TV İZLE

Canlı TV'ler burada...

Aromaterapi, Fitness ve Beslenme: Doğal Yağlarla Bütüncül Sağlık Rehberi

Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!

BYD HAN | Test Sürüşü

BYD HAN 3.9s | Avrupalı Premium otomobillere kafa tutar mı?

En Seksi Voleybol Frikikleri

Birbirinden seksi voleybolcular plajda ve salonlarda ter dökerken zaman zaman da verdikleri frikiklerle yürek hoplatıyorlar…

TV’de Spor Ekranı

TV’de Spor Ekranı ile TV'de canlı spor yayınları ve canlı maçlar hangi kanalda öğrenin.

UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri

2024-2025 UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Vodafone Sultanlar Ligi'nde biten transferler (2026-2027 sezonu)

Vodafone Sultanlar Ligi ekipleri, 2026-2027 sezonu öncesi kadrolarına takviye yapıyor. İşte şu ana kadar biten transferler...

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri​ TRT farkı ile burada ...

UEFA Avrupa Ligi Maç Özetleri

UEFA Avrupa Ligi​ Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Zinedine Zidane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zinedine Zidane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2023 Salı

Futbol Tutkusunu Perdeye Taşıyan En İyi 10 Film

Futbol, dünyanın en popüler ve tutkulu sporlarından biridir. Bu heyecan verici oyun, hem saha içindeki yetenekleriyle hem de dışında yaratılan hikayeleriyle insanları derinden etkileyebilir. Futbol temalı filmler de bu tutkuyu beyaz perdeye taşıyarak izleyicileri büyüler ve futbolun gücünü gözler önüne serer. Bu makalede, futbol konulu en güzel 10 filmi keşfedecek ve futbolseverler için unutulmaz sinematik deneyimler sunacak.

  1. "The Damned United" (2009) (Lanet Takım): Brian Clough'un efsanevi teknik direktör olarak yükselişini anlatan bir film. Eski bir futbolcu olarak, Clough'un hırslı ve tutkulu hikayesi, futbol dünyasının iç yüzünü ortaya koyuyor.

  2. "Bend It Like Beckham" (2002) (Hayatımın Çalımı Beckham): Jess Bhamra adlı genç bir kızın futbol sevgisi ve ailesinin beklentileri arasında denge kurmaya çalışmasını anlatan sıcak bir komedi. Film, aile, cinsiyet ve kültürel kimlik konularını işlerken futbolun birleştirici gücünü vurgular.

  3. "Escape to Victory" (1981) (Zafere Kaçış): İkinci Dünya Savaşı sırasında esir düşen bir grup müttefik askerin, Alman milli futbol takımına karşı düzenlediği bir maçta özgürlüklerini kazanma çabalarını konu alan bir film. Filmin oyuncu kadrosunda Pele, Sylvester Stallone ve Michael Caine gibi ünlü isimler yer alıyor.

  4. "Goal! The Dream Begins" (2005) (Gol!): Genç bir Meksikalı olan Santiago Munez'in futbol kariyerindeki zorlukları aşma çabasını anlatan bir film. Munez'in Newcastle United'da oynamak için verdiği mücadele, futbolseverlere ilham veriyor.

  5. "The Class of '92" (2013): Manchester United'ın altın jenerasyonu olarak adlandırılan Ryan Giggs, David Beckham, Paul Scholes, Gary Neville, Phil Neville ve Nicky Butt gibi oyuncuların hikayelerini anlatan belgesel tarzı bir film. Bu oyuncuların nasıl dünya futbolunun zirvesine çıktığına dair benzersiz bir bakış sunar.

  6. "Green Street Hooligans" (2005) (Yeşil Sokak Holiganları): Matt Buckner adlı bir Amerikalı öğrencinin, West Ham United'ın taraftar gruplarından birine katılmasını ve sert futbol taraftarlığı kültürüne daldığını anlatan bir film. Hem futbol hem de hooliganizm temalarını işleyen etkileyici bir yapım.

  7. "The Miracle of Bern" (2003): Almanya'nın 1954 Dünya Kupası zaferini konu alan bir film. Futbol ile savaş sonrası Almanya'nın toparlanması arasındaki ilişkiyi vurgular ve aynı zamanda bir baba-oğul hikayesini de anlatır.

  8. "Fever Pitch" (1997) (Aşk Kupası): Arsenal taraftarı olan bir öğretmen olan Paul Ashworth'un futbol tutkusunu ve aşk hayatını konu alan bir romantik komedi. Futbolseverlerin ve romantik film sevenlerin ilgisini çekebilir.

  9. "Zidane: A 21st Century Portrait" (2006) (Zidane: Bir 21. Yüzyıl Portresi): Zinedine Zidane'ın 2005 yılındaki bir maçtaki performansını yakalayan ve izleyiciyi oyuncunun düşüncelerine ve duygularına yaklaştıran bir deneysel belgesel. Futbol ve sanatın birleştiği özgün bir yapım.

