TV İZLE

Canlı TV'ler burada...

Aromaterapi, Fitness ve Beslenme: Doğal Yağlarla Bütüncül Sağlık Rehberi

Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!

BYD HAN | Test Sürüşü

BYD HAN 3.9s | Avrupalı Premium otomobillere kafa tutar mı?

En Seksi Voleybol Frikikleri

Birbirinden seksi voleybolcular plajda ve salonlarda ter dökerken zaman zaman da verdikleri frikiklerle yürek hoplatıyorlar…

TV’de Spor Ekranı

TV’de Spor Ekranı ile TV'de canlı spor yayınları ve canlı maçlar hangi kanalda öğrenin.

UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri

2024-2025 UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Vodafone Sultanlar Ligi'nde biten transferler (2026-2027 sezonu)

Vodafone Sultanlar Ligi ekipleri, 2026-2027 sezonu öncesi kadrolarına takviye yapıyor. İşte şu ana kadar biten transferler...

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri​ TRT farkı ile burada ...

UEFA Avrupa Ligi Maç Özetleri

UEFA Avrupa Ligi​ Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Spor Masası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor Masası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2020 Cuma

Ahmet Ağaoğlu, Sörloth'a teklif yapan takımı açıkladı

Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu, sadece kaleci Uğurcan Çakır ve Alexander Sörloth'a transfer teklifi geldiğini söyledi. Ağaoğlu, "Leipzig, Sörloth için ısrarcı" dedi.

Trabzonspor Kulübü Başkanı Ahmet Ağaoğlu, 2019-2020 sezonunda Medipol Başakşehir'e şampiyonluğu kaptırmanın hayal kırıklığını yaşadıklarını ama gelecek sezon için bunun camia ve takım üzerinde bir travma oluşturmayacağını söyledi. Uğurcan Çakır ve Alexander Sörloth'a ciddi transfer teklifi geldiğini belirten Ağaoğlu, "Beklentilerin altında tekliflerdi. Bu tekliflere 'Evet' demeye hiç niyetimiz yok" dedi.
Ağaoğlu, konuk olduğu Anadolu Ajansı (AA) Spor Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu.
"Şampiyonluğun kaçmış olması hayal kırıklığı yaratmış olabilir"
Trabzonspor'un uzun bir sürenin ardından tekrar şampiyonluk yarışının içine girmesinden dolayı bazı düşüncelerin oluşabileceğini vurgulayan Ağaoğlu, "Şampiyonluğun en büyük adaylarından biriydik. Son 6 haftada kaybedilen puanlarla şampiyonluğu Başakşehir'e kaptırdık. 'Bu bir travma yaratacak, kolay kaldırılır bir travma değil' düşüncesi sağlıklı bakış açısı değil. Hayal kırıklığı tabii ki olabilir." dedi.
Hedefe giden bir takım olarak mücadelenin sonunda kaybeden taraf olmanın hoş bir şey olmadığını belirten Ağaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kolay hazmedilecek bir şey değil. Özellikle taraftarlar açısından veya bu işe gönüllü olarak giren yöneticiler, başkan açısından; aynı zamanda bu işi kariyer olarak yapan futbolcular ve teknik heyet açısından hoş bir şey değil. Bu sene Başakşehir şampiyon oldu. Başakşehir'in son beş senesine bakalım. Gelip gelip son maçta, iki hafta veya bir hafta kala iki puan, üç puan farkla beş senedir şampiyonluk yarışının içinde olan; 4'ünde kaybeden Başakşehir var. 9-10 senedir şampiyonluk yarışının içinde olmayan Trabzonspor için bir anlamda bu tür değerlendirme yapılabilir."
"Trabzonspor her zaman zirve yarışı içinde olacak"
Ağaoğlu, yeni tip koronavirüsün ardından 8 maça çıktıklarını hatırlatarak, "Şu an önümüzde 40 maç var. Şampiyonluğu kazanmakla, kupayı kaldırmakla her şey bitmiyor. Bunun devamı, sürekliliği var. Yönetime geldiğimizde çok sağlıksız ekonomik yapı vardı. Kur farkı, faiz gideri gelirinin neredeyse iki katı olan bir kulüp vardı. Aynı zamanda son 10 senedir de hiçbir şekilde zirve mücadelesi yapmamış, 8 seneye yakın Türkiye Kupası'nı alamamış Trabzonspor vardı. Sürdürülebilir başarı için 3-4 seneye ihtiyacımız olduğunu söyledik. Şunu da ilave ettik; 'sakın bu 3-4 sene içinde Trabzonspor zirve yarışının arkasında kalacağı şeklinde de anlaşılmasın'. Sürdürülebilir başarı için, finansal program için 3-4 seneye ihtiyacımız var. Ama bu dönem içinde Trabzonspor her zaman zirve yarışı içinde olacak." diye konuştu.
Yönetim olarak görev sürelerinin ikinci senesinde olduklarını hatırlatan Ağaoğlu, "İkinci senemizde zirve yarışına girdiğimiz yerde, son 6 hafta puan kayıplarıyla kaybettiğimiz yerde, bunun ciddi sportif başarısızlık olarak algılanması; önümüzdeki yıllarda psikolojik olarak sirayet edeceği düşünülmesi çok sağlıklı bakış açısı değil. Kamuoyuna böyle empoze etmeye çalışanlar var. Ama takip edecek seneler içinde de sürdürülebilir ekonomik başarı ve sportif başarıdan geri adım attıracak arkasında bırakacak etkenler değil." ifadelerini kullandı.
Yeni sezon öncesi takımın durumu
Yeni sezon öncesi takımın durumunu değerlendiren Ağaoğlu, "İki sezon arasında fazla zaman farkı olmadığı için oyuncularım en fazla 2 hafta dinlenme şansı bulabildiler. Neredeyse devre arasından daha kısa bir periyotta dinlenme şansı bulabildiler. Hemen antrenmanlar başladı, yoğun bir şekilde de devam ediyor. Takımın neredeyse tamamına yakınını koruduğumuz için çalışmalar bıraktığımız yerden devam ediyor." diye konuştu.
Sezonlar arasında fazla süre farkı olmamasından dolayı futbolcuların form durumlarını koruduğunu anlatan Ağaoğlu, "Hemen hemen 10 günlük aradan sonra maç oynayabilecek durumdalar." değerlendirmesinde bulundu.
"Süper Lig kulüpleri, Rezerv Lig'in ekmeğini çok ciddi şekilde yiyecek"
Yoğun bir sezonun kendilerini beklediğine dikkati çeken Ağaoğlu, şunları söyledi:
"Kovid nedeniyle bir sezon içinde oyunculara üç defa yükleme yapmak zorunda kalıyorsunuz. Bunu kaldıracak oyuncu var, kaldıramayacak oyuncu var. Dolayısıyla kadronun geniş tutulmasının avantaj yaratacağını söyledim. Rezerv ligin talimatının yayınlanması ve uygulanması konusunda birkaç kulüp başkanıyla ısrarcı olduk. Bu konuda da federasyon yönetim kurulu üyesi Hamit Altıntop'un çok büyük çabası ve emeği var. Biraz da futbolun akademik yönünü de iyi bilen bir kardeşimiz olduğu için oldukça büyük çaba sarf etti. Rezerv ligin ekmeğini Süper Lig kulüplerimiz çok yiyecek."
"Newton deneyimi, birikimi fazla olan bir hoca"
Takımın teknik direktörü Eddie Newton'u değerlendiren Ağaoğlu, "Newton devre arasında kulübümüze antrenör olarak başladı. Hocanın kulübe, takıma adapte olması zaman kaybıdır. Çok yetenekli hocalar vardır; gelirler kontağı çevirip yollarına devam ederler. Ben pek rastlamadım. Ne olursa olsun yabancı hoca olsa ülkeye, kulübe adaptasyon, ülke futboluna adaptasyonu olacak. Yerli hoca olsa aynı şekilde... Kadromuzun büyük bölümünü muhafaza ettik. Bu oyuncularla 5-6 ay zaman geçiren, çalıştıran bir hocayla devam ediyoruz. Newton tercihindeki en önemli kriter buydu." diye konuştu.
Newton'un Chelsea'da çok önemli isimlerin yardımcılığını yaptığını anlatan Ağaoğlu, "Newton, deneyimi, birikimi fazla olan bir hoca. Çeşitli nedenlerden dolayı İngiltere'de bu şansı yakalayamamış. Bizde geçirdiği zamanda kendisini de yakından tanıma fırsatı ve değerlendirme fırsatı bulduk. Yönetim kurulu olarak hocanın başarılı olacağına inancımızdan bu görevi verdik. Kupa finali maçı da önemli göstergeydi, o maçı da başarılı bir şekilde yönetti. Kolay kolay her hocaya da nasip olmaz; iki maç, iki galibiyet ve bir kupa." ifadelerini kullandı.
Newton'un yardımcılarının gelmediği yönündeki iddialara yanıt veren Ağaoğlu, "Pandemiden sonra her türlü iddianın arkası kesilmiyor. Newton'un kendi seçtiği yardımcılarının sözleşmesi bile hazır. Pazartesi günü Trabzon'a geleceğini söyledi. 'Hoca mutsuz; yönetimde başkan, asbaşkan, başkan yardımcıları arasında sıkıntılar var; birbirleriyle konuşmuyorlar.' Bu iddiaları daha ileriye taşıyanlar da var. Yönetici arkadaşlarım özellikle son 6 ay içinde ailemden fazla bir araya geldiğim insanlar, en fazla konuştuğum insanlar. Birbirimizden ayrı olduğumuz zaman içinde de günde en az 3-4 saat telefonda konuştuğumuz, sorunları veya programladığımız işleri birlikte yapmaya çalıştığımız insanlar. Özellikle bu haberlerin sosyal medya üzerinden yayılması kolay, kimse aslı astarı var mı diye sormuyor." değerlendirmesinde bulundu.
O iddiayı yalanladı
Takımla ilgili başka iddialara da değinen Ağaoğlu, şöyle devam etti:
"Söz de ben soyunma odasına girmişim Sosa'ya 'neden oynamıyorsun' demişim. Campi 'sen takım kaptanıyla böyle konuşamazsın' demiş. Pandemi sürecinden sonra akreditasyonlar iptal edildi. .. İki yıllık süreç içinde bırakın kelimeyi, bakışlarıyla tavırlarıyla ne şahsıma ne herhangi bir yöneticimize bu şekilde davranışta bulunmadılar. Bu kalitedeki kulüplerde bırakın yöneticileri, oyuncuların kendi aralarında dahi en ufak sorun, sürtüşme veya en ufak dargınlık bundan kaynaklanan davranış söz konusu değildir."
Yönetim olarak ilk yıllarında ligi 4. sırada bitirdiklerini dönemde başarılı bir takım olarak değerlendirildiklerini ama şampiyonluğun kaçırılmasıyla bu iddiaların ortaya atıldığını vurgulayan Ağaoğlu, şunları kaydetti:
"Şampiyonluğu yakalama şansı fazla olmayan, pek şans verilmeyen Trabzonspor söz konusu olduğu zaman futbol aleminin bakış açısı; sempatik Trabzonspor. Ne zamanki ciddi şekilde şampiyonluğa aday olduk o zaman aslı astarı olmayan ithamlar. Bunlar futbol dünyasında olan şeyler ama hoş şeyler değil. Hoş olmayan gerçekleri kabullenmeniz lazım. Bunlara asla takılı kalmamanız lazım. Takılı kaldığınız anda 2011 veya 1996 sonrası yaşanmış olan travmaların bir başkasını yaşama riskiyle karşı karşıya gelirsiniz. Camia artık buna alıştı. Yöneticiler olarak bu konuda bir hayli tecrübeliyiz. Dolayısıyla hazırlanan bu tuzağa düşmemiz ve önümüzdeki yıllarda oyuncuların performansını etkileyecek veya zirve yürüyüşünü etkileyecek düşünce, psikolojik baskı altına girmek mümkün değil."
"Uğurcan ve Sörloth'a teklif geldi. Leipzig Sörloth için ısrarcı"

