TV İZLE

Canlı TV'ler burada...

Aromaterapi, Fitness ve Beslenme: Doğal Yağlarla Bütüncül Sağlık Rehberi

Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!

BYD HAN | Test Sürüşü

BYD HAN 3.9s | Avrupalı Premium otomobillere kafa tutar mı?

En Seksi Voleybol Frikikleri

Birbirinden seksi voleybolcular plajda ve salonlarda ter dökerken zaman zaman da verdikleri frikiklerle yürek hoplatıyorlar…

TV’de Spor Ekranı

TV’de Spor Ekranı ile TV'de canlı spor yayınları ve canlı maçlar hangi kanalda öğrenin.

UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri

2024-2025 UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Vodafone Sultanlar Ligi'nde biten transferler (2026-2027 sezonu)

Vodafone Sultanlar Ligi ekipleri, 2026-2027 sezonu öncesi kadrolarına takviye yapıyor. İşte şu ana kadar biten transferler...

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri​ TRT farkı ile burada ...

UEFA Avrupa Ligi Maç Özetleri

UEFA Avrupa Ligi​ Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2023 Perşembe

James Harden krizi büyüyor

NBA takımlarından Philadelphia 76ers'daki James Harden krizi büyüyor. Daha önce takımdan ayrılmak istediğini belirten Birleşik Amerikalı yıldız, takımın son antrenmanına katılmadı. Harden'ın nerede olduğu da bilinmiyor.

NBA takımlarından Philadelphia 76ers'daki James Harden krizi büyüyor.

Daha önce takımdan ayrılmak istediğini belirten yıldız gard, takımın son antrenmanına katılmadı.

Kulüp yetkilileri ise Harden'ın antrenmana neden gelmediğini bilmediklerini açıkladı.

James Harden, geçen sezonun ardından takımdan ayrılmak istediğini söylemişti.

Yıldız oyuncu geçen hafta ise kulüp başkanı Daryl Morey ile bir arada olmasının artık mümkün olmadığını söyledi.

NBA'in gelmiş geçmiş en iyi oyun kurucuları arasında gösterilen 34 yaşındaki basketbolcu, Philadelphia'nın sezon öncesi kampına katıldı.

Ancak yıldız oyuncu, hiç bir hazırlık maçında takımının formasını giymedi.

Kontratının son yılında olan ve Los Angeles Clippers'a takas olmak isteyen James Harden, bu yıl 35 milyon dolar kazanacak.

Kaynak : TRT SPOR

16 Şubat 2021 Salı

Jürgen Klopp ayrılacak mı?

İngiltere Premier Lig ekiplerinden Liverpool'un kötü gidişatı sonrası gözler Jürgen Klopp'a çevrildi. Olumsuz sonuçları değerlendiren Alman teknik direktör, "Takımdan ayrılmaya niyetim yok" dedi.

Liverpool'da kötü gidişat sürüyor.

İngiliz ekibi, Premier Lig'de çıktığı son 3 maçını da kaybetti.

Lider Manchester City'nin 13 puan gerisine düşen Liverpool'da gözler Jürgen Klopp'a çevrildi.

Liverpool'u 30 yıl aradan sonra şampiyon yapan ve ayrılık söylentilerine cevap veren Alman teknik adam, "Takımdan ayrılmaya niyetim yok, durumu düzelteceğim" dedi.

Kötü gidişatı kabul eden 53 yaşındaki çalıştırıcı, "Düzelmek için hep birlikte savaşacağız" ifadesini kullandı.

Jürgen Klopp yakın zamanda annesini kaybetmiş ve ülkeler arası seyahat kısıtlaması nedeniyle cenazeye katılamamıştı.

Bu dönem form düşüklüğü yaşadığını da belirten Alman teknik adam, "İyi görünmeyebilirim. Çünkü hava soğuk. Sakallarım grileşiyor, fazla uyuyamıyorum, gözlerim yorgun görünüyor ama enerji doluyum" diye konuştu.

Jürgen Klopp bu süreçte özel bir desteğe ihtiyacı olmadığının da altını çizdi.

Kaynak : TRT SPOR

22 Ocak 2021 Cuma

Tükeniyorlar mı? Yenilmezler artık yeniliyor

Lig’de 5 maçtır kazanamayan Liverpool 4 maçtır da gol atamıyor. Üstelik 68 maç sonra iç sahada mağlup oldular. Liverpool’da neler oluyor? Tükeniyorlar mı?

Yakın dönemde tüm dünyanın hayranlık besleyerek izlediği Klopp’un Liverpool’u dün akşam 68 maçlık iç saha yenilmezlik serisini, Avrupa’nın 5 büyük ligi ve İngiltere alt ligleri dahil en az gol atan (dün akşama kadar 9) takımı Burnley’e karşı kaybetti. Kırmızılar iç sahada son mağlubiyetini 23 Nisan 2017’de Sam Allardyce’ın Crystal Palace’ına karşı 2-1’lik skorla almıştı. İstatistikler bir yana onlar için en kötüsü artık onlara kimse ‘yenilmezler’ gözüyle bakmıyor…

Başarıya doydular mı?

Ekim 2015’te takımın başına geçen Jürgen Klopp zaman içerisinde ilmek ilmek işleyerek ortaya muazzam bir takım çıkardı. Yenilmez bir takım haline gelen Kırmızılar geriye dönüp baktığımızda son 2-3 yıl içinde bütün üst düzey müsabakalarda mutlu sona ulaştı. Şampiyonluklar kazanılırken aynı zamanda oynanan futbol da herkesin takdirini topluyordu.

Jürgen Klopp’un Liverpool’u geçen yıl formunun zirvesine ulaştı. Premier Lig’de 27 maç üst üste kazanarak kırılması hayli güç bir rekora imza attılar. Koronavirüs salgını olmasa belki de lig tarihinin en erken şampiyon olan takımı olacaklardı.

29 yılın ardından kazanılan şampiyonluk, kırılan sayısız rekor futbolcular, teknik adam, yönetim ve taraftarların üzerindeki yükü, stresi adeta sildi attı. Ancak bu durum onları olumsuz etkiledi. Masaya karnı zil çalarak oturan Liverpool artık doymuştu. Süreç içerisinde zaten büyük zaferler, şampiyonluklar elde eden Kırmızılar’ın tek amacı Premier Lig şampiyonluğuydu. Stres, baskı ve Manchester City gibi canavar bir takıma karşı mücadele hissinin kamçıladığı takımın alametifarikası bu arzu, istekti. Bu sezonun hikayesine gelecek olursak…

Sakatlıklar, şanssızlıklar ve şimdiye dek sezonun hikayesi

Thiago ve Jota transfer döneminin çarpıcı transferleriydi. Kağıt üzerinde alternatifli üst düzey bir kadro görünüyordu. (Stoper hariç) Yeşil sahada da sezona kaldığı yerden başlayan Liverpool’da işler ekim ayına kadar yolunda gitti. Ekim ayının ilk günü Lig Kupası’nda iç sahada penaltılarla Arsenal’a elendiler. Oysa ki sadece 3 gün önce ligde muhteşem ve ezici bir oyunla Arsenal iç sahada darmadağın edilmiş ve maç adeta gövde gösterisine dönmüştü. Lig Kupası’nda Arsenal’a elendikten hemen sonra Aston Villa’ya da 7-2 ile tarihi bir skorla mağlup oldular. Milli ara imdada yetişti.

Milli aranın ardından şanssızlıklar devam etti. Merseyside Derbisi’nde van Dijk sezonu kapatırken Thiago da 2 ay formasından uzak kalacaktı. Kasım ayının başında elle tutulur stoperlerden Joe Gomez de sezonu kapattı. Bu da yetmezmiş gibi takımı taşıyan yeni transfer Jota da aralık ayının başında uzun süreli sakatlandı.

Tüm bunlara Joel Matip, Alexander-Arnold ve Alisson’ın kısa süreli sakatlıkları, Naby Keita ve Ox’un sakatlık girdabından kurtulamaması, Minamino, Origi, Shaqiri üçlüsünün Mane, Salah, Firmino’yu yedekleyememesi de eklenince gerçek pozisyonu olmamasına rağmen sağ bekte Curtis Jones, kalede (Adrian’ın formsuzluğundan) 3. kaleci Caoimhin Kelleher, stoperde son anda takımda kalan Nathaniel Phillips ve genç Rhys Williams’ı izledik. Tabii Fabinho bu süreçte stopere evrilirken Henderson da yanında partneri oldu.

2021 yılı Liverpool için iyi başlamadı

Kadroda yaşanan bu çalkantının sonuçları önceleri fazla anlaşılmazken yılbaşı döneminde defolar kendini belli etmeye başladı. Yeni yılda ligde henüz golle buluşamayan Liverpool son 5 maçını kazanamadı. Üstelik son 4 maçında da gol atamadı. Liverpool en son bu durumla karşılaştığında takvimler Mayıs 2000’i gösteriyordu.

Liverpool her ne kadar 18 maçta 37 golle şu an ligin en fazla gol atan takımı olsa da 4 maçta sadece 1 gol, 4 maçta ise hiç gol atamadı. Mane’nin saman alevi performansı Firmono’nun maziyi aratması ve her ne kadar Liverpool’un ligde 13 golle en skorer oyuncusu Salah olsa da onun da 5 penaltı golü olması bu üçlüde ters giden şeylere işaret ediyor. Kırmızılar ayrıca 22 gol yiyerek bu alanda da ligde 11. sırada yer alıyor.

Puan tablosuna bakıldığında ise Liverpool’un şampiyonluk yarışında kalabilmesi için acilen toparlanması ve form tutması gerekiyor. Açıkçası 5 maçtır izlediğimiz Liverpool’un ilk 4’e girmesi bile zor olacaktır. Bunun gerçekleşmesi halinde bir sezon önce rekor kırarak şampiyon olan takım ilk 4’e giremezse, bu durum futbol tarihinde eşine az rastlanır durumlardan biri olacaktır.

