TV İZLE

Canlı TV'ler burada...

Aromaterapi, Fitness ve Beslenme: Doğal Yağlarla Bütüncül Sağlık Rehberi

Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!

BYD HAN | Test Sürüşü

BYD HAN 3.9s | Avrupalı Premium otomobillere kafa tutar mı?

En Seksi Voleybol Frikikleri

Birbirinden seksi voleybolcular plajda ve salonlarda ter dökerken zaman zaman da verdikleri frikiklerle yürek hoplatıyorlar…

TV’de Spor Ekranı

TV’de Spor Ekranı ile TV'de canlı spor yayınları ve canlı maçlar hangi kanalda öğrenin.

UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri

2024-2025 UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Vodafone Sultanlar Ligi'nde biten transferler (2026-2027 sezonu)

Vodafone Sultanlar Ligi ekipleri, 2026-2027 sezonu öncesi kadrolarına takviye yapıyor. İşte şu ana kadar biten transferler...

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri​ TRT farkı ile burada ...

UEFA Avrupa Ligi Maç Özetleri

UEFA Avrupa Ligi​ Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Steven Gerrard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Steven Gerrard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2021 Cumartesi

Steven Gerrard'ın Kovid-19 testi pozitif çıktı

İngiltere Premier Lig ekibi Aston Villa'nın teknik direktörü Steven Gerrard, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) yakalandı.

Aston Villa Kulübü, Kovid-19 testi pozitif çıkan 41 yaşındaki Gerrard'ın izolasyon sürecinin başladığını açıkladı.

İngiliz teknik direktörün, ligde yarın Chelsea ve 28 Aralık Salı günü Leeds United ile oynayacakları maçlarda takımın başında yer alamayacağı ifade edildi.

8 Mart 2021 Pazartesi

Küllerinden doğan Rangers, hasrete Gerrard ile son verdi

İskoçya Birinci Futbol Ligi'nde Rangers, 2011 yılının ardından ilk kez şampiyonluk sevinci yaşadı. Celtic'in 9 yıllık şampiyonluk serisini sonlandıran Glasgow ekibi, ligde 55. kez zafere ulaştı. İşte şampiyonluk öyküsünden öne çıkanlar...

Celtic'in 9 sezonluk şampiyonluk ambargosunu noktalayan Rangers, rakibinin 20 puan önünde namağlup bir şekilde şampiyonluğu garantiledi.

40 yaşındaki Steven Gerrard, teknik direktörlük kariyerindeki ilk kupasına Rangers ile ulaştı.

İskoçya'nın Glasgow kentinde 1872 yılında kurulan Rangers, son yıllarda daha çok yaşadığı ekonomik sıkıntılarla gündeme geldi. Borçları nedeniyle kapanma tehlikesi yaşayan ve 2. sırada bitirdiği 2011-2012 sezonunun ardından 4. Lig'e düşürülen Rangers, 2016-2017 sezonunda yeniden Premiership'e yükseldi. Glasgow ekibi, söz konusu sezonu 3. sırada tamamladı.

Üç farklı teknik direktörün görev yaptığı 2017-2018 sezonunu 2. sırada bitiren Rangers, sezon sonunda Steven Gerrard'ı göreve getirdi. İngiliz çalıştırıcı ile çıkışa geçen İskoç ekibi, hem 2018-2019 hem de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle erken sonlandırılan geçen sezonu yine 2. sırada tamamladı.

Ligde bu sezon bambaşka bir performans sergileyen Rangers, en yakın rakibi Celtic'in Dundee United ile 0-0 berabere kalmasıyla bitime 6 maç kala şampiyonluğunu ilan etti.

Premiership'te oynadığı 32 maçta yenilgi yüzü görmeyen Gerrard'ın öğrencileri, 28 galibiyet ve 4 beraberlikle 88 puan toplayarak zafere ulaştı. Bu maçlarda 77 gol atan Rangers, kalesinde sadece 9 gol gördü. Rangers, bu sezon çıktığı 45 resmi maçta ise yalnızca bir kez kaybetti.

Gerrard'ın ilk kupa sevinci

Kariyerinde 19 yıl forma giydiği Liverpool'da birçok kupa kazanan Steven Gerrard, teknik direktör olarak ilk kupa sevincini Rangers'ta yaşadı.

Futbolu bıraktığı 2017 yılında Liverpool altyapısında antrenörlüğe başlayan 40 yaşındaki İngiliz, 2018'in mayıs ayında Rangers ile sözleşme imzalamıştı.