Bordo-mavili takımda sadece iki futbolcuya önemli transfer teklifi geldiğini vurgulayan Ağaoğlu, şunları kaydetti:
"Sadece Uğurcan Çakır ve Sörloth'a ciddi teklif geldi. Sörloth için en ısrarcı kulüp Leipzig. Başka hiçbir oyuncumuzla ilgili teklifle karşılaşmadık. Beklentilerin altında tekliflerdi. Bu tekliflere 'Evet' demeye hiç niyetimiz yok. Transfer limitinden ve UEFA'nın FFP'sinden dolayı sınırlı bütçeyle hareket etmek durumundayız. Transfermarkt internet sitesinde Trabzonspor'un oyuncularının toplam bedeli 85,5 milyon avro. Bizim bu 85,5 milyon avro bedele ödediğimiz maaş, geçtiğimiz yıl 16,5 milyon avro, bu sene de rakam 14 milyon avro. Bu net maaş, vergiler hariç. 70 milyon avroya yakın oyuncu maaşı olan kulüplerimiz var. Onların hiçbir zaman muhasebesini tutmak bizi ilgilendirmez. Onların muhasebesini konuşmak iş ahlakına da spor ahlakına da uymaz."
"Trabzonspor'un oyuncularının piyasa değeri, oyuncularına ödediği maaşın 4 katından fazla"
Ağaoğlu, bordo-mavili ekipte forma giyen oyuncuların piyasa değerine dikkat çekerek, "Trabzonspor'un oyuncularının piyasa değeri, oyuncularına ödediği maaşın 4 katından fazla. Bunun anlamı şu, kabiliyetli oyuncuları kadrosuna katıp geliştirip ya da yetiştirip şu değeri yakalayan ve ekonomisini dengeli şekilde götürmeye çalışan bir Trabzonspor var. Biz şampiyonluk mücadelesini bu takımlara karşı bu bütçeyle verdik. Bu bütçeyle bu mücadele verilmez diye bir şey yok, çok daha iyisi de verilebilir. Biz daha yolun başındayız. Biz bunu geliştirerek, eksiklerimizi ve hatalarımızı düzelterek yolumuza devam etmek zorundayız" diye konuştu.
Sörloth sitemi: "O gün alma diyenler, bugün satma diyor"
Sörloth'un sözleşmesini kurcalayan insanlar olduğunu kaydeden ve bunu eleştiren Ağaoğlu, "Sörloth'un sözleşmesini konuşurken ona Türkiye'ye geldiği zamanki yapılan tepkileri hatırlatırım. Trabzonspor'a gelmemesi için, sözleşme imzalamaması için çaba sarf edenler vardı. Adamın göstermiş olduğu performansa bakıp, 'İngiltere'de bir gol atmış bir oyuncuyu nasıl alırsınız.' diye bizi beceriksizlikle suçlayıp yerden yere vurdular. İtiraf edeyim ki sıkıntılı bir süreçti. Bir oyuncu transfer edilirken, 10 farklı kriteri bir araya getiriyorsunuz. Sörloth, 4-5 santrfor adayımız içinde en isimsiziydi. Neredeyse geçen sezon Crystal Palace'ın attığı gol kadar gol attı. Bilinçsiz eleştirilerden bazı insanların uzak kalması lazım. O gün alma diyenler, bugün satma diyor. Ne size sorarak aldık ne de size sorarak satarız." ifadelerini kullandı.
Oyuncu alım-satımlarında kulüplerin prensipleri olduğunu anlatan Ağaoğlu, "Bugün Sörloth, Hasan, Hüseyin, Şaban gider yerine Ahmet, Mehmet, Mahmut gelir. Ama gelenlerin gidenlerin bir kademe üstüne çıkması lazım. Sörloth'un maaşını biz geldiği zaman paylaştık. Maaşı 1,5 milyon avro. KAP'a bildirdik, TFF'ye bildirdik. Ben kendi takımımdan sorumluyum. Kulübüne de senelik 375 bin avro veriyoruz. Maçların bu sene yüzde 50'sinden fazlasında oynadığında 6 milyon avro verip bonservisini alacağız. Geriye kalan hiç kimseyi ilgilendirmez. Oyuncuyla farklı sözleşmenin içine girip girmemek Trabzonspor'un tasarrufundadır." diye konuştu.
"UEFA'dan alınan ceza transfer politikamızı değiştirdi"
Ahmet Ağaoğlu, UEFA tarafından Trabzonspor'a verilen Avrupa kupalarından bir yıl men cezasıyla ilgili şunları ifade etti:
"Tabii ki UEFA'dan alınan ceza transfer politikamızı değiştirdi. Şampiyonlar Ligi'nde mücadele edecek bir kadroyla sadece Süper Lig'de devam edecek kadronun aynı olması mümkün değil. 32 hafta içerisinde 60'a yakın maç oynayacaktık. Bunun içinde Türkiye Kupası maçları, bünyenizdeki oyuncuların milli maçlarını da dahil ediyorum. Bir de Avrupa kupası olunca sayı epey yükseliyor. Alternatifli bir kadro tutmanız gerekiyordu. Bir diğer tarafı da finansal tarafı. Hala bir türlü anlaşılmayan ya da anlatılamayan transfer limiti harcaması var.
Avrupa kupalarına katılsaydık oradan gelecek bir gelir vardı. O gelirin de belirli bir oranını transferde kullanma şansınız vardı. Bundan mahrum olunca bizim 152 milyon lirayla sınırlı bir harcama bütçemiz var. Dolayısıyla bütçe olarak dar ama her zamanki gibi ekonomik ve maksimum seviyede verim alabileceğimiz oyuncuları transfer ettik. Şu an kadromuzda geçen yıla göre 5 yeni oyuncu var. Önümüzdeki bir hafta içinde de 1-2 oyuncu takviyesi daha yapılacak ve bu şekilde yolumuza devam edeceğiz. Takviyelerle zirve yarışının içinde olacak, şampiyonluk hedefleyen bir kadro yapısına sahip olacağımızı düşünüyoruz."
"TFF'nin açıkladığı limitle bizim belirlediğimiz limit arasında 1-2 milyon lira fark vardı"
Ahmet Ağaoğlu, Türkiye Futbol Federasyonunun harcama limitleriyle kendilerinin düşündüğü limitin hemen hemen aynı olduğunu dile getirdi.
Harcama limitleriyle ilgili görüşlerini paylaşan Ağaoğlu, "TFF limitleri açıklamadan önce neredeyse 1, 1,5 ay önce biz kendi limitimizi belirlemiştik. TFF'nin açıkladığı limitle bizim belirlediğimiz limit arasında 1-2 milyon lira fark vardı. Sistem zaten belli. Bazı kulüplerin bununla alakalı olarak yapmış oldukları serzenişi de anlamam mümkün değil. Bu tamamen hesap kitap. Geliriniz gideriniz belli, gelir gider belli olduğu zaman zaten TFF'nin talimatı doğrultusunda onun ne kadarını kulüp harcama limitine harcayacağınız belli. Benim matematiğim pek iyi değildi ortaokul ve lisede ama ben bile hesabı yapabiliyorum. Şu anda belki 1-2 transfer daha derken, limiti zorlayacak transferler olacak. Bu arada kalacak farkı da bu süre içinde bulmanız lazım. Geçen sene oyuncu sattık, bu sene henüz satmadık. Bizim maaşları düşürmek mümkün değil. Kadro maliyetimiz 16,5 milyon avroydu. Bu sene kurdan dolayı 13 milyon avroya kadar geriledi. Bir de yüzde 20 ilavede futbolcu kazançlarına vergi geldiği için orada ciddi bir gerileme söz konusu." değerlendirmesinde bulundu.
"Kulüpleri bekleyen çok çok ciddi sıkıntılar var"
Kulüplerin ekonomik durumunun kötü olduğunu vurgulayan Ağaoğlu, şöyle konuştu:
"Trabzonspor her sene bir oyuncuyu ya yetiştirerek ya da geliştirerek satmak zorunda. Futbol kulüplerinin en önemli gelir kaynaklarından birisi futbolcu satışıdır. Naklen yayın gelirinde sıkıntıdayız. Sürekli yayıncı kuruluş indirim talebinde. Dün akşam Kulüpler Birliğinin, Sayın Bakanımız ile yaptığı toplantının en önemli konusuydu. Seyirci hasılatı, ürün satışı, reklam ve sponsorluk geliri, oyuncu satışı... Bunların hepsinde ciddi bir gerileme var. 2001 yılında bu ülke bir bankacılık krizi yaşadı. 8-10 banka battı. 2001 şubat krizi. Kulüplerin şu an içinde bulundukları da buna benzer. İnşallah korkulanlar gerçekleşmez. Yoksa kulüpleri bekleyen çok çok ciddi sıkıntılar var. Seyirci hasılatı yok, ürün satışı yüzde 50'nin altına düştü, yayın gelirinde sıkıntı var. Sponsor kazandığı sürece harcar. Genel anlamda da ülke ekonomisinde pandemiden dolayı daralma söz konusu. Dönüp dolaşıp oyuncu satışına gözümüzü çevirdik. Tüm Avrupa'da gelirler düştü. Yurt dışında önemli bir kulübün sportif direktörüyle konuştum. İngiltere'de 3-4 kulüp hariç, geriye kalan hiçbir kulüp transfere sıcak bakmıyor. Herkes kiralama yoluna başvuruyor. Özellikle Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor'da seyirci hasılatı, gelirin önemli bir kalemini teşkil eder. Hedeflediğiniz satış rakamları da olmuyor artık."
Geldikleri dönemden sonra Trabzonspor'un yakaladığı sportif başarıya dikkati çeken Ağaoğlu, "2016-2018'de Trabzonspor'un iki sezonda topladığı puan 101. Bizim göreve geldiğimizden bu yana Trabzonspor'un iki senede topladığı puanlar, lig sıralamasında bizi 2. sıraya yerleştiriyor. Başakşehir, son 4-5 senede topladığı puanlarla ligin zirvesine oturuyor. Oyuncu kadrosunun maliyeti ve piyasa değerleri kıyaslandığında Trabzonspor'un çok büyük farkla diğer rakiplerinden pozitif anlamda ayrıştığını görüyoruz. Kadrodan giden oyuncuların yerine alınan oyunculara verilen parayla şu an için yüzde 60 oranında tasarruf sağladık." ifadelerini kullandı.
"Sadece Trabzonspor ve Galatasaray açıklıyor"
Trabzonspor Kulübünün yapmış olduğu bütün transferlerin detaylarının kamuoyuyla paylaşıldığını aktaran Ağaoğlu, şunları kaydetti:
"Trabzonspor'un yapmış olduğu her transfer ve harcama, KAP yoluyla kamuoyuyla paylaşılıyor. Türkiye'de bunu yapan iki kulüp var. En ince detayına kadar, menajer ücreti de dahil olmak üzere paylaşan biri Galatasaray, biri Trabzonspor. Sistem değişse de Trabzonspor bunu paylaşır. Biz bu işi gönüllü yapıyoruz, dürüst yapmak zorundayız. Özellikle kendi camiamızla bunu paylaşmak zorundayız. Lisans talimatı olmadan önce mecburiyet mi vardı? Biz kendi yasamızı kendimiz çıkardık. Trabzonspor'un harcamalarının, gelirinin ancak yüzde 10'luk bir sınırı aşmasını öngören bir maddeyi tüzüğümüze ekledik. Aşarsa o dönemki yönetim sorumludur, dedik. Bu, almış olduğun görevin sorumluluğudur."
"Ülkemiz yıllardır ekonomisinin ucunu IMF'ye bırakmıyor, sen de UEFA'ya, FIFA'ya bırakmayacaksın"
Ahmet Ağaoğlu, UEFA ve FIFA'nın bazı uygulamalarının hakkaniyetli olmadığını savundu.
Kendi dönemlerinde alınan transfer yasağı ve Avrupa kupalarından men cezası nedeniyle eleştirildiklerini ancak bunların 2016-2018 dönemlerinde yapılan hatalardan dolayı alındığını belirten Ağaoğlu, şöyle konuştu:
"Geçen sene savaştık ettik, bir sene erteleme aldık ama buraya kadar geldi. Devam de edebilirdi ama UEFA'nın veya FIFA'nın bazı uygulamalarının hakkaniyetle bağdaşmadığını ifade edebilirim. Manchester City ve diğer kulüp örnekleri var. Başka şeyler dönüyor, orada kendileri bile itiraf ettiler bunu. Bizim men cezamızın nasıl baskıdan kaynaklandığını örtülü olarak da olsa kendileri de ifade etti. İşi oraya bırakmayacaksınız. Hesabınızı kitabınızı doğru dürüst yapacaksınız. Nasıl ki ülkemiz yıllardır ekonomisinin ucunu IMF'ye bırakmıyor, sen de UEFA'ya, FIFA'ya bırakmayacaksın. Gelir gelmez bunu yaptık. İkinci ayımızda genel kurulu toplayıp 84. maddeyi değiştirip üzerimize bu yükü yükledik. Bazı kulüp başkanları ve TFF'den 1-2 yöneticinin ilk tepkileri, 'Kendi ayağınıza sıktınız' oldu. Özgürce harcama yapılamazmış, kimin parasını harcıyorsunuz. Ailesinin nafakasından kısarak gidip forma alan, harçlıklarını biriktirip maça gelen camianın parasını rahatça harcama özgürlüğünden mahrum kalmışız. Hiç kimsenin böyle bir hakkı yok. Bütün kulüpler için geçerli."
"Her sabah kalkıyorum şöyle bin lirayı ceza için kenara ayırıyorum"
Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Zekeriya Alp ve yönetiminin 2 senelik süreçte görevden ayrılan üçüncü yönetim olduğuna dikkati çeken Ağaoğlu, "Bu süre içinde 3 MHK yönetim değişti. İki sene içinde 4. MHK değişikliği oldu. Hakem camiası çok geniş bir camia da değil ama 2 sene içinde 4. MHK yönetimi. MHK, federasyonun en fazla tartışılan kurumlardan, kurullarından birisi. Zekeriya Alp döneminde de istikrar olmayacağını adım gibi biliyordum ve açıklandığında Sayın Nihat Özdemir'e de bunu ifade ettim. Öyle bir hale geldi ki işler ağzınızdan çıkan her kelime yarın size para ve hak mahrumiyeti cezası olarak yansıyor. Nedenleri çok gizli kapaklı şeyler de değil kamuoyu da federasyon başkanı da biliyor. Bunu ifade etiğiniz zaman cezalar, hak mahrumiyeti, şahsıma para cezası... Ben her sabah kalkıyorum şöyle bin lirayı kenara ayırıyorum. Ondan sonra yola revan oluyoruz. Şu ifadeyi bile sportmenliğe aykırı değerlendirebilirler ve bir ceza yiyebiliriz. Herkesin bildiği nedeni de herhalde TFF başkanı da biliyordur." ifadelerini kullandı.
"(Serdar Tatlı) Doğrusu olan bildiği doğrudan da taviz vermeyen bir insan"
MHK'nın yeni yönetim kurulunda başkan yardımcılığı döneminden hakem olarak tanıdığı isimlerin bulunduğunu dile getiren Ağaoğlu, şunları söyledi:
"Şahıs olarak Serdar Tatlı'yı tanırım, hakemliğini bilirim. Kendi doğrusu olan bir hakemdi. Galatasaray maçımızda çizgiyi geçti geçmedi tartışmaları olmuştu. Bizim oyunculara yardımcı hakem 'haklısınız' diyor ama o zaman telsiz yok. 'Hocaya söyleyin, anlatın' diyor. Bizim oyuncular da yardımcıya gitmesi için hocaya gidiyor. Serdar Tatlı ile sonra konuşuyoruz, 'evet gitmedim, çünkü öyle gördüm' diyor. Serdar Tatlı'nın yapısının karakterini ifade etmek için söyledim. Doğrusu olan bildiği doğrudan da taviz vermeyen bir insan. Sonra 'Allah'tan Campbell maçı sırtladı da takımı da beni de kurtardı.' dedi. Abitoğlu'nun hakemliğini bilirim, Erol Ersoy'un Kadir Tozlu aynı şekilde benim başkan yardımcılığım döneminde. Metin Tokat da vardı. İnşallah tartışmalardan uzak bir MHK olur. Tek temennim bu. 4 MHK gidiyor geliyor ama hakemler aynı hakemler. MHK'ların gitmesine neden olan sebepler, bu hakemlerin yönetimleri değil mi yoksa bilmediğimiz başka bir şey mi var. Sabah 1 lira ayırmıştım onun üzerine çıkmayalım daha fazla ayırmayalım. Umarım başarılı olurlar. O süreçlerinde bu saydığım isimler bize güven veren isimlerdi. En azından Tatlı'nın hakemlik yaparken hatalı bir kararı varsa hakem hatası olduğunu bilen bir insanım. İnşallah aynı duruşu burada da gösterir. Çünkü burada direnç göstermek önemli. Her taraftan kuşatmanın olduğu yer." 
VAR uygulaması 
Ahmet Ağaoğlu, geçen sezon da önceki sezon da VAR Sistemi uygulamalarını başarılı bulmadığını ifade etti.
"Bir sistem geliyor, sistem belli, hakemin görmediğini göreceksin çağıracaksın." diyen Ağaoğlu, "Mesela Medipol Başakşehir maçında Nwakaeme'yi çekip aşağıya indirdi görmedin mi kardeşim, Fırat görmedi yardımcı, 4. de görmedi VAR görmedi mi?" sorularını sordu.
VAR yönetmeliğinin sık değişmesine dikkati çeken Ağaoğlu, "VAR yönetmeliği ile 50 defa oynadılar. Ofsayt çizgisiye oynuyorlar ya hani... Buradan çiziyor. Santra çizgisinin kenarından başlıyor. 18'in oradan korner çizgisine kadar gidiyor. 50 defa oynadılar. Bilmen ne pozisyonu olduğu zaman VAR orta hakemi çağırmaz. Niye, bu pozisyon penaltı, neden çağırmaz? Efendim VAR yönetemiliğine göre bilmem ne bilmen olduğu zaman yukardan da THY uçağı geçtiği zamlan yok AnadoluJet inişe geçtiği zaman bilmem neyin bilmem neden etkilenmesinden dolayı VAR... Bir yönetmelik çıkarırsınız herkesin malumu olur. Herkes de bilir sistem de efektif olarak çalışır." eleştirilerinde bulundu.
VAR Sistemi'nin parasının kulüpler tarafından ödendiğini belirten Ağaoğlu, "22 milyon lira civarındaydı ilk geldiğinde bu sistem.Maçta oynanan futbol topununa kadar kulüpler ödüyor, biz ödüyoruz yani. Sistemin yönetmeliğiyle devamlı oynamamın bir anlamı yok. Orala bakıldığı zaman her şey görülüyor mu? yorumu size bırakıyorum. Öyle olsaydı zaten sistem de bu kadar tartışılmazdı. Sistemi tartışıyoruz böyle bir abukluk olabilir mi. Teknolojiyi tartışıyoruz düşünebiliyor musunuz. Biz top, taca kimin ayağından çıktıyı demiyoruz. Gazişehir Gaziantep maçında attığımız son dakika gol 9 pozisyon önceye gidildi, bazı pozisyonlarda da yarım pozisyon önceye gidilmedi. Bunlar soru işaretleri getiriyor. Bunların ortadan kalmaması lazım." dedi.
VAR hakemlerinin konuşmalarının açıklanmasında şeffaflığın sakıncalı olabileceğini dile getiren Ağaoğlu, diyalogların muhataplarıyla paylaşılabileceğine değindi.
"Bağrı yanık bir kupa"
Ahmet Ağaoğlu, kazandıkları Türkiye Kupası'nın gündeme hiç gelmediğini belirterek "Ben müzedeki en masum kupa diyorum. O kupaya hiç kupa muamelesi yapılmadı. Bağrı yanık bir kupa." göndermesinde bulundu.
Kulübün ekonomik olarak yönetimine yönelik eleştirileri "Avro cinsinden aldığımız tablodan 2 sene içinde geldiğimiz tablo bu. Kulübün o dönem avro olan borçlarını Türk lirasına döndürdük. Avro borçlandılar diye kimseyi de eleştirmiyorum. Daha uygun görmüş olabilirler. Farklı düşünceleri olabilir. Biz ileride sıkıntı yaratacağını düşünerek borçlanmada Türk lirasına döndük. Bütün borçlarımız da konsorsiyuma, onun dışında Allah'ın kuluna borcumuz yok. Yani Bankalar Birliği, yeniden yapılanma dediğimiz sisteme şu an itibarıyla borcumuz 107 milyon avro civarında 1 milyar Türk lirasının altında." sözleriye yanıtladı.
Borsaya açık bir şirket olduklarını kaydeden Ağaoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
"Trabzonspor'un hissesi 2 senelik süreçte yüzde 320 civarında değer kazandı. Ekonomik olarak kulübe zarar verdiğimizi söyleyen insanların Gavur Dağı'ndaki suyla abdest olması lazım. Özveriyle kulübe hizmet etmeye çalışan yöneticilere haksızlık yapılmamalı. Bu kadar özveriyle hizmet etmeye çalışan yönetim kurulu kadrosu uzun zamandır olmadı. Bu işi Türkiye'de insanlar gönüllü yapıyor. Buna saygı duymak lazım. Allah sağlık, şifa versin. Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz, uzun zamandır ciddi bir rahatsızlıkla mücadele ediyor. 'Beni hayata kulübüme olan sevgim bağlıyor' veya 'Kulübüme hizmet etme aşkım, sevgim, beni hayata bağlıyor. Eğer o olmasaydı hastalığım farklı seyredebilirdi.' açıklamasını yaptı. İnsanların gönüllü yaptıkları bu kadar özveride fedakarlıkta bulundukları yerde bu insanlara eleştirilerin de hakkaniyet sınırları içinde olması gerekiyor. Bu işi gönül işi sevda olarak yapıyorsunuz. Ben futbolu sevmiyorum ki benimkisi Trabzonspor sevgisi, aşkı sevdası ve Trabzonspor'un bize yaşattığı mutlulukların, onurların, gururların karşısında verebileceksem bir şeyler verme çabası. Bana ne futboldan, tamam oynadığımız oyunun adı futbol ama sevdanın adı Trabzonspor."
Şike davası sürecinin ardından uluslararası kurumlarda hak aramaya devam ettiklerini aktaran Ağaoğlu, şunları söyledi:
"FIFA'nın vermiş olduğu karara biz CAS'ta itiraz ettik. CAS da bizim itirazımızı yersiz buldu. FIFA Disiplin Komitesi, başvurumuzu 'benim konum değil' diyerek auta attı. Bunların hepsi zaten 80 kilometrelik bir alan içerisindedir. CAS'ın en büyük gelir kaynağı, beslendiği yer FIFA ve UEFA'dır. İşte gidersiniz oraya, dava biraz hafifse ortadan verirler kararı. Dava biraz yüksekse, farklı taraftan verirler kararı. CAS, 'FIFA Disiplin Komitesi böyle bir tasarrufta bulunabilir.' yanıtı verdi. Bizim dosyamızı kabul etmiyor. Bir kabul et, bak bakalım ne yazıyor içerisinde. En azından alırsın bakarsın, içinde ne yazıyor? Her şeyi bir tarafa bırak, al bir oku bakalım. Yok, reddediyor. CAS'a diyoruz ki, buradaki uyuşmazlıkların tahkim mahkemesi sensin, onun için buraya kurulmuşsun, bir bak şuna. FIFA Disiplin Komitesi bu dosyayı kabul etme veya reddetme hakkına sahip. Orada bir iddia varsa kabul etmek zorunda. Bir iddia var, al bak. Olmadı 'Sen iddianda haksızsın.' de. Niye önden kesiyorsun. Çünkü var bir şey, net. Önünü kesiyorsun."
"Tazminat değil ki bu, davanın masrafı"
FIFA ve CAS'ta sonuç alınamayan davalarda İsviçre Federal Mahkemesine başvurulduğunu hatırlatan Trabzonspor Başkanı Ağaoğlu, "İsviçre Federal Mahkemesi davanın esasına bakmaz, usulüne bakar. Belgeler zamanında sunulmuş mu, sana savunma hakkı verilmiş mi, duruşmada şu olmuş mu gibi... Sadece usule bakar. Usulde bir uygunsuzluk yok diye İsviçre Federal Mahkemesi böyle bir karar verdi. Karar bu, burada karar kimseyi aklayıp paklamıyor yani." şeklinde konuştu.
Ağaoğlu, konuyla ilgili Fenerbahçe Kulübünün açıklamasına yönelik, "Efendim, Fenerbahçe Kulubüne 17 bin İsviçre Frangı tazminat ödenecekmiş. Tazminat değil ki bu, mahkeme masrafı. Bir dava açarsınız, davanın masrafı vardır. Davanız reddedilirse, dünyanın her yerinde bütün mahkemeler masrafların davayı açan tarafından karşılanmasına karar verir. Sen kalkar bunu kendi kamuoyuna tazminat diye anlatırsan, ya orada anlamada bir sıkıntı var, ya da senin amacın farklı. Eğer o yazılandan anladıkları oysa, gerçekten büyük sıkıntı var. Biz de konuyu bütün açıklığıyla kamuoyuyla paylaşmak zorunda kaldık." ifadelerini kullandı.
Gerekçeli kararın İsviçre'deki avukatlarına gönderildiğini anlatan Ağaoğlu, "Tekrar tekrar söylüyorum. Ne tazminatı? Mahkeme masrafıdır bu. O zaman açsınlar bakalım tazminat davasını. Tazminat davası açarsınız, açtığınız zaman lehinizde veya aleyhinizde bir karar verilir. Onun adı tazminat davasıdır." diye konuştu.
Kovid-19 salgınının spora etkileri
Türkiye Golf Federasyonu Başkanlığı görevini de yürüten Ağaoğlu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının etkilerine değinerek, "Pandemi, profesyonel ve amatör golfte çok büyük sıkıntı yarattı. Bu olay tabii sadece golfle sınırlı değil. Golf turizmini etkiledi, turizmi genel anlamda etkiledi. Seyahatleri etkiledi." açıklamasında bulundu.
Ağaoğlu, salgınının sporu genel anlamda çok olumsuz etkilediğini kaydederek, "Bunun en basit örneği, 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları'nın 2021'e ertelenmesi. 2021'de de eğer bu seyir devam ederse, yapılması mümkün değil. Şu andaki haliyle devam etse dahi bana göre yapılması mümkün değil. Bütün organizasyonlar bundan ciddi şekilde etkilendi. Sadece futbol ekonomisi değil, spor ekonomisi genel anlamda çok ciddi kayıplar yaşadı, yaşamaya da devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.
Salgından bütün dünyanın bir an önce kurtulması temennisinde bulunan Ağaoğlu, "Futbol pek çok şeyinden mahrum şu anda. Taraftar desteğinden mahrumsunuz. Ekonomisini bir tarafa bırakın, size en büyük heyecanı, futbola en büyük hazzı seyirci veriyor. Son zamanlarda bizim seyirci ortalamamız 32-33 binlere ulaşmıştı. Kadın taraftar oranında Türkiye'de bir numarayız. Bu kadar güzel hava yakalamışken, bir anda mahrum kalmak... 'Tadı tuzu yok.' diyorlar ya...." diyerek sözlerini tamamladı.

