TV İZLE

Canlı TV'ler burada...

Aromaterapi, Fitness ve Beslenme: Doğal Yağlarla Bütüncül Sağlık Rehberi

Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!

BYD HAN | Test Sürüşü

BYD HAN 3.9s | Avrupalı Premium otomobillere kafa tutar mı?

En Seksi Voleybol Frikikleri

Birbirinden seksi voleybolcular plajda ve salonlarda ter dökerken zaman zaman da verdikleri frikiklerle yürek hoplatıyorlar…

TV’de Spor Ekranı

TV’de Spor Ekranı ile TV'de canlı spor yayınları ve canlı maçlar hangi kanalda öğrenin.

UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri

2024-2025 UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Vodafone Sultanlar Ligi'nde biten transferler (2026-2027 sezonu)

Vodafone Sultanlar Ligi ekipleri, 2026-2027 sezonu öncesi kadrolarına takviye yapıyor. İşte şu ana kadar biten transferler...

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri​ TRT farkı ile burada ...

UEFA Avrupa Ligi Maç Özetleri

UEFA Avrupa Ligi​ Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Serkan Korkmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Serkan Korkmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2017 Perşembe

Yıldırım Demirören, A Haber ve A Spor'a konuk oldu

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, A Haber ve A Spor'da ortak yayınlanan Futbol Meydanı programına katıldı. Riva'da bulunan TFF merkezinde düzenlenen ve canlı yayınlanan programda Yıldırım Demirören, Serkan Korkmaz'ın gündeme dair sorularını yanıtladı.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören'in programda yaptığı açıklamalar şöyle:

Soru: Ankara'da bugün katıldığınız sporda şiddet zirvesiyle ilgili bilgi verir misiniz?
Yıldırım Demirören: Öncelikle üç bakanımıza da gönülden teşekkür ediyorum. Senelerdir olması gereken toplantıyı bugün yapabildik. 3 bakanımız federasyon başkanlarının görüşlerini alarak yola çıktı. Bugün futboldaki şiddeti konuşmadık; spordaki şiddeti konuştuk. Olayların birikimini konuştuk. Bu konuşmada aslında çıkan yasamız yeterli. Çok az bir oynama gerekiyor. Bakanlarımızın dediği gibi statların çevresi genişlemesi. Bu yasa sadece taraftarlara uygulanıyorsa olmaz. Eğer bir başkan, bir başkanı dövdüyse ve af gördüyse olmaz. Bunun için sağ olsunlar bakanlarımız ve genel müdürümüz orta yolu bulduk. Bu yasanın bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor.
Bugün konuşulan konulardan birisi budur. Belediye başkanlarımız bir takımın başkanı gibi hareket ediyorlar. Bu takımlara avantaj sağlıyor. İnşallah bunun önüne geçilecek. Futbol bir tiyatro, bir sahne oyunu, bir eğlence... Bu eğlenceden faydalanmamız lazım. TFF eleştirildi; doğru. Ama TFF'nin görevi organizasyonu yapmak. Güvenlik bizimle alakalı değil. Biz sadece olması gereken güvenlik elemanlarının adetlerini masaya koyarız. Samsun'daki maçta bin 500 güvenlik elemanı vardı. Bunları görerek bu taleplerde bulunduk. Burada hatalı kim diye aramamak lazım. Bunun nasıl düzeltileceğini düşünmemiz lazım. Spor olarak yeni sezona giriyoruz. Bu nasıl düzelir? Bu yasanın adli tarafında uygulanması gerekiyor.
Bundan sonraki kupa finallerinde e-bilet uygulanacak. Ancak bizim bu maçta kestiğimiz biletler TC kimlik numarasına göre kesildi. Sadece e-bilet uygulaması yoktu. Zaten yakalanan 4 kişi de bu sebepten dolayı bulundu. Biz TFF olarak bütün görevlerimizi yaptık.
6222 sayılı yasanın uygulanmasında kararlılık göreceğiz. Bakanlarımıza teşekkür ediyoruz. Geçmişteki programlarıma bakarsanız bunu hep söyledim. Herkese bu yasanın uygulanması için çağrıda bulundum. Başkanların beyanatları futbolu geriyor; medyanın yazdıkları geriyor. Bu konuda hepimiz hemfikiriz. Hemfikirsek bu cezaların uygulanması gerekiyor.
Bugün Samsun'daki maç için cezalar açıklandı. TFF kurallarla yönetiliyor. Bu kuralların içinde hukuk da var. Hukukun maddeleri belli. Eğer ortamı gerecek beyanatlar verirseniz ceza alırsınız. Taraftar olarak taşkınlık yaparsanız ceza alırsınız. Ama bizim verdiğimiz cezalar kurulların verdiği cezalardır. Bunun yönetim kurulumuzla alakası yok. Buna hukukçular talimatlara göre ceza verir. Hiçbir yöneticinin cezayı belirleme lüksü yok. Yarın bu koltuklardan hepimiz gideceğiz. Bu talimatları verdiysek bunun altından kalkamayız. Soyadlarımıza bu lekeyi getiremeyiz. Disiplin Kurulu bir karar verir; Tahkim hukuken bakar ve karar verir. Her kurul kendi, özel olarak işler. Cezaları ben de sizinle birlikte öğreniyorum. Hakemleri açıklandıktan sonra öğreniyorum. Eski düzeni unutun. Dışardan müdahale etmek isteyenler bu eleştirileri yapanlar.
Samsun'a gitmeyip, kombine alan taraftarlar PFDK'nın ceza kararı sonrası mağdur olduklarını söylüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bu olayları çıkartanları emniyetimiz yakaladı. İsimler belli. Maça gidemeyen kişiler; bu kişilere dava açsınlar. Onlar yüzünden olaya karışmayan evinde oturan taraftarlar maça gidemiyor. Biz kuralı uygulamak zorundayız. Bu isimlere dava açsınlar. Veya bu taraftarı getirenlere dava açsınlar. Eskiden bütün statlara ceza veriliyordu biz cezaları düşürdük kademe kademe… 80 kişilik tribünde 10 kişi küfür ediyorsa 70 kişi onları sustursun.
Spor bakanımız bir şey söyledi. Biz 2024'e adayız. En güçlü aday biziz. Bu olaylar UEFA veya Almanya'nın eline geçip her yerde kullanılıyor. Stada verilen zararı geçin; ülkeye de zarar veriyorsunuz. Türk futbolu, Avrupa'da en çok takip edilen futbollardan birisi. Temsilciler Kurulu'na UEFA'dan 4 tane örnek gösterdiler. 2'si Türkiye'den… Maalesef bunlar oluyor.
Sayın Başkan, bu olayların siyasi yönü olduğu konusunda iddialar hakkında neler söylersiniz?
Mesela Antalya'da e-bilet vardı. Bu maçlarda da TC kimlik ile satıldı. Bunun içinde provokatörler var. Siyasi olaylarla tribünlerin içine girenler var. Bu isimler belli. Masum taraftarlarımızın bunlara uymaması lazım; engellemesi lazım. Türkiye bir süreçten geçiyor. FETÖ ile kavga ediyoruz. Kavga ederken oyunlara gelmememiz lazım. TFF olarak yapılan her hareketin cezası yazılı; buna göre hareket ediyoruz. Amaç huzuru bozmak. Türkiye'de 2 önemli mevzu var. Siyaset ve futbol. En huzur bozulmaması gereken yer futbol. Ama buna istemeyerek de olsa alet olanlar var. Futbol bir şov. Biz değerimizi 600 milyon dolara sattık. Biz 5 sene sonra 800 milyon dolara çıkarmak istiyoruz bu rakamı… 3 bakanımıza da çok teşekkür ediyorum. Futbol ve spor adına çok önemli bir adım atıldı bugün. Bugün toplantıda federasyon başkanlarının görüntülerini aldılar. Spor medyasındaki kişilere bu cezaların uygulanması gerektiğini belirttik. 6222'deki cezaların artırılması yönünde talepte bulunduk. Ertelensin istemiyoruz. Sayın Adalet Bakanımız olumlu baktı. Savcılarımız ve hakimlerimizle de toplantı yapacağız anladığım kadarıyla. Çünkü Türk futbolu 1 tane… Biz futbol sahasını konuşuyoruz. Futbol sahasına gelirken tabancayla, baltayla geliyorlar. Bugün bir karar daha alındı. Takım taraftarları şehrinden çıkarken aranacaklar ve bütün yolu öyle gelecekler. Bu işin son adımı tekrar demir parmaklıkları stada getirmek olur ki bunu kesinlikle istemiyoruz.
Fatih Terim'le ayrılık süreci çok konuşuldu?
Fatih Terim ile yollarımız ayrıldı. Kendisine verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum. Kendisiyle önümüzdeki hafta görüşeceğiz. Sonra Yönetim Kurulumuz bir araya gelecek ve tazminat konusunda bir karar verilecek. Hocamızla yolumuzun ayrılması gerektiğine inandık ve karar alarak ayrıldık. Biz hocamızla konuşarak ayrıldık. Hocamızla ben şahsen görüştüm. Ayrılmamız gerektiğini anlattık ve yollarımızın ayrılması gerektiğini anlattık. Anlaşarak ayrıldık. Sonra tazminat konusu vardı. Kendisiyle konuşacağız ve değerlendirme yapacağız.
