TV İZLE

Canlı TV'ler burada...

Aromaterapi, Fitness ve Beslenme: Doğal Yağlarla Bütüncül Sağlık Rehberi

Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!

BYD HAN | Test Sürüşü

BYD HAN 3.9s | Avrupalı Premium otomobillere kafa tutar mı?

En Seksi Voleybol Frikikleri

Birbirinden seksi voleybolcular plajda ve salonlarda ter dökerken zaman zaman da verdikleri frikiklerle yürek hoplatıyorlar…

TV’de Spor Ekranı

TV’de Spor Ekranı ile TV'de canlı spor yayınları ve canlı maçlar hangi kanalda öğrenin.

UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri

2024-2025 UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Vodafone Sultanlar Ligi'nde biten transferler (2026-2027 sezonu)

Vodafone Sultanlar Ligi ekipleri, 2026-2027 sezonu öncesi kadrolarına takviye yapıyor. İşte şu ana kadar biten transferler...

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri​ TRT farkı ile burada ...

UEFA Avrupa Ligi Maç Özetleri

UEFA Avrupa Ligi​ Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Serkan Özbalta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Serkan Özbalta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Mayıs 2021 Salı

Futbolu matematikle birleştiren yenilgisiz şampiyon: Serkan Özbalta

Manisa FK Teknik Direktörü Serkan Özbalta, bu sezon gelen yenilgisiz şampiyonluğu ve futbola dair bakış açısını TRT Spor'a anlattı.

Misli.com 2. Lig Beyaz Grup'ta sezonu yenilgisiz şampiyon olarak tamamlayan Manisa Futbol Kulübü şüphesiz sezonun en dikkat çeken takımlarından. Bu başarının mimarlarından birisi de teknik direktör Serkan Özbalta. Teknik direktörlükte henüz 3. sezonunu yaşayan 42 yaşındaki futbol adamı şimdiden iki şampiyonluk yaşadı. Oynattığı pozitif futbolla herkesin beğenisini kazanan Serkan Özbalta ile şampiyonluk ve futbol felsefesi üzerine konuştuk.

"Uykularımda bile oyun içi kombinasyonlarını geliştirmeye çalışıyorum"

İlk sorumu kısa tutuyorum çünkü duygularınızı merak ediyorum... Şampiyonsunuz... Gözyaşlarınız aktı mı ya da içinizden derin bir 'Oh be..' çektiniz mi?

Bu kariyerimdeki ikinci şampiyonluğum fakat ikisinde de henüz gözyaşı akmadı. Belki dolu dolu gözyaşı dökeceğim şampiyonluklar da olacaktır ama evet, çok derin bir ohh çektiğimiz söyleyebilirim...

Hocam teknik direktörlük kariyerinize bakınca tüm kulvarlarda 125 maçınız var ve sadece 21 defa mağlup olmuşsunuz. Manisa F.K'da da hiç yenilgi almadan şampiyonluğu garantilediniz. Bu noktaya gelirken neler yaşadınız?

Başarmayı isteyen her insan gibi çok ciddi mesai harcıyorum. Bazen uykularımda bile oyun içi kombinasyonlarını geliştirmeye çalışıyorum. Birkaç stratejik maç haricinde mağlup olmama adına değil de hep kazanma adına üretmeye çaba gösteriyorum. Bu çıkan istatistik belki bunun bir ürünüdür.

Keçiören'deki ilk sezonunuzda sanırım son 30 haftada sadece 2 yenilgi almıştınız ve toplam 4 yenilgi ile şampiyon olmuştunuz. Yediğiniz gol sayısı ise 24'tü. Manisa'da ise şampiyonluğunuzu ilan ettiğinizde hiç yenilginiz yoktu ve 22 gol yediniz. Oyunun savunma yönüyle ilgili hangi konular önemli ve kendinizi bu konuda nasıl geliştiriyorsunuz?

Evet, Keçiören'de ilk 5 maç 2 mağlubiyet sonrası 30 maç 2 yenilgi... Zihnimde çok detaylı kazınmış savunma anlayışlarım var fakat bir iki temel maddeye dökersek; oyuncularım pozisyonlarını kaybettiklerinde her atağın gol olmayacağını bilerek sadece 'sade ve soğukkanlı' bir biçimde o an takıma hangi katkıyı vermeleri gerekiyorsa onu yapmalarını istiyorum. Yani paniklemeden yapılması gereken için uygun pozisyonu almak benim için birinci planda...

