TV İZLE

Canlı TV'ler burada...

Aromaterapi, Fitness ve Beslenme: Doğal Yağlarla Bütüncül Sağlık Rehberi

Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!

BYD HAN | Test Sürüşü

BYD HAN 3.9s | Avrupalı Premium otomobillere kafa tutar mı?

En Seksi Voleybol Frikikleri

Birbirinden seksi voleybolcular plajda ve salonlarda ter dökerken zaman zaman da verdikleri frikiklerle yürek hoplatıyorlar…

TV’de Spor Ekranı

TV’de Spor Ekranı ile TV'de canlı spor yayınları ve canlı maçlar hangi kanalda öğrenin.

UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri

2024-2025 UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Vodafone Sultanlar Ligi'nde biten transferler (2026-2027 sezonu)

Vodafone Sultanlar Ligi ekipleri, 2026-2027 sezonu öncesi kadrolarına takviye yapıyor. İşte şu ana kadar biten transferler...

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri​ TRT farkı ile burada ...

UEFA Avrupa Ligi Maç Özetleri

UEFA Avrupa Ligi​ Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2021 Çarşamba

İstanbul trafiğinde bir efsane

Johan Cruyff, 5 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı. Hollandalı futbol efsanesi, arkasında onlarca futbol öyküsünün yanında, bir de İstanbul trafiği hatırası bıraktı.

27 Kasım 1968 günü, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası 2. Tur mücadelesinde Fenerbahçe ile Ajax karşı karşıya gelecekti.

Mücadelenin oynanacağı Mithatpaşa Stadyumu’nda incelemelerde bulunan yetkililer, yoğun yağış sebebiyle zeminin zarar gördüğüne kanaat getirdi ve müsabaka, bir gün sonrasına ertelendi.

Boş gününü Kapalıçarşı’yı, Eminönü’nü dolaşarak geçiren Cruyff ve arkadaşları, 28 Kasım’da maç için takım otobüsüyle stada doğru hareket etmeye başladı.

Yağış devam ediyor, elverişsiz koşullar geçerliliğini koruyordu. Bununla beraber, müsabakanın o gün içerisinde oynanması gerekiyordu. Keyifle yolculuğunu sürdüren kafileyi taşıyan araç, Osmanbey’de ıslak zeminin azizliği sonucu bir otomobil ile çarpıştı. Çarpışma, her iki aracın sürücüleri arasında küçük bir tartışmaya neden oldu.

Ajax kafilesi, Fenerbahçe maçına yetişmek için bir an önce hareket etmek istiyor fakat otomobilin sürücüsü, tutanak tutulmadan aracın yerinden kaldırılmasına izin vermiyordu.

Uzun uğraşlar sonucu, polisin de olaya dahil olmasıyla birlikte şoför, aracının kaldırılmasına ikna oldu. Bu işlem için Johan Cruyff ve arkadaşları da kolları sıvadı.

Sonunda, Ajax takımı planlanan varış süresine göre biraz gecikerek de olsa Mithatpaşa Stadı’na ulaşmayı ve müsabaka saatine yetişmeyi başardı.

Bir başka futbol efsanesi Rinus Michels’in yönetimindeki Ajax, Fenerbahçe’yi Keizer ve Nuninga’nın golleriyle, ilk maçta olduğu gibi 2-0 mağlup etmeyi başardı. Zorlu eşleşmeden geriye 2016 yılında kaybettiğimiz Cruyff ve partnerlerinin keyifli İstanbul hatıraları kaldı.

Kaynak : TRT SPOR

19 Ağustos 2020 Çarşamba

Dünya futbolunu değiştiren maç ve Ronald Koeman'ın golü

Barcelona'nın efsane oyuncularından, Cruyff'un da tıpkı Pep Guardiola gibi eski öğrencilerinden olan Koeman, 1992'de kazanılan Avrupa şampiyonluğunda da tek golü atan isimdi. İşte dünya futbolunu değiştiren o maçın hikayesi...