  10. "The Blind Side" (2009) (Kör Nokta): Michael Oher adlı genç bir Amerikan futbol oyuncusunun gerçek hikayesini anlatan bir film. Futbolun, aile bağlarının gücünü ve toplumsal ön yargıları aşma potansiyelini vurgular.

Futbol temalı bu 10 film, izleyicilere futbolun sadece bir oyun olmanın ötesinde bir bağlılık, hedeflere ulaşma çabası ve insanların birleştirici gücünü anlatan derin hikayeler sunuyor. Bu filmler, futbolseverlerin heyecanını ve duygularını harekete geçirirken, aynı zamanda genel izleyici kitlesine de unutulmaz sinematik deneyimler sunuyor. Futbol dünyasına ilgi duyan herkesin bu filmleri keşfetmesi ve futbolun büyüsüne kapılması kaçınılmazdır.

31 Mayıs 2021 Pazartesi

Zinedine Zidane'dan kulüp yönetimine sitem

Real Madrid ile yollarını ayıran teknik direktör Zinedine Zidane, kendisine yeterli destek verilmediği gerekçesiyle kulüp yönetimini eleştirdi.

Zidane, AS gazetesinde yayımlanan Real Madridli taraftarlara veda mektubunda, "Gidiyorum çünkü kulüp ihtiyacım olan güveni bana vermedi. Orta ve uzun vadede yapılacaklar için bana güvenini göstermedi." ifadelerini kullandı.

Büyük bir kulübün dinamiklerinin "kazanmak dışında insanlık, duygular ve hayat tarzı" olduğunu vurgulayan Zidane, bu özelliklerin Real Madrid'de kulüp yönetimi tarafından fark edilmediğini savundu.

Fransız teknik direktör, "Burada yaptıklarımıza saygı duyulmasını istiyorum. Sezonun son döneminde kulüp ve başkan ile ilişkilerimin diğer teknik direktörlerden biraz farklı olmasını görmek hoşuma giderdi. Bugün, büyük bir kulüpte bir teknik direktörün ömrü iki sezon, daha fazlası değil. Bunun daha uzun olması için insani ilişkiler, paradan, şöhretten ve her şeyden daha önemli olmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

 "Basına sızdırılan mesajlar takımda olumsuz bir hava yaratıyordu"

Real Madrid'de maç kaybettiği günün ardından basında çıkan eleştirilerin arkasında kulüp yönetimi olduğunu ima eden Zidane, "Yenildiğimiz günün ardından, bir sonraki maçı kazanmazsak beni göndereceklerini okumak beni çok üzüyordu. Benimle birlikte tüm takım da üzülüyordu. Çünkü, basına sızdırılan bu mesajlar takımda olumsuz bir hava, şüphe ve yanlış anlamalar yaratıyordu." görüşünü savundu.

Zidane, futbolu ve işini sevdiğini belirterek, teknik direktörlük kariyerinin devam ettiğini hatırlattı.

İspanyol basını, Real Madrid'de Zidane'ın ayrılmasının ardından teknik direktör koltuğuna Raul Gonzalez, Antonio Conte ve Mauricio Pochettino'yu aday olarak gösteriyor.

'Büyük maç' ustası: Zinedine Zidane

15 Nisan 2021 Perşembe

'Büyük maç' ustası: Zinedine Zidane

Real Madrid’le Devler Ligi’nde yarı finale çıkma başarısı gösteren, kulüp tarihinin en etkileyici kupa karnelerinden birine sahip olan Zinedine Zidane, antrenörlük kariyerini ‘büyük maç’ kalitesiyle inşa ediyor.

Eflatun-beyazlı ekip ile üst üste 3 yıl Şampiyonlar Ligi Kupası’nı müzesine götüren Zinedine Zidane, kısa bir ayrılık dönemi sonrası yeniden Real Madrid’e dönmüştü.

Bu sansasyonel başarıyı kazandığı dönemde futbol otoritelerinin Zidane hakkında baskın görüşü, “çok kaliteli bir kadroyu motive edebilmesi” üzerinde birleşiyordu.

İkinci döneminde Zidane, spor tarihinin en iyi kadrolarından biri olarak kabul edilen 2016-2018 Real Madrid’inden Cristiano Ronaldo, Gareth Bale, Mateo Kovacic gibi isimleri kaybetmiş ve Dani Carvajal, Marcelo gibi yıldızlarının da verimi düşmüş olmasına rağmen, etkileyici bir teknik direktörlük performansı göstermeye devam ediyor.

Bu performansın altında, tüm destekleyici faktörlerle beraber, Fransız teknik adamın futbolculuk serüveninde de gösterdiği gibi “büyük maç oynama” meziyeti yatıyor.

Krizlerden dev zaferler ile çıktı

Zinedine Zidane, Real Madrid kariyerinde pek çok kez yol ayrımına geldi.