"Hücum drilleri üzerinde çok mesai harcıyorum, çok kağıt çöpe gidiyor"

Az gol yiyen ve yenilmeyen bir takımsınız ancak bunun yanında da ligin en çok gol atan takımları da sizinkiler... Yani iyi hücum planlarınız olması lazım. Bu aradaki dengeyi nasıl sağlıyorsunuz, nelere dikkat ediyorsunuz?

Bu hoşuma giden bir soru... Hücum drilleri üzerinde çok mesai harcıyorum, çok kağıt çöpe gidiyor. Sonunda inandığım, rakip takımı alt edebileceğim, maçlarda rakip oyuncuların her temasını, ayak uzatışını, algısını ölçüp, onları tuzağa düşürebileceğim varyasyonlar üretiyorum. Sezon boyunca bu çalışmalardan yüzde 70 civarı verimsel bir istatistik çıkıyor. Oyuncular kendi zihinsel hızlarını azamiye çıkarıyorlar. Bu sayede 'öne gitmek kolaydır, geri koşmak zordur, acı verir' klişesi de ortadan kalkıyor ve biraz sonra yine dolu dolu hücum yapacağını bilen oyunculara rakip takımın atağını kesmek için heyecan ve zevk veriyor.

Hem yönetimi, hem imkanları, hem de sizin sağladığınız etkiyle müthiş bir Manisa F.K izledik. İlk teklif aldığınız günden, şampiyonluğu ilan ettiğiniz güne kadar geçen süreci özetlerseniz nasıldı sizin için?

Sezon başı Süper Lig ve 1. Lig kulüplerinden teklifler vardı. İki yılda yakalanan, temellerini attığım, gelişimlerini sağladığım mütevazı bir kadroyla normal olarak kimsenin şans tanımadığı ve sağlam bir gruptan çıktım. Yine 1. Lig'de ilk yılında düşer denilen takımla ciddi işler yaptıktan sonra fakat biraz da ülkemizdeki konjonktürden dolayı üzülerek söylüyorum bunu, tekliflere ikna olamadım. O dönemde Manisa F.K'nın ve benim hayallerimin paralel olduğunu gördüm. Bir yıl önce 1. Lig'deki başarıdan sonra tekrar bir alt lige dönmek benim için hayli riskliydi ama bu teklif beni yeni bir meydan okuma adına çok umutlandırdı.

"Canlılara baktığımızda hepsinin belli bir açıda hareket kabiliyetleri olduğunu görüyoruz"

Attığınız gollere bakınca %45'inin 61-90. dakikalara arasında olduğunu görüyoruz. Bu bir strateji miydi yoksa rakipler mi sizi buna itiyordu? Belki de fiziksel olarak iyi bir takıma sahip olduğunuzu da düşünmemiz gerekebilir bundan...

Aslında bu sorunun cevabını siz birkaç maddede çok güzel özetlemişsiniz. Rakipler oyun gücünün farkında ve daha temkinli, savunma ağırlıklı oynuyor. Biz ise aynı oyunumuzu saha içinde sabırla sürdürüyoruz. Saha içinde dizilişlerimizi oyun sırasında bazen oyuncu değişikliği yapmadan değiştiriyoruz. Bu da rakibin alışagelmiş savunma algısını ortadan kaldırıyor.

Hocam bir röportajınızda "Kainattaki her şeyin bir açısı var, bir matematiği var." demişsiniz. Daha önce sizinle yaptığımız röportajda da "Futbolda somut sayıların verimliliğine inanıyorum." sözleriniz çok dikkat çekmişti. Bunu biraz uzun konuşmak istiyorum. Sayılarda ve matematikte sizi bu kadar çeken şeyler neler?

Sizin de dediğiniz gibi bu biraz uzun konuşulması gereken bir konu... Matematikte sınırsız kombinasyonlar var. Bütün canlılara baktığımızda hepsinin belli bir açıda hareket kabiliyetleri olduğunu görüyoruz. Çok detaylı bakıldığında kusursuzlar... Onların bu hareket çeşitliliğini oyun içindeki sporcuların kendine özgü özellikleri ile temel taktik disiplin içinde sınırsız özgün bırakabilme, her birinin en iyi yaptığı şeyi alıp bir diğeri ile tanımlayabilme matematik gerektiriyor. Ayrıca bunların hepsini güzel bir koreografi ile drillere dökebilme ve oyuncunun iyi yaptığı işleri kusursuz bir şekilde otomatik hale getirebilmek için gerekli olan saha içi parselasyonu, açısı, hızı ve algısı da ciddi bir cebir istiyor.