Transfer olacak mı?

van Dijk ve Gomez’in sakatlıklarının ardından ara transfer döneminde Liverpool’un bu bölge için transfer yapması bekleniyordu. Stoper bölgesindeki yetersiz oyuncu sayısına rağmen Klopp, Burnley mağlubiyetinin ardından transfer konusunun sadece kendisinin kontrolünde olmadığını ve düşüncesinin bu kadro ile daha iyi oynayabileceği olduğunu söyledi. Halbuki Fabinho ve Henderson’ı defans yerine orta sahada izlemek isterdik…

Tükenmişlik sendromu…

Başarının sahibi çoktur, başarısızlık ise öksüzdür derler. Liverpool şu an kötü bir grafik sergiliyor ve şüphesiz bir sürü neden sayılabilir. Koronavirüs salgını, sakatlıklar, futbolcuların form durumu, konsantrasyon eksikliği, Klopp’un sistemi, yönetimin tavrı, doymuşluk, sezon başı planlaması… Şu an takımda hepsinden az biraz bulunuyor ancak çokça doymuşluk, hedefsizlik ve tükenmişlik kokusu alıyorum.

Futbolcuların uzun süredir bir arada oynadığını ve kadronun uzun süredir değişmediğini düşünecek olursak yakalanan başarılarla beraber takımın tükenmişlik döngüsüne girdiğinden bahsedebiliriz.

Peki lastiği patlayan bu arabayı uçuruma yuvarlanmaktan kurtaracak olan ne? Onu da bize yine Jürgen Klopp mesleki meziyetleri gösterecek. Umarım bu müthiş kadronun başarılarının devamını sağlayabilir ve tarihte sadece 1-2 sezonluk bir başarı olarak anılmaz.

Kaynak: Yaşar Dündar / TRT SPOR
 

14 Kasım 2020 Cumartesi

"İspanyol futbolunun 490 milyon euroya ihtiyacı var"

İspanya'da 1. ve 2. futbol liglerindeki kulüplerin bağlı olduğu La Liga kurumunun başkanı Javier Tebas, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından dolayı 490 milyon euro kayıplarının olduğunu söyledi.

Tebas, katıldığı bir söyleşideki açıklamasında, "Kulüplerin harcamalarını karşılayabilmeleri ve İspanyol futbolunun, sezonun sonunu getirebilmesi için 490 milyon euroya ihtiyacı var." dedi.

La Liga başkanı, "Halen yüksek harcamalarımız var. Futbolcu maaşlarının düşürülmesi için bir çalışma yapıldı ama bazı kulüplerin buna devam etmeleri gerekiyor. Kulüpler, gelirlerinin yüzde 45'ini bilet satışlarından sağlıyorlardı ve bu şu anda yok. İspanya'da bu krizden en çok etkilenen kulüpler Valencia, Barcelona, Real Madrid. Bu kulüpler, futbolcularının sözleşmelerini de feshedemezler." açıklamasında bulundu.

Mevcut durumda Kovid-19'dan 17 kulübün önemli ekonomik kayıpları olduğunu kaydeden Tebas, "Bazılarında 100 milyon euroluk, bazılarında da 3 milyon euroluk kayıp var. Öyle ki 3 milyon kaybı bulunan, ilkinden daha kötü durumda olabiliyor. Bu durumu düzeltmek için çalışıyoruz." diye konuştu.

Tebas ayrıca, temmuz ayına oranla şu anda ligin oynanmasının çok daha zor olduğunu, Kovid-19'da ikinci dalga ile birlikte artan vaka sayılarının futbolculara da yansıdığını, protokol değişikliğine giderek soyunma odalarının kullanılmasını yasakladıklarını aktardı.

"La Liga'nın arkasında büyük bir endüstri ve ona bağlı istihdam var." diyen Tebas, "Son raporlara göre futbol kulüpleri toplamda 180 bin kişiye iş sağlıyor. Bu endüstriyi korumak aynı zamanda bir sosyal sorumluluk. Örnek olmamız gerekiyor. Çünkü bu büyüme ve istihdam olarak geri dönüş sağlıyor. İnsanlar, La Liga'nın arkasında çok fazla sorumluluk olduğunu biliyor." değerlendirmesini yaptı.

"Bunu herhalde 'Uzay Ligi' diye adlandırırlar"

Tebas, geçen sezonun tamamlanması sayesinde kulüplerin toplam 900 milyon euroyu bulabilecek zararın önlendiğini savundu.

Diğer yandan, Avrupa Süper Ligi projesini, "Bana bir şaka gibi geliyor." sözleriyle eleştiren Tebas, "Avrupa liglerinin en büyüklerinin bir turnuvaya çıkması imkansız. Bunu herhalde 'Uzay Ligi' diye adlandırırlar. Çünkü bu, Marslı bir takımın oynaması kadar inanılmaz bir şey. Böyle bir ligin kurulması, ulusal ligleri veya Şampiyonlar Ligi'ni riske atar. 12 milyar euroluk bir fon bulmaları gerekir." şeklinde görüş belirtti.

La Liga başkanı ayrıca, Barcelona Kulübünde 24 Ocak'ta yapılması öngörülen başkanlık seçimiyle ilgili de "Adaylara, (Katalonya'daki) bağımsızlık konusunu bir kenara bırakmalarını tavsiye ederim." ifadelerini kullandı.

27 Ekim 2020 Salı

Barcelona’da yönetim istifa etti

Barcelona'da Lionel Messi'nin ayrılık talebiyle başlayan kriz, başkan Josep Maria Bartomeu'yu koltuğundan etti. Bartomeu istifa kararını açıkladı.

İspanya'nın Barcelona kulübünde 2014 yılından bu yana başkanlık yapan Josep Maria Bartomeu ve yönetim kurulu, istifa etti.

Barcelona'da son dönemlerde başta Lionel Messi olmak üzere takım içinde bazı futbolcuların eleştirdiği Bartomeu, kulüp üyelerinin yönetim kurulunu düşürmek için topladığı imzaların ardından yaşanan gelişmelerden dolayı istifasını sundu.

Bartomeu, düzenlediği basın toplantısında "Kendimin ve yönetim kurulunun diğer üyelerinin istifasını sunmak üzere karşınızda bulunuyorum. Bu hepimizin ortak kararı" dedi.

Yönetim kurulunun düşürülmesi için 20 binden fazla kulüp üyesinin sunduğu öneri için 15 gün içinde Barcelona'da referanduma gidilmesinin mevcut Covid-19 salgını şartlarında mümkün olmadığını söyleyen Bartomeu, kulüp seçim komitesinin "yönetim kurulu hakkında yasal işlem başlatma baskılarının" ardından istifa etme kararı aldıklarını söyledi.

Bartomeu "Yönetim kurulunun iradesi hiçbir zaman kulüpte kendi yerini korumak olmamıştır. Şampiyonlar Ligi'nde (8-2'lik Bayern Münih maçı) elenmenin ardından istifa etmek kolaydı, ancak kulübün geleceğini eşi benzeri görülmemiş bir küresel krizin ortasında garanti etmeliydik. Kulübü, tek bir yöneticinin eline bırakamazdık. Kim teknik direktör ile veya futbolcularla sözleşme imzalayabilirdi? Kim Messi'nin devamlılığını sağlayabilir ya da maaşları ayarlayabilirdi? Bizim yönetim kurulu olarak bunları yapma zorunluluğumuz vardı." açıklamasında bulundu.

Barcelona'nın yönetmenliğe göre en kısa sürede başkanlık seçimi yapılacağını belirten Bartomeu, referandumla ilgili yaşanan yasal gelişmeler olmasaydı zaten mart ayında yapılması ilan edilen seçimler öncesinde istifa edip, kulüp yönetimini boş bırakmak için hiçbir sebepleri olmadığını ifade etti.

Hakaretlere ve tehditlere maruz kalan kendisinin ve yönetim kurulunun diğer üyeleri hakkında kulüpteki muhalif üyeler tarafından ortaya atılan iddiaların hepsinin "sahte" olduğunu kaydeden Bartomeu, 2010 yılından bu yana tüm spor branşlarında toplam 149 kupa kazanan Barcelona'ya hizmet etmekten gurur duyduğunu, bundan sonra hayatı boyunca kulübün bir üyesi olarak kalacağını söyledi.

Katalonya'daki bağımsızlık yanlısı girişimlere atıfta bulunan Bartomeu, "Kulübün ve Katalonya'nın en sarsıcı dönemlerinden birinde Barcelona'yı yönetmek bize nasip oldu. Kurumsal olarak ifade özgürlüğünün ve kendi geleceğine karar verme hakkının yanında olduk." dedi.

Barcelona'da Bartomeu'nun ardından yapılacak başkanlık seçiminde en güçlü adaylar Victor Font, Agusti Benedito, Lluis Fernandez ve Jordi Farre olarak gösteriliyor.

Barcelona'da seçim tarihini, göreve getirilecek geçici yönetim belirleyecek.

Sezon başında takımdan ayrılmak isteyen ancak 700 milyon Euro'luk tek taraflı serbest kalma bedelini şart koyan yönetimden dolayı bu kararından dönerek Barcelona'da kalan Lionel Messi, basına verdiği demeçlerde Bartomeu'yu verdiği sözü tutmamakla eleştirmişti.

Atletico Madrid'e transfer olan Luis Suarez ve Barcelona'nın önemli futbolcularından Gerard Pique de Bartomeu'yu eleştiren açıklamalar yapmıştı.

NTVSpor.net

29 Temmuz 2020 Çarşamba

FIFA'dan 1,5 milyar dolarlık destek

FIFA, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınından dolayı yaşanan ekonomik problemler nedeniyle paydaşlarına 1,5 milyar dolarlık destek verecek.

FIFA'dan yapılan açıklamada, salgından dolayı yaşanan ekonomik problemler nedeniyle 211 federasyon ve 6 konfederasyona 1,5 milyar dolarlık destek verileceği duyuruldu.
Ödemelerden, kadın ve erkek profesyonel futbolunun yanı sıra genç futbol organizasyonlarının da hibe veya kredi yoluyla yararlanabileceği belirtildi.
Federasyonlara, futbolu koruması ve yeniden başlatabilmesi için 1 milyon dolar hibe edileceği, 5 milyon dolara kadar faizsiz kredi hakkı verileceği aktarıldı. Her federasyonun ayrıca kadın futbolu için 500 bin dolarlık ek hibe alabileceği bildirildi.
Konfederasyonlara ise 2'şer milyon dolar hibe verileceği ve 4 milyon dolara kadar faizsiz kredi imkanı sağlanacağı duyuruldu.
FIFA Başkanı Gianni Infantino karara ilişkin, "Bu yardım planı, eşi benzeri görülmemiş zamanlarda futbolun gösterdiği bağlılık ve dayanışmanın harika bir örneği." değerlendirmesinde bulundu.

