisinde 'Çoklu Spor Becerileri Geliştirme Merkezleri' ve 'Yetenek Merkezleri' kuruldu. Yetenekli çocuklara burs da bağlanıyor. Organizasyon Amerikan ancak uygulama tamamen yerel. Gelin bu organizasyona ve işin nereden nereye geldiğine biraz daha yakından bakalım.


Akademinin kaptanı futbol. Bunun yanında atletizm, squash, masa tenisi, eskrim ve atıcılık da var. Ayrıca golf, jimnastik, yüzme, tenis ve hentbol kategorilerinde de sporculara özel destekler sunuluyor. İlginç bir şekilde 3 yıl önce başladıkları yeni eğitimlerle altı tane de futbol hakemi çıkarmışlar. Çalışmalara başladıkları 2004 senesinde sadece 12-18 yaş arası 31 çocuk futbolcu varmış. Şu anda ise bu sayı 250'den fazla. Yakın gelecekteki odak noktaları ise 6-12 yaş arası en az 6 bin çocuğa ulaşmak.
Genç sporcular bu akademide sadece antrene edilmiyorlar. Mesela Yetenek Belirleme Programı‘yla 2006'dan bu yana Katar'da 30 binden fazla sporcu adayı taranmış. Akademiye bağlı Spor Bilimleri Ekibi, yine 2006 yılından bu yana 300'den fazla (hakemli) bilimsel makale yayınlamış ve 100'den fazla uluslararası sunum yapmış. Akademi, çocukları eğitirken sadece profesyonel sporcu olmalarına odaklanmıyor. Bunun göstergesi ise şu: 2008'den bu yana Akademiden mezun olan sporcuların %68'i aynı zamanda üniversiteye gidiyor, %28'i ise meslek sahibi oluyor. İki grup da profesyonel spor kariyerlerini sürdürüyorlar. Katar'da Kişi Başına Düşen Yıllık Milli Gelir'in 100 bin dolardan fazla olduğunu düşünürsek bunun 'ekonomik’ gerekçeler içermediği malum...


Öte yandan insanın aklında bir soru beliriyor. ’Biz 80 milyonluk ülkeden senede 8-10 tane futbolcu çıkaramazken, Katar nasıl oluyor da geçen seneki sayıma göre 2,7 milyonluk nüfusuyla 6 bin futbolcu yetiştirmeyi hedefliyor?’ Cevabı ’Aspire Football Dreams’ projesinde saklı. Dikkat ettiyseniz yine bir 'proje’ çıkıyor karşımıza...
Katarlılar bu proje ile 2007 yılından bu yana Asya kıtası, Latin Amerika ve Afrika'daki çocukları gözlemliyor. Her yıl yaklaşık 650 bin genç futbolcu adayı izlediklerini söylüyorlar. 650 bin... Bunun için her bir kıtanın, her bir ülkesinde olmak üzere 800'den fazla turnuva düzenlemişler. Hedefledikleri ülkelerde (Senegal ve Arjantin başta olmak üzere) 6 binden fazla gönüllü scoutları var. Ayrıca takip ettikleri amatör futbol kulüplerine ve gönüllü scoutlara; futbol ekipmanları, antrenörlük malzemeleri ve futbol topları gibi temel ihtiyaçları da veriyorlar. Leo Messi Vakfı ile ortak çalışan Aspire Football Dreams P projesi keşfettikleri çocuklar için bir asimilasyon hedeflemiyor. Aksine tüm futbolcular kendi ülkelerinin milli takımları için oynuyor. Peki amaçları ne? Katarlılar öncelikle bir sporcu üretim merkezi olmayı hedefliyor. Doğru projeyi kurdukları için hem diğer ülkelerden sporcuları getirip akademilerinde eğitiyorlar hem de onlarla etkileşim içerisine soktukları kendi çocuklarını kültürel ve sportif anlamda geliştiriyorlar. Katarlı futbolcu adaylarının henüz çocuk yaşta Arjantinli, Senegalli, Tayvanlı takım arkadaşları edinmeleri sayesinde birkaç yıl sonra -hedeflenen doğrultuda- Avrupa'ya gittiklerinde kolayca uyum sağlamaları planlanıyor. Kulağa gayet mantıklı geliyor...