23 Ağustos 2020 Pazar

Ahmet Nur Çebi: ''Transfer yapmakta zorlanıyoruz'' (Video)

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, TRT SPOR'a özel açıklamalarda bulundu. Çebi,''Limitlerden dolayı yeni transfer yapmakta zorlanıyoruz.'' dedi.

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, TRT SPOR'da yayınlanan Muhabir Saati programına telefonla katıldı.
''Bütün konsantrasyonumuz PAOK maçını kazanmak üzerine'' diyen Ahmet Nur Çebi, Beşiktaş'ın transfer çalışmaları ile ilgili de açıklamalarda bulundu.
''Gönderebildiklerimiz olursa, yeni transferler gelecek''
"Yabancı futbolcularımızın %99'u indirim taleplerimizi kabul etmedi. Türk futbolcularımızın hemen hemen tamamına yakını geçen seneyle ilgili indirim talebimizi kabul etti. Yabancılar, fedakarlık yapmak istiyor. Yabancı oyuncular, 'Bu sözleşmeleri bir daha bulamayız.' diyorlar. Atiba, N'Sakala, Welinton, Bernard Mensah. 4 futbolcuyla limit doldu. Gönderebildiklerimiz olursa, yeni transferler gelecek. Vida'nın aldığı ücreti ödemeye yanaşan bir kulüp yok. O da profesyonel bir futbolcu. Beşiktaş'tan ayrılmak istemiyor. Necip Uysal dışında hiçbir oyuncumuz, bizim istediğimiz indirimi ne yazık ki yapmadı. Birkaç oyuncu ile yollarımızı ayırma konusunda görüşmelerimiz sürüyor. Niyetli olanlar var. Bu oyuncular Ljajic ve Vida değil"
Çebi, Beşiktaş ile adı anılan Gökhan Töre ve Kasımpaşa'nın golcüsü Koita ile ilgili ''Koita ile ilgili Kasımpaşa ile görüştüm, takımda tutmak istediklerini söylediler. Gökhan Töre bugün için gündemimizde değil.'' dedi.
''Trabzonluyum ama Beşiktaşlıyım''
''Yönetimimize muhalif olan bir grup benim Trabzonsporlu olduğumu gündeme getirerek beni yıpratmaya çalışıyorlar. Ben Beşiktaşlıyım. Benim toprağım Trabzon. Burnumda tüten memleketim. Ama ben Beşiktaşlıyım. Bunu kullanıp beni üzmeye çalışıyorlar camia içinde. Örneğin Trabzonspor'un mahkemesi devam ederken Şampiyonlar Ligi'yle ilgili açıklama yaptık ben ve Sergen Hocam. Trabzonspor'un yerine Şampiyonlar Ligi'ne bu şekilde katılmak istemeyiz dedik. Bunu aldılar sosyal medyada nerelere getirdiler. Bunlar beni yıpratmak için yapılıyor. Ben Beşiktaşlıyım. Bunun tartışmasını kabul etmiyorum. Ben Trabzonlu olmaktan gurur duyuyorum ama bir Beşiktaşlıyım. Bu böyle bilinsin.''



Kaynak : TRT SPOR

28 Temmuz 2020 Salı

"Kimse bizden uçuk kaçık transferler beklemesin"

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, Anadolu Ajansı Spor Masası'na gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Nur Çebi, " Ben şeffaflık sözü verdim, sözümü tutmaya devam edeceğim. Kimse bizden uçuk kaçık transferler beklemesin." dedi. 

