TV İZLE

Canlı TV'ler burada...

Aromaterapi, Fitness ve Beslenme: Doğal Yağlarla Bütüncül Sağlık Rehberi

Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!

BYD HAN | Test Sürüşü

BYD HAN 3.9s | Avrupalı Premium otomobillere kafa tutar mı?

En Seksi Voleybol Frikikleri

Birbirinden seksi voleybolcular plajda ve salonlarda ter dökerken zaman zaman da verdikleri frikiklerle yürek hoplatıyorlar…

TV’de Spor Ekranı

TV’de Spor Ekranı ile TV'de canlı spor yayınları ve canlı maçlar hangi kanalda öğrenin.

UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri

2024-2025 UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Vodafone Sultanlar Ligi'nde biten transferler (2026-2027 sezonu)

Vodafone Sultanlar Ligi ekipleri, 2026-2027 sezonu öncesi kadrolarına takviye yapıyor. İşte şu ana kadar biten transferler...

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri​ TRT farkı ile burada ...

UEFA Avrupa Ligi Maç Özetleri

UEFA Avrupa Ligi​ Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Yıldırım Demirören etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yıldırım Demirören etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2020 Cumartesi

"Beşiktaş'a kalleşlik, hainlik yapıldı"

Beşiktaş Kulübü Divan Kurulu Başkanı Tevfik Yamantürk, "İnsan evinden para çalar mı? Üzülüyorum. Beşiktaş'a kalleşlik, hainlik yapıldı." dedi.

Beşiktaş Kulübünün Instagram hesabında yapılan canlı yayında açıklamalarda bulunan Tevfik Yamantürk, siyah-beyazlı kulübün mali açıdan ciddi problemi olduğunu kaydetti.
Kulübün parasının olmadığını aktaran Tevfik Yamantürk, "Beşiktaş'ın ciddi problemleri var. İnsana oksijen gerekir. Oksijen alamazsak üstü boş. Beşiktaş'ın da oksijeni paradır ama paramız yok. Ben hala Beşiktaş'ın buradan çıkacağını düşünüyorum. Alacaklılar, ineğin memesine hortumu bağlamış, süt bitmiş kan geliyor, ineğin etinden faydalanmayı düşünüyor. Buna izin vermemeliyiz. Bankalar da kendine gelmeli. Durum böyleyken 'Başkan taze para koysun.' diyorlar. Başkan taze para koydu. 'Para koysun' diyen insanlar, hayatlarını herhalde kendi maaşlarından başka maaş ödememiş insanlar." diye konuştu.
Yamantürk, başkan Ahmet Nur Çebi ile istişareler yaptıklarına değinerek, "Ali Koç, Fenerbahçe'ye 50 milyon euro verdi. Sonrasında da gruptan sponsorluklar getirdi. Yine açıkları var. Bizim durumumuz diğerlerinden daha iyi. Borcu yönetmek serveti yönetmekten daha zor ve önemlidir. Bu ancak ahlaklı insanlarla yapılır. Hala o noktadayım. Fikret Orman ile hala görüşüyorum. Beni dinlemedi. Ben haklı çıktım. Yeni başkanımız sağ olsun bizi dinliyor. İnşallah bu işe çözüm bulanacak." ifadelerini kullandı.
Kulüp yönetimlerinin kurallara bağlanması gerektiğini dile getiren Yamantürk, "Arkadaş ortamında 'Devlet bu borçları silsin' dendi. Devlet bu borçları silerse, hayatında maça gelmemiş, maç ile alakası olmayanın hakkını gasp etmiş olacağız. Bu işte kural yok. Çok kolay şöhret ve zengin oluyorsunuz. Bu iş yeniden soygun noktasına gelecekse, Türk halkının suçu nedir? Böyle şey olmaz. Ciddi kurallar getirilmelidir. Beşiktaş için hala kötümser değilim. Bu iş Beşiktaş'ın değil, alacaklının da problemi oldu. Onlar da başkanın karşısına çıkmıyor. Bu işler Süleyman ağabeyden sonra başladı. Garip garip paralar verilmeye başlandı. Çünkü yaptırım yok. Bu işler neden Almanya'da olmuyor? Kurallar var. Kimse kendini kuraldan akıllı olduğunu ispatlamaya çalışmayacak ve yaptırımı olacak." şeklinde konuştu.
"Beşiktaş daha iyi yönetilseydi çok daha iyi yerlerde olabilirdi"
Tevfik Yamantürk, siyah-beyazlı kulübün unutulmaz başkanı Süleyman Seba'dan sonra gelen yönetimlerin Beşiktaş'ı çukura götürdüğünü söyledi.
İsim vermeden eski başkanlar Yıldırım Demirören ve Fikret Orman'ı işaret eden Yamantürk, "Futbol ekonomisi çok büyüdü. Beşiktaş daha iyi yönetilseydi çok daha iyi yerlerde olabilirdi. Çok yazık oldu. Eğer utanma duygunuz, mahcup olma duygunuz yoksa yüzünüz kızarmıyorsa bundan daha kolay şöhret olacak ve varlık sahibi olunacak yer yok. Beşiktaş'a yazık değil mi? Gözümüz gibi bakmalıyız. İnanamıyorum. Süleyman ağabeyden sonra gelen bu işi çukura götürdü ve çıkamıyoruz. Serdar Bilgili'den bahsetmiyorum. İsmini söylemek istemiyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"Beşiktaş'a kalleşlik, hainlik yapıldı"
Divan kurulu başkanı Yamantürk, kulübe kalleşlik ve hainlik yapıldığını ileri sürdü.
Kulüp çalışanlarına verilen sözlerin tutulamadığını anlatan Tevfik Yamantürk, "Ben olsam genç takım ile çıkarım. Evde olmayan camide haramdır. Biz şu anda çalışanlarımıza taahhütlerimizi yerine getiremiyoruz. Adamın evinde çoluk çocuk aç, adam her geceyi başka yerde sabahlıyor. Böyle bir düzen olabilir mi? Kimseye üzülmeden, bir futbolcu ile havada iki tane daha sözleşme imzalamadan, Beşiktaş'ı kendi evi gibi yöneterek... İnsan evinden para çalar mı? Üzülüyorum. Beşiktaş'a kalleşlik, hainlik yapıldı. Ayağımızı yorganımıza göre uzatacağız. Beşiktaş markası çok büyük markadır." şeklinde görüş belirtti.
Sosyal medya üzerinden mevcut yönetimi eleştiren eski yöneticilere tepki gösteren Yamantürk, "Hala neyi arıyor anlamış değilim. Utanması olmayanlar Beşiktaş sayesinde ekonomik ve sosyal anlamda sınıf atladılar. Kulübe bu şekilde geri gelemezsin. Camia sizi bu şekilde kabul etmez. Seçimin ertesi günü ilk maça gelebiliyorsan demek ki çok iyi bir yönetim sergilemişsindir. Maça gelmeden sosyal medyadan her gün yazılar yazılıyor. Bunlar bence herkese zarar veriyor." şeklinde konuştu.

28 Şubat 2019 Perşembe

Yıldırım Demirören istifa etti

Yıldırım Demirören, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı'ndan istifa etti.

Türkiye Futbol Federasyonu'nda (TFF) Yıldırım Demirören dönemi sona erdi. Yıldırım Demirören, TFF Başkanlığından istifa ettiğini açıkladı. Haziran'da yapılacak seçimlere kadar Hüsnü Güreli başkanlığa vekalet edecek.
Yıldırım Demirören'in TFF'nin internet sitesinde yer alan istifa açıklaması şöyle:
"Kamuoyuna;
26 Şubat 2012'den beri sürdürmekte olduğum Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı'ndan İDDAA, Misli.com'un Demirören Holding bünyesine katılımından ve sözleşmelerin devri yasal olarak tamamlandığından dolayı istifa ediyorum.
Bugüne kadar şeref ve gururla taşıdığım bu milli görevi Türkiye ve dünya kamuoyunda tartışmalara mahal bırakmamak ve gölge düşürmemek gerekçesi ile bu kararı almış bulunmaktayım.
Yedi yıl boyunca Türkiye Futbol Federasyonu Başkanlığı görevimde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a desteklerinden ve güvenlerinden dolayı teşekkür ediyorum.
Ve birlikte çalıştığımız tüm Spor Bakanları'na, Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri'ne, kurullarda görev yapan tüm başkan ve üye arkadaşlarıma, Milli Takım teknik direktörleri ve oyuncularına, bu yolda desteğini esirgemeyen tüm kulüp başkanları ve yönetim kurulu üyelerine, spor camiasına, medyamıza çok teşekkür ediyorum.
Kamuoyuna en derin saygı ve sevgilerimle arz ediyorum."

TFF Başkanlığını vekaleten Hüsnü Güreli yürütecek
Öte yandan Haziran 2019'daki TFF Genel Kurulu'na kadar; başkanvekili ve İcra Kurulu Üyesi Hüsnü Güreli TFF Başkanlığı'na vekalet edecek.
TFF'nin internet sitesinde yer alan açıklama  şöyle:
"Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu'nun bugün yaptığı toplantıda, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Sayın Yıldırım Demirören görevinden istifa etmiştir.
Yönetim Kurulu'nun aldığı kararla, Haziran ayında yapılacak olan TFF Genel Kurulu'na kadar Türkiye Futbol Federasyonu'na Başkanvekili Sayın Hüsnü Güreli vekaleten başkanlık edecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

8 Haziran 2018 Cuma

Erdoğan Demirören hayatını kaybetti

Florence Nightingale Hastanesi Tıbbi Direktörü Dr. Özgür Şamilgil, Demirören Holding Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Demirören’in vefat ettiğini açıkladı.

Şamilgil, Florence Nightingale Hastanesi'nda yaptığı basın açıklamasında, “Saygıdeğer iş insanı Erdoğan Demirören bugün saat 11.53 itibarıyla aramızdan ayrılmıştır." dedi.
Erdoğan Demirören'in bir süredir hastanelerinde solunum yetersizliği nedeniyle tedavi ve takip altında olduğunu aktaran Şamilgil, "Sayın Demirören, ailesinin yakın ilgi ve alakası, hastanemizin tüm personelinin yoğun desteği ve çabalarıyla bugüne kadar ızdırap çekmeden yaşamını sürdürmüştür. Bugün itibarıyla tüm ülkemize, yakınlarına baş sağlığı diliyoruz. Allah kalanlara sabırlar versin.” diye konuştu.
Şamilgil, 31 Mayıs'ta hastanenin yoğun bakımına alınan Demirören’in solunum yetersizliği nedeniyle yoğun bakımda tıbbi destek ve tedavisi gördüğünü ifade etti.
"Cenaze törenini pazar günü Fatih Camisi’nde düşünüyoruz"
Aile adına bir açıklama yapan Demirören Medya Grubu İcra Kurulu Başkanı Mehmet Soysal ise “Cenaze töreniyle ilgili gerekli açıklamayı resmi olarak da yapacağız ama pazar günü öğle namazını müteakip Fatih Camisi’ni düşünüyoruz. Ülkemize, milletimize ve Demirören ailesine baş sağlığı diliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan Demirören Kimdir?
Erdoğan Demirören, 28 Ağustos 1938 tarihinde Bursa'nın İnegöl ilçesinde dünyaya geldi. Saint Benoit Lisesi'nden mezun olan Erdoğan Demirören, babası Şükrü Demirören'in 1957 yılında vefat etmesi üzerine Oto Yedek Parça İthalatı ve Pazarlaması konusunda faaliyet gösteren Kolaylık Oto Müessesi’nin işlerini genç yaşta devraldı.
Erdoğan Demirören'in İş Hayatı

79 yaşındaki Erdoğan Demirören'in hala Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Demirören Holding, LPG sektöründe birçok şirketin sahibi konumundadır. Milangaz, Likidgaz ve Mutfakgaz gibi markalarla LPG sektörünün en büyük grupları arasında bulunan Demirören Grubu, ayrıca piston üretimi de yapmaktadır.
Erdoğan Demirören'in oğlu Yıldırım Demirören ise eski Beşiktaş Kulübü Başkanı ve günümüz Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı'dır.
Demirören Grubu, medya alanında da faaliyet göstermektedir. Milliyet Gazetesi ve Vatan Gazetesi'nin sahibi olan Demirören Grubu, son olarak da Doğan Medya Grubu'nu tamamen satın almıştır.
Doğum tarihi: 28 Ağustos 1938 , İnegöl
Eş: Tülin Demirören
Çocuklar: Yıldırım Demirören
Torun: Yelda Demirören
Kurulan organizasyon: Demirören Holding

10 Ocak 2018 Çarşamba

Demirören'den Aysal'a sert tepki!

