Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!
2025 Turkcell Süper Kupa final maçında Fenerbahçe, Galatasaray'ı 2-0 mağlup ederek kupanın sahibi oldu.
Galatasaray'ı 2-0 yenen Fenerbahçe, Turkcell Süper Kupa'nın sahibi oldu
Turkcell Süper Kupa finalinde Galatasaray ile Fenerbahçe kozlarını paylaştı.
Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynanan dev kapışmayı Halil Umut Meler yönetti.
Karşılaşmanın 28. dakikasında Fenerbahçe'nin yeni transferi Guendouzi attığı gol ile sarı lacivertlileri finalde 1-0 öne geçirdi. İlk yarı bu skorla tamamlandı. İkinci yarının 48. dakikasında Ostervolde ile farkı ikiye çıkaran Fenerbahçe kalan dakikalarda üstünlüğünü koruyarak kupanın sahibi oldu.
Fenerbahçe Teknik Direktörü Domenico Tedesco, sarı-lacivertlilerin başında ilk kupasını kazandı.
Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda oynanan Turkcell Süper Kupa finalini 58 bin 397 taraftar takip etti.Galatasaray Atatürk Olimpiyat Stadı'nda üst üste ikinci kez kaybetti
Galatasaray, Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapılan üst üste ikinci Turkcell Süper Kupa finalinde de kazanamadı.
2024 Süper Kupa'da aynı statta Beşiktaş'a 5-0 mağlup olan sarı-kırmızılı ekip, 2024-2025 sezonu için yapılan mücadelede Fenerbahçe'ye 2-0 yenildi. Fenerbahçe Süper Kupa'yı 4. kez kazandı
Fenerbahçe, Süper Kupa'yı 4. kez kazanma başarısı gösterdi.
2006 yılından bu yana oynanan Süper Kupa'yı ilk kez 2007 yılında müzesine götüren sarı-lacivertliler, ardından 2009 ve 2014'te de kupayı kazanmıştı.
Fenerbahçe, 2014'ten sonra ilk kez bu kupayı kazanırken, toplamda 4. kez mutlu sona ulaştı.
Guendouzi ilk maçında golle tanıştı
Fenerbahçe'nin yeni transferi Matteo Guendouzi, sarı-lacivertli formayla ilk maçında gol attı.
Fransız oyuncu, müsabakanın 28. dakikasında takımının ilk golünü kaydetti. Saran, futbolda ilk kupasını kazandı
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Sadettin Saran, erkek futbol branşında ilk kupasını kazandı.
Kulüpte 21 Eylül 2025'te başkanlığa seçilen Saran, 4 aya yakın bir sürede ilk kupasını elde etti.
MAÇTAN DAKİKALAR
4. dakikada Fenerbahçe etkili geldi. Galatasaray defansının uzaklaştırmak istediği meşin yuvarlak Duran'da kaldı. Bu futbolcunun ceza sahası sol çaprazından sert şutunda, kaleci Günay uzanarak topu kornere gönderdi.
6. dakikada Yunus Akgün'ün pasında sağdan ceza sahasına giren Barış Alper Yılmaz'ın çaprazdan sert şutunda, kaleci Ederson topu kontrol etti.
24. dakikada Galatasaray gole yaklaştı. Sane, soldan kazanılan serbest atışta arka direğe ortaladı. Boş pozisyondaki Icardi'nin kafa vuruşunda Ederson'dan dönen topu yakın mesafeden Davinson Sanchez tamamladı ancak meşin yuvarlak üstten dışarı çıktı.
28. dakikada Fenerbahçe 1-0 öne geçti. Asensio'nun soldan ortasında savunmanın uzaklaştırmak istediği topu kapan Levent Mercan, pasını Guendouzi'ye aktardı. Fransız futbolcu, ceza yayı önünden yerden sert bir vuruşla meşin yuvarlağı kaleci Günay'ın sağından filelere gönderdi.
44. dakikada sağ kanatta topla buluşan Musaba'nın ceza sahasına ortasında Abdülkerim Bardakcı'dan seken meşin yuvarlak soldan atağa katılan Levent Mercan'da kaldı. Bu futbolcunun sert şutunda, kaleci Günay gole izin vermedi.
Karşılaşmanın ilk yarısı Fenerbahçe'nin 1-0 üstünlüğüyle sonuçlandı.
47. dakikada Musaba'nın pasında sağ kanatta topla buluşan Asensio'nun çaprazdan sert şutunda, Torreira'ya çarpan top az farkla yandan kornere gitti.
48. dakikada Fenerbahçe farkı 2'ye çıkardı. Soldan kazanılan korner atışında Asensio, ön direğe ortaladı. Bu noktaya hareketlenen Oosterwolde'nin kaleye sırtı dönük şekilde yaptığı vole vuruşta top ağlarla buluştu: 0-2.
59. dakikada orta sahada topla buluşan Torreira uzaktan çok sert vurdu ancak meşin yuvarlak az farkla yandan auta çıktı.
75. dakikada Asensio'yla verkaç yaparak savunmanın arkasına sarkan Talisca kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda vuruşunu yaptı, Günay'dan seken topu savunma uzaklaştırmayı başardı.
Karşılaşmadan 2-0 galip ayrılan Fenerbahçe, kupanın sahibi oldu.
Stat: Atatürk Olimpiyat
Hakemler: Halil Umut Meler, İbrahim Çağlar Uyarcan, Abdullah Bora Özkara
Turkcell Süper Kupa yarı final maçında Fenerbahçe, Samsunspor'u 2-0 mağlup etti ve adını finale yazdırdı.
Turkcell Süper Kupa yarı final maçında Fenerbahçe, Samsunspor ile karşılaştı. Fenerbahçe, Yeni Adana Stadyumu'nda oynanan maçı 2-0'lık skorla kazandı.
Fenerbahçe'ye galibiyeti getiren golleri 4. dakikada Kerem Aktürkoğlu ve ve 67. dakikada Jhon Duran attı.
Fenerbahçe'nin Samsunspor'dan kadrosuna kattığı yeni transferi Anthony Musaba, karşılaşmaya ilk 11'de başladı. Hollandalı futbolcu, Fenerbahçe'nin iki golünde de asisti yapan isim oldu.
Samsunspor, Antoine Makoumbou'nun 77. dakikada doğrudan kırmızı kart görmesinin ardından mücadeleyi 10 kişi tamamladı.
Bu sonucun ardından Fenerbahçe, Turkcell Süper Kupa'da finale yükseldi.
Turkcell Süper Kupa'nın finalinde Fenerbahçe ile Galatasaray karşı karşıya gelecek. İki ezeli rakip arasındaki derbi, 10 Ocak Cumartesi günü Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda oynanacak.
MAÇTAN DAKİKALAR
4. dakikada
Fenerbahçe öne geçti. Sağdan ceza sahasına hareketlenen ve Asensio'nun
ara pasıyla topla buluşan Musaba'nın yerden ortasında Duran'ın
ıskaladığı meşin yuvarlağı penaltı noktasının üzerinde Kerem Aktürkoğlu,
filelere gönderdi: 1-0
24. dakikada Tomasson'un ceza
sahası dışından gelişine yaptığı vole vuruşunda, kaleci Ederson meşin
yuvarlağı son anda kornere çeldi.
25. dakikada orta sahada aldığı
topla hareketlenen ve 2 rakibinden sıyrılan Musaba'nın ceza sahası
dışından şutunda, kaleci meşin yuvarlağı kornere uzaklaştırdı.
35. dakikada Asensio'nun pasında ceza sahası dışında topla buluşan
Duran'ın kaleyi cepheden gören noktadan sert şutunda, Okan'ın çeldiği
top üst direkten oyun alanına döndü.
40. dakikada Fenerbahçe bir
kez daha gole çok yaklaştı. Bartuğ'un pasında ceza sahası dışında topu
kontrol eden Asensio'nun uzak direğe kavisli şutunda, meşin yuvarlak üst
ve yan direğin birleştiği noktadan oyun alanına döndü.
İlk yarı, Fenerbahçe'nin 1-0 üstünlüğüyle tamamlandı.
67.
dakikada Fenerbahçe farkı 2'ye çıkardı. Musaba, sağdan ceza sahası
içinde kontrol ettiği topu altıpas içinde müsait durumda bulunan Duran'a
aktardı. Duran, meşin yuvarlağı müsait durumda tek dokunuşla filelerle
buluşturdu: 2-0
Maç Özeti | Galatasaray - Trabzonspor | Turkcell Süper Kupa Yarı Final
Süper Kupa yarı finalinde Galatasaray, Gaziantep Büyükşehir Belediye Stadyumu'nda karşı karşıya geldiği Trabzonspor'u 4-1 mağlup etti ve adını finale yazdırdı. Sarı-kırmızılı takıma galibiyeti getiren goller ise Barış Alper Yılmaz, Eren Elmalı, Yunus Akgün ve Mauro Icardi'den gelirken Trabzonspor'un tek golü Felipe Augusto kaydetti. Galatasaray'ın rakibi Fenerbahçe-Samsunspor karşılaşmasının ardından belli olacak.
Turkcell Süper Kupa yarı finalinde Galatasaray Trabzonspor'u 4-1 yenerek adını finale yazdırdı.
Turkcell Süper Kupa yarı final mücadelesinde Galatasaray ile Trabzonspor, Gaziantep'te karşı karşıya geldi. Gaziantep Büyükşehir Stadyumu'nda oynanan maçı Galatasaray, 4-1'lik skorla kazandı.
Galatasaray'a galibiyeti getiren golleri 38. dakikada Barış Alper Yılmaz, 45+2. dakikada Eren Elmalı, 64. dakikada Yunus Akgün ve 81. dakikada Mauro Icardi attı.
Trabzonspor'un tek golünü 55. dakikada Felipe Augusto kaydetti.
Bu sonucun ardından Galatasaray, Süper Kupa'da finale yükselen ilk takım oldu.
Müsabakanın galibi Galatasaray, yarın akşam Fenerbahçe ile Samsunspor arasında oynanacak olan diğer yarı final eşleşmesinin galibi ile 10 Ocak Cumartesi günü saat 20.30'da Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda Turkcell Süper Kupa 2025'in finalinde karşılaşacak.
MAÇTAN DAKİKALAR
9. dakikada sağ
kanattan ceza sahasına giren Sane'nin gönderdiği pasta top kaleci
Onana'nın müdahalesiyle Sara'nın önünde kaldı. Bu oyuncunun yaptığı kafa
vuruşunda, meşin yuvarlak kaleci Onana'da kaldı.
18. dakikada
sağ kanattan korneri kullanan Ozan Tufan'ın pasıyla topla buluşan
Zubkov'un sert vuruşunda, meşin yuvarlak yan direğe de çarparak auta
gitti.
19. dakikada Sara'nın ceza yayı dışından savunma arkasına
gönderdiği topla buluşan Barış Alper Yılmaz'ın vuruşunda, meşin yuvarlak
auta gitti.
25. dakikada Sallai'nin sağ çaprazdan vuruşunda, topu kaleci Onana kornere gönderdi.
38.
dakikada Sane'nin pasıyla sağ kanatta topla buluşan Sallai'nin
bekletmeden arka direğe yaptığı ortada Barış Alper Yılmaz, topu gelişine
bir vuruşla ağlarla buluşturdu: 1-0
45+1. dakikada sağdan ceza sahasına giren Sane'nin vuruşunda, top kaleci Onana'da kaldı.
45+2.
dakikada Sallai'nin pasıyla sağ çaprazda topla buluşan Yunus Akgün,
meşin yuvarlağı ceza yayı üzerinde müsait durumdaki Icardi ile
buluşturdu. Icardi'nin savunma arkasına gönderdiği topla buluşan Eren
Elmalı'nın vuruşunda, meşin yuvarlak kaleci Onana'nın müdahalesine
rağmen filelerle buluştu: 2-0
Karşılaşmanın ilk yarısı sarı-kırmızılıların 2-0 üstünlüğüyle sona erdi.
48. dakikada Uğurcan Çakır'ın ceza sahasından gönderdiği uzun pasla
topla buluşan Barış Alper Yılmaz'ın aşırtma kafa vuruşunda, yan direğe
çarpan meşin yuvarlağı kale çizgisinde Onana kontrol etti.
55.
dakikada Trabzonspor farkı 1'e indirdi. Olaigbe'nin sol çaprazdan
gönderdiği pasta ön direğe koşu yapan Augusto'nun plase vuruşunda, meşin
yuvarlak ağlara gitti: 2-1
62. dakikada Zubkov'un sağ
çaprazdan gönderdiği pasla buluşan Augusto'nun bekletmeden arka direğe
gönderdiği meşin yuvarlağa Olaigbe'nin vuruşunda, top yandan auta çıktı.
64.
dakikada Galatasaray farkı tekrar 2'ye çıkardı. Barış Alper Yılmaz'ın
ceza yayı üzerinden gönderdiği topla buluşan Sane'nin rakiplerini
eksilterek ceza sahasından gönderdiği topla buluşan Yunus Akgün'ün
şutunda, meşin yuvarlak kaleci Onana'nın müdahalesine rağmen filelerle
buluştu: 3-1
81. dakikada sarı-kırmızılılar
farkı 3'e çıkardı. Kazımcan Karataş'ın sol çaprazdan ortasında ceza
sahasında topla buluşan Icardi, meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 4-1
82. dakikada Sara'nın orta sahadan gönderdiği topla buluşan Icardi'nin
yaptığı vuruşta, kaleci Onana meşin yuvarlağı uzaklaştırdı.
90+1.
dakikada Sara'nın sol çaprazdan kullandığı serbest vuruşta ceza
sahasında iyi yükselen Abdülkerim Bardakcı'nın kafa vuruşunda, top
üstten auta çıktı.
Karşılaşma, sarı-kırmızılıların 4-1 üstünlüğüyle sona erdi.
Trendyol Süper Lig'de ve Türkiye Kupası'nda sezonun sona ermesiyle birlikte Süper Kupa'da eşleşmeler belli oldu.
Yeni Süper Kupa formatına göre müsabakalar tarafsız saha veya sahalarda
tek maç eleme usulüne göre oynanacak olup, yarı finalde lig şampiyonu
ile kupa finalisti, kupa şampiyonu ile de lig ikincisi eşleşecek ve
kazanan takımlar final müsabakası oynamaya hak kazanacak.