Çebi, konuk olduğu Anadolu Ajansı (AA) Spor Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Beşiktaş'ın şampiyonluktan başka amacının olamayacağını belirten Çebi, "Sezonu üçüncü bitirdik. Keşke şampiyon olabilseydik. Sergen Yalçın ile şampiyon da olabiliyorduk. Kaybettiğimiz abuk subuk maçlar olmasa şu anda şampiyonduk. Süper Lig'de 13'üncülükten 3'üncülüğe çıkmak başarıdır ama şampiyon olamamak da bizim için mutsuzluk kaynağıdır." dedi.
Yönetime takımın yapısının oluşmasının ardından geldiklerini aktaran Çebi, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Üst üste 6-7 galibiyetle takım toparladı, daha sonra düşüşe geçtik. Abdullah Avcı ile yollarımızı ayırdık. O da bu kararın doğru olduğunu düşündü. Takdiri yönetim kuruluna bırakmıştı. Cesaretle bunu göğüsledik. Sergen hocayı çağırdık. Beşiktaş'ın çocuğu olması pazarlık konusunda elimizi güçlendiren konuydu. Ekonomik koşullar nedeniyle camianın öze dönüş konusunda beklentisi vardı. Hocayı bu şekilde tercih ettik ve göreve getirdik. Doğru da yapmışız. Yönetim kurulunun başarısıdır. Sezon ortasında hocayı göndermek, yenisini almak önemli karardı. Biz bu kararı aldık, doğru yapmışız. İyi oldu."
Sergen Yalçın'ın sürekli kazanma arzusuyla hareket ettiğini vurgulayan Çebi, "Sergen hocanın hücum futboluna yönelik, sürekli gol arayan bir futbol anlayışı var. Bunlar teknik taktik konular. Sergen hocamızın bizim için en önemli tarafı Beşiktaş'ın gençlerine de değer vereceğini bize hissettirmiş olmasıdır. Hocamızla aramızda sorun yok, ikimiz de aynı şeyleri düşünüyoruz." diye konuştu.
Sergen Yalçın'ın uzun süre Beşiktaş'ta çalışmasını arzu ettiklerini anlatan Çebi, "Temennim Sergen Yalçın, camı kırınca lazım olanlardan olmasın. Ömrünü Beşiktaş'ta geçirsin istiyoruz. Başarılı olacak. İnşallah başarıları burada yaşar, emekliliği de burada yapar. Arzum, temennim bu." değerlendirmesinde bulundu.
"Anadolu kulüpleriyle neredeyse aynı seviyeye geldik"
Süper Lig'de son 10 yılda iki farklı şampiyon çıktığının hatırlatılması ve Türk futbolunda bir eksen kaymasının olup olmadığının sorulması üzerine Çebi, şunları söyledi:
"Haksız rekabet her zaman için sağlıksız bir şeydir. Uzun süre Türk futbolunda haksız rekabet olduğunu söyleyebiliriz. Yüzde yüz değil ama insanın aklına bu geliyor. Fenerbahçe'nin, Beşiktaş'ın, Galatasaray'ın, Trabzonspor'un imkanları biraz daha fazlaydı. Dolayısıyla transferlerde daha fazla eli açık davranabiliyorsunuz. Taraftarı az, sponsorlukları fazla olmayan Anadolu kulüpleri aynı harcamayı yapamıyor. Bugüne kadar bunu yaşadık."
Beşiktaş'ın, Fenerbahçe'nin, Galatasaray'ın ekonomik anlamda güçlü olmasının transferde bir rahatlık yaşattığını kaydeden Çebi, "Artık o paralar olmayınca futbol ekonomisi buna izin vermiyor. Fuzuli harcamalara müsaade etmiyor. Bu olmayınca Anadolu kulüpleriyle neredeyse aynı seviyeye geldik. Anadolu takımına düşük parayla gelen ama ücretini alan oyuncu daha mutlu oynayabiliyor. Büyük paralarla gelen ama alamayanlar mutsuzluk yaşayabiliyor. Bu ekonomik şartlarda bütün takımların birbirleriyle dişe diş mücadele edebileceğini düşünüyorum." diye konuştu.
"Beşiktaş'ı derleyip toparladığımda görevimi yapmış olacağım"
Yönetim olarak ekonomiyi düzeltmek istediklerini anlatan Çebi, "Düzelmiş ekonomiyle başarılı sportif sonuçlar almaya devam edeceğiz. Benim hep parayı ve sıkıntıları konuştuğumu söylüyorlar. Ben bunları söylemeye devam edeceğim. Camia son genel kurulda beyaz yalan söyleyenlerle şeffaflık arasında seçim yaptı. Ben şeffaf olmaya devam edeceğim. Taraftarımı ailenin parçası olarak görüyorum. Ailenin dertleriyle ilgilenmek istemeyen, paylaşmak istemeyen o ailenin parçası olamaz. Ağlamaya devam edeceğim. Bir ailenin içinde acı ve güzel günler olabilir. Sadece güzel günler yaşamak isteyenlerin Allah yolunu açık etsin. Bana kızsınlar önemli değil." ifadelerini kullandı.
"Ağlamayan bir başkanları inşallah ileride olacak." diyen Çebi, "Beşiktaş'ı derleyip toparladığımda görevimi yapmış olacağım. İnşallah ileride işleri oturmuş, çok iyi giden, ağlamayan bir başkanları olur. Bizim yaptığımız ağlamak değil. Ağlamıyoruz, durum tespiti yapıyoruz. Durumu anlatmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Yeni yapılanmada altyapının önemine değinen Çebi, "Almanya, Hollanda, Afrika'dan da çocuklar olabilir. Kendi altyapımızdan çocuklara da yer vermemiz lazım. Altyapımızdan yeteri kadar çocuk maalesef yer almamış. Uzun vadeli düşünüyoruz. Biz popülist politikalarla gelmedik. 'Uçaklara 3-5 milyonluk çocukları koyalım, şov yapalım' diye gelmedik." şeklinde konuştu.
Pandemi döneminde küme düşmenin kaldırılmasıyla ilgili görüşlerini başkanların yer aldığı sosyal medya grubunda daha evvel de paylaştığını belirten Çebi, "Sezon bitmediği için eleştirildim. Ama şimdi sezon bitti, rahatlıkla ifade ediyorum. Ben gerçekten pandemi döneminde küme düşmenin olmasını istemiyorum. Bu dönem düşmeyi kaldıralım. Pandeminin verdiği darbelerle küme düşen kıymetli şehir takımlarımız var. Ben istemiyorum, 3 tane daha takım fazla olsun." diye konuştu.
 "UEFA bizi futbolcularla karşı karşıya bıraktı"
UEFA'nın pandemi dönemindeki yönetimini eleştiren Çebi, "UEFA kural koyucu olmasına rağmen pandemi döneminde bir kural koymadı. 'Pandemi başladı, bu süreç devam ettiği sürece futbolculara ödemeler böyle olacak' demedi. 'Karşılıklı görüşerek' diye bir maddeyle bizi futbolcularla karşı karşıya bıraktılar." ifadelerini kullandı.
Kulüplerin olmadığı yerde futbolcuların da olmayacağını dile getiren Çebi, sözlerini şöyle sürdürdü:
" UEFA'nın futbolcunun sendikası gibi hareket etmesinden çok rahatsızım. Kulüplerin olmadığı yerde futbolcular da olamaz. Kulüplerin ayakta kalması için gayret sarf eden bir UEFA görmüyoruz. Sadece futbolcuları koruyan, kollayan bir UEFA ile baş başayız. UEFA'nın pandemi dönemindeki tavrını yanlış buluyorum, kararlı olmalıydı. Hepimizi yönlendirebilecek sağlıklı kararlar almalıydı."
Yayıncı kuruluştan ödemeleri henüz alamadıklarını kaydeden Çebi, "Yayıncı kuruluş bizimle yaptığı pazarlıklarda indirim istiyor, gerekçe pandemi. Önümüzdeki yıllarda da indirim istiyor, gerekçesi yine pandemi. Biz futbolcularımıza 'pandemi nedeniyle indirim yapın' diyoruz, 'bize ne' diyorlar." şeklinde konuştu.
 "Ruiz'in açıklaması yanlış"
Çebi, Victor Ruiz'in kendisine ödeme yapılmadığı yönündeki açıklamalarıyla ilgili soruya, "Ruiz'in açıklaması yanlış. Ben olsaydım, 'pandemiye kadar alacaklarımı aldım, pandemi dönemindeki alacaklarım bana ödenmedi, ben de pandemi diye bir şey tanımıyorum, hakkımı alamadığım için gidiyorum' demesi gerekirdi. Bu doğru açıklama olurdu. Genelleyip, alacaklarını alamayan bir futbolcu portresi çizdi." yanıtını verdi.
Mart, nisan ve mayıs aylarında ödeme yapamadıklarını aktaran Çebi, bağış kampanyası gelirleriyle bonservis bedellerini ödemeye çalıştıklarını söyledi.
Çebi, "Adem Ljajic'in 4,5 milyon avroluk bonservisi hala duruyor, Kevin N'Koudou'nun 4 milyon avroluk bonservisi duruyor. Futbolculara imza attırılıp getirilmiş ama restoranlarda yazıyor ya 'ben yedim babam ödesin' diye, öyle olmuş biraz." değerlendirmesinde bulundu.
 "Yayını kendi imkanlarımızla yapalım"
Çebi, yayıncı kuruluşun indirim talebiyle ilgili soru üzerine, "Kendi imkanlarımız, TRT'miz var, A Spor var, başka kanallar var. Alt yapıları var. Biz yapalım bu işi. Kulüpler Birliği olarak bir şirket kuralım. Televizyon kanallarının hakkını verelim, geri kalanla biz geçinelim. Biz bu rekabeti yaratamazsak her gelen indirim ister. Bir gün üstüne bizden para isteyebilirler diye korkuyorum. İsterler çünkü rakipsizler." diye konuştu.
Rakipsizlik nedeniyle yayıncı kuruluşun indirim istediğini savunan Çebi, "Koskoca vakıfız, bir tane şirket kurarsınız, gidersiniz TRT'ye yapalım dersiniz. Ortak bir hesap tutalım, masraflarınızı alın, üstüne de kar koyun, geri kalanı bize verin. Geldiğimizden beri aynı yerde dolaşıp duruyoruz. Adamlar da bakıyorlar etraflarında kimse yok indirim istiyorlar. Bunun sonu yok." ifadelerini kullandı.
Beşiktaş başkanlığının herkese nasip olmayacağını belirten Çebi, "Bir sürece girdik bir sürü para verdik, insanlar 'paran yoksa niye geldin' diyor. Verdik, verdiğimizin bir önemi yok. İmkanımız olduğu sürece elimizden geleni yapacağız." dedi.
Çebi, erken seçimle ilgili soru üzerine şunları kaydetti:
"Arkadaşlarımız çalışıyor, mutluyum. Başkan para istedi, ellerinden geleni verdiler. Kimisi 500 bin, kimisi 1 milyon dedi. Hepimiz bir şey yaptık. Mühim olan hissiyattır. Bana faydaları var, Beşiktaş'a faydaları var. Neden yönetimi yenilemem gerektiğini anlamıyorum. Muhalefet seçime gidilmesini arzu ediyorsa birisi çıksın 'seçime git ben de adayım' desin. 'Ben senden bu işi daha iyi yapacağım' diyen birisi çıksın, ben de 'buyurun seçim' derim. Mevcut yönetimi değiştirmek için seçime gitmem."  
Takımdan ayrılacağı iddia edilen futbolculara ilişkin yorumda bulunan Çebi, "Caner Erkin ve Gökhan Gönül, oynamak istiyorlarsa ikisi de bizim futbolcumuz. Kontratları belli. Oynamak istiyorlarsa ekonomik şartlarımız belli. O şartlarda geliyorlarsa mutlu oluruz. Bir başkası benden fazla bedel ödüyorsa bizim buna saygı duymamız lazım." ifadelerini kullandı.
Atiba Hutchinson'ın takımda kalmasını istediklerini ifade eden Çebi, "Hocamız Atiba'nın kalmasını istiyor ve katkı vereceğini ifade ediyor. Verebileceği çok şey var Atiba'nın. Profesyonel duruşu var. Aile babası olmasının verdiği bir duruş var. 6-7 senedir Beşiktaş forması giymesinin getirdiği artılar var. Onları sahaya, antrenmanlara yansıtması bizim için çok önemli. Sanıyorum Erdal Torunoğulları, yarın öbür gün kendisiyle görüşecek. Umarım el sıkışırlar. Sevdiğimiz, beğendiğimiz bir futbolcumuz." değerlendirmesinde bulundu.
Çebi, Fransa'nın Lille ekibine transfer olacağı öne sürülen Burak Yılmaz'ın durumuna ilişkin, "Burak'ın ayrılmasıyla ilgili kendisiyle el sıkıştık ama kontrat henüz imzalanmadı. Belki bugün bitireceğiz. Birçok teknik detay var. Prensip olarak Burak, Lille'e gitmek istedi. Teknik detaylar şu anda konuşuluyor, bittiğinde açıklayacağız." yorumunu yaptı.
Türkiye'de futbolculara ödenen paraların bütçelerine ağır geldiğini kaydeden başkan Çebi, "Türk futbolunda bütçelere göre yüksek ücret verildiğini söylüyorum. O kişinin değeriyle ilgisi yok. Bizim bütçemize ağır geliyor bu rakamlar. Aksi halde kimsenin emeğine saygısızlık yapmak haddim değil. O günkü yöneticiler öyle takdir etmiş, vermiş. Ancak benim ekonomim bunu kaldırmıyor. Kimsenin futbolcusunun bedelini biçme hakkım yok, kimseye saygısızlık edemem." şeklinde görüş belirtti.
"Türk takımlarının UEFA ya da FIFA'dan ceza almasını istemem"