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Yıldırım Demirören, Galatasaray'ın eski Başkanı Ünal Aysal'ın Fatih Terim'in milli takımın başına geçtiği dönemle ilgili TRTSPOR'da yaptığı açıklamalara cevap verdi. Demirören, "Aysal'ın yaptığı açıklamaları hayret ve üzüntüyle takip ettim. Aradan yaklaşık 4.5 sene geçtikten sonra ve nereden icap ettiğini anlayamadığım bir şekilde Sayın Fatih Terim'in Milli Takım'a geçiş dönemini kendine göre anlatan Aysal'ın ifadeleri en hafif deyimle hilaf-ı hakikattir (gerçeğe aykırı) " dedi.

Yıldırım Demirören'in açıklaması şöyle;
"Yıldırım Demirören'den açıklama
Güzide kulüplerimizden Galatasaray Spor Kulübü'nün eski Başkanı Ünal Aysal'ın dün TRT Spor'da yaptığı açıklamaları hayret ve üzüntüyle takip ettim.
Aradan yaklaşık 4.5 sene geçtikten sonra ve nereden icap ettiğini anlayamadığım bir şekilde Sayın Fatih Terim'in Milli Takım'a geçiş dönemini kendine göre anlatan Aysal'ın ifadeleri en hafif deyimle hilaf-ı hakikattir.
Konuyla ilgili resmi açıklamamızı 25 Eylül 2013 tarihinde yapmamıza rağmen, kamuoyunda doğması muhtemel kafa karışıklıklarını gidermek için bazı gerçeklerin altını tekrar çizmek lüzumu doğmuştur.
1. Sayın Fatih Terim için Ağustos 2013'te yaptığımız ilk görüşmede Galatasaray eski başkanı, "Milli Takım teknik direktörlüğü kutsal bir görevdir. Hocamızla görüşebilirsiniz. İsterseniz ocak ayında kendisiyle anlaşabilirsiniz, biz de bu yolumuza başka hocayla devam etmek için zaman buluruz" demiştir.
2. Buna rağmen daha sonra 4 maçlık dönem için Fatih Terim ile fahri olarak anlaşma sağlandığı ve bunun da boş kağıda atılan sembolik imzalarla kamuoyuna duyurulduğu herkesin malumudur.
3. Dolayısıyla Sayın Fatih Terim'in Galatasaray'dan ayrılış süreciyle ilgili yaşananların, Türkiye Futbol Federasyonu'nun dışında gelişmiş olduğu ortadayken bu ayrılığı TRT Spor'da "Biz Terim'i göndermedik, o Milli Takımı seçti" şeklinde anlatmak art niyetli ve konuyla ilgili sorumluluğu üzerinden atma çabasıdır.
4. Ünal Aysal'ın aramızda geçtiğini iddia ettiği telefon görüşmesi de maalesef doğru değildir. O konuşmada tarafımdan söylendiği iddia edilen "Unutalım bu işi" ve "O zaman biz Sayın Terim'in yerine başka bir alternatif teknik adam düşüneceğim" ifadeleri hayal ürünüdür. Biz Galatasaray eski başkanı ile ne konuştuysak süreci ona uygun biçimde yürüttük, zaten Galatasaray'ın izniyle yapılan 4 maçlık ücretsiz anlaşma ve olayların daha sonraki gelişimi ortadadır.
Kamuoyunun dikkatine sunarım.
Saygılarımla,
Yıldırım DEMİRÖREN
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı"

10 Ağustos 2017 Perşembe

Yıldırım Demirören, A Haber ve A Spor'a konuk oldu

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, A Haber ve A Spor'da ortak yayınlanan Futbol Meydanı programına katıldı. Riva'da bulunan TFF merkezinde düzenlenen ve canlı yayınlanan programda Yıldırım Demirören, Serkan Korkmaz'ın gündeme dair sorularını yanıtladı.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören'in programda yaptığı açıklamalar şöyle:

Soru: Ankara'da bugün katıldığınız sporda şiddet zirvesiyle ilgili bilgi verir misiniz?
Yıldırım Demirören: Öncelikle üç bakanımıza da gönülden teşekkür ediyorum. Senelerdir olması gereken toplantıyı bugün yapabildik. 3 bakanımız federasyon başkanlarının görüşlerini alarak yola çıktı. Bugün futboldaki şiddeti konuşmadık; spordaki şiddeti konuştuk. Olayların birikimini konuştuk. Bu konuşmada aslında çıkan yasamız yeterli. Çok az bir oynama gerekiyor. Bakanlarımızın dediği gibi statların çevresi genişlemesi. Bu yasa sadece taraftarlara uygulanıyorsa olmaz. Eğer bir başkan, bir başkanı dövdüyse ve af gördüyse olmaz. Bunun için sağ olsunlar bakanlarımız ve genel müdürümüz orta yolu bulduk. Bu yasanın bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor.
Bugün konuşulan konulardan birisi budur. Belediye başkanlarımız bir takımın başkanı gibi hareket ediyorlar. Bu takımlara avantaj sağlıyor. İnşallah bunun önüne geçilecek. Futbol bir tiyatro, bir sahne oyunu, bir eğlence... Bu eğlenceden faydalanmamız lazım. TFF eleştirildi; doğru. Ama TFF'nin görevi organizasyonu yapmak. Güvenlik bizimle alakalı değil. Biz sadece olması gereken güvenlik elemanlarının adetlerini masaya koyarız. Samsun'daki maçta bin 500 güvenlik elemanı vardı. Bunları görerek bu taleplerde bulunduk. Burada hatalı kim diye aramamak lazım. Bunun nasıl düzeltileceğini düşünmemiz lazım. Spor olarak yeni sezona giriyoruz. Bu nasıl düzelir? Bu yasanın adli tarafında uygulanması gerekiyor.
Bundan sonraki kupa finallerinde e-bilet uygulanacak. Ancak bizim bu maçta kestiğimiz biletler TC kimlik numarasına göre kesildi. Sadece e-bilet uygulaması yoktu. Zaten yakalanan 4 kişi de bu sebepten dolayı bulundu. Biz TFF olarak bütün görevlerimizi yaptık.
6222 sayılı yasanın uygulanmasında kararlılık göreceğiz. Bakanlarımıza teşekkür ediyoruz. Geçmişteki programlarıma bakarsanız bunu hep söyledim. Herkese bu yasanın uygulanması için çağrıda bulundum. Başkanların beyanatları futbolu geriyor; medyanın yazdıkları geriyor. Bu konuda hepimiz hemfikiriz. Hemfikirsek bu cezaların uygulanması gerekiyor.
Bugün Samsun'daki maç için cezalar açıklandı. TFF kurallarla yönetiliyor. Bu kuralların içinde hukuk da var. Hukukun maddeleri belli. Eğer ortamı gerecek beyanatlar verirseniz ceza alırsınız. Taraftar olarak taşkınlık yaparsanız ceza alırsınız. Ama bizim verdiğimiz cezalar kurulların verdiği cezalardır. Bunun yönetim kurulumuzla alakası yok. Buna hukukçular talimatlara göre ceza verir. Hiçbir yöneticinin cezayı belirleme lüksü yok. Yarın bu koltuklardan hepimiz gideceğiz. Bu talimatları verdiysek bunun altından kalkamayız. Soyadlarımıza bu lekeyi getiremeyiz. Disiplin Kurulu bir karar verir; Tahkim hukuken bakar ve karar verir. Her kurul kendi, özel olarak işler. Cezaları ben de sizinle birlikte öğreniyorum. Hakemleri açıklandıktan sonra öğreniyorum. Eski düzeni unutun. Dışardan müdahale etmek isteyenler bu eleştirileri yapanlar.
Samsun'a gitmeyip, kombine alan taraftarlar PFDK'nın ceza kararı sonrası mağdur olduklarını söylüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bu olayları çıkartanları emniyetimiz yakaladı. İsimler belli. Maça gidemeyen kişiler; bu kişilere dava açsınlar. Onlar yüzünden olaya karışmayan evinde oturan taraftarlar maça gidemiyor. Biz kuralı uygulamak zorundayız. Bu isimlere dava açsınlar. Veya bu taraftarı getirenlere dava açsınlar. Eskiden bütün statlara ceza veriliyordu biz cezaları düşürdük kademe kademe… 80 kişilik tribünde 10 kişi küfür ediyorsa 70 kişi onları sustursun.
Spor bakanımız bir şey söyledi. Biz 2024'e adayız. En güçlü aday biziz. Bu olaylar UEFA veya Almanya'nın eline geçip her yerde kullanılıyor. Stada verilen zararı geçin; ülkeye de zarar veriyorsunuz. Türk futbolu, Avrupa'da en çok takip edilen futbollardan birisi. Temsilciler Kurulu'na UEFA'dan 4 tane örnek gösterdiler. 2'si Türkiye'den… Maalesef bunlar oluyor.
Sayın Başkan, bu olayların siyasi yönü olduğu konusunda iddialar hakkında neler söylersiniz?
Mesela Antalya'da e-bilet vardı. Bu maçlarda da TC kimlik ile satıldı. Bunun içinde provokatörler var. Siyasi olaylarla tribünlerin içine girenler var. Bu isimler belli. Masum taraftarlarımızın bunlara uymaması lazım; engellemesi lazım. Türkiye bir süreçten geçiyor. FETÖ ile kavga ediyoruz. Kavga ederken oyunlara gelmememiz lazım. TFF olarak yapılan her hareketin cezası yazılı; buna göre hareket ediyoruz. Amaç huzuru bozmak. Türkiye'de 2 önemli mevzu var. Siyaset ve futbol. En huzur bozulmaması gereken yer futbol. Ama buna istemeyerek de olsa alet olanlar var. Futbol bir şov. Biz değerimizi 600 milyon dolara sattık. Biz 5 sene sonra 800 milyon dolara çıkarmak istiyoruz bu rakamı… 3 bakanımıza da çok teşekkür ediyorum. Futbol ve spor adına çok önemli bir adım atıldı bugün. Bugün toplantıda federasyon başkanlarının görüntülerini aldılar. Spor medyasındaki kişilere bu cezaların uygulanması gerektiğini belirttik. 6222'deki cezaların artırılması yönünde talepte bulunduk. Ertelensin istemiyoruz. Sayın Adalet Bakanımız olumlu baktı. Savcılarımız ve hakimlerimizle de toplantı yapacağız anladığım kadarıyla. Çünkü Türk futbolu 1 tane… Biz futbol sahasını konuşuyoruz. Futbol sahasına gelirken tabancayla, baltayla geliyorlar. Bugün bir karar daha alındı. Takım taraftarları şehrinden çıkarken aranacaklar ve bütün yolu öyle gelecekler. Bu işin son adımı tekrar demir parmaklıkları stada getirmek olur ki bunu kesinlikle istemiyoruz.
Fatih Terim'le ayrılık süreci çok konuşuldu?
Fatih Terim ile yollarımız ayrıldı. Kendisine verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum. Kendisiyle önümüzdeki hafta görüşeceğiz. Sonra Yönetim Kurulumuz bir araya gelecek ve tazminat konusunda bir karar verilecek. Hocamızla yolumuzun ayrılması gerektiğine inandık ve karar alarak ayrıldık. Biz hocamızla konuşarak ayrıldık. Hocamızla ben şahsen görüştüm. Ayrılmamız gerektiğini anlattık ve yollarımızın ayrılması gerektiğini anlattık. Anlaşarak ayrıldık. Sonra tazminat konusu vardı. Kendisiyle konuşacağız ve değerlendirme yapacağız.
4 çok önemli maçımız var. Bunun iki tanesi Eylül'ün başında. 2 ve 5 Eylül… Liglere ara veriliyor. Diğer ikisi de ekim ayında… Eylül ve ekim ayında 4 önemli maçımız var; grup liderinden 2 puan gerideyiz. Şansımız var. Bu duruma bakarak eğer çalıştığı takımı rahatsız etmeyecekse Şenol Güneş hocamızla görüşmek istedik. Fikret Orman'dan izin aldık. Ama tabi çalıştırdığı takıma zarar vermeyecekse bu görevi ilettik. Onlar takımın zarar göreceğini düşündü ve istemedi. Türkiye'yi bilen bir teknik adam istemiştik. Lucescu ismi bize yakın geldi. Kendisiyle şahsi dostluğumuz var. Kendisi bize Galatasaray ile görüştüğünü; sportif direktörlük teklif ettiğini ancak kabul etmeyeceğini söyledi ve anlaştık. Sayın Lucescu saha içinde olmak istiyor; saha dışında olmak istemiyor. Bunu Galatasaray Yönetimi'ne de söyledik. Galatasaray ile anlaşmadığını öğrendikten sonra kendisiyle görüştük. Kendisinin de karakteri buna müsait değil zaten. Görüştüler; kabul etmedi ve biz görüştük. 13 yıldır tüm takımlar Lucescu'yu getirmek istiyor. Kariyeri çok başarılı. Rakipleri de tanıyor. Dostluğum benim konuşmamızdaki en önemli faktördü. Dostluğa göre milli takım hocası seçilmez. Kariyere bakılır. Kendisinin kariyeri ortada… 4 maçta hocamız başarılı olamazsa sonra Avrupa Kupası elemeleri başlıyor; ona çalışacağız birlikte. Hocanın sözleşmesinde tazminat maddesi yok. Bunu da herkes bilsin. Şenol Güneş'e 4 maçlık teklif yapmıştık. Abdullah Avcı için de aynı şey geçerliydi. Takımına zarar verebilirdi. Bu sebeple teklif dahi yapmadık. Abdullah hocanın kafasını karıştırıp; Başakşehir'e zarar verebilirdik. Yerli teknik adamlara eleştiri getirmiştim; doğru. Türkiye'de 4 isim sayıyorsunuz; beşinciyi sayarken zorlanıyorsunuz. 15/20 adayımız olsaydı keşke yerli hocalardan. Bunun için ne yapmak gerekir? Kendimizi geliştirmemiz gerekir. Türkiye senelerdir 4 isimle gidiyor. Onun haricinde isimler geçiyor mu milli takımlar için?
Arda Turan Milli Takım'a geri dönecek mi?
Arda kaptanımıza idari ceza vermiştik. O gün kadro dışı bırakmıştık. Süresiz bir kadro dışı cezası değildi. Zaten Kosova maçı vardı ve bir ara vardı. Sonra Arda kaptanımız kendisi bir açıklama yaptı ve Milli Takım'ı bıraktığını açıkladı. Ama bizim Arda'ya her zaman ihtiyacımız var. Arda bu kararından vazgeçerse; ona ihtiyacımız var. Bütün iş Arda kaptanımızda… Arda bana göre doğru olmayan bir karar aldı. Bu kararından vazgeçmesi lazım. Lucescu ile yapılan görüşme çok olumlu geçti. Arda'ya kapı kapanmadı bizim tarafımızdan. Arda kendisi bir karar aldı. Biz idari bir ceza vermiştik bir maçlığına… Arda Milli Takım'ın her zaman kaptanı. Tarihe öyle geçti.
Kulüpler Birliği Başkanlığı'na Dursun Özbek seçildi, yorumunuz nedir?
Kulüpler Birliği konusunda Göksel Gümüşdağ'a teşekkür etmek istiyorum. TFF ile Kulüpler Birliği'nin en güzel çalıştığı dönemlerden birisiydi. Güzel işler yaptık. Futbol ailesini Göksel Bey bir arada tuttu. Kendisine teşekkür ediyorum ve başarılar diliyorum. Göksel Bey'in yarattığı birlik ve beraberliğin aynısı Sayın Dursun Özbek başkanımızla da devam edecektir. Göksel Bey ile aramızda çok güzel birlik beraberlik, fikir alışverişi vardı. Ortak hareket ediyorduk. Kulüpler Birliği ligleri kendisi pazarlamak istiyordu. Mutlaka bu görüş devam edecektir.