1 Temmuz 2020 Çarşamba

Barcelona'da yaşanan sorunların perde arkası

Bir Barcelona, iki dal, iki kriz... Barça, bu sezon hem futbola hem de basketbola büyük yatırımlar yaptı ancak henüz karşılığını alamadı. Futbolda Setien, basketbolda da takımı şampiyon yapamayan Pesic eleştiriliyor. 

Barcelona, herkesin aklında "La Masia" ile yer edindi. Xavi, Inıesta, Pique, Busquets, Messi... Bu isimler tek bir altyapıdan çıktı.
Ancak özellikle yönetim değiştikten ve Xavi-Inıesta takımdan ayrıldıktan sonra çözüm arayan Barcelona, günümüz futbol dünyasına ayak uydurup uçuk bonservis bedelleriyle oyuncu transfer etmeye başladı. Aslında altyapıdan oynattığı oyuncu sayısı çok fazla azalmasa da, kulüp harcadığı paralar yüzünden çok eleştirildi.
Önce Neymar bir türlü süperstar olamadı, sonra Dembele sakatıklarla boğuştu, şimdi de 120 milyon euro verilen Griezmann yedek kalıyor... Tartışmaların ana odağında ise göreve Aralık ayında gelen teknik direktör Quique Setien var.

Ernesto Valverde de takımın başına büyük umutlarla gelmişti ancak takımla sorunlar yaşadı, gönderildi. Şimdi de Setien'in sorunlar yaşadığı söyleniyor.
Tecrübeli teknik adam, belki de takımın şampiyonluk için son şansı olan kritik Atletico Madrid maçında Antoine Griezmann'ı yedek kulübesinde bekletti. Uzun sakatlık süresinin ardından formuna henüz kavuşamayan Suarez'i ise 90 dakika oynattı.
Setien, Madrid maçının ardından basın toplantısında, gelen eleştirilere, "Bu bir utanç. Atletico iyi bir takım. Gittikçe daha çok sorun yaşıyoruz." dedi, şöyle de devam etti: Bize iyi geleceğini düşündüğümüz birkaç değişiklik yaptık. Çünkü Atletico harika kapanıyor." dedi.
Setien, Griezmann hakkında ise "Onu iyi görüyorum. Ama herkes oynamayamaz. Birilerinde karar kılmalısınız. Yarın onunla konuşacağım, ancak özür dilemeyeceğim. Zor bir iş yapıyoruz ve doğru kararlar vermeye çalışıyoruz" ifadesini kullandı.
Başarılı çalıştırıcı, kulüpteki konumu ve hakkında çıkan dedikodulara ise "Tartışılmıyormuş gibi hissetmiyorum" cevabını verdi.
Eleştiriler hakkında ise net konuştu: "Zor durumlarla başa çıkmaya alışkınım. Şimdi başlangıçta olduğum kadar mutlu değilim ama içimde çok iyi hissediyorum. Yaptığımız işten memnunum."
Setien ile Messi'nin arasının açık olduğu da konuşuluyor ancak Setien bunu reddediyor. Barcelona'da 2 sezondur yaşanan sorunlar, harcanan paralara rağmen gelmeyen Şampiyonlar Ligi kupası, takım içindeki mutsuzluk söylemleri, belki de kulübün tarihinde hiç olmadığı kadar derin.

İspanyol medyası ise ikiye bölünmüş durumda: Teknik direktörde sorun bulanlar, sorunun oyuncular arasındaki iletişimde olduğundan bahsedenler.
El Mundo Deportivo'dan Fernando Polo, Setien'in Messi ile yaşadığı anlaşmazlığın faturasını Griezmann'ın ödediğini belirtiyor.
Öte yandan Griezzmann ailesi de sosyal medya üzerinden Setien'e yükleniyor ancak sorunun Griezmann krizinden daha büyük olduğu kesin...
Basketbolda da kriz var
Futbol takımında hala olası bir şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi beklentisi varken, bu sezon basketbol takımı ise tam bir hayal kırıklığı yaşadı. Tam 41 milyon euro ile sezona başlayan, Nikola Mirotic, Cory Higgins, Alex Abrines, Brandon Davies gibi oyuncuları kadrosunda bulunduran Barca, önce THY Avrupa Ligi'nde Anadolu Efes ve Real Madrid'in gerisinde kaldı, şimdi de İspanya Ligi'ni Baskonia'ya kaybetti...

Eleştiri okları ise Svetislav Pesic'in üzerinde. Pesic, 41 milyon euroya kurulan kadroyla şampiyonluğu kazanamayınca tüm otoritelerden eleştiri aldı ve özellikle oyun planı ve değiştirmedikleriyle konuşuluyor.
Aralık ayında göreve gelmiş Dusko Ivanovic'in, yarı bütçesine kurulmuş Baskonia'ya kaybedilen kupanın da eleştiririlmesinde büyük bir rolü var.
İspanyol medyası da, Pesic'in bu kadroyu idare edemediğini ve sorunların oradan çıktığını savunuyor.
Şu an tartışılan şey ise Pesic'in geleceği. Kulüp, bu konuda da ikiye ayrılmış durumda. Bir kısım, Pesic'in tecrübesine güvenilmesini isterken, diğer kısım da Sarunas Jasikevicius'un takımın başına gelmesini istiyor. Medyaya göre ise ikili arasında görüşmeler sürüyor.

Her iki kulvarda da tartışmaların sürdüğü Barça'da, bu yaz verilecek tüm kararlar önemli. Basketbol ve futbolda teknik direktör tercihleri, kurulacak yeni takımlar, Messi'nin kontratı, bütçeler ve yönetim...
Soruların kaynağını ve cevaplarını ise kuşkusuz, her konuda olduğu gibi zaman gösterecek.
İSPANYOL BASINI "BARÇA'NIN KARA GECESİ'Nİ NASIL GÖRDÜ?"








Kaynak: Alperen Delibaş / TRTSPOR

Wigan Athletic iflasın eşiğinde


İngiltere Championship ekiplerinden Wigan Athletic'in iflas ile karşı karşıya kaldığı, yönetimine kayyum atandığı açıklandı. 

Kulüpten yapılan açıklamada, yeni tip koronavirüs nedeniyle yaşanan finansal krizin kulüp yönetimine kayyum atanmasını gerekli kıldığı bildirildi.
Kulübün yeni yöneticileri olarak Paul Stanley, Dean Watson ve Leeds United'ın eski başkanı Gerald Krasner'ın atandığı aktarıldı.
İngiltere Futbol Ligi'nin (EFL) internet sitesinde yapılan açıklamada da Wigan Athletic'in 12 puanının silineceği kaydedildi.
Wigan, 24 kulübün mücadele ettiği İngiltere Championship'te 50 puanla 14. sırada yer alıyor.

25 Haziran 2020 Perşembe

Deportivo'da Emre Çolak krizi

İspanya 2. Futbol Ligi'nde (LaLiga SmartBank) Deportivo La Coruna forması giyen ve sezon sonunda kulübünden ayrılması beklenen Emre Çolak, teknik direktör Fernando Vazquez'in kararıyla takımdan ayrı çalıştı.

LaLiga SmartBank'ın 36. haftasında, 27 Haziran'da sahasında Ponferradina ile karşılaşacak Deportivo'da Emre Çolak, takımla antrenmana çıkmadı.
Sakatlık problemi olan Salva Ruiz ve Peru Nolaskoain ile çalışan Emre'nin neden takımla çalışmadığına ilişkin İspanyol kulübünden herhangi bir açıklama yapılmadı.
Emre'nin takımdan ayrı çalışmasının, futbolcunun dün sosyal medya hesabından "Coruna seni çok özleyeceğim" şeklindeki mesajının ardından olması dikkati çekti.
Ligde kalma mücadelesi veren Deportivo'ya ara transfer döneminde gelen Emre Çolak'ın, sözleşmesindeki tarafların anlaşması durumunda geçerli olabilecek bir yıl uzatma opsiyonunu kullanmayacağı ve sezon sonunda takımdan ayrılacağı iddia ediliyor.
Deportivo'da şimdiye kadar 11 karşılaşmada forma giyen ve ilk maçında attığı tek golü bulunan 29 yaşındaki Emre, 17 Haziran'daki Oviedo mücadelesinde penaltı kaçırdıktan sonra son iki müsabakada yedek kalmıştı.
İspanyol basını, Emre'nin Türkiye'ye döneceğini ve Göztepe ile anlaşabileceğini yazıyor.

5 Haziran 2020 Cuma

Tottenham'ın ekonomik yapısını koronavirüs bozdu

İngiltere Premier Lig ekiplerinden Tottenham, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle ekonomik yönden zorlu bir dönem geçiriyor.

Kulüpten yapılan açıklamada, salgın sonrası kulübün büyük bir ekonomik krize girmesini engellemek amacıyla İngiltere Bankası'ndan 175 milyon sterlin kredi alınması konusunda anlaşma yapıldığı belirtildi.

Açıklamada, statta bu yıl düzenlenmesi gerekirken iptal edilen Amerikan Futbolu Ligi (NFL) maçları, konserler ile diğer spor organizasyonları, maç hasılatı ve televizyon geliri kayıpları nedeniyle kulübün gelecek yılki bütçe açığının 200 milyon sterlini bulabileceği vurgulandı.

Bu sezon UEFA Şampiyonlar Ligi bileti için mücadele eden Jose Mourinho yönetimindeki Tottenham, 17 Haziran'da yeniden başlayacak ligde 41 puanla 8. sırada yer alıyor.