Trabzonspor'un cezasıyla Beşiktaş'ın UEFA Şampiyonlar Ligi'ne gitme durumunun vicdanıyla bağdaşmadığını aktaran Çebi, "Biz, Süleyman Seba'nın şampiyon olduktan sonra döndüğü uçakta 3-5 rakip futbolcu var diye şampiyonluk kutlaması yaptırmadığı bir camiayız. Başkasının mutsuzluğu üzerine mutluluk kurma isteğimiz olamaz. Trabzonspor'un yerine ikinci olmak isterdim. Beşiktaş'ta Trabzonspor'un alacağı cezayı beklemek gibi bir şey olamaz. Beşiktaş farklı bir duruştur. Türk takımlarının UEFA ya da FIFA'dan ceza almasını istemem. Kurallar bunu gerektiriyorsa da ülkemizi en iyi şekilde Şampiyonlar Ligi'nde temsil ederiz." diye konuştu.
Gündemdeki transfer iddialarının doğru olmadığını belirten Çebi, şunları kaydetti:
"Benim kadrom dolu. Bunların içerisinden gidenler olacak. Onlar giderseler yerine oyuncu bakacağız. Gitmiyorlarsa onun yerine transfer yapmamız söz konusu olamaz. Transfer politikasını ekonomimize göre yapacağız. Şampiyonlar Ligi'ne gidersek transferler biraz fark edebilir ama kimse bizden uçuk kaçık transferler beklemesin. Net, açık söylüyorum. Belki güçlü bir santrfor, stoper ve bir orta saha ile 2-3 transfer olabilir."
"Ne kadar hak verildiyse o kadar yabancı oyuncu sahada olmalı"
Başkan Çebi, yabancı oyuncu sayısındaki kademeli düşüş hakkında teknik direktör Sergen Yalçın ile fikir ayrılıklarının bulunmadığını ifade etti.
Yabancı oyuncu konusunun sosyal medyada cımbızlanmış bir mesele olduğunu vurgulayan Çebi, "Hocamızın 'Yarısı tribünde, yarısı sahada. Kim aldı bu kararı?' şeklindeki açıklamasına katıldığımı söyledim. Çelişki yok. 14 futbolcu hakkım varsa niye bunları oynatamıyorum. Niye kulübede oturtuyoruz. Sosyal medyada bildiğim, tanıdığım insanların başımın üstünde yeri var, saygı duyuyorum ama bazıları da işleri başka yerlere getiriyor. Taraftarım bunlara dikkat etsin. Ben onların hem başkanı hem ağabeyiyim. Hakaretleri kabul etmiyorum, asla yalan konuşmam. Sözlerimin arkasında dururum." şeklinde açıklamada bulundu.
Yabancı oyuncu sayısının 8'den aşağı düşmemesi gerektiğini kaydeden Çebi, "8 normal bana göre, aşağı da düşmesin. 8'in altına düşeceğini düşünmüyorum. Sahada oynayanın ne kadar hak verildiyse o kadar olması gerektiğini düşünüyorum. '8 hakkınız var ama 6'sı sahaya çıkabilir' uygulaması bana göre yanlış. Hepsi sahada oynasın. 10 oyuncuysa 10, 8 oyuncuysa 8'i oynasın." diye konuştu.
Mahkemenin Fulya Davası'nı karara bağladığını söyleyen Çebi, mahkemenin yapılan kontrata göre Beşiktaş'ın bir haksızlığa uğramadığına hükmettiğini belirterek, şunları aktardı:
"Fulya ile ilgili Aşçıoğlu ile olan davamız yıllar önce görülmüş, tahkim kararını vermiş, yargıtay onamış. Hesaplaşma yapılırken kontratların geçerli olduğu, kontratlarda olanların uygulandığı ve yapılan kontrata göre Beşiktaş'ın uğradığı bir haksızlığın olmadığını söylüyor. Yargıtay'dan onanmış. Bir tanesi bu. Daha sonra Cengiz Sarıkaya adlı bir arkadaşımız Yıldırım Demirören'in olduğu yönetimin ve sürecin ibra olmaması ile ilgili bir dava açıyor. Daha sonra Hürser Tekinoktay bey de bir dava açıyor. Bu dava Cengiz Sarıkaya'nın açmış olduğu ibranın iptal edilmesiyle ilgili davayla birleştiriliyor. Bu davanın sonucunda mahkeme ve üst mahkemenin verdiği karar aynen şöyle: 'Mahkeme kararına gerekçe olarak Vincent Del Bosque ve Matteo Ferrari'ye ödenen tazminatlar nedeniyle derneğin zarara uğradığını kabul etmiş ve bu gerekçe temelinde ibraların iptaline karar vermiştir.' Aynı karar içerisinde mahkeme aynen şöyle devam ediyor: 'Fulya Projesi yönünden kat karşılığı inşaat sözleşmeye aykırı fazladan kat inşa edildiğini fark ettiklerini ve müteahhide müdahale etmemelerini vahim bir idari hata olduğunu, sözleşmeye aykırı yapılan kısımlardan Beşiktaş Kulübünün herhangi bir pay almadığını, soruları üzerine 2 milyon ABD doları ile 95 metrekare büyüklüğünde bir daire ve Şan Öktem Tesisleri'ni modernize inşaatı sözünü aldıklarını beyan ettiklerini..." diyor. Fulya Projesi nedeniyle herhangi bir ibra iptaline gitmemiş, bu konuyu ibra iptal gerekçesi olmaktan açık ve ayrıntılı biçimde çıkarmıştır. Yani mahkeme Fulya konusunda ibranın iptal olamayacağını söylüyor. Ferrari ve Del Bosque'de var ancak Fulya ile ilgili ibranın iptali bir gerekçe olamaz diye bağlıyor. Bahsi geçen Fulya'da bizim dava açabileceğimiz bir şey yok. Mahkeme, 'Fulya'da hata görülmemiştir' diyor ama arkadaşlar aylardan beri 'Git Fulya ile ilgili dava aç' diyorlar. Fulya ile ilgili dava açılmış, mahkeme kararını vermiş, 'Bu sözleşmeye göre Beşiktaş'ın bir kaybı yoktur' demiş ve konu bitmiş. Mahkeme Del Bosque ve Ferrari konularında hata var ancak Fulya davasında kayıp gözükmemektedir dediği yerde bunlar hala Fulya için 'Git dava aç' diyorlar. Onu öyle dememeleri lazım. 'Git Ferrari ve Del Bosque ile ilgili davayı kovalamanız gerekir' demeleri lazım. Sanki Beşiktaş'a dağ bağışlamışlar gibi hareket ediyorlar."
Başkanlık seçimindeki rakiplerinden Hürser Tekinoktay'ın Fulya konusundaki ısrarına tepki gösteren Çebi, "Bağış kampanyasının başladığı bir günde özellikle seçimdeki rakiplerimizden Hürser Tekinoktay beyefendinin çıkıp aynı gün 'Biz davayı kazandık. Burada 100 milyon dolar var, başkan kampanya yapacağına gitsin bu parayı alsın' diye bir söylemi başladı. Ya biliyor ya bilmiyor. Bunun doğrusunu bilip yapıyorsa doğru olmuyor. Bilmediğini, eksik bildiğini düşündüğüm için, kamuoyunu da eksik yönlendiriyorlar. Kampanyanın başladığı gün sen Beşiktaş'a niye hainlik yapıyorsun? Kendi reklamını yapmak açısından mı yapıyorsun?" diye konuştu.
"Her halükarda bütçeleri aşağı çekmemiz gerekiyor"
Siyah-beyazlı kulübün Bankalar Birliği ile yaptığı anlaşmanın yenilenmesi gerektiğini söyleyen Çebi, "Bu şartlarda yönetilmesi mümkün değil. Yöneticilerin, onun bunun vereceği parayla kulüplerin dönme şansı yok. En azından diyoruz ki, siz bizden 2 yıl hiç para almayın. Çünkü bizim bütçelerimiz 55-60 milyon avro. Faizler zaten 450 milyon tutuyor. Faiz ödemeli 1 yıl zaten bitti. Gelen gelirler zaten faizi karşılıyor. Giderler çok yüksek. O bütçeleri 60-70 milyonlardan 30'lara, makul seviyelere indirecek ki kulüp borcunu ve faizini ödeyecek hale gelsin. Yani, giderlerinizi düşeceksiniz. Gelirlerinizi arttırma şansınız çok fazla yok, sponsorlarınız belli. Formanın satılacak yerleri belli. Onları satabildiğiniz rakamlara siz bütçenizi sığdıracaksınız. O bütçeyi ne kadar aşağı çekebilirseniz bankalara olan borcunuzu ödeyerek 10-12 sene sonra borçsuz, kendi kendini idare eden bir Beşiktaş yapacaksınız. Kendinize, futbolcularınıza, transferlerinize harcayacak bütçe kalmıyor. O yüzden her halükarda bütçeleri aşağı çekmemiz gerekiyor. Bankalar da haklı. Onlardan almışız paraları, onların paralarını sokakta çarçur ediyoruz ve adamlar paralarını geri istiyorlar. Tasarruf edip ve gelirleri de arttırıp 10-12 sene sonra bu kulübü borçsuz hale getirebilirsiniz." değerlendirmesinde bulundu.
Üç büyük kulübün ekonomilerinin yaklaşık olarak aynı seviyede olduğunu kaydeden Çebi, "Beşiktaş neyse gördüğüm kadarıyla Fenerbahçe de Galatasaray da hepimiz aynıyız. Birbirimizden çok fazla farkımız yok. Konu el birliğiyle çözülmesi gereken bir konu. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin mali imkanları kısıtlıysa o çerçevede kaldıkları taktirde bizim de taraftarımız bizi anlayışla karşılayacaktır. Hep beraber aynı ölçülerde transferleri yapıyor ve hareket ediyorsak hem rekabet eşit oluyor hem ekonomik anlamda kulüplerimizi zarara sokmamış oluyoruz." şeklinde konuştu.
 "Yönetim kurulu olarak 10 milyon lira bağışlamaya karar verdik"
'Bırakmam Seni' kampanyasının beklentileri şu an için karşılayamadığını ancak daha iyi olacağını belirten Çebi, yönetim kurulu olarak 10 milyon lira bağışladıklarını belirterek, "Kampanya, beklentileri şu an için karşılamadı ama halen ümitliyim. Karşılayabileceğini düşünüyorum. Kampanya ulaşılabilir olmadı diyorlar. Hangi Beşiktaşlıya sorsam kampanyadan haberi var. Neyi ulaştıramadık? İmkanlar bu kadar demek ki öyle değerlendirmek lazım. Sıra iş adamlarına geldi. O dönem yeni başladı. Yönetim kurulu olarak 10 milyon lira bağışlamaya karar verdik. Bunun 3-4 milyonunu kendim vereceğim. Diğerlerini arkadaşlarım kendi imkanlarıyla yerine getirecekler." ifadelerini kullandı.
Eski yönetici Hüseyin Yücel'in "Her yönetici 1 milyon versin, sıkıntı çözülür" şeklinde açıklamasına değinen Ahmet Nur Çebi, "Sayın başkanın telefon açıp yüzüne karşı söyledim. Siz ne verdiniz, giderken burada 6 ay maaşını alamamış çocuklar varken niye şimdi söylediğiniz gibi 1'er milyon avro vermediniz de yeni gelen yönetimin önüne personeli bıraktınız. Hüseyin bey bize çok da faydalıdır. Bahçeşehir Okulları'nın sahibidir. Kampanyada desteğini verecektir. Sponsorlukları vardır, şort sponsorumuzdu." şeklinde konuştu.
"Demirören ailesi 3 milyon bağışta bulundu"
Yeni sponsorlukların gelecek haftalarda açıklanacağını söyleyen başkan Çebi, Beşiktaşlıların kulübe önemli bedeller verdiğine değinerek, şunları aktardı:
"Birkaç hafta sonra sponsorlarımızı da açıklayacağız. Vodafone bitti, onun yerine ana sponsor olarak Beko geldi. Onlara da çok teşekkür ediyoruz. Geçmişten bugüne aile olarak da kurum olarak da yanımızda olmuştur. Beko bizim için önemli bir isimdir. Forma kolunda Aksa Jeneratör var, Cemil Kazancı'ya da çok teşekkür etmek istiyorum. Sırtla ilgili kısım için iyi bir Beşiktaşlıyla konuşuluyor. Şorta divan kurulu başkanımız Tevfik Yamantürk, şirketi Güriş'le oldukça yüksek bir bedelle girdi. Karşılığından fazlasını verdi. Beşiktaş'a yardım da söz konusu. Birçok iş adamamız da kampanyamıza gelmeye başladılar. Demirören ailesi 3 milyon lira bağışta bulundu. Cemil Kazancı sponsorluğun dışında bu miktara yakın para verdi. En zor günlerimizde Beşiktaş'ın yanında olan insanlar bunlar. Baskette de yeni sponsorlarımız olacak."
Amatör şubelerde gelir-gider dengesini kurmak istediklerini kaydeden Çebi, "Amatörlerde gelir-gider bütçelerin denk yürümesini istiyoruz. Her yıl 50 milyon açık verdiğimiz bir yarayı kapatmak istiyoruz. Bu konuda kararlıyız. Beşiktaş'ın ekonomisine önem veriyor ve düzeltmeye çalışıyoruz. Başka türlü bu koca çınarın yok olması diye bir şeyi Allah kimseye göstermesin, hepimiz çok üzülürüz." yorumunu yaptı.
Çebi, kampanya kapsamında yeni girişimleri olacağını söyleyerek, "Ayın 9'unda stadımızda bir program yapıp iş adamlarımıza bağlanacağız. Kampanya bittiğinde amaçladığımıza ulaşmış olacağız. Bazen bir şeyler iyi başlar kötü gider, kötü başlar iyi gider. Bizimki azdan başladı ama artarak gidiyor." dedi.
 "Seneye şampiyonluğu alacağız"
Bu sezon ligde alınan sonucu, şampiyonluğun ayak sesleri olarak nitelendiren Çebi, "Sergen hocanın top oynattığı genç oyuncular var. Takım da başarılı oldu diyoruz. Şampiyonluk da bunun arkasından seneye gelecek. Şampiyonluğun ayak sesleriyle buraya kadar geldik. İnşallah seneye şampiyonluğu alacağız." diyerek sözlerini tamamladı.

