
Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz, “MHK Yönetimi kontrolünü kaybetti.
Arka arkaya 5 hafta boyunca rakiplerimizin lehine hata yapılmaz. Ben bu
durumda iyi niyet aramam. Kötü niyet ararım” dedi.
Cengiz, Galatasaray TV'de katıldığı programda soruları yanıtladı.
Başkan olduktan sonra diğer takımların da maçlarını izlemek durumunda kaldığını belirten Cengiz, “Boş kaldığım anda dinlenmeye geçiyorum. Ben daha çok kendi
takımlarımın maçlarını izlerim. Diğer takımları genel olarak izlemem.
Başkan olduğumdan beri onları da izlemek durumunda kalıyorum. İlk maç
cumaydı. Cumartesi ve pazar günü oynanan maçları yarıda keserek
dinlenmeye çıktım. Tiyatroyu insan görüyor. Tiyatro derken, kurgu
demek... Tiyatro bir eserdir ve orada emek verilir. Orada toplumsal bir
hiciv ve mesaj verilir. Bu maalesef tiyatro değil komedi. Önceden
yazılmış ama sanki bir yere doğru yazılmış. Büyük takımların karşısında
diğer takımlar gol attığında artık neticeyi tahmin edebiliyorum. Üç dört
haftadır kesin tahmin ediyorum ve tahminlerimde yanılmıyorum. O yüzden
izlemiyorum. Aynı sıkıntıyı beynimde yaşadıktan sonra bir de görsel
olarak yaşamak insanı rahatsız ediyor. Rakiplerimize hiçbir zaman
saygısızlık etmem. Camia açısından baktığımda hepsi benim kardeşim.
Sosyal topluluk anlamında bir cemaattir hepsi. Biz bunu okulunda okuduk.
Sosyal bilimci Maurice Duverger bunu çok iyi sıralar. Bu camialar
mensup olduğu fikir ya da renk aşkıyla oluşan camialara her zaman saygı
duymak gerekir. Özellikle Türkiye’de, renk için aşığız. İtalya şehir
devletlerinden gelişmiştir. İtalya devleti birliğini 1870’lerde
kurmuştur. Daha önce Venedik, Cenova gibi şehirler vardı. Fatih
zamanından bilirsiniz. Almanya’da, İskoçya’da, İngiltere’de olduğu gibi
tarikat ya da dini inançlar üzerinden temellenir takım tutmak.
Türkiye’de bu yok. Türkiye’de Baba bir takımı tutar, oğul ve anne bir
takım tutar… Bazı sıkı babalar var illa kendi takımını tutturur. Tersi
durum da çok fazladır ve öyle durumlarda güleriz. Benim Fenerbahçeli
kardeşim, Beşiktaşlı eniştem… Rakip takımlardan kardeşim gibi sevdiğim
çok yakın arkadaşlarım var. Ben hiçbir zaman onlara düşmanlık duymadım.
Duymam da. Bir yöneticinin yaptığı hata… Maç bağlama, olumsuz bir şey…
Oyunu bozan, oyuna hile sokan bir karakteri ben camialara yüklemem.”
diye konuştu.
Hakemlerin içinde ayrı bir oluşum olduğunu ve bunun
büyük tehlike arz ettiğini ifade eden Mustafa Cengiz,
“Türkiye’de son 1-2 aydır hakemlerde iki oluşum var. Kendi içlerinde
gruplar var. Bu zaten yeniler ve eskiler şeklinde her zaman vardı. Şimdi
de başka bir grup oluştu. VAR hakemleri ve sahadaki hakemler. Herkes
nasıl yan hakemini belirliyorsa şimdi VAR hakemi ile orta hakem tesanüt
içinde oluyor. Bunu geliştireceğim, anlatacağım. Bildiklerim de var. Çok
tehlikeli bir gelişme var.” yorumunu yaptı.
Mustafa
Cengiz, Süper Lig’in 34. haftasında oynadıkları Fatih Karagümrük maçının
son dakikasında Kerem Aktürkoğlu’nun düşürülmesine önce
penaltı ve kırmızı kart kararı, ardından bu kararın iptal edilmesine
ilişkin olay hakkında şu yorumu yaptı:
“Hakem çok kararlı. Ben
gerekli insanlarla görüştüm. Penaltı ve kırmızı gördüm diyor hakem Ali
Palabıyık. 100 gramlık ters bir rüzgâr bile, hafifçe dokunması bile sizi
uçurur. Ali Palabıyık, ben dokunduğunu gördüm diyor. Ayağa da temas
var. Kerem, hızlı bir oyuncu. O dokunma onu uçurur. Hepimiz spor yaptık.
