Dinamo Moskova'da Sandro Schwarz'ın yardımcıları arasında yer alan
Almanya doğumlu Türk teknik adam Volkan Bulut, TRT SPOR yorumcusu Serkan
Akkoyun'a konuştu.
Rusya'nın köklü kulüplerinden Dinamo Moskova'nın teknik heyetinde bir Türk antrenör yer alıyor: Volkan Bulut.
Almanya'da, Hannover'de doğup büyüyen ve sakatlığı nedeniyle futbolu
genç yaşta bırakmak zorunda kalan Volkan Bulut amatör ligde başladığı
teknik adamlığını 5 sene içerisinde Bundesliga'ya taşıdı. Paderborn,
Schalke, Hannover gibi takımlarda çalışan Volkan Bulut şimdilerde Sandro
Schwarz'ın yardımcısı olarak Dinamo Moskova'nın başarısı için ter
döküyor. Volkan Bulut'un kişisel hedefleri arasında ise 'asla
unutmadığım ülkem' dediği Türkiye'de çalışmak yer alıyor.
Bize kendinizden ve kariyerinizden bahsedebilir misiniz?
"Almanya‘da 4. Ligi'nde yaklaşık 200 maç oynadıktan sonra 26 yaşında
dizimden yaşadığım sakatlık nedeniyle futbolu erken bırakmak zorunda
kaldım. Bu da antrenörlüğe tabii ki çok genç yaşta başlamama vesile
oldu. 2 yıl amatör bir Türk takımını (FC Can Mozaik) çalıştırdıktan
sonra, dördüncü lig takımı olan Havelse'nin yeni hocası Andre
Breitenreiter'den yardımcı hocalık teklifi aldim. Böylece
profesyonelliğe dogru önemli bir adım atmış oldum."
Kariyerinizin büyük bölümünde Andre Breitenreiter ile çalıştığınızı görüyoruz...
"İkimiz de Hannover‘de doğup büyüdüğümüz için futbolda ve sosyal
faaliyetlerde bir araya geliyorduk. Ve bir gün hoca olursa beni
yardımcısı olarak istediğini söylemişti. Benim antrenörlük eğitimimde ve
gelişmemde büyük katkısı oldu. bana birçok kapı açtı kendisi..."
Amatör takımdayken Paderborn'un başına geçtiniz ekip olarak ve
önce 2. Bundesliga'da çalıştınız ve ardından Bundesliga'ya yükseldiniz. O
yıllarda neler yaşadınız?
"Her şey çok çabuk gerçekleşti ve bir rüya gibiyidi. Başkan bize
'Takımı bir şekilde 2. Lig'de tutun, yeter' derken, biz ligin en düşük
bütçesine sahip olan Paderborn'u Bundesliga'ya çıkardık. Bundesliga'da
sezonun son haftasına kadar takımı ligde tutmaya çalıştık ama çıktıktan
sonra bütçe nedeniyle transfer yapamadığımız için çok genç, yetenekli
ama tecrübesiz bir kadroyla ligde kalmayı başaramadık. Ona rağmen çok
tempolu ve ofansif ağırlıklı futbol oynattığımız ve büyük takımların da
başını ağrıttığımız dikkat çekti. Bu nedenlerle büyük kulüplerden
teklifler gelmeye başladı. Sezon bittikten sonra Bundesliga‘nin o zaman
önde gelen takımlarından biri olan FC Schalke 04´ten teklif aldık ve 2
yıllık sözleşme imzalayıp takımın başına geçtik."
.jpg)
Bundesliga'daki ilk sezonunuzda Guardiola'nın Bayern Münih
takımı ve Klopp'un Dortmund takımlarına karşı mücadele ettiniz. Maçlarda
nasıl bir hava vardı?
"Maçtan önce çok normal bir atmosfer vardı. 'Ben büyük, siz de küçük
hocasınız' havası hiç oluşmadı. Gayet saygılı ve seviyeli karşılaşmalar
oldu.
Yedek kulübesindeki duruşları ve takıma katkıları beni tabii ki çok etkiledi."