27 Mayıs 2020 Çarşamba

Fenerbahçe kadın basketbolunda küçülmeye gidiyor

Fenerbahçe Kulübü Kadın Basketbol Şubesinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Metin Sipahioğlu, kadın basketbolda küçülmeye gideceklerini duyurdu. Sipahioğlu, ''Kadın basketbolda önümüzdeki sezon da yüzde 35 küçüleceğiz.'' dedi.

Kulübün mali durumu ve koronavirüs sürecinin ekonomik anlamda kendilerini aksiyon almaya mecbur bıraktığını belirten Sipahioğlu, AA muhabirine açıklamada bulundu.

Kulüp başkanı Ali Koç'un olağanüstü fedakarlıkları yaptığını dile getiren Sipahioğlu, "Mali krizlerin dinmediği şu tabloda, alınan küçülme kararını çok doğru buluyorum. Önümüzdeki sezon kadın basketbolda takım bütçesi, yani toplam oyuncu net maaş bütçemiz 1.3 milyon dolar olarak belirlendi. Üzerine bir de bu sezonki gibi değerli sponsorumuz Öznur Kablo ile tekrar bir anlaşma sağlayabilirsek takım bütçesi yükümüzü 1 milyon dolar altı seviyesine çekebileceğiz." ifadelerini kullandı.

Yönetim kurulunun, mevcut şartlar içinde kulüp için doğru bildiğini ve inandığını yapmakla yükümlü olduğunu hatırlatan Sipahioğlu, "Yani geçen sezon yüzde 35 civarında küçülen takım bütçemiz ve yükümüz, bu sezon da yine aynı oranda küçülmeye devam edecek. Önümüzdeki sezon da yüzde 35 küçüleceğiz. Bu rakamları geçmiş yıllarla kıyasladığınız zaman, son 15 yıldaki en düşük takım bütçesine sahip olacağımız söylenebilir." diye konuştu.

"Hedeflerimizi küçültmüyoruz"

Metin Sipahioğlu, bütçeyi azalttıklarını fakat hedefleri küçültmediklerini aktardı.

Fenerbahçe'nin gelecek sezonda 4 kupada da zirve için oynayacağını anlatan Sipahioğlu, "Bütçemizi ve yükümüzü azaltıyoruz ama hedeflerimizi küçültmüyoruz. Hocamız ve takım menajerimizle beraber istişare ederek, tamamen hocamızın talepleriyle takımımızda olmasını düşündüğümüz isimlerle ve menajerleriyle görüşmeler gerçekleştirdik. Kadromuz tamamlandı sayılır, sanırım kısa bir zaman sonra açıklamış oluruz." değerlendirmesinde bulundu.

Hedefledikleri takım bütçesini yakalamak adına bazı zorunlu ayrılıkların gerçekleşeceğini de vurgulayan Sipahioğlu, şöyle devam etti:

"Oyuncularımız gerekli fedakarlıkları yaparak imzalarını attılar. Önce Zandalasini ile başlayayım. Zandalasini'nin önümüzdeki sezon da devam eden bir kontratı vardı ama bu kontrattan karşılıklı çıkma şartları da mevcuttu. Avrupa'dan çok ciddi ve bizde kazanacağından çok daha üst miktarlarda teklifler geldi. Bu takımlar kontrattaki çıkma şartını da ortaya koymaya hazırlardı. Biz ise Zandalasini'ye önümüzdeki sezonki kontratını bile artık ödeyebilecek durumda değildik. Oyuncumuz ve menajeri ile bu doğrultuda görüşmeler gerçekleştirdik. Kulübümüzün içinde bulunduğu durumu ona anlatırken, kendisine verdiğimiz değeri ve buradaki rolünü de üstüne basarak vurguladık. Zandalasini ise müthiş bir davranış sergileyerek, hemen hemen biz hangi şartları sunabileceğimizi belirttiysek kabul etti ve önümüzdeki sezon bizdeki sözleşmesinden çok daha yüksek teklifler almışken, yüzde 35-40'a yakın indirime giderek imzasını attı."

Sipahioğlu, kadroya yeni katılan oyuncuların da bütçe küçültmeye giden yoldaki ciddiyetlerinin farkında olduğunu anlatarak, şunları aktardı:

"Başta kaptanımız Tuğçe Canıtez olmak üzere yerli yabancı takımda kalmasını planladığımız oyuncularımız gerekli fedakarlıkları yaparak imzalarını attılar. Bu sezon bu anlamda transfer görüşmelerinin geçen sezona göre daha rahat geçtiğini belirtebilirim. Geçen sezon oyuncular ve menajerler kulübümüzün bütçe düşürme konusunda bu derece ciddiyetli olduğunu düşünmüyorlardı. Her sezon bu ciddiyet sanırım daha da iyi anlaşılıyor ve maliyet fayda endeksi çok daha yüksek şartlarda transferler yapabiliyoruz. Bu yüzden, basketbolseverler yeni sezon kadromuzu ve bazı oyuncuları görünce, geçmişle kıyasladıklarında bu bütçe ile nasıl yapılabildiğine şaşırmasınlar."

Takımın önemli isimlerinden Alina Iagupova'ya yeni sözleşme önerdiklerini ancak oyuncunun ailevi sebeplerden ötürü başka bir yerde oynamak istediğini söylediğini belirten Sipahioğlu, "Alina ile aramızda hiçbir zaman maddiyat ile ilgili bir problemimiz olmadı. Alina'ya kapılarımız her zaman açık, önümüzdeki sezonlarda ortak şartlarda buluşursak neden yollarımız tekrar kesişmesin." şeklinde görüş belirtti.

"Attığımız her adımı eleştirme gayretinde olan organize bir yapı var"

Metin Sipahioğlu, attıkları her adımı eleştirme gayretinde olan bir yapı bulunduğunu söyledi.

Özellikle organize olarak hareket eden belli bir yapının, kendileri tarafından kulübün menfaatleri için atılan her adımı eleştirme niyetinde olduğunu dile getiren Sipahioğlu, şunları kaydetti:

"Futboldan basketbola voleybola, alınması muhtemel her kararın önüne organize olarak önceden set çekip itibarsızlaştırmak için büyük çaba sarfeden bir yapı var. Burada kastettiğim takımı ve kulübüyle ilgili iyi niyetle fikir paylaşan, yorumlar yapan, konulara doğal tepkilerini veren taraftarlarımız değil elbette. Organize hareket eden ve başka amaçlarla, itibarsızlaştırma hedefleyen yapı."

Söz konusu kişiler ne kadar organize hareket ederse etsin, yönetim kurulunun inandığını yapacağını dile getiren Sipahioğlu, şunları kaydetti:

"Fenerbahçe yönetim kurulu, bu kişiler ne yaparsa yapsın, ne kadar organize hareket ederlerse etsinler, mevcut şartlar içinde kulübümüz için doğru bildiğini, inandığını yapmakla yükümlüdür ve Fenerbahçe menfaatleri için de bunu sonuna kadar yapacaktır. İlk 2 sezon bazı açılardan yönetimimiz için tecrübe olsa da, özellikle bu sezondan itibaren, yapılan hataları tekrarlamamanın yanında, yönetimsel anlamda çok daha kararlı, güçlü ve mevcut şartlara uygun rasyonel yaklaşımlar sergileneceği ortada. Günün sonunda Fenerbahçe'nin tek sahibi her zaman taraftardır, halktır. Ancak başarıdan da başarısızlıktan da sorumlu olan ana mecra yönetim kuruludur."

"Federasyonumuzun verdiği iptal kararına saygı gösterdik"

Metin Sipahioğlu, kadın basketbolda çok başarılı bir sezon geçirdiklerini ifade etti.

Sezon başında hedefledikleri 4 kupadan 2'sini müzelerine götürdüklerini, lig ve FIBA Kadınlar Avrupa Ligi'nde de istedikleri yerde bulunduklarını hatırlatan Sipahioğlu, "Maalesef hayatta böyle tatsız sürprizler olabiliyor. İnsan hayatı ile ilgili böyle bir durum ortaya çıktığında ise; Fenerbahçe Spor Kulübü olarak tek düşüncemiz milletimizin, ülke insanımızın, sporcularımızın sağlığı oldu. Bu doğrultuda, önce insan sağlığı diyerek, federasyonumuzun verdiği iptal kararına saygı gösterdik." diye konuştu.

FIBA Kadınlar Avrupa Ligi'nde ise durumun ligden biraz daha farklı olduğunu ifade eden Sipahioğlu, şunları aktardı:

"Bu turnuva, grup maçlarının tamamlanması sonrasında, çeyrek final ilk maçlarının oynanmasının ardından durduruldu, bitime sadece 3-4 maç kalmıştı. FIBA ile bu konuda görüşmelerimiz sürüyor, sanırım Haziran ayının ortasında bu sezonki FIBA Kadınlar Avrupa Ligi'nin durumu ile ilgili bir karar alacaklar. Çeyrek finale kalan tüm takımları, yeni sezonda Ekim ayı gibi bir şehirde toplayıp, Final 8 şeklinde bir organizasyon gerçekleştirebilirler. 4-5 günde 2019-2020 sezonu bu şekilde tamamlanabilir. Bu organizasyonda grup maçları tamamlandığından ve çeyrek final aşamasına gelindiğinden kalan takvim çok kısa. Şu an hem kararı bekliyoruz hem de gelecek sezonun yapılanması ile ilgileniyoruz."

Sezon başında Öznur Kablo ile yaptıkları sponsorluğa da değinen Metin Sipahioğlu, şöyle konuştu:

"Öznur Kablo'nun Yönetim Kurulu Başkanı Sayın İbrahim Balarısı ve ailesi, gerçekten Fenerbahçeliliği muhteşem derecede hissederek yaşayan bir aile. Esasında göreve geldiğimiz ilk sezon kendileri futbol sponsorluğu ile ilgilenmişlerdi ama o günlerde konuyu tamamlayamamıştık. Sonrasında ikinci sezonumuzun başında, İbrahim Bey ile görüşmeler yaparken ben kendisine kadın basketboldan bahsettim. Açık söylemek gerekirse tam bir futbol aşığı olan İbrahim Bey ilk etapta kadın basketbola çok da sıcak bakmamıştı. Ancak sonrasındaki görüşmelerimizde desteğine ihtiyacımız olduğunu belirtmemiz üzerine, Başkanımızın Fenerbahçe için yaptıklarını yakınen gören biri olarak 'söz konusu Fenerbahçe ise gerekeni yaparız' dedi."