MHK'da bir revizyon yaptınız. VAR sistemi ile ilgili görüşleriniz neler?
MHK kendi içinde görev dağılımı yaptı. Video hakemlikle ilgili çalışmalar sürüyor. Bu uzun bir süreç. Bizim hedefimiz devre arasına yetiştirmek. Birinci hedefimiz bu. Ama kulüpler de haklı olarak başlamış bir sezonda devre arasında değişiklik olur mu diye soruyorlar. Buna Kulüpler Birliği'nin karar vermesi gerekir. Biz ocak ayına yetiştirmek için uğraşıyoruz. Bu süreç bizim elimizde değil.
Ben bir futbolsever olarak futbolda teknolojiye karşıyım. Futbol bir hata oyunu. Diğer ülkeler bunu uyguluyorsa ve bu bir gereksinimse TFF bunu uygular. 2 gün önce hakem maçta penaltıyı vermedi. Gol oldu. Döndü ekrandan baktı. Golü iptal edip; penaltıyı verdi. Bu Türkiye'de bir maçta olsa ne olur? Almanya ve İngiltere'de bu sene başlıyor sanırım. Demek ki başlanıyor. Bir ihtiyaç var demek ki… Ama ben futbolda Yıldırım Demirören olarak teknolojiye karşıyım.
Transferde 222 milyon Eurolar konuşulmaya başlandı?
Neymar transferi konusunda büyük dengesizlikler var. Turizm Bakanlığı, Katarlılar'a destek verdi ve bu transfer gerçekleşti. Ama bütçeler olarak büyük dengesizlik var. 222 milyon Euro çok büyük bir tutar.
Milli Takım maçlarını kazansa, hakemler hata yapmasa yine de eleştirilir miydiniz?
Milli Takım maçlarını kazansa, hakemler iyi maç yönetse yine eleştirilirdik. Bize beceriksiz diyorlar. Türk futbolunu şike sürecinden kurtarırken beceriksiz miydik? Türk futbolunun mali yönünü 3 kat artırırken beceriksiz miydik? Türk futbolunu 600 milyon dolarlık değere taşırken beceriksiz miydik? Bizi beceriksizlikle suçlayanlar görevlerimizi bilmeden suçluyorlar. Samsun'da güvenlik görevi bizde değil. TFF'yi biz yönetiriz; başkasına yönettirmem. Ne demek bu lig bitmez? Niye bitmesin. Biz mağlubiyeti kabullenip, galip geleni kutlarsak bu lig niye bitmesin? Bunlar eski Türkiye'de vardı.
Geçen sezon hakemler başarılı mıydı?
Hakemler sezon başında iyi değildi. Sezon ortasından itibaren süperlerdi. Hata yapmadılar mı? Yaptılar. Ama kimse art niyetli diyemez. Şampiyonluğa etki eden hata yok. Çok çekişmeli bir lig bitirdik. 1. Lig'de son hafta 15 takım ya şampiyon oluyordu; ya düşüyordu. Finaller oynandı. Bir hakemden şikayet geldi mi? Benim hakemlerim iyi niyetli. Hata yapıyor mu? Yapıyor. Komplo teorisi olduğu zaman 6222 devreye girmesi lazım. Profesyonel hakemlik yeni bir sistemdi her geçen sene daha çok oturuyor.
Milli Takım'daki prim olayı çok tartışıldı.
Katılıma prim vermeyen ülkeler var çünkü her turnuvaya katılıyorlar. Bugünkü Türkiye'nin durumunu düşünelim. Biz kupalara kaldığımızda Türkiye'nin her yerinde bombalar patlıyor; her yerde şehitlerimiz geliyordu. Milli Takımımız bizi o gün güldürdü. Biz de bir prim vaadinde bulunduk. Kasım'da bulunduk. Bu prim öbür kasımda tartışılmaya başlandı. Bu sene prim vermiyoruz. Katılın ona göre konuşacağız dedik. Her takım her oyuncuya prim veriyor. Neden Milli Takım vermesin? Bir başarı geliyorsa; 80 milyonun yüzü gülüyorsa bu çocuklar neden hak etmesin? Şehitlerimiz vardı ve hepimiz maça ağlayarak gidiyorduk. Bunları çok kolay unutuyoruz. O günleri unutuyoruz ve bugün bunları tartışıyoruz. Yapmayın arkadaşlar… Yapmayın…
Kulüpler bu sezon transferde çok hareketliler. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu seneki transfer döneminde tabii ki kulüplerimizin mali bütçelerine çok iyi bakmalılar. Onun haricinde futbolumuz geliştikçe; gelir arttıkça iyi oyuncular geliyor. İyi oyuncular gelince heyecanlanıyoruz. Fenerbahçe'nin, Galatasaray'ın aldığı oyunculara gelsinler diye bakıyorduk. Bunlar gelirken kulüplerimiz mali çerçeveye çok iyi bakmalılar. 20 Eylül'de lisans kurulu karar verecek. Edindiğimiz bilgilere göre Süper Lig'de problem yok. Önümüzdeki sene artık denk bütçe olması gerekiyor. Bunu başarmak zorundalar. Yoksa lisanslara kadar gidiyor. UEFA kriterlerine uymamız gerekiyor. 20 Eylül'de karnelere bakılacak. Geçen seneden itibaren denk bütçeye başladık. 1 sene önce vergi borcu, sigorta borcu olmayacak dedik. 4 senedir kademe kademe geliyoruz. Önümüzdeki sene açık vermenin son senesi… Sonra denk bütçe olmak zorunda... Bu sene 20 Eylül'de kulüplerin finansal durumları masaya yatırılacak. Kriterlere uygun olmayan kulüplerin lisansı iptal dahi olabilir. Süper Lig için olumlu haberler var. 1. Lig için 7-8 takımda problem gözüküyor. Umarım düzelir. Taraftarlar takımlarının mali durumlarını takip ediyorlar. Çünkü kulüplerinin mali zorluğa girmelerini istemiyorlar. Cezaları biliyorlar. Bu durumu takip ediyorlar ben de öyle bir duyum aldım.
Kulüplerin muhtemel 11'lerine bakıyorum, yerli oyuncu yok.
Altyapıları her zaman tartışıyoruz. Baktığınız zaman yabancı ile oyuna başlamanın ortalaması 6.7'dir… Bu durum ancak altyapı çalışmasıyla olur. Biz her dakika başarı beklersek altyapıyı unutuyoruz. Almanya 7 senede 500 milyon Euro harcadı; otobüs seferlerini ayarladı ve dünyanın en iyi takımı oldu. Bizim 9 sene beklememiz lazım. Uzun vadede planlarımız var. Kulüplerimizdeki en önemli altyapı 8-12 yaştır. Oradaki çalışanlar hatır gönülle gelen kişiler. Bunun değişmesi lazım. Yeni bir çalışma yapıyoruz. Bütün altyapı hocalarının maaşlarını biz ödeyelim ki kulüplerimize destek olalım istiyoruz. 14 yabancı kuralını kulüplerle beraber aldık ama doğru bir uygulama bana göre… Ama biz o gün yola çıkarken hem takımlarımız güçlenecek; hem de yerli oyuncularımız yurt dışına gidecek diye düşündük. Böyle de oldu. Ama tek eksik altyapı… Bu altyapıyı düzeltemezsek her zaman tartışırız. Şu an için bu kararımız doğru gidiyor. Ama 2 sene sonra Kulüpler Birliği ile oturur karar alırız.
Tribünler geçen sezon boş kaldı. Tribünler nasıl dolacak?
Seyirci ortalamamız eski e-bilet çıkmadan önceki ortalamaya geldi. Futbol bir şov, bir tiyatro, bir oyun… Bunun kavgalarını yapmayı kesersek aileler gelmeye başlayacak. Bu ortama çocuklarınızı götürür müsünüz?
Kendi taraftarının saldırdığı taraftarın çocuğu bir daha maça gider mi? Futbol hepimizin. Başkanlar camialarını koruyacaklar ama kavga ortamıyla değil. Başarılı olanın elini sıktığımız gün bu sorunları çözeceğiz. Her takım maç kaybettiği zaman hakemler… Hakem kaç maçın sonucuna etki ediyor. Herkes hatayı kendisinde arasın. Biz mesajlarımızı birlik beraberlik için vermemiz gerekiyor. Bu sorumlulukta olmamız gerekiyor.
Fenerbahçe ve Beşiktaş Kulübü başkanlarının sözleri için ne düşünüyorsunuz?
Muz kabuğu ifadesi bir tuzaktır. Sizin ayağınızın kayması için kurulan bir tuzaktır. Futbolun içinde olan her başkanın ayağının altında bir muz kabuğu vardır. 15 senedir hep ayağımın altında var. Ama doğruları yaparak o kabukları çöpe atıyorum. Tuzağa gelmeyiz. Futboldaki her başkanın ayağında bu muz kabuğu vardır. 15 senede bugünlere geldim. Alışkınım. Bu demeçler futbolumuza zarar veriyor. Bu bir camiayı korumak da değildir. Fikret başkanımızın cezasını Disiplin Kurulumuz verdi. Futbol kurallarla yönetiliyor; TFF de bu kuralları uyguluyor. Anlık bir hareketle bu cezaları alacaksınız.
Devlet bakanlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Bizim çok büyük bir şansımız var. Sayın Cumhurbaşkanımız, Türk futbolunu çok seviyor. Bizim kendisinin karşısına bu sorunlarla değil; güzel projelerle çıkmamız lazım. Bugün Türk futbolu; Avrupa'nın 6. En büyük ekonomisi. Buralara kolay gelinmedi. Konuşarak olmaz. Birlik ve beraberlikle olur bu işler…
Cengiz Ünder harikalar yarattı. İnşallah Avrupa'da da başarılı olacak. Okay geliyor. Emre Mor güzel geliyor. Güzel günler olacak ama muhakkak zorluklar da olacak. Bunu hep beraber aşmamız gerekiyor.
Yapılan transferler çok güzel bir şey. Her kulübümüzün getirdiği önemli oyuncu; Avrupa medyasında da çıkıyor. Yayıncı kurulumuz Süper Lig maçlarını birçok ülkede verecekler. Fransa'da verecekler. Bunlar çok önemli.
Geçen sezon da aynı şeyleri konuşuyorduk. Geçen sezon da takımlar harika transferler yapmıştı. Kurallar aynı, futbol aynı, seyirci aynı… Yeter ki güzelliği paylaşalım. Bir tane şampiyon çıkacak. Önemli olan çıkan şampiyonu tebrik etmek. Şampiyon olamadıysan ortalığı birbirine katmanın bir anlamı yok. Her sene bir takım olacak diye bir garanti mi var? Hak eden olacak. Her takım için geçerlidir bu… Oyuncu kalitesi arttığı için seyir keyfi muhakkak ki yükselecektir. Türk futboluna değer katılıyor.
Yeni sezonla ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?
ATV ve A Spor'a teşekkür ediyorum. Ziraat Türkiye Kupası'na katkılarından dolayı… Statü değişikliği yaşadık. Bence uygun oldu. Takımlarımız çok maç yapmaktan yakınıyorlardı. Biz bunun için statüyü değiştirdik. İnşallah hayırlısı olur. Konyaspor'u tebrik ediyorum. Spor Toto Teşkilatımıza teşekkür ediyorum. Bize çok destek oluyorlar. Kendileriyle 35 milyon liralık bir sözleşme imzaladık. Altyapı liglerini ve BAL Ligleri'nin sponsoru oldular. Hep beraber bundan faydalanmamız lazım. 2024'e adayız. 10 şehir belirlenecek. Zorlanacağız seçerken. Bunların mücadelesini vereceğiz. Allah kısmet ederse 2018 Eylül'de bu adaylığı alacağız inşallah.
Yeni bir sezon rahmetli İlhan ağabeyin adını taşıyor. Spor dostluk, barış ve kardeşliktir diyoruz. Bunu hep birlikte uygularsak Türk futbolu kazanır. Tüm takımlara başarılar diliyorum. Tribünlerdeki taraftar sayısı her geçen gün artacaktır. Kulüplerin yapmak istedikleri organizasyona her türlü desteği veririz. Yeter ki seyirciyi çekelim.