Gerrard, İskoç ekibindeki üçüncü sezonunu kupayla taçlandırmayı başardı. Rangers, Gerrard yönetimindeki 159 maçta, 106 galibiyet, 33 beraberlik ve 20 mağlubiyet yaşadı.

Celtic'in rekor hayalleri suya düştü

Premiership'te 55. kez kupaya uzanan Rangers, İskoçya'da en fazla şampiyon olan kulüp konumunu güçlendirdi.

İlk şampiyonluğunu 1892-1893 sezonunda yaşayan mavi-beyazlı takım, son şampiyonluğunu ise 2010-2011 sezonunda elde etmişti.

Gerrard'ın ekibi ayrıca, Celtic'in 10 yıl üst üste şampiyon olarak rekor kırma hayallerini suya düşürdü.

Ligde daha önce 1966-1974 yıllarında Celtic, 1989-1997 yıllarında ise Rangers art arda 9. kez şampiyonluk yaşamıştı.

Öte yandan, İskoçya Kupası'nı 33 kez müzesine götüren Rangers, Lig Kupası'nda da 27 kez zafere ulaştı.

Gol yükünü sağ bek Tavernier çekti

Rangers'ın şampiyonluğunda en önemli katkılardan birini takımın sağ beki James Tavernier verdi.

29 yaşındaki İngiliz futbolcu, ligde 11 toplamda ise 17 gol atarak kulübün bu sezonki en golcü ismi konumuna geldi. Tavernier, sakatlığı nedeniyle ligdeki son 3 maçta görev alamadı.

İskoç ekibinin forvetleri Kemar Roofe ve Alfredo Morelos da 10'ar golle şampiyonlukta pay sahibi oldu.

Kadroda tanıdık futbolcular var

Rangers'ın kadrosunda tanıdık isimler yer alıyor. Galatasaray'ın efsanelerinden Gheorghe Hagi'nin oğlu Ianis, Ransgers'ta forma giyiyor.

Glasgow ekibi, geçen sezonun devre arasında Belçika'nın Genk takımından kiraladığı Ianis'in sezon sonunda bonservisini almıştı.

22 yaşındaki orta saha oyuncusu, bu sezon 36 maçta oynadı ve 7 gol kaydetti.

Bir dönem Beşiktaş'ın kalesini koruyan 39 yaşındaki Allan McGregor da Rangers'ın kadrosunda bulunuyor. İskoç kaleci, bu sezon 34 maçta forma giydi.

UEFA Avrupa Ligi'nde yoluna namağlup devam ediyor

UEFA Avrupa Ligi'ne 2. eleme turundan başlayan Rangers, sırasıyla Lincoln Red Imps, Willem II ve Galatasaray'ı eleyerek adını gruplara yazdırmıştı.

Gerrard'ın öğrencileri, Benfica, Standard Liege ve Lech Poznan ile birlikte yer aldığı D Grubu'nu lider tamamlayarak son 32 takım arasında kaldı.

Royal Antwerp'i 4-3 ve 5-2'lik skorla mağlup ederek son 16'ya yükselen Rangers, bu turda Slavia Prag ile eşleşti.

UEFA Avrupa Ligi'nde bu sezon oynadığı 11 maçta hiç yenilmeyen Rangers, 9 galibiyet 2 beraberlik aldı. Bu maçlarda rakip ağları 33 kez sarsan İskoç temsilcisi, kalesinde 13 gol gördü. 

7 Mart 2021 Pazar

Sabrın sonundaki selamet: Steven Gerrard'ın Rangers hikayesi

İskoçya'da şampiyonluk 9 yıl sonra el değiştirdi. Rangers, şampiyonluğu ezeli rakibi Celtic'in elinden alarak hasrete son verdi. Bu zaferin mimarı ise 3 yıl boyunca takımı baştan son kurgulayan teknik direktör Steven Gerrard'dı...

Steven Gerrard, 2018 yılının Haziran ayında Rangers'ın yeni teknik direktörü oldu. Henüz 38 yaşındaydı ve futbolu bırakmasının üzerinden sadece 1,5 sene geçmişti. Teknik adam olarak tecrübesi ise 1 senelik Liverpool altyapısıydı. 7 senelik Celtic şampiyonluk serisini bitirmek için yola çıkan Rangers'ın, tecrübesiz Gerrard'ı takımın başına geçirmesi İskoç basını tarafından ironik bir şekilde 'çok cesurca' karşılandı.