Bu sezon Galatasaray'ın
ligde şampiyon olması ve Ziraat Türkiye Kupası'nı kazanmasından dolayı,
ligi üçüncü sırada bitiren Samsunspor, Süper Kupa müsabakalarına
katılacak son takım oldu.
İŞTE EŞLEŞMELER
Galatasaray-Trabzonspor Fenerbahçe-Samsunspor
Yeni formatla birlikte Süper Kupa 2025 müsabakaları, 2026 Ocak ayında
oynanacak. Müsabakalar, tarafsız sahalarda tek maç eleme usulüyle
düzenlenecek.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Turkcell Süper Kupa 2025 müsabakalarının 4 takımla oynanacağını duyurdu.
TFF'den yapılan açıklamada, organizasyonun 4 takımla, tarafsız sahada ve tek maç eleme usulüne göre yapılacağı belirtildi.
Açıklamada yarı final müsabakalarında lig şampiyonu ile Türkiye Kupası finalistinin, Türkiye Kupası şampiyonuyla da lig ikincisinin eşleşeceği ifade edildi.
TFF, Galatasaray'ın hem ligi ilk 2 sırada bitirmeyi garantilemiş olması hem de Ziraat Türkiye Kupası'nda finale yükselmesinden dolayı Trendyol Süper Lig'i 3. sırada tamamlayacak ekibin de organizasyonda yer alacağını kaydetti.
Federasyon, takımların sezon öncesinde oynayacağı UEFA eleme maçlarının göz önüne alınarak Turkcell Süper Kupa müsabakalarının 2026 yılının ocak ayında yapılacağını duyurdu.
Turkcell Süper Kupa'da lig sıralaması ve kupa finalinde alınacak sonuçlar doğrultusunda eşleşmeler şu şekilde olacak: Lig şampiyonu ile kupa şampiyonunun aynı takım olması halinde:
Lig şampiyonu ile kupa finalisti,
Lig ikincisi ile lig üçüncüsü,
Lig şampiyonu ile kupa finalistinin aynı takım olması halinde:
Lig şampiyonu ile lig üçüncüsü,
Kupa şampiyonu ile lig ikincisi,
Lig ikincisi ile kupa şampiyonunun aynı takım olması halinde:
Lig şampiyonu ile kupa finalisti,
Kupa şampiyonu ile lig üçüncüsü,
Lig ikincisi ile kupa finalistinin aynı takım olması halinde:
Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynanan Turkcell Süper Kupa 2024 müsabakasında rakibi Galatasaray'ı 5-0 mağlup eden Beşiktaş, kupanın sahibi oldu.
TFF'nin 2006'dan bu yana düzenlediği ve eski Cumhurbaşkanlığı Kupası formatında oynanan organizasyon, geçen sezonun Süper Lig şampiyonu Galatasaray ile Ziraat Türkiye Kupası kazananı Beşiktaş arasında oynandı.
Trendyol Süper Lig şampiyonu Galatasaray, ile Ziraat Türkiye Kupası sahibi Beşiktaş, 18. kez düzenlenen Turkcell Süper Kupa maçında karşı karşıya geldi. Atatürk Olimpiyat Stadı'nda oynanan maçtan 5-0 galip ayrılan Beşiktaş, Süper Kupa'nın sahibi oldu.
Beşiktaş'a 'a kupayı getiren golleri, ikincisi penaltıdan olmak üzere 1. ve 80 dakikalarda Ciro Immobile, 53. dakikada Jonas Svensson, 90+1. dakikada Rafa Silva ve 90+2. dakikada Mustafa Hekimoğlu attı.
Galatasaray'dan Victor Nelsson, Mustafa Hekimoğlu'na yaptığı faulün ardından 87. dakikada kırmızı kart gördü ve takımını 10 kişi bıraktı.
Bu sonucun ardından Beşiktaş, 18. Süper Kupa'yı kazanan takım oldu. Siyah beyazlı takım, Turkcell Süper Kupa'yı 3. kez müzesine götürmeyi başladı. IMMOBILE İLK MAÇINDA REKOR KIRDI
Beşiktaş'ın yeni transferi Ciro Immobile, ilk resmi maçında Galatasaray'ın Arjantinli yıldızı Mauro Icardi'ye ait rekoru kırdı.
Müsabakanın 23. saniyesinde sahneye çıkarak fileleri havalandıran Immobile, Beşiktaş'taki kariyerine golle başladı ve Mauro Icardi'nin 50. saniyedeki rekorunu kırdı.
Beşiktaş, yeni teknik direktörü Giovanni van Bronckhorst ve kadrosuna kattığı oyuncularla yeni sezona taraftarına kupa hediye ederek başladı.
Beşiktaş gelecek hafta başlayacak olan Süper Lig'in ilk haftasında Samsunspor deplasmanına gidecek. Galatasaray ise sahasında Hatayspor'u ağırlayacak.
MAÇTAN DAKİKALAR
Beşiktaş, maçın ilk dakikasında öne
geçti. Svensson'un ileri şişirdiği topu savunmadaki Nelsson sektirince
araya Immobile girdi. Kaleciyle karşı karşıya kalan İtalyan golcü, 21.
saniyede meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 0-1.
23. dakikada
Rafa Silva'nın sağ taraftan kullandığı kornerde penaltı noktasında topla
buluşan Al Musrati'nin vuruşunda, meşin yuvarlak üstten auta çıktı.
34.
dakikada Köhn'ün pasında ceza sahası dışı sol çaprazında topla buluşan
Kerem Aktürkoğlu, meşin yuvarlağı ceza yayında bulunan Mertens'e
aktardı. Belçikalı oyuncunun pasında ceza sahası içi sağ çaprazında
topla buluşan Ziyech, şutunu çekti ancak meşin yuvarlak Colley'den
sekerek taca gitti.
45+1. dakikada Rafa Silva'nın sağdan
ortasında topla buluşan Immobile, ceza sahası içi sol çaprazından
bekletmeden şutunu çekti. Meşin yuvarlak bu pozisyonda üstten auta
gitti.
49. dakikada orta
sahada aldığı topu derinlemesine Barış Alper Yılmaz'a atan Batshuayi,
koşusuna devam etti. Ceza sahası içi sol kanatta meşin yuvarlağı kontrol
eden Barış, iki rakibine rağmen pasını yay içinde Batshuayi'ye çıkardı.
Bu oyuncunun vuruşunda kaleci Mert, ayaklarıyla topu kornere çeldi.
53.
dakikada Beşiktaş farkı ikiye çıkardı. Gedson Fernandes'in pasında sağ
kanatta topla buluşan Rashica, ceza sahası içine doğru orta açtı.
Abdülkerim Bardakcı'dan seken topu önünde bulan Svensson, altıpas
çizgisi önünde şutunu çekti ve fileleri sarstı: 0-2.
59. dakikada
Gedson Fernandes'in pasında topla buluşan Rashica'nın ceza sahası içi
sağ çaprazından şutunda, kaleci Muslera topu çeldi.
63. dakikada
Gedson Fernandes'in pasında topla buluşan Rafa Silva'nın ceza sahası içi
sağ çaprazından şutunda, kaleci Muslera iki hamlede topu kontrol etti.
81.
dakikada Beşiktaş penaltıdan golü buldu. Immobile'nin pasında ceza
sahası içi sol çaprazında topla buluşan Gedson Fernandes, Abdülkerim
Bardakcı'nın müdahalesi sonrası yerde kalınca hakem penaltı noktasını
gösterdi.
Aynı dakika içinde penaltı atışını kullanan Immobile, meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu: 0-3.
90+1.
dakikada Beşiktaş farkı dörde çıkardı. Onur Bulut'un pasında topla
buluşan Salih Uçan pasında, Rafa Silva penaltı noktasında dokunduğu
meşin yuvarlağı filelere gönderdi: 0-4
90+2. dakikada Beşiktaş 5.
golü attı. Rafa Silva'nın pasında topla buluşan Mustafa Hekimoğlu, ceza
sahası içi sol çaprazından yaptığı vuruşla fileleri sarstı: 0-5.
Stat: Atatürk Olimpiyat
Hakemler: Atilla Karaoğlan, Abdullah Bora Özkara, Volkan Ahmet Narinç
TFF, Türkiye Kupası ve Süper Kupa'nın yeni formatlarla oynanacağını açıkladı.
TFF'den yapılan açıklamada Türkiye Kupası'nın grup formatına döneceğini, Süper Kupa'nın ise gelecek sezondan itibaren Süper
Kupa 2024-2025 Sezonu Süper Lig Şampiyonu ile Süper Lig İkincisi ve
Türkiye Kupası Şampiyonu ile Türkiye Kupası Finalisti 'nin katılacağı
dörtlü final şeklinde oynanacağını açıkladı.
İşte TFF'den yapılan açıklama;
"Türkiye Kupası ve Süper Kupa, önümüzdeki sezon da Turkuvaz Medya Grubu
kanalları tarafından yayınlanacak. 13 yıldır Türkiye Kupası ve Süper
Kupa'nın yayıncısı olan Turkuvaz Medya Grubu, yenilen formatıyla ilk kez
yapılacak iki organizasyonu her zamanki gibi şifresiz olarak
futbolseverlere ulaştıracak.
Yayın geliri 3 katına çıkarıldı
Türkiye
Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi ve TFF Yönetim Kurulu ile
Turkuvaz Medya Grubu arasında yapılan görüşmeler sonucunda Türkiye
Kupası ve Süper Kupa yayınlarını içeren anlaşma yayın geliri 3 katına
çıkartılarak bir yıl daha uzatıldı. Süper Lig ve 1. Lig yayın gelirinin
2,5 katına çıkartılmasından sonra Türkiye Kupası ve Süper Kupa yayın
gelirinin de 3 katına çıkartılmasıyla Türkiye Kupası'na katılacak ve
Süper Kupa maçını oynayacak kulüpler 2024-2025 Sezonunda önceki sezona
göre üç kat daha fazla kazanç elde edecekler.
Türkiye Kupası yeni formatı ile oynanacak
Türkiye
Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu, 2024-2025 sezonunda Türkiye
Kupası'nın yeni formatı ile oynanmasına karar verdi. Sezon başında
Şampiyonlar Ligi'nin formatını hazırlayan Hypercube firmasının yaptığı
değer artırıcı çalışma sonrasında TFF Yönetim Kurulu'na sunduğu rapor
ile şekillenen yeni format eleme turları, grup müsabakaları ve final
aşamalarından oluşacak.
1) Eleme ve final
aşamaları tek maç eleme usulüne göre oynanacak. Grup müsabakaları ise 24
takımın katılımı ile 6 takımlı 4 grupta, önümüzdeki sezon Şampiyonlar
Ligi'nde de uygulanacak olan Swiss Sistem'e göre oynanacak. Mevcut
statüdeki eleme turlarında seri başı takımın kendi sahasında oynaması
kuralı ise yeni statüde uygulanmayacak.
Grup uygulamasına geçiliyor
2)
Yeni formatta; gruplara katılım hakkı elde edecek 24 takım lig ve
başarı sırasına göre sıralanarak 3 torbaya ayrılacak. Her torbadan 2'şer
takım olmak üzere 6 takım bir grubu oluşturacak. Grup içerisinde yer
alan her takım A, B ve C torbasından 1'er takım ile olmak üzere toplam 3
maç yapacak. Grup müsabakaları sonucunda ilk 2 sırada yer alan takımlar
çeyrek finale yükselecek.
3) Önümüzdeki sezon
ülkemizi UEFA kupalarında temsil edecek 5 takım doğrudan grup
müsabakalarına katılacak. Diğer 19 takım ise eleme turları sonrasında
grupta yer alma hakkı elde edecek.
Süper Kupa da yeni formatı ile oynanacak
2023-2024
Süper Kupası Süper Lig Şampiyonu ile Türkiye Kupası Şampiyonu arasında
oynanacak. Sonraki sezonlardan itibaren ise Süper Kupa yeni formatıyla
oynanacak. Yeni formata göre Süper Kupa 2024-2025 Sezonu Süper Lig
Şampiyonu ile Süper Lig İkincisi ve Türkiye Kupası Şampiyonu ile Türkiye
Kupası Finalisti 'nin katılacağı dörtlü final şeklinde oynanacak."
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç, 18 Temmuz 2024 tarihinde yapılacak
seçimli mali genel kurul tarihinin öne çekilmesi talebiyle toplanan
imzalar ve TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi ile ilgili konuştu.
TÜRKİYE’DEKİ FUTBOL SEKTÖRÜ SON DERECE KİNDAR VE ÇOK KOLAY YALAN SÖYLEYEN BİR İNSANIN ELİNDE
"Hoş geldiniz, hepiniz teşekkür ederiz. Şahsım ve yönetim kurulum adına
teşekkür ederim. Çok hızlı gidelim, hızlı bitirelim. Benim
söyleyeceklerimden daha önemlisi sizin bana bu konuyla ilgili
soracaklarınız. Şimdi durup-dururken imza süreci başlamadı. İmza
toplanma ihtiyacı durup-dururken oluşmadı. Herkes memnun, mesut, dünya
tozpembe, kimse şikayet etmiyor, boş vaktimiz var, çıkıp imza toplayalım
denilmedi, niye imza toplandı önce ona bir gelelim çünkü bugün bu
toplantının sonunda buradan ayrılırken aslında dinamik bir dünyada
yaşıyoruz onu anlayacağız ama olağanüstü bir kişi ile muhatap
olduğumuzu, milyonların maç skorlarına ve hafta sonu skorlarına göre
bütün haftasını etkilediği futbol sektörünün nasıl son derece ilginç,
garip, kindar ve son derece kolay yani anı kurtarmak için yalan söyleyen
bir insanın elinde olduğunu sizlere anlatmaya çalışacağım. Biz de
bıktık, devamlı kendimizi müdafaa etmekten. Riyad’da ihaleyi bize
çıkardılar, şimdi yine yapıyorlar o yüzden en sert cevabı burada
mecburen istemeyerek vermek zorundayım. İster istemez de onlar siyaseti
karıştırdıkları için ben de siyasete değinmek zorundayım.