Manisa FK bu sezon topa sahip olan bir oyun sergiledi. Bu da rakiplerin daha derinde savunma yapmasına neden oldu. Sizin maçlarınızı izlediğimizde beklerin sahayı genişlettiğini, rakip yarı sahaya yerleştiğinizi ve boşluk bulabilmek için sabırla top çevirdiğinizi görüyoruz. Bu açıdan kendinizi benzettiğiniz bir takım ya da teknik adam var mı? Ben sizde biraz İtalyan takımları havası seziyorum; Atalanta, Sassuolo gibi...

Oyuncularımdan gerekirse çizgilerin dışına çıkmalarını istiyorum. Sahaların daha büyük olmasını istediğim gibi :). Oyun rakibi yaslamaya zorluyor, sıkı savunmalarla karşılaşıyoruz. Aslında top çevirme olayını istemiyorum fakat bunun yanında doğru derinlikler bulunmadan da top kaybı istemiyorum. Rakibi cesaretlendirmeme adına bu karışımdan çıkan bir sonuç bu. Atalanta takımında da zengin oyun içerikli tempoyu ayrıca seviyorum.

"Oyuncularla iyi iletişim kurmazsanız söyledikleriniz kağıt üzerinde kalır"

Son dönemde ‘topa sahip olma' ya da 'topu rakibe bırakma' gibi tartışmalar yaşanıyor. Topla oynama yüzdeleri futbol programlarının en çok dikkat ettiği istatistiklerden biri oldu. Sizin bu konu hakkındaki düşünceleriniz neler?

Bu biraz da bu işte bilgi birikimi donanımı yeterli olan, bu meslekteki her insanın konuyu ele alma şekliyle alakalı. Biraz da gerçekçi olmak gerekirse bazen teknik adamların, rakibin daha güçlü organizasyonlara sahip olduğunu gördüğünde tercih ettiği ve biraz da süslediği bir düşünce tarzı. Bu maç, konum, an, hafta itibariyle sizlerin analiziyle çözümlenebilecek bir durum olabilir.

Ekşi sözlükte sizin için şöyle bir yorum var: "Ne yaptığını, ne oynattığını biliyor. Belli ki sistem adamı..." Aslında çok doğru. Peki biz Serkan Özbalta'yı bilmeyen birine anlatacak olsak; sizin futbola bakışınızı hangi cümlelerle anlatmalıyız?

Teknik anlamda oyunu sahaya geniş bir şekilde kurgulayıp, ofansif bir matematikle beraber oyun hızını maksimuma çıkarmayı hedefleyen bir teknik adam diyebiliriz. Tabiki ne yaptığını bilmeden, bir sistemi oluşturabilmek için oyuncu ile iyi bir iletişim kurmadan ve bu işe dair bir inanç oluşturmadan söylediklerimiz kağıt üzerinde sadece bir metin olarak kalır.

Hocam Nagelsmann, 25 milyon Euro gibi rekor bir bedelle Leipzig'den Bayern Münih'e gitti. Artık teknik direktörlerin de transfer olduğunu görüyoruz. Sizinle de ilgilenen hem yurt içi hem yurt dışından takımlar olduğunu duyuyoruz. Kendinizi önümüzdeki yıllarda nerede hayal ediyorsunuz? Avrupa'da sizi görebilir miyiz?

Henüz ilk yıllarını yaşadığım teknik adamlık hayatımın daha sindirilebilir, daha sağlıklı ve akılda kalıcı şekilde iz bırakması; bunu başarırken de kendime özgü karakteristik, özgüvenli, önlem alınamayan, çok tempolu oyunu en üst seviyede oynatmak istiyorum. Her seviye için hazırlıklı olmaya çalışıyorum.

Kaynak: Serkan Akkoyun / TRT SPOR

24 Temmuz 2020 Cuma

Somut sayıların verimliliğine inanan bir teknik adam: Serkan Özbalta

Keçiörengücü'nü rakip yarı alandaki başarılı pas yüzdesi ve kendi sahasındaki pas bağlantılarında merkez oyuncusunu kalecisi Metin Uçar olarak kullanması bu sezon herkesten farklı kıldı. 

Geçen sezonu 2. Lig şampiyonu olarak tamamlayan Keçiörengücü bu sezon da TFF 1. Lig'i 8. sırada bitirdi. Ligin ekonomik olarak en dar kadrosuna sahip olmalarına karşın parametrelere bakıldığında birçok açıdan ligin en iyisi olması başardılar. Verileri incelediğimizde ligin rakip 3. bölgesinde en çok başarılı pas yapan, kendi sahasında en az top kaybı yapan (ikinci) ve en ilginci de kalecisi en çok başarılı pas yüzdesine sahip takımını görüyoruz. Özellikle kaleciyi oyuna katma konusunda Avrupa'da, Leverkusen'den sonra en iyi istatistiğe sahipler. Keçirörengücü kalecisi Metin Uçar, Ümraniyespor'la oynanan maçta eşsiz bir istatistiğe imza atarak sahanın en çok isabetli pas yapan oyuncusu olmayı başardı. Anlayacağınız bu mütevazi Ankara takımı futbola dair dikkate değer işler yapmaya çalışmıştı bu sezon...