Gerrard'ın Rangers'la imzaladığı sözleşme sonrası akılda kalan sözü şuydu: "Hadi başlayalım." Girdiği ekonomik kriz sonucu 2012 yılında iflasını açıklayan Rangers, 3. lige düşürülmüştü. Yönetim Kurulu kararıyla ismini ve yönetim şeklini değiştiren Rangers, 4 sezon sonra yeniden Premier Lig'e geldi. Ancak bu sürede Celtic arayı açmış, seri şampiyonluklara bağlamıştı. 2016/17 ve 17/18 sezonunu ısınma turlarıyla geçiren Rangers, 18/19'da Gerrard'la beraber yepyeni bir hikayenin ilk adımlarını attı.

Gerrard'ın takımın başına geçmesi Rangers taraftarlarını heyecanlandırmıştı. Ada'da ve dünyada saygın bir yeri vardı. Ayrıca Liverpool ile bir futbolcu olarak 'kazanma' duygusunu yakından tanıyordu. Ekibi de Gary McAllister, Michael Beale, Tom Culshaw ve Jordan Milsom gibi Liverpool'la bağlantılı isimlerden oluşuyordu. Gerrard'ın, Rangers'a umutla birlikte vizyon da getireceğine olan inanç tamdı. Çünkü Rangers, Gerrard'dan bir önceki sezon Avrupa Ligi'ne 1. turda veda etmişti. Hem de Lüksemburg takımı Niederkorn'a elenerek... Rangers bugün Gerrard'la şampiyonluk kutlamalara yaparken 4 sene önce kendisini eleyen Niederkorn ise 16 takımlı Lüksemburg liginde 11. sırada yer alıyor. Peki bu dönüşü nasıl gerçekleşti?

Tabii ki çok kolay olmadı. Gerrard ilk 12 maçın 6 tanesini kazanabildi. Kalan 6 tanesinde ise berabere kalarak en azından yenilgisiz ilerliyordu. Fakat 13. maçta rakip Celtic'ti. Celtic'in başında da Liverpool'da hocalığını yapmış olan Brendan Rodgers vardı. Jürgen Klopp'tan önce Liverpool'u şampiyonluğa en çok yaklaştıran iki isim Rodgers ve Gerrard'dı. Gerrard'ın ayağının kaydığı malum Chelsea maçını da beraber yaşamışlardı. Gerrard o maçtan sonra soyunma odasında yaşananları kitabında anlatmış ve Rodgers'ın kendisine 'Sen bu kulübün efsanesisin. Olanları unut." dediğini yazmıştı. İkili, İngiltere'de şampiyon olamadılar ancak İskoçya'da bu mutluluğu yaşadılar. Kim bilir belki de birkaç yıl içinde bu sefer İngiltere'de şampiyonluk için yeniden rakip olacaklar... Ancak hikayemizde bahsettiğimiz Gerrard'ın 13. maçında Celtic, Rangers'ı 1-0 yendi.

Gerrard ilk sezonunun ilk yenilgisini Celtic'e karşı almıştı. O sezon yeşil-beyazlı ezeli rakipleri bir kez daha şampiyon oldu. Bu, Celtic'in art arda 8. şampiyonluğuydu. Rangers ise 11 puan fark yiyerek ikinci oldu. Ancak Gerrard henüz büyük resme geçmemişti. Bir yandan kulüp ekonomik yapıyı düzenliyor, İngiliz teknik adam da takımın felsefesini inşa ediyordu. Önceki sezon toplamda 39 lig golü yiyen Rangers, Gerrard'la bu sayıyı 24'e çekmişti. Tüm kulvarlarda çıktıkları 27 maçta kalelerinde gol görmemişlerdi. Takım kurgusuna savunmayı oturtarak başladı.

Rangers, Gerrard'ın ikinci senesinde de şampiyon olamadı. Şampiyonluk yine ezeli rakip Celtic'e gitti. Hem de bu sefer puan farkı 13'tü! Pandemi nedeniyle ligin bitimine 8 hafta vardı ancak Celtic, 2.66 puan ortalaması ile şampiyonluğu zaten hak etmişti. Rangers'tan itiraz gelmedi. Yetmemiş, kupa finalinde de Celtic'le karşılaşmış ve kupayı rakiplerine kaptırmışlardı. Aynı sezonun ilk yenilgisi de yine Celtic'e karşı, hem de iç sahada alınmıştı. Mart ayında Hamilton'a karşı alınan 1-0 yenilgi büyük tepkiye neden olmuştu. Golü atan Hamilton'lu oyuncu bir sezon önce amatör ligden transfer edilmişti ve bu yenilgi taraftarları oldukça kızdırdı. Maçın ardından sosyal medyada 'Gerrard bu işi beceremeyecek' diyerek istifa kampanyaları başlatıldı.