Hemen başlayalım. Niye biz Kulüpler Birliğinde imza toplama ihtiyacı
duyduk. Biyorsunuz 18 Temmuz süreci ortada yokken başladık. İmza süreci
başladığı için zaman kazanmak adına 18 Temmuz tarihi verildi ve bu
tarihte bazı kulüpler yanlarına çekilerek, ‘ Ben kesin aday olmayacağım
ama beni de mağdur etmeyin, rencide olmayayım. 18 Temmuz’da Avrupa
Şampiyonasına gideyim sonrasında aday olamayacağım, bırakacağım’ dediği
için bazı kulüplerimiz gerçekten samimi bir şekilde inandıkları için
bazı kulüplerimiz de neyin ne olduğunu bilmesine rağmen rekabette
kendilerine avantaj sağlamak için pozisyonda nasıl zikzak çizdiklerini
anlatmaya çalışacağım.
HİÇBİR ZAMANDA OLMADIĞI KADAR KAOTİK FUTBOL ORTAMI YAŞIYORUZ
Şimdi biliyorsunuz bu sezon da hiçbir zaman olmadığı kadar kaotik futbol
ortamı yaşıyoruz ve pek çok kriz oldu, pek çok skandal oldu sahada.
Hakem tokatlanma olayı oldu, bir takım sahadan çekildi, kupa
Şanlıurfa’da oynandı. Bir sürü bir sürü olay oldu. Sızan görüntüler,
hakemlerin ifadeleri, beklentiyle karar verenler. Üst üste bir şeyler.
Kendisi diyor ya ‘’hakemlik dışı bir sıkıntımız yok’’ diye nasıl
olduğunu anlatmaya çalışacağım.
Krizleri yönetemedi, kriz yönetimi olağanüstü kötü ve anı kurtarabilmek
için yalpalaya, yalpalaya gereken cesareti gösteremediği için kulüpler
arasında da sıkıntı oluştu. Dolayısıyla bugün Türk futbolunda büyük bir
güven bunalımı var, bu zaten vardı ve daha da derinleşti. Bugün belki de
Türkiye’de en güvenilmez kurum Türkiye Futbol Federasyonu belki de en
güvenilmez sektör de Türkiye’deki futbol sektörü.
ZATEN YERLERDE OLAN HAKEMLİK MÜESSESİ BİR DE YAZBOZ TAHTASI HALİNE GETİRİLDİ
Hakemlik müessesi yerle bir edildi, biliyorsunuz. Sayın Başkan aslında
hem başkan hem de MHK başkanı olarak hareket etmeyi tercih etti. Niyeti
çok skandal olan bir müesseseyi düzeltmek olabilir ama daha da sıkıntılı
bir hale getirdi. Hakemlik yazboz tahtasına döndü, ne demek istediğimi
şu yazı ile gündeme getireceğim: Sayın Ömer Faruk Ünal’ın 29 Mart 2024
tarihinde Türkiye gazetesinde yazdığı ‘’Ben Mehmet Büyükekşi’’ yazısı,
bu yazıyı okursanız 21 ayda hakemlik müessesesinde ne kadar çok yeni
uygulamalar, sistemler, formatlar neyse denenip vazgeçildiği burada
yazıyor. Zaten yerlerde olan hakemlik müessesi bir de yazboz tahtası
haline getirdi. Bir de bu yazıyı özellikle okumanızı sizlerden rica
ediyorum.
Kişilere ve kurumlara göre özel durumlara gidildi ama TFF statüsünün
madde üçü diyor ki; ‘’Tarafsız davranma ve ayrımcılık yapmama’’ bize
göre tamamen ters bir yönetim anlayışı var bunu anlamamız da biraz zaman
aldı. Son derece kindar bir başkanımız var, diyeceksiniz ki nerden
çıkarıyorsunuz. Sayın Ahmet Nur Çebi ile girdiği polemik sonrasında
olayı tamamen kişiselleştirip ki bir çok kez arayı bulmaya çalışmama
rağmen hedeflediğimizi yapamadık ama Beşiktaş’a göstermiş olduğu muamele
sonuçta bizim amirimiz TFF başkanıdır. Seviyorum-sevmiyorum,
katılıyorum-katılmıyorum ile futbolu yönetemezsin. Herkese eşit mesafede
olması lazım herkese standart bir şekilde muamele gösteriyor olması
gerekiyor. Ama bize göre Beşiktaş polemiğinde bizim de yaşadığımız gibi
son derece kindar biri.
GALATASARAY İLE ARASINDA GARİP BİR İLİŞKİ VAR
Çoğu zaman kendilerine de söylüyorum, Galatasaray başkanı ve federasyon
arasındaki kavganız kayıkçı kavgası diye biraz sonra onun detaylarına
gireceğim. Garip bir ilişkileri var, işte Sayın Ahmet İbanoğlu’na
şahsıma dava açmasına telkinde bulundu, izin verdi ama esas çarpıcı olan
Fenerbahçe - Karagümrük maçından sonra. 26 Kasım 2023’te maç
oynanmıştı haftanın son maçı değildi bir pazar günüydü, orada
Fenerbahçe’nin lehine Karagümrük’ün aleyhine net bir hakem hatası oldu
ve malum camiada bu işleri çok iyi takip ettiği için yaygarayı koparttı.
Aynı benzer şeyler kendi maçlarında olmasına rağmen ve 27 Kasım Pazar
günü Sayın Başkan büyük bir sinir ve gerginlik için de Federasyona
giriyor girişte yakınındakilere beni camiam ile karşı karşıya mı
getirmeye çalışıyorlar diye şiddetle konuşuyor. Yukarı çıkıyor ve pek
çok insanın önünde Sayın Medine hanıma başkanın ağzından bir açıklama
yazdırıyor. Sayın İbanoğlu’na onaylatıp onun imzasıyla bu açıklamayı
yayınlıyorlar.
Şunu söyleyeceğim sizlere daha haftanın maçları tamamlanmamış, bırakın
haftanın maçlarının tamamlanmadığını sizin hafızanıza değinmek
istiyorum. Hangi futbol takımının hangi takım olursa, şampiyonluk adayı
olur, Avrupa adayı olur, düşme-düşmememe yarışında olur. Hangi takıma
yapılan bir hakem hatasından sonra MHK başkanı açıklama yapmıştır,
soruyorum sizlere herhangi bir Beşiktaş, Trabzon, Galatasaray veya
herhangi bir başka takım hatırlıyor musunuz? Bunun teşkilat üstünde
bıraktığı etkiyi düşünebiliyor musunuz? Bir federasyon başkanı eşit
rekabet sağlaması gerekirken adam geliyor öfkeyle bağırıyor, camiamla
beni karşı karşıya getireceksiniz diyor yukarı çıkıyor sonra diyorlar ki
ona ‘Ya başkan öfkelenme 3-4 maç ceza veririz. Daha evvel de böyle
şeyler oldu’ dinlemiyor, yazı yazdırıyor. MHK başkanına omurgasız derken
bunu ifade etmek istiyorum. Onun imzasını koydurtuyor, tamam mı Ahmet
diyor? ‘Tamam’ diyor ve bu açıklamayı yapıyor. Yani nerede bu
görülmüştür, yaşanan bunca kriz, olay var bunları yönetemedi. Mesela
hakem olayı, biz o gece talihsiz olaydan 2 saat önce federasyondaydık,
6-7 yönetim kurulu üyesi vardı, 3 veya 4 başkandık ve devre arasında
MHK’yı değiştireceğini, hakemlerin %40’nı değiştireceğini, buna göre
talimat değiştirildi. Alt ligden 30 maç oynayıp üst lige çıkabiliyorsun
onu 20’ye indirdik, dedi. Bunları anlattı.
Bir yumruk olayı oldu, bizim başkan 180 derece değişti. Riyad olayı
zaten malumunuz. Bir sürü başkan çıktı, ‘Bana şike teklif edildi, şöyle
yapıldı böyle yapıldı’ dedi, onları soruşturdu mu soruşturmadı mı? bahis
iddiaları diz boyu.
Trabzonspor maçından sonra etki altında kaldı ve Fenerbahçe
futbolcularına ağır cezalar verdirtmek üzere raporlar değiştirildi vs vs
ama nitekim yapamadı, cesaret edemedi, 4’er, 5’er maç verilecekti bizim
futbolculara.
Böl-parçala-yönet, yönetim anlayışı ile kulüplerin arasına nifak
tohumları ekti. Aslında bu imza sürecinde de görüyorsunuz, Kulüpler
Birliği Vakfını bölme çabalarını, tabii iki kişi ile tango yapılır,
bölme çabası olabilir ama kulüpler dik durursa bölemez ama bazı
kulüplerimiz zikzak çizdikleri için orda da muvaffak oldu, koltuğa
tutunmak için kulüplerin arasına nifak tohumları, liyakatsiz kadrolar,
duyduğumuza, anladığımıza ve gördüğümüze göre kurumsal hafıza silindi
silinecek futbol ile hiç alakası olmayan danışmanlarla futbolu yönetmeye
çalıştı. Çok danışman var denildiği zaman da danışmanları bordraya
aldı, ‘ben sadece bir danışman kullanıyorum’ dedi. Ama esas sıkıntı şu,
doğruları söylemek, gerçekleri çarptırmak kısacası olağanüstü rahatlıkla
ve kolayca yalan söyleyen bir insandan bahsediyoruz. İşte Mete Kalkavan
olayında yaşandı, gerçi olayda başlı başlına bir skandaldır, herhangi
bir ülkede olsa, yani bir kulübün arzusu ile bir hakemin görevinin son
verilmesine, düşünebiliyor musunuz oraya Trabzon’da maç yönetmeye giden
hakemlerin, hangi ruh haliyle maç yönetebileceklerini düşünebiliyor
musunuz? Ama o işin ayrı tarafı.
Söz verdiniz, dedi. Vermedim dedi, verdin- vermedin herkesin önünde
oluyor bu ondan sonra özelde ‘Ben sana söz verdiğimi söyleyemedim,
hakkını helal et’ dedi. 1 Mart saat 15.00’de, MHK Eğitim toplantısı
yapılmıştı, şahsım kendisine sordum ‘’Böyle bir toplantı yapılmış siz
katılmışsınız böyle böyle olmuş’ diye. ‘’Böyle bir toplantı yapılmadı,
zaten ben de toplantıya katılmadım’’ dedi. Külliyen yalan. İmza
sürecinde basınla yaptığı iletişimlerde de biraz sonra bir tanesine
gireceğiz, 1 Mayıs açıklamasına. Yalan yanlış bilgiler. Algı yaratma.
İmza sürecini baltalama ve bazı kulüplerin desteğini almak için mağdur
edebiyatı yapma. Burası çok çok önemli. ’18 Temmuz’u bekleyelim’ diyen
kulüpler ve bunu kendileri söylediler, diyorlar ki, ‘Bize aday
olmayacağına dair söz verdi’. Size soruyorum, siz bu işte yatıp
kalkıyorsunuz. Şu gördüğünüz profil, bu söylemler sizce aday olacak mı,
olmayacak mı? Önce ‘Aday olmayacağım, kesin. Ama beni rencide etmeyin’.
Saygı duyulur, diyalog işi oradan çıktı. Biz de imzaya inananlar dedik
ki ‘Tamam, diyalog yapalım ama imzayı da devam ettirelim’. Ama
kesinlikle aday olmayacağını ifade etti. Bunu kendi yönetim kurulu
üyelerine de yaptı. Aramızda konuşuyoruz. Tabii aptallar ile ölüler
fikir değiştirmek, fikir değiştirebilir ama bu kadar önemli konuda, bu
kadar kısa sürede bir tarafa böyle demek, bir tarafa böyle demek,
aslında kendisinin gerçekleri ve doğruları söyleme konusunda nasıl
çarptırdığını gösteriyor.
BUNLARIN NE TAKTİKLERİ OLDUĞUNU SİZ BENDEN DAHA İYİ BİLİYORSUNUZ; ZAMAN KAZANMA, GÜNÜ KURTARMA, ANI KURTARMA
Soruyorum: ‘Kesinlikle aday olmayacağım’ demişti, şimdi de ‘Mayıs’ta
bakacağız’ diyor! Bunların ne taktikleri olduğunu siz benden daha iyi
biliyorsunuz; zaman kazanma, günü kurtarma, anı kurtarma…
Dolayısıyla neden imza toplamaya başladık? Şimdi imza sürecine gelelim.
Hani başını ben çekiyorum ya, liderliğini ben yapıyorum(!) Bu sürece
gelelim: Öncelikle şunu söylemek istiyorum, hiçbir şekilde imza
verenler, vermeyenler ayrışımına gitmedik, gitmeyeceğiz. 16 Nisan’da
yaptığım basın toplantısında da aynı şeyi söylemiştim. Ama benim en çok
saygı duyduğum, başından itibaren ‘Vereceğim veya vermeyeceğim’ deyip
buna sadık kalan, dimdik duran kulüpler. İmza versin ya da vermesin. Bir
de yalpalayan, zikzak çizen veya buradan rekabet avantajı yaratmaya
çalışan kulüplerin durumu. Dolayısıyla imza veren de vermeyen de
başından beri dik duran, duruşunun arkasında duranlara saygım çok büyük.