Fransız teknik adam, arka arkaya puan kaybı yaşadığı ve tekrarının gerçekleşmesi halinde koltuğunun tehlikeye gireceği krizleri, elde ettiği 'büyük maç' zaferleriyle aşmayı başardı.

Geçen yıl, ligde arka arkaya 3 maçta puan kaybettiği virajın ardından Zidane, İspanya Süper Kupası’nı kazanmıştı. Birkaç hafta içerisinde, Celta Vigo ve Levante karşısında yaşadığı puan kayıplarına Devler Ligi’nde Manchester City mağlubiyetini ekleyen başarılı teknik adam, kendisi adına hayati bir El Clasico galibiyeti kazanarak takımının şampiyonluk yürüyüşünü başlatmıştı.

Bu sezona da problemli başlayan, Gladbach karşısında puanı zor kurtaran ve kendi evinde Cadiz ile Shakhtar Donetsk’e boyun eğen Real Madrid, deplasmanda Barcelona’yı 3 golle geçmeyi başardı.

Yakın tarihlerde, Valencia-Villarreal-Alaves virajını sadece 1 puanla geçebilen eflatun-beyazlılar, Inter ve Sevilla deplasmanlarında kazandığı üçer puanla hedefine tutundu.

Tecrübeli antrenör, 2017-2018 sezonunda da yine görevinin tartışılma safhasına geldiği bir dönemde, Unai Emery’ye bariz üstünlük kurarak PSG’yi elemiş ve kupaya kadar ilerlemişti.

Oyunu, ihtiyaca göre şekillendiriyor

Zinedine Zidane’a yönelik en sık telkin edilen eleştiri, takımının Manchester City ya da Bayern Münih gibi, rakip fark etmeksizin dominant bir oyuna sahip olmadığı görüşüyle şekilleniyor.

İspanyol devinin, özellikle de sezonun ilk yarılarında aldığı sürpriz kötü sonuçların arkasında belki de bu gerekçe yatıyor.

Tüm bunlarla birlikte Zidane, 250 maçı geride bıraktığı Madrid yolculuğunun tüm önemli dönemeçlerinde, günün şartlarına göre başarıyı getirecek futbolu takımına aşılayabildi.

Eflatun-beyazlılar için rüya gibi geçen 2016-2017 sezonunda Real Madrid, hem ligde hem de Şampiyonlar Ligi’nde zirveye ulaşmış, La Liga’da 100 gol barajını aşmıştı. Ekip, Devler Ligi’ni de maç başına neredeyse 3 gol ortalamasıyla tamamlamıştı.

O dönem Real Madrid kadrosu üzerinde fikir birliğine varılan en önemli problem, tüm önemli yıldızlara yeterince süre verememe kaygısıydı. O kadroda, yalnızca orta sahayı incelerken dahi Kroos, Modric, Casemiro, Isco, Asensio, James Rodriguez, Kovacic gibi alternatiflerle karşılaşıyorduk.

O günlere nazaran daralmış kadrosuyla 2019-2020 sezonuna başlayan Zidane, bu kez antrenörlük kariyerinin hücumda en kısır, savunmada en başarılı grafiğini çizerek şampiyonluğa ulaştı. Fransız çalıştırıcı, henüz yarışın favorisi olmadığı 2020 yılının Ocak ayında, kendilerini mutlu sona götürecek formülü şöyle açıklamıştı:

“Savunmada iyi durmayı öğrenmeliyiz. Gol yemeyecek, rakiplerimizi durduracak bir formül üzerinde çalışmalıyız. Bunu başarırsak, hücumda bizi sonuca götürecek oyunculara ve yönteme sahibiz.”

Etkileyici Liverpool stratejisi

Jürgen Klopp’un takımları, çift ayaklı eşleşmelerde kolaylıkla mağlup edilemiyor. Her ne kadar problemli bir sezon geçirse de Liverpool, elindeki en önemli hedefi olan Real Madrid eşleşmesine, son haftaların en az eksikli kadrosuna ve Alman antrenörünün tecrübesine güvenerek çıkmıştı.

Zidane, yaş ortalaması yüksek orta sahasını geniş alanda koşturmak yerine, bu hattaki Kroos, Modric ve Casemiro gibi kaliteli ayakların direkt toplarıyla Liverpool’un zayıf noktalarından faydalanmayı tercih etti. Sert bir takım savunması/presi uygulayan Real Madrid, Vinicius Junior ve Benzema’nın etkili oyunu ve Alexander-Arnold’ın savunma zaaflarıyla skor avantajını eline aldı.

Rövanş maçının özellikle ilk 15 dakikası eflatun-beyazlılar için çok problemli geçse de, devrenin geride kalan dilimi ve bilhassa 2. yarıda Zidane’ın öğrencilerinden kaliteli bir takım savunması izledik. Bu savunmaya övgü getirirken ve hatalarını değerlendirirken, Sergio Ramos ve Raphael Varane gibi çok önemli iki eksiğinin olduğunu, sağ bekte de bu bölgenin oyuncusu olmayan Valverde’nin görev yaptığını göz önüne almak gerek.