Ancak Gerrard tepkilere kulak asmadı. Takımı inşa etmeye devam ediyordu. Savunmadan sonra bek oyuncularını da dizayn etti. Sağ bek Tavernier'i hücum, sol bek Barisic'i ise savunma ağırlık kullanarak asimetriyi ve kanatlar arasındaki savunma-hücum dengesini sağlayan Gerrard bu sayede 2-5-3 yerleşimiyle rakiplerini orta sahada boğmayı başarıyordu. Savunma ve beklerden istediği performansı almayı başaran Gerrard'ın eli güçlenmeye başlamıştı. Bir önceki sezondan 5 gol daha az yiyen Rangers topa sahip olma, yüksek pres ve pas futboluna geçiş yapmak için 2020/21 sezonuna hazırdı artık...

Anadolu'da telkâri sanatı vardır. İnce bir tel gümüş bükülerek çok küçük şekiller, motifler oluşturulur ve ortaya tamamen el işçiliğine dayalı çok güzel eserler çıkar. Gerrard'ın Anadolu'dan binlerce kilometre uzaktaki Rangers takımı da 3 sene içerisinde telkâri sanatı gibi ince ince işlenmişti. Artık ne oynadığını bilen, daha az gol yiyen, topa daha çok sahip olan, daha sağlam pas yapan ve rakibini 3. bölgede karşılayan Rangers izliyorduk. Tek eksik olan ise kazanmaktı. Onu da ligin bitimine 6 hafta kala ezeli rakibi Celtic'in 20 puan önündeyken ulaştı. 2020/21 sezonu şampiyonu, Gerrard'ın Rangers'ı oldu. 32 maç sonunda yedikleri gol sayısı sadece 9'du. Kupa çeyrek finalindeki St. Mirren maçı hariç, Mart'ın ilk haftasına kadar tüm kulvarlarda çıktıkları hiçbir maçı kaybetmediler. Toplamda 31 maçta ise gol bile yemediler!

Ocak 2021'de Rangers-Ross County maçından sonra iki takımın teknik adamı Steven Gerrard ve John Hughes sohbet ediyorlardı. Rangers, Ross'u 5-0 mağlup etmişti.

John Hughes: "Tebrikler Stevie. Takımın harika futbol oynuyor."

Steven Gerrard: "Teşekkürler John. Bunu yapmam 3 yıl sürdü."

Tüm hikayenin özeti bu konuşmaya sığıyor aslında. 3 yılda 2 defa ezeli rakibinize 11 ve 13 puan farkla şampiyonluk veriyorsunuz. Kupa finalini yine ezeli rakibinize kaybediyorsunuz. Taraftarlarınız istifa etmeniz için kampanya başlatıyor. O sırada siz bir takım inşaa etmeye çalışıyorsunuz ve ne şanslısınız ki size inanan ve arkanızda duran bir yönetiminiz var. Sonucunda hem lig şampiyonluğu geliyor hem de Avrupa kupasında en büyük favori olarak görülüyorsunuz. İngiliz şair Elizabet Barrett'in dediği gibi; sabır, gücün diğer ismidir.

Kaynak : Serkan Akkoyun - TRT SPOR

4 Nisan 2020 Cumartesi

Cevabı olmayan soru: Hangi 8?

Steven Gerrard ve Frank Lampard iki kulübün ikon futbolcusu olmanın yanı sıra bir başka sorunun da öznesini oluşturuyordu. Futbolculuk dönemlerinde iki yıldız arasında yapılan kıyaslama futbol tarihinin en ilgi çekici tartışmalarından biriydi…

Farklı takımlarda aynı forma numarasıyla efsane oldular. Futbolda ‘8’ numara denince akla gelen ilk isimlerin arasında olmayı başardılar. Kulüplerinde kaptanlığa kadar yükseldiler, uzun yıllar bu bayrağı başarıyla taşıdılar. Sayısız maçlar, kupalar kazandılar ve isimlerini futbol tarihine altın harflerle yazdırdılar. İngiliz futbol tarihinin en iyi orta sahalarından Steven Gerrard ve Frank Lampard uzun yıllar aynı forma altında ülkeleri adına milli formayı terlettiler. Sportmen karakterleri ile herkesin takdirini topladılar. Ancak futbol dünyası onları birçok benzer özelliğinden dolayı futbol hayatları boyunca sürekli kıyasladı ve en iyiye ulaşmaya çalıştı.