Son dönemde Alman teknik adamlar çok başarılı. Özellikle
Almanya'daki antrenör eğitimi çok meşhur. Siz nasıl bir eğitim aldınız
ve Almanya'daki antrenör eğitimi neden bu kadar kaliteli?
"Almanya‘da eğitim alıp en yüksek lisansımı da Almanya‘da elde
edebildiğim için çok şansliyim. 10 aylık bir süreç içinde futbolun
sadece teknik ve taktiksel anlamda bir oyun olmadığını, bunun ötesinde
psikolojinin ve oyuncularla, teknik kadroyla, başkan, menajer, yönetim,
sponsorlar, medya ve tarftarlarla diyaloğun ve işbirliğin içerisinde
olmanın ne kadar önemli olduğunu öğreniyorsunuz. Ondan öte paneller
düzenleniyor ve dünya çapında en başarılı hocalar gelip yaşadıklarını,
tecrübelerini yansıtıp bize çok büyük katkıda bulunuyorlar. Mesela
Christoph Daum gelip, Besiktaş ve Fenerbahçe gibi kulüplerde ne şekilde
çalıştığını detaylı bir şekilde anlatmıştı ve biz de böylece yine bir
şeyler öğrenmiş olduk."
Nasıl bir futbol sistemi tercih ediyorsunuz? Bir gün bir takımın başına geçtiğinizde nasıl bir futbol oynatırsınız?
"Genel olarak 4-3-3 ve 3-5-2 formasyonlarına dayalı sistemleri tercih
ediyorum. Ama hocalık felsefemde takımın ve oyuncuların bireysel
kalitesini görerek kendimi adapte etmek ve takıma en iyi şekilde yakışan
sistemi oynatmak vardır. Benim anlayışıma göre her hocanın üstünde
yürüdüğü bir çizginin olması ama bu çizginin de oldukça kalın olmasi
gerekir. Tabii ki takımımı ofansif ve yüksek pres yaparak oynatmak
isterim. Ama atak bölgesinde çok hızlı oyuncularım varsa biraz geriye
çekilip, kontrolü rakibe verip, topu kazandıktan sonra en çabuk şekilde
şans yaratıp skor elde etmek de olabilir. 3 puanı yakalamak ve takımı en
iyi şekilde geliştirmek için bir hocanın her yolu denemesi gerekir ve
felsefesinde, planında daima bu alternatifler olmalıdır."
Dinamo Moskova'ya transferiniz nasıl gerçekleşti?
"Almanya’da tanınan teknik direktör Sandro Schwarz ile beraber
çalışmaya başladıktan birkaç hafta sonra Moskova‘dan teklif geldi.
Moskova‘nın Sportif Direktörü Zjelko Buvac ve Schwarz, Mainz`da yardımcı
antrenör ve oyuncu ilişkisi nedeniyle tanışıyorlardı. Birkaç telefon
görüşmesinden sonra anlaşma gerçekleşti ve 2020‘nin onuncu ayında
sözleşme imzaladik."
Zelko Buvac, Sportif Direktörünüz. Kendisini Dortmund'dan
tanıyoruz. Sizi de göreve getiren o. Nasıl bir diyaloğunuz var Buvac'la?
"Diyaloğumuz cok iyi. Kendisi bizimle çok zaman geçiriyor ve takımla
ilgili konularda daima oturup, konuşup tartışıyoruz. 17 yıl boyunca en
üst düzeyde, Dortmund ve Liverpool gibi takımlarda benim olduğum
pozisyonda yardımcı antrenörlük yapmış ve çok büyük başarılar elde etmiş
bir sportif direktörden söz ediyoruz. Onunla beraber çalışıp, tecrübesi
ve kalitesinden faydalanıp kendimi her geçen gün daha da çabuk
geliştirmek istiyorum. Bu durum öz güvenimi yükseltmek için çok büyük
bir fırsat."
24.8 yaş ortalamasına sahip bir takımınız var. Bu sezon hedefleriniz neler?
"Dinamo Moskova gibi bir camianın hedefleri her zaman yüksektir.