Çok enteresan. Biz de kameradan bakıyoruz. Kendimizi Suat Arslanboğa
yerine koyalım. Güzel kardeşim sen bunu nasıl böyle yorumlarsın? Zemin
mi kötü? Şu anda bu zemin Türkiye’nin en iyi zeminlerinden bir tanesi.
Kerem üçkağıtçı bir oyuncu da değil. Bazıları var, kendilerini atıyor.
Bunu yapanı kendi takımımızda da olsa şiddetle reddederiz. Tam tersi
Kerem kendini toparlamaya çalışıp toparlayamıyor. Burada Ali Palabıyık’a
asla kızamam. Çok yakından görüyor ve kararını veriyor; fakat enteresan
olan kendisini asıl hakem olarak gören Suat Arslanboğa arkadaşımız, bak
kesinlikle penaltı değil kendisi düştü. Dikkat edin hiçbir Karagümrüklü
oyuncu itiraz etmiyor. Bana kırmızı verme, sarı versen yeter diyor.
Olay bu. Bu konuda Ali Palabıyık’a kızmam. Babel’in koltuk altı
dokunuşunu da anlatacağım. Böyle bir kararı bastırarak, ısrarla ağır
ifadelerle aldırdığı söyleniyor. Hakem hayatın biter filan diye… Böyle
militan bir VAR hakemi dünyada yok. Benim bu laflarım üzerine açıklama
yapacaklar tabii; ama ben sıcağı sıcağına aldım bunu.
“Açıklama
yaparlarsa lütfen rica ediyorum bütün konuşmaları canlı yayında
versinler. Sadece bizim değil Beşiktaş’ın da Fenerbahçe’nin de,
Alanyaspor’un da… Tüm takımların maçlarını versinler. İtiraz edilen
konuları açıp versinler. Gizli bir şey yok; ama küfür hakaret var
veremeyiz derlerse ona da saygı duyarım. Yüzlerce milyon harcıyor
takımlar. Onlara da saygı göstermek gerek. Düşmanlığın bana veya
takımıma olabilir. Herhangi bir takıma sevgin de olabilir; ama sen
toplumsal gerginliğe neden olamazsın. Sen dürüst olacaksın, şövalye
olacaksın, sipahi olacaksın. Ali Palabıyık’ın üzerinden tüm hakemlere
sesleniyorum. VAR’a gidin ama VAR’ın esiri olmayın. Gerçekten toplum
Covid’den, oturmaktan, maddi durumlardan çok rahatsız ve gergin. Bu
gerginliği artırmayın, buna alet olmayın. Bu toplumu düşünün. Bu toplumu
düşünürken bizim lehimize olacak haksız bir karar vermeyin. Bu sefer
diğer camiayı ayağa kaldıracaksınız. Allah aşkına şunu yapmayın!”
Yukarıda
bahsedilen olayları UEFA ve FIFA nezdinde dile getirip getirilmediği
sorulan Mustafa Cengiz, “Getirdiğimiz anlar oldu. UEFA Başkanı dürüst bir
insan. Benim intibam o. Gittiğimizde kahvemi bile o yapar. O kadar nazik
bir insan. Biz Ulenberge’e kızdık. Neden kızdık? Demeç verdi. Bunu
yapamayacağını biliyoruz. Bunu yapmamasını söyledik ve yazılı metin
gönderdik. Dediler ki, Ulienberg UEFA’ya bağlı. Federasyonlar bizden
mentör ister. Uilenberg mentördür. Açıklayıcıdır. Hakemlere destek
olmak için orada, yargıda bulunmak için değil dedi.
FIFA’nın
kurallarını anlatma vazifesi var dendi. Bizim kişisel bir antipatimiz
yok Uilenberg’e. Sağ olsun Türk futbolu için elinden geleni yaptığına
inanıyoruz. Gördüğümüz kadarıyla Ulienberg, UEFA’nın danışma mercisi
gibi bir durumda şu an. Bu pozisyonda. VAR’a uyuyor. VAR’ın müdahale
bile etmemesi gerek. Etti. Kerem’i cinler mi uçurdu? Koşan adama
dokunduğun anda uçar. Buna VAR’ın kararı doğru diyor. Çok şaşırdım.”
dedi.