Balarısı ve ailesinin kulüp için sadece sponsorluk desteğiyle kalmadığını ve istisnasız her maçta takımı desteklediğini dile getiren Sipahioğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Sadece sponsorluk desteği ile de kalmadı, kendisi geçtiğimiz sezon istisnasız her iç saha maçımızda bizlerleydi. Hatta ben gribe yakalanmam nedeniyle bir maça gidemedim, kendisi o maça da giderek benden fazla maça gitmiş oldu, gittiğimiz tüm deplasmanlara da yine beraber gittik. Ayrıca sözleşmesindeki maddi şartların dışında da ihtiyacımız olan anlarda maddi manevi birçok katkısını yaşadık. Özetle İbrahim Bey ve ailesi, Fenerbahçe'ye sadece sponsorluk olarak bakmayan, Fenerbahçeliliği sonuna kadar yaşayan insanlar. Başkanımızın tabiriyle, Fenerbahçe ile varolanlardan değil, Fenerbahçe için varolanlardan. Bu sezon takımımızın 4 kupa hedefiyle çıktığı yolda, almış olduğu 2 kupaya Öznur Kablo adına da sevinirken, virüs nedeniyle iptal edilen lige ise onlar adına da üzüldüm. Dilerim FIBA Kadınlar Avrupa Ligi bu sezonu bir şekilde devam ettirir, o turnuvayı yine beraber tamamlarız. Önümüzdeki sezon için ise henüz Koronavirüs belirsizliklerinden dolayı bir görüşme gerçekleştiremedik. Durumlar netleşince oturup konuşuruz. Umarım bu sezonki güzel birlikteliğimizi ve yürüyüşümüzü önümüzdeki sezon da devam ettirebiliriz."

Kaynak: AA

Kazananların Anatomisi: Madalyonun Diğer Yüzü

Cruyff ve Jordan… Onlar, kitleleri arkasından sürükleyen efsane isimler. Peki gerçekten bu kadar çok mu seviliyorlar? Hiç mi kötü alışkanlıkları yok? Kazananların Anatomisi yazı dizisinin 3. ve son bölümü: Madalyonun diğer yüzü…

Jordan’ın çok tartışılan kumar bağımlılığı

Her iki isim de saha içinde tartışmasız harika rol modeller ama ya saha dışı? Hiç mi kötü yanları yok? Ne demiş atalarımız? Kadı kızında bile kusur olur…

‘The Last Dance’ belgeselinde Michael Jordan, çaylaklık dönemlerinde Chicago Bulls bünyesindeki oyuncuların kumar, alkol, uyuşturucu gibi birçok kötü alışkanlığa sahip olduğunu ancak kendisinin kesinlikle bu ortama dahil olmadığından bahsediyor. Belki de o zamanlar bu durum böyleydi ancak daha sonra yaşanan olaylar bizi onun da masum olmadığı yönünde fikir sahibi olmaya itiyor. Majesteleri’nin en büyük tutkularından biri de golf oynamaktı. Yüksek bahislerle oynanan bu golf karşılaşmaları o dönem medyanın da ilgisini fazlasıyla çekmişti. 1992’de uyuşturucu satıcısı James Bouler’ın cebinden çıkan, Michael Jordan imzalı, 57 bin dolar değerindeki çekin mahkemede Jordan’a sorulması üzerine o, “Kumar borcu” diyecekti. Bir iş adamının kaleme aldığı “Michael ve Ben: Kumar Bağımlılığımız… Yardım Çığlığım!” isimli kitapta yazar golf maçlarında Jordan’a ara sıra kaybetse de kendisinden 900 bin dolara yakın para kazandığını açıklayacaktı.

Jordan’ın ilk üçlemesinin son yılı 1993 Doğu Konferansı Finali 2. maçından önceki gece o Atlantic City’ye gitti. Kumar oynarken çekilmiş görüntüleri ortaya çıktı ve dünyada gözler bir anda ona çevrildi. NBA yönetimi olayı doğruladı ve bir soruşturma başlattı ancak cezaya gerek görmedi. Bu günleri takip eden kısa bir süre içinde Michael babasını kaybedecek, tartışmalı ölüm medya tarafından Jordan’ın kumar tutkusuna bağlanacaktı.

‘The Last Dance’ın bir bölümünde o dönem Chicago Bulls’da forma giyen bazı oyuncular uçakla seyahat ettikleri sırada Jordan’ın, takımın kalburüstü oyuncuları ile beraber kendi aralarında yüksek miktarlarda bahislerle kumar oynadığını söylüyordu. Hatta yine belgeselde Jordan’ın bozuk para ile oynanan ve oldukça düşük miktarda bahisler için kumar oynadığını görüyoruz. Bu, onun bu işi maddi olarak değil kazanma hırsında dolayı yaptığının bir nevi kanıtı. Kazanmaya açlığın resmi…

Cruyff: Futbol her zaman hayatım oldu. Ve sigara neredeyse hayatıma mal oluyordu

Johan Cruyff’un saha içinde futbol aşkı ne kadar büyükse saha dışında da sigaraya karşı aşkı o kadar büyüktü. Öyle ki ölüme meydan okuyacak kadar. 1991’de çeşitli şikayetlerle gittiği hastanede hemen yatış verilen ve ameliyata alınan efsane şanslıydı çünkü kalp krizi geçirmeden, eşinin zoruyla oraya başvurmuştu. Üç saatlik bir ameliyat ile iki kez baypas oldu. Ve direkten döndü… Cruyff o süreci ve sigarayı bırakmasına vesile olan bu olayı şöyle anlatıyor:

“Ameliyatımdan sonra sigara bağımlılığımı elbette çok düşündüm. Neden onca yıl sigara içtiğimi çok merak ettim. Özellikle doktorlar kalp sorunumun yüzde doksanının sigaradan kaynaklandığını söylemesinin ardından. Yıllardır ne kadar uygunsuz yaşadığımı kavradım. Sigaranın kansere yol açabileceğini, kalbime zarar vereceğini bilmeme rağmen stresle mücadeleye yarıyor diyerek kendimi kandırıyordum. Sigarayı anında bıraktım. Hemen hayatımdan çıkardım. Futbol her zaman hayatım oldu. Ve sigara neredeyse hayatıma mal oluyordu.”

Hayatının uzun bölümünde sigara bağımlısı olan Johan Cruyff, 68 yaşında akciğer kanseri teşhisinin ardından 5 ay sonra hayatını kaybetti.

Gerçekten çok mu seviliyorlar? Ego savaşları ve arkadaşlıkları…

Michael Jordan dışarıdan ne kadar çok sevilse de onun takım içinde fazla sevilmediği her dönem bir fısıltı olarak ortalıkta dolaştı. Bir nevi dışı seni yakar, içi beni olayı. Zaman zaman takım arkadaşları ile tartışan hatta kavga eden biriydi. Rekabet, meydan okumayo seven, buna bağlı kazanma duygusuyla var olan bir efsaneydi o. ESPN’in belgeselini izlerken bir kez daha görüldü ki aslında takım arkadaşları da bu konu da haksız değildi. Jordan’ın gerek o dönem gerekse günümüzde narsis ve egoist tavırları apaçık görünüyor bence. Sürekli ‘ben’ merkezli cümleler kuran ve benim diyen bir karakter. O bundan beslenen bir yıldızdı. Onu ateşleyen buydu. Bundan güç alıyordu.

ESPN’in 500 saatlik görüntü kaydını eriterek ortaya çıkardığı muhteşem spor belgeseli ‘The Last Dance’ son dönemin tartışma yaratan popüler konularından. Bu şaheser, geçtiğimiz günlerde final bölümünün yayınlanması ile birçok münakaşayı da peşi sıra getirdi. Belgeselin yapım aşamasından yayın aşamasına Michael Jordan’ın son tahlilde karar mercii olması bu konuların en başında geliyor. Majesteleri’nin yıllar boyu yol arkadaşı olan Scottie Pippen ile Horace Grant de son söylemleri ile Jordan’ı eleştirdi ve gerçekleri çarpıttığını iddia etti.

Johan Cruyff’un ilk Ajax dönemlerinde takımdan ayrılmasına neden olan bir olay yaşandı. 3 yıl üst üste Avrupa şampiyonu olan Ajax takımının kaptanlığını yapan Sarı Fare’nin elinden kaptanlık diğer bir oyuncu arkadaşı Piet Keizer tarafından alınmıştı. Üstelik bu teknik adam Knobel’ın veya yönetimin kararı değil oyuncular arasında yapılan bir oylamanın sonucunda verilmiş. ‘Bardağı taşıran son damla’ diye bahsediyor Cruyff kitanında bu olaydan. Kendisine karşı açılmış bir savaş olarak algıladı bu olayı, Barcelona’ya transfer oldu.

Otobiyografisi ‘Benim Oyunum’u bitirince onun ne kadar müthiş bir karakter ve lider olduğunu görüyorsunuz. Gözlemlediğim bir sorun haricinde… Tıpkı Jordan gibi o da sürekli ‘ben’ merkezli konuşarak ‘ben yaptım, benim sayemde oldu, ben buldum, ben ettim…’ böyle sürüp devam ediyor. Ben burada biraz alçakgönüllülük sezemedim doğrusunu isterseniz. Evet muhteşem bir oyuncu, muhteşem bir karakter ama bir o kadar da bencil bir çizgide. Kimbilir belki de liderliğin sırları bu ayrıntılardan geçiyordur.

Benzerlikler saymakla bitmiyor

Cruyff ve Jordan’ın diğer bir ortak paydada buluştuğu konu ‘üçgenler’… Biri bu futbol sistemi felsefesinin yaratıcısı Johan Cruyff, diğeri basketbolda ‘üçgen hücum’ sisteminin en iyi uygulayıcısı Michael Jordan.