Aspire Academy projesi Katar Emiri'nin emriyle hayata geçirilmiş. Ancak projede Almanya ve İspanya'nın parmak izleri var. Akademi, Aspire Vakfı'na bağlı. Akademinin başında eski Real Madrid Strateji Direktörü Ivan Bravo var. Uluslararası projelerdeki akıl ise eski Almanya Olimpiyat Merkezi müdürlerinden Andreas Bleicher. Sadece %15'i yerli nüfus olan ülkeye geldiğinde “Küçük bir Amerika şehrinde bulabileceğiniz büyüklükte bir yetenek havuzuyla, ulusal bir program yapmaya çalışıyorduk” diyordu Bleicher. Bu kadar kısa sürede işleri yoluna koyabileceğini tahmin etmiyordu herhalde ama yanına bu iş için en uygun isimlerden birini almıştı: Josep Colomer. O da projenin direktörü oldu.. Colomer, dünya futbolunda ismi pek bilinmeyen ama en önemli gözlemcilerden biridir. Messi'yi La Masia'ya getiren ekipten. Sonraki süreçte La Masia'da direktör olarak görev aldığı ve sürekli Messi'nin yanında bulunduğu için Arjantinli yıldızın ’akıl hocası’ olarak bilinir.
Josep Colomer projeyi organize eden isimdi. “Oyuncuların birçoğunun keşfedilmeleri için herhangi bir şansları yok” diyen Colomer'in belirlediği rota; Kenya'daki tozlu topraklı bir sahadan; Belçika'nın yarısı yıkılmış bir stadında oynanan yerel lig maçına kadar uzanıyordu. Tüm bunları yapabilmesi için Katar'ın kraliyet ailesi kesenin ağzını açtı. Josep ve ekibi ilk yıl yedi Afrika ülkesi; Fas, Kamerun, Gana, Kenya, Nijerya, Senegal ve Güney Afrika'da, 595 noktada, 430 bin oyuncu izledi. Sonraki yedi yılda ise Guatemala, Kosta Rika, Paraguay, Vietnam ve Tayland'a gidilerek bu sayı 3,5 milyona ulaştı. Colomer ve Bleicher'e göre Katarlı gençlerin gelişimi için en faydalı sporcular Afrika'dan gelenler. Aspire Academy'nin Afrika'dan bulup bünyesine dahil ettiği, ardından da Avrupa'ya gönderdiği oyunculardan bazıları şöyle:
Franck Cedric - Kamerun - Roma
Moussa Wague - Senegal - Barcelona
Alasana Manneh - Gambiya - Barcelona
Mouhamed Mbaye - Senegal - Porto
Henry Onyekuru - Nijerya - Everton

Yukarıdaki oyuncuların bazıları ve bunlardan yaklaşık 100'lercesi, 14 yıllık süreç içerisinde Belçika'nın Eupen takımına transfer oldular. Bu çok normal. Çünkü bizlerin Henry Onyekuru'dan da bildiği Eupen takımı halihazırda Aspire Academy'nin bizzat kendisine ait. Kulübün patronu da, akademi projesinin başındaki isim olan Andreas Bleicher. Yani Afrika'da bulunan genç sporcular Katar'da bilimsel bir eğitim sürecinden geçirilip, Eupen'de, Avrupa'nın göbeğinde, Fransızca (ve Almanca) konuşulan bir ülkede hem de Eupen gibi soğuk ve sıkıcı, yani bir futbolcu kentinde profesyonel hayatlarına başlıyorlar. Ondan sonra da Everton, Roma, Barcelona, Porto tarafından kapışılıyor. Katarlılar gerisine karışmıyor. Tutunan tutunur...
İçlerinden birçoğu kendi ülkelerinin milli takımını seçiyor demiştik. Katar bu konuda baskı yapmıyor. Ama bazıları da Katar adına oynamak istiyor. Milli takımda Yeşil Burun Adaları'ndan Pedro Miguel, Mısır'dan kaleci Hassan, sağ bak Bassam, Sudan'dan Abdelkarim, Cezayir'den Boualem, İran'dan Doozandeh, Bahreyn'den Ali Asad gibi oyuncular oynadı. Katar Milli Takımı gelişimini sürdürüyor. Takımın başında 2013 yılında U19'la başlayan ve sırasında U20 ve U23'ü çalıştıran İspanyol Felix Sanchez Bas var ancak Aspire projesine katılma tarihi 2006. Felix Sanchez de Colomer gibi La Masia kökenli bir antrenör.
Aspire Academy bitirme tezini 2014 yılının yaz ayında yaptı. Myanmar'da düzenlenen AFC U19 Şampiyonası'nı kazanan Katar'ın o turnuvaya giden 24 kişilik kadrosunun tamamı ya Aspire Academy'nin mevcut sporcusu ya da mezunuydu. Turnuvanın en iyisi seçilen, ailesi İran'ın en büyük inşaat firmalarından birinin sahibi olmasına rağmen aile servetini geri çevirip futbolcu olma hayalinin peşinden koşan Ahmad Moein Doozandeh (23 yaşında, Katar Ligi'nde Qatar SC takımında ve A Milli Takım oyuncusu) akademiyi şu cümlelerle özetliyor: “Profesyonel futbolcu olabilmem için ihtiyaç duyduğum tüm becerileri bana burada öğrettiler.”
Xavi, Messi, Guardiola, partnerlik anlaşması ile Leeds United ve Bielsa... Hepsi Katar'da gerçek bir futbol kültürü oluşturmalarına yardımcı oluyor. Hala Hintli, Kenyalı ya da Pakistanlı işçilere ekstra 6 Euro ödeyerek maçlara taraftar olarak gelmeleri sağlansa da yakın gelecekte Katar'dan ciddi bir futbol atılımı bekleniyor. Kim bilir belki de Belçika'ya 5 gol atan İsviçre'yi 1-0 yendikleri hazırlık maçı bunun bir işaretiydi. Göreceğiz...
Yararlanılan Kaynaklar:
Aspire Academy Resmi Sitesi
Steve Eder, Sam Borden, Christopher Harress, Jack Williams / New York Times
Robert Booth/The Guardian


Kaynak: Serkan Akkoyun / TRT SPOR