Fatih Karagümrük maçında rakip oyuncu Jeremain Lens’in, DeAndre Yedlin’e yaptığı hareketin kartsız geçilmesi ile
ilgili Mustafa Cengiz, “Hepimiz az çok futbol oynadık. Profesyonel
futbolcunun gözleri radar gibidir. Mesleği bu. Vuruyor ve Yedlin’in de
ayağını uzattığını görüyor. Şut atacaksınız ve bakmayacaksınız. Böyle
bir şey yok. Vurduğu top nereye gidiyor? Bakıyor zaten. VAR’ın veya
duayen(!) hakem heyetinin kararı doğal bir hareket olduğu yönünde.”
yorumunu yaptı.
Sivasspor maçında rakip takımın kaptanı Ziya
Erdal’ın, Henry Onyekuru’ya attığı tekmenin cezalandırılmaması ile
ilgili Mustafa Cengiz,”Ziya? Tribüne “altı” hareketini yapan arkadaşımız.
Hatırladım… Bu nasıl kansızlık?” dedi.
VAR odasında telefonla
mesajlaşma şeklinde uygulamaların olup olmadığını soran Mustafa Cengiz,
“Duyduklarımla hareket ediyorum. Özet olarak diyorum ki bundan sonra
orta hakemlere değil; VAR’a bakın. Daha duyduğum bir şeyleri söylersem
hoş olmaz. VAR odasına telefon geliyor mu? VAR konuşmaları neden
yayınlanmıyor? Telefon sokan var mı? Kısa mesaj atan var mı? Merak
ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Türk futbolunda bir VAR organı
oluştuğunu ve saha içi sonuçlara direkt olarak etki ettiklerini söyleyen Mustafa Cengiz, “Başlarken söyledim. Beni anlayan hakem yorumcuları da
olacaktır. Yeni bir organ oluşuyor. Nasıl TFF Tahkim Kurulu var,
Disiplin Kurulu var ve MHK var… Şimdi MHK’nın içinde bir VAR organı
oluştu. Artık maçların neticesini orta hakemden ziyade VAR hakemleri
belirlemeye başladı. Sona doğru gittikçe bu daha da artacak. Ben bu tip
tartışmalara aslında girmek istemezdim. Şu anda VAR hakemliği,
yardımcısı ve teknik heyet dâhil üç kişi. Bazen teknik heyetin iki kişi
olmasıyla dört oluyor. VAR odasındaki hakemler, çimlerdeki hakemlerden
daha etkin hale geliyor. Bu bir oluşum. Başka ülkelerde yanlışı
düzeltmek için kurulan bu düzen… Ben burada TFF’yi suçlamıyorum. TFF
yönetim kurulunun çoğunu tanırım. Başkanı da tanıyorum ve iyi niyetle
çalışıyorlar. İstediğiniz kadar beğenmeyin. Ancak MHK çok ayrı bir
kurum. Galatasaray başkanı olarak MHK’nın beni kollamasını istemem.
Giderek bir VAR organı oluşuyor. Tahkim Kurulu gibi VAR kurulu oluşuyor
ve giderek kemikleşiyor. Özellikle hakem yorumcularının buna dikkat
etmesini istirham ediyorum. Bizimle ilgili o kadar çok şey var ki… Bu
futbol insanı sıkıntılarından arındırması gereken, bazen üzen,
sinirlendiren bir şölen, bir şov. Bir gönül işi. Bunu sıkıntı iş
yaparsanız insanlara yazık olur. Adamı kanser edersiniz.” dedi.
Hatayspor
maçında ise rakip oyuncu Mohammed Kamara’nın, Şener
Özbayraklı’ya attığı yumruğun es geçildiğini dile getiren Mustafa Cengiz,
“Bu pozisyonda Kamara’nın bile içinin rahat ettiğini inanmıyorum. O da
bir evlat, o da dürüst olsun diye yetiştirilmiş bir insan; ama hakem
bunu görüyor ve VAR ile konuşuyor. Yazık ya! Kötü niyet. Bu arkadaşın
kırdığı ceviz bir değil bir sürü… Bizim lehimize de yapsa utanırım ve
haklı derim. Burada hakem hata yapmış derim. Beni oraya hakem olarak
koysalar da derim. Bana laf gelmesin diye azami dürüst davranmaya
çalışırım. Bizde ahlaki bir erozyon var. Bu eve kapanma ve covid ile bir
sınav veriliyor. İnsanlar tuttukları takımın lehine yapılmış bir hatayı
tolere ediyor. Bu çok tehlikeli bir şey. Bunu ben yapmışsam bana da
yazıklar olsun. Dürüstlük size yapılan hatayı da doğru
değerlendirmenizle ilgili bir şey. Bize de yapılmışsa karşı çıkmak
gerek. Allah müstahaklarını versin.” dedi.