15 Ağustos 2019 Perşembe

Nihat Özdemir, Spor Masası'na konuk oldu

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir, Spor Masası'na konuk olarak AA Spor Haberleri Yayın Yönetmenliği yöneticilerinin sorularını cevapladı.

Nihat Özdemir, federasyon olarak hedeflerinin 2028 UEFA Avrupa Şampiyonası'nı düzenlemek olduğunu belirterek, "2016 yılında Fransa'ya karşı bir oyla kaybettik. En son 2024'ü çok istemiştik. Çok iyi mücadele ettik. Rakip Almanya'ydı. Ona karşı kaybettik ama duracak değiliz. Gösterdik ki bu işlerin en iyisini yapabiliriz. Türkiye buna hazır. Statlarıyla, alt yapısıyla havalimanları ve metrolarıyla hazır" değerlendirmesinde bulundu.
UEFA Süper Kupa finali öncesinde Çırağan Sarayı'nda bir gala yemeği yaptıklarını ve misafirleri çok iyi bir şekilde ağırladıklarını anlatan Özdemir, şöyle devam etti:
"Biz duran bir millet değiliz. Biz daima ileriye koşan bir milletiz. Hedef şimdi 2028'i almak. İlk hedefimiz budur. Bunu açık açık tüm UEFA yetkililerine söyledik. Gördüler ki Türkiye 2028'e hazır. Biz bunu gösterdik. İnşallah da bunu alacağız. Biz buna layıkız. Süper Kupa iyi bir referans oldu. Tüm arkadaşlarıma canıyürekten teşekkür ediyorum. Valimiz, Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Gençlik ve Spor Bakanımız bu organizasyonu yapmamızda bize büyük destek oldular. Hepsine teşekkürü borç biliyorum."
Nihat Özdemir, Liverpool ile Chelsea arasında oynanan UEFA Süper Kupa finalini en iyi şekilde organize ettiklerini ifade etti ve "Süper Kupa'yı almak gerçekten büyük bir olay. Şampiyonlar Ligi finalini yaptık, arkasından UEFA Avrupa Ligi'nin finalini de burada yapmıştık. Süper Kupa'yı ilk kez bize verdiler. Biz de layıkıyla, dört dörtlük bir programla bu işi yaptık" ifadelerini kullandı.
Beşiktaş Park'ı dolduran taraftarların 120 dakika boyunca sıkılmadıklarını dile getiren Başkan Özdemir, görüşlerini şöyle aktardı:
"Geçmişte Liverpool-Milan maçı gibi. 3-3, uzatmalar, penaltılar olduğu gibi burada işte 1-1 maç bitti. Uzatmalarda birer gol daha oldu 2-2'lik skorla sona erdi. Sonrasında iki takım da beşer penaltı attı. Son penaltı kaçınca şampiyon Liverpool oldu. Geçmiş dönemdeki gibi. Kendilerini kutlarım. Eski ismiyle Dolmabahçe Stadı'nın, yeni ismiyle Vodafone Park Stadı'nın konumu bence İstanbul'un en güzel yerlerinden bir tanesi. Ulaşımı çok rahat. Denizden ulaşabiliyorsunuz, karadan ulaşabiliyorsunuz. Birçok yere çok yakın. Enteresan güzelliklerle dolu bir stadyum. Sporla ilgilenen insanlar, Chelsea Kulübü Başkanı ve Liverpool Kulübü Başkanı eşleriyle gelmişler. Çok güzel bir ortamdı. Sonunda da kupanın verilmesi ve seremoni hakikaten güzel oldu. Türkiye'yi anlatan halk oyunlarıyla kreasyonlar çok güzeldi. Her şey dört dörtlüktü. İstanbul öyle bir şehir ki öyle bir yerde konumlanmış ki iki takımın taraftarları iki ayrı havalimanına indiler. Taraftarlar hiç birbirleriyle karşı karşıya gelmediler. Hiç bir olay olmadı."
Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu'nun maçtan önce taraftarlarla birlikte olduğunu hatırlatan Özdemir, "Hatta Taksim'den stadyuma yürüyerek geldi. Tüm yabancılarla sohbet ederek gelmişti. Kendisi bana anlattı. Gerçekten güzel bir gece yaşadık" diye konuştu.
"Biz, organizasyonu çok iyi yapıyoruz"
TFF Başkanı Nihat Özdemir, Türkiye'nin her yönüyle organizasyonları çok iyi yaptığını, Türkiye'nin altyapısının ve otellerinin çok iyi olduğunu vurguladı ve  "Tüm UEFA yöneticilerine gösterdik ki biz Türkiye olarak organizasyonu çok iyi yapıyoruz. Ülkemizdeki beş yıldızlı otellerimiz 6-7 yıldız seviyesinde oteller. Stadyumlara yakın birçok otelimiz var ve hepsi dünya markası. İstanbul ve Türkiye'miz artık eski noktaları çok geride bıraktı" şeklinde konuştu.
Başkan Özdemir, Avrupa'da mücadele edecek Türk takımları hakkında, "Bu takımların alacağı her puan bizim için önemli" dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çünkü gerekli puanları alamazsak, arkamızdan bizi takip eden Hollanda gibi ülkeler var, önümüze geçecekler. O zaman bizim Şampiyonlar Ligi'ne tek takımımız direkt gidiyor. Bunu tehlikeye atabiliriz. Takımlarımız da bunun farkındalar. Gerekli çabayı gösteriyorlar. İnşallah iyi puanlar alarak yolumuza devam edeceğiz. Biz istiyoruz ki gruplara iki takım katılsın. İnşallah bunu da sağlayacağız. Gittiğimiz yol doğru bir yol."
Nihat Özdemir, Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi'ndeki Türk takımlarının eylül ayından itibaren gruplarda yer alacaklarına inandığını söyledi.
Takımları tek tek değerlendiren Özdemir, "Trabzonspor Prag'da önemli bir netice elde etti. 2-0 mağlubiyetten, dakika 80-90 arası iki tane değerli gol bularak 2-2'lik çok avantajlı bir skorla döndü. Ümit ediyorum ki bu akşam Prag takımını yeneceğiz. Bir maç daha oynayarak play off'u da geçeceğine yürekten inanıyorum" diye konuştu.
Yeni Malatyaspor'un Partizan karşısında ilk maçı 3-1 kaybettiğine dikkati çeken Özdemir, "Ama bu, çevrilebilecek bir sonuç. Bugün gol yemeden 2 farklı bir galibiyet alabilirsek Malatya da yoluna devam edebilir" ifadelerini kullandı.
Başkan Özdemir, Medipol Başakşehir'in Şampiyonlar Ligi grupları yolunda elendiğini belirterek, "Ama UEFA Avrupa Ligi'nde doğrudan gruplara gidiyor. Aynı şekilde Beşiktaş'ımızın da lig üçüncüsü olarak doğrudan gruplara katılma hakkı var" dedi.
Galatasaray'ın doğrudan Şampiyonlar Ligi gruplarına gideceğini anlatan Nihat  Özdemir, "İnşallah eylül ayından itibaren Avrupa'da görev alacak takımlarımızın birçoğu gruplarda bulunacaklar. Türkiye, yalnız hafta sonları değil, hafta içi de Avrupa takımlarıyla yapacağı maçlarla güzel karşılaşmalar seyredecektir" şeklinde görüşlerini aktardı.
"Hesapsız harcama yapılamayacak"
Kulüp Lisans Talimatı ile kulüplerin artık eskisi gibi hesapsız harcama yapamayacağının altını çizen Özdemir, şunları kaydetti:
"Bir defa durum değişti artık. Artık öyle takım harcama yapacak, UEFA'dan belki kontrol gelir, ikaz gelir, ceza gelirden önce artık TFF olarak bu işin takipçisiyiz ve UEFA'ya fırsat vermeden varsa eğer gerekli cezaları ihtardan başlamak üzere, para cezası, kadro cezası, bırakın bunları, puan silmeye kadar çok önemli cezaların olacağı bir talimatnameyi yayınladık ve uygulamaya başladık. Borçlar hızla tırmandı, 'takımlarımızın 10 milyar lira toplam borçları var' sözleri konuşulurken bir anda bu rakamın 14 milyar liraya çıktığını gördük. Ayrıca bu borcun toplamının yüzde 80'i dört kulübe ait. Bir facia da orada. Avrupa'da boy gösteren, iddialı olan dört takımımızın borçları kulüplerimizin toplam borcu olan 14 milyarın neredeyse yüzde 80'i. Bu bizim için en büyük ikazdı. Öyle bir duruma gelebiliriz ki dört takımımız birden UEFA'dan ceza alıp Avrupa kupalarına bile katılamama durumunu yaşayabilirdik. Bu borcun büyük kısmı bankalara, piyasaya, futbolculara ve çeşitli 3. ve 4. şahıslaraydı. 'Ne yapabiliriz' derken, 'bu iş böyle yürümez' dedik. UEFA ile olan görüşmeler, geçen yönetimde de başkan yardımcısıydım, o zamandan başlayan çalışmalarla 'bu işi biz ele almalıyız' dedik."
"Süper Lig'de bugün 18 kulüp var 10 tanesinin hiçbir borcu yok" sözlerini kullanan Nihat Özdemir, şöyle konuştu:
"Sekiz kulübümüzde sıkıntı var. Birinci ve ikinci ligde de sıkıntı var ama ağırlık 18 takım olan Süper Lig'de. Dört büyüğü söyledim zaten. Buna bir çare bulmamız gerek. Yeni bir sicil kurulu meydana getirdik. 1 Haziran'da göreve geldik, sicil kurulu 5 kişiydi onu 7'ye çıkardık. 7 kişinin içerisinde üç tane Bankalar Birliği'nden bankacı arkadaşımız var. Kulüplerimizin bilançolarını iyi okuyan, iyi değerlendiren 3 önemli arkadaşımız var. Bu çok büyük avantaj ve üç yeminli mali müşavir arkadaşımız da var. Her biri Türkiye'de seçilmiş ve ismi olan arkadaşlar. Bir de bunun hukuk tarafı var. Bir hukuk profesörü arkadaşımız da sicil kurulunun üyesi olacak dedik. Kulüplerin tüm bilançolarına alıp, eksik olanları tamamlatıyoruz. Haziran'da genel kurul olduğu için ve lisans kurulumuzu yeni tayin ettiğimiz için ancak çalışmaları tamamlayacaklar ve 2 Eylül'de her kulübün harcama yetkisini, harcama limitini çıkaracağız. Eğer burada takip edeceğiz, harcama limitlerini aşarlarsa belki ocak ayında transfer kısıtlaması getireceğiz, para cezaları, kadro kısıtlaması, puan silmeye kadar giden cezalarımız var. Öyle verilebilir yok, para cezası verilebilir yok, silinir var. Düşünün bir-iki puan sildik şampiyonluk yolunda, küme düşme yolunda bir iki puanın ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Son iki sezona bakalım, bir iki puanla şampiyonluk belirleniyor. Onun için çok önemli, biz bunu disipline edeceğiz."
Kulüp Lisans Talimatına göre kulüpleri 3 yıllık bir periyotta inceleyeceklerinin altını çizen Özdemir, "Harcama limitini verdik takıma, ilk yıl yüzde 30'unu aşabilir. İkinci yıl ancak yüzde 15 aşabilir, üçüncü yıl ne harcama limiti vermişsek onda kalır. Bunu aştığı anda biraz önce söylediğim cezaları kolaylıkla uygulayacağız. Bunda kararlıyız, bu yolda yürürken hem UEFA ile hem de Bankalar Birliğimizle görüşerek bu işe girdik. Herkes, biz, kulüplerimiz, bu işe ciddi bakarlarsa Türkiye'de futbolun mali kaosunu, mali sıkıntıları, mali faciayı atlatabileceğimize inanıyoruz. Bankalarımız bir bir yapılandırma yapıyor, bizim işimiz değil, devletin de işi değil, banka alacaklı, kulübün bilançosu belli, belirli bir periyot ödemesiz süre tanıyorlar, her takımın bilançosuna göre...." ifadelerini kullandı.
Bu incelemelerde muhataplarının kulüplerin Sportif AŞ'lerinin olduğunu aktaran Nihat Özdemir, "Örneğin, Fenerbahçe'de Fenerbahçe Derneği var. Bu dernek Sportif AŞ'nin sahibi ama basketbolun ve voleybolun da sahibi. Ama başka çaremiz yok. Sportif AŞ'nin içinde sadece ve sadece futbol var. Onların hepsini kontrol ediyoruz, bilançodaki tüm hareketleri kontrol edecekler arkadaşlarımız. Dernek olarak yoluna devam edenler var" şeklinde konuştu.
Nihat Özdemir, "Spor Yasası ne zaman çıkacak? Kulüp başkanlarına borçlardan sorumlu olacaklar mı, adli ceza alabilecekler mi?" sorularına ise şu yanıtı verdi:
"Spor Yasası gündemde, 6222 sayılı yasayı, bazı maddelerde çok önemli açıklıklar vardı. Evet stadyumda disipline etmiştik ama bazı olaylar oluyordu. Otobüslerle gelince olaylar oluyor, toplanma yerlerinde olaylar oluyordu, yasanın dışındaydı bunlar, artık hepsini içine alındı. Buna çok önem veriliyor, Gençlik ve Spor Bakanımız bu işin üzerinde, Adalet Bakanlığımız, İçişleri Bakanımız üzerinde, en kısa zamanda o yasayı getireceğiz. Artık onların da kulüp yöneticilerinin de mali olaylardan sorumlu olma maddesi mutlaka konmalıdır. Biz bu kanayan yaranın üzerine gitmemiz gerekiyor. Bankalar da bunu böyle istiyor. Yapılandırma yaparken kulüplerin başkanlarını gerçekten çok sıkı durumda denetliyorlar. Eğer bir kulüp başkanı bankaların verdiği harcama yetkilerinin dışına çıkarsa, onların şahsi mal mülklerine kadar gidecek şekilde bazı maddeleri gündeme sokacağız."
"Zamanla istediğimiz noktalara geleceğiz"
Her şeyi bir anda değiştiremeyeceklerini, zamanla istedikleri noktalara geleceklerine inandıklarını vurgulayan Özdemir, "Her şey bir anda olmaz, bu bir süreçtir. Biz bunu yapa yapa o noktaya geleceğiz. Beş yıl önceki Türkiye'nin spor yapısı, tribün disiplini ile verilen cezalar ile bugün aynı mı? Çok daha kötüydü. 3 Temmuz'da yaşadıklarımızı herkes biliyor, sahaya insanlar indi... Bugün çok daha farklıyız. Mali yapılandırmalara geldik, 5 sene önce böyle bir şey olabileceğini hayal bile edemezdik. Bugün bunu yaptık ve uyguluyoruz, göreceğiz neticelerini. Mutlaka dediğiniz gibi müdahaleler olacak. Ama ne kadar az müdahale olursa bilelim ki Türkiye'ye daha çok yarar sağladığımızı unutmamamız gerek. Disiplin olan her şeyde başarı gelir" diye konuştu.
Nihat Özdemir, yaklaşık 2,5 aylık görev sürelerinde önemli sorunları çözmeye çalıştıklarını dile getirerek, "Bizi bekleyen en önemli konulardan birisi beIN Sports ile olan problemlerdi. Zaten son bir yıldır biz bu problemleri yaşıyorduk. FIFA kongresi için Paris'e gittiğimizde beIN Sports'un üst yöneticisini ziyaret ettik. Sorunları orada konuştuk. Hatta 2018-2019 sezonunun son taksiti duruyordu. Bunun ödenmesini kendisinden rica ettik. Sağ olsun bizi kırmadı ve ertesi gün bize parayı çıkardı ve biz de kulüplerimize dağıttık. 2018-2019'dan kalan borcumuz yok" diye konuştu.
TFF Başkanı Nihat Özdemir, daha sonra 2019-2020 sezonun ilk taksitinin ödenmesinde problem yaşandığını anlatarak, şunları kaydetti:
"O da yüzde 25 kadardı. Çok da detaylarına girmek istemiyorum ama her konu konuşuluyordu. beIN Sports ile 14'e yakın toplantı yaptık. Bazı toplantılarda Kulüpler Birliği Vakfından arkadaşlarımız yanımızda oldular. 14. toplantının sonunda Kulüpler Birliği Vakfı ile bizlerin 'evet' dediği ve beIN Sports'u razı ettiğimiz anlaşmayı imzaladık. Geçen seneye göre yüzde 10 gibi daha düşük bir rakamla anlaşma sağladık. Sağ olsunlar ilk taksitimizi ödediler. Biz de bunu hemen kulüplerimize dağıttık. Sadece Süper Lig kulüplerine değil, 1. Lig, 2. Lig ve 3. Lig de dahil olmak üzere 126 kulübe bu paraları dağıttık. Bu paralar dağıtıldıktan sonra herkes transferlerini ve eksikliklerini tamamlayarak sezona hazır hale geldi."
beIN Sports ile yapılan yeni anlaşma çerçevesinde aldıkları miktarın biraz azaldığını vurgulayan Özdemir, "beIN Sports'tan alacağımız para biraz azaldı ama alabileceğimiz en iyi rakamı aldık. Türk lirası bazında baktığımızda ilk taksit olarak geçen seneye göre bu sene yüzde 130 daha fazla para dağıttık. Türk lirası olarak düşündüğümüz zaman kulüplerimize böyle fazla para dağıttık. Anadolu kulüplerimiz yedişer milyon almıştı, şimdi on yedişer milyon aldı. Artık dövizde de bir denge rakamıyla yolumuza devam edeceğimize inanıyorum. Göstergeler de o yönde" ifadelerini kullandı.
Nihat Özdemir, sahada görev alacak yabancı oyuncu sayısına bir kısıtlama getirmeleri gerektiğine inandığını söyledi.
Uygulamada olan yabancı kontenjanıyla ilgili kararın 5 yıl önce alındığını hatırlatan Özdemir, "Sayın Fatih Terim o zaman Türkiye Futbol Direktörü'ydü. O dönem bizim yönetim ile Fatih Terim'in görüşmeleri neticesinde 28 kişilik kadroda 14 yabancının olabileceğini ve oynatmada yabancı sınırının kaldırıldığını ilan ettik. Ancak öyle önemli maçlar oldu ki bazı takımlarımız 11 yabancıyla çıktı. Bu Türk spor kamuoyunu rahatsız etti. İstiklal Marşı'mız okunurken, baktığımızda hiçbir Türk'ün olmadığını gördük. Bu bazı yerleri, insanları rahatsız etti, üzdü. Bu sayının fazla olduğunu, orada Türk oyuncularımızın olması gerektiğini söylediler" şeklinde görüş belirtti.
Özdemir, mevcut yabancı kontenjanın, A Milli Takım'a, Türk oyuncuların performansına ve altyapılara etki edip etmediğinin kamuoyunda tartışıldığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunun doğru bir neticesini bulmuş değiliz. Bunun ne olduğunu bilmiyoruz. Etkilenme derecesini de bilmiyoruz. Milli takımımız iyiye doğru gidiyor. Birçok oyuncumuzu yurt dışına ihraç ettik. Bu futbolculardan takımlarımız 120 milyon avro civarında gelir elde etti. Futbolcularımızın yurt dışına gitmesi ve milli takımımızın başarılı performansının bu sistem neticesinde olup olmadığını iyi analizini iyi yapmamız lazım. Sözleşmede 14 yabancı olsun ama sahada oynayacak yabancı sayısına bir kısıtlama getirmemiz gerektiğine inanıyorum. Ancak federasyonun bir gecede bunun kararını verebilecek bir durumu yok."
Nihat Özdemir, Kulüpler Birliği Vakfı ve A Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş ile görüşüp konuyla ilgili uygun bir çözüm bulacaklarının altını çizerek, "Bizim de beklediğimiz bazı şeyler var. Konunun birçok unsuru var. Bunların neticesinde bir karar vereceğiz" şeklinde görüş belirtti.
"MHK kararları yanlış değerlendirildi"
Özdemir, Merkez Hakem Kurulunun aldığı bazı kararların kamuoyunda yanlış değerlendirildiğini belirterek, şöyle konuştu:
"Bu MHK'nin kararıdır. Biz de onayladık. 'Galatasaray lehine 2 karar verdi diye, böyle oldu.' şeklinde kamuoyunda tamamen yanlış bir şey var. Benim açıklamalarımın tamamını izlerseniz böyle bir şey olmadığını söyledim. Bütün sezon gösterdikleri performans nedeniyle MHK devam etmeme kararı aldı. Biz onların kararlarına müdahale edecek değiliz, onayladık. 'Bir takım lehine veya aleyhine karar verdiler' diye, bir karar alınmadı. Bu yıl inanıyorum ki yeni bir MHK'yle yola çıktık. Genç isimlerimiz var. Fikret Orman 'Eski hakemlerin yaptığı hataları hazmedemiyorum, yeni hakemler gelsin, onlar hata yapacaksa yapsın.' demişti. Yeni MHK bu yönde yürüyor. Yeni birçok isimle yola devam edecekler. İnşallah da başarılı olurlar."
Nihat Özdemir, Video Yardımcı Hakem (VAR) uygulamasının UEFA Süper Kupa'da harika işlediğini aktardı.
VAR'da Süper Lig'in ikinci sezonunu geçireceğini anlatan Özdemir, şunları kaydetti:
"Bu bir süreç. Bir iş 1 yılda olmaz. Bu yıl ikinci yılımız. Bakalım nasıl olacak. Kadın hakeme gelince, bizim Cüneyt Çakır hocadan hiçbir farkı olmayan sistemle antrenman yapıyorlar. Müthiş bir maç idare ettiler. Kadın hakemin tutumunu, duruşunu, futbolcularla olan diyaloğunu hakikaten mutlulukla izledim. VAR'la ilgili kararlar da o kadar çabuk ve seri karar verdiler. VAR'a gidip gitmediklerini bile anlayamadık. Müthiş bir sistemle bu işi yaptılar. Neredeyse 2.5 saate yakın süreçte, 3 kadın hakem iyi idare etti. Bizim de başarılı kadın arkadaşlarımız var. Biz de bu işte geride kalmayacağız. MHK Başkanımız bu işin üzerinde. Bu bize bir başlangıç olacak."
VAR sistemi kayıtlarına ilişkin Özdemir, "UEFA, kayıtların yayınlanmasını istemiyor. Hollanda yayınlamış olabilir ama bütün ülkelerde bu kayıtlar yayınlanmıyor. Biz de bu direktiflere göre yayınlamıyoruz. Bu yıl da böyle bir karar alınmış ve buna devam edeceğiz. TFF Başkanı olarak benim bile bu kayıtları dinleme yetkim yok. VAR odasına giremem, bu kayıtları dinleyemem. Dinlemek de istemem ayrıca. Abdurrahim Albayrak'ın bir iddiası oldu. Bunun sonlanmasını ve kamuoyunda daha çok konuşulmasını istemiyoruz. Federasyon olarak kendi içimize baktık. Böyle bir şey olmuş olabilir mi? Olmadığına inanıyoruz. Eğer öyle bir şey olursa çok üzülürüm. Bununla ilgili acımasız kararlar alacağımızın da bilinmesini isterim" diye konuştu.
Geçen sezon VAR kayıtlarını dinlediğini iddia eden Galatasaray İkinci Başkanı Abdurrahim Albayrak'la görüştüklerini söyleyen Özdemir, bu konunun yeniden gündeme getirilmesinin kimseye bir faydası olmayacağını vurgulayarak, "Geçmişte kalmış bir olayı tekrar köpürtmenin, kamuoyunu rahatsız etmenin bir fayda sağlayacağına inanmıyorum. Bu sene bu işi daha ciddi tutuyoruz. Böyle bir şey olmasını istemiyoruz. Böyle bir şey varsa hukuksal olarak sonuna kadar gitmeye kararlıyız." ifadelerini kullandı.
Özdemir, TFF içinde bu konuyla ilgili herhangi bir soruşturma başlatılıp başlatılmadığına yönelik, "Bununla ilgili gerekli çalışmaları yaptık. Bu zincirdeki arkadaşlarımızın birçok şeyine dikkat ediyoruz. Böyle bir şey olacağına inanmıyorum, inşallah da olmamıştır." değerlendirmesinde bulundu.
Nihat Özdemir, bu sezon kaldırılan 21 Yaş Altı Ligi'yle ilgili de şöyle konuştu:

"Geçmiş yönetimde böyle bir karar aldık. Bu sene için en azından U19'da 19 yaş üstü oynayacak futbolcu kontenjanı sayısını artırdık. Görüşmeler, çalışmalar devam ediyor. Gelecek yıl ben bir rezerv ligin kurulmasından yanayım. Örneğin Trabzonspor'un bir de Trabzonspor Rezerv takımı olacak. Belki de aynı statta aynı gün farklı saatlerde oynayacaklar. Böyle bir ligin gereğine inanıyorum. Yapabilecek miyiz, bilmiyorum. İnşallah çözeriz. Bir de aynı sahada oynatabilirsek aynı gün, o oyuncular daha fazla motive olur. Altyapıdan daha fazla oyuncu çıkar."
Nihat Özdemir, Süper Lig ve 1. Lig'in isim sponsorluk haklarının yayıncı kuruluş beIN Sports'ta olduğunu ve gerekli görüşmeleri onların yaptığını dile getirdi.
Spor Toto ile olan anlaşmanın geçen sezonun sonunda bittiğini anlatan Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Süper Lig ve 1. Lig isim sponsorluk hakları beIN Sports'ta. Bizim dışımızda görüşmeler devam ediyor. Mutlaka bir isim bulacaklar. Anlaşma yapacaklar, bize söyleyecekler. Biz de uygun görürsek onlar için bir gelir kaynağı olacak. İnşallah bu devlet olmaz, keşke bir özel sektör ya da dışarıda bizler tarafından sevilen bir marka olsa. beIN Sports'a kalmış bir olay. Bu hakkı kullanmak onların elinde. Hiçbir gün Türk ekonomisinin geleceğinden bir saniye bile bir iş adamı olarak endişem olmadı. 2018 Ağustos'tan bu yana birçok şey yaşadık. Hiçbir yatırımımızda şüphemiz olmadı. Sporda da böyle düşünüyorum. Çok yakın zamanda çok iyi şeyler yakalayacağız.
Başkan Nihat Özdemir, başta Fenerbahçe olmak üzere çeşitli takımların şampiyonluk sayısına itiraz etmesinin gündemde olduğunu belirterek şunları kaydetti:
"Aziz Yıldırım döneminde başlamıştı o çalışmalar. Bu bir süreçtir, devam ediyor. Bu konu son zamanlarda Fenerbahçe tarafından çok gündeme getiriliyor. Böyle bir istekleri var. Bu beni aşan bir konu. Böyle bir şeye lüzum var mı yok mu yönetim kurulu olarak kendi içimizde tartışmamız gerektiğine inanıyorum. Burası bir hukuk devleti. Sporda da hukuk var. Türk futbolunda bir tahkim olayı var. Bizim anayasa mahkememiz, yargıtayımız Tahkim Kurulu'dur. O kurulun kararları kesindir. Eğer böyle bir durum varsa başvuracaklar. Biz yönetim kurulunda tartışacağız. Bir noktaya getireceğiz. Bundan memnun olmayan kulüpler tahkime giderler. Tahkimin neticesinde iş kesindir. Başka bir hukuksal yol da yoktur. Son noktayı TFF Tahkim Kurulu koyar. Şu an bir gelişme yok. Bize böyle bir resmi müracaat da yok. Kamuoyunda, medyada konuşuluyor ama bize gelen bir olay yok."
"Kulüpler Birliği Vakfı ile ilişkilerimiz çok iyi durumda"
Kulüpler Birliği Vakfı ve TFF'nin ilişkilerinin çok iyi olduğunu kaydeden Nihat Özdemir, "Bazı zamanlar sizleri ilgilendiren konularda Kulüpler Birliği'nden bazı arkadaşlar bizim yönetim kurulu toplantısına gelsin, canlı dinleyelim kararı öyle verelim. Bizimkiler de sizinkilere gelsin, sizin yönetim kurulunda bunları tartışırız, fikirlerimizi söyleriz. Bir karara varılır, yolumuza devam ederiz, diyoruz. Şeffaflıktan, diyalogdan Türk futboluna fayda geleceğine inanıyoruz" şeklinde konuştu.
Nihat Özdemir, bütün liglerdeki kulüp başkanlarının ve yönetim kurulu üyelerinin birbirine saygı ve sevgi göstermesi gerektiğini dile getirerek, "Neticede olarak 90 dakikalık bir futbol maçı. Maçtan sonra herkes birbirinin yüzüne bakmalı, birbirini sevmeli. Son düdük çalındıktan sonra ne kadar müdahale ederseniz edin bir şey değiştiremiyorsunuz. Dün akşamki Süper Kupa'da 120 dakikanın nasıl geçtiğini anlamadık. Top bir o kalede bir bu kalede. Yalnız bizim şampiyonluğa yürüyen takımların değil, Anadolu'daki illerimizin takımlarının maçlarının da güzel olmasını istiyorum. Kardeşliğin, saygının ve güzel futbolun, güzel maçların, güzel gollerin veya güzel kaleci kurtarışlarımızın olduğu maçların olmasını istiyorum. Can sağlığıyla olsun. En az sakatlıkların yaşandığı, en az hakem hatalarının olduğu, saha içi ve saha dışı en az olayların olduğu" diye konuştu.

6222 sayılı kanun ile çok ağır maddeler getirildiğini hatırlatan Özdemir, "Talimatnamelerde çok önemli derecede bazı ağır maddeler getirdik. Hakemlere müdahale, koridor odalarında veya antrenörlerin, teknik direktörlerimizin hakemlere müdahalelerine çok önemli kısıtlamalar getirdik. Disiplinden hiç vazgeçmeyeceğimizi herkes bilsin. Ama biz şunu istiyoruz, en az ceza verdiğimiz bir sezon yaşayalım" ifadelerini kullandı.
Medipol Başakşehir ve Olympiakos'un karşılaştığı Şampiyonlar Ligi 3. eleme turu maçının, Galatasaray ve Akhisarspor'un TFF Süper Kupa maçıyla aynı saatte oynanmasının hatırlatılması üzerine Özdemir, maç planlayıcıların çok iyi çalıştığını belirterek, şunları kaydetti:
"Türkiye Süper Kupası'nın oynanacağı maç tarihi ve saati sezon başından evvel belirlendi. Ama biz o gün, Başakşehir'in maçının o güne denk gelip gelmeyeceğini bilecek durumda değildik. Onu UEFA idare ediyor, biz de Türkiye'deki kupa maçını organize ediyoruz. 1 gün sonraya alabilir miyiz diye baktık onun da bir çok mahsurları var. Olmuyor denk gelmiyor. Bir defa aynı gün oynanacak. Saatimiz 20.00 civarıydı. 21.30'a aldık. Arkadaşlarım başta Servet Yardımcı bu işle uğraştı acaba UEFA maçı biraz erkene alabilir mi diye, ama UEFA maçı erkene almadı. Sadece 1 devre çakıştırdık."
Türkiye'de maç planlamalarının diğer ülkelere göre daha zor olduğunu aktaran Özdemir, "Fransa'da tek takım var PSG. Derbisi merbisi kalmadı. Almanya'da Bayern Münih belki Dortmund. İngiltere'ye bakın 2 tane takım. Burada 4 tane şampiyon olmuş takım şampiyonluğa koşuyorlar. Bir de Başakşehir eklendi. 5 takım şampiyonluğa oynuyor. Bu birinci problem. Bir de aynı ilin takımları, Gençlerbirliği-Ankaragücü, İstanbul'da 5 takım, Alanya-Antalya, bir gün oynayıp diğer gün oynamayacaklar var, aynı sahada oynayacaklar var. 20 bilinmeyenli denklem. Bunu çözebilecek dünyada matematik formülü yok ama arkadaşlarımız uğraştılar, bu işi çözdüler. Bir de yayıncı kuruluş tarafı var. Biz onu da desteklemek zorundayız. Sadece biz değil kulüplerimiz de yayıncı kuruluşu desteklemek zorunda" şeklinde konuştu.