Takımımızın yaş ortalaması tabii ki düşük. Ama buna rağmen çok yetenekli
ve kalitesi yüksek olan futbolcularımız var. Oyun felsefemizi en çabuk
şekilde takıma adapte edip sezonu en iyi şekilde bitirmek istiyoruz. İlk
sezonumuzda Avrupa Kupaları’na katılma şansını elde edebilirsek veya
Rusya Kupası‘nı kazanabilirsek çok büyük bir başarı elde etmiş
olacağız."
Ezeli rakiplerinizden Spartak Moskova'nın başında da Almanya'da
yetişen bir antrenör olan Domenico Tedesco bulunuyor. Rusya'da bir
'Almanya rekabeti' yaşıyor musunuz?
"Dinamo ve Spartak zaten ezeli rakipler. Galatasaray-Fenerbahçe derbisi gibi.
Onun üstüne bir de Alman teknik adamların ve Almanya'da yetişmiş teknik
heyetlerin karşı karşıya gelmesi işi daha da enteresan boyuta
getiriyor. Ligde deplasmanda 1-1 berabere kaldık. Kupada sahamızda 2-0
galip gelip turu geçmeyi başardık. Yani şu an Dinamo Moskova olarak biz
öndeyiz!"
Schalke'deyken Belhanda ile çalıştınız. Türkiye'de çok tartışılan bir futbolcu. Siz Belhanda için ne söylersiniz?
"Belhanda çok kaliteli bir futbolcu ve Galatasaray‘ın başarılarında
büyük payı var. Bir hocanın oyuncularla olan diyaloğu çok önemlidir. Bir
şekilde oyuncuların öz güvenini sağlarsın, diğer yandan hangi yoldan
yürümek gerektiğini anlatırsın. Fatih Hoca bunu çok iyi başardığı için
bu kadar uzun süredir Belhanda gibi futbolcularla başarı elde
edebiliyor."

Bu zamana kadar çalıştığınız futbolcular arasında yeteneği ve karakteriyle sizi en çok etkileyen isimler kimlerdi?
"Leroy Sane, Joel Matip, Leon Goretzka, Jan Klaas Huntelaar ve Choupo
Mooting gibi oyuncularla çalışma fırsatım oldu. Onların gelişmelerinde
de pay sahibi oldum. Bu benim için çok büyük tecrübe oldu ve öz güvenimi
bir hayli artırdı."
Mesut Özil'in Fenerbahçe'ye transferi hakkında ne düşünüyorsunuz?
"Mesut Özil, dünya şampiyonu olmuş ve üç ayrı ülkede büyük takımlarda
oynamış, çok büyük başarılar elde etmiş bir futbolcu. Saha içinde ve
saha dışında düzgün ve dürüst karakteriyle Fenerbahçe‘ye ve camiasina
çok büyük katkılar sunacağından eminim."
Türk futbolu hakkında neler düşünüyorsunuz? Eksikleri ya da geliştirilmesi gereken yönleri neler?
"Türk futbolu şu an çok zorlu bir süreçten geçiyor ve kulüplerin çoğu
maddi sıkıntı yaşamalarına rağmen ellerinden geleninin fazlasını
sahalara yansıtıyorlar. Benim umudum; belki kulüplerin bu süreci bir
şans olarak görüp, altyapıya yönelip Türkiye‘de yetişen genç yeteneklere
şans vermeleridir. Sadece Istanbul‘u göz önünde bulundurursak, Süper
Lig‘de oynayan tüm kulüplerin 20 milyon nüfusa sahip olan İstanbul'da
oyuncu tarayıp daha sonra yetiştirip profesyonellik yolunda ilk
adımlarına destek olabilirler."
Kişisel hedefleriniz arasında neler var? Bir gün Türkiye'den teklif alırsanız çalışmayı düşünür müsünüz?
"Kişisel hedeflerimin arasında tabii ki bir gün büyük bir takımın
teknik direktörü olarak, başarılı olmak var. Almanya‘da doğup büyümeme
rağmen Türk dilini, kültürünü, havasını, suyunu asla unutmadık. Bir gün
Süper Lig’de bir takımın başına geçip çalıştırmak hedeflerim arasında
yer alıyor..."
Kaynak: Serkan Akkoyun / TRT SPOR