Tesadüfler saymakla bitmiyor ama bir tane de söyleyelim… Bu iki efsane de kariyerleri boyunca formalarında 4 farklı numara taşıdılar. Michael Jordan 9,12,23 ve 45 numaraları giyerken (her ne kadar 12 numara zorunluluktan da olsa) Cruyff da 9,10,11 ve herkesin bildiği 14 numarayı giydi.

Johan Cruyff kitabında II. Dünya Savaşı sonrası taş ve dar sokaklarda futbol oynamak zorunda kaldığını, zorlandığını söyler. İlerleyen zamanda ise bunu kendine dezavantaj değil avantaj olarak gördüğünü, bunun yaratıcılığını arttırdığından bahseder.

Jordan’ın en büyük hayallerinden biri de iyi bir beyzbol oyuncusu olmaktır. Yaşadığı ırkçı saldırılar sonucu beyzbolu bırakmak zorunda kalan efsane, basketbola dönerek yaşadığı bu kötü olayı avantaja çevirip, daha da hırslanarak basketbola dört elle sarılmıştır.

Onlar spor tarihine damga vurmuş, adını tarihe kazımış, ruh ikizi olarak nitelendirilebilecek iki isim. Nacizane bu ilginç hikayeyi anlatmaya çalıştım. Jordan ve Cruyff, Kazananların Antomisi bitti.

Kaynak: Yaşar Dündar / TRT SPOR


25 Mayıs 2020 Pazartesi

Kazananların Anatomisi 2. Bölüm: Kısa Bir Mola

Johan Cruyff ve Michael Jordan’ın şaşırtıcı derecede benzerlik dolu yaşamları ve kariyerlerini incelemeye yazı dizimizin 2. bölümüyle devam ediyoruz.

30 yaş ve Jordan için ‘Fetret Devri’

1993’te Chicago Bulls, final serisinde Phoenix Suns’ı 4-2 geçerek şampiyonluğa ulaştı. Bu Jordan ve arkadaşları için üst üste üçüncü şampiyonluk demekti. Üç sene evvel kayda değer bir başarısı bulunmayan bu takım son üç sezondur ligin tozunu atıyor ve art arda şampiyonluklar alıyordu. O, fiziksel ve ruhsal olarak insanın vücudunun en verimli dönemindeydi. 30’ların başı. Yine MVP seçilmiş, kariyerinin zirvesinde büyük bir olgunlukla bunun tadını çıkarıyordu. Ta ki o kötü haberi alana dek. Şampiyonluktan kısa süre sonra babası kaybolmuş, bir süre haber alınamamıştı. 23 Temmuz 1993’te, 57’inci yaşının doğum gününden 8 gün önce hırsızlar tarafından arabasının içinde saldırıya uğrayan baba Jordan oracıkta ölmüştü. Katiller onun cesedini Güney Karolayna’da bir bataklığa atmıştı. Kurban 3 Ağustos 1993’te tanınmayacak halde bulunacak, 13 Ağustos 1993’te ise James Jordan yani Michael’ın babası olarak teşhis edilecekti. Talihsiz olay Michael’ı da oldukça etkilemişti. Babasına bağlılığı ile bilinen yıldız için Fetret Devri yakındı.

1992 Barcelona Olimpiyatları’nda ABD Milli Takımı ile altın madalya kazanmıştı. O yaz yaşanan ekstra yorgunluk, devamında Chicago Bulls ile gelen üçüncü NBA şampiyonluğu aslında onu oyuna karşı hissizleştirmeye başlamıştı. ‘The Last Dance’ belgeselinde basketbolu bırakıp beyzbola başlama planını babasına da söylediğini hatta ondan destek gördüğünü bile söylüyor Jordan. Babasının kaybından sonra basketbolu bıraktığını, artık zevk almadığını açıklayarak tüm dünyayı şok etmişti. Takvim yaprakları 6 Ekim 1993’ü gösteriyordu. Yaşı 30’un hemen başıydı…

Mart 1995, ‘Geri döndüm’

Çok tartışılan, onun için bir rüya olan beyzbol kariyerini, hem hayallerini gerçekleştirmek için hem de kendini toparlamak için kullandı. İyi bir beyzbol oyuncusu olabilmek için oldukça fazla çaba harcadı, çalıştı. Kabın şeklini bir türlü alamadı, basketbola amiyane tabirle inceden sinyal çakmaya başladı. Çıkan dedikoduların ardı arkası kesilmedi ve 18 Mart 1995’te Majesteleri nihayet ‘I’m back.’ yani ‘Geri döndüm.’ diyerek müjdeyi verdi. Yeni bir meydan okumayla karşı karşıyaydı. Bu tam da onun aradığıydı. O yıl olmasa bile Jordan devam eden sezonlarda Bulls’un ikinci kez üst üste üç şampiyonluğunda başrol oynayacak ve en tepeye, zirveye çıkıp efsaneye dönüşecekti.

Yıllar sonra açıkladığı 78 Dünya Kupası’na gitmemesinin asıl nedeni ve emeklilik kararı
Cruyff, 1977’de Hollanda Milli Takımı’ndan emekli olduğunu açıkladı ve 1978 Dünya Kupası’nda takımla değildi. Düzenlenen kampanyalar, araya sokulan isimler, ikna çabaları… Hiçbiri işe yaramadı ve nihayetinde Johan Cruyff’un olmadığı bir turnuva oynandı. Portakallar, Arjantin’de düzenlenen kupayı finalde ev sahibine kaybetti. Hedefteki isim Sarı Fare’ydi.

Olayın iç yüzü yıllar sonra Cruyff açıklayınca anlaşıldı. 1977’nin bir Eylül akşamı Cruyff ailesi Barcelona’daki evinde basketbol maçı izlerken içeri birileri girmiş, Johan Cruyff’un kafasına silah dayayıp onu kontrol altına almak istemişti. Çıkan karışıklıkta hırsız yakayı ele vermekten korkup kaçmış daha sonra bunun o dönem İspanya’da yaygın suçlardan olan adam kaçırmaya teşebbüs olduğu anlaşılmıştı. Cruyff ailesi diken üstünde bir dönem geçiriyor, bir süre evlerinde polis de onlara eşlik ediyordu. Efsane oyuncu bu dönemlerin kendisini oldukça bunalttığını söyleyerek 1978 Dünya Kupası’na neden gitmediğini ise yıllar sonra şöyle açıklayacaktı:

“Böyle bir durumdayken kalkıp ailenizi sekiz hafta yalnız bırakarak dünyanın öbür ucuna gidemezsiniz. Haliyle Hollanda Milli Takımı ile Arjantin’e gidemezdim. Dünya Kupası’nda oynayacaksanız tamamen işinize odaklanmanız gerekir. Odaklanmazsanız, aklınız başka yerdeyse gitmemelisiniz. Sonu iyiye varmaz.”

Futbola ara, ekonomik iflas ve geri dönüş
1978’de Cruyff bu olayların ardından emeklilik kararı aldı. Hatta jübile bile yaptı, üstelik iki tane. 31 yaşında futbolu bırakmayı çocukluğundan beri kafasına koyduğunu söylüyordu kitabında. Cruyff önce İspanya’da Barcelona forması ile Ajax’a 3-1, sonra Ajax forması ile Amsterdam’da Bayern’e 8-0 kaybettiği iki jübile maçıyla futbola veda etti. Kendisinin de dediği gibi ona yakışmayan bir veda olmuştu bu. Ölüyü diri olarak gömmüşlerdi.

Emeklilikle beraber parasını hiç bilmediği bir işe bağladı. Domuz yetiştiriciliği… Kısa zamanda dolandırıldığını anladı, çok geçti. Sıfırı tüketti. Hata yaptığını, geri dönmek için geç olmadığını düşündü. Sadece 6 ay futbol oynamamıştı ve kendini hala iyi hissediyordu. Tamamen temiz bir sayfa açmak için ailesi ile ortak karar alarak ABD’yi tercih etti. Önce Los Angeles Aztecs sonra Washington Diplomats derken kısa Levante macerasının ardından 1981’de yuvası Ajax’a döndü ve tıpkı Michael Jordan gibi 3 yıl üst üste (son şampiyonluğu Feyenoord ile) Eredivisie şampiyonu oldu.

İki efsane de 30’lu yaşlarının henüz başında elim olaylar yaşadı. Sayısız başarı kazandıkları futbol ve basketbola veda etti ama sonra yine geri döndü. Ama ne geri dönüş… Bu geri dönüş ikisine de kariyerlerinin son döneminde adeta trambolin etkisi yaptı. Hiçbir şey için geç kalınmadığının kitabını yazdılar.

Jordan, Cruyff’un ABD’deki uyarlama, devam filmi gibi…
Johan Cruyff başarılar ve çalkantılarla dolu kariyerinin son sezonunda Ajax’ın rakibi Feyenoord’un formasını giydi. Yeni sözleşme isteğine isteksiz davranan Ajax yöneticilerine sinirlenen Cruyff, Feyenoord’a imza attı ve son sezonunda hem lig hem kupa şampiyonu oldu. Üstelik ilerlemiş yaşına rağmen çoğu maçta forma giydi, şampiyonluğun aktörlerinden oldu. Hollanda’da bir kez daha yılın futbolcusu seçildi. Her futbolcunun hayal edeceği gibi bir son.

Johan Cruyff, Feyenoord forması ile son kez yeşil sahalara çıkıp, futbola omuzlarda veda ettiğinde takvim 13 Mayıs 1984’ü gösteriyordu. Zwolle karşısında oynanan lig maçı ile şampiyonluk kupasını kaldıran Feyenoord’da Cruyff futbola son maçında golle veda etmişti.

Bu vedanın sadece 38 gün ardından, gişe rekorları kıran ‘Cruyff’ filminin başka bir ülkede uyarlama filmi niteliğinde, çokça benzerlik içeren yeni versiyonunun çekimine başlandı. Chicago Bulls, 19 Haziran 1984’te gerçekleşen NBA seçmelerinde üçüncü sıradan genç Michael Jordan’ı seçti ve ‘motor’ diyerek çekime başlandı. Böylelikle bir efsane sahneyi diğer efsaneye bırakmış oldu.