Barcelona gelecek sezon Ronald Koeman'a emanet. Barça'nın efsane isimlerinden, Cruyff'un da tıpkı Pep Guardiola gibi eski öğrencilerinden olan Koeman, 1992'de kazanılan Avrupa şampiyonluğunda da tek golü atan isimdi. Koeman'ın gündem olduğu bu günlerde o maçı ve dünya futbolunu nasıl değiştirdiğini hatırlayalım.
"Barcelona taraftarlarının başarı beklemediği zamanlar vardı. Karamsarlık onların normal durumuydu. Kupalar ya da şampiyonluklar mı? O tarz şeyler Real Madrid'in himayesindeydi..."
CNN'in ‘futbolu değiştiren maç’ başlıklı yazısının girişi böyle. Barcelona'nın 1992 yılında kazandığı Şampiyon Kulüpler Kupası şampiyonluğu, modern futbolun doğuşu ve futbol taktiklerinin devrimi olarak kabul ediliyor. Barcelona için Avrupa'da kupa kazanmak Van Gölü Canavarı gibiydi. Herkes, hakkında konuşuyor, fotoğraflarına merakla bakıyor, başkalarından dinliyordu fakat ortada kupa diye bir şey yoktu. CNN'deki yazının sahibi Aimee Lewis tarafından 'nihilist Barcelonalılar’ olarak tanımlanan bir grup, Barcelona'nın hiçbir zaman Avrupa'nın zirvesine çıkabileceğini düşünmüyordu.
Diego Maradona ve Johan Cruyff gibi iki futbol mitini kadrosuna katsa da 1961'de de 1986'da da finalde kaybettiler. 1961 ile 1990 arasında sadece iki defa La Liga'da şampiyon olabildiler. Katalanlara göre General Franco dönemi, Barcelona ruhunu öldürdü. Fakat her şey 20 Mayıs 1992 tarihinde değişti. O tarih, Barcelona'nın Avrupa'nın zirvesine çıktığı, kulübün, şehrin ve aslında futbolun bizzat kendisinin değiştiği tarihti...

Londra'da bir ilkbahar günü. Artık 'futbol devrimcisi’ olarak anılan Hollandalı Cruyff, Barcelona'nın teknik direktörüdür. Onun vizyoner antrenörlüğü ile gelişen sanatçı Barcelona takımı, o dönem bilinen adıyla 'Rüya Takım’, Wembley'de Şampiyon Kulüpler Kupası finaline çıkacaktır. Rakip; saçsız futbolcuların da karizmatik olabileceğini kanıtlayan Gianluca Vialli ve 10 numaralığın yüksek lisansını yapan (gerçekten bu konuda yazdığı bir tez var) 10 numara Roberto Mancini'li Sampdoria'dır. Ama Barcelona'nın kadrosunda da 'Rüya Takım’ adını almasını hak edecek oyuncular vardır: Michael Laudrup, Pep Guardiola, Hristo Stoichkov, Ronald Koeman...

Barcelona taraftarlarının hafızalarında 1986'da Steaua Bükreş'e penaltılar sonucu kaybedilen final canlanır. 6 sene önceki bu tatsız hatıra onları en kötüsüne hazırlar. Yine de 'ilah’ gözüyle baktıkları ve Barcelona'yı Dr. Nowzaradan'ın eli değmişcesine değiştiren Cruyff'tan teskin edici birkaç cümle duymak isterler. Ancak 4 yıldır çalıştırdığı ve bu güne hazırladığı takımına konuşma yapan Cruyff, oyuncularından geçmişi unutmalarını ister ve 'carpe diem’ der: Gidin ve keyfini çıkarın!
...İşte tüm bu sürecin ardından, yazılmış en iyi Barcelona kitabı kabul edilen 'Tüm Zamanların En Büyük Futbol Takımının Hikayesi: Barça’ kitabının yazarı Graham Hunter'ın "Barcelona için o dönem Avrupa Kupası, İsa'nın Kutsal Kase'si gibiydi" sözlerinin her şeyi özetlediği maç başlar. 90 dakika golsüz tamamlanır. Ardından uzatmalara geçilir. Artık maç bitmek üzeredir ve skor tabelası başladığından bu yana değişmemiştir. Hiçbir futbolcunun yapmaktan hoşlanmadığı gerçek yaklaşmaktadır. Dizler titrer, eller terler. Sıra penaltı atışlarında mıdır? Korku bedenleri sarar. Ancak o sırada, maçın bitmesine 10 dakika kala Barcelona lehine bir serbest vuruş verilir. Eusebio Sacristan, 72. dakikada Bonetti'nin yerine oyuna giren Invernizzi'nin faulüne maruz kalır. Top kaleden 20-30 metre kadar uzaktadır ancak Barcelona kadrosunda, uzun menzilli şut uzmanı Ronald Koeman vardır. Hollandalı topun başına geldiğinde, yedek kulübesindeki Vialli yüzünü çoktan havlu ile kapatmıştır.
Koeman'ın ağlara gönderdiği top hem oradaki hem ekran başındaki Barcelonalıları çılgına çevirir. O yaşlarda La Masia'nın genç yeteneklerinden olan Xavi de maçı televizyondan izleyip sevince boğulanlardandır. O akşamı 'unutumadığım bir şeydi’ sözleriyle anlatır; daha sonra kendisi bizzat sahada birkaç kez yaşamış olmasına rağmen. Turuncu forması ile sevincini yaşayan Koeman, 'büyük bir değişimin başlangıcıydı’ dediği golün ardından gözyaşlarını saklamak için elleriyle yüzünü kapatır. Barcelona'nın üzerindeki ölü toprağı atılmış, şeytanın bacağı kırılmıştır. Barcelona artık Avrupa şampiyonudur.