Bu köşede sadece saha içini konuşmaya çalışıyoruz. Abdullah Avcı, Yalçın Koşukavak ve Ömer Erdoğan gibi değerli konuklarımız oldu. Hepsiyle 105'e 68'in içinde yaptıklarını, yapmaya çalıştıklarını konuştuk. Keçiörengücü'nün 2 sezondur yaptıkları da tabii ki dikkatimizden kaçmadı. Biz de bu ekibin henüz 41 yaşındaki teknik adamı Serkan Özbalta'nın kapısını çaldık ve merak ettiklerimizi sorduk. Uzun yıllardır Keçirören'de olan ve 2018'in Mart ayından bu yana A takımı çalıştıran genç hoca, verdiği cevaplarla takip edilmeye değer bir futbol adamı olduğunu gösterdi. Keyifli okumalar...
Geçen sezon 2. Lig'de sadece 4 yenilgi, bunlardan 2'si de ilk 4 hafta içinde. Yani kalan 30 haftada sadece 2 yenilgi... O 2 yenilgi de 1-0 ve goller 80'den sonra biri kendi kalenize, diğeri penaltıdan. Bu sene TFF 1. Lig ilk seneniz ve play-off'tan 6 puan uzakta, lig 8.'liği... 2 senede oldukça başarılı bir futbol tablosu çizdiniz. Serkan Özbalta'yı başarılı kılan faktörler neler, kendinizi bu süreçte nasıl anlatırsınız?
Bu şekilde detaylarla ilgilenen spor adamlarını görmek kendi adıma mutluluk verici öncelikle bunun için teşekkür ederim. Aktif futbolculuk zamanlarımda kurgusunu kafamda planlayıp hayata aktarmak adına doğru zamanı beklediğim hedeflerimle paralel olan bir projeydi bu. Bu süreci; cesur oyun olgusunu sistematik bir biçimde işin matematiksel boyutunu da hesaba katarak yola çıktığım bir süreç olarak tanımlayabilirim.

"Savunma seni yenilmez yapar fakat kazanmak istiyorsan saldırmalısın"
Tabloya baktığımızda ilk 8 hafta yenilgi almadınız ancak maçlarınız da genelde 0-0, 1-0, 1-1 bitti. Dışarıdan bakınca bu sizi 'defansif' bir teknik adam olarak gösterebilir. Ligin en az gol yiyen takımısınız. Ama 'defans futbolu' dediğimiz şeyi herkes kalenin önüne otobüs çekmek zanneder. Oysa Guardiola bile sezon öncesi kampının neredeyse yarısını defans çalışmalarına ayırıyor. Size göre 'defans futbolu' nedir?
Bu sorunun cevabı aslında oynadığımız oyunda bulunuyor. Çünkü maçlarımızı yakından takip edenler şunu biliyor olacak ki; topla oynayan ve bu alanda lig datalarına bakıldığında en verimli olan takımız. Oyun oynadığımız için savunma yaptığımız süreler de azalıyor. Bu sezonki skorlara bakarak konuşulduğu için bu sezon gol bölgelerinde skor üretmek dışında ligdeki en iyi işleri biz yaptık. Yani söylemek istediğim şu; futbol topu oyunun silahı ise ve bu silah sizdeyse kendinizi savunmak durumunda kalmıyorsunuz. Savunmanın önemi kaçınılmaz fakat sevdiğim bir Çin atasözü der ki; "Savunma seni yenilmez yapar fakat kazanmak istiyorsan saldırmalısın."
Aslında takımınız ofansif olarak da dikkat çekiyor. 34 defa ile bir maçta en fazla rakip ceza alanına giren takımsınız ancak o Menemenspor maçını son dakika golüyle kazanabildiniz. Bu gibi bitiricilik problemi yaşanan durumlarda bir teknik adam gerek idmanlarda, gerekse oyun sırasında nasıl çözümler üretebilir?
Az önceki soruda anlatmak istediğim konu buydu aslında. Öncelikle sezon öncesi o bölge oyuncuları için çok detaylı süzgeç hazırlamamız gerek. Onun dışında elimizdeki oyuncu grubuyla ilgili tekrar metodunu ve oyuncu konsantresini üst seviyeye çıkarıp her maç bunu korumamız gerekiyor.
Keçiörengücü takımı deyince asıl konuşulması gereken konulardan biri ve belki de en önemlisi pas futbolu. 3. bölgede en fazla isabetli pas yapan takımsınız...
Dünya futbolu pas oyununda, Johan Cruyf’un Barcelonası ile yeni bir kimlik kazandı ve Guardiola ile süren tiki–taka ile devam etti. O dönemden günümüze kadar Avrupa’nın önde gelen başarılı teknik adamların sırları özgün olmaları. Güncel oyunda en önemlisi sistem kimliği. Bir başkasının elbisesini kendi üstümüze giydiğimizde hayal ettiğimiz gibi olmayabilir. Fakat üstümüze uygun elbisenin tasarım kısmına kafa yorarsak istediğimiz sonucu elde edebiliriz. Tabi bunun için birçok etmeni bir araya getirip ve koordineyi sağlamanız gerek.