Detaya girmeden önce aynen Riyad’da olduğu gibi bu süreci de Kulübüme
ve şahsıma mal etme yaklaşımı var. Riyad’da tuttu ya, Sayın
Cumhurbaşkanımıza kadar kandırdılar. Bütün suç bizim, Galatasaray bile
işin içinde yok. Zaten Galatasaray ne kadar garip ilişki olduğunu
söylediğim örneklerden bir tanesi de bu, bütün ilişki bir. Ben sordum,
‘Şikayet etmişsiniz Ankara’ya’ dedim. ‘Ben etmedim, bana sordular;
Fenerbahçe-Uğur Dündar-Ali Koç’tan dolayı mı böyle oldu?’ diye, ben de
‘Evet dedim’ dedi. Niye ‘Evet dediniz’ dedim? ‘Sizin Uğur Bey’in tweeti
vardı’ dedi. ‘Uğur Bey’in tweetinden iki saat önce Galatasaray’ın genel
sekreterinin tweeti var, İstiklal Marşı yoksa maç yok’ diye. ‘Ben onu
görmedim’ dedi. Şimdi kim inanır buna? Soruyorum arkadaşlar, kim inanır
buna? Ama bu tuttu! Ankara’da da tuttu, ‘Size karşı yapılan bir eylem:
Ali Koç-Fenerbahçe vs.’ O tuttuğu için bugün de aynı şeyi yapmaya
çalışıyor. Kulüplere biraz sonra neler anlattıklarını söyleyeceğim,
dibiniz düşer. Olacak iş değil. Riyad’da da kendi beceriksizliğini,
yüzüne gözüne bulaştırmasının sebebi olarak bunu örtbas edebilmek için
Ankara’ya Süper Kupa maçının oynanmama sebebi olarak bizleri şikayet
etmişti. Bugün de koltuğunu koruyabilmek için aynı yönteme başvurması,
imza sürecini bana, bize ihale etmesi, ‘Ali Koç’un başını çektiği grup
Cumhurbaşkanımıza karşı hamle yapıyor’ algısını yaratması olacak iş
değil. Aslında ürkütücü bir durum. Bizler belli yaşa, belli tecrübeye,
belli makamlara gelmiş insanların bu şekilde göz göre göre yaptığı
söylemler olacak iş değil.
BİZ, SÜREÇTEN BİRAZ UZAK DURUYORDUK. ZATEN YAŞADIĞIMIZ
SIKINTILAR VS. KULÜPLER BİRLİĞİ DEVAM EDİP ETMEME KONULARI… UZAK
DURUYORDUK. BİZE GELEN RİCA, BASKI, MESAJLAR ÜZERİNE AMA DAHA DA
ÖNEMLİSİ BİZE FEDERASYONDAN SÜPER KUPA İLE İLGİLİ ZEHİR ZEMBEREK BİZE
BİR YAZI GELDİ. BİZ, ORADA KÖPRÜLERİ ATTIK
Şimdi ‘Ali Koç’un, Fenerbahçe’nin başını çektiği’, bakalım çekiyor
muymuşuz! Kulüpler Birliği WhatsApp grubundan açıklıyorum: Bu süreç 2
Nisan’da başlıyor, İstanbulspor’un çağrısıyla. 4 Nisan’da saat 14.11 ile
18.11 arası 8 takım ki Galatasaray ve Trabzonspor da dahil buna, imza
vereceklerini söylüyorlar. Hatta ‘Pazartesiye kadar lafı geçiyor,
‘Pazartesi çok geç’ diyenler de var. ‘Pazartesi çok geç’ deyip imzası
geri çekilenler de var. 5 Nisan’da 15.22 ile 17.36 arası 4 takım daha
sürece dahil oluyor, bunlardan bir tanesi de Fenerbahçe. Biz, süreçten
biraz uzak duruyorduk. Zaten yaşadığımız sıkıntılar vs. Kulüpler Birliği
devam edip etmeme konuları… Uzak duruyorduk. Bize gelen rica, baskı,
mesajlar üzerine ama daha da önemlisi bize federasyondan Süper Kupa ile
ilgili zehir zemberek bize bir yazı geldi. Biz, orada köprüleri attık.
Tehditkar, şöyle yaparız, böyle yaparız, şunu ödeyeceksiniz, bunu
ödeyeceksiniz vs. vs. Biz de orada ‘Yeter’ dedik ve katıldık. Sonra da
en son Beşiktaş katıldı. Beşiktaş da suçlanıyor ya! Yani sonuç olarak
14-15 takım olduk. Bu işin ciddiyetinin farkına varan Sayın Büyükekşi,
kendine yakın bazı kulüp başkanlarıyla yaptığı istişareler sonucunda
sürece dayanamayacağını anlayıp, zaman kazanmak adına 7 Nisan’da
Urfa’dan bir açıklama yaptı, 18 Temmuz’da Mali Genel Kurulu’nun seçimli
yapılacağını söyledi. Hala bu yönetim kurulu kararı var mı yok mu
bilmiyoruz! Onu bilmiyoruz, o tabii sizin bulacağınız iş. Dolayısıyla bu
açıklama gelince orada da Sayın Dursun Özbek ile bir istişare
yapıyorlar, Dursun Bey ayrılıyor, yanına gidiyor, şirketinde bir şeyler
konuşuyorlar. ‘Derhal imza toplayalım, seçime gidelim’ diyen Dursun Bey,
pozisyon değiştiriyor ve ‘Ne olacak 15-20 günden’ noktasına geliyor. Bu
açıklamadan sonra akşam 20.00’a kadar imza vereceğini söyleyen
takımlardan 3’ü ’18 Temmuz hedefimize ulaştık. 18 Temmuz tamamdır,
imzaya gerek yok’ diyorlar. Saygı duyarız. Tabii onu söylerken 18
Temmuz’da yeni bir federasyon seçileceğini ve kendisinin aday
olmayacağını düşünerek bunları söylüyorlar. ‘Seçim tarihi uygundur’
diyorlar. Sonra o ana kadar hiç görüş vermemiş iki kulübümüz de ’18
Temmuz seçim tarihi uygundur’ diye mesaj veriyor. Diğer imzada
diretenler, bu açıklamayı samimi bulmayanlar, tarihin çok geç olduğunu
düşünenler ‘İmzaya devam edelim’ diyorlar.
BELLİ YERLERE YAKIN, BİZE UZAK, BİZİ HEDEF ALAN MECRALAR HEP ‘ALİ KOÇ ALİ KOÇ’ DİYOR
Dolayısıyla iki ayrı görüş oluşuyor, bizim grubumuzda ve biz bunları
değerlendirmek üzere 16 Nisan’da Kulüpler Birliği Vakfı’nda bir toplantı
yapıyoruz. O toplantıda benim açıklamalarım var; belli yerlere yakın,
bize uzak, bizi hedef alan mecralar hep ‘Ali Koç Ali Koç’ diyor. Ben,
Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı olarak 14 kulüp yanımda bir açıklama
yapıyorum. İstisnasız toplantıya katılan herkesin orada da açıklamada
yaptığımız gibi, Federasyonun değişmesi gerektiğini, taze bir kana ve
yeni bir lidere ihtiyaç olduğunu ifade ediyor. Hepiniz de oradaydınız.
Seçimin de mümkün olan en kısa zamanda –haziran- yapılmasını istiyor.
Yöntem olarak da Dursun Bey’in önerisiyle ‘Diyalog ve imza sürecine
devam edelim’ deniyor. İmza toplamanın sembolik değeri çok önemli
arkadaşlar. Biz, o toplantıda da açıklama yaptık, biz o imzaları
toplasak da ki diyelim ki 2 Nisan’da imzalar toplantı, Federasyonun yine
bu işi uzatma imkanı var, iyi niyetli değilse! Halbuki kendi yönetim
kurulu kararı alıp 22 günde seçime gidebilirdi. Şimdi diyor ya ’60
günden önce yapılamaz’ diye, tabii özgüven de tavan yapmış. O 25 günü
Dursun Özbek sayesinde cebe koydu ya, şimdi de ’60 gün’ diyor. ‘1
Temmuz, o zaman 18 Temmuz’da yaparız’ diyor. Yine bugün istese Yönetim
Kurulu kararı alıp bu işi haziran başına getirir. Tabii haziran başına
getirmemek için Mili Takımı söylüyor. Enteresan bir düşünce. Bunun
kendisi için bu kadar motivasyon kaynağı olduğunu bilmiyordum. Geçmişte,
2008’de Haluk Ulusoy ile yaşanan bir olay var. Kendisi çağrıları
dinlemedi, hatta seçime gidilmesi için kayyum atanmıştı ve ondan sonra
dün de İstanbulspor’un basın toplantısında ifade edildiği gibi tarihin
en önemli başarısını üçüncülükle Avrupa Şampiyonası’nda almıştık. Tamam,
katılırız ya da katılmayız, hakkıdır deriz ya da demeyiz. Ama imza
toplamanın sembolik değeri çok çok önemli. Yoksa bunlar harekete
geçmeyecekti. Şimdi hal böyleyken kimin ne dediğini, hangi gün, kaç
kulübün katıldığını anlattım.
NASIL OLUYOR DA BU İŞ FENERBAHÇE VE ALİ KOÇ’UN ÜSTÜNE YAPIŞIYOR? İŞTE BUNUN CEVABI VERİLMELİ
Peki, nasıl oluyor da bu iş Fenerbahçe ve Ali Koç’un üstüne yapışıyor?
İşte bunun cevabı verilmeli. Doğru da verilmeli. Dolayısıyla imza
sürecini anlattım. Biz, ne işin başıyız ne lideriyiz ama biz için
içindeyiz. İşin içinde olmasak riyakarlık olurdu. Hatta insanlar
diyorlar ki ‘Ya sen olmasan bu adamı çoktan yollamışlardı. Sen olduğun
için yollamıyorlar.’ Dolayısıyla biz nasıl bu işin bayraktarlığını
yaptığımızı henüz anlayamadık ama imzamızı da verdik. Çünkü biz zaten
istifa etmesi gerektiğini ocak ayında söylemiştik. Biz, bunlar yüzünden
Süper Kupamızı çöpe attık, sahaya çıkmadık. İnşallah önümüzdeki sezon
Türkiye Kupası’na da katılmayacağız. Bizim imza vermememiz riyakarlık
olurdu. Dolayısıyla biz, imzamızı verdik ve dimdik de arkasında durduk.
Şimdi birazdan kulüplere söylediklerini paylaşacağım, hayret
edeceksiniz! Şimdi neden imza toplandığını anlattık.
İmzaların engellenme durumu var ama ona gelmeden önce 1 Mayıs 2023’teki
federasyonun açıklamasına gelelim. Ben bunu son derece tehlikeli,
riskli hatta satır arası okuduğunuz zaman pek çok başka mecralara
çekebileceğin açıklamalar olarak görüyorum. Benim, bu kulübün DNA’sı,
ilkeleri, değerleri apaçık ortadayken bize vatan haini muamelesi yapmaya
çalışan bir açıklamaya en şiddetli cevabı da vereceğim.
NET BİR ŞEY VAR Kİ SAYIN BAŞKAN, RÜZGARI ALMIŞ. 1 MAYIS’TA RESMİ
SİTEDEN BİR AÇIKLAMA YAPMIŞ, OLACAK İŞ DEĞİL! AMA SKANDAL BİR
AÇIKLAMADIR. BU AÇIKLAMAYA GÖRE VE BU HAFTA İÇİNDE YAPTIĞI RÖPORTAJLARA
GÖRE FUTBOLDA TÜRKİYE’DEKİ ORTAM TOZPEMBE, HUZUR VAR, MUTLULUK VAR,
MÜKEMMEL BAŞARILAR VAR, SEZON İÇİNDE YAŞANAN HİÇBİR SKANDAL KRİZ YOK,
KİMSE ŞİKAYETÇİ DEĞİL
Net bir şey var ki Sayın Başkan, rüzgarı almış. Yelkenleri doldurmuş,
özgüven tavan yapmış, röportaj üstüne röportaj ve bakmış ki tohumlar
meyve veriyor, 1 Mayıs’ta resmi siteden bir açıklama yapmış, olacak iş
değil! Şimdi oraya gireceğiz. Ama skandal bir açıklamadır. Bu açıklamaya
göre ve bu hafta içinde yaptığı röportajlara göre futbolda Türkiye’deki
ortam tozpembe, huzur var, mutluluk var, mükemmel başarılar var, sezon
içinde yaşanan hiçbir skandal kriz yok, kimse şikayetçi değil. Hatta
hızını alamayıp şöyle bir şey demiş; ‘Hakemleri bir kenara bırakın, 2
yıllık görev süremde bir tane yanlış işimi söyleyin dedim,
söyleyemediler’ diyor. Kime söylediyse! Artık bu söze ne denir
bilmiyorum. Yani bakar mısınız, bir sezonda hakem yumruklanması, alt
liglerde ortalık yangın yeri, şike-bahis iddiaları, Riyad Krizi, Süper
Lig yayın ihalesi, Süper Kupa süreci, takımların sahadan çekilmesi,
Trabzonspor maçında yaşananlar, FIFA Başkanının açıklaması, Uluslararası
Oyuncular Birliği’nin açıklaması, sızan video görüntüleri… yani
bunların hepsi bir sezonda oldu ve daha sezon da bitmedi! Dolayısıyla
biz herhalde farklı değerlendiriyoruz. Ama istisnasız herkesin tarihin
en kaotik, en skandal sezonu dediğimiz bu sezonda başkanımız anlaşılan
çok farklı düşünüyor, değerlendiriyor. Tarihe geçmiş bir söz var; ‘Şu
mektepler olmasa da ben bu maarifi ne güzel idare ederim’ diye. Durum
burada birebir aynıdır.
Gelelim açıklamaya: ‘Azınlık çoğunluğa tahakküm edemez’ diyor. Biz,
azınlığız. ‘Üç beş kulüp’ diyor ve Aşağılıyor, küçümsüyor. Belgeleri ben
toplamıyorum. Ben, Ecmel Başkana inanırım. Bizim arkadaşlar da gördü,
136 tane noter tasdikli ihtarname var. Bunun ne kadarı gitti, ne kadarı
baskı yaparak çektirildi, önemli değil. Ama şunu size söyleyeyim;
buradan 10 küsur Süper Lig kulübü var, onlarca PTT, 2. Lig ve 3. Lig
kulüpleri var. Velev ki siz bir daha başkan seçildiniz, nasıl bu
kişilerin amiri olacaksınız, biraz sonra sizinle paylaşacağım
hakaretlerden sonra? Öncelikle şunu hatırlayın, 325 delegenin 191’i oy
kullandı ve siz sadece 169 aldınız. Yönetim Kurulunu ise 154 oy aldı,
325’in. Yani bu azınlık mantığıyla giderseniz ‘Siz azınlığın federasyon
başkanısınız’ demek yanlış olmaz. Tüm siyasi desteğe rağmen, size
verilen omuza rağmen, başka adayların önü kesilip sizin tek aday
yapılmanıza rağmen bu kadar oy aldınız ama 130 veya 100 veya 109. 13’ünü
geri çektirmişsiniz ya nasıl geri çektirdiğinizi anlatacağım, şimdi.