YENİ OYUN ANLAYIŞININ TEMSİLCİLERİ OLDULAR
Klasik orta saha anlayışının değişmeye başladığı 90’ların sonu 2000’lerin başında futbolculardan beklentiler de artmaya başlamıştı. Eskiye nazaran hücuma dönük ya da defansif orta saha anlayışı yavaş yavaş yeşil sahaları terk ediyor, yerini iki yönlü orta sahaya kavramına bırakıyordu. Bu dönemde bunun en büyük temsilcilerinden birkaçı da Josep Guardiola, Claude Makelele, Stefan Effenberg, Clarence Seedorf ve Patrick Viera gibi isimlerdi.
İngiliz futbolunda sivrilen ve birçok benzer özelliğe sahip olan iki futbolcu henüz yeni yeni parlamaya başlamıştı. Oyunun iki yönünü de üst düzey oynayabilen bu iki genci asıl değerli kılan özelliklerden biri de yaşlarıydı. Bu iki futbolcu, yaşlarından büyük oynuyorlardı ve henüz kariyerlerinin başında takımlarının vazgeçilmezi olmaya başlamışlardı. Milli takıma da dahil olmaya başlayan bu ikili ışıl ışıl parlıyor ve İngiliz Milli Takımı’nın geleceği olarak gösteriliyorlardı.
Uzun boyları, top hakimiyetleri, hava toplarındaki kabiliyetleri ve en çok da futbolseverlerin akıllarından çıkmayan uzaktan atılan füze gibi şutları… Bunların yanında mental olarak liderlik vasıfları, dirençleri, özel yetenekleri, pes etmeyen karakterleri ve çalışkanlıkları, onların sadece forma numaralarının değil aslında iki renk altında vücut bulmuş aynı kişi olduklarını gösteriyordu.



2003 LAMPARD İÇİN MİLAT OLDU
West Ham akademisinden çıkan ve daha sonra Chelsea’ye hatırı sayılır bir rakama imza atan Frank Lampard’ın kariyerinde 2003 yılı önemli bir dönüm noktası oldu. Rus milyarder Roman Abramovich tam da bugünlerde İngiliz ve dünya futbolunu sonsuza kadar değiştirecek hamleyi yapınca tüm futbolseverler ışık görmüş tavşan gibi dondu kaldı. Finansal olarak kötü bir durumda olan Chelsea’yi satın alan Rus milyarder kafasına göre transfer yapıyor, harcama yapıyor, istediğini takıma alıyordu. O zamanlar “Financial Fair Play” yok tabi. Birçok futbolcu ile yollar ayrıldı ve flaş transferler yapıldı. Buna rağmen Frank Lampard yeni yapılanmada tıpkı onun gibi West Ham akademisinde yetişen John Terry ile beraber yerini korudu ve Chelsea’nin başarılarını oluşturacak günlerin temelinde yer aldı.
Chelsea 2012’de Bayern Münih’i kendi sahasının ev sahipliği maçta yenerek Şampiyonlar Ligi zaferini kazandığı zaman Lampard kaptan olarak kupayı kaldıran kişi oluyordu. Birçok teknik adamla çalışan ve her birinin değişilmezi olmayı başaran İngiliz oyuncu için Avrupa’nın devleri de o dönem sıraya girdi. Lampard bir röportajında o dönemi ve takımına bağlılığını şöyle anlatıyor:
“Barcelona ve Real Madrid'in yanı sıra, Jose Mourinho'nun çalıştırdığı Inter de beni kadrosuna katmak istiyordu. Ancak bu tekliflerde hiçbir zaman 'şimdi imzalamaya hazırım' gibi bir noktaya ulaşmadık. Perde arkasında konuşulan çok şey vardı. Kariyerimin Chelsea bölümüne baktığım zaman hiçbir şeyi kaçırmadığımı görüyorum ve o günleri çok özlüyorum.”
Chelsea taraftarının efsanesi olmayı başaran Frank Lampard sayısız başarı kazandığı kulübüne otuzlu yaşlarının ikinci yarısında ABD’ye transfer olarak veda etti. Daha sonra kısa bir dönem Manchester City forması giyse de Lampard her zaman mavi 8 numaralı Chelsea formasıyla hatırlanacak.