Yapıcı eleştirilere her
zaman açık olduğunu söyleyen Mustafa Cengiz, “Hakemler de
biliyor ki önce yönetimlere küfrediliyor. Onu bildikleri için çok kolay
sarı ve kırmızı kart çıkarıyorlar. Yıllardır bu böyle. Çünkü bizimkiler
bu konuda çok özgür ve fütursuzlar. Sizin yaptığınız hiçbir olumlu
hareketi alkışlamıyorlar, konu bile etmiyorlar. Bütün yönetimler için
konuşuyorum. Bana bir rakip kulüp başkanı bunu dedi. Sizde bir divan
oluyor, 20 kişi çıkıyor. 19’unu sana ağzına geleni söylüyor. Bir tanesi
ortaya sıcak konuşuyor dedi. Ben de izledim biraz, sende de 20’si çıksa
20’si de seni övüyor dedim. Evet dedi… Eleştirileri duyuyorum. Haklı ise
bana yapılan bir eleştiri onu düzeltmeye çalışıyorum. Haksız ise,
sadece tatmin için bunu yapıyorsa yazıklar olsun diyorum.” şeklinde
konuştu.
Hakemler bizi şampiyonluktan mı etmek istiyor sorusuna Mustafa Cengiz, “Kamuoyuyla da paylaşmak için aynı soruyu sordum. Uilenberg,
son yayıncı kuruluşta bir programa katıldı. Onu da izlemiştim.
Özellikle dedi ki, ‘FIFA Board, VAR kuralını değiştirdi’ dedi bu
pozisyonlarla ilgili. Yani Babel'in omuz hizası ve Cenk Tosun
pozisyonları çarpan pozisyon. Birbirinin aynısı. Uilenberg,’Arm pit'
dedi. Arm pit koltuk altı demek. "Koltuk altı uzantısı penaltı değil"
dedi. Tişörtlü birini düşün, tişörtün geldiği yer el değil çünkü koltuk
altından başlıyor. Dirsekten itibaren kol… Yeni değişti dedi. Bunu
diyeli bir ay olmadı. Ben bunu dediğimde durdular. Çünkü Arm pit denilen
bölgeye geldi Babel'in pozisyonu. TV'de açıklayan kendileri. Daha
Cenk'i de görmemiştim o anda. Dediler ki, ''arm pit'ten biraz
aşağıydı.'' Hangi cetvelle ölçtünüz dedim ya! Allah aşkına. Bunu iptal
ettiler. Yine kim girdi devreye? Malum hakem ve VAR girdi devreye… Suat
Arslanboğa! Verilmiş golü iptal ettirdi Sevgili Suat. Benim TFF veya
MHK'yla problemim yok; ama madem öyle istiyorlar söyleyeyim MHK görevini
yapmıyor. Bundan bana ceza verilecekse versinler. Ben Serdar ile
ilgili, rakip takımın taraftarı, çocukluktan beri hastası olduğunu da
biliyorum. Bunu biliyorum. Olabilir. Bir hakem bizim veya rakibimizin de
fanatiği olabilir. Hiç problem değil hiç; ama kararlarını, duygularını
etkiliyorsa bir hakem pozisyonunda yazıklar olsun derim! Bu nedenle ben
bu MHK'nın hakemlere artık söz geçireceğine inanmıyorum. Oluşan
fraksiyonların, bölgelerin, onları doğruya sevkedeceğine inanmıyorum.
Çünkü istedikleri gibi davranıyorlar. Bakın benim laflarım var.