Sizin gözünüzde bunun bir kıymeti harbiyesi yok. Bu zaten sizin kindar
karakterinizin ve futbol ortamı gerçekten anlamamızın çok güzel bir
yansıması örneği.
Demokratik yollarla seçilmeyen bir başkanın demokratik haklarını
kullanan kulüplere anti demokratik yöntemlerle baskı kullanarak
engelleyici çalışmasını artık kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Tekrar söylüyorum. Demokratik yollarla seçilmeyen bir başkanın
demokratik haklarını kullanan kulüplerin çabalarını, adımlarını, imza
sürecini anti demokratik yöntemlerle…Sizlerin takdirine bırakıyorum.
BÖL VE YÖNET YAKLAŞIMI KABUL EDİLEMEZ
Bize göre en çarpıcı ve satır araları tehlikelerle dolu vatan millet
Sakarya söylemleri. Değil sizden kimseden bu söylemleri kabul etmeyiz
ama sizden hiç kabul etmeyiz. İmza verenleri milli değerlerden uzak
olmakla suçlamak, imza verenlerle-vermeyenleri net bir şekilde
ayrıştırmaya çalışmak. Böl ve yönet yaklaşımı kabul edilemez
unsurlardır.
BURADA KISACASI ‘VATAN HAİNİSİNİZ’ DİYOR. BUNLAR ÇOK TEHLİKELİ SÖYLEMLER
‘Bizim için diyor, bir büyük milletin tek yürek olacağı bu tarihlerde
kişisel çıkarları uğruna TFF kongresi talep etmek abesti iştigaldir’
diyor. Hangi çıkarlar Sn. Başkan? Bizim hangi çıkarlarımız? Size karşı
bayrak açanlar, şu anda rekabette risk alıyorlar. Özellikle alt
liglerde. Hangi çıkar? ‘Seçimi Avrupa Şampiyonası ile eş zamanlı yapma
ısrarı en hafif tabirle bu ülkenin değerlerine uzak düşmektir. Milli
değerlerimize uzak bu beyhude çabayı Yüce Türk milletinin takdirine
bırakıyoruz.’ Ben de biraz sonra Yüce Türk milletinin takdirine bir şey
bırakacağım. Burada kısacası ‘vatan hainisiniz’ diyor. Bunlar çok
tehlikeli söylemler.
‘Kamuoyunca malum bazı isimlerin kişisel hırs ve menfaatleri milli
menfaatlerin bile üstünde tuttuğunu ibretle şahit oluyoruz.’ Kendi
menfaatlerimiz, neymiş o menfaatler gerçekten bilmek istiyorum.
‘Seçimli Genel Kurulun Avrupa Şampiyonası sırasında yapılması için
ısrarla çalışanlara imza vermeyen bize teveccüh gösteren büyük Türk
futbol ailesine teşekkür ediyoruz. ‘ Böl ve yönet. Sn. Başkan biliyor
musunuz, kaç tane kulüp var. Sizin arkanızdan sövüyor. ‘Ellerimiz
kollarımız bağlı ne yapalım’ diyor. Biliyorsunuz da teveccüh. Peki
teveccüh varsa niye Seçimli Genel Kurula gitme ihtiyacı duydunuz? Görev
sürenize daha üç seneniz var. Böyle bir teveccüh varsa. Böl ve yönet
yaklaşımı bu.
TAM BİR HEDEF ŞAŞIRTMA, FETÖ AĞZI
Şimdi tam bir hedef şaşırtma ve FETÖ ağzı ile konuşma okuyacağım:
‘Avrupa Futbol Şampiyonası sırasında ısrarla acele seçim yaptırmaya
çalışılmasının hedefinin TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi ve Yönetim Kurulu
olmadığını düşünüyoruz. Tüm Türkiye'nin A Milli Futbol Takımımız ile
birlikte Avrupa Futbol Şampiyonası'na konsantre olacağı bir dönemde
ısrarla acele seçim yapılmasını isteyen azınlığın asıl hedefi ve amacı
nedir?’ Asıl hedef ve amaç nedir? Biz basit bir seçim istiyoruz. Daha
liyakatlı insanlar gelsin istiyoruz. Seçim de erken yapılsın. Geç
yapılırsa yeni sezon planlamasını etkileyecek diyoruz, adamın işi
getirdiği noktaya bakın. Tam bir hedef şaşırtma ama ne yazık ki öyle bir
ülkede yaşıyoruz ki prim yapıyor. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki
doğruları ispatlamak zorundasınız. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki
attığınız yalanlar ve algılar gerçeklerin çok önünde gidebiliyor. Bu ve
bu gibi zihniyetteki insanlar da bundan prim yapıyorlar.
Şimdi işi başka bir noktaya taşıdılar. ‘Kongre için ilan edilen tarihin
öne çekilmesi için TFF Başkanı ve Yönetim Kurulu üyelerine, yakınlarına,
TFF Genel Kurul üyelerine, kulüplerin sponsorlarına tehdit mesajları
gönderen’ hem vatan haini olduk hem de mafyatik yöntemler. ‘Toplumsal
huzura zarar verecek kavgacı bir tavır takınan bu azınlığın, çoğunluk
üzerinde tahakküm kurma çabalarına asla izin verilmeyecektir.’ Coşmuş,
tutamıyor kendini. Almış rüzgarı… Bir de buna sağolsun Turkuvaz medyanın
atmış olduğu başlıklar, ‘CHP belediyeleri tehdit ediyor, bilmem ne
yapıyor.’ Kimin kimi tehdit ettiğini birazdan anlatacağım. Böyle
okununca deniliyor ki, ‘Hmm bu grup zaten Ankara’ya yakın. Ankara’da
böyle düşünüyor.’ Böyle algılar yaratılıyor. Tabii Turkuvaz grubu da
böyle bir açıklama yapınca tamamen bugüne kadar Kulüpler Birliğini
itibarsızlaştırma üzerine yaptığı açıklamalar. Aslında beni. Aslında
kulüplere mesaj verirken, biraz sonra mesajları anlatacağım. Bu grupta
da haberler çıkınca daha rahat mesajlarını iletebiliyorlar kulüplere.
SÖZ KONUSU MİLLİ DEĞERLER İSE BİZLERİ EN SON SORGULAYACAK
BİZLERE EN SON LAF EDECEK KİŞİLERDEN BİRİSİ SİZLERSİNİZ. NİYE SİZSİNİZ?
ÇÜNKÜ SİZİN İKİ TELEFONUNUZDA BYLOCK ÇIKTI. SİZİN TELEFONUNUZA BYLOCK
YÜKLEYENLER VARYA BENİM TELEFONLARIMI İKİ YIL BOYUNCA KANUNA AYKIRI BİR
ŞEKİLDE DİNLEMİŞLER VE BENİM İKİ TANE DAVAM VAR
Sn. Başkan ben size bir şeyler söyleyeyim. Beni de iyi dinleyin. Söz
konusu milli değerler ise bizleri en son sorgulayacak bizlere en son laf
edecek kişilerden birisi sizlersiniz. Niye sizsiniz? Çünkü sizin iki
telefonunuzda Bylock çıktı. İki telefonunda da Bylock çıkan biri bizi
milli değerler konusunda hele Fenerbahçe Spor Kulübü gibi ve diğer
kulüpleri de söyleyeceğim. Asla laf edemez, konuşamaz, yön veremez,
ithamda bulunamaz. Size bir hatırlatma daha yapayım. Sizin telefonunuza
Bylock yükleyenler var ya benim telefonlarımı iki yıl boyunca kanuna
aykırı bir şekilde dinlemişler ve benim iki tane davam var. Bir tanesi
Ergenekon örgütünü mensup olmak, bir tanesi de uyuşturucu ve tarihi eser
kaçakçılığından başkasının isminde yapılan binlerce dinlemem var.
Ne demek istiyorum, biliyor musunuz? Sadece telefonlarımızdan yola
çıkarsak milli değerler konusunda kimin doğru noktada kimin yanlış
noktada olduğunu herkes net bir şekilde anlamıştır. Sadece telefondan
diyorum, başka şeylerden çıkarsak daha da netleşir. Onun için sakın ha
bir daha böyle bir şey yapmaya tenezzül etmeyin. Sizin için çok tatsız
olur.
Ben ülkemizi de anlamıyorum. Futbol üzerinden bu kadar kaos yaratmaya
çalışmış bir örgütün yanından yakınından geçmiş kimselerin futbolda
olmaması lazım. Biz ülke olarak 180 derece dönüştük mü, değiştik mi?
Artık bu konu önemli değil mi? Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak 3
Temmuz’u yaşadık. Bu konuda hassasız. Belki gereğinden fazla hassasız
ama hassasız. Niye? İnsan mı kalmadı bu ülkede.
FETÖ UNSURU HALA TÜRK FUTBOLUNUN İÇİNDEDİR
Biliyorsunuz benim seçimlerden önce bazı açıklamalarım olmuştu. Başkanın
niye başkan olmaması ile ilgili. Tabii o zaman Bylock işleri yoktu.
Çünkü hassas olduğumuz için. Çok acı tecrübelerimiz olduğu için.
Hakkımızın yendiği için. Hala belimizi doğrultamadığımız için yıllardır o
yaşananlardan sonra. Bu Fetö unsuru hala Türk futbolunu içindedir. Her
geçen gün daha fazla temizlenmesi gerekirken bence daha fazla o günlere
dönme adımları atılmaktadır.
Şimdi gelelim engelleme sürecine. Burası bizim açımızdan korkunç olan
tarafı. Bu açıklıkta ve netlikte bunları söyleyeceğim. Çünkü
devletimizin artık demesi lazım ki bunlar doğrudur veya doğru değildir.
BİZİM DİNİMİZDE EN BÜYÜK GÜNAH İFTİRA ATMAK, KUL HAKKI YEMEKTİR. İFTİRA ATMAK VE KUL HAKKI YEMEK BU ÜLKEDE BİR NORM HALİNE GELDİ
İşin özünde bu işin bana ihale edilmesi, kulübüme ihale edilmesi
anlamadığımız diyecektim anlıyoruz ama artık anlam vermek istemiyoruz.
Bıktık, mütemadiyen kendimizi ifade etmeye çalışmak, korumak, doğruları
ispatlamak ama sağ olsun demin bahsettiğim grupla beraber bu konuda da
ihaleyi bize çıkartıyorlar.
Bizim imza sürecinin neresinde olduğumuz biraz önce de anlattığım gibi
net ve sarihtir. Keşke Kulüpler Birliği Vakfı’ndaki mesajları sizler
okuyabilseniz. Zaten şu an piyasada yazılanla, söylenenle ne kadar
yanlış olduğunu, gerçekleri yansıtmadığını görürdünüz. Keşke size
gösterebilsem. Keşke birinden görebilseniz. Ben gösteremem, göstermem.
Zaten 2 Nisan ile ondan sonraki 2-3 hafta içinde yazılanları okusanız
neyin ne olduğunu çok daha iyi anlayacaksınız. Dediğim gibi öyle bir
ülkede yaşıyoruz ki algılar gerçeklerin çok önünde.
Doğruyu söyleyen kendini ispatlamak zorunda. Çamur atan, algı yapan ve
yalan söyleyen de genelde hedefine ulaşıyor. Bu sadece futbolda değil ne
yazık ki ülkemizin birçok konusunda böyle. Bir norm haline gelmiş.
Bizim dinimizde en büyük günah iftira atmak, kul hakkı yemektir. İftira
atmak ve kul hakkı yemek bu ülkede bir norm haline geldi.
Riyad’da bize ihale çıktı. Tuttu. Anlaşılan Sn. Cumhurbaşkanımızı da
kandırdılar. Ankara’dakileri kandırdılar. Kimse çıkıp demiyor. Ben
Dursun Özbek olsam derim ki ‘benim başım kel mi?’ Ben de vardım neden
kimse benden bahsetmiyor, derim ama aralarında öyle güzel bir ilişki var
ki neyi ne zaman çalacaklarını biliyorlar.
Nasıl bu süreci itibarsızlaştırıyorlar, baltalıyorlar, engellemeye
çalışıyorlar. Bunlar hepsi söylenen şeyler. Bunu bürokrat, Ankara’ya
yakın, milletvekili, belediye başkanı söylüyor olabilir. Kendi söylüyor,
olabilir. Kendi yönetim kurulunda olanlar söylüyor, olabilir.
‘Ali Koç’un başını çektiği hükümete ya da Cumhurbaşkanımıza karşı bir
eylem.’ Bazı siyaset mensupları imza verenleri Cumhurbaşkanımıza karşı
bir oluşum olarak pozisyonluyorlar. Yeri geliyor bir siyasetçi bir
belediye başkanını arıyor, ‘imza çeksin kulüp’ deniliyor. O belediye
başkanı zavallım o talimatı yapabilmek için maddi destek teklifi
yapıyor. İmza çekmesini istiyor. İmza verenlerin isimleri not ediliyor,
‘sakın imza vermeyin’ diyor. Düşünebiliyor musunuz, bahsettiğimiz bir
imza TFF seçimleri için.
Kendisi bizzat aradığında ‘Ali Koç mu size baskı yapıyor?’ diyor. Kendi
kulüpleri aradığı zaman. ‘Bu işe artık bakanlar girdi, sizi arayabilir
diyor. Seçim sonuçlarına değinerek, ‘şimdi de futbolu ele geçirmeye
çalışıyorlar,’ diyor. ‘Bu bir seçim çabası falan değil arkadaşlar, beni
buraya kimin atadığını biliyorsunuz. Bana yapılan aslında O’na yapılan
harekettir’ diyor. En hayret ettiğim yeni çıktı. Bu da pompalanıyor.
‘CHP Belediyeleri düğmeye bastı. Reisi yıkmaya çalışıyorlar’ diyor.
Arkadaşlar olacak iş mi? Bir de söyle bir şey var. Bu kendi
söyledikleri. Bazı kulüpleri günde 7-8 defa arıyor. Baskı yapıyor,
şiddet-middet bir şey. Kendi açıklamasında tehdit-falan diyordu ya. ‘Bu
başkan gidecek her halükârda ama siz şu imza sürecine katılıp Ali Koç
bunu yolladı olmasın, biz bunu zaten yollayacağız’ diyorlar kulüplere.