4 çok önemli maçımız var. Bunun iki tanesi Eylül'ün başında. 2 ve 5 Eylül… Liglere ara veriliyor. Diğer ikisi de ekim ayında… Eylül ve ekim ayında 4 önemli maçımız var; grup liderinden 2 puan gerideyiz. Şansımız var. Bu duruma bakarak eğer çalıştığı takımı rahatsız etmeyecekse Şenol Güneş hocamızla görüşmek istedik. Fikret Orman'dan izin aldık. Ama tabi çalıştırdığı takıma zarar vermeyecekse bu görevi ilettik. Onlar takımın zarar göreceğini düşündü ve istemedi. Türkiye'yi bilen bir teknik adam istemiştik. Lucescu ismi bize yakın geldi. Kendisiyle şahsi dostluğumuz var. Kendisi bize Galatasaray ile görüştüğünü; sportif direktörlük teklif ettiğini ancak kabul etmeyeceğini söyledi ve anlaştık. Sayın Lucescu saha içinde olmak istiyor; saha dışında olmak istemiyor. Bunu Galatasaray Yönetimi'ne de söyledik. Galatasaray ile anlaşmadığını öğrendikten sonra kendisiyle görüştük. Kendisinin de karakteri buna müsait değil zaten. Görüştüler; kabul etmedi ve biz görüştük. 13 yıldır tüm takımlar Lucescu'yu getirmek istiyor. Kariyeri çok başarılı. Rakipleri de tanıyor. Dostluğum benim konuşmamızdaki en önemli faktördü. Dostluğa göre milli takım hocası seçilmez. Kariyere bakılır. Kendisinin kariyeri ortada… 4 maçta hocamız başarılı olamazsa sonra Avrupa Kupası elemeleri başlıyor; ona çalışacağız birlikte. Hocanın sözleşmesinde tazminat maddesi yok. Bunu da herkes bilsin. Şenol Güneş'e 4 maçlık teklif yapmıştık. Abdullah Avcı için de aynı şey geçerliydi. Takımına zarar verebilirdi. Bu sebeple teklif dahi yapmadık. Abdullah hocanın kafasını karıştırıp; Başakşehir'e zarar verebilirdik. Yerli teknik adamlara eleştiri getirmiştim; doğru. Türkiye'de 4 isim sayıyorsunuz; beşinciyi sayarken zorlanıyorsunuz. 15/20 adayımız olsaydı keşke yerli hocalardan. Bunun için ne yapmak gerekir? Kendimizi geliştirmemiz gerekir. Türkiye senelerdir 4 isimle gidiyor. Onun haricinde isimler geçiyor mu milli takımlar için?
Arda Turan Milli Takım'a geri dönecek mi?
Arda kaptanımıza idari ceza vermiştik. O gün kadro dışı bırakmıştık. Süresiz bir kadro dışı cezası değildi. Zaten Kosova maçı vardı ve bir ara vardı. Sonra Arda kaptanımız kendisi bir açıklama yaptı ve Milli Takım'ı bıraktığını açıkladı. Ama bizim Arda'ya her zaman ihtiyacımız var. Arda bu kararından vazgeçerse; ona ihtiyacımız var. Bütün iş Arda kaptanımızda… Arda bana göre doğru olmayan bir karar aldı. Bu kararından vazgeçmesi lazım. Lucescu ile yapılan görüşme çok olumlu geçti. Arda'ya kapı kapanmadı bizim tarafımızdan. Arda kendisi bir karar aldı. Biz idari bir ceza vermiştik bir maçlığına… Arda Milli Takım'ın her zaman kaptanı. Tarihe öyle geçti.
Kulüpler Birliği Başkanlığı'na Dursun Özbek seçildi, yorumunuz nedir?
Kulüpler Birliği konusunda Göksel Gümüşdağ'a teşekkür etmek istiyorum. TFF ile Kulüpler Birliği'nin en güzel çalıştığı dönemlerden birisiydi. Güzel işler yaptık. Futbol ailesini Göksel Bey bir arada tuttu. Kendisine teşekkür ediyorum ve başarılar diliyorum. Göksel Bey'in yarattığı birlik ve beraberliğin aynısı Sayın Dursun Özbek başkanımızla da devam edecektir. Göksel Bey ile aramızda çok güzel birlik beraberlik, fikir alışverişi vardı. Ortak hareket ediyorduk. Kulüpler Birliği ligleri kendisi pazarlamak istiyordu. Mutlaka bu görüş devam edecektir.
MHK'da bir revizyon yaptınız. VAR sistemi ile ilgili görüşleriniz neler?
MHK kendi içinde görev dağılımı yaptı. Video hakemlikle ilgili çalışmalar sürüyor. Bu uzun bir süreç. Bizim hedefimiz devre arasına yetiştirmek. Birinci hedefimiz bu. Ama kulüpler de haklı olarak başlamış bir sezonda devre arasında değişiklik olur mu diye soruyorlar. Buna Kulüpler Birliği'nin karar vermesi gerekir. Biz ocak ayına yetiştirmek için uğraşıyoruz. Bu süreç bizim elimizde değil.
Ben bir futbolsever olarak futbolda teknolojiye karşıyım. Futbol bir hata oyunu. Diğer ülkeler bunu uyguluyorsa ve bu bir gereksinimse TFF bunu uygular. 2 gün önce hakem maçta penaltıyı vermedi. Gol oldu. Döndü ekrandan baktı. Golü iptal edip; penaltıyı verdi. Bu Türkiye'de bir maçta olsa ne olur? Almanya ve İngiltere'de bu sene başlıyor sanırım. Demek ki başlanıyor. Bir ihtiyaç var demek ki… Ama ben futbolda Yıldırım Demirören olarak teknolojiye karşıyım.
Transferde 222 milyon Eurolar konuşulmaya başlandı?
Neymar transferi konusunda büyük dengesizlikler var. Turizm Bakanlığı, Katarlılar'a destek verdi ve bu transfer gerçekleşti. Ama bütçeler olarak büyük dengesizlik var. 222 milyon Euro çok büyük bir tutar.
Milli Takım maçlarını kazansa, hakemler hata yapmasa yine de eleştirilir miydiniz?
Milli Takım maçlarını kazansa, hakemler iyi maç yönetse yine eleştirilirdik. Bize beceriksiz diyorlar. Türk futbolunu şike sürecinden kurtarırken beceriksiz miydik? Türk futbolunun mali yönünü 3 kat artırırken beceriksiz miydik? Türk futbolunu 600 milyon dolarlık değere taşırken beceriksiz miydik? Bizi beceriksizlikle suçlayanlar görevlerimizi bilmeden suçluyorlar. Samsun'da güvenlik görevi bizde değil. TFF'yi biz yönetiriz; başkasına yönettirmem. Ne demek bu lig bitmez? Niye bitmesin. Biz mağlubiyeti kabullenip, galip geleni kutlarsak bu lig niye bitmesin? Bunlar eski Türkiye'de vardı.
Geçen sezon hakemler başarılı mıydı?
Hakemler sezon başında iyi değildi. Sezon ortasından itibaren süperlerdi. Hata yapmadılar mı? Yaptılar. Ama kimse art niyetli diyemez. Şampiyonluğa etki eden hata yok. Çok çekişmeli bir lig bitirdik. 1. Lig'de son hafta 15 takım ya şampiyon oluyordu; ya düşüyordu. Finaller oynandı. Bir hakemden şikayet geldi mi? Benim hakemlerim iyi niyetli. Hata yapıyor mu? Yapıyor. Komplo teorisi olduğu zaman 6222 devreye girmesi lazım. Profesyonel hakemlik yeni bir sistemdi her geçen sene daha çok oturuyor.
Milli Takım'daki prim olayı çok tartışıldı.
Katılıma prim vermeyen ülkeler var çünkü her turnuvaya katılıyorlar. Bugünkü Türkiye'nin durumunu düşünelim. Biz kupalara kaldığımızda Türkiye'nin her yerinde bombalar patlıyor; her yerde şehitlerimiz geliyordu. Milli Takımımız bizi o gün güldürdü. Biz de bir prim vaadinde bulunduk. Kasım'da bulunduk. Bu prim öbür kasımda tartışılmaya başlandı. Bu sene prim vermiyoruz. Katılın ona göre konuşacağız dedik. Her takım her oyuncuya prim veriyor. Neden Milli Takım vermesin? Bir başarı geliyorsa; 80 milyonun yüzü gülüyorsa bu çocuklar neden hak etmesin? Şehitlerimiz vardı ve hepimiz maça ağlayarak gidiyorduk. Bunları çok kolay unutuyoruz. O günleri unutuyoruz ve bugün bunları tartışıyoruz. Yapmayın arkadaşlar… Yapmayın…