REAL MADRID VE CHELSEA’Yİ REDDETTİ, EFSANE OLDU
Steven Gerrard ise 12 yıl taşıyacağı kaptanlık pazı bandını 2003’de Sami Hyypia’dan devralıyordu. Peri masallarını anımsatan 2005 İstanbul zaferinde kupayı kaldıran isim olan unutulmaz futbolcu artık dünya futbolunun başaktörlerinden biri olarak kabul ediliyordu. İstanbul zaferinin hemen ardından Chelsea ile çıkan transfer dedikodularını yıllar sonra hem Gerrard hem de Mourinho doğrulayacak ancak efsane isim efsane olduğu kulübü yüz üstü bırakmayacaktı.
Futbol tarihinin en büyük yıldızlarından Fransız Zinedine Zidane, Steven Gerrard ile ilgili, “Sanırım 2004 yılının yaz aylarıydı, kulüp başkanı Florentino Perez ile bir konuşmamda, ona orta sahadaki partnerimin Gerrard olması gerektiğini söyledim. Real Madrid'in Gerrard'a iki kez transfer teklifi yaptığını biliyorum ancak o Liverpool'dan ayrılmak istemedi” şeklinde konuşarak İngiliz oyuncunun kulübüne sadakatini bu sözleriyle bir nevi perçinlemiş oluyordu.
Steven Gerrard üzerine adete bir lanet gibi yapışan Premier Lig şampiyonluğu ise onun kariyerinde kazanamayacağı tek kupa olarak kayıtlara geçecekti. 2014 yılında Premier Lig zaferine o kadar yaklaşmışken Chelsea mücadelesinde ayağı kaymış ve adeta şampiyonluğa mal olan hatayı kaptan yapmıştı. Büyük bir travma yaşayan efsane futbolcunun bunu atlatması kolay olmamıştı. Kariyerinde 1 defa bile Premier Lig şampiyonluğu olmadan Ada’dan ayrılacak ve tıpkı Lampard gibi o da ABD’ye transfer olacak, futbola burada, sayısız başarı ile veda edecekti.



MİLLİ HÜSRAN
Aralarında sadece iki yaş (Lampard daha büyük) fark olan yıldız futbolcuların milli takım ile elle tutulur bir başarı kazanamamaları ise gerçekten dikkat çekici. Bu iki oyuncunun da içerisinde yer aldığı Terry, Ferdinand, Beckham, Owen, Campbell, Scholes vb. yıldızların dahil olduğu bir jenerasyona (kaleci hariç) herhalde altın jenerasyon desek yanlış olmaz. Bu kadroların büyük turnuvalarda üst turları zorlayarak gördüğünü ve taraftarlarını kahrettiğini hatırlatmakta ise fayda var. Hatta EURO 2008’e katılamayarak tüm futbolseverleri şaşırtmışlardı.

MALUM SORU: HANGİSİ DAHA İYİ?
Bu soru yıllar boyu futbolseverlerin akıllarını kurcaladı ve cevap aradı kendine. Biz de bu yazımızda naçizane bu soruya cevap vermeye çalıştık. Cevabı oldukça karmaşık olan bu soruya iki taraflı bakma taraftarıyım zira birçok değişkeni içinde barındıran bir kıyaslama bu.
Steven Gerrard tarafından bakacak olursak… Steven Gerrard dönem dönem oldukça kaliteli futbolcularla berber forma giyse de genellikle bunlar kısa ömürlü oldu ve 2005 İstanbul zaferi dışında kayda değer bir başarı sağlayamadı. Kulübüne olan aşkı, forma sevdası, hikayesi ve büyülü romantizmi her zaman futbolseverlerin ilgisini çekti ve popülerliğini son güne dek korudu. Çok iyi futbolcuydu ancak yanında her zaman çok iyi futbolcular olmadığı için büyük başarılar kazanamadı. Hatırlayın, 2005 finalinde Traore, Finnan, Smicer vb. gibi oyuncularla kupayı kazandı. Yeni yeni parlayan Xabi Alonso, Cisse, Kewell, Luis Garcia ve Baros gibi iyi sayılabilecek oyuncuların da katkısıyla. 2014’te futbol dünyasının büyük bir bölümü onun Premier Lig şampiyonu olup veda etmesini istiyordu. Ama olmadı… Nasıl ki Maradona’nın, Ronaldo’nun, Ibrahimovic’in, Buffon’un kupa koleksiyonlarında Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu kupası yok Gerrard’ın da koleksiyonunda sadece Premier Lig şamiyonluğu eksik kaldı.
Frank Lampard tarafından bakacak olursak… Mavi 8 numaralı formasıyla efsaneler arasına adını yazdırmış olan Lampard, Chelsea’nin tüm başarılarında hep ön sıralardaydı, başroldü. Attığı goller ve asistler ile star seviyesine yükseldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Steven Gerrard’a karşı hemen hemen tüm istatistiklerin hepsinde hep önde olan taraf oldu. Ancak genel kanı sürekli Steven Gerrard’ın daha iyi ve başarılı olduğuydu. Kağıt üstünde Gerrard’a göre başarılı olmasının bir sebebi de çevresinde oynayan oyuncuların dünya tarihine damga vurmuş isimler olması şüphesiz.
Peki yıllardır süren bu tartışmanın kazananı kim oldu? Kazanan yoktu, kazanan futboldu tabi ki… Yaklaşık 15 yıl boyunca bizlere üst düzey futbol izlettiler ve gizliden gizliye yürüyen ‘8’ rekabetini yaşattılar. Üstelik bu iki harika karakter, ‘Her büyük futbolcudan büyük teknik adam olmaz’ yorumunu da çürütmeye niyetli bugünlerde. Biri Chelsea’de oldukça başarılı diğeri ise Rangers’ı küllerinden doğurdu. Sıradaki meydan okuma bu olsa gerek. Merakla bekliyoruz…
Kaynak: TRT SPOR 