4 Ağustos 2017 Cuma

Mircea Lucescu ile sözleşme imzalandı

Türkiye Futbol Federasyonu ile A Millî Takım Teknik Direktörü Mircea Lucescu arasında resmi imza töreni düzenlendi.

 A Milli Futbol Takımı'nın teknik direktörlüğüne getirilen Mircea Lucescu için imza töreni düzenlendi. Galatasaray'ın teklifini neden kabul etmediğini açıklayan Lucescu, Fatih Terim'e teşekkür etti. Lucescu, milli takımı bırakma kararı alan Arda Turan'ın yeniden Ay-Yıldızlı formayı giymesi için çaba harcayacağını da söyledi.
TFF Başkanı Yıldırım Demirören ise törende Mircea Lucescu'nun sadece A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü olduğunu belirterek, "Türkiye Futbol Direktörlüğü pozisyonu kalktı" dedi.
Hasan Doğan Millî Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri'nde  yapılan törene TFF Başkanı Yıldırım Demirören, 1. Başkanvekili Servet Yardımcı, Başkanvekilleri Nihat Özdemir, Hüsnü Güreli, Ali Dürüst, İcra ve Yönetim Kurulu Üyeleri Cengiz Zülfikaroğlu, Ali Düşmez, Yönetim Kurulu Üyeleri Erhan Kamışlı, Mustafa Çağlar, Alaattin Aykaç, Mete Düren ile TFF Genel Sekreteri Kadir Kardaş katıldı.
A MİLLİ TAKIM'DA YENİ DÖNEM
Bir dönem Galatasaray ve Beşiktaş’ı da çalıştıran deneyimli teknik adam, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri'nde düzenlenen törende A Milli Futbol Takımı ile 2+1 yıllık sözleşme imzaladı. TFF Başkanı Yıldırım Demirören'in katıldığı töreni yönetim kurulu üyeleri de takip etti.
Demirören: "Lucescu'ya çok teşekkür ediyorum"
Törende konuşan Demirören, hizmetlerinden dolayı Fatih Terim ve ekibine teşekkür ederek, şunları kaydetti:
"Kariyerinde 35 kupa bulunan bir hocayla burada olmak benim ve yönetim kurulumu onurlandırıyor. Kısmet bugüneymiş. Biz hocamızla 10 sene önce çalışacaktık. Bugüne denk geldi. Önümüzdeki 4 maç ve 2 senelik zamanda bizimle beraber olmayı kabul ettiği için dostum Lucescu'ya çok teşekkür ediyorum. Kendisiyle benim temasım 31 Temmuz öğleden sonra olmuştur. Çarşamba günü de bir araya gelerek anlaşmayı sağlamıştık. Hocamızı tartışmaya gerek yok. Yaşıyla, kariyeri ve karakteriyle Türkiye'de 10 yıldır her sene gelmesi için uğraşılan bir kişi. Ben tekrar kendisine teşekkür ediyorum. Yeni çıktığımız yolda başarılar diliyorum."
Lucescu: "Çok zor bir durum olmasına rağmen kabul ettim"
Mircea Lucescu da Türkiye'de daha önce Galatasaray ve Beşiktaş ile önemli başarılar yaşadığını hatırlatarak, daha sonra Ukrayna ve Rusya'da geçen kariyeri hakkında bilgi verdi. Türkiye'den daha önce TFF'nin 2, Beşiktaş ve Galatasaray'ın da birer kez kendisiyle temasa geçtiğini anlatan Lucescu, "Sonunda buradayız." dedi.
Galatasaray'ın teklifini neden reddetti?
Rusya ekibi Zenit'ten ayrıldıktan sonra geleceğiyle ilgili bir süre düşünme kararı aldığını aktaran Rumen teknik adam, A Milli Takım'ın başına geçmesiyle ilgili süreci şöyle anlattı:
"1,5 ay düşündükten sonra evde duramayacağıma, çalışmaya devam etmem gerektiğine karar verdim. Bu şartlarda ilk olarak Galatasaray benimle temasa geçti. Östersunds'a elenmelerinin ardından kulübe yardımcı olmam için benimle temasa geçtiler. Başkan yardımcısıyla görüştüm ve bana futbol direktörü olma teklifini sundu. Kabul ya da reddetmedim, sadece bir hafta sonra konuşmamız gerektiğini söyledim. Benim alacağım pozisyonda, kendinizi teknik direktör yerine koyduğunuzda üzerinizde büyük bir baskı olacaktır. O yüzden böyle bir çalışma ortamının uygun olmayacağını düşündüm. Galatasaraylı yöneticiler tekrar Bükreş'e geldi, bu pozisyonda çalışmayacağımı kendilerine ilettim."
Mircea Lucescu, 31 Temmuz'da TFF Başkanı Yıldırım Demirören ile bir telefon görüşmesi yaptıklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kendisi bana A Milli Futbol Takımı'nın teknik direktörü olma fırsatını sundu. 1 Ağustos'ta Galatasaray Başkanı ve başkan yardımcısı tekrar Bükreş'e geldi. Onlara, bana bir teknik direktörlük teklifi yapıldığını ve sıcak baktığımı söyledim. Milli takımın başına geçmek için sayın başkanla bir görüşme yapacağımızı söyledim. Galatasaraylı yöneticilerle dostça ayrıldık, sonraki gün sayın başkan ve Ali Dürüst ile görüştük. Onlar da teklifi ilettiler. Sayın başkan ile Beşiktaş'ta, Ali Dürüst ile de Galatasaray'da çalışma fırsatı bulmuştuk. Sportif açıdan çok zor bir durumda olmanıza rağmen böyle bir teklifi kabul ettim. Başka anlamlar çıkartılmaması için detaylı anlattım."
A Milli Takım'ın başına geçme kararı almasında Türkiye ve taraftarlara olan sevgisinin de etkili olduğunu vurgulayan Rumen teknik adam, "Bu görevdeyken Beşiktaş ve Galatasaray taraftarları yanımda olacaklar. Fenerbahçe taraftarlarının da bana destek vereceğine inanıyorum. Böyle söyleyerek kimseyi kızdırmamış oluyorum. Türkiye'nin uluslararası imajı ve Türk futbolu için önemli bir görevdeyim" değerlendirmesinde bulundu.
"Umarım Terim tekrar Galatasaray'ın teknik direktörü olur"
Mircea Lucescu, konuşmasında Fatih Terim'e de teşekkür ederek, "Birbirimizi takip ediyoruz. Terim Galatasaray'dan ayrıldı, Galatasaray'ın başına geçtim. Şimdi milli takımdan ayrıldı, milli takımın başına geçiyorum. 2000 yılından beri tanışıyoruz, zaman zaman da karşılaştık. İyi bir dostluğumuz var, ona çok büyük sevgi besliyorum. Umarım bir gün Galatasaray'ın başına geçer, tekrar Galatasaray'ın teknik direktörü olur. Bu milli takımı oluşturan kişi olduğu için de kendisine teşekkür ediyorum." diye konuştu.
 "Arda Turan'ın acı çektiğini anlayabiliyorum"
Milli takımı bıraktığını açıklayan Arda Turan'la ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine Lucescu, "Arda Turan'ın acı çektiğini anlayabiliyorum. Milli takımın ona, onun da milli takıma ihtiyacı var. Görüşmemiz sonunda bir orta nokta bulmayı umuyorum." dedi.
Görevinin, tüm oyuncuları, ülkelerine karşı sorumlulukları bulunduğuna ikna etmek olduğunu vurgulayan Rumen teknik adam, "Ne zaman görev verirsek işlerine tam anlamıyla konsantre olmalarına çalışacağız. Arda Turan ile tabii ki görüşeceğim ve ona telefon açacağım." diye konuştu.
Türk Milli Takımı'nı daha önce de takip ettiğini anlatan tecrübeli çalıştırıcı, "Avrupa Şampiyonası'nın ardından bazı oyuncuların tekrar çağrılmadığını, bazılarıyla sorunlar yaşandığını biliyorum. Yine yurt dışında forma giyen ve yeterince forma şansı bulamayan oyuncuların sorunları var. Bu süreçte tüm oyuncularla, hocalarıyla en kısa zamanda görüşmek istiyorum. Romanya Milli Takımı'nda da yaşanan sorunlar bunlar. Şimdi hemen önümüzdeki maça hazırlanmalı ve yolumuza 3 puanla devam etmeliyiz." ifadelerini kullandı.
Andriy Shevchenko yönetimindeki Ukrayna ile milli takımın başında ilk maça çıkacağının hatırlatılması üzerine Lucescu, "Sanırım Ukrayna Milli Takımı ile ilgili bir bilgi vermem gerekiyor. Kadrodaki 8 oyuncu, Shakhtar Donetsk dönemimde benim de yetiştirdiğim isimler. Tabii ki Shevchenko idaresinde güçlü bir kadroları var ama bizim kazanmamız gerekiyor." açıklamasında bulundu.
"Türk futboluna büyük sevgi besliyorum"
Mircea Lucescu, daha önce Galatasaray ve Beşiktaş'ın başında olmak üzere 4 sezon geçirdiği Türkiye'de, futbola büyük sevgi duyduğunu dile getirdi.
"Türk futboluna büyük sevgi besliyorum" diyen Lucescu, "Her transfer döneminde ismimi gördüğümde gurur duyuyordum. Tüm takımlarla ismim anıldı ve bu benim için gurur kaynağı oldu. Siz atasözlerini çok seversiniz. 'İyi arkadaş zor günde belli olur.' denir. Böyle bir zamanda ben görevi kabul etmeseydim, iyi arkadaş olarak görülmezdim" şeklinde konuştu.
“Benimle ilgili bir sorun varsa hemen gidebilirim”
Henüz göreve başlamadan kendisiyle ilgili eleştiriler olduğunu belirten Lucescu, şunları söyledi:
"Türk futbolunu kalkındırmak istediğimiz için hepimiz buradayız. Görevi de bu amaçla kabul ettim ama daha gelmeden eleştiriler olduğunu görüyorum. Bence ilişkiyi eleştiriler üzerine inşa etmemeliyiz. Türk futbolunun içindeki tüm parçalarla görüşeceğim. Hepimize ihtiyaç var. Birlik olarak Türk futbolunu ileriye götürmek için çalışmalıyız. Benimle ilgili kötü bir düşünce varsa hemen de gidebilirim. Benim için sıkıntı yaratmaz. Ancak ben Türk futboluna inanıyorum. Türk futboluna ve Türk futbolcusuna güveniyorum. Buradaki herkesin de bu amaca hizmet edeceğine inanmak istiyorum. 2002 Dünya Kupası'nda elde edilen üçüncülüğü hatırlıyorum. Herkes birlik içindeydi ve inanılmaz bir atmosfer vardı. Demek ki bu mümkün. Tekrar yapabiliriz ve bunun için çalışmalıyız."
Toplantıda soru gerginliği
İmza töreni sırasında bir basın mensubunun, Lucescu'nun alzaymır hastası olduğu şeklinde basına yansıyan haberi hatırlatarak soru sormak istemesi, gerginliğe neden oldu.
Soru esnasında araya giren Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı Yıldırım Demirören, "Basın toplantısında böyle soru sorulmaz. Ayıp. Herkesin merak ettiğini değil, kendi merak ettiğinizi soruyorsunuz." sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Basın mensubunun, bunu ilk olarak sahibi olduğu bir gazetenin spor müdürünün yazdığını söylemesi üzerine de Demirören, "Kimin yazdığını çok iyi biliyorum. O da hata yapmış. Artık gerçek delillere dayanan haberciliğe gelmek lazım." dedi.
Bu sırada Lucescu, soruyu yönelten basın mensubuna yönelik, "Kaç yaşındasınız? Birlikte yan yana duralım ve fotoğraf çektirelim istersen." ifadesini kullandı.
Demirören: "Türkiye Futbol Direktörlüğü pozisyonu kalktı"
TFF Başkanı Demirören, Mircea Lucescu'nun sadece A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü olduğunu belirterek, "Türkiye Futbol Direktörlüğü pozisyonu kalktı." dedi.
Lucescu'nun mukavelesiyle ilgili Demirören, "Eylül ve ekim aylarındaki maçlarımız için Şenol Güneş hocamızla görüşmüştük. Kendisi çok önemli bir kulübün başındaydı ve kulübünü rahatsız etmeyecek şekilde olursa çalışabilir mi diye sormuştuk. Ama Lucescu hocamız zaten bir takım çalıştırmıyordu ve ona 2 yıllık bir teklife gittik." diye konuştu.
Görevden alınması süreciyle ilgili Fatih Terim'in, önce, kendisinin ayrılma isteğini ilettiği ancak kabul edilmediği, sonra da işine son verildiği yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Demirören, "Fatih hocamızla yollarımızı ayırdık. Kendisiyle konuşmamızda, yönetim kurulumuzun alacağı karar doğrultusunda yolumuzu çizeceğimizi söyledim." şeklinde görüş belirtti.
Demirören ayrıca, milli takım için yabancı teknik adam tercihinin eleştirildiğini ifade ederek, "Bugüne kadar 46 hoca gelmiş ve 18'i yabancı olmuş. Yani Lucescu ne ilk ne de son olacak." değerlendirmesinde bulundu.
Lucescu, konuşmaların ardından A Milli Takım Teknik Direktörlüğü için 2+1 yıllık sözleşmeye imza attı.