Şampiyonlar Ligi tarihinin en başarılı antrenörü olma hedefi

Real Madrid’in başında Zinedine Zidane, Şampiyonlar Ligi eşleşmelerinde yalnızca Pep Guardiola’nın Manchester City’sine boyun eğmişti.

Premier Lig’de mutlu sona çok yaklaşan ve Guardiola ile ilk kez Devler Ligi’nde son 4’e kalmayı başaran İngiliz ekibinin en büyük motivasyonu, Real Madrid’i tekrar devirerek Şampiyonlar Ligi’nde finale ulaşmak olacak.

Bununla birlikte Zidane’ın geçmişi, ağır basan taraf olarak görülmediği eşleşmelerde kurduğu üstünlüklerle dolu. Fransız çalıştırıcı, hem Guardiola’dan rövanşı almak hem de takdir edilen ‘rakibe göre strateji’ hünerlerini, şu sıralar belki de dünyanın en dominant futbolunu oynayan Manchester City’ye karşı uygulayabilmek için sahaya çıkacak.

Zidane, bu sezon da kupaya ulaşması halinde, 3 şampiyonluğu bulunan Bob Paisley ve Carlo Ancelotti’yi geride bırakarak, Şampiyonlar Ligi tarihinde 4 kez zafere ulaşmış ilk çalıştırıcı olacak.

Fransız futbol efsanesinin yeni meydan okuması, biz futbolseverlere heyecan uyandırıyor.

Kaynak : Alperen Doğan / TRT SPOR  

31 Mart 2021 Çarşamba

Real Madrid'de Löw sesleri

Real Madrid'de teknik direktör Zinedine Zidane'in alternatifi aranıyor. Olası başarısızlık durumunda İspanyol devinin başına Alman teknik adam Joachim Löw'ün geçeceği iddia ediliyor.

Real Madrid'de işler yolunda gitmiyor. Madrid ekibi, La Liga'da lider Atletico Madrid'in 6, Barcelona'nın da 2 puan gerisinde bulunuyor.

Sezon sonu olası bir başarısızlığın senaryosu ise şimdiden yazılıyor. İspanyol basınına göre kötü gidişatın faturası, teknik direktör Zinedine Zidane'a kesilecek.

Kulüp başkanı Florentino Perez'in en çok istediği isim Mauricio Pochettino. Ancak Fransız ekibi Paris Saint Germain'in Pochettino ile uzun vadeli sözleşme imzalaması, bu ihtimali düşük kılıyor.

Zidane sonrası bir diğer formülün ise Joachim Löw - Raul Gonzalez ikilisi olduğu kaydediliyor. Geçmişte Carlo Ancelotti ve Zinedine Zidane ikilisini takımın başına getiren başkan Perez, bu yöntem ile Madrid ekibine Şampiyonlar Ligi kupası kazandırmıştı.

Joachim Löw'ün takımın 1 numaralı teknik patronu olarak düşünüldüğü ifade ediliyor. Real'in efsanelerinden Raul Gonzalez'in ise Löw'ün yardımcılığını üstleneceği kaydediliyor.

Alman Milli Takımı'nı çalıştıran Joachim Löw, EURO 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası'nın ardından milli takım görevini bırakacağını açıklamıştı.

Kaynak : TRT SPOR

8 Aralık 2020 Salı

Real Madrid'de Mbappe ve Pogba sesleri

İspanyol ekibi Real Madrid'de transfer hareketliliği yaşanıyor. Kadrosunu güçlendirmek isteyen eflatun-beyazlıların gündeminde Paris Saint-Germain'den Kylian Mbappe ve Manchester United'dan Paul Pogba'nın bulunduğu belirtiliyor.

Ligde zor günler geçiren Real Madrid transfer arayışında...Zinedine Zidane ile yolların ayrılması beklenen İspanyol ekibinde bir taraftan teknik direktör arayışları sürerken, diğer taraftan da kadro planlaması yapılıyor.

Adı Real Madrid ile transfer dedikodusuna karışan son isim Kylian Mbappe. Bu iddiayı ortaya atan kişi ise Hırvatistan Futbol Federasyonu Başkanı Davor Suker.

Dünya yıldızının Madrid'e yakın olduğunu belirten Suker, "Futbolda başarı olması için açlık olması şart. Kylian Mbappe ise bu profile uyuyor. O Real Madrid'de oynama arzusuna sahip bir oyuncu'' dedi.

Mbappe'nin Paris Saint-Germain (PSG) ile olan mevcut kontratı 2022 yazında sona eriyor.

Real Madrid ile anılan bir diğer isim ise Paul Pogba. Manchester United'ın Fransız yıldızı, Ada'dan ayrılarak kariyerine İspanya'da devam etmek istiyor.

İngiliz ekibinde forma şansı bulamayan 27 yaşındaki oyuncunun Real Madrid'e yakın olduğu belirtildi.