5 Aralık 2018 Çarşamba

Yılın futbolcusu seçilmeyen yıldızlar

Başarılarla dolu kariyerlerine rağmen France Football dergisi ve FIFA'nın dünyada yılın futbolcusuna verdiği ödülleri kazanamayan birçok oyuncu bulunuyor.

France Football dergisinin 1956-2009 yıllarında verdiği Ballon d'Or (Altın Top) ile FIFA'nın 1991-2009 senelerinde dağıttığı Dünyada Yılın Futbolcusu ödülü, 2010'da FIFA Altın Top adı altında birleşti. Ortaklığın 2016'da sona ermesiyle FIFA, "En İyiler" ismiyle ayrı bir ödül töreni organize etmeye başladı.
Thierry Henry, Andres Iniesta, Steven Gerrard, Alessandro Del Piero gibi oynadıkları futbol ve kazandıkları kupalarla iz bırakan ve Zlatan Ibrahimovic, Neymar, Antoine Griezmann gibi son yıllarda performanslarıyla öne çıkan isimler, bu ödüllerden birine layık görülmedi.
Başarılarına karşın futbol dünyasının en prestijli bireysel ödüllerini kazanamayan isimler arasında öne çıkanlar şöyle:
Thierry Henry 
Kariyerine Fransa'nın Monaco Kulübünde başladıktan sonra İtalya'da Juventus, İngiltere'de Arsenal, İspanya'da Barcelona ve ABD'de New York Red Bulls formalarıyla toplam 792 maça çıkan Henry, 360 gol attı.
Şu an Monaco'nun teknik direktörlüğünü yapan 41 yaşındaki Henry, 123 karşılaşmada 51 gol kaydettiği Fransa Milli Takımı ile dünya ve Avrupa şampiyonluğu yaşadı.
Eski Fransız futbolcu, Altın Top ödülünde 2003 yılında ikinci, 2006 yılında üçüncü oldu, 2003 ve 2004 yıllarında ise "Dünyada Yılın Futbolcusu" ödülünde ise ikincilikle yetindi.
Andres Iniesta
Altyapısına 12 yaşında girdiği Barcelona'ya 2017-18 sezonu sonunda veda eden Iniesta, A takım formasını giydiği 16 yıla 32 kupa sığdırdı. Iniesta, 2008 ve 2012'de Avrupa şampiyonluğu yaşadığı İspanya Milli Takımı'na, 2010'da tarihindeki ilk Dünya Kupası'nı kazandıran golü attı.
"Altın Top" ödülünde Barcelona'dan takım arkadaşı Arjantinli yıldız Lionel Messi'nin ödülü aldığı 2010 yılında Iniesta ikinci olurken, 2011'de dördüncü, 2012 yılında ise 3. sırada yer aldı.
Steven Gerrard 
Henry gibi aktif kariyeri sonrası teknik direktörlüğe yönelen Gerrard, 710 maça çıktığı ve 9 kupa kaldırdığı Liverpool'un sembol isimleri arasına girdi. Liverpool'un, Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynanan 2005 UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde Milan'a karşı yaptığı geri dönüşte önemli rol oynayan Gerrard, İngiltere Milli Takımı formasını da 114 kez giydi.
Glasgow Rangers'ı çalıştıran 38 yaşındaki eski orta saha oyuncusu, Liverpool'un Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırdığı 2005'te UEFA Yılın Futbolcusu Ödülü'nü kazandı ancak Ronaldinho'nun kazandığı Altın Top ödülünde 3. sırada kaldı.
Frank Lampard
İngiltere Championship ekiplerinden Derby County'nin teknik direktörlüğünü yapan 39 yaşındaki Lampard, 14 yıl formasını giydiği Chelsea ile 13 kupa kazandı.