15 Şubat 2017 Çarşamba

Türkiye 'EURO 2024'e aday

Demirören, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası'nı düzenlemek için 2 Mart'ta adaylık başvurusunda bulunacaklarını açıkladı.

2024 Avrupa Şampiyonası Adaylık Bilgilendirme Toplantısı, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ile Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören tarafından TFF'nin Beykoz-Riva'daki idari merkezinde gerçekleştirildi.
Orhan Saka Salonu'nda yapılan toplantıda Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan, Gençlik ve Spor Bakanlığı Müsteşarı Faruk Özçelik, Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri ve Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim de yer aldı.
Toplantının açılış konuşmasını yapan Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, "Sayın Bakanım, değerli konuklar, değerli yönetim kurulu üyesi arkadaşlarım, değerli hocamız, değerli basın mensupları hoş geldiniz" diyerek başladığı sözlerini, "Bugün Türk futbolu adına hayırlı bir iş için bir araya geldik. Daha evvel üç kez müracaat ettiğimiz, bugün dördüncü kez yola çıktığımız 2024 Avrupa Şampiyonası adaylığı için beraberiz. Aday olabilmek için son tarih 3 Mart 2017. Biz 2 Mart 2017 tarihinde başvurumuzu yapıyoruz. Daha sonra da kazanan açıklanacak. Türkiye, Avrupa'da hatta dünyada 32'ye varan stat yatırımıyla tek örnek ülke. Senelerce yapılan müracaatlarda maalesef hep belli bir şekilde bu şampiyonayı alamadık. Hatta bazen 1 oyla kaybettiğimiz bile oldu. Bu sefer bu şampiyonayı almayı hak ettiğimize inanıyoruz. Ben destekleri için Sayın Spor Bakanımıza, Sayın Başbakanımıza ve tabiî ki Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür etmek istiyorum. Bu yolda hep beraber ortak hareket edeceğimize inanıyorum. Hayırlı olsun tekrar" ifadeleriyle sürdürdü.
Başkan Demirören'in bu takdiminin ardından Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç da konu hakkında şunları söyledi:
"Çok değerli Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, değerli hocamız, değerli katılımcılar, basınımızın değerli temsilcileri, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Yıldırım Başkanımızın söylediği gibi önemli bir açıklamanın, önemli bir kararın ve başlangıcın duyurusunu yapıyoruz. Biz tabiî Federasyon Başkanımız ile bu konuyu kaç zamandır görüşüyoruz. İstişareler yapıyoruz. Biz birkaç zamandır biliyoruz ama böyle özel bir toplantı ile duyurmak istedik. Sayın Cumhurbaşkanımızın oluru ve talimatlarını aldık. Sayın Başbakanımıza adaylığımızı bildirdik ve olurunu aldık. Bu anlamda ülkemizin en üst makamında bulunan siyasi iradenin desteğini almış olarak bu yola çıkıyoruz. İnşallah sonuçları ülkemiz, milletimiz ve bölgemiz için güzelliklere vesile olur. Bölgemize bereket getirir. 3 Mart 2017 adaylık için son tarih. Federasyonumuz başvuruyu yapacak ve süreç başlayacak. Açıkça dile getirebilirim ki, siz de buradaki güzel panoda görüyorsunuz, Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın talimatlarıyla stat konusunda büyük bir atılım içine girmiştir. Şu an Türkiye'de inşa edilen stadyumlara baktığınız zaman bize rakip olan bir tek ABD var. Onun da ölçeği belli. Avrupa'da 1 numarayız. Bu altyapı açısından nereden nereye geldiğimizin en güzel göstergesidir. Yıllardır sporun içinde olan duayen basın mensuplarımız, spora emek veren bir çok yöneticimiz, spor insanları, kulüpler; yapılan bu altyapı imkânlarına şahit olan insanlardır. Ümit ediyorum ki adaylığımızın olumlu şekilde sonuçlanmasıyla alacağımız mesafe çok farklı olacak.
Türkiye'nin ev sahipliği konusundaki kabiliyeti ve gücü şu sıralar Erzurum'da icra edilen EYOF'ta (Avrupa Gençlik Olimpik Festivali) sergileniyor. EYOF'ta gençler arasında bir mücadele var. Sportif anlamda birliktelik söz konusu. Bir hazırlık var. Bunun ne kadar önemli olduğunu anlatmak istiyorum. Daha önce de söyledim. EYOF organizasyonunu Türkiye'den almak isteyen çok oldu. Aslında biz 2019'da ev sahipliği yapacaktık ancak 2017'nin ev sahibi olan Bosna-Hersek rica etti. Kendilerinin bu turnuvayı yapamayacaklarını ve bizim ev sahipliğimizde olmasını istediler. 4 yıllık periyodu 2 yıla indirdik. Şunu açıkça söylemek istiyorum. Bu organizasyonu elimizden almak isteyenler çok oldu. Ama Türkiye gücünü gösterdi. Büyük organizasyonlara ilk adımı atıyoruz. Türkiye böylesine büyük organizasyonlara her zaman adaydır. Türkiye kararlıdır ve bunu yapacaktır. Ben hepinize ilginiz için teşekkür ediyorum."
Konuşmaların ardından Bakan Kılıç ve Başkan Demirören basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı. Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, "Sayın Bakanım daha önce şöyle bir açıklama olmuştu; 'Nicelik değil, niteliğe önem vereceğiz' denmişti. EURO 2024 sonrasında başka bir adaylık olacak mı?" sorusuna, "Bakın Türkiye şu anda gelmiş olduğu altyapı yatırımları ve altyapısının gücüyle dünyadaki her organizasyonu yapabilecek güçtedir. Ama biliyoruz ki, yapılan diğer organizasyonlar da var. Ülkemiz bunları yapabilecek güçte ve kuvvettedir. Ama dediğim gibi burada ülkemize ve ülke sporuna katma değer getirecek organizasyonları almak istiyoruz. Aynı zamanda uluslararası spor camiası içindeki gücümüzü arttıracak organizasyonları almak istiyoruz. Seçiciyiz. Belli bir dönem içinde birçok organizasyona imza attık. Ama şu an seçici davranmak durumundayız ve seçici davranıyoruz" karşılığını verdi.
Bakan Kılıç, "Olimpiyatlara yeniden aday olacak mıyız?" sorusu üzerine de şunları söyledi:
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti her uluslararası organizasyonu ve her spor organizasyonunu yapabilecek kabiliyet ve güçtedir. Uluslararası spor camiası içerisinde Türkiye'nin yeri ve önemi artık daha belirlidir. Karar verici kurumlar bellidir. Şu anda bu komiteler içinde Türkiye hem Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nde hem de Anti Doping Ajansı'nda temsil edilmektedir. Biz burada lobi faaliyetlerimizi yapıyoruz. Ancak Türkiye Cumhuriyetimiz için olimpiyat adaylığı siyasi iradenin elindedir. 2020 adaylığı bize çok şey öğretti. Orada edindiğimiz tecrübelere göre yaptığımız çalışmalar sonucunda kabiliyetimiz yükseldi. Türkiye her zaman ve her şart altında organizasyonları yapabilecek kapasiteye sahiptir."
Bir basın mensubunun "Daha önceki Avrupa Şampiyonası adaylıklarında statlar ve ulaşım konuları belirleyici rol oynadı. Bununla ilgili şu an nasıl bir planınız var?" sorusuna TFF Başkanı Yıldırım Demirören, "Adaylığın son dosyası Nisan 2018'de verilecek. Yani bizim önümüzde bir seneden fazla bir zaman var. Stat seçimlerimiz, ulaşım ve konaklamalarla da ilgili olacak. Buna göre seçim yapacağız. Bir aksaklık varsa zaten gereken yapılacaktır" karşılığını verirken, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç da konuşla ilgili olarak şunları dile getirdi:
"Türkiye'de ulaşım konusunda şu anda bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum. Hem havaalanı olarak baktığınızda hem karayolu açısından baktığımızda yıldırım hızıyla yapılan yatırımlar var. Çok mesafe kat ettik. Örnek vermek gerekirse Almanya'da Berlin Havalimanı'nın yapımı bitmedi. Üç kez ertelendi. 5 yıldan fazla süredir gecikmiş durumda. Biz dünyanın en büyük havalimanını inşa ediyoruz. Gayet de iyi şekilde yürüyor. Marmara Denizi'nin altından tünellerle kıtaları birbirine bağlıyoruz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile kıtaları birbirine bağlıyoruz. Hızlı trenlerle şehirleri birbirine bağlıyoruz. Ulaşımla ilgili bir sorunun adaylık süresince sorulmayacağını düşünüyorum."
Bir başka basın mensubunun "EURO 2020 13 ülkede gerçekleşecek. EURO2024 de böyle mi olacak? Eğer böyle olursa sizin favori şehriniz hangisi olacak?" sorusuna TFF Başkanı Yıldırım Demirören, "2020 sistemi sadece bir kez yapıldı. 2024 tek ülkede yapılacak. Ben fazla aday beklemiyorum. Bir ya da iki ülke ile çekişeceğiz. Ülkeye çok yatırımlar yapıldı. Avrupa'da yayın haklarına baktığınız zaman en pahalı beşinci ülkeyiz. Hepimize düşen görev futbolun marka değerini en üste taşımak. Bunun için hep beraber mücadele etmemiz gerekiyor" karşılığını verirken Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç da "Ben de aynı şekilde ülkemiz için iyi bir süreç olacağını düşünüyorum. Bu noktada Türkiye Futbol Federasyonu'nun da iyi bir çalışma yapacağına inanıyorum. Bizden bir destek gerektiğinde her zaman yanınızdayız" açıklamasını yaptı.
Bakan Çağatay Kılıç, toplantının sonunda bir başka konuya eğinmeden geçemeyeceğini söyleyerek, Erzurum'da düzenlenen EYOF'ta yaşanan bir olayla ilgili görüşlerini şöyle dile getirdi:
"Bir konuya değinmeden geçemeyeceğim. Kendi açımdan bir sorumluluk olarak görüyorum. Şu anda Erzurum'da EYOF devam ediyor. Buz Hokeyi Millî Takımımız, Rusya karşısında farklı bir skorla yenilgi aldı. Kendilerine yapılan eleştiriler konusunda çok üzüldüm. Bunlar genç çocuklar. Çok kısa bir sürede takım oldular. Türkiye'yi temsil etmeye çalışıyorlar. Karşılarındaki takım dünyanın en iyi ikinci takımı. Bizim yaptığımız eleştiri bence birazcık fazla oldu. Kardeşlerimize selam ediyorum. Moralleri iyi. Çıkacaklar, ellerinden geleni yapacaklar. Ben inanıyorum ki onları cesaretlendireceğiz. Onlara ülkem adına teşekkür ediyorum."