Oyuncunun Manchester United'da mutsuz olduğu ise Menajeri Mino Raiola tarafından açıklanmıştı.

Fransız orta saha oyuncusu için PSG ve Juventus'un da devrede olduğu belirtildi.

Kaynak : TRT SPOR

3 Temmuz 2020 Cuma

Zinedine Zidane, Lionel Messi'nin Barcelona'dan ayrılmasını istemiyor

Real Madrid Teknik Direktörü Zinedine Zidane, Lionel Messi'nin Barcelona'dan ayrılmasını istemiyor. Fransız çalıştırıcı "La Liga'nın iyiliği için Arjantinli yıldızın takımında kalmasını temenni ediyorum" dedi.

Messi, Barcelona'dan ayrılmaya hiç bu kadar yakın olmamıştı. İspanyol basınında Arjantinli yıldızın yeni bir maceraya atılacağını iddia eden haberlerin sayısı son günlerde artmaya başladı.
Barcelona, 33 yaşındaki oyuncunun futbolu Katalan ekibinde bırakmasını isterken Real Madrid cephesi de ezeli rakibiyle aynı görüşte.
Barcelona'nın 4 puan önünde lider durumda bulunan başkent ekibi, La Liga'nın marka değeri için Messi'nin takımında kalmasını diliyor.
Real Madrid Teknik Direktörü Zinedine Zidane,  "Ne olacağını bilmiyorum ama Messi'nin Barcelona'dan ayrılmamasını umuyoruz. O bu ligin en önemli figürü ve biz en iyilerin La Liga'da olmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.
İspanyol kulüpleri, Cristiano Ronaldo'nun ardından Messi'nin de başka bir ülkeye gitmesinin La Liga'nın marka değerini düşürmesinden endişe ediyor.
Bu yüzden başta Real Madrid olmak üzere tüm kulüpler, Arjantinli oyuncunun takımında kalmasını bekliyor.
Messi'nin Barcelona ile 1 yıl daha mukavelesi olmasına rağmen deneyimli oyuncu sözleşmesini istediği zaman feshetme hakkını elinde bulunduruyor.
Kaynak: TRT SPOR

27 Mayıs 2020 Çarşamba

Kylian Mbappe dünya yıldızlarını örnek alıyor

Paris Saint-Germain forması giyen Kylian Mbappe, Zinedine Zidane ve Cristiano Ronaldo gibi adını futbol tarihine yazdırmak istediğini söyledi.

Kylian Mbappe, gelecek hedeflerini açıkladı. Paris Saint-Germain'in 21 yaşındaki yıldızı, Real Madrid teknik direktörü Zinedine Zidane ve Juventus’un forması giyen Cristiano Ronaldo’yu örnek aldığını belirtti.

Mbappe, "Zidane, futbolculuk kariyerinde birçok kupa kazandı. Ronaldo’nun da elde ettiği başarılar ortada. İkisi gibi olmak ve adımı futbol tarihine yazdırmayı hedefliyorum" dedi.

Dünyada yılın futbolcusuna verilen ‘Altın Top’ ödülü hakkında da konuşan Fransız golcü, "Bu ödülü kazanmak harika olur ama bunun için kendime yıl olarak bir hedef koymadım’’ ifadesini kullandı.

Kylian Mbappe, henüz 19 yaşındayken Fransa Milli Takımı ile Dünya Kupası’nı kazandı.

Genç yıldız, takımlar düzeyinde ise Monaco ve Paris Saint-Germain formalarıyla 8 kupa zaferi yaşadı.

A takım seviyesindeki ilk resmi maçına 2016’da Monaco ile çıkan Fransız futbolcu, toplam 181 karşılaşmada 117 kez fileleri sarsıp, 66 da gol pası verdi.