Bir Volkan Can var meşhur. Allah’ı var, o siyasete girmiyor ama
kulüpleri arayıp şöyle diyor; ‘Bir sürü kulüp var düşme hattında,
play-offa kalmak isteyen, çıkmak isteyen… Ne olur imza vermeyin. İmza
verenlerin maçlarına atanan hakemlere daha titizlikle bakılıyor.’ Ne
demek bu? Ve maddi destek imalarında bulunuyor. Şunu araştırmanızı
istiyorum. Bir.com, yani dijital bir yerle anlaşma yapmışlar.
Biliyorsunuz Trendyol’dan dolayı izin almaları gerekiyor. Milli takım
sponsorluğu yapmışlar. 50 milyon TL’lik ve 25 milyon bonusları var.
Bunun %60’ını fatura kesmeden peşin almışlar ve 2.Lig ve 3.Lig
kulüplerine dağıtmışlar. Yalansa ‘yalan’ deyin. Ben çıkayım kamuoyundan
özür dileyim. Ama ispatlayın bana yalan olduğunu. 400-500 bin size küçük
rakam gelmesin arkadaşlar. Siyasi baskı var, sportif tehdit var, aman
ha isimler falan not edilecek var, şimdi de işin içinde para var. Sonra
da böyle adaylar var. Ne diyor? (gazete sayfası göstererek) ‘Kampanyada
bomba iddia, CHPli belediyenin kulüpleri arayarak imza verin yoksa
yapılan yardımınızı keseriz dedikleri ortaya çıktı.’ Demin size ne
anlattım, bu haber ne diyor.
Benim anlatacaklarım bunlar. Eminim sizlerin çok değerli soruları
olacak. Tabii siz de kamuoyunun doğru bilgilenmesini istiyorsanız… Bu
işin dibine inmek istiyorsanız çok veri var. Ama yüzeysel yaklaşılacaksa
inemeyebilirsiniz.
2008’de sürüncemede bırakılmıştı bu konu. Mesela bazı teknik sıkıntılar
da var. ‘30 gün sonra’ diyor böyle bir şey olursa, imza toplanırsa.
Halbuki 30 gün içerisinde. Bir kelime çok şey fark ettiriyor. 2008’de
sürüncemede bırakıldığında kayyum atanmıştı. Ben ‘kayyum atanacak’
demiyorum ama iyi niyeti varsa 35-40 gün içinde seçime gidebilirdi. En
hızlı 22 günde gidebilirdi. İmza toplanma süreciyle gidecek, onu 2-3 ay
erteleyebilir. Nitekim niyeti de öyleydi ama çok sembolikti. Zaten
olduğu için şartlar dönmeye başladı. ‘Yetkisiz imza’ diyor. ‘Yetkisiz’
derken neyi kast ediyor? Yani ‘yönetim kurulu kararı alınmamış mı’
diyor, ne demek istiyor? Bütün kulüplerin yönetim kurulu kararlarına mı
bakıyor onu bilmiyorum ama yetkisiz mi değil mi buna Genel Kurulda karar
verilmesi gerekiyor.
Hadi size göre 109 takım ama 13’ü geri çekmiş. Niye geri çekti Sayın
Başkan 13 kulüp? Neye göre geri çekti? Neye göre imza verdi? Siz
kulüpleri arıyor musunuz? Demin ifade ettiğim şeyler mealinde şeyler
söylüyor musunuz? Söylediğinizi biliyorum da doğruyu söyleyecek misiniz
onu merak ediyorum. Ama çok yanlış yolda gidiyorsunuz. Türk futbolunda
kaotik ortamı daha da derinleştiriyorsunuz. Sizin yüzünüzden kulüplerin
birbirine olan itimat müesseseleri zedelendi. Ondan sonra tekrar aday
olduğunuzda ve seçildiğinizi var sayalım, nasıl bu kulüplerin başkanı
olacaksınız? Söylemek istediklerim bundan ibarettir.
Şunu da söylemek istiyorum: Sizin ana göreviniz ne? Vatandaşın sağlıklı
bilgilenmesini sağlamak. Şu an TRT Spor, beIN Sport, A Spor hiç bizim
basın toplantımıza girmemiş. Ben basın toplantılarının sonunda genelde
ben unutuyorum, genelde bizim burada yaptığımız toplantıları da
yansıtmıyorlar. İki en büyük grup var. Veya çok küçük ya da
itibarsızlaştırarak yansıtıyorlar. Artık bayatladı bu yöntemler. Zaten
kimsenin size de güveni kalmadı. Çok şükür ki dijital var. Bu
bahsettiğim kuruluşların kameraları buradalar. Sosyal medyada da
taraftarlar size tepki gösteriyormuş.
SORU-CEVAP
Başkanımız Ali Y. Koç, basın mensuplarının sorularına ise şu şekilde cevaplar verdi:
(Hukuki olarak 18 Temmuz’da seçimin yapılmama ihtimali olup olmadığı
yönündeki ve TFF başkanıyla görüşen heyetten imza verenler olup olmadığı
yönündeki sorular) Yönetim kurulu kararı aldılar mı almadılar mı
bilmiyorum. Alsalar da başka bir yönetim kurulu kararı alıp onu
değiştirebilirler. Bu dinamik dünyada Whatsapp grubunda yazışmalar
oluyor. Bir karar onaylanırsa sonra belki resmi evraka dönüşebiliyor.
Bilmiyorum. Bildiğim şu var; açıkladıkları gün yönetim kurulu üyelerinin
çoğu bunu bilmiyordu. Whatsapp grubunda yazışılmadı, onaylanmadı,
yönetim kurulu kararı da yoktu. Şu an ne durumda bilmiyorum. 18 Temmuz
için açık kapı var mı? Bana göre samimi değil. 18 Temmuzla ilgili değil,
kendiyle ilgili samimi değil. Bekle ve gör politikası uyguluyor. Ona da
saygı duymak lazım. Doğru da yapıyor olabilir. Mücadele ediyor adam.
Ali Koç başkanlığı bırakır, İstanbulspor küme düşer, yaz gelir, millet
tatile gider, lig biter, gerginlik kalmaz, şampiyonada da iyi bir sonuç
alırız… Bekle, gör modundalar. Samimi olmadığını düşünüyorum. Açık kapı
var mı? İsterse var. İmza vermeyen kulüpler diyorlar ki, ‘isterse aday
olsun, hayatta bizden oy alamaz.’ Ama burası Türkiye iki günde çok şey
değişir.
TÜRKİYE’NİN POTANSİYELİNE ULAŞMASI, O HEDEFLEDİĞİMİZ 6. VEYA 7. ÜLKE OLMA YOLCULUĞU, VİZYONU İÇİN BİR DEVLET STRATEJİSİ GEREKLİ
(FIFA’dan TFF’ye yaptırım olabilir mi kulüplerin bundan sonraki tavrı ne
olur soruları üzerine) 16 Nisan’da yaptığımız ibra konusunu kimseyle
konuşmadım. Dolayısıyla başkası adına konuşamam. 16 Nisan’da yaptığımız
açıklamada aday olmak istiyorsa hakkıdır ama olmaması gerektiğini, taze
kan gerektiğini ve aday olacağı tarihte kulüplerin desteklemeyeceğini
kendi kafamdan atmadım. Bunlar daha evvel konuşuldu. Diyaloğa gideriz,
diyalogda sonuç olmazsa şöyle olur… Aday olursa vermeyiz, aday
olmayacağını söyledi. Dolayısıyla ne olacağını süreç gösterecek. (FIFA
müdahalesi) Bana göre bir büyüteçle bakma arzusu varsa çok fazla veri
var iç içe geçtiğine bu iki unsurun. Müdahale edilebilir. Öyle bir
çalışma var mı hiç haberim bile yok. Biz 2 Nisan’daki Olağanüstü Genel
Kurulda yaptığımız gibi uluslararası başvurularımızı da yapıyoruz.
Futbolun yönetiminin bağımsızlığı çok önemli. Demokratik seçimler çok
önemli. Biz bunu söylerken şunun da üstüne basmak istiyorum; ülke
futbolunun ayağa kalkması, Türkiye’nin potansiyeline ulaşması, o
hedeflediğimiz 6. veya 7. ülke olma yolculuğu, vizyonu için bir devlet
stratejisi gerekli. Ne demek devlet stratejisi? Milli Eğitiminden, Spor
Bakanlığından, devletin en üst unsurlarına, sivil toplum kuruluşlarına
kadar Türkiye’nin 10 yıllık bir futbol stratejisi yapması lazım. Bu
demek değildir ki siyaset futbola karışsın. Başka ülkeler yaptı.
Tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok. Kendimize uyarlayabileceğimiz
yol haritaları var. Bununla bunu karıştırmayın. ‘Siyaset olmasın’
diyorsunuz ama şimdi ‘devlet stratejisi’ diyorsunuz. Çok farklı şeyler.
Biz futbolun günlük yönetiminde ve sahadaki yarışta olmaması gerektiğini
söylüyoruz. ‘Bir kulübün transfer yasağı varsa, o kulübün bakanı,
siyasetçisi o takımın transfer yasağı için çalışmamalı’ diyoruz. Bir
kulübün siyasi desteği var, öbürünün yok. Bir kulübün belediyesi
stadını, elektriğini, suyunu ödüyor, ötekinin ödemiyor. Bunlar yarışı
etkileyen unsurlar. Ama Türkiye’nin hak ettiği pozisyona gelebilmesi
için topyekûn futbolumuzu yeniden dizayn etmemiz lazım, yeniden icat
etmemiz lazım. Bunda da devlet olmazsa olmaz.
(Suudi Arabistan’da oynanacak Süper Kupa finalinde ödenecek ücretin 4,5
milyon Euro değil de 6,4 milyon Euro olduğu yönündeki iddiayla ilgili
soru) Hayır, bilmiyorum.
(Alt lig kulüplerine uygulanan sportif tehdit, Süper Lig’e de
uygulanıyor mu?) Süper Lig’den gelen böyle bir şey yok. Alt lige
söyleniyor bu. Süper Lig’e herhalde bunu kolay kolay söyleyemezler.
Sahada oluyor, ‘olmuyor’ demiyorum ama intibayı söylüyorum. Ben sana
‘Sen imza verirsen senin maçına atanan hakemler daha dikkatli
bakıyorlar’ desem ne anlarsın? Buraya çıkıyor. Evet, 10 kulüp var.
(Federasyon başkanının ‘hakemler dışında fazla hatamız yok’
açıklamalarıyla ilgili soru üzerine) Onun bakış açısıyla bizim bakış
açımız arasında fark var. Biz, ‘En kaotik, en skandal sezon’ diyoruz. O
da ‘hakemler dışında sorun yok’ diye toz pembe bir tablo çiziyor. Apayrı
noktalardayız. Katılmıyoruz. Evet, hakemler büyük sorun. Daha da büyük
sorun oldu bu yönetimden sonra.
(Yola çıktıktan sonra bazı kulüpler fikir değiştirmeseydi bu sorun daha
hızlı çözülebilir miydi?) Ben en büyüğümüz olan, çoğu başkanın ‘ağabey’
dediği Sayın Dursun Özbek’i anlamakta biraz zorlanıyorum. Hepimiz belli
bir seviyeye, yaşa, makamlara geldik. Bu kadar rahat pozisyon
değiştirmek… Sadece bu konuda değil, pek çok konuda. Ancak bu ülkede
itibar görür, ancak bu ülkede sorgulanmaz. Biliyorsunuz bir başka kulüp
başkanıyla ilgili arada mesaj getirme götürme, benle toplanmak
istemişti. ‘Ben istemedim, aracı istedi’ dedi. Aracı çıktı, ‘Hayır, siz
istediniz’ dedi. Bir şey demedi. Kimse de sorgulamadı. 14 Aralık’ta
kendisine soruyorlar ‘TFF’ye güveniyor musunuz?’ diye. Çok sert bir
tepki veriyor. ‘Bizim federasyonumuz, 6 yıl önce seçtiğimiz federasyon
için bu soru hoşuma gitmedi’ diyor. ‘Tabii ki TFF’ye güveniyoruz’ diyor.
24 Aralık’ta hepinizin malûmu şu açıklamayı yapıyor; ‘Her türlü tehdide
boyun eğen’ diye başlayıp, ‘Tarihin en kötü TFF başkanı Mehmet
Büyükekşi’nin tüm kurullarıyla birlikte derhal istifa etmesini
bekliyoruz’ diye biten bir açıklama. Bunu Fenerbahçe, Beşiktaş,
İstanbulspor yapmıyor. Galatasaray yapıyor. 1 Nisan’da, ‘O koltuklarda
hala oturmak vicdanınıza sığıyor mu?’ diye bir açıklaması var.
‘Trabzonspor-Fenerbahçe maçında yaşanan olaylarla ilgili yapılan ve
yapılmayan sevkler Türkiye Futbol Federasyonu’nun ne kadar basiretsiz,
adaletsiz, baskılara ve tehditlere boyun eğen bir tutum içinde olduğunu
bir kez daha açıkça gözler önüne sermiştir’ diye başlıyor. ‘Yine de bir
umutla o koltuklarda oturan herkese soruyoruz, hala orada olmak,
görevinizi yapıyor gibi davranmak vicdanınıza sığıyor mu?’ Ben böyle
açıklamalar yapsam suratına bakmam bir daha. 1 Nisan’dan 7 Nisan’a
geldik. Urfa’daki meşhur olay, 18 Temmuz açıklamasından sonra. ‘Seçimi
niye 20-25 gün öne çeksin? TFF’ye saygı duymak lazım’ diyor. ‘Herkesin
şunu anlaması lazım, akıl tutulmasının içinde bunlar da var. Erken seçim
kararını federasyon alabilir. Federasyon bu kararı almış, açıklamış,
haziranla arasında 18-20 gün var. 20 gün çok mu önemli. Federasyon
kararına saygı duymak lazım.’ diyor. Sonra 16 Nisan’da Kulüpler Birliği
Vakfı Toplantısına girerken de ‘Seçim haziran ayında yapılsın, daha iyi
olur’ diyor. Anlamadım ki. 20-25 gün çok bir şey fark etmiyor, sonra
haziranda olsun… İmza kampanyasını ilk başlatanlardandır bu başkan. Ama
rekabette avantaj yaratmak için işte böyle… Ben şahsen böyle zikzak
yapsam, her tarafım oynasa utanırım. Ama bu şahsiyet meselesi, karakter
meselesi, duruş meselesi. Ama bizim ülkemizde böyle olanlar daha çok
kazanıyor.
