Futbolun en güzel nostaljisi, yarının en büyük heyecanına dönüştü…
Manchester’ın iki yakasını karşı karşıya getiren süper yıldız, bir kez
daha “kırmızı” dedi. Cristiano Ronaldo, yeniden Premier Lig’de.
Futbolla ilgilenmese dahi hemen hemen herkesin maruz kaldığı bir
karşılaştırma sorusunun iki tarafından biri. Yeteneği çalışkanlığıyla
kıyasıya rekabet halinde olan, şöhreti tek bir marka etrafında süsleyen,
çocukların gözdesi, futbolun Terminatör’ü Ada’ya geri dönüyor. Kimin
gözleri daha dolu, kalbi yumuşacık, heyecanı dorukta bilinmez. Sir Alex
Ferguson’ın mı, yoksa her nostaljik futbol aşığının mı?
.jpg)
Real Madrid’de kazanmaya ve kazandırmaya programlı bir makine,
Portekiz’de ülkenin tarihini değiştiren bir lider, son yılların en
sıkıcı Juventus’unu izlemeye değer tek şeydi…
Ama futbola ve onun futboluna dair hiçbir şey, Cristiano ve Manchester United’ın birlikteliği kadar özel değildi.
2002'de teneffüs zilleri koca bir nesli en büyük idolüyle; Brezilyalı
Ronaldo'yla buluşturmak için çalıyordu. Henüz tarihe karışmamış mahalle
maçlarında küçük Ümit Davalalar, El Fenomeno’nun dünyaya bıraktığı belki
de tek kötü hatırayla, yalnızca kafalarının ucunda saç biriktiren
miniklerle kapışıyordu.
Ne var ki herkes Sambacılara yetişecek kadar şanslı değildi. El
Fenomeno, 90’ların ikinci diliminde doğan çocuklar için birkaç video ve
ailelerinden dökülen anlatılardan ibaretti. Bu nesle başka bir kahraman
gerekiyordu.
2003 yazının ağustos ayında o kahraman Manchester’a indi.

Bugünlerde dünyanın en büyük moda ikonlarından biri olsa da Cristiano o
yıllarda salaş tarzıyla, spreyle ortasını tepeye diktiği saçlarıyla,
estetik hareketleriyle sokaktaki herkese kendisinden izler bırakıyordu.
Mahalle maçlarında frikik kavgaları artmış, herkes Ronaldo’nun robotik
adımlamalarını yapıp pet şişeyi iki taşın arasına gönderebilmenin
hayalini kurar olmuştu.
Ailelere doğum günlerinde evlatlarını sevindirebilmeleri için kırmızı Ronaldo forması gibi oldukça kestirme bir yol doğmuştu.
PES 6’da Adriano’dan, FIFA 06’da Ronaldinho’dan sıkılanlar yeniliği Scholes’un CR7’ye çıkardığı toplarda