Doğrusunu dinlesinler. Telefonlar çalıyor mu? Evet-hayır mesajları
geliyor mu? Kerem'in pozisyonu için çağırdığında penaltıda ne
konuştular? Ben onları dinlemek istiyorum. Babel'in pozisyonunu dinlemek
istiyorum. Arm pit bu ey Ulenberg! Sen mentörsün gerçi, hakem hocası
değilsin. Mentör dediğin yaşam koçu, sen buraya gelen bir topa kendi
ifadenle FIFA değiştirdi bunu dedin. Açalım TV'yi, ben olsam onu
bulurdum. O konuşmayı bulurum yayıncı kuruluştan izin alırım, yayınlarım
ve Babel'in pozisyonunu gösteririm. Beşiktaş'ın pozisyonuna karışamam. O
benim haddim değil ama emsal gösteririm. Aynı değil. Bütün
gösterdiklerinizin emsali var. Galatasaray'a karşı hep aleyhte. Niye
bunu yapıyorsun güzel kardeşim! Şimdi MHK maalesef fonksiyonunu
yitirmiştir. Yazık Serdar Tatlı'ya, bir an evvel ayrılsın. Bu kadar 5
haftadır üst üste bizim aleyhimize, bir takım rakiplerimiz lehine
hatalar yapılmaz. Ben bunda iyi niyet aramam. Kötü niyet ararım, kötülük
ararım. Açık ve net konuşayım. Bizim maçtan sonra bile Falcao'yu
attılar. En ufak fırsatı arıyorlar. Aynı oyuncu bir önceki takımında
geliyor kendini atıyor, dirseğini getiriyor Muhammed'e. Muhammed de
şaşırmış durumda, Mısır'da yok bu. Avrupa'da hiç yok. Bu Türklere özgü
bir takım kırmızı kartlar yarattık. Bunları MHK'nın düşünmesi lazım.
Yani illa belli bir takım olunca mı Suat Arslanboğa'nın sözleşmesini
iptal ediyor. Bizimkinde niye iptal ettirmiyor? Bence artık gücünü
yitirdi MHK."
Kulüpler Birliği’nin bu yapısıyla birlik sıfatını
taşımadığını söyleyen Mustafa Cengiz, “Onlar haklı çıktı. 5 maçtır bize
karşı aleyhte hata yaptıkları için hakemler de insandır diyorlar. Hata
yapabilirler diyorlar. Görüşlerinde haklı çıktılar ki 17 takım değil 10
takım imzalamıştı o bildiriyi. Yani insan ne diyeceğini şaşırıyor! Bunu
da yaptılar! Son mesela var mı? Adı ne bizimkinin? Kulüpler Birliği,
'union'. Sence birlik mi? Birlik mi? Değil. Birlik olması mümkün mü?
Değil. Bu birliğin üçü hatta dördü şampiyonluğa oynuyor diyelim… Geriye
kalan 10 tanesi küme düşmemeye oynuyor. Birlik olması mümkün mü? Değil.
Bu vakıf ama yönetim kurulu var. Nereden çıktı yönetim kurulu onu da
bilmiyorum. Mütevelli heyet vardır, o da yok. Ben anlamıyorum. Beni niye
katıyorsun kardeşim. Yönetim kurulu ise bana imzaya getirt. İmzam yok!
Getirmiyor. Sen iç hukuk yollarını tüket, sonra FIFA'ya git. Bunu
dediğim halde tersini yapıyorlar. Başkanlık? Başkanlık seçimi diye bir
şey olmadı. Bunu da yazdım şerhini. Ses yok! Ben şimdiki başkana gitsin
diye söylemiyorum ama seçim olmadı. Bunlar yanlış işler. Türk futbolunu
birliğe değil aykırılığa, ayrılığa götürür niyetin ne kadar iyi olursa
olsun. Ahmet Nur Çebi sağolsun çalışıyor ama ben onaylamıyorum bazı
söylemlerini."
MHK, ligi dizayn etmek mi istiyor? sorusuna Mustafa Cengiz: "Şu anda MHK'nin içindeki hizipler, MHK'yi peşinden
sürüklüyor. Onun için istifa etmesi gerekir. Şu anda kontrolü kaybetmiş
durumdalar. MHK yönetimi şu anda kontrolü kaybetti. Şimdi ben neden
Nihat Özdemir'in kişisel suçu yok dedim. Yahu oturup Başkan MHK
toplantısına mı katılacak. Şunu ata, bunu ata mı diyecek. Eğer diyorsa
onun da derhal ayrılması gerekir."