13 Ekim 2016 Perşembe

Yıldırım Demirören, A Spor'da Gündem Özel programına katıldı


Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, A Spor canlı yayınında önemli açıklamalarda bulundu. Demirören, prim konusuyla ilgili olarak "Tabi ki takım kaptanı, hocasıyla primle ilgili konuşabilir. Ancak konuştuğu yer yanlıştı, seyircilerin önünde, antrenman sahasında..." diye konuştu. Demirören ayrıca maç başı prim olmayacağını açıkladı. Terim konusunda da yola devam edeceklerini söyledi. Demirören Arda Turan'ın kadroya alınmaması hakkında da önemli açıklamalarda bulundu.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, A Spor'da yayınlanan ve Serkan Korkmaz'ın sunduğu Gündem Özel programına katıldı. Başkan Demirören'in programda yaptığı açıklamalar şöyle:
Öncelikle hoş geldiniz diyorum. Programımızı yaptığımız kütüphanemiz rahmetli Hukuk Başmüşavirimiz Faruk Baştürk anısına yapıldı. Kendisini buradan anmış olalım. Heyecanlı değilim şu an. Alıştığımız şekilde yine basının karşısındayız. Biliyorum ki kamuoyunun beklediği bir çok cevap var. Ayrıca kamuoyu kavga da bekliyor bunu da biliyorum. Ama ben tamamen gerçekleri söyleyeceğim. Bunu herkes bilsin…
2000 yılında Beşiktaş kulübünde futbolun içine girdim. 2004'ten, 2012'ye kadar Beşiktaş'ta başkanlık yaptım. Çok güzel tecrübelerin yanında çok acı tecrübeler de yaşadım. Gördüğüm en önemli şeylerden birisi de şu ki; her dakika çıkıp konuşmak en büyük hata. Ancak burada özeleştiri yapabilirim. 2 büyük gazetenin sahibi olmama rağmen iletişim konusunda hatalarımız oldu. Gereken iletişimi kuramadık.
Riva, Türkiye ve dünyadaki en güzel tesislerden bir tanesi. Bu büyük projeyi hayata geçirerek en az 15 milyon liralık tasarruf yaptık. Hakemlerimiz, hocalarımız, takımlarımız burada kaldı; eğitim aldı; idman yaptı. Biz göreve geldiğimiz zaman Türkiye Futbol Federasyonu'nun 240 milyon liralık bütçesi vardı. Bugün bu rakam 602 milyon liraya ulaşmış durumda. Yani biz geldiğimizde 80 milyon dolar olan bütçe; 300 milyon dolar civarına çıktı. Tabi ki bu büyük artış; öncelikle kulüplerimize yansıdı. Bu rakamlara kolay ulaşmadık. Yaptığımız tasarruflar da bu rakama ulaşmamızda büyük rol oynadı. Göreve gelir gelmez Türkiye Futbol Federasyonu'nu, turizm acentelerine para ödemekten kurtardık. Turizm acenteleriyle çalışmayı bitirdik. Kaliteli ve işini çok iyi bilen arkadaşlarımızı göreve getirdik. Biz göreve geldiğimiz zaman milli takımımız dünya sıralamasında 50'ler civarındaydı… Ancak bugün 18-20'ler sıralamasına yükseldi. Göreve gelir gelmez ne yaptık? Türkiye'nin en önemli teknik direktörlerinden bir tanesini göreve getirdik.  Kendisine Türkiye Futbol Direktörü görevini teslim ettik. Türkiye'de büyük bir hata var. Federasyonlar; milli takımın ya da hakemlerin başarısına veya başarısızlığına endekslenmiş durumda. Bu bence doğru bir yaklaşım değil. Bu durum değişmeli.
Hakemlerin performansı çok önemli. Jaap Uilenberg'den sonra dünyanın en önemli hakemlerinden birisi olan Roberto Rosetti'yi göreve getirdik. Hakemlerimiz artık profesyonel hale geldi. Bunları yaptık ve daha iyilerini de yapmaya devam edeceğiz. İlk söylediğim yere geleyim… Türk Milli Takımı geçen sene çok başarılıydı. Avrupa Şampiyonası'na gittik. Ama bu bizim başarımız değildi. Hocamız ve futbolcularımız başarılıydı. Bizim aslında alakamız yoktu.
Yakında yeni yayın ihalemiz geliyor. İhale kanunen 20 Kasım'da başlamış olması gerekiyor. O zamana kadar neticeleneceğini ümit ediyoruz. 6 tane çok önemli aktör bu işte beraber çalışıyor. Kulüpler birliğiyle bir komisyon kurduk. Yarın saat 16.00'da 18 kulübümüzün başkan ve başkan yardımcılarıyla bir araya geliyoruz. Bugüne kadar neler yaptığımızı anlatacağız kendilerine. Kulüpler Birliği ile her şeyi paylaşacağız. Onların da görüşlerini alarak A paketi ve B paketini oluşturacağız. Burada benim beklentim ihalenin 600 milyon dolar civarında sonuçlanmasıdır. İnşallah bu rakamlara ulaşacağımızı tahmin ediyoruz.
Kulüpler Birliği Komisyonu faaliyetlerine devam ediyor. Toplantıları beraber yapıyoruz. Kulüpler Birliği'nin oluşturduğu ekip; bizim ekibimiz, başkanlar ve yönetim kurulumuz hep birlikte görüşüyoruz. Yayın ihalesini kulüplerin organize etmesi konusunu destekliyorum. Ama mühim olan Türkiye'deki futbol kafasının bu özel idareye alışması lazım. Kulüpler Birliği bu işi aldığında kavga haline dönüşmemesi lazım. Kulüpler Birliği'nin organize etmesi için kanunun değişmesi gerekiyor.
14 yabancı kuralında kulüplerimiz yararlı çıktı. Bu karar çıkmadan önce sahaya çıkan yabancı sayısının ortalaması 5.5'tu. Şu anda 6.5 civarında. Demek ki 1 oyuncu artmış. Milli takım tarafından bakarsak da genç oyuncularımız yurt dışına gidiyor. Hocamız bu durumdan çok memnun. İnşallah hem kulüpler, hem milli takım bu durumdan hep böyle mutlu olur.
Yayın gelirindeki payımızı yüzde 12'den yüzde 4'e çektik ve feragat ettik. Ancak burada şöyle bir durum var. Biz senede 60 milyon lira BAL Ligi'ne yardım yapıyoruz. Yani amatör kulüplerimize büyük bir katkımız var. Payımızı indirirken BAL kulüplerinin bakanlığa bağlanması şartını koştuk. Yayın gelirindeki hakkımızdan vazgeçerek profesyonel kulüplerin, TV gelirlerini de arttırmış olduk.
Bizim öncelikli hedefimiz kulüplerimizin gelirleri kadar harcama yapmaları, borçsuz olmaları. Biz geldiğimizden beri en büyük tehlike devam ediyor; bitmedi. Borçlanma büyük sorun. Buna karşılık toparlanan çok kulübümüz var. En büyük tehlike 1. Lig takımlarımızda… Biz geldiğimizden beri bu işte ne kadar katı duracağımızı anlatmaya çalıştık. Bilmiyorum dikkatinizi çekti mi? TFF 1. Lig'de mali şartlara uymadıkları için bir çok takımın puanını sildik. Süper Lig'de bir çok takım puan silme cezasında direkten döndü. UEFA'ya giden ya da gitme ihtimali olan kulüpler takip ediliyor. Bütçelerini dengelemezlerse yarın hiç ummadığımız takımlar bile Avrupa'ya gidemeyebilir. Önemli olan taraftara oynayıp transfer yapmak değil; uygun harcamalar yapmak. Maalesef kulüplerimizin bazı gelirleri Avrupa'ya nazaran yüzde 10 civarında. Belli kulüpler yüzde 70'e yakın kombine satarken diğerleri yüzde 10 satıyor. Bu durum çok can sıkıcı. Dengesizlik var. Bu dengesizliği ortadan kaldırmak için elimizden geleni yapıyoruz.
Bu hafta sonu inşallah TRT'den canlı olarak 1. Lig yayınlanacak. İhalenin devamıydı bu süreç. 6 haftada çözebildik süreci. Yayınlar yine başlıyor çok şükür. İlk günden beri bu sorunu çözmeye çalışıyorduk zaten. Ben, yönetimim ve hocam her şeyin farkındayız. Kimin ne algı operasyonları yapmaya çalıştığının farkındayız. Kurallar var ve uymak zorundayız. Genel kurul beni güvendiği için seçti. Biz bu kuralları yerine getirdik ve TRT'ye verdik maçları. Beni çok kulüp aradı. Onlara "3-4 haftaya çözülür" dedim. 6. Haftada çözüldü. Yayın hakları bu sezonun sonunda bitiyor. Maçların yayınlanmasından ötürü çok mutluyuz.
Tribünlerin doluluğu konusuna cevap vermek için göreve ilk başladığımız güne dönelim. E-Bilet ve Passolig güvenlik açısından oluşmuş bir organizasyon… İlk başlarda istemediğimiz seyirciler stada gelmedi. Statlar boştu. Ama baktığımız zaman 3 sezondur seyirci ortalaması artıyor. Seyirci sayımız 6 bin küsürlerden 9 bin küsürlere çıkmaya başladı. Kademe kademe yükseliyor. Ne oldu bunun karşılığında? İstemediğimiz taraftar grupları, herkesin rahatsız olduğu kitle maça gelmiyor. Biz gelmeden evvel saha kapanıyordu; kadın seyirciler maça geliyordu. Biz bunları kaldırdık. Şu an statları bölüm bölüm kapatıyoruz. Eksik yanlar var mı? Var. Hukuk sistemi tam çalışmıyor. Kolluk kuvveti değiliz çünkü. Küfür edenler, olay çıkartanlar kolluk kuvvetleri tarafından alınıyor ama bir yaptırımı yok. Şimdi kişilere kadar gelecek bu ceza… Bölüme uyguladığımız ceza çok önemli. Stat dolarsa 80 kişilik bir yerden bahsediyoruz. Dolmazsa 30-40 kişi… Kötü tezahürat yapanlar; diğer seyirciler tarafından uyarılmıyor. Artık şartlar değişti. Medeniyet arttı. Futbola olan sevgi arttı. Futbol bir şov oyunu. Bir keyif oyunu… İnşallah bu oranlar artarsa yanlış yapan kişileri de ihbar ederek temizleyebiliriz. Avrupa'da bu sistem böyle. Bu düşünce yapısına gelirsek bunların hepsi çözülecek. Eleştirmek çok kolay. Ama başa dönün. Stat kapatmalardan bu noktaya geldik. Teknoloji ve yargı ilerledikçe tek kişilere kadar düşecek cezalar. Deplasmanda seyirci ceza alırsa gelecek deplasmanda cezasını çekiyor. Evinde çekmiyor artık. Zaman alıyor bazı şeyler.
Gelirler arttıkça borçlar da artıyor. Bunu aramızda konuşuyoruz. Kulüplerimizin buna çok dikkat etmesi gerek. Her takım sahaya başarı için çıkar. Kulüplerimizin borç batağı içine girmemeleri gerekiyor. Kulüp başkanlarımız 2 yıldır bu algıyı yakalamaya başladı. 1. Lig yayınlanmamasına rağmen kulüplerimizin yayın gelirlerini ödedik. Digitürk ödemelerde 3-4 ay geriden geldi. Biz buna rağmen ödemeleri aksatmadık. Biz aldığımızda TFF kredi kullanırdı. Biz bugün nakdi 100 milyon lira civarında döndürür hale geldik. Eskiden bu rakamlar 3 milyon lira civarındaydı. Beni tanırsınız. Her türlü eleştiriye açığım. Bu eleştirilerden ders çıkartırım. Bir şeyi bilmemek ayıp değil; öğrenmemek ayıp. Ama saygı çerçevesinde eleştirileri kabul ederim. Benim ailemi ve kişiliğimi eleştiri içine katmayacaklar. Çünkü ben de herkesin nasıl yaşadığını biliyorum. Yarın kitap yazdığımda inşallah her şeyi anlatırım.
Kulüplere verilen cezalar caydırıcı değil. Ama statü bu şekilde. Çok söylemler var. Kulüp başkanları camialarını korumak adına açıklama yapıyorlar. Bu hataları ben de yaptım zamanında. Bu açıklamaları dilim döndüğünce başkan arkadaşlara anlatmaya çalışıyorum. Başkanların verdiği her demeç aşağılara kadar iniyor ve taraftarı geriyor. Türkiye'de 2 önemli unsur var. Siyaset ve futbol… Futbolun başkanı, yöneticileri, futbolcular çok önemli aktörler… 15 Temmuz gecesinden ders almalıyız. Yenikapı ruhunun futbolda da yeniden ön plana çıkması gerekiyor.
Cezalar katlanıyor. Ama cezalar her sezon sonunda sıfırlanıyor. Aslında ceza dediğiniz de maça gidemiyor; yazışma yapamıyor. Para cezaları var. Ben başkanken para cezası da aldım. Ama kendim ödedim. Kulübe ödetmedim. Etik olarak bunun böyle olması gerekir. Yurt dışında ve NBA'de hoca dahil cezaları kendileri ödüyorlar…
Ziraat Türkiye Kupası'nda eleştirilerde bir azalma var. A Spor ve ATV ekibine teşekkür ediyorum. Bizim yaptığımız sistemle Ziraat Türkiye Kupası'nın yayınlanması kolay bir iş değil. Futbola verdiğiniz destek için teşekkür ediyorum. Amatör takımları da katarak futbolu bütün Türkiye'ye yaydık. Bir şehrin takımı yoksa amatör de olsa bir takımı muhakkak katıyoruz. Yayın gelirlerini paylaşıyorlar. Biz de 5 milyon lira veriyoruz kulüplerimize… Şikayetler de azalmaya başladı. Türkiye Kupası büyük bir meta. Bir niyetimiz var. Gelecek sene Ziraat Türkiye Kupası Finali'ni Avrupa'da oynatabiliriz. Düşüncemiz bu. Türklerin yoğun olduğu bir yerde yapmak istiyoruz. Yönetim toplantısında görüşeceğiz bu konuyu…
70 milyonun duasıyla Selçuk'un şutu gol oldu. Çok kötü zamanlardan geçti milli takım… Prim konusuna değinelim… Portekiz örneğini veriyor herkes. 3 beraberlikle çıktılar. Biz galibiyet almamıza rağmen çıkamadık. Portekizliler'in aldığı şampiyonluk primi çok konuşuldu. Geçen Avrupa Şampiyonası'nda yüzde 30 havuza atıyorduk, yüzde 70 başarıya endeksliydi.  UEFA'dan gelen parayı bu şekilde kullanıyorduk. Yüzde 30'a göre dağıtıldı prim sistemi. Hiç beklenmedik bir anda ekim ayında Türkiye 3 maçta 1 puan almıştı. Yine bugüne benzer bir durum vardı. Kimse beklemezken ekim ayında Türkiye finallere katıldı. O günkü  şartlarda biz arkadaşlara 500 bin Euro prim verdik. O mutluluk buna değerdi. Bu rakam tartışılabilir. Katılmayı hak edersek FIFA'dan gelecek paranın bir kısmını dağıtacağız arkadaşlarımıza… Federasyon bütçesinin yüzde 7'si zamanında prim olarak dağıtıldı. 15 milyon euro civarında Hiddink'e verildi… Verilebilir. O günkü federasyon bunu takdir etmiş. Kimseyi eleştirmiyorum. Ekim ayında primlerin kime ne kadar verildiği belliyken bugün neden tartışılıyor? Ve yanlış tartışılıyor… Prim başarının bir ödülü. Bu şampiyon olanda da var, yarı finale çıkanda da var. Bu alışkanlık haline gelmiş. Milli oyuncuya prim verilir mi? Bunu tartışalım. Vermeyelim. Hep beraber karar verelim; vermeyelim. Başarısızlığı prime bağlamayalım ama… Biz hayatımızda 3 kere Avrupa Şampiyonası'na gittik. Prim vermeyenler her sene katılıyor. Biz her turnuvaya katılalım; biz de vermeyelim. Bizim hedefimiz her turnuvaya gitmek. Bu hocanın görevidir. Biz Avrupa Şampiyonası'na gittik. Herkes şampiyonluk bekliyor. Bir durun. Her takım bekliyor. Bunların hepsi zaman gerektiren şeyler. Yatırım ve hedefi bir arada yapmamız gerekiyor. Ekim ayı itibariyle kimin ne prim alacağı belliydi. Oyuncuların hepsi bunu biliyordu. Bilmemelerine imkan yok zaten… Şampiyona haziran ayında oldu. Kamuoyu da kimin ne aldığını biliyordu. Kim kaç maçta oynadı; hesap buna göre yapıldı. Bunlar tehlikeli oyunlar. Bu oyunları yapanları çok iyi biliyoruz. Bu bir algı politikası… Türkiye'de 2 şey var. Siyaset ve futbol. Hepimizi kalbinden vuran 15 Temmuz'da herkes Yenikapı'da birleşti. Herkes haddini bilecek. Hoca yanlış takım kurar; eleştireceksin. Ben yanlış bir karar alırım, beni eleştireceksin. Ama algı operasyonuna girersen hepimizi karşında bulursun. Türkiye'de bu algı operasyonunu kim yapıyor; zaten herkes biliyor. Bizde prim kavgası olmadı. Tabiki bir takım kaptanı, kaptan olarak hocasıyla konuşabilir. Burada en büyük yanlış konuştuğu yerdi. Seyircilerin karşısında idman sahasında konuşuldu. Bu bir hataydı. Bu hataları kendi içimizde düzeltiriz.