Kaynak: TRT SPOR
 

12 Haziran 2018 Salı

Dünya Kupası'nın en iyi 11 orta saha oyuncusu

2018 FIFA Dünya Kupası, 14 Haziran-15 Temmuz tarihlerinde Rusya'nın ev sahipliğinde yapılacak.

Teknik kapasiteleri ve top hakimiyetleriyle yıllar boyunca futbolseverlerin izlemekten keyif aldığı oyuncuların başında gelen yıldız orta saha oyuncuları, geçmişte olduğu gibi Rusya'da da ülkeleri için belirleyici rol oynayacak.
Tarihin en iyi futbolcuları arasında gösterilen Arjantinli Diego Armando Maradona ve Hollandalı Johan Cruyff başta olmak üzere, yolu Türkiye'den geçmiş Gheorge Hagi ve Zico, orta saha dendiğinde futbol dünyasının ilk sıralarda saydığı yıldız isimler arasında yer alıyor.
Dünya Kupaları tarihinde aktif isimler dışında unutulmazlar arasına giren en iyi 11 orta saha oyuncusu şöyle:
Diego Armando Maradona (Arjantin):
Hem futbolu, hem de sansasyonel hayat tarzıyla adını tüm dünyaya duyuran efsanevi futbolcu Maradona, 1986'daki Dünya Kupası'nın kazanılmasında ve takımının 1990'da finale yükselmesinde en büyük pay sahibi.
Birçok otorite tarafından her ne kadar kaldırdığı Dünya Kupası sayısı az olsa da Pele'den daha yetenekli kabul edilen futbolcu, kendisinin Brezilyalı yıldızdan farklı olduğunu, ''Bir de Avrupa'da oynamak gerekir.'' diyerek ifade etmişti. Maradona, 1982, 1986, 1990 ve 1994 olmak üzere 4 kez Dünya Kupası sahnesinde boy gösterdi.
Johan Cruyff (Hollanda):
Total futbolun öncüsü Hollanda'nın en çok isim yapan oyuncusu olan ve futbolculuk kariyerini noktaladıktan sonra kariyerine teknik direktör olarak devam eden Cruyff, milli takım formasıyla 48 maçta 33 gol attı.
1974'te finale yükselen Hollanda takımının as oyuncusu olan Cruyff, 1978'deki organizasyona ise Arjantin'deki askeri yönetimi protesto ederek katılmadı.
Michel Platini (Fransa):
Oyun kurucu pozisyonunda 1980'lerin rakipsiz futbolcusu Platini, son vuruşlardaki ustalığıyla da hatırlanıyor.
Milli takımının formasıyla 72 maçta 41 gol atan Platini, 1978, 1982 ve 1986 olmak üzere 3 Dünya Kupası'nda boy gösterdi. 1983, 1984 ve 1985'te Avrupa'da yılın futbolcusu seçilen Platini, ülkesinde de, yüzyıla damgasını vuran futbolcu unvanına layık görüldü.
Bobby Charlton (İngiltere):
İngiltere Teknik Direktörü Alf Ramsey, 1966'da zafere ulaşan milli takımı, Charlton'ı merkez alarak oluşturdu.
Uzun bir dönem dünya genelindeki en ünlü İngiliz futbolcu olarak kendisini kabul ettiren Charlton, futbol kariyerine sağ iç olarak başladı, ancak zamanla, 4-1-3-2 dizilişindeki İngiltere Milli Takımı'nda, forvet oyuncularının arkasında, hücuma yönelik orta saha oyuncusu olarak kendisini kabul ettirdi.
Avrupa'da yılın futbolcusu ödüllü oyuncu, İngiltere'nin 1962, 1966 ve 1970 Dünya Kupası kadrolarında yer aldı.
Lothar Matthaeus (Eski Batı Almanya/Almanya):
Yeteneklerini betimlemekte yetersiz kalsa da kendisine yakıştırılan İngilizce ''destroyer'' (yok edici) lakabı, futbolcunun ana özelliğini ve oyun anlayışını tam manasıyla ifade ediyor.
İlki 1982'de olmak üzere 5 Dünya Kupası'nda forma giyen Matthaeus, 1986'da, 3-2 yenildikleri final maçında Arjantin'in yıldız oyuncusu Maradona'yı tutmakla görevlendirilmişti. Maradona, bu karşılaşmadan sonra yaptığı açıklamada, ''Şu ana kadar karşılaştığım en iyi rakip. Bu, onu tanımlamak için yeterlidir.'' ifadesini kullanmıştı.
Matthaeus, 20 yıllık kariyerinde 150 defa milli takımın formasını giyerken, 25 kez ile Dünya Kupası tarihinin en fazla maça çıkan oyuncusu durumunda.
Gheorghe Hagi (Romanya):
Romanya Milli Takımı'nın formasını 125 kez giyen ve 35 golle ülkesi adına en çok gol atan futbolcu unvanına sahip Hagi, ülkesinin Dünya Kupaları'nda ilk kez çeyrek finale çıkmasını sağladı.
Romanya'nın gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu görülen ve Galatasaray'a "altın çağ"ını yaşatan Hagi, 1990, 1994 ve 1998'deki Dünya Kupaları'nda ülkesiyle gruptan çıkma başarısı gösterdi. Hagi'li Romanya, Dünya Kupaları'ndaki en iyi turnuvasını 1994'te geçirdi ve bu organizasyonda çeyrek finale kadar yükseldi.
Zinedine Zidane (Fransa):
Hem Fransa'nın, hem de dünyanın en iyi orta saha oyuncuları arasında sayılan Zidane, milli takım formasıyla 3 Dünya Kupası'na katıldı.
1998'deki final maçında Brezilya karşısında kazanılan şampiyonluğa iki golle katkı sağlayan Zidane, sakatlığı nedeniyle 2002'de bir maç oynayabildi. Milli takımdan emekli olan Zidane, teknik direktör Raymond Domenech tarafından ikna edildi ve 2006'daki Dünya Kupası'na katıldı. Fransa'nın finale yükseldiği turnuvada Zidane, İtalya ile oynanan bu maçta Marco Materazzi'nin göğsüne kafa attı ve futbol kariyerini, hafızalardan silinmeyecek bu hareketle noktaladı.
Enzo Scifo (Belçika):
Belçika formasıyla 4 Dünya Kupası gören Scifo, ülkesinin yetiştirdiği en büyük futbolcu kabul ediliyor.
Avrupa'nın büyük kulüplerinde oynayan, ancak en iyi performansını milli takımla gösteren Scifo, Belçika'nın 1986'da yarı finale çıkmasında büyük rol oynarken, daha sonra 1990, 1994 ve 1998'de de Dünya Kupası'nda sahne aldı.
Zico (Brezilya):
Gözlem yeteneği, son vuruşlardaki ustalığı ve topa hakimiyeti neticesinde kendisine ''Beyaz Pele'' lakabı yakıştırılan Zico, adını ilk kez sakatlık problemleriyle boğuştuğu, takımın taktik anlayışına ters düştüğü 1978'deki Dünya Kupası ile duyurdu.
Bir dönem Fenerbahçe'nin teknik direktörlüğünü yapan ve futbolculuğunda 1982 Dünya Kupası'nda kariyerinin üst seviyelerine çıkan Zico, 1986'daki Brezilya kadrosuna da dahil edildi. O dönem 33 yaşında olan Zico, ilk tur maçlarında yedek kaldı ve Fransa ile oynanan çeyrek final karşılaşmasında penaltı kaçırarak kariyerinin en kötü anını yaşadı.
Socrates (Brezilya):
Olağanüstü bir futbol zekasına sahip olan Socrates, 25 yaşına kadar milli takım formasını giymezken, 3 yıl sonra 1982 Dünya Kupası'nda Brezilya'nın kaptanı olarak sahaya çıktı.
Günde 1 paket sigara içtiği söylenen ve durduğu yerden kullandığı penaltı atışlarında topu üst köşeye göndermesiyle hatırlanan futbolcu, 2004 yılında, 50 yaşındayken futbola geri döndü ve kısa bir süre için İngiltere'nin Garforth Town takımında top koşturdu.
Pierre Littbarski (Batı Almanya):
2006'da verdiği demeçte, ''Hayatımın en mutsuz anlarını 1982 ve 1986'daki finallerde yaşadım.'' diyen Littbarski, üç final gördüğü kariyerinin en mutlu gününü, kuşkusuz Dünya Kupası'nı kaldırdıkları 8 Temmuz 1990'da yaşadı.
İspanya 1982'de ve Meksika 1986'da finalde kaybederek Dünya Kupası ikinciliği yaşayan Alman ekibinde yer alan Littbarski, takımıyla 1990'da mutlu sona ulaşmayı başardı.