Tahkim Kurulu ve Disiplin
Kurulu’nun verdiği kararlara saygı duymadığını ifade eden Mustafa Cengiz, “Evet görevlerini çok iyi yerine getiriyorlar(!) Bana 3
hafta, 21 gün ceza verdiler. Zaten ikisi deplasmanda, bir maç evdeydi.
Karagümrük maçını izledim. Kaça izledim biliyor musun? 50 bin TL'ye.
Böyle bir şey olur mu!? Tahkim benim 21 gün cezamı kaldırıyor, yerine 50
bin TL koyuyor. Herkesi de beni de aptal zannediyorlar. Tahkim yapıyor
bunu. Bu arada Tahkim Kurulu Başkanı ile Disiplin Kurulu başkanı aynı
bürodalar. Böyle bir şey olur mu ya? Şıracı ile bozacı gibiler. Tahkim
ile Disiplin Kurullarının verdiği kararlara saygı duymuyorum maalesef.
Benim 21 gün cezayı kaldırıyor. Dışarıda olan biri zanneder ki iyilik
yaptı. 50 bin lira ceza veriyor. Maç başı kaç para oluyor düşün? 15-16
bin TL, ben teşekkür ediyorum, demek Galatasaray maçları bu kadar
değerli. Bir gün Erzurum maçının 3 saat öne alınmasını istedim. Erzurum
da kabul etti. Federasyon da müdahale etti, yayıncı kuruluş almadı,
yapmadı. Aynı gün yayıncı kuruluşun körfez uyruklu yöneticisi geldi,
başkanım yapamayız dedi. Ulusal ve uluslararası olarak sizin
maçlarınızdan çok para kazanıyoruz. Yaptığımız anda 2-3 milyon dolarımız
gider dedi. Güzel dedim. Şimdi ağzımdan kaçırdı, Bizim her maçımız 2-3
milyon dolar, aşağı yukarı. 2 milyon dolardan yapsanız, 40 maçta 80
milyon dolar. Ben kaç alıyorum? 160 milyon TL alıyorum. Kim ödüyor bu
paraları? Galatasaray başta, Fenerbahçe ikinci, Beşiktaş üçüncü,
Trabzonspor dördüncü. Özellikle Galatasaray ve Fenerbahçe ile birlikte
bu havuzu dolduruyoruz değil mi? Yani bu havuzu Anadolu takımları
doldurmuyor. Ben niye isteyemiyorum daha fazla para. 2-3 takım
dolduruyor. Neden ben fazla para isteyemiyorum? En fazla ben yayın
geliri alıyorum. 170 milyon TL aldım, 18-20 milyon euro para. Benim
yarattığım hasıla ne kadar? 40'la çarpsan, 2 desen 80 milyon dolar.
Böyle bir şey olur mu ya! Sen benden alıp oraya veriyorsun. Anadolu
kulüpleri bunun farkında. O zaman ben Fenerbahçe ve Galatasaray olarak
ayrı bir yayın sözleşmesi yapmalıyız derim. Tabii onlar bu cesareti
gösterebilir mi bilmiyorum. Benim hakkım gidiyor. Ben daha büyük
transferler yapmak istiyorum. Çünkü benim taraftarım daha fazla, benden
çok daha büyük beklentisi var. Fenerbahçe'den öyle bir beklenti yoksa
bir şey demem, cebinden ödüyorsa ona da helal olsun derim; ama biz
burada kendimiz yapılandırıyoruz. Taraftarımızla birlikte
yapılandırıyoruz. 10 Milyon TL topladık taraftarımızla. Büyük para.
Bizim 100 milyonlarca dolar giderlerimiz var yıllar içerisinde. Bunu
nasıl karşılayacağız? İşte yayın hakkıyla. Bunun arttırılması gerek
Galatasaray için. Ya da bizim hakkımız verilmeli. Bunu kim savunup
anlatacak? Ben anlatacağım. Federasyon bunu demez, tekme atan Ziya
demez."
Galatasaray’ın ayağa kalkması gerektiğini ifade eden Mustafa Cengiz, “Galatasaray yarıştaysa o ligin hala seyir değeri var. Hem
ne öldürüyor, ne onduruyor diye bir laf var. Bizim daha önümüzde yedi
maç daha var. 21 puan eder. Şimdi onlar istediği kadar bazılarını
yarışta tutmaya devam etsinler. Yine ip Galatasaray’ın elinde. Biz
oynamalıyız. Biz terimizin son damlasına kadar mücadele etmeliyiz.