Devamı yarın yine bu köşede…

Kaynak: Yaşar Dündar / TRT SPOR

Kazananların anatomisi: Ruh ikizleri (1. Bölüm)

Kazananların Anatomisi: Madalyonun Diğer Yüzü

24 Mayıs 2020 Pazar

Kazananların anatomisi: Ruh ikizleri

Johan Cruyff ve Michael Jordan… Birbirinin devam filmi niteliğinde olan iki başyapıtın başrol oyuncuları. İşte kitleleri arkasından sürükleyen bu ruh ikizlerinin şaşkınlık yaratacak benzerliklerle dolu yanları...

ESPN’in 500 saatlik görüntü kaydını eriterek ortaya çıkardığı muhteşem spor belgeseli ‘The Last Dance’ son dönemin tartışma yaratan popüler konularından. Bu şaheser, geçtiğimiz günlerde final bölümünün yayınlanması ile birçok münakaşayı da peşi sıra getirdi. Belgeselin yapım aşamasından yayın aşamasına Michael Jordan’ın son tahlilde karar mercii olması bu konuların en başında geliyor. Majesteleri’nin yıllar boyu yol arkadaşı olan Scottie Pippen ile Horace Grant de son söylemleri ile Jordan’ı eleştirdi ve gerçekleri çarpıttığını iddia etti. Tartışmalar bir yana dursun, ‘The Last Dance’ı hayranlıkla izlerken Jordan Rules’un anlatıldığı kısma gelince kitabın yazarı Sam Smith’in kullandığı ifadelerin ardından kendime şöyle dedim: Johan Cruyff ile ne kadar da benziyorlar. Bu yazımda spor tarihine damga vuran iki isim Cruyff ve Jordan’ın benzer, kesişen, ilintili yanlarını ve bunların hayatlarına etkilerini naçizane anlatmaya çalışacağım. Buyurun; kazananların anatomisi…

Ortak Payda Beyzbol

Kalabalık bir ailenin mensubu olan genç Michael ebeveynlerinin de önayak olmasıyla küçük yaşta beyzbola başlar. Ailesinin tek gayesi çocuklarının takım sporlarının içinde yer alarak 70’lerde ABD’de artan ırkçılık eğiliminden en az hasar görmesidir. Arzu edilen olmaz ve Jordan yine ırkçı tabanlı saldırılara maruz kalır. Saçları ve kulaklarının büyüklüğü ile alay edilir. İlerleyen dönemde bir kez daha yollarının kesişeceği beyzbolu kısa sürede bırakmak zorunda kalır. “Burada olmak istemiyorum. Bunun ötesine geçmek istiyorum.” diyerek konuyu özetleyecek ve gerçek aşkı basketbola geri dönecekti.

Coğrafyamızda fazla ilgi çekmeyen hatta eğreti duran bir spor dalı beyzbol. Amerika ve Uzak Doğu’da ise aksine oldukça popüler. Peki Hollandalı Johan Cruyff’un beyzbolla ne alakası var diyeceksiniz. İşte cevabı… Genç Johan babası Hermanus Cornelis Cruyff’u 12 yaşında kalp krizinden kaybetti. Sonraki süreçte finansal olarak zorlanan Cruyff ailesi yaz dönemlerinde tatile gidecek ekonomik güçten yoksundu. Futbol sezonu da sona erince Cruyff’a yapabilecek tek bir şey kalıyordu o da beyzbol. Ajax bünyesinde gerçekleştirilen yaz kampında oldukça iyi performans sergilediğini ve 15 yaşına kadar Hollanda Milli Takımı’nda tutucu pozisyonunda oynadığını anlatır ‘Benim Oyunum’da. Beyzbolun ona kattıklarından ise şöyle bahseder:

“Beyzbol bana taktik sezgiyi, doğru karar alma ve kararı teknik açıdan iyi şekilde uygulamayı öğretti. Futbolun nasıl oynanması gerektiğine dair bakışımı yaratırken yıllar sonra bunları bir araya getirdim.”

*Farklı branşların iki efsane oyuncusu da çocukluk dönemlerinde bir süre beyzbol oynamış hatta bu sporu oldukça sevdiklerini ve kendilerine kattıklarından dolayı mutlu olduklarını her fırsatta dile getirmişlerdir.

Sponsorluk krizleri, benzer isyanlar, güç gösterisi…

Futbol ekonomisinin ergenliğine tekabül eden dönemlerde kulüplerin gelirleri oldukça kısıtlıydı ve değirmeni bir şekilde döndürmeleri gerekiyordu. 1974 Dünya Kupası öncesi Hollanda Futbol Federasyonu (KNVB) da bu amaçla Adidas ile forma sponsorluğu anlaşmasını duyurdu. Böylelikle federasyon, kendi ürettiği formaların giderinden kurtulacaktı. Peki federasyon bu eylemi hayata geçirirken, Adidas’ın rakibi Puma ile sponsorluk anlaşması imzalayan Johan Cruyff’a fikrini sordu mu? Tepki çok sert oldu. Firma yetkilileri ve KNVB orta yolu bulmak için Adidas’ın logosunda yer alan üç çizgiden birini söktü ve Cruyff’u formayı giymeye ikna etti. Yaşanan krizle ilgili Cruyff geçtiğimiz yıllarda yayımlanan otobiyografisinde, “Oyunculara haber verme gereği duymamışlardı çünkü federasyon formaları kendinin sanıyordu. İyi de formadan çıkan kelle benimki” diyerek eleştiride bulunacaktı.

Michael Jordan, Magic Johnson, Larry Bird başta olmak üzere Scottie Pippen, Charles Barkley, Patrick Ewing, John Stockton, Karl Malone, Clyde Drexler, Chris Mullin… Kulağa all-star için açıklanan isimler gibi geliyor fakat bu ekip Barcelona Olimpiyatları’nda altın madalyanın sahibi olan ABD Basketbol Takımı yani ‘Dream Team’in kadrosu. 4 yıl önce Seul’de yaşanan hayal kırıklığını onarmak için bir araya gelen yıldızlar topluluğu. ABD halkının yüzünü kara çıkarmayan ve emellerini gerçekleştiren bu isimler madalya töreni için podyuma çıktığında Jordan’ın sağ omuzundan aşağı uzanan bir ABD bayrağı göründü. Herkes bunu ülke sevgisi ve milliyetçilik zeminine oturturken kazın ayağı öyle değildi. Nike ile anlaşması bulunan Michael Jordan’ın asıl amacı milli takım eşofmanındaki üretici firma Reebok’ın logosunu perdelemek ve görünmesini engellemekti. Bunu da zekice bir hareketle, ne şiş yansın ne kebap tadında ülke bayrağı ile kamufle ederek gerçekleştirmişti. Bu hareket size de tanıdık geldi mi?

İki sporcu için de yaşadıkları bu benzer olaylar bir başkaldırı, isyan mahiyetindeydi. Üstelik sadece isimleri ve yetenekleriyle dünyanın önde gelen şirketlerine kafa tuttular. Bu güç gösterisinden başka bir şey değildi.

Devamı yarın yine bu köşede…

Kaynak: Yaşar Dündar / TRT SPOR 

Kazananların Anatomisi 2. Bölüm: Kısa Bir Mola 

Kazananların Anatomisi: Madalyonun Diğer Yüzü

10 Mayıs 2020 Pazar

Porto mali krizi aşmaya çalışıyor

Porto, koronavirüs salgınının yol açtığı mali krizle mücadele ediyor. Portekiz ekibi, yakın zamanda ödemesi gereken 100 milyon avro nedeniyle birçok oyuncusunu satmak için harekete geçti.

Porto kulübü, mali krizi aşmaya çalışıyor. Son yıllarda yüksek miktarda borçlanan Portekiz ekibi, koronavirüs salgınıyla ödeme güçlüğü yaşamaya başladı. 

Toplam borcu 250 milyon euroyu bulan Porto'nun iflasın eşiğine geldiği belirtiliyor.

Şampiyonlar Ligi'nde gruplara kalamadığı için büyük sıkıntı yaşayan Porto'nun ödemeler için Haziran sonuna kadar 100 milyon euroluk kaynak yaratmak zorunda olduğu belirtiliyor.

UEFA Finansal Fair Play kurallarına da uymayı hedefleyen Portekiz ekibinin başta Alex Telles olmak üzere birçok oyuncusuna bir an önce alıcı bulmak istediği kaydedildi. 

Kaynak: TRT SPOR

1 Mayıs 2020 Cuma

Marouane Fellaini, eski kulübüne borç verdi

Çin kulüplerinden Shandong Luneng Taishan'ın formasını giyen Belçikalı futbolcu Marouane Fellaini, ekonomik kriz yaşayan eski kulübü Standart Liege'e 3 milyon euro borç verdi.

Fellaini, eski kulübü Standard Liege'nin yardımına koştu. Deneyimli futbolcu, ekonomisi bozulduğu için amatör kümeye düşürülme tehlikesi yaşayan Standart Liege'e 3 milyon euro borç verdi.
10 şampiyonluğu bulunan Belçika kulübü, Nisan ayında Belçika Futbol Federasyonu'ndan profesyonel lisans alamamıştı.
Bu yüzden Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi'ne başvuran kırmızı-beyazlı kulübün, Fellaini ve diğer yatırımcıların desteği ile lisans alması bekleniyor.
Standart Liege, kariyerini Çin'de sürdüren Fellaini'nin dünya çapında bir oyuncu olmasını sağlamıştı. 32 yaşındaki futbolcu, 2006-2008 yılları arasında formasını giydiği Belçika kulübünden Everton'a transfer olmuştu.