31 Mayıs 2018 Perşembe

Zinedine Zidane istifa etti

Real Madrid Teknik Direktörü Zinedine Zidane, görevinden istifa ettiğini açıkladı. 

Real Madrid Teknik Direktörü Zinedine Zidane'ın istifa etti. Basın toplantısı düzenleyen Fransız teknik adam, "Görevimden ayrılıyorum. Bu herkes için doğru zaman. Belki bu biraz garip gelebilir ama hepimiz için en iyisi bu. Bu takımın kazanmaya devam etmesi gerekiyor. Üç yıl sonra bir değişikliğin zamanı. Yeni bir ses ve başka yöntemlerle takımın çalışması gerekiyor" diye konuştu.
Kulüp Başkanı Florentino Perez de, "Bugün ben ve taraftarlar için üzücü bir gün. Onun sonuna kadar bizim yanımızda olmasını isterdim. Kendisine adanmışlığı, sevgisi ve bu yıl Real Madrid için yaptığı her şey için teşekkür etmek istiyorum, bu bir veda değil, yine görüşeceğiz." dedi.
2016 Ocak ayında Rafa Benitez'in yerine teknik direktörlüğe getirilen Zidane, İspanyol devini üst üste 3 yıl Şampiyonlar Ligi şampiyonluğuna taşıdı. 2016-17'de de İspanya Ligi şampiyonluğu sevinci yaşayan Fransız çalıştırıcı, 18 Şubat'ta yaptığı açıklamada teknik direktörlüğün ne kadar zor bir görev olduğunu açıklamıştı.

25 Mayıs 2018 Cuma

Real Madrid ve Zinedine Zidane rekor kovalıyor

UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde 26 Mayıs Cumartesi günü Liverpool ile karşı karşıya gelecek Real Madrid, organizasyonun bu isimle düzenlendiği dönemde kupayı art arda üçüncü kez kazanan ilk takım olarak tarihe geçmeyi hedefliyor.