Yedlin orada sakatlandığında başında en az 10 tane futbolcu olmalıydı.
Bir golümüz verilmediğinde en az 10 futbolcumuz itiraz etmeliydi.
Sahanın altının üstüne getirmeliydi. Kaleci kaptan geldi ona da sarı
kart verdi. Galatasaray’ın ayağa kalkması gerekiyor. Özellikle
futbolcular haysiyet ve şereflerini hatırlamaları gerek. Burada
kendileri oynamıyor. Türkiye’nin en büyük camiasını temsil ediyorlar.
Orada ölümüne mücadele etmesi gerekir. Kırmızı kart verse de bir yere
kadar verebilir. Bunu neden yapmıyor futbolcularımız. Neden? Soruyorum
ben buradan. İpinde değil adamın profesyonelce bakıyor. Ben öyle
görüyorum artık. Adam ikinci maç oynamazsa prim alamıyor galibiyette.
Onu da hesaplıyor olabilir. Ben bu kadar derine giremem. Türk
futbolcular nerede o zaman? Ben soruyorum, ben orada çıldırıyorum
izlerken.” dedi.
Yapılan fedakarlıkların ve iyi işlerin çabuk
unutulduğunu söyleyen Mustafa Cengiz, “Aklıma geldi; Bekir Çınar kim biliyor
musunuz? Adana Demirspor’un başkanıydı, intihar etti. Bütün kulübün
borçlarını üzerine aldı ve ertesi gün intihar etti. Kimse tanımıyor. Sen
istediğin kadar kendini öldür Galatasaray için veya Fenerbahçe için 3
gün sonra unuturlar. Ben bunu bile bile yapıyorum. Hatta olmayaydın, ne
işin vardı, çıkarın mı vardı derler. Bunu da biliyorum ben ama pandemi
yüzünden çekilemiyorum. Çünkü kayyum gelecek biliyorum. Seçim
yapamıyoruz. Şunu bilin ki ölümüne mücadele eden biri olarak ölümüne
mücadele ederim. Yeter ki seçimler açılsın. Ufacık bir siyasi çıkarım,
ufacık bir ticari çıkarım olduğunu bana kanıtlasınlar. Beni doğru
söylemekten kimse men edemez. Çıkıyor bir aday diyor ki 8 ayda
Galatasaray Adası’nı, Kemerburgaz’ı hallederim. Bunu dediğinde ada ve
Kemerburgaz halledilmişti. Demek bunu da biz anlatamamışız. Yine
kendimizi suçluyorum. Kalktım Kemerburgaz’da toplantı yaptım. Yarın
adada da yapacağım, otelde de yapacağım, Büyükçekmece’de de yapacağım.
Çünkü insanlar başka türlü anlamıyor. Ondan sonra sizin iletişiminiz
zayıf diyorlar. Hayır efendim! Senin o hakemler gibi gözün kör, kulağın
sağır. Sen duymuyorsun, anlamıyorsun. Unutmak istiyorsun. Ben teşekkür
de beklemiyorum. Bilin ve doğru konuşun. Vicdanı yıkılacak teşekkür
edince onu da istemiyorum. Çok fazla doluyum ama kimsenin kalbini kırmak
istemiyorum.” dedi.
Mücadeleye bundan sonra da devam edeceğini
dile getiren Mustafa Cengiz, “Cenap Şahabettin’in bir lafı var bu ülkede
mütevazi görünme, efendi görünme gerçek sanırlar. Seni yumuşak sanırlar
diyor. Evet, korktuğumu zannediyorlar. Tabii ki korkarım Allah’tan,
haksızlıktan, iftira etmekten korkarım. Yanlış yaptımsa özür de dilerim.
Bu beni küçültmez ama yeter artık. Beni inan edin ne Türkiye Futbol
Federasyonu, ne MHK, ne Fenerbahçe, ne Beşiktaş’ın mücadelesinden
ürkmüyorum. Bizim yandaş var ya, bize gül atıyorlar ya Pîr Sultan’da
olduğu gibi… İşte onlar beni bin kere kanser ederler. Başkan itiraf etti
diye devam etsinler. Ölümüne kadar da devam edeceğim. Ne zaman ki özgür
seçimler olur o zaman görecekler her şeyi. Beni bir adım geri
çektiremezler. Yani iddiada kaybet başkana, yönetime küfür et. Ayıp!”
diyerek sözlerini noktaladı.