Hiç biriniz sormuyorsunuz, ’Sayın Başkan bu nasıl iştir, bir gün öyle
diyorsunuz, bir gün böyle diyorsunuz’ demiyorsunuz. Veya diyemiyorsunuz.
(İktidar, kendisine atanmış başkan tanımlaması yapılan ve çifte
ByLock’lı bir TFF başkanını iki yıl daha Türk futbolunun başında mı
tutmak istiyor ve Kulüpler Birliğinin çözümü siyasette aramak gibi bir
düşüncesi var mı soruları üzerine) Hayır. Biz zaten siyasetin mümkün
olduğu kadar az karışması gerektiğini özellikle seçimlere… Futbol
yönetiminin bağımsızlığından bahsediyoruz. Çok adaylı seçimler olması
gerektiğinden bahsediyoruz. Bunları yaparken Ankara’ya gidip ‘Bu adamı
görevden alın’ demek çelişkili olur. Kendimizle çelişiriz. Ama sadece bu
konuda değil, pek çok konuda insanlar; şu şöyle istiyor, bu böyle
istiyor, bu böyle yapılıyor, diyerek Türkiye’nin en kutsal, en üst
makamını kendi küçük işleri kullanıyorlar. Ama kullandırtmayacaksın. Ya
işin içindesin, -belki senin de dediğin gibi- ben inanmak istemiyorum
çünkü bizim de aldığımız kulisler var. Hatta bütün sorun, biz, ben,
‘ben olmasam bu süreç çoktan bitti’ diyen başkanlar var. Ama senin bu
cüretkâr adımları tek başına atamayacağına göre, ‘iki sene daha devam
etmesini iktidar istiyor’ gibi bir şeyler dedin, o da olabilir.
Türkiye’de niyet okuma, noktaları birleştirip bir sonuca varma çok
yapılan bir olay. Belki birileri en kutsal makamın ismini kullanıyor,
belki de orası hakikaten böyle istiyor. Bilmiyoruz. Ama ismi telaffuz
ediliyor mütemadiyen. Ben geçmişte böyle bir şey yaşamıştım, hiç
futbolla alakalı değil. ‘Yapacak mısınız?’ dedi. ‘Ben mesajı aldım,
gerekirse yukarı sorarım’ dedim. Sonra geri çekildi bu adam. Meğerse
böyle bir şey olmadığını gördüm. Burada durum nedir bilmiyorum. Ama
bizim, istisnasız herkesin mutsuz olduğu bir federasyonu değiştirmek
için demokratik haklarımızı kullanıyor olmamızın bu şekilde ele
alınması, sanki devletimize karşı bir eylem içine giriyor olmamız olarak
gösterilmemiz olacak iş değil. Sizlerin ismini kullanarak böyle algı
yaratanlara siz de müsaade ediyorsanız o da sizin bileceğiniz iş.
(Urfa’da bir fabrikada yapıldığı iddia edilen bir görüşme ve Galatasaray
ve Trabzonspor’un TFF’nin kongreye gitmesi yönündeki düşünceleriyle
alakalı soru) Urfa’da Sayın Özbek bir iftarda bir telefon geliyor. Apar
topar iftarı bırakıyor ve o dediğiniz yere gidiyor. Ondan önce zaten
açıklama yapılmış 18 Temmuz. Anlaşılan orada o 18 Temmuz açıklamasını
desteklemesi için Sayın Özbek’ten yardım isteniyor. O da çıkıyor, ‘15-20
gün ne fark eder?’ diyor. ‘Hemen seçim yapmamız gerek’ diyen adam, ‘ilk
imza vereceğim’ diyen başkanlardan biri olmasına rağmen ‘15 gün ne fark
edecek, saygı duymamız lazım’ diyor. Şimdi Sayın Özbek şöyle düşünmüş
olabilir; biz hedefe ulaştık, adam zaten aday olmayacağını söyledi, öyle
demiş orada. Sorun Sayın Özbek’e. Bize Kulüpler Birliği’nde öyle
dediğini söyledi. 15-20 gün için belki onu sözcüsü yaptı, destekledi,
sahiplendi, karşılığında rekabette bir fayda sağladı mı göreceğiz. Ama
bunlar devamlı yaşanıyor. Bu bir konu. Evet, oldu. Bunda şahitlerimiz
var. Urfa’da yaşayan insanlar bize anlattılar. Kendileri de zaten inkar
etmiyorlar. Sordum ben toplantıda. ‘Ne yaptınız? Gitmişsiniz’ dedim. Ben
ondan sonra açıklama geldi zannetmiştim, 18 Temmuz ondan önce gelmiş.
Birkaç kulüp daha var böyle sözcü olan, ’18 Temmuz iyi olur, uygundur’
diyen. Ama sonuçta Genel Kurula gidilmesi ve yeni bir yönetim gelmesi
için uğraşıyoruz. Bu arkadaşların dönüp Sayın Büyükekşi’ye şunu
söylemesi lazım, ‘Kardeşim bize dedin ki aday olmayacağım. Biz de gittik
kulüplere aday olmayacağını söyledik. İmzayı durdurun, diyalogla iş
yapalım dedik. 30 gün kazandırdık sana. Şimdi aday olmaktan falan
bahsediyorsun.’ diye sormaları gerek diye düşünüyorum.
Trabzonspor da enteresan. Trabzonspor’un kamuoyunda net bir duruşu var.
Trabzonspor başkanının tüm açıklamalarına bakarsanız federasyona karşı
çok ağır ifadeler var. ‘Yok hükmündedir’ diyor. 4. başkan galiba imza
vereceğini söyleyen, ‘hemen toplayalım’ diyen. Sonra ne oldu bilmiyorum.
Şöyle bir şey derse ona da saygı duymak gerekir; ‘Seçim istiyorduk,
hedefimize vardık, tamam biraz geç oluyor, yeni gelen için zorluk
olabilir, bu başkan gidiyor, biz onun için imza vermedik’ diyebilir. Ben
o zaman sayın başkana soruyorum; size söylendiği gibi bu adam aday mı
değil mi? Tekrar soracağınız soru o. Bugün baktığınız zaman 4 büyük
kulüp arasında en ağır ve istikrarlı bir şekilde federasyona gitmesi
gerektiğini söyleyen Trabzonspor’dur. İmza sürecine de ilk başta
girendir. Sonra da amaç hasıl olmuştur, ‘18 Temmuz bizim için uygundur’
demiştir. Net. Dursun Bey gibi git gel yaşamamıştır. Ama ‘4 büyük kulüp
arasında federasyondan en az memnun Trabzonspor mu?’ diye sorsanız,
‘Olabilir’ derim. Bütün açıklamaları çıkarttım. 2024 yılında Fenerbahçe,
Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ne demiş… Siz de yapın. Net tabloyu
göreceksiniz. Kim sözlerinin arkasında duruyor kim durmuyor onları daha
net göreceksiniz. ‘Trabzonspor durmuyor illaki’ demiyorum ama 18
Temmuz’u duyunca o net duruşta daha esneklik sağlandı. Diğer kulüpler
inanmıyorlar, samimi bulmuyorlar 18 Temmuz’u, ‘aday olmayacağım’
vaatlerini.
SÖZ KONUSU DEVLETSE FENERBAHÇE’NİN BOYNU KILDAN İNCEDİR. AMA FENERBAHÇE HAKKINI SAVUNMAK ZORUNDADIR.HEP
OLAĞAN ŞÜPHELİ DURUMUNDAYIZ NE HİKMETSE. BİZİM DEVLETİMİZLE HİÇBİR
PROBLEMİMİZ YOK AMA SİYASETİN BİZİMLE PROBLEMİ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ,
HİSSEDİYORUZ
(Fenerbahçe’nin Riyad’daki süreçle alakalı Cumhurbaşkanı’na şikayet
edildiği ve kamuoyunda yaratılan Fenerbahçe’nin iktidarla, devletle
kavgalı algısıyla alakalı soru üzerine) Söz konusu devletse
Fenerbahçe’nin boynu kıldan incedir. Ama Fenerbahçe hakkını savunmak
zorundadır. Bizim görevimiz de budur. Biz bunun için seçildik buraya.
Hep olağan şüpheli durumundayız ne hikmetse. Bu da tutuyor. Prim de
yapıyor. Onun için Fenerbahçe camiasının biraz silkelenip omuz omuza tek
yürek, tek vücut olması gerekiyor ki, biraz olunca neler oluyor gördük.
Ama kırılgan bir camia olduğumuz için bizim hakkımızda yapılan algılar
sosyal medyada, geleneksel medyada iki en büyük kurum bizi hedef alıyor.
Medyanın %80’i midir, 90’ı mıdır… Tutuyor. Ankara’da inanmaya da müsait
bir anlayış var. Kolaya da kaçılıyor. Ama 6 senedir bunu yaşıyorum.
Gidiyoruz, anlatıyoruz, ediyoruz. Biz bir gidiyorsak, bizim hakkımızda
konuşanlar belki 10, belki 100 gidebiliyor oraya. Riyad konusunda
anlatmak istedik, çağırın, sorgulayın. ‘Kasıt var mı ona bakın, devlet
müfettişleri topa girsin’ dedik. Ses yok. Kendine güvenen ancak bunu
yapabilir. Doğruyu söyleyen bunu söyleyebilir. Onlar da biliyorlar
soruşturulursa bambaşka bir fotoğraf çıkacağını. 1 Mayıs açıklamasında
millî değerlerden bahseden kişi Riyad’da pankarttan taviz verdi, Atatürk
görsellerinden taviz verdi, 100. yıl logosundan taviz verdi, Norm
Ender’in ‘Parla’ şarkısının çalınmasından taviz verdi. Sen kimsin millî
değerlerden bahsediyorsun? Dolayısıyla kendi aramızda da konuşuyoruz,
biz diyalogla çözmeye çalışacağız ama diyalogla bir şey çözmek için
tango gibi iki kişinin yapması gerekiyor. Tek taraflı olmuyor. Niye
bizim hakkımızda söylenen bu asılsız şeyler Ankara’da bir şekilde itibar
görüyor, kabulleniliyor, işleniyor, büyütülüyor, abartılıyor? Bunu
anlamak istiyoruz. Bizim devletimizle hiçbir problemimiz yok ama
siyasetin bizimle problemi olduğunu görüyoruz, hissediyoruz.
(TFF’nin seçimi 18 Temmuz’da yapmak istemesinin motivasyonuyla ilgili
soru üzerine) 18 Temmuz’un ana motivasyonu olarak Avrupa Futbol
Şampiyonası olduğu söyleniyor. Biz de futbol dünyasından gelen bazı
başkanlar olarak bunun ‘deli saçması’ olduğunu söylüyoruz. Bu kulüp
takımı değil ki, millî takım. Millî değerler için bizim
futbolcularımızın, çocuklarımızın motive olması federasyonun başında
kimin olduğuna bağlıysa onlar zaten hiçbir millî değerden anlamamışlar,
millî, formayı hak etmiyorlar demektir. Yani o forma motive olmalarına
yetmeyecek bir de üstüne Büyükekşi olacak hocayı getirdiği için.
Gerçekle yakından alakası olmadığını biliyorsunuz. Bana göre zaman satın
alma. Ligler biter, gerginlik biter, Ali Koç başkanlığı bırakır,
İstanbulspor küme düşer, yaz olur, tatil olur, insanlar daha mutlu ve
huzurlu, bir de şampiyonadan iyi bir şey çıkarsa ‘Tekrar yoluma devam
ederim’ düşüncesi içinde olduğunu zannediyorum.
(Riyad’da oynanması planlanan Süper Kupa finaline Fenerbahçe’nin U19
takımıyla çıkacağı yönündeki iddiayla ilgili soru üzerine) O da büyük
bir yalan. Doğru ama yalan. Nasıl? İyi dinleyin. Hakem olayının
yaşandığı gece bir pazartesi gecesiydi. Biz başka bir iş için
federasyonda -galiba e-bilet ihalesiydi- toplantıdaydık. Toplantı bitti.
Profesyonellerden ayrılmalarını rica ettim. Ben rica ettim, bir şey
konuşmak istiyordum. Orada aramızda bir konuşma geçti. Şöyle şeyler
geçti, ben dedim, ‘Senin MHK Başkanın İbanoğlu değil, Tolga Özkalfa.’
Onun Tolga Özkalfa hakkında söylediklerine burada değinmeyeceğim.
Sonuçta o toplantıda ve öncesinde bize söylediği MHK’yi devre arasında
değiştireceği, %60 hakemleri değiştireceği ama %40’ta sınırlı tutması
gerektiği, alttan yeterince hakem gelmediği için %40 falan. Yumruk olayı
oldu değişti. Bir de Riyad’da yabancı hakem olması konusuydu. Tek maç,
ucunda bir kupa var. Nasıl olsa yurt dışındayız. Bir deneme. Zaten onun
için yurt dışında olmasını istedik Süper Kupa’nın ki yabancı hakem
olabilsin. Kıvamına da gelmiştik ta ki yumruk olayı olana kadar. Yumruk
olayının olduğu haftayı hatırlayın, Kulüpler Birliği Vakfında kulüpler
bir toplantı yaptı, Bakan Bey katıldı. Ondan bir müddet sonra
federasyona gittik, yine Bakan Bey’in katıldığı, bütün kulüplerin bütün
federasyonun katıldığı bir toplantı oldu. Cuma günüydü. Hafta sonu
Fenerbahçe-Galatasaray maçı vardı. Derbinin hakemi Abdülkadir Bitigen
idi. Dedik ki, ‘Hakem yok bu atamaları yapıyorsunuz.’ Ama o
mağduriyetten sonra yabancı hakem düşüncesinden vazgeçilmeye başlandı.