Burak Yılmaz 1 lira prim almadığını söyledi. Başkan olarak futbolcu benim kardeşim. Cevabı vereceğim ama Burak 467 bin lira prim aldı. Son iki maçın primini almadı çünkü oynamadı. Oynadığı maçların primini aldı. 1 lira prim almadığını söylerken belki hata yaptı. Dekontlar bende var. Bunları çıkıp konuşmayız. Çünkü yanlış yerlere gider. Onun için diyorum az konuşmak gerekir. Bu oyunlara sevgili kardeşlerim gelmesinler. Bugün Milli Takım'da olanlar; yarın olmaz. Olmayanlar da yarın olabilir. Belli bir organizasyonun içine bilmediğin şekilde girersen o zaman iş bize gelir. Biz müdahale ederiz. Bilmeden bazı oyuncular bu işin içine girdi. Prim kavgası olmadı. Bir tartışma oldu ama yeri yanlıştı. Prim kavgası ne zaman olur? Biz ödemezsek olur değil mi? Biz ödedik primlerin hepsini. Elenmelerine rağmen ödedik… Bundan sonra katılım payından belli bir yüzdeyi prim olarak dağıtacağız. Yüzdeyi yönetim belirleyecek. Maç maç prim sistemi kesinlikle yok. Eğer turnuvalara katılırsak yüzdeyi yönetim kurulumuz belirleyecek dediğim gibi…
Haddini aşıp, milli takımda priminin eksik olduğundan bir oyuncunun oynamadığı konuşuldu bu ülkede. Yapmayın! Bunlar çok yanlış şeyler. Burada Burak'tan Adanaspor kalecisine kadar herkesin emeği var. Herkese oynadığı oranda eşit prim dağıtıldı zaten.
Avrupa Şampiyonası'na gitmek bir başarıydı. Gruptan çıkma şansımız yüksekti. Oraya gitmeyi başarı sayıyoruz. Ama bu yanlış. Katılmayı alışkanlık haline getirmemiz lazım. Buraya baktığımız zaman ilk başta kime yenildik? Hırvatistan'a… Şampiyonluk adayı… İspanya'ya yenildik. Direkt favori. Çek Cumhuriyeti'ni yendik. Portekiz 3 beraberlikle şampiyonluğa ulaştı. Fatih hocanın şansından bahsedildi. Türkiye'de her şeyin şansa bağlanması büyük bir yanlış. Yukarı çıkmamız gerekirdi. Ama yenildiğimiz takımlar da ortada. Tabi ki üzgünüz. Hepimizin hedefi gruptan çıkmaktı ama olmadı.
Fatih Terim hocamızla şampiyonayı değerlendirdik. Yol haritamızı çizdik. Galatasaray'ın hocamızı istediği doğrudur. Hocamız, "Kamuoyunda bir şeyler yazılıyor ama benim alakam yok" dedi. İstifa konusu da konuşuldu. Hocamız çok nazik bir insan. Biz hocamızı 3 kere gönderdik; 4 kere geri çağırdık. Hocamız bizim için çok önemli bir insan. Milli takımlar koordinatörlüğü görevi dediğimiz zaman bütün Türkiye'yi geniş tabanlı olarak hocamıza bağladık. Yolumuza da birlikte devam ediyoruz.
Bizim artık Hırvatistan'ı da, İspanya'yı da yenecek kadroyu oluşturmamız gerekiyor. Anlatmaya çalıştığım gibi başarısızlık var evet ama orada olmak; Türkiye'yi temsil etmek çok önemli. Çek Cumhuriyeti maçını kazandıktan sonra herkes dışarıda dans ediyordu. Bazı şeylerden mutluluk çıkartmamız lazım. Oralara katıldık. Eksiklerimiz var. Her türlü fikre açığız. Fikirleri versinler hep beraber değerlendirelim. Ama direkt eleştiri; hoca gitsin denmesi çözüm değil.  Eleştiriler saygı çerçevesinde olmalı.
Dünya Kupası'nda umudumuzu kaybetmedik. Son maça kadar savaşacağız. Ukrayna, Hırvatistan, İzlanda... Üçüyle ilk maçını oynayan tek takım biziz. Bizim bundan sonra Kosova, Finlandiya ve Finlandiya maçlarımız var. 3 takım kendi arasında oynayacak. Gidemeyebiliriz evet ama biraz bekleyin… Onlar önce bir kendi arasında oynasınlar bakalım…
Kadro seçimi konusunda olayları teknik ve idari olarak ayırmak gerek. Türkiye'de gençleri kadrolara sokmak istiyoruz. Bu idari kısım. Teknik olaylarla hayatım boyunca ilgilenmedim. Çünkü bir futbolcunun hocayla problemi; başkanın işi değildir. Buna hoca karar verir. Arda Turan 6 ay Barcelona'da oynamadığı zaman milli takıma alındı. Kimse, "Başkan bu adam niye alındı?" demedi. Benim tepkim olmaz. Hocamız nezaketen her kadro açıklanırken basına vermeden 5 dakika önce bana gönderir. O gün de öyle yaptı; ben de hiç bakmadan "Hayırlı olsun hocam" dedim. Anlamış olacak ki "Bazı değişiklikler yaptım" dediği zaman farkettim. Çünkü bakmamıştım bile. Arda'yı soruyorsunuz. Burak, Hakan Balta, Caner alınmadı. Bu durum futbolcuları çok etkiliyor. Şu an maalesef Türkiye'de futbol Arda ve Milli Takım olarak ayrılıyor. Arda da bu takımın oyuncusu. Alınmayabilir oyuncular. Bunun sorumluluğunu hoca almıştır. Hocaya karışmak bizim işimiz değildir. Teknik olarak hocamız Arda'yı almak istemedi. Karar hocanındır. Bizim saygımız var. Biz idari olarak bakarız. Alıp almadığı bizi ilgilendirmez. Arda ile gurur duyuyoruz. İnşallah Neymar'ı, Messi'yi keser. İdari bir şey olsaydı hocamız bizimle paylaşırdı. Sayın Ali Dürüst ile beraber TRT Spor'a bağlandık. Canlı yayın yaptık. Orada bugün Hırvatistan'da olan kadronun, yarın olamayacağını beyan ettik. Ben de söyledim; Sayın Ali Dürüst de söyledi. O gün bunu söyledik. Yine aynı şeyi söylüyorum.  Arda'nın alınmama sebebini bilmiyorum. Söylenenler gerçek değil. Hocamız teknik olarak almadı. Ben de saygı duyuyorum. Bu kadar tartışılacak bir konu değil. Bizler medya mensupları gibi ya da vatandaş gibi bakamayız olaylara. Geniş çerçevelerden bakmamız gerekiyor. Biz olaylara bir anlık bakamayız. Genişten bakmalıyız. 3 maçtır olmayan Arda; 4. maç olabilir. Bu teknik bir karardır. Saygı duymamız gerekiyor. Tabiki eleştirebilirsiniz. Ama hedefe baktığınız zaman bir yerde yarışmacı bir takım; diğer yerde gelişen takım. Hocamız gençlere dönmüş. Bunu yapmaya çalışıyoruz zaten. Olaya takım içindeki ahenk olarak da bakın. Çok farklı unsurlar var. Hocamız bu kararı vermiş; saygı duyuyoruz. Ukrayna ve İzlanda maçlarında Arda, Selçuk gibi oyuncular yoktu. Olmamalarına şaşırılmasına saygı duyuyorum. Keşke Neymar'ı geçse de mutlu olsak. Hocamız bu kararı vermiş. Saygı duymaktan başka yapabilecek bir şeyimiz yok.
Olayı döndürüp dolaştırıp Arda'ya geliyoruz. Milli takımlara baktığınız zaman oyunculara ne dememiz gerekiyor? Oyuncu alınmadığı zaman arayıp, "Kusura bakma hoca seni almadı" dememiz mi gerekiyor? Bunlar çok yanlış yerlere gidiyor. Sadece Arda'yı değil, Selçuk, Gökhan Töre, Hakan Balta'nın da arandığını tahmin etmiyorum. Hepsi kardeşimiz. Ama yönetici arayacak diye bir şey yok. Arda'yı seviyoruz ama arayamama sebeplerimiz var. Hocanın arkasından iş çeviriyor durumuna düşeriz. Böyle bir algı yaratılır. Hocanın almadığı futbolcuyu başkan nasıl arar? Ne diyeceksiniz? Aradığımız zaman ne diyeceğiz? Hepsi çok değerli oyuncular. Dönüp baktığınız zaman hocanın arkasından iş çevirmek oluyor bu… Benim böyle bir yapım yok. Ben bunu yapmam. Futbolcular alınmadıysa alınmamıştır. Arda da, Hakan da, Selçuk da bizler için çok değerli oyuncular. Biz hep beraber bir aileyiz. Kol kırılır yen içinde kalır. Arda'nın sakalı, Selçuk'un bıyığı var diye almayın demem. Yönetimin bir alakası yok. Hocamızın kararıdır. Hocanın kurduğu kadrolarda bizim için bir şey değişmedi. Biz hocamıza, "Bunu neden almadın?" diyemeyiz. Bizim açımızdan gündeme getirilecek bir durum yok. 6 ay oynamayan Arda, milli takımdaydı. Alındığı zaman da karışmadık. Ömer Toprak alınmadığı zaman da karışmadık. Bu doğru değil. Burası kulüp değil, federasyon. Milli takım için en iyi kadroyu teknik ekip belirler. Biz disiplinlik bir durum gelirse hareket ederiz. Onun haricinde disiplin konusu önümüze gelmedi ki… Gelse herkesin haberi olurdu. Fatih Terim gibi bir marka kızdı diye bir oyuncuyu almamazlık etmez. Fatih hoca bunu asla yapmaz. Kamuoyunda kavga yaratmak için bir şeyler söylemeyeceğim. Sadece gerçekleri söyleyeceğim. Arda Turan milli takımda olabilir, olmayabilir, Selçuk olabilir; olmayabilir… Arda da çağrılabilir. Bizlerin bir futbolcuya idari olarak büyük bir hata yapmadıkları zaman karışma hakkı yok. Karışanları zaten yadırgıyor ve eleştiriyorsunuz. Teknik olarak oynayabiliyorsa çıkar oynar. Herkes bu takıma gelebilir. Hırvatistan'da bunu zaten söyledim. Herkes bu takıma gelebilir; gidebilir. Bu olay haline getirilmemeli. Bunu ilk gün açıkladık zaten…  Ortada bir sorun varsa çözülür. Biz arabulucuyuz diye duyuyoruz. Bir sürü insanlar araya girmeye çalışıyor. Amaçları en başından beri söylüyorum. Yapılan oyunların farkındayız. Bazı olaylar, bazı hareketler ve bazı kişilerin yönlendirmesiyle çok büyük yanlışlar yapılıyor. Yine söylüyorum. Bu olayın farkındayız. Bunu yapmaya çalışanlar şu an siyasetin değil; futbolun üzerinden gitmeye çalışıyor. Burada gözü olan çok insan vardır. Biz de hedef haline gelmişizdir. Kimin genel kurullarda neler yaptığını biliyoruz. Hocamız yakında konuşacaktır; cevapları verecektir. Arda'ya milli takımın kapıları kesinlikle kapalı değil. İdari olarak böyle bir şey zaten yok. Arda gibi bir futbolcu hocamız tarafından uygun görüldüğünde çağrılacaktır. Hocamız da böyle bir şey söylemedi. "Arda'ya kapılar kapandı" demedi. Hocamızla paylaştığımız tabii ki bazı şeyler var. Hocamla aramızda olan şeyler. Problemler çözülür. Biz çözümü bekleyemiyoruz. Biraz bekleyelim… Çözülecektir muhakkak her şey…
Fatih Terim'in sözleşmesinin basında yer almasının zamanlaması bizim tarafımızdan da manidar bulundu. 2013 senesinde bu mukavele zaten sayfa sayfa gazetelerde çıktı. Bu yeni bir şey değil. 2013 senesinde çıkmış bir şeyin o gün yeniden çıkması çok manidar. Personel kadromuzda çok önemli değişiklikler yaptık. Epey değişiklik yaptık. Giden birilerinden çıkmış olabilir… Buradan birisinden çıkmışsa bunu muhakkak bulacağız zaten… Sözleşme 2013 yılında çıkmış zaten. Milli maçtan önce çıkmış sözleşme için TFF'nin çıkardığını bile söylediler. Bana ne artısı olacak ki? Hocamız Anadolu çocuğu… Konuşursunuz. Elinizi sıkar gider. Bizim ayrı bir dostluğumuz var. Geçmişte sıkıntılar yaşanmıştır ama dostluğumuz var çok sağlam… Herkes aramızın kötü olmasını bekliyor. Ama birlik beraberlik herkesi rahatsız ediyor. Biz bir şey çıkarmadık. Eğer biri varsa bulurum. Yine soruyorum. Bana ne menfaati olacaktı? Hocaya ve takıma zarar vermek amaç. Yorumcuların hepsi bu sözleşmenin yeniden çıktığını biliyordu. Neden yönetimle teknik kadronun arasını bozmaya çalışıyorlar. Kimin ne oyunları var? Kim Türkiye'yi siyasette değil de futbolda karıştırmak istiyor? Yaptığımız şeyin nereye gittiğine dikkat edelim. Herkesi uyarıyorum.
Konya'daki milli maçlar süresince büyük harcamalar yapıldığı iddia edildi. Bir algı operasyonu var. Demirören soyadı ve bu yönetim olduğu sürece böyle iddialar olmaz. Turizm acentelerini geldiğimiz anda kaldırdık. Şu an 4 kişi yapıyor bu görevi… Hepiniz biliyorsunuz. Beni ve ekibimi tanıyan herkes bilir. Hata olur ama kasıtlı yanlış olmaz. 2 maçın maliyeti 900 küsur bin lira… Buna her şey dahil… Güvenlik, stat masrafları da dahil. Milli takım, Amerika'ya gittiğinde 1 milyon dolar limuzin parası ödenmiş. Biz en son Amerika'ya gittiğimizde 10 günlük maliyet 200 bin dolardı. Lütfen dikkatli olalım.
Türkiye'de hiçbir hocanın, yönetime yazılı rapor sunduğunu sanmıyorum. Hocalar rapor veriyor ama yapılması gereken yatırımlarla ilgili rapor veriyor. Hocalarımız bütün Türkiye'yi  gezerek eksikleri rapor ediyorlar.
İzlanda'ya giderken gündüz, gelirken gece geldik. Giderken uzun uzun sohbet ettik. Çünkü gündüzdü. Ama dönüşte sadece hocamız ve yönetici arkadaşlarımızla 10 dakika maçın değerlendirmesini yaptık. Kaybedilen maçtan sonra zaten ne konuşabilirsiniz. Maç sonrası yönetici beyanatı nasıl doğru değilse; teknik heyetle konuşmak da doğru değil. Gerekli konuşma ertesi gün yapılır.
Biz Türkiye'de ilk defa Milli Takımlar Koordinatörlüğü görevi kurduk. Çünkü hocamıza inandık. Hocamızın kaliteli bir kadrosu var. Bu kadroyla çalışmaları yapıyor. Hocamızın milli takımla ilgili yapacağı ön çalışma; yeni oyuncularımızın bulunması. Emre Mor'u çıkarttık mesela… Kendisini kimse bilmiyordu. Kaan Ayhan geldi yeni…
UEFA düzeyinde kişi değil; kurum olarak çok saygı görüyoruz. Burada bölgesel federasyonları topladık ve o toplantıda, "Oy verin" diye işaret ettiğimiz kişi UEFA Başkanı oldu. Bugün ayrıca ilk kez bir profesyoneli de UEFA'ya gönderdik. UEFA'da bugüne kadar bir çaycımız bile yoktu. Ama şu an sayın İlker Uğur, UEFA'da çok iyi bir yere geldi. İlker arkadaşımız UEFA Başkanlık Ofisi'nin müdürü oldu. Biz artık bu konumdayız.  Sayın Servet Yardımcı da UEFA Yönetim Kurulu'nda olacak inşallah.
Konuşmamızın sonuna geldik ama hala Arda'yı konuşuyoruz; ne olur yanlış anlaşılmasın. Avrupa Şampiyonası'nda Arda başarılı mıydı? Teknik olarak hoca hazır görmemiş ki şu an almamış. Takım olarak Avrupa Şampiyonası'nda başarılı değildik. Hedeflere ulaşamadık. Milli takımda kimsenin tapulu forması yok. Burada köklü değişikliklere de hazır olmamız gerekiyor. Futbolcu bir babanın oğluyum. Arda, Kosova maçında kadroda olur mu? Buna hocamız karar verecek.