Kaynak: TRT SPOR

Fellaini "kara gün dostu" çıktı

01 Mayıs 2020 Cuma 11:52 - Son Güncelleme 01 Mayıs 2020 Cuma 12:05
Çin kulüplerinden Shandong Luneng Taishan'ın formasını giyen Belçikalı futbolcu Marouane Fellaini, ekonomik kriz yaşayan eski kulübü Standart Liege'e 3 milyon euro borç verdi.
Fellaini, eski kulübü Standard Liege'nin yardımına koştu. Deneyimli futbolcu, ekonomisi bozulduğu için amatör kümeye düşürülme tehlikesi yaşayan Standart Liege'e 3 milyon euro borç verdi.
10 şampiyonluğu bulunan Belçika kulübü, Nisan ayında Belçika Futbol Federasyonu'ndan profesyonel lisans alamamıştı.
Bu yüzden Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi'ne başvuran kırmızı-beyazlı kulübün, Fellaini ve diğer yatırımcıların desteği ile lisans alması bekleniyor.
Standart Liege, kariyerini Çin'de sürdüren Fellaini'nin dünya çapında bir oyuncu olmasını sağlamıştı. 32 yaşındaki futbolcu, 2006-2008 yılları arasında formasını giydiği Belçika kulübünden Everton'a transfer olmuştu.
Kaynak: TRT SPOR

15 Nisan 2020 Çarşamba

Yayıncı kuruluştan ödeme açıklaması

Digiturk, Kulüpler Birliği Vakfı'nın Kovid-19 salgını sürecinde taraftarlara ve futbol ekosisteminin tüm paydaşlarına yönelik yaptığı dayanışma çağrısının memnuniyetle karşılandığını duyurdu.

Digiturk'ten yapılan açıklamada, Türk futboluna verilen desteğin her zaman süreceği belirtilerek, "Digiturk, dünya genelinde bazı yayıncılar naklen yayın lisans anlaşmalarını feshetmeye karar verirken bu tür bir adım atmamış, sadece ödemelerini geçici bir süre için dondurmuştur. İddia edildiği üzere sözleşme çerçevesinde ödemelerin eksik yapılması söz konusu olmadığı gibi, Digiturk'ün sezon başından beri yaptığı ödemeler oynanmış olan tüm karşılaşmaları kapsamaktadır. Türk futboluna olan bağlılığımız her şekilde devam edecek ve 2019-2020 sezonunun nasıl tamamlanacağına ilişkin koşullar netleşir netleşmez, yeni ödeme takvimi de belli olacaktır." ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, bu zorlu süreçte abonelerin önceliklerinin ilk sırada yer aldığı vurgulanarak, şu görüşlere yer verildi:
"Abonelerimizle olan dayanışmanın bir göstergesi olarak, özellikle Süper Lig karşılaşmalarına ara verilmesi nedeniyle ortaya çıkan operasyonel zorluklara rağmen Digiturk, spor ve eğlence kanallarının yayınlarına devam etmesini sağlamak için büyük çaba harcamaktadır. Bu süreçte abonelerini öncelikleri arasında birinci sıraya koyarak onlara, spor paketi üyeliğini dondurma hakkı, daha fazla eğlence içeriğine ve beIN CONNECT'e ücretsiz erişim gibi çok çeşitli imkanlar sunmuştur."
Digiturk'ün Kulüpler Birliği Vakfı ile her zaman görüşmeye açık olduğu aktarılarak, şunlar kaydedildi:
"Digiturk'ün naklen yayın lisans sözleşmesine ilişkin unsurları kulüplerle veya Kulüpler Birliği ile doğrudan görüşmek gibi bir yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bununla beraber, ödemelerin oynanmış olan karşılaşmalara göre yapılması da Digiturk ile TFF arasında görüşülmüş bir konudur. Medya üzerinden dolaylı iletişim yerine Digiturk, tüm sorularını yanıtlamak üzere Kulüpler Birliği ile her zaman görüşmeye açıktır."

14 Nisan 2020 Salı

"Bu yayıncı kuruluşun sınıfta kalma-geçme meselesidir"

Kayserispor Asbaşkanı Mustafa Tokgöz, yayıncı kuruluşun kulüplere gerçekleştirmesi gereken ödememeleri durdurmasıyla ilgili olarak, "Biz zamanında kulüpler olarak nasıl onlara destek verdiysek şimdi de onlar bize destek vermeli" dedi.

Hes Kablo Kayserispor Asbaşkanı Mustafa Tokgöz, kulüplere yapması gereken ödemeleri durduran yayıncı kuruluş hakkında açıklamalarda bulundu.
Korona virüs nedeniyle liglere ara verilmesi nedeniyle zor bir süreçten geçildiğini dile getirerek sözlerine başlayan Tokgöz, "Sıkıntılı dönemde tüm ticari anlaşmaların tekrar düşünüleceği bir süreç. Fedakarlık yapan büyük kuruluşlar rüşdünü ispat edecek, bir kez daha güvenilirlik kazanacak. Bu sınıfta kalma - geçme meselesi. Bugün fedakarlık yapan herkes yarın fedakarlık yapılmayı hak eder. Kalıcı olan bu ligdir" ifadelerini kullandı.
"Zamanında yapılan iyilikler unutulmamalı"
Tokgöz, geçtiğimiz sene yayın ihalesinde kulüpler olarak yayıncı kuruluşa gerekli kolaylığı sağladıklarını da hatırlatarak, "Bizim beklentimiz yayıncı kuruluşun fedakarlık yapması bu zor günlerde. Zamanında yapılan iyilikler unutulmamalı. Biz zamanında kulüpler olarak nasıl onlara destek verdiysek şimdi de onlar bize destek vermeli. Bu, yayıncı kuruluşun sınıfta kalma - geçme meselesidir" şeklinde konuştu.
"Her şey sil baştan yeniden düşünülür"
Gelecek sezon için yeni yayıncı kuruluş alternatifleri üzerinde durulabileceğini de işaret eden Mustafa Tokgöz, "Değerlendirilir ama burada önemli olan bu zor günlerde fedakarlık yapılması, gerekenin gerektiği gibi hareket etmesi. Eğer bu yapılmazsa her şey sil baştan yeniden düşünülür" diye konuştu.
Kaynak: İHA

Ali Çetin'den yayıncı kuruluşa tepki

Denizlispor Kulübü Başkanı Ali Çetin, "Yayıncı kuruluş beIN Sports'un kulüplere yaptığı ödemeleri durdurma kararını doğru bulmuyoruz. Bunların niyetinin iyi olduğunu düşünmüyorum." dedi.

Çetin, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Süper Lig maçlarının yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı alınan tedbirler kapsamında ertelenmesinin tüm takımların bütçesini olumsuz etkilediğini söyledi.
Bu süreçte desteğe ihtiyaçları olduğunu dile getiren Çetin, şöyle konuştu:
"Yayıncı kuruluş beIN Sports'un kulüplere yaptığı ödemeleri durdurma kararını doğru bulmuyoruz. Bunların niyetinin iyi olduğunu düşünmüyorum. Bu kriz ortamında aslında destek olacakları zaman hala daha kulüplerin paçasından aşağı asılmaya çalışıyorlar. Geçen yıl bunlara iyi niyet göstergesi olarak çok ciddi bir miktarda indirim yaptık. Doları 5,80'e sabitlemiştik. Şu anda doların durumu belli ve buradan yüzde 25'lik kaybımız var. Önümüzdeki yıllar için bizim alternatife hızlı bir şekilde bakmamız lazım."
Denizlispor'un futbolculara 2 aylık bir borcunun bulunduğunu aktaran Çetin, maçların oynanmadığı dönemde bu meblağın daha da birikeceğine işaret etti.
Toplam borçlarının 50 milyon liraya çıktığını kaydeden Çetin, "Dayanmaya çalışıyoruz ama dayanmakla olmuyor. Önümüzde bir gelir olması lazım ki biz bu borçları ödeyebilelim. Onun için beIN Sports'un yaptığı nankörlük. Bunlar mart ayında oynanmış 3 maçın parasını da vermediler. Yayıncı kuruluşun gözden geçirilmesini istiyoruz. Türk futbolu ve tüm kulüpler, beIN Sports'tan büyük." değerlendirmesinde bulundu.
Ali Çetin, takımı 27 Nisan'a kadar toplamayı düşündüklerini sözlerine ekledi.
Kaynak: AA

Adil Gevrek: "Yayıncı kuruluş inşallah yanlıştan döner"

BtcTurk Yeni Malatyaspor Başkanı Adil Gevrek, ödemeleri durduran yayıncı kuruluş ile ilgili olarak "Yayıncı kuruluş bu yanlıştan inşallah döner" dedi.

Yeni Malatyaspor Başkanı Adil Gevrek, koronavirüs salgını döneminde kulüplerin mali durumu ve yayıncı kuruluş hakkında açıklamalarda bulundu.
Başkan Gevrek, yayıncı kuruluşun kulüplere yaptığı ödemeleri durdurmasıyla ilgili olarak, "Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada şu an bu sıkıntı var. Ülkemizde de kulüpler bu dönemde ortalama olarak yüzde 30 zarar gördü. Mali işler ile ilgili bir ekip çalışarak, bu sonucu ortaya çıkarttı. Bazı kulüpler yüzde 30 üzeri zarar etti. Onları da ayrı bir şekilde değerlendireceğiz. Tüm bunlarla ilgili yapılacak bir şey var; o da adaletli bir şekilde indirime gitmek" şeklinde konuştu.
"Yayıncı kuruluş yanlıştan inşallah döner"
Daha önce 18 kulübün yayıncı kuruluş ödemelerinde indirime gittiğini hatırlatan Başkan Gevrek, "Yayıncı kuruluş ödemelerinde biz bir indirime gitmiştik. Bu bizim iyi niyetimiz. Bizim iş ortağımız ve iş ortağımızın da zarar ettiğini konuşarak, bir iyileştirme yapmıştık. Bu süreçte şu anda geçmişle alakalı borç olması beni üzdü. Bu durumu doğru görmediğimiz için böyle bir açıklamaya gerek duyduk. Bu yanlıştan inşallah dönerler. Bu oturup konuşulabilir bir durum, ‘ödeneği kesiyorum’ demesi yanlış” ifadelerini kullandı.
"Futbolcularımızla indirimi görüşeceğiz"
Başkan Gevrek, 'futbolcu maaşlarında indirime gitme düşünceniz var mı' sorusuna işe şu yanıtı verdi:
"Tabii ki var. Oyuncularımızla oturup konuşacağız. Adaletli ve haklı bir şekilde böyle bir indirimi futbolcularımızla görüşeceğiz."
Kaynak: İHA