Bir de o toplantı sonrasında Sayın Bakanımıza ve Sayın Başkana üçümüz
olarak dedim ki, ‘Biz yabancı hakem için bunun yurt dışında olmasını
istedik. Ve dik durduk. Riyad’la ilgili Galatasaray gibi zikzak
çizmedik. Bütün hassasiyetlere rağmen, bütün yediğimiz tenkitlere
rağmen… Biz dik durduk. Oramız buramız oynamadı. Ama biz burada yabancı
hakem istiyoruz. Yabancı hakem olmaz ise biz çıkmamayı düşünüyoruz.’
Ancak çıkmamanın bedeli çok ağır, bütün maliyetleri ödüyorsun. Onun için
dedik, ‘Sayın Bakanım, lütfen bu konuda destek olun. Çıkmama gibi bir
ihtimal yok. Yabancı hakem olmayacaksa biz U19 ile çıkacağız. Ama
vizeleri yetiştirip yetiştirmeyeceğimizi bilemiyoruz. 1 hafta sonra cuma
Süper Kupa maçı var. Lütfen, bize en kısa zamanda bu konuda söyleyin,
biz de ona göre pazartesi sabahı ilk iş vizelere başvuralım’ dedik.
Bakan Bey ayrıldı. Sayın Başkan bana dedi ki, ‘Ne olur bu açıklamayı
yapmayın, şu derbi bitsin ondan sonra’. Ben de ‘Peki’ dedim. Derbiden
sonra kendisiyle konuşamadım. Müslüm Bey’i aradım ve dedim ki, ‘Durum
böyle böyle. Yabancı hakem konusunda bize yarın 9-10’a kadar söyleyin.
Yabancı hakem olmayacaksa biz U19 ile gideceğiz.’ Dedi ki ‘Ya ben de
yabancı hakem istiyorum.’ Hatta Serdar diye Hollanda’da bir hakem
varmış, onunla konuşmuşlar. O hakem demiş ki, ‘Şeref duyarım ülkeme
hizmet etmekten.’ Yani federasyonda yabancı hakem için bir çaba var.
Hatta cuma günü Bakan Bey ile yaptığımız o üçlü görüşmede yabancı hakem
ısrarından sonra Sayın Başkan, ‘Biz de düşünüyoruz. Hollandalı Türk bir
hakem var.’ dedi. Niye Türk olması gerekiyor, onu da anlamıyorum.
Hollanda’dan bir Türk hakem getireceksin, adamın çocukluğunda bir
Fenerbahçe, Galatasaray formalı fotoğrafı çıkacak, babasının tribünde
bir yerde fotoğrafı çıkacak, yine polemik olacak. Neyse, Türk
düşünüyorlarmış. ‘Konuştunuz mu hakemle?’ dedim. ‘Daha temasa geçmedik’
dedi. Bunun usulü, UEFA’ya başvurursun, UEFA sana elit bir hakem verir.
Pazar günü konuştuğum zaman Müslüm Bey’le ‘Serdar ne dedi?’ ‘Şeref
duyarım’ dedi. Senin başkanın iki gün evvel ‘konuşmadık’ diyor
Serdar’la. Hanginiz doğru söylüyorsunuz? Bu adamla konuştunuz mu
konuşmadınız mı? ‘Konuştuk.’ ‘Konuştuğunuzu raporladınız mı başkana.’
‘Raporladım.’ Senin başkanın bakanın önünde bana dedi ki, ‘Adamla
konuşmadık.’ Kime inanacağımızı bilmiyoruz. Neyse. Pazartesi sabahı
oldu, ses seda yok. 9, 10, 11, 12 biz haber bekliyoruz. Saat 14’te
açıklama yapıldı, Türk hakem. Volkan Bayarslan. İyi hakemlerimizden.
Öyle olunca Genel Sekreterimle konuştuk. Hatta akşam Sayın Bakan Bey’le
bir daha konuştum. O arada şehitler oldu. Allah biz bir daha şehit
göstermesin. ‘Şehitler var, yabancı hakem şimdi zamanı değil.’
Bağlantıyı kuramadım. Şehitleri gündeme getirdiler. Birkaç siyasi şey de
söylediler. Baktık ki bu iş olmuyor. Salı günü U19 vizesi için
başvurduk. Çarşamba günü yola çıkıyoruz. Salı günü başvurduk, aynı gün
vizeler geldi. Fakat vizelerde bir sıkıntı vardı. Bizim A Takım
vizelerinde Süper Kupa vizesi diyor. U19’a gelen vizede de ‘turist
vizesi’ diyor. Turist vizesiyle sahaya çıkamazlar, çıkarsa sıkıntı olur,
şöyle olur, böyle olur… Biliyorsunuz haç vizesi var, iş vizesi var,
turist vizesi var. Biz de zaten Antalya’ya U19’u çağırdığımız için bu
riskli bir şey olacak diye çarşamba günü uçağa bindiğimizde U19’u da
yanımızda götürdük. Dolayısıyla hem doğru hem yalan. Velev ki Ali Koç
böyle dedi. O yüzden mi maç oynanmadı? Biz U19’la gittik diye mi maç
oynanmadı? Şimdi onu kullanıyor. Riyad’ı soruyorlar, ‘U19’la çıkacaktı
zaten’ diyor. Ne demek? Çıkacaktım. Çıkamadım vizeden dolayı, A Takımı
götürdüm. Anı, günü, dakikayı kurtarmak için o kadar rahat bizi hedef
gösteriyor ki. O da tutuyor. Meyvesini bir kere yemiş. Çok yiyeceğini
zannediyor. Ama o kadar çok yiyeceğini sanmıyorum.
(1959 öncesi şampiyonluklarla ilgili TFF’ye yapılan başvuruyla ilgili
süreçle alakalı soru) Komisyon kurulacağı söylendi, hiçbir şey
kurulmadı. Bu saatten sonra o iş Büyükekşi’yle olmaz. Çok kindar bir
insan. Kuracağı komisyonu da adil gözle kurmaz. Ret verecek adamlar arar
bunlar. Bunlar bu zihniyette insanlar. Arpa boyu yol kat edemedik.
Adam 2 sene evvel ikinci el telefon alıyor, içinde ByLock çıkıyor
tesadüfen ceza yiyor, dolayısıyla katılıyorum hakemlik müessesesinin
içinde ben hep ne diyorum irade, cesaret, yol haritası varsa bunların
dibine inilir, ama onu göremiyorum. Dolayısıyla Türk Futbolunun içinde
olduğunu ne kadar güçlü olamadığını bilmiyorum ama bu işin çok ciddi
anlamda sulandırılması esas ülkenin beka problemlerinden biridir.
KAÇ DEFA ÇIKTIM SÖYLEDİM, ‘SİYASETE GİRERSEM SURATIMA TÜKÜRÜN,
DÜNYANIN EN YALANCISI BENİM’ DEDİM. BENİM SİYASETLE BİR İŞİM YOK, BİR
ŞEKİLDE ANKARA’YI İNANDIRIYORLAR
Siyaset hedefiniz var mı diyorsunuz, kaç defa çıktım söyledim yani
siyasete girersem suratıma tükürün, dünyanın en yalancısı benim dedim.
Benim siyasetle bir işim yok, bir şekilde Ankara’yı inandırıyorlar.
Bizim eski başkanımız bunu yaptı. Proje dedi, FETÖ dedi. Bana FETÖ dedi.
Bizim yakından uzaktan hiçbir şekilde siyasetle alakamız yok,
Fenerbahçe’yi her kesimden adam tutar, dindarı tutar, dinsizi tutar,
sağcısı solcusu, komünisti, işi gücü olan da işsizi genci yaşlısı
Galatasaray ve Beşiktaş’ta da olduğu gibi. Biz siyasete çekilmemek için
çok ama çok dikkatli davranırız, Fenerbahçe’nin tarihine baktığımız
zaman Fenerbahçe’nin devlet ile ilişkisi net ve açık bir şekilde
ortadadır. Ama bizi çekiyorlar devamlı içeri, benim yakından uzaktan
siyasetle bir alakam ve hedefim yok buna inananları da ayıplıyorum. Bu
yalanı çıkaranlarında ahirette cevaplarını vereceklerini biliyorum.
Fotospor kim, sahibi kim onu da bilmiyorum, bizimle ilgili haberler
yapıyorlar bana geliyor, diğer kulüplerle bilmiyorum ama bizimle ilgili
yaptığınız haberler o kadar yanlış, yalan bile demek istemiyorum,
olmayan o kadar çok garip bir Fenerbahçe yayın şekliniz var.
(Ali Koç giderse Türk futbolu düzelecek sorusu üzerine) Kısa vadede öyle
gözüküyor, ama bu ebediyen gidecek bir şey değil. Er ya da geç bir
yerde değişecek, kırılacak.
Başkan adaylarına gelince de son dört seçimde nasıl aday belirlendiğini
biliyorsunuz, hepimiz biliyoruz, bilip de söyleyemediğimiz şeyler
bunlar. Böyle olunca da başka çıkacak liyakatli insanlar ‘bana bir
sinyal versinler’ diye bekliyor. Şimdi anladığım kadarıyla da bu seçimin
aday olması isteniyor ama buna bir cesaret verilmesi lazım, biri çıkıp
demokratik bir şekilde aday olup gerekli imzayı topladığı zaman kimsenin
ona yanlış bir adım atmayacağı, sıkıntı yaşamayacağını bilmesi
gerekiyor, yoksa herkes nasıl olsa birini seçiyorlar, yönetimi de
dolduruyorlar kendi de yönetimini yapamıyor biz seçilemedik düşüncesi
içine giriyorlar. Tam zamanı şimdi, demokratik, çok adaylı seçim tek
aday olduğu zaman işte bu şekilde atandığı zaman da 325 delegenin 190’ı
gidiyor. Gitmiyor insanlar. Benim dediğim gibi, bizim futbolumuzu baştan
aşağı icat etmemiz yeniden dizayn etmemiz gerekiyor, onlardan bir
tanesi de futbolun amiri olan seçimlerin nasıl yapılacağıdır.
(9 kulübe destek yapıldığı sorusu hakkında) Ben kulüp ismi bilmiyorum,
Ecmel Başkan bir şey diyorsa boş konuşmaz Ecmel Başkan. Bile bile kimse
çamurda atmaz yalanda söylemez, eksik bilgi ile konuşmuş olabilir ama
benim de biraz evvel paylaştığım, 50 milyonluk bir faturanın kesilmeden
%60’ı tahsil edilmiş, onlarda ikinci ve üçüncü kulüplere dağıtılmış.
Markanın isminin söyleyemiyorum reklam olmasın, sponsorumuz Trendyol’dan
izin alınmış bunu öğrenmek zor değil. İtalya hazırlık maçında galiba
lansmanı yapılacakmış bu milli takım iş birliğinin.
BU BATAKLIK ÖYLE YA DA BÖYLE KURUYACAK. İNANIN BU BATAKLIK KURURSA SİZİN DE HAYATINIZ, İŞİNİZ DAHA KOLAY OLUR
Şimdi size çok teşekkür ediyorum geldiğiniz için, zaman ayırdığınız için..
Daha eğlenceli olur daha keyifli olur inanın buna ve sizin de çorbada
tuzunuz olsun. Artık iyi insanlara, cesur insanlara, temiz insanlara
futbolun ihtiyacı var ve tabii ki liyakatli insanlara. Bunu da bir
Fenerbahçe Kulübü veya üç kulüp bir araya gelip yapamaz, tüm paydaşların
çoğunluğunun çorbada tuzu olması lazım, olmadığı takdirde bugünkü
federasyon başkanının yaptığı gibi onlarca kulübün verdiği imzaları üç,
beş azılı kulüp diye aşağılayıp, bizi vatan haini ilan edip, milli
değerlere sadık olmamakla suçlayabilir noktaya gelir. O yüzden bunu hep
beraber değiştirmeliyiz, size de onun için çağrıda bulunuyorum.
Sözlerime son verirken bir kez daha size teşekkür ediyorum, bugün
Atamızın Kulübümüzü ziyaretinin 106. yılı, Fenerbahçemizin kuruluşunun
da 117. yıl dönümü. Dünyanın en büyük spor kulübü, Türk bayrağının
neferi, bu Cumhuriyetin, Atamızın ilkelerinin sadık bekçisi Türk
sporunun gururu olan Fenerbahçemizin 117. yaşı kutlu olsun, daha nice
yıllar diliyoruz. Sarı lacivert başarılarla dolu sonsuza dek yaşasın
Fenerbahçe diyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum, sağ olun,
var olun."
25 EYLÜL 2026 CUMA 11:30 Formula 1 Azerbaycan GP Antrenman Turları - 3 ...
!doctype>
Copyright (DMCA)
Sitede yer alan tv yayın ve/veya logolarının içeriğinden Sportrendy sorumlu değildir ve hakları kendilerine aittir. Sportrendy embed teknolojisini kullanarak kendi resmi sitelerinden yayın yapan tv kanallarını biraraya toplamak için kurulmuştur. Tüm hakları kendilerine aittir. Kaldırmamızı talep ettiğiniz yayın ve/veya logo`yu İLETİŞİM kısmından irtibata geçerek bildirebilirsiniz. En geç 3 gün içinde değerlendirilip gereken işlem yapılacaktır.
ABD, Kanada ve Meksika'nın ortak düzenlediği 2026 FIFA Dünya Kupası finalinde İspanya ile Arjantin karşı karşıya geldi. İspanya, 2026 FIFA Dünya Kupası finalinde normal süresi golsüz eşitlikle sona eren maçta Arjantin'i uzatmalarda bulduğu golle 1-0 mağlup ederek 16 yıl sonra yeniden dünya şampiyonu oldu. İşte Dünya Kupası maç sonuçları ve maç özetleri...
Dünyanın en çok izlenen liglerinde 2026-2027 sezonunun başlamasına sayılı haftalar kaldı. Sezon öncesinde sporseverlerin cevabını en çok merak ettiği soruların başında ise "Hangi Lig Hangi Kanalda?", sorusu geliyor. Makalemizde; UEFA Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi, Euroleague, Formula 1, NBA, İngiltere Premier Lig, İspanya La Liga gibi majör organizasyonların da dahil olduğu tüm liglerin Türkiye yayıncılarına mercek tutuyoruz...
Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!