Avrupa futbolunun kulüpler düzeyindeki bir numaralı organizasyonunda, Şampiyonlar Ligi adı altında oynanmaya başlayan 1992-1993 sezonundan bu yana hiçbir takım, kupayı üst üste üç kez müzesine götüremedi.
Real Madrid, 1992-1993'ten bu yana Kupa 1'de oynadığı 6 final maçını da kazanmayı başardı. Eflatun-beyazlı ekip, organizasyonda 1998, 2000, 2002, 2014, 2016 ve 2017 yıllarında şampiyonluk ipini göğüsledi.
İspanyol temsilcisi, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası adı altında oynanan 1955-1992 yıllarında ise turnuvada 6 kez şampiyonluk elde etti. Avrupa futbolunun bir numaralı kupasındaki en başarılı takım konumundaki Real Madrid, bu süreçte 1956, 1957, 1958, 1959, 1960 ve 1966 yıllarında mutlu sona ulaştı.
Başkent ekibi, 1962, 1964 ve 1981'de yaptığı final maçlarında ise sahadan yenik ayrılarak kupaya uzanamadı.
1980-81 sezonundaki finalde yine Liverpool ile karşılaşan Madrid temsilcisi, Alan Kennedy'nin 82. dakikada attığı golle rakibine 1-0 mağlup oldu.
Zidane, tarih yazabilir
Real Madrid'de teknik direktör Zinedine Zidane, Kupa 1'de şampiyonluğa ulaşmaları halinde bir ilki başaracak.
1992-1993'ten itibaren Şampiyonlar Ligi adı altında oynanan organizasyonda peş peşe ikinci kez kupayı kazanan ilk teknik direktör unvanını elde eden Fransız çalıştırıcı, Liverpool'a üstünlük kurmaları durumunda üst üste üç şampiyonlukla rekorunu daha da geliştirecek.
Futbolculuk kariyerinde Real Madrid ile 2002'de bu başarıyı yakalayan 44 yaşındaki teknik adam, 2013-2014'te Carlo Ancelotti'nin yardımcısı olarak eflatun-beyazlılar ile yine Kupa 1 şampiyonluğuna uzanmıştı.
Finallerin takımı Real Madrid
Ukrayna'nın başkenti Kiev'de Liverpool ile karşı karşıya gelecek Real Madrid, Şampiyonlar Ligi'nde en fazla final oynayan takım unvanını ele geçirecek.
Son ismiyle 1992-1993'ten itibaren oynanan Kupa 1'de şu ana kadar Real Madrid, İtalyan ekipleri Milan ve Juventus ile birlikte 6'şar kez final oynama başarısı gösterdi.
Real Madrid, yarın Liverpool karşısında 7. kez finalde boy gösterecek.
İki kupa da aynı başkente gidebilir
Real Madrid'in UEFA Şampiyonlar Ligi'ni kazanması halinde 1994 yılından bu yana ilk kez Avrupa'nın iki büyük kupası da aynı başkente gidecek.
Real Madrid'in rakibi Atletico Madrid, 16 Mayıs'ta oynanan finalde Olympique Marsilya'yı 3-0 yenerek UEFA Avrupa Ligi kupasını müzesine götürmüştü.
1994 yılında ise Kupa 1 ve Kupa 2, İtalya'nın Milano kentine gitmişti. UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Barcelona'yı 4-0 yenen Milan, o zamanki adıyla UEFA Kupası'nda ise Salzburg'u iki maçta da mağlup eden Inter şampiyonluğa ulaşmıştı.
Real Madrid'in şampiyonluk turu atması durumunda da UEFA Süper Kupa'da ilk kez aynı kentin takımları karşı karşıya gelecek.
1994 yılındaki Süper Kupa organizasyonunda Şampiyonlar Ligi şampiyonu Milan, Kupa Galipleri Kupası'nı kazanan Arsenal'ı 2-0 mağlup etmişti.

28 Aralık 2017 Perşembe

Ronaldo 4. kez yılın futbolcusu!

2017 Dünya Futbol Ödülleri töreninde yılın futbolcusu ödülünü, Real Madrid'in Portekizli forvet oyuncusu Cristiano Ronaldo aldı.

Dubai Spor Konseyi, Avrupa Kulüpler Birliği (ECA) ve Avrupa Futbol Menajerleri Birliği'nin (EFAA) 2010'dan bu yana organize ettiği Dünya Futbol Ödülleri, Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai kentinde düzenlenen törenle sahiplerini buldu.
2017'de İspanyol kulübü Real Madrid'in formasıyla UEFA Şampiyonlar Ligi, UEFA Süper Kupası, İspanya Birinci Futbol Ligi (La Liga), İspanya Süper Kupası ve FIFA Kulüpler Dünya Kupası şampiyonluğu yaşayan Ronaldo, yılın futbolcusu seçildi.
Oylamada Lionel Messi, Paulo Dybala, Gianluigi Buffon, Neymar, Sergio Ramos ve Kylian Mbappe'yi geride bırakan 32 yaşındaki Ronaldo, 2011, 2014 ve 2016'dan sonra 4. kez bu ödüle layık görüldü.
Yılın takımı ödülünü Real Madrid, yılın teknik direktörü ödülünü ise Real Madrid'i çalıştıran Fransız Zinedine Zidane kazandı.