"Futbolda somut sayıların verimliliğine inanıyorum"
Hocam dünyada bir 'kaleci-oyuncu' meselesi var... Siz de Leverkusen'den sonra kalecisi en çok pas ortalamasına sahip takımsınız. Bu çok kolay bir iş değil. Hem uygulamak hem de oyuncuyu buna ikna etmek zor...
Bu tarz detaylardaki oyuncunun inanma kısmı maçtaki performansıyla paralel oluyor. Biz elimizden geldiğince oyuncunun kendi potansiyelini antrenmanlarla ve video analizlerle destekleyip gelişimine katkı sağlıyoruz. Kaleci, pas oyununun en önemli parçalarından biri haline geldi. Çünkü aktif kullandığınızda rakibe 11v10 sayısal anlamda üstünlük sağlıyorsunuz. Metin’in bu meziyetini, pozitif anlamda oyun kurgumuza uygunluğunu sağlayıp başarılı olduğumuzu düşünüyorum.
Siz pek alışık olmadığımız bir şekilde işinizi matematiksel bir yöntemle yapıyorsunuz. Pandemi sürecinde oyuncuların geri dönüşüyle ilgili yaptığınız bilimsel açıklamalar ve sahadaki pas yüzdelerini, oyuncuların pozisyon almalarındaki santimetrelerin bile etkilediğini vurgulayan sözlerinizle farklı bir profil çiziyorsunuz. Futbolun matematiği sizin için ne ifade ediyor? Bu konuda nasıl çalışmalar yapıyorsunuz?
Futbolda somut sayıların verimliliğine inanıyorum. Matematikte kombinasyonlar sınırsızdır. Her maç için pas-pres-hücum-savunma gibi detayların kombinasyonunu sağladığımızda doğru sonuç beklentisini arttırmış oluyorsunuz. Bu da yaptığımız işin en keyifli kısmı diye düşünüyorum. Hücumda pas açıları oluşturmanın sayısal olarak çoğalmayla direkt bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Oyuncuların hareketliliğini ve pas opsiyonu oluşturmalarının temeli pas açısına dayanıyor. Her oyuncu kendi mevkisindeki doğru açıyı yakaladığında oyun içinde oyun oynayabiliyor. Bu yüzden futbolun bir matematiği olduğuna inanıyorum.

"Uzun vadede kendimi İngiltere Premier Ligi’nde hayal ediyorum..."
Dünya futbolunda hangi takımlar ve teknik adamlar dikkatinizi çekiyor?
Dünya futbolunu yakından takip ediyorum. Şüphesiz taraflı tarafsız Avrupa’nın en ilgi çeken takımı Gian Piero Gasperi’nin Atalantası. Farklı şeyler deniyorlar ve mütevazi kadrolarıyla başarıyı yakalamış durumdalar. Burada ortak nokta aslında bu yılki takımımızda ve Atalanta'da oyuncuların sisteme olan aidiyetleri ve sistemle beraber büyümüş olmaları. Bunu görmek işime olan inancımı perçinliyor.
Son olarak kendinizi orta ve uzun vadede hangi noktalarda görmeyi hayal ediyorsunuz hocam?
Nerede olursam olayım bulunduğum yere göre çalışmıyorum. Yapı olarak her zaman inançlı bir şekilde yaşadığım olumsuzlukları, en iyiye giderken geçmem gereken sınavlarım olarak düşünüyorum. Uzun vadeli bir kariyer planlamasında kendimi İngiltere Premier Ligi’nde hayal ediyorum...
Kaynak: Serkan Akkoyun / TRT SPOR