Kulüpler bu sezon transferde çok hareketliler. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu seneki transfer döneminde tabii ki kulüplerimizin mali bütçelerine çok iyi bakmalılar. Onun haricinde futbolumuz geliştikçe; gelir arttıkça iyi oyuncular geliyor. İyi oyuncular gelince heyecanlanıyoruz. Fenerbahçe'nin, Galatasaray'ın aldığı oyunculara gelsinler diye bakıyorduk. Bunlar gelirken kulüplerimiz mali çerçeveye çok iyi bakmalılar. 20 Eylül'de lisans kurulu karar verecek. Edindiğimiz bilgilere göre Süper Lig'de problem yok. Önümüzdeki sene artık denk bütçe olması gerekiyor. Bunu başarmak zorundalar. Yoksa lisanslara kadar gidiyor. UEFA kriterlerine uymamız gerekiyor. 20 Eylül'de karnelere bakılacak. Geçen seneden itibaren denk bütçeye başladık. 1 sene önce vergi borcu, sigorta borcu olmayacak dedik. 4 senedir kademe kademe geliyoruz. Önümüzdeki sene açık vermenin son senesi… Sonra denk bütçe olmak zorunda... Bu sene 20 Eylül'de kulüplerin finansal durumları masaya yatırılacak. Kriterlere uygun olmayan kulüplerin lisansı iptal dahi olabilir. Süper Lig için olumlu haberler var. 1. Lig için 7-8 takımda problem gözüküyor. Umarım düzelir. Taraftarlar takımlarının mali durumlarını takip ediyorlar. Çünkü kulüplerinin mali zorluğa girmelerini istemiyorlar. Cezaları biliyorlar. Bu durumu takip ediyorlar ben de öyle bir duyum aldım.
Kulüplerin muhtemel 11'lerine bakıyorum, yerli oyuncu yok.
Altyapıları her zaman tartışıyoruz. Baktığınız zaman yabancı ile oyuna başlamanın ortalaması 6.7'dir… Bu durum ancak altyapı çalışmasıyla olur. Biz her dakika başarı beklersek altyapıyı unutuyoruz. Almanya 7 senede 500 milyon Euro harcadı; otobüs seferlerini ayarladı ve dünyanın en iyi takımı oldu. Bizim 9 sene beklememiz lazım. Uzun vadede planlarımız var. Kulüplerimizdeki en önemli altyapı 8-12 yaştır. Oradaki çalışanlar hatır gönülle gelen kişiler. Bunun değişmesi lazım. Yeni bir çalışma yapıyoruz. Bütün altyapı hocalarının maaşlarını biz ödeyelim ki kulüplerimize destek olalım istiyoruz. 14 yabancı kuralını kulüplerle beraber aldık ama doğru bir uygulama bana göre… Ama biz o gün yola çıkarken hem takımlarımız güçlenecek; hem de yerli oyuncularımız yurt dışına gidecek diye düşündük. Böyle de oldu. Ama tek eksik altyapı… Bu altyapıyı düzeltemezsek her zaman tartışırız. Şu an için bu kararımız doğru gidiyor. Ama 2 sene sonra Kulüpler Birliği ile oturur karar alırız.
Tribünler geçen sezon boş kaldı. Tribünler nasıl dolacak?
Seyirci ortalamamız eski e-bilet çıkmadan önceki ortalamaya geldi. Futbol bir şov, bir tiyatro, bir oyun… Bunun kavgalarını yapmayı kesersek aileler gelmeye başlayacak. Bu ortama çocuklarınızı götürür müsünüz?
Kendi taraftarının saldırdığı taraftarın çocuğu bir daha maça gider mi? Futbol hepimizin. Başkanlar camialarını koruyacaklar ama kavga ortamıyla değil. Başarılı olanın elini sıktığımız gün bu sorunları çözeceğiz. Her takım maç kaybettiği zaman hakemler… Hakem kaç maçın sonucuna etki ediyor. Herkes hatayı kendisinde arasın. Biz mesajlarımızı birlik beraberlik için vermemiz gerekiyor. Bu sorumlulukta olmamız gerekiyor.
Fenerbahçe ve Beşiktaş Kulübü başkanlarının sözleri için ne düşünüyorsunuz?
Muz kabuğu ifadesi bir tuzaktır. Sizin ayağınızın kayması için kurulan bir tuzaktır. Futbolun içinde olan her başkanın ayağının altında bir muz kabuğu vardır. 15 senedir hep ayağımın altında var. Ama doğruları yaparak o kabukları çöpe atıyorum. Tuzağa gelmeyiz. Futboldaki her başkanın ayağında bu muz kabuğu vardır. 15 senede bugünlere geldim. Alışkınım. Bu demeçler futbolumuza zarar veriyor. Bu bir camiayı korumak da değildir. Fikret başkanımızın cezasını Disiplin Kurulumuz verdi. Futbol kurallarla yönetiliyor; TFF de bu kuralları uyguluyor. Anlık bir hareketle bu cezaları alacaksınız.
Devlet bakanlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Bizim çok büyük bir şansımız var. Sayın Cumhurbaşkanımız, Türk futbolunu çok seviyor. Bizim kendisinin karşısına bu sorunlarla değil; güzel projelerle çıkmamız lazım. Bugün Türk futbolu; Avrupa'nın 6. En büyük ekonomisi. Buralara kolay gelinmedi. Konuşarak olmaz. Birlik ve beraberlikle olur bu işler…
Cengiz Ünder harikalar yarattı. İnşallah Avrupa'da da başarılı olacak. Okay geliyor. Emre Mor güzel geliyor. Güzel günler olacak ama muhakkak zorluklar da olacak. Bunu hep beraber aşmamız gerekiyor.
Yapılan transferler çok güzel bir şey. Her kulübümüzün getirdiği önemli oyuncu; Avrupa medyasında da çıkıyor. Yayıncı kurulumuz Süper Lig maçlarını birçok ülkede verecekler. Fransa'da verecekler. Bunlar çok önemli.
Geçen sezon da aynı şeyleri konuşuyorduk. Geçen sezon da takımlar harika transferler yapmıştı. Kurallar aynı, futbol aynı, seyirci aynı… Yeter ki güzelliği paylaşalım. Bir tane şampiyon çıkacak. Önemli olan çıkan şampiyonu tebrik etmek. Şampiyon olamadıysan ortalığı birbirine katmanın bir anlamı yok. Her sene bir takım olacak diye bir garanti mi var? Hak eden olacak. Her takım için geçerlidir bu… Oyuncu kalitesi arttığı için seyir keyfi muhakkak ki yükselecektir. Türk futboluna değer katılıyor.
Yeni sezonla ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?
ATV ve A Spor'a teşekkür ediyorum. Ziraat Türkiye Kupası'na katkılarından dolayı… Statü değişikliği yaşadık. Bence uygun oldu. Takımlarımız çok maç yapmaktan yakınıyorlardı. Biz bunun için statüyü değiştirdik. İnşallah hayırlısı olur. Konyaspor'u tebrik ediyorum. Spor Toto Teşkilatımıza teşekkür ediyorum. Bize çok destek oluyorlar. Kendileriyle 35 milyon liralık bir sözleşme imzaladık. Altyapı liglerini ve BAL Ligleri'nin sponsoru oldular. Hep beraber bundan faydalanmamız lazım. 2024'e adayız. 10 şehir belirlenecek. Zorlanacağız seçerken. Bunların mücadelesini vereceğiz. Allah kısmet ederse 2018 Eylül'de bu adaylığı alacağız inşallah.
Yeni bir sezon rahmetli İlhan ağabeyin adını taşıyor. Spor dostluk, barış ve kardeşliktir diyoruz. Bunu hep birlikte uygularsak Türk futbolu kazanır. Tüm takımlara başarılar diliyorum. Tribünlerdeki taraftar sayısı her geçen gün artacaktır. Kulüplerin yapmak istedikleri organizasyona her türlü desteği veririz. Yeter ki seyirciyi çekelim.

13 Ekim 2016 Perşembe

Yıldırım Demirören, A Spor'da Gündem Özel programına katıldı


Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, A Spor canlı yayınında önemli açıklamalarda bulundu. Demirören, prim konusuyla ilgili olarak "Tabi ki takım kaptanı, hocasıyla primle ilgili konuşabilir. Ancak konuştuğu yer yanlıştı, seyircilerin önünde, antrenman sahasında..." diye konuştu. Demirören ayrıca maç başı prim olmayacağını açıkladı. Terim konusunda da yola devam edeceklerini söyledi. Demirören Arda Turan'ın kadroya alınmaması hakkında da önemli açıklamalarda bulundu.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, A Spor'da yayınlanan ve Serkan Korkmaz'ın sunduğu Gündem Özel programına katıldı. Başkan Demirören'in programda yaptığı açıklamalar şöyle:
Öncelikle hoş geldiniz diyorum. Programımızı yaptığımız kütüphanemiz rahmetli Hukuk Başmüşavirimiz Faruk Baştürk anısına yapıldı. Kendisini buradan anmış olalım. Heyecanlı değilim şu an. Alıştığımız şekilde yine basının karşısındayız. Biliyorum ki kamuoyunun beklediği bir çok cevap var. Ayrıca kamuoyu kavga da bekliyor bunu da biliyorum. Ama ben tamamen gerçekleri söyleyeceğim. Bunu herkes bilsin…
2000 yılında Beşiktaş kulübünde futbolun içine girdim. 2004'ten, 2012'ye kadar Beşiktaş'ta başkanlık yaptım. Çok güzel tecrübelerin yanında çok acı tecrübeler de yaşadım. Gördüğüm en önemli şeylerden birisi de şu ki; her dakika çıkıp konuşmak en büyük hata. Ancak burada özeleştiri yapabilirim. 2 büyük gazetenin sahibi olmama rağmen iletişim konusunda hatalarımız oldu. Gereken iletişimi kuramadık.
Riva, Türkiye ve dünyadaki en güzel tesislerden bir tanesi. Bu büyük projeyi hayata geçirerek en az 15 milyon liralık tasarruf yaptık. Hakemlerimiz, hocalarımız, takımlarımız burada kaldı; eğitim aldı; idman yaptı. Biz göreve geldiğimiz zaman Türkiye Futbol Federasyonu'nun 240 milyon liralık bütçesi vardı. Bugün bu rakam 602 milyon liraya ulaşmış durumda. Yani biz geldiğimizde 80 milyon dolar olan bütçe; 300 milyon dolar civarına çıktı. Tabi ki bu büyük artış; öncelikle kulüplerimize yansıdı. Bu rakamlara kolay ulaşmadık. Yaptığımız tasarruflar da bu rakama ulaşmamızda büyük rol oynadı. Göreve gelir gelmez Türkiye Futbol Federasyonu'nu, turizm acentelerine para ödemekten kurtardık. Turizm acenteleriyle çalışmayı bitirdik. Kaliteli ve işini çok iyi bilen arkadaşlarımızı göreve getirdik. Biz göreve geldiğimiz zaman milli takımımız dünya sıralamasında 50'ler civarındaydı… Ancak bugün 18-20'ler sıralamasına yükseldi. Göreve gelir gelmez ne yaptık? Türkiye'nin en önemli teknik direktörlerinden bir tanesini göreve getirdik.  Kendisine Türkiye Futbol Direktörü görevini teslim ettik. Türkiye'de büyük bir hata var. Federasyonlar; milli takımın ya da hakemlerin başarısına veya başarısızlığına endekslenmiş durumda. Bu bence doğru bir yaklaşım değil. Bu durum değişmeli.
Hakemlerin performansı çok önemli. Jaap Uilenberg'den sonra dünyanın en önemli hakemlerinden birisi olan Roberto Rosetti'yi göreve getirdik. Hakemlerimiz artık profesyonel hale geldi. Bunları yaptık ve daha iyilerini de yapmaya devam edeceğiz. İlk söylediğim yere geleyim… Türk Milli Takımı geçen sene çok başarılıydı. Avrupa Şampiyonası'na gittik. Ama bu bizim başarımız değildi. Hocamız ve futbolcularımız başarılıydı. Bizim aslında alakamız yoktu.
Yakında yeni yayın ihalemiz geliyor. İhale kanunen 20 Kasım'da başlamış olması gerekiyor. O zamana kadar neticeleneceğini ümit ediyoruz. 6 tane çok önemli aktör bu işte beraber çalışıyor. Kulüpler birliğiyle bir komisyon kurduk. Yarın saat 16.00'da 18 kulübümüzün başkan ve başkan yardımcılarıyla bir araya geliyoruz. Bugüne kadar neler yaptığımızı anlatacağız kendilerine. Kulüpler Birliği ile her şeyi paylaşacağız. Onların da görüşlerini alarak A paketi ve B paketini oluşturacağız. Burada benim beklentim ihalenin 600 milyon dolar civarında sonuçlanmasıdır. İnşallah bu rakamlara ulaşacağımızı tahmin ediyoruz.
Kulüpler Birliği Komisyonu faaliyetlerine devam ediyor. Toplantıları beraber yapıyoruz. Kulüpler Birliği'nin oluşturduğu ekip; bizim ekibimiz, başkanlar ve yönetim kurulumuz hep birlikte görüşüyoruz. Yayın ihalesini kulüplerin organize etmesi konusunu destekliyorum. Ama mühim olan Türkiye'deki futbol kafasının bu özel idareye alışması lazım. Kulüpler Birliği bu işi aldığında kavga haline dönüşmemesi lazım. Kulüpler Birliği'nin organize etmesi için kanunun değişmesi gerekiyor.
14 yabancı kuralında kulüplerimiz yararlı çıktı. Bu karar çıkmadan önce sahaya çıkan yabancı sayısının ortalaması 5.5'tu. Şu anda 6.5 civarında. Demek ki 1 oyuncu artmış. Milli takım tarafından bakarsak da genç oyuncularımız yurt dışına gidiyor. Hocamız bu durumdan çok memnun. İnşallah hem kulüpler, hem milli takım bu durumdan hep böyle mutlu olur.
Yayın gelirindeki payımızı yüzde 12'den yüzde 4'e çektik ve feragat ettik. Ancak burada şöyle bir durum var. Biz senede 60 milyon lira BAL Ligi'ne yardım yapıyoruz. Yani amatör kulüplerimize büyük bir katkımız var. Payımızı indirirken BAL kulüplerinin bakanlığa bağlanması şartını koştuk. Yayın gelirindeki hakkımızdan vazgeçerek profesyonel kulüplerin, TV gelirlerini de arttırmış olduk.
Bizim öncelikli hedefimiz kulüplerimizin gelirleri kadar harcama yapmaları, borçsuz olmaları. Biz geldiğimizden beri en büyük tehlike devam ediyor; bitmedi. Borçlanma büyük sorun. Buna karşılık toparlanan çok kulübümüz var. En büyük tehlike 1. Lig takımlarımızda… Biz geldiğimizden beri bu işte ne kadar katı duracağımızı anlatmaya çalıştık. Bilmiyorum dikkatinizi çekti mi? TFF 1. Lig'de mali şartlara uymadıkları için bir çok takımın puanını sildik. Süper Lig'de bir çok takım puan silme cezasında direkten döndü. UEFA'ya giden ya da gitme ihtimali olan kulüpler takip ediliyor. Bütçelerini dengelemezlerse yarın hiç ummadığımız takımlar bile Avrupa'ya gidemeyebilir. Önemli olan taraftara oynayıp transfer yapmak değil; uygun harcamalar yapmak. Maalesef kulüplerimizin bazı gelirleri Avrupa'ya nazaran yüzde 10 civarında. Belli kulüpler yüzde 70'e yakın kombine satarken diğerleri yüzde 10 satıyor. Bu durum çok can sıkıcı. Dengesizlik var. Bu dengesizliği ortadan kaldırmak için elimizden geleni yapıyoruz.
Bu hafta sonu inşallah TRT'den canlı olarak 1. Lig yayınlanacak. İhalenin devamıydı bu süreç. 6 haftada çözebildik süreci. Yayınlar yine başlıyor çok şükür. İlk günden beri bu sorunu çözmeye çalışıyorduk zaten. Ben, yönetimim ve hocam her şeyin farkındayız. Kimin ne algı operasyonları yapmaya çalıştığının farkındayız. Kurallar var ve uymak zorundayız. Genel kurul beni güvendiği için seçti. Biz bu kuralları yerine getirdik ve TRT'ye verdik maçları. Beni çok kulüp aradı. Onlara "3-4 haftaya çözülür" dedim. 6. Haftada çözüldü. Yayın hakları bu sezonun sonunda bitiyor. Maçların yayınlanmasından ötürü çok mutluyuz.
Tribünlerin doluluğu konusuna cevap vermek için göreve ilk başladığımız güne dönelim. E-Bilet ve Passolig güvenlik açısından oluşmuş bir organizasyon… İlk başlarda istemediğimiz seyirciler stada gelmedi. Statlar boştu. Ama baktığımız zaman 3 sezondur seyirci ortalaması artıyor. Seyirci sayımız 6 bin küsürlerden 9 bin küsürlere çıkmaya başladı. Kademe kademe yükseliyor. Ne oldu bunun karşılığında? İstemediğimiz taraftar grupları, herkesin rahatsız olduğu kitle maça gelmiyor. Biz gelmeden evvel saha kapanıyordu; kadın seyirciler maça geliyordu. Biz bunları kaldırdık. Şu an statları bölüm bölüm kapatıyoruz. Eksik yanlar var mı? Var. Hukuk sistemi tam çalışmıyor. Kolluk kuvveti değiliz çünkü. Küfür edenler, olay çıkartanlar kolluk kuvvetleri tarafından alınıyor ama bir yaptırımı yok. Şimdi kişilere kadar gelecek bu ceza… Bölüme uyguladığımız ceza çok önemli. Stat dolarsa 80 kişilik bir yerden bahsediyoruz. Dolmazsa 30-40 kişi… Kötü tezahürat yapanlar; diğer seyirciler tarafından uyarılmıyor. Artık şartlar değişti. Medeniyet arttı. Futbola olan sevgi arttı. Futbol bir şov oyunu. Bir keyif oyunu… İnşallah bu oranlar artarsa yanlış yapan kişileri de ihbar ederek temizleyebiliriz. Avrupa'da bu sistem böyle. Bu düşünce yapısına gelirsek bunların hepsi çözülecek. Eleştirmek çok kolay. Ama başa dönün. Stat kapatmalardan bu noktaya geldik. Teknoloji ve yargı ilerledikçe tek kişilere kadar düşecek cezalar. Deplasmanda seyirci ceza alırsa gelecek deplasmanda cezasını çekiyor. Evinde çekmiyor artık. Zaman alıyor bazı şeyler.
Gelirler arttıkça borçlar da artıyor. Bunu aramızda konuşuyoruz. Kulüplerimizin buna çok dikkat etmesi gerek. Her takım sahaya başarı için çıkar. Kulüplerimizin borç batağı içine girmemeleri gerekiyor. Kulüp başkanlarımız 2 yıldır bu algıyı yakalamaya başladı. 1. Lig yayınlanmamasına rağmen kulüplerimizin yayın gelirlerini ödedik. Digitürk ödemelerde 3-4 ay geriden geldi. Biz buna rağmen ödemeleri aksatmadık. Biz aldığımızda TFF kredi kullanırdı. Biz bugün nakdi 100 milyon lira civarında döndürür hale geldik. Eskiden bu rakamlar 3 milyon lira civarındaydı. Beni tanırsınız. Her türlü eleştiriye açığım. Bu eleştirilerden ders çıkartırım. Bir şeyi bilmemek ayıp değil; öğrenmemek ayıp. Ama saygı çerçevesinde eleştirileri kabul ederim. Benim ailemi ve kişiliğimi eleştiri içine katmayacaklar. Çünkü ben de herkesin nasıl yaşadığını biliyorum. Yarın kitap yazdığımda inşallah her şeyi anlatırım.
Kulüplere verilen cezalar caydırıcı değil. Ama statü bu şekilde. Çok söylemler var. Kulüp başkanları camialarını korumak adına açıklama yapıyorlar. Bu hataları ben de yaptım zamanında. Bu açıklamaları dilim döndüğünce başkan arkadaşlara anlatmaya çalışıyorum. Başkanların verdiği her demeç aşağılara kadar iniyor ve taraftarı geriyor. Türkiye'de 2 önemli unsur var. Siyaset ve futbol… Futbolun başkanı, yöneticileri, futbolcular çok önemli aktörler… 15 Temmuz gecesinden ders almalıyız. Yenikapı ruhunun futbolda da yeniden ön plana çıkması gerekiyor.
Cezalar katlanıyor. Ama cezalar her sezon sonunda sıfırlanıyor. Aslında ceza dediğiniz de maça gidemiyor; yazışma yapamıyor. Para cezaları var. Ben başkanken para cezası da aldım. Ama kendim ödedim. Kulübe ödetmedim. Etik olarak bunun böyle olması gerekir. Yurt dışında ve NBA'de hoca dahil cezaları kendileri ödüyorlar…
Ziraat Türkiye Kupası'nda eleştirilerde bir azalma var. A Spor ve ATV ekibine teşekkür ediyorum. Bizim yaptığımız sistemle Ziraat Türkiye Kupası'nın yayınlanması kolay bir iş değil. Futbola verdiğiniz destek için teşekkür ediyorum. Amatör takımları da katarak futbolu bütün Türkiye'ye yaydık. Bir şehrin takımı yoksa amatör de olsa bir takımı muhakkak katıyoruz. Yayın gelirlerini paylaşıyorlar. Biz de 5 milyon lira veriyoruz kulüplerimize… Şikayetler de azalmaya başladı. Türkiye Kupası büyük bir meta. Bir niyetimiz var. Gelecek sene Ziraat Türkiye Kupası Finali'ni Avrupa'da oynatabiliriz. Düşüncemiz bu. Türklerin yoğun olduğu bir yerde yapmak istiyoruz. Yönetim toplantısında görüşeceğiz bu konuyu…
70 milyonun duasıyla Selçuk'un şutu gol oldu. Çok kötü zamanlardan geçti milli takım… Prim konusuna değinelim… Portekiz örneğini veriyor herkes. 3 beraberlikle çıktılar. Biz galibiyet almamıza rağmen çıkamadık. Portekizliler'in aldığı şampiyonluk primi çok konuşuldu. Geçen Avrupa Şampiyonası'nda yüzde 30 havuza atıyorduk, yüzde 70 başarıya endeksliydi.  UEFA'dan gelen parayı bu şekilde kullanıyorduk. Yüzde 30'a göre dağıtıldı prim sistemi. Hiç beklenmedik bir anda ekim ayında Türkiye 3 maçta 1 puan almıştı. Yine bugüne benzer bir durum vardı. Kimse beklemezken ekim ayında Türkiye finallere katıldı. O günkü  şartlarda biz arkadaşlara 500 bin Euro prim verdik. O mutluluk buna değerdi. Bu rakam tartışılabilir. Katılmayı hak edersek FIFA'dan gelecek paranın bir kısmını dağıtacağız arkadaşlarımıza… Federasyon bütçesinin yüzde 7'si zamanında prim olarak dağıtıldı. 15 milyon euro civarında Hiddink'e verildi… Verilebilir. O günkü federasyon bunu takdir etmiş. Kimseyi eleştirmiyorum. Ekim ayında primlerin kime ne kadar verildiği belliyken bugün neden tartışılıyor? Ve yanlış tartışılıyor… Prim başarının bir ödülü. Bu şampiyon olanda da var, yarı finale çıkanda da var. Bu alışkanlık haline gelmiş. Milli oyuncuya prim verilir mi? Bunu tartışalım. Vermeyelim. Hep beraber karar verelim; vermeyelim. Başarısızlığı prime bağlamayalım ama… Biz hayatımızda 3 kere Avrupa Şampiyonası'na gittik. Prim vermeyenler her sene katılıyor. Biz her turnuvaya katılalım; biz de vermeyelim. Bizim hedefimiz her turnuvaya gitmek. Bu hocanın görevidir. Biz Avrupa Şampiyonası'na gittik. Herkes şampiyonluk bekliyor. Bir durun. Her takım bekliyor. Bunların hepsi zaman gerektiren şeyler. Yatırım ve hedefi bir arada yapmamız gerekiyor. Ekim ayı itibariyle kimin ne prim alacağı belliydi. Oyuncuların hepsi bunu biliyordu. Bilmemelerine imkan yok zaten… Şampiyona haziran ayında oldu. Kamuoyu da kimin ne aldığını biliyordu. Kim kaç maçta oynadı; hesap buna göre yapıldı. Bunlar tehlikeli oyunlar. Bu oyunları yapanları çok iyi biliyoruz. Bu bir algı politikası… Türkiye'de 2 şey var. Siyaset ve futbol. Hepimizi kalbinden vuran 15 Temmuz'da herkes Yenikapı'da birleşti. Herkes haddini bilecek. Hoca yanlış takım kurar; eleştireceksin. Ben yanlış bir karar alırım, beni eleştireceksin. Ama algı operasyonuna girersen hepimizi karşında bulursun. Türkiye'de bu algı operasyonunu kim yapıyor; zaten herkes biliyor. Bizde prim kavgası olmadı. Tabiki bir takım kaptanı, kaptan olarak hocasıyla konuşabilir. Burada en büyük yanlış konuştuğu yerdi. Seyircilerin karşısında idman sahasında konuşuldu. Bu bir hataydı. Bu hataları kendi içimizde düzeltiriz.
Burak Yılmaz 1 lira prim almadığını söyledi. Başkan olarak futbolcu benim kardeşim. Cevabı vereceğim ama Burak 467 bin lira prim aldı. Son iki maçın primini almadı çünkü oynamadı. Oynadığı maçların primini aldı. 1 lira prim almadığını söylerken belki hata yaptı. Dekontlar bende var. Bunları çıkıp konuşmayız. Çünkü yanlış yerlere gider. Onun için diyorum az konuşmak gerekir. Bu oyunlara sevgili kardeşlerim gelmesinler. Bugün Milli Takım'da olanlar; yarın olmaz. Olmayanlar da yarın olabilir. Belli bir organizasyonun içine bilmediğin şekilde girersen o zaman iş bize gelir. Biz müdahale ederiz. Bilmeden bazı oyuncular bu işin içine girdi. Prim kavgası olmadı. Bir tartışma oldu ama yeri yanlıştı. Prim kavgası ne zaman olur? Biz ödemezsek olur değil mi? Biz ödedik primlerin hepsini. Elenmelerine rağmen ödedik… Bundan sonra katılım payından belli bir yüzdeyi prim olarak dağıtacağız. Yüzdeyi yönetim belirleyecek. Maç maç prim sistemi kesinlikle yok. Eğer turnuvalara katılırsak yüzdeyi yönetim kurulumuz belirleyecek dediğim gibi…
Haddini aşıp, milli takımda priminin eksik olduğundan bir oyuncunun oynamadığı konuşuldu bu ülkede. Yapmayın! Bunlar çok yanlış şeyler. Burada Burak'tan Adanaspor kalecisine kadar herkesin emeği var. Herkese oynadığı oranda eşit prim dağıtıldı zaten.
Avrupa Şampiyonası'na gitmek bir başarıydı. Gruptan çıkma şansımız yüksekti. Oraya gitmeyi başarı sayıyoruz. Ama bu yanlış. Katılmayı alışkanlık haline getirmemiz lazım. Buraya baktığımız zaman ilk başta kime yenildik? Hırvatistan'a… Şampiyonluk adayı… İspanya'ya yenildik. Direkt favori. Çek Cumhuriyeti'ni yendik. Portekiz 3 beraberlikle şampiyonluğa ulaştı. Fatih hocanın şansından bahsedildi. Türkiye'de her şeyin şansa bağlanması büyük bir yanlış. Yukarı çıkmamız gerekirdi. Ama yenildiğimiz takımlar da ortada. Tabi ki üzgünüz. Hepimizin hedefi gruptan çıkmaktı ama olmadı.
Fatih Terim hocamızla şampiyonayı değerlendirdik. Yol haritamızı çizdik. Galatasaray'ın hocamızı istediği doğrudur. Hocamız, "Kamuoyunda bir şeyler yazılıyor ama benim alakam yok" dedi. İstifa konusu da konuşuldu. Hocamız çok nazik bir insan. Biz hocamızı 3 kere gönderdik; 4 kere geri çağırdık. Hocamız bizim için çok önemli bir insan. Milli takımlar koordinatörlüğü görevi dediğimiz zaman bütün Türkiye'yi geniş tabanlı olarak hocamıza bağladık. Yolumuza da birlikte devam ediyoruz.
Bizim artık Hırvatistan'ı da, İspanya'yı da yenecek kadroyu oluşturmamız gerekiyor. Anlatmaya çalıştığım gibi başarısızlık var evet ama orada olmak; Türkiye'yi temsil etmek çok önemli. Çek Cumhuriyeti maçını kazandıktan sonra herkes dışarıda dans ediyordu. Bazı şeylerden mutluluk çıkartmamız lazım. Oralara katıldık. Eksiklerimiz var. Her türlü fikre açığız. Fikirleri versinler hep beraber değerlendirelim. Ama direkt eleştiri; hoca gitsin denmesi çözüm değil.  Eleştiriler saygı çerçevesinde olmalı.
Dünya Kupası'nda umudumuzu kaybetmedik. Son maça kadar savaşacağız. Ukrayna, Hırvatistan, İzlanda... Üçüyle ilk maçını oynayan tek takım biziz. Bizim bundan sonra Kosova, Finlandiya ve Finlandiya maçlarımız var. 3 takım kendi arasında oynayacak. Gidemeyebiliriz evet ama biraz bekleyin… Onlar önce bir kendi arasında oynasınlar bakalım…
Kadro seçimi konusunda olayları teknik ve idari olarak ayırmak gerek. Türkiye'de gençleri kadrolara sokmak istiyoruz. Bu idari kısım. Teknik olaylarla hayatım boyunca ilgilenmedim. Çünkü bir futbolcunun hocayla problemi; başkanın işi değildir. Buna hoca karar verir. Arda Turan 6 ay Barcelona'da oynamadığı zaman milli takıma alındı. Kimse, "Başkan bu adam niye alındı?" demedi. Benim tepkim olmaz. Hocamız nezaketen her kadro açıklanırken basına vermeden 5 dakika önce bana gönderir. O gün de öyle yaptı; ben de hiç bakmadan "Hayırlı olsun hocam" dedim. Anlamış olacak ki "Bazı değişiklikler yaptım" dediği zaman farkettim. Çünkü bakmamıştım bile. Arda'yı soruyorsunuz. Burak, Hakan Balta, Caner alınmadı. Bu durum futbolcuları çok etkiliyor. Şu an maalesef Türkiye'de futbol Arda ve Milli Takım olarak ayrılıyor. Arda da bu takımın oyuncusu. Alınmayabilir oyuncular. Bunun sorumluluğunu hoca almıştır. Hocaya karışmak bizim işimiz değildir. Teknik olarak hocamız Arda'yı almak istemedi. Karar hocanındır. Bizim saygımız var. Biz idari olarak bakarız. Alıp almadığı bizi ilgilendirmez. Arda ile gurur duyuyoruz. İnşallah Neymar'ı, Messi'yi keser. İdari bir şey olsaydı hocamız bizimle paylaşırdı. Sayın Ali Dürüst ile beraber TRT Spor'a bağlandık. Canlı yayın yaptık. Orada bugün Hırvatistan'da olan kadronun, yarın olamayacağını beyan ettik. Ben de söyledim; Sayın Ali Dürüst de söyledi. O gün bunu söyledik. Yine aynı şeyi söylüyorum.  Arda'nın alınmama sebebini bilmiyorum. Söylenenler gerçek değil. Hocamız teknik olarak almadı. Ben de saygı duyuyorum. Bu kadar tartışılacak bir konu değil. Bizler medya mensupları gibi ya da vatandaş gibi bakamayız olaylara. Geniş çerçevelerden bakmamız gerekiyor. Biz olaylara bir anlık bakamayız. Genişten bakmalıyız. 3 maçtır olmayan Arda; 4. maç olabilir. Bu teknik bir karardır. Saygı duymamız gerekiyor. Tabiki eleştirebilirsiniz. Ama hedefe baktığınız zaman bir yerde yarışmacı bir takım; diğer yerde gelişen takım. Hocamız gençlere dönmüş. Bunu yapmaya çalışıyoruz zaten. Olaya takım içindeki ahenk olarak da bakın. Çok farklı unsurlar var. Hocamız bu kararı vermiş; saygı duyuyoruz. Ukrayna ve İzlanda maçlarında Arda, Selçuk gibi oyuncular yoktu. Olmamalarına şaşırılmasına saygı duyuyorum. Keşke Neymar'ı geçse de mutlu olsak. Hocamız bu kararı vermiş. Saygı duymaktan başka yapabilecek bir şeyimiz yok.
Olayı döndürüp dolaştırıp Arda'ya geliyoruz. Milli takımlara baktığınız zaman oyunculara ne dememiz gerekiyor? Oyuncu alınmadığı zaman arayıp, "Kusura bakma hoca seni almadı" dememiz mi gerekiyor? Bunlar çok yanlış yerlere gidiyor. Sadece Arda'yı değil, Selçuk, Gökhan Töre, Hakan Balta'nın da arandığını tahmin etmiyorum. Hepsi kardeşimiz. Ama yönetici arayacak diye bir şey yok. Arda'yı seviyoruz ama arayamama sebeplerimiz var. Hocanın arkasından iş çeviriyor durumuna düşeriz. Böyle bir algı yaratılır. Hocanın almadığı futbolcuyu başkan nasıl arar? Ne diyeceksiniz? Aradığımız zaman ne diyeceğiz? Hepsi çok değerli oyuncular. Dönüp baktığınız zaman hocanın arkasından iş çevirmek oluyor bu… Benim böyle bir yapım yok. Ben bunu yapmam. Futbolcular alınmadıysa alınmamıştır. Arda da, Hakan da, Selçuk da bizler için çok değerli oyuncular. Biz hep beraber bir aileyiz. Kol kırılır yen içinde kalır. Arda'nın sakalı, Selçuk'un bıyığı var diye almayın demem. Yönetimin bir alakası yok. Hocamızın kararıdır. Hocanın kurduğu kadrolarda bizim için bir şey değişmedi. Biz hocamıza, "Bunu neden almadın?" diyemeyiz. Bizim açımızdan gündeme getirilecek bir durum yok. 6 ay oynamayan Arda, milli takımdaydı. Alındığı zaman da karışmadık. Ömer Toprak alınmadığı zaman da karışmadık. Bu doğru değil. Burası kulüp değil, federasyon. Milli takım için en iyi kadroyu teknik ekip belirler. Biz disiplinlik bir durum gelirse hareket ederiz. Onun haricinde disiplin konusu önümüze gelmedi ki… Gelse herkesin haberi olurdu. Fatih Terim gibi bir marka kızdı diye bir oyuncuyu almamazlık etmez. Fatih hoca bunu asla yapmaz. Kamuoyunda kavga yaratmak için bir şeyler söylemeyeceğim. Sadece gerçekleri söyleyeceğim. Arda Turan milli takımda olabilir, olmayabilir, Selçuk olabilir; olmayabilir… Arda da çağrılabilir. Bizlerin bir futbolcuya idari olarak büyük bir hata yapmadıkları zaman karışma hakkı yok. Karışanları zaten yadırgıyor ve eleştiriyorsunuz. Teknik olarak oynayabiliyorsa çıkar oynar. Herkes bu takıma gelebilir. Hırvatistan'da bunu zaten söyledim. Herkes bu takıma gelebilir; gidebilir. Bu olay haline getirilmemeli. Bunu ilk gün açıkladık zaten…  Ortada bir sorun varsa çözülür. Biz arabulucuyuz diye duyuyoruz. Bir sürü insanlar araya girmeye çalışıyor. Amaçları en başından beri söylüyorum. Yapılan oyunların farkındayız. Bazı olaylar, bazı hareketler ve bazı kişilerin yönlendirmesiyle çok büyük yanlışlar yapılıyor. Yine söylüyorum. Bu olayın farkındayız. Bunu yapmaya çalışanlar şu an siyasetin değil; futbolun üzerinden gitmeye çalışıyor. Burada gözü olan çok insan vardır. Biz de hedef haline gelmişizdir. Kimin genel kurullarda neler yaptığını biliyoruz. Hocamız yakında konuşacaktır; cevapları verecektir. Arda'ya milli takımın kapıları kesinlikle kapalı değil. İdari olarak böyle bir şey zaten yok. Arda gibi bir futbolcu hocamız tarafından uygun görüldüğünde çağrılacaktır. Hocamız da böyle bir şey söylemedi. "Arda'ya kapılar kapandı" demedi. Hocamızla paylaştığımız tabii ki bazı şeyler var. Hocamla aramızda olan şeyler. Problemler çözülür. Biz çözümü bekleyemiyoruz. Biraz bekleyelim… Çözülecektir muhakkak her şey…
Fatih Terim'in sözleşmesinin basında yer almasının zamanlaması bizim tarafımızdan da manidar bulundu. 2013 senesinde bu mukavele zaten sayfa sayfa gazetelerde çıktı. Bu yeni bir şey değil. 2013 senesinde çıkmış bir şeyin o gün yeniden çıkması çok manidar. Personel kadromuzda çok önemli değişiklikler yaptık. Epey değişiklik yaptık. Giden birilerinden çıkmış olabilir… Buradan birisinden çıkmışsa bunu muhakkak bulacağız zaten… Sözleşme 2013 yılında çıkmış zaten. Milli maçtan önce çıkmış sözleşme için TFF'nin çıkardığını bile söylediler. Bana ne artısı olacak ki? Hocamız Anadolu çocuğu… Konuşursunuz. Elinizi sıkar gider. Bizim ayrı bir dostluğumuz var. Geçmişte sıkıntılar yaşanmıştır ama dostluğumuz var çok sağlam… Herkes aramızın kötü olmasını bekliyor. Ama birlik beraberlik herkesi rahatsız ediyor. Biz bir şey çıkarmadık. Eğer biri varsa bulurum. Yine soruyorum. Bana ne menfaati olacaktı? Hocaya ve takıma zarar vermek amaç. Yorumcuların hepsi bu sözleşmenin yeniden çıktığını biliyordu. Neden yönetimle teknik kadronun arasını bozmaya çalışıyorlar. Kimin ne oyunları var? Kim Türkiye'yi siyasette değil de futbolda karıştırmak istiyor? Yaptığımız şeyin nereye gittiğine dikkat edelim. Herkesi uyarıyorum.
Konya'daki milli maçlar süresince büyük harcamalar yapıldığı iddia edildi. Bir algı operasyonu var. Demirören soyadı ve bu yönetim olduğu sürece böyle iddialar olmaz. Turizm acentelerini geldiğimiz anda kaldırdık. Şu an 4 kişi yapıyor bu görevi… Hepiniz biliyorsunuz. Beni ve ekibimi tanıyan herkes bilir. Hata olur ama kasıtlı yanlış olmaz. 2 maçın maliyeti 900 küsur bin lira… Buna her şey dahil… Güvenlik, stat masrafları da dahil. Milli takım, Amerika'ya gittiğinde 1 milyon dolar limuzin parası ödenmiş. Biz en son Amerika'ya gittiğimizde 10 günlük maliyet 200 bin dolardı. Lütfen dikkatli olalım.
Türkiye'de hiçbir hocanın, yönetime yazılı rapor sunduğunu sanmıyorum. Hocalar rapor veriyor ama yapılması gereken yatırımlarla ilgili rapor veriyor. Hocalarımız bütün Türkiye'yi  gezerek eksikleri rapor ediyorlar.
İzlanda'ya giderken gündüz, gelirken gece geldik. Giderken uzun uzun sohbet ettik. Çünkü gündüzdü. Ama dönüşte sadece hocamız ve yönetici arkadaşlarımızla 10 dakika maçın değerlendirmesini yaptık. Kaybedilen maçtan sonra zaten ne konuşabilirsiniz. Maç sonrası yönetici beyanatı nasıl doğru değilse; teknik heyetle konuşmak da doğru değil. Gerekli konuşma ertesi gün yapılır.
Biz Türkiye'de ilk defa Milli Takımlar Koordinatörlüğü görevi kurduk. Çünkü hocamıza inandık. Hocamızın kaliteli bir kadrosu var. Bu kadroyla çalışmaları yapıyor. Hocamızın milli takımla ilgili yapacağı ön çalışma; yeni oyuncularımızın bulunması. Emre Mor'u çıkarttık mesela… Kendisini kimse bilmiyordu. Kaan Ayhan geldi yeni…
UEFA düzeyinde kişi değil; kurum olarak çok saygı görüyoruz. Burada bölgesel federasyonları topladık ve o toplantıda, "Oy verin" diye işaret ettiğimiz kişi UEFA Başkanı oldu. Bugün ayrıca ilk kez bir profesyoneli de UEFA'ya gönderdik. UEFA'da bugüne kadar bir çaycımız bile yoktu. Ama şu an sayın İlker Uğur, UEFA'da çok iyi bir yere geldi. İlker arkadaşımız UEFA Başkanlık Ofisi'nin müdürü oldu. Biz artık bu konumdayız.  Sayın Servet Yardımcı da UEFA Yönetim Kurulu'nda olacak inşallah.
Konuşmamızın sonuna geldik ama hala Arda'yı konuşuyoruz; ne olur yanlış anlaşılmasın. Avrupa Şampiyonası'nda Arda başarılı mıydı? Teknik olarak hoca hazır görmemiş ki şu an almamış. Takım olarak Avrupa Şampiyonası'nda başarılı değildik. Hedeflere ulaşamadık. Milli takımda kimsenin tapulu forması yok. Burada köklü değişikliklere de hazır olmamız gerekiyor. Futbolcu bir babanın oğluyum. Arda, Kosova maçında kadroda olur mu? Buna hocamız karar verecek.