Peki neydi bu zaferin sebebi? Bükreş'e karşı kaybedilen finalden sonra, özellikle son 4 yılda ne değişmişti Barcelona'da? Bunun cevabı Amsterdam'dan gelen dehada gizliydi: Johan Cruyff.
Cruyff, futbolcu olarak birçok şey başardı ancak onun asıl imzası, Barcelona'nın futbol DNA'sını değiştirmek oldu. Cruyff, Barcelona teknik direktörü olarak açıklandığında takvim yaprakları 4 Mayıs'ı gösteriyordu ve Katalan ekibi 1941-42 sezonundan bu yana tarihinin en kötü sezonunu yaşıyordu. Kulüp büyük bir borç batağına saplanmıştı ve kriz kapıdaydı. Barcelona, 10. sıradaki takımdan sadece 2 puan uzaktaki 6.'lığını garanti altına almaya çalışırken ezeli rakibi Real Madrid, üst üste 5. şampiyonluğunu kutlamaya hazırlanıyordu.
Hollandalı, Barcelona'da tam anlamıyla devrime girişti. 15 futbolcu satıldı, 12 futbolcu alındı. Yeni gelen oyuncular arasında, 4 sene sonra Avrupa'da kupa kaldıran olan takımın iskeleti olacak; Txiki Begiristain, Jose Mari Bakero, Julio Salinas ve Eusebio Sacristan gibi isimler vardı. Oyuncuların değişmesiyle beraber, Barcelona'nın sahadaki dizilişi de değişti. Cruyff, Hollanda'dan İspanya'ya 4-3-3'ü ile birlikte gelmişti. Hollandalı, Rinus Michels'in 1970'li yıllarda Ajax'a uyguladığı 4-3-3'ün İspanyol versiyonunu 3-4-3 olarak belirledi. Bunun da Katalan kimliği ve felsefesi ile harmanlayıp risk aldı ve başarılı oldu.
Wembley'deki finalde sahada olan oyunculardan Eusebio, Cruyff'un ilk taktik toplantısını anlatırken tahtaya çizdiği dizilimi unutmadığını söylüyor: "Takımda bu kadar çok hücumcu olabileceğine inanamadık. Tahtaya 3 defans yazdı. Ardından 4 orta saha. Onların önüne 2 hücumcu kanat ve ortalarına da bir merkez forvet koydu."

Bu radikal değişim oyuncuların saha içerisinde rahat pozisyon geçişleri yapmalarını gerektiriyordu. Pres yapmak ve hızla alan değiştirmek zorunda kalacaklardı. Takımda topa sahip olmak önemliydi. Ancak bu, zor durumlarda topu kaleciye yollayan bir takım için hiç kolay olmayacaktı. Cruyff, bu yaklaşımının uygulanabilmesi için kendisine 'aç’ oyuncular gerektiğini anladı ve bunun için de doğru adresi altyapı olarak belirledi. Cruyff, Barcelona tarihini değiştirecek hamleyi yaparak La Masia'ya el attı ve bugün bile gıpta ile bakılan sistemin kurulması için startı veren isim oldu...
Cruyff'un emri doğrultusunda Barcelona altyapısında her takım; U8'den B'ye kadar hepsi, fiziksel oyundan ziyade tekniğe dayalı 3-4-3'e göre eğitilecekti. Oyuncuların özellikle 1.80'den uzun olmasına dikkat edildi. Birbirine benzer yapıdaki gençler seçildi ve üretim bandının ilk ürünleri 1990'da geldi: Albert Ferrer (204 maç oynadı), Guillermo Amor (311 maç oynadı) ve Pep Guardiola (263 maç oynadı). O dönem Barcelona B Takımında yardımcı antrenör olan Carlos Hugo Garcia Bayon, 1992'deki zaferin La Masia çıkışlı oyuncularla kazanılmasının, Barcelona'nın talihini değiştirdiğini söylüyor: "Kulübün kültürünü ve zihniyetini değiştiren bir şampiyonluktu. Kupayı kendilerine özel bir tarzda ve La Masia'dan birçok oyuncuyla kaldırdılar. Bu bizi diğerlerinden ayıran şey oldu. Eğer bir yönetiminiz varsa ve bu yöntem işe yaramazsa o zaman altyapıdan oyuncularla oynama konusunda güvensizlik duyarsınız."
Barcelona'da Cruyff'un yöntemi işe yaradı... Hem de sadece 1992'yi değil sonrasını da etkileyecek kadar. Wembley'deki zaferden sonraki üretim bandının ürünleri de 2000'li yıllara damga vurdu: Xavi, Messi, Iniesta, Puyol, Pique, Fabregas. Başlarında ise önce Cruyff'un vatandaşı Rijkaard ardından da La Masia'nın çocuğu Guardiola.
1992 yılında gelen bu zaferin ardından 1992 Olimpiyatlarının Barselona'da düzenlenmesiyle birlikte, Katalanlar arasında milliyetçilik yükselmeye başladı. O sırada 21 yaşında olan Guardiola tıpkı bugünlerdeki gibi mikrofonu eline aldı ve şampiyonluk kutlaması sırasında şöyle bağırdı: "Katalonya'nın vatandaşları! İşte bugün, siz varsınız!" Bu sözler, Franco döneminde Katalanların 'yok sayıldığı’ sözlere göndermeydi tabii ki. Barcelona'nın galibiyeti, 92 Olimpiyatları ve şehirde yükselen milliyetçilik duyguları, kulübün sloganını öne çıkardı. Barcelona artık yeniden 'bir kulüpten daha fazlası’ olmaya başlıyordu.

Cruyff'un 'Rüya Takımı'nın 1992'de kazandığı şampiyonluktan 10 yıl sonra; 25 Kasım 2012'de onun felsefesinin modern savunucusu Guardiola nihai amaca ulaştı. Barcelona, Levante ile karşılaşıyordu. Sağ bek Dani Alves maçın 14. dakikasında oyundan çıktı ve yerini Montoya'ya bıraktı. İşte o anda Barcelona takımı sahada tam 11 La Masia üretimi oyuncu ile yer alıyordu. Cruyff'un mirası sahibini bulmuştu. Guardiola her fırsatta kendisinin ve birçok Barcelona yöneticisinin Cruyff'un gösterdiği yolda ilerlediğini ve bu sayede geliştiğini söylüyor. Pep, 2008-2012 yıllar arasında takımına 4 efsane sezon yaşatıp 14 kupa kazandırarak tarihe geçmesine rağmen, Cruyff'un hakkını teslim edenlerden.
Barcelona bugünlerde Cruyff'un öğretilerinden uzaklaştı. Ancak diyalektik neticesinde yeni bir 'Cuyffyan’ dönem gelecektir. Bunun için öngörülen isim; Xavi. Efsane İspanyol da Pep gibi ilhamını, Cruyff'un öğretilerinden ve La Masia'dan alıyor: "Orası bir futbol okulu ama aynı zamanda da bir 'değer’ okulu. Orada hayatı öğrenirsiniz. La Masia bizim gurur kaynağımız." Xavi yakın zamanda futbolu bırakıp teknik direktörlüğe başlayacağını açıkladı. Hedefi ise Barcelona'nın başına geçmek. İspanyollara göre 10 yıl içinde Xavi'nin teknik direktör, Busquets'in de onun yardımcısı olduğu bir Barcelona görmemiz yüksek ihtimal. Kulüp yönetiminde ise Harvard'da spor yöneticiliği eğitimlerine katılan Pique'nin olacağı düşünülürse; Cruyff ve Guardiola'nın gözü arkada kalmayacak....

Kaynak: Serkan Akkoyun / TRTSPOR

29 Mayıs 2020 Cuma

Cesare Prandelli Heysel Faciası'nı TRT SPOR'a anlattı

Türk spor kamuoyunun da yakından tanıdığı İtalyan futbol adamı Cesare Prandelli, Juventus forması giydiği dönemde yaşanan Heysel Faciası'nın 35. yıl dönümüyle ilgili TRT SPOR muhabiri Dündar Keşaplı’ya açıklama yaptı.

35 yıl önceki finalin hiç kimse tarafından basit bir futbol final maçı olarak anımsanmadığını dile getiren Prandelli, şunları söyledi:

“35 yıl önce Juventus ve Liverpool arasında Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası finali vardı. Ama kimse sonucu ya da sahada neler olduğunu hatırlamıyor, aksine herkes saha dışında olanları anımsıyor. 39 ölü, 600 yaralı. Son derece trajik ve unutulmaz bir akşamdı. Sporla uğraşan hiç kimsenin, insanların çılgınlığının ne noktaya ulaşabileceğine göstermesi bakımından asla unutmaması gereken bir akşam.”

Prandelli, “O akşam organizasyonda büyük hata yapıldı ki olanlar oldu. Bu halen açık bir yaradır. Acı verici bir yaradır. Biz oynanmaya zorlandık. Sahaya çıktık kamu güvenliği için öyle gerekiyordu. İlk yarının sonunda durdurulabileceğini düşündük. Sonuna kadar oynamaya zorlandık. Daha önce dediğim gibi hatırladığımız bunun son derece trajik bir olay olduğu. Hiçbirimiz bunu hafızalarımızdan silemeyiz.”

Kaynak: TRT SPOR

Futbol tarihinin büyük utancı: Heysel Faciası

Futbol tarihine damga vuran efsane futbolcular, unutulmaz maçlar kadar hafızalara kazınan kötü anılar da var. Heysel Faciası da onlardan biri… Üzerinden tam 35 yıl geçti ama acısı hala taze…

O gün maça gidenler güzel bir karşılaşma izlemeyi beklerken hayatları boyunca unutamayacakları üzücü bir olaya tanık oldular. 29 Mayıs 1985’te Liverpool ile Juventus’un, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Finalinde karşı karşıya geldiği maçta 39 kişi hayatını kaybetmiş, 900 kişi de yaralanmıştı.

Geçmişin etkileri

Olayların fitilinin aslında bir yıl önce Roma’da oynanan Şampiyon Kulüpler Kupası Final maçında ateşlendiği söylenir. Liverpool, İtalya’da Roma’yı yenerek şampiyon olmuştu. Kızgın Roma taraftarları da maçtan sonra İngilizlere saldırdı. İtalyan medyasının da bunları görmezden gelmesi İngilizleri iyice kızdırdı. 

İngilizler unutmadı

Yıl 1985. Liverpool yine Şampiyon Kulüpler Kupası’nda finalde. Rakip bu defa bir başka İtalyan takımı Juventus. İngilizler için bu karşılaşma bir intikam maçıdır adeta. Belçika’nın başkenti Brüksel’de oynanacak karşılaşmaya sadece Liverpool taraftarları gitmez. İngiltere’nin diğer takımlarını da tutan taraftarlar Heysel Stadı’na akın etmiştir. 

Stadın durumu da içler acısıydı. 1920’de inşa edilen stadyum hiçbir bakımdan geçirilmemişti. Güvenlik barikatları çok zayıftı. Hatta bazı biletsiz taraftarlar stadın dış duvarlarından delikler açarak maçlara girebiliyordu. Stadyum için yenileme kararı alınmıştı ancak bu da Liverpool-Juventus maçı sonrası gerçekleştirilecekti. Liverpool yöneticisi Peter Robinson da stat değişikliği için talepte bulunmuştu ama UEFA bu talebi reddetti.

Olay günü yaşananlar

X-Y ve Z tribünleri Liverpool’a O, N, M tribünleri de Juventus’a ayrılmıştı. 50 bin kişilik stat için 60 bin bilet satıldı. Fazla biletleri de karaborsadan İtalyan taraftarlar almıştı. Buna bir de Belçikalı yetkililerin büyük hatası da eklendi. Stadın etrafında olay çıkmasından endişe duydukları için Juventus taraftarlarına Z tribünü biletleri satıldı. Maçın başlamasına bir saat kala X tribünündeki İngiliz taraftarlarla Z tribünündeki Juventus taraftarları arasında karşılıklı sataşmalar başladı. Yabancı maddeler iki tribün arasında gidip geliyordu. Üstelik yeteri kadar da polis yoktu. 

X tribünündeki Liverpool taraftarları en sonunda güvenlik bariyerlerini aşarak Juventus taraftarlarına saldırmaya başladı. İtalyan taraftarlar ilk önce sahaya kaçmak istedi ancak bariyerler buna izin vermedi. Ardından tribününün arkasındaki duvara yöneldiler. Yüzlerce taraftar stadın duvarını aşmak istiyordu ama güçsüz duvar o kadar yükü kaldıramadı. Çöken duvarın altında kalan taraftarlar hayatını kaybetti. Bir kısmı da yaşanan izdihamda tellere sıkışarak can verdi.

UEFA maçı ertelemek yerine 85 dakika gecikmeyle oynanmasına karar verdi. Karşılaşmayı Juventus, Platini’nin penaltıdan attığı golle 1-0 kazandı ve kupanın sahibi oldu. 32 İtalyan, 4 Belçikalı, 2 Fransız ve 1 de Kuzey İrlandalı olmak üzere 39 kişi yaşamını yitirdi, 600 kişi de yaralandı. Olaylar sonrasında 14 Liverpool taraftarı adam öldürmekten suçlu bulundu ve her biri üçer yıl hapis cezası aldı.

İngiliz kulüplerine ceza yağdı

Ertesi gün UEFA yetkilisi Gunter Schneider facianın tek sorumlusunun İngiliz taraftarlar olduğunu söyledi.
İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher da aynı görüşteydi. Thatcher, “Söyleyecek söz yok, bunu meşrulaştırmak mümkün değil, suç tamamen İngiltere’ye ait” ifadelerini kullandı.

Ayrıca “Demir Leydi” lakaplı Margaret Thatcher, UEFA’ya İngiliz takımlarının Avrupa kupalarından men edilmesi için çağrıda bulundu. UEFA aldığı kararla İngiliz takımlarına 5, Liverpool’a ise 6 yıl uluslararası kupalardan men cezası verdi.

Suç sadece taraftarların değildi

İngiliz taraftarlar bu felaketten sorumlu tutuldular ama sadece onlar suçlu değildi. Stadın bakımsız oluşu ve güvenlik önlemlerinin yetersizliği olayların bu noktaya gelmesinde çok büyük etkiye sahip. Ayrıca stat çevresinde olay çıkmasın diye Juventuslu taraftarların yetkililer tarafından Liverpool’a ayrılan tribüne yerleştirilmesi tuzu biberi oldu. Belçika polisi ise tartışmalı bir karara imza atarak, maç sonrası için stadyum çevresinde güvenlik önlemi almıştı. Z tribününün güvenliğinden sorumlu olan Johann Mahieu, trajediden yıllar sonra ihmalden suçlu bulundu.

O günün tanıkları ise yaşadıklarını dün gibi hatırlıyor. Maçı kızıyla izlemeye giden bir taraftar yaşadıklarını "Yarım saat sonra uyandığımda ölü insanlar arasındaydım ve o anda nerede olduğumu hatırladım. Bir battaniyenin altında bir ayakkabı görene kadar kızımı aradım ve onun öldüğünü anladım." sözleriyle anlatıyor.

Ne ilk ne de son…

İngiltere holiganizm ile mücadeleye bu olaydan sonra başladı. Fanatik taraftarlara 3 ay stadyumlara giriş yasağı getirildi. Alkol de yasaklandı ama tüm bunlar yeterli olmadı. 4 yıl sonra İngiltere’de başka bir facia yaşandı. Sheffield’deki Hillsborough Stadyumu’nda çıkan olaylarda bu sefer 96 Liverpool taraftarı ezilerek hayatını kaybetti. Bu futbol dünyasında yaşanan en büyük kaza olarak tarihe geçti.

Kaynak: Türker UR / BBC, EURONEWS, TRT SPOR

14 Ağustos 2019 Çarşamba

Trabzonspor'un Avrupa'da 127. randevusu

UEFA Avrupa Ligi 3. eleme turu rövanşında 15 Ağustos Perşembe günü sahasında Çekya'nın Sparta Prag takımıyla karşılaşacak Trabzonspor, Avrupa kupalarındaki 127. maçına çıkacak. Bordo-mavililer, geride kalan 126 maçta 48 galibiyet ve 33 beraberlik aldı, 45 maçtan ise mağlubiyetle ayrıldı.

Avrupa sınavlarında rakip fileleri 164 kez havalandıran Karadeniz ekibi, kalesinde de 168 gol gördü.
Trabzonspor, ilk olarak 1976-1977 sezonunda başladığı Avrupa serüveninde Şampiyon Kulüpler Kupası ve UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 28, 2009-2010 sezonundan itibaren UEFA Avrupa Ligi adıyla düzenlenmeye başlanan eski adıyla UEFA Kupası'nda 78, Avrupa Kupa Galipleri Kupası'nda 12 ve UEFA Intertoto Kupası'nda 8 maç oynadı.
UEFA'da 79. maç
Trabzonspor, Sparta Prag ile oynayacağı maçla, UEFA Kupası ve UEFA Avrupa Ligi altında düzenlenen Avrupa'nın 2 numaralı kupasında 79. maçına çıkacak.
UEFA Kupası'nda ilk olarak 1982-1983 sezonunda Almanya'nın Kaiserslautern takımı ile eşleşen bordo-mavililer, bugüne dek oynadığı 78 maçın 31'inde sahadan galibiyetle ayrıldı. 21 maçta berabere kalan Karadeniz ekibi, 26 maçta ise yenildi.
Bu maçlarda rakip fileleri 108 kez havalandıran Karadeniz ekibi, kalesinde 104 gol gördü.
Avrupa performansı
Trabzonspor'un Avrupa kupalarında oynadığı 126 maçın performans tablosu şöyle:
Organizasyon Maç Galibiyet Beraberlik Mağlubiyet Attığı gol Yediği gol
Ş.K Kupası ve Şam. Ligi 28 10 7 11 24 34
Kupa Galipleri Kupası 12 4 4 4 13 18
UEFA Kupası 78 31 21 26 108 104
UEFA Intertoto Kupası 8 3 1 4 19 12
Toplam 126 48 33 45 164 168
Organizasyon Maç Galibiyet Beraberlik Mağlubiyet Attığı golYediği gol
Ş.K Kupası ve Şam. Ligi 28 10 7 11 2434
Kupa Galipleri Kupası 14 4 4 4 1318
UEFA Kupası 78 31 21 26 108104
UEFA Intertoto Kupası 8 3 1 4 1919
Toplam 126   48 33 45 164168
En farklı galibiyeti Arnavutluk takımı karşısında aldı
Trabzonspor, Avrupa kupalarında en farklı skorlu galibiyetini Arnavutluk'un Vllaznia takımı karşısında aldı.
Karadeniz ekibi, 2007-2008 sezonunda UEFA Intertoto Kupası'nda Arnavutluk temsilcisini sahasında 6-0'lık sonuçla mağlup ederek, geride kalan 126 maçtaki en farklı galibiyetine imza attı.
Bordo-mavililer, Avrupa kupalarında en farklı yenilgiyi ise Kupa Galipleri Kupası 1. tur rövanş maçında deplasmanda İspanya'nın Barcelona takımına 7-2 mağlup olarak almıştı.
İlk kez Çekya takımı
Trabzonspor, ilk kez Çekya takımı karşısında tur mücadelesi veriyor.
Bordo-mavililer, Sparta Prag'ı elemesi halinde ilk kez karşılaştığı Çekya temsilcisini kupanın dışına itmiş olacak.
4 yıl sonra sahasında ilk maç
Trabzonspor, 4 yıl aradan sonra sahasında Avrupa kupası maçına çıkacak.
Evinde en son 6 Ağustos 2015'te Makedonya'nın Rabotnicki takımını konuk eden bordo-mavililer, bu kez Sparta Prag'ı ağırlayacak.
Yeni stadı Medical Park'ta ilk Avrupa kupası maçını oynayacak Karadeniz ekibi, böylece bin 470 gün sonra kendi evinde Avrupa heyecanı yaşayacak.

4 Nisan 2018 Çarşamba

Galatasaray’ın tarihi maçının forması Ordu’da ortaya çıktı!

Tarihi maçta giyilen iki formadan biri Galatasaray Müzesi'nde yer alırken, diğeri Ordu’da fanatik bir Galatasaray taraftarı olan eczacının iş yerinde bulunuyor.

Galatasaray’ın 62 yıl önce Avrupa kupalarındaki ilk maçı olan Dinamo Bükreş karşılaşmasında giydiği ve bugün sadece iki tane kalan formalardan biri Ordu’da ortaya çıktı.


Türkiye’nin kulüpler bazında Avrupa kupalarında temsil edildiği ilk maç olan Şampiyon Kulüpler Kupası 1. tur ilk karşılaşması Galatasaray ile Romanya’nın Dinamo Bükreş takımları arasında oynandı.
Bu maç aynı zamanda Galatasaray’ın da Avrupa arenasında boy göstermeye başladığı ilk maç olarak tarihe geçti.

Bükreş’te oynanan ilk karşılaşmada rakibine 3-1 yenilen Galatasaray’ın tek golü Metin Oktay’dan geldi. Bu gol aynı zamanda sarı-kırmızılı takımın Avrupa kupalarındaki ilk golü oldu.
Bu maçın rövanşı ise 30 Eylül 1956 tarihinde bugünkü Vodafone Park’ın bulunduğu yerde olan ve o zamanki adıyla Mithatpaşa Stadı’nda oynandı. Maçın 31. dakikasında İoan Suru’nun golüyle yenik duruma düşen sarı-kırmızılı takım 40. dakikada Kadri Aytaç’ın attığı golle eşitliği sağladı. Maçın 89. dakikasında ise sarı-kırmızılı takımın efsane isimlerinden Metin Oktay galibiyet golünü atınca Galatasaray maçı 2-1 kazandı.
Türk futbolunun unutulmaz isimlerinden kaleci Turgay Şeren, Kadri Aytaç, İsfendiyar Açıksöz, Metin Oktay gibi isimlerin forma giydiği bu maç bir Türk takımının Avrupa kupalarındaki ilk zaferi olarak tarihe geçti.
Galatasaray’ın bu maçta giydiği forma ise oldukça ilginçti. Sarı-kırmızılı takımın bu maçta giydiği düz kırmızı renkli formanın gövdesini çaprazlamasına kesen sarı bir bant bulunuyordu.
Oldukça geniş V yakalarının çevresinde 2 şerit halinde sarı çizgilerin bulunduğu 62 yıllık formadan günümüze sadece iki adet kaldı. Bunlardan birisi Galatasaray’ın müzesinde yer alırken, diğeri Ordu’da fanatik Galatasaraylı Eczacı Fuat Türkmen’de bulunuyor.
Turgay Şeren’den gelen forma

Dinamo Bükreş maçında kaleyi koruyan rahmetli Turgay Şeren’in formayı yıllarca sakladıktan sonra yıllar önce bir dostuna hediye ettiğini belirten Fuat Türkmen, “Rahmetli Turgay Şeren’in formayı hediye ettiği kişi de bizim aile dostumuzdu. Benim fanatik Galatasaraylı olduğumu biliyordu. Yakın bir zamanda bu formayı bana hediye etti. Benim açımdan manevi değeri oldukça büyük olan bu formayı cam tablo içinde saklıyorum. Bu formadan iki tane kalmış. Birisi halen Galatasaray Müzesi'nde birisi de bende bulunuyor. O maç oldukça sert geçmiş olacak ki, forma üzerindeki kan izleri bile hala duruyor. 3 numaralı forma ama kime ait olduğunu bilmiyorum” dedi.
Fuat Türkmen, o maçta forma giyen İsfendiyar Açıksöz’ün Orduspor’un 1967 yılında kurulduğu dönemde hem futbolcusu hem antrenörü olduğunu, yine Kadri Aytaç’ın teknik direktör olarak Orduspor’u 2. Lig’de şampiyon yaptığını hatırlattı.

30 Aralık 2017 Cumartesi

Galatasaray Avrupa'da ilk 20 takım içinde

UEFA Şampiyon Kulüpler Kupası ve Şampiyonlar Ligi tarihinin en başarılı kulüplerinin listesinde Galatasaray, ilk 20'de yer aldı.

UEFA'nın internet sitesinde yer alan listede, Avrupa'nın 1 numaralı organizasyonuna 1955 ile 2017 yılları arasında katılan en başarılı kulüpler açıklandı.
Takımların kazandığı ve kaybettiği maç sayısı, katıldıkları turnuvalar, elde ettiği kupalar, attıkları ve yedikleri gol sayısına göre belirlenen listede İspanya temsilcisi Real Madrid, en başarılı kulüp oldu.
En başarılısı Galatasaray
Listede en başarılı Türk takımı ise 20'ncilik elde eden Galatasaray oldu. Sarı-kırmızılılar, 24 kez katılım gösterdiği organizasyonda 163 maçta 56 galibiyet, 40 beraberlik ve 67 yenilgi alırken, attığı 207 gole karşılık kalesinde 250 gol gördü.
Listede yer alan diğer Türk takımları ise Fenerbahçe (47), Beşiktaş (51), Trabzonspor (113), Medipol Başakşehir (302), Sivasspor (374) ve Bursaspor (433) oldu.
Listenin ilk 20'sinde yer alan takımlar şöyle:
1- Real Madrid
2- Bayern Münih
3- Barcelona
4- Manchester United
5- Juventus
6- Milan
7- Benfica
8- Porto
9- Liverpool
10- Arsenal
11- Dinamo Kiev
12- Ajax
13- Celtic
14- Inter
15- Chelsea
16- Anderlecht
17- Rangers FC
18- PSV Eindhoven
19- Atletico Madrid
20- Galatasaray

Sıralamanın tamamını görmek için tıklayın...