Chelsea'de kulüp tarihinin en fazla gol atan futbolcusu olan Lampard, üst üste 164 maçta forma giyerek İngiltere Premier Lig rekoru kırdı.
2004 ile 2005 yıllarında İngiltere'de yılın futbolcusu ödülünü alan Lampard, 2005'te hem Altın Top hem de Dünyada Yılın Futbolcusu ödülünde 2. olarak en parlak yılını geçirdi.
David Beckham
İngiliz temsilcisi Manchester United, İspanyol Real Madrid, ABD takımı Los Angeles Galaxy ve Fransız Paris Saint-Germain (PSG) ile 4 ayrı ligde şampiyonluk yaşayan tek İngiliz futbolcu Beckham, 1999'da Altın Top ödülünde, 1999 ve 2001 yıllarında da Dünyada Yılın Futbolcusu ödülünde 2'nciliği elde etti.
Alessandro Del Piero 
İki ödüle de ulaşamayan yıldız futbolculardan biri de İtalya Serie A'nın güçlü ekiplerinden Juventus ile özdeşleşen İtalyan forvet oyuncusu Del Piero. 1993 yılında Padova'dan transfer edildikten sonra 2011-12 sezonu sonuna kadar Juventus forması giyen, 705 maçta 290 gol atan Del Piero, 1997-98 sezonunda Şampiyonlar Ligi'nde gol kralı (10) oldu.
91 kez terlettiği İtalya Milli Takımı formasıyla 2006'da Dünya Kupası şampiyonluğuna uzanan 44 yaşındaki eski futbolcunun, ne France Football ne de FIFA ödüllerinde derecesi bulunuyor.
Dennis Bergkamp
İsveç'te düzenlenen 1992 Avrupa Futbol Şampiyona'sında ve Ajax formasıyla Avrupa'da gol kralı olan Hollandalı golcü Bergkamp, özellikle Arsenal kulübündeki performansıyla akıllarda yer etti.
49 yaşındaki eski futbolcu, Altın Top ödülünde 1993 yılında ikinci, 1992 yılında ise üçüncü oldu. Bergkamp, Dünyada Yılın Futbolcusu ödülünde ise 1993 ve 1997'de üçüncülüğe layık görüldü.
Zlatan Ibrahimovic
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 6 kulüp formasıyla mücadele eden (Ajax, Juventus, Inter, Barcelona, Milan, PSG) tek oyuncu unvanının sahibi 37 yaşındaki santrafor Ibrahimovic, 4 farklı ligde (Hollanda, İtalya, İspanya, Fransa) şampiyonluk yaşadı.
İsveç Milli Takımı formasını 116 defa giyen ve kariyerini ABD kulübü Los Angeles Galaxy'de sürdüren Ibrahimovic, dünya çapındaki bireysel ödüllerde dereceye giremedi.
Neymar
Brezilya'nın Santos Kulübünde sergilediği performans sonrası 2013 yazında Barcelona'nın transfer ettiği Neymar, 2017 yazında ise PSG'nin kendisi için ödediği 222 milyon avro bonservisle "tarihin en pahalı futbolcusu" unvanını aldı.
Brezilya Milli Takımı'nda 96 maçta 60 gole ulaşan 26 yaşındaki Neymar, 2015'te FIFA Altın Top, 2017'de ise Altın Top ve FIFA En İyiler ödüllerinde 3'üncülüğü elde etti.
Antoine Griezmann
Attığı gollerle 2014-15 sezonundan beri oynadığı Atletico Madrid'in başarısında büyük pay sahibi olan Griezmann, Fransa Milli Takımı'nın 2018 dünya şampiyonluğu ve 2016 Avrupa ikinciliğinde de önemli rol oynadı.
27 yaşındaki forvet oyuncusu, Altın Top ödülünde 2016 ve 2018, FIFA En İyiler ödülünde ise 2016 oylamayı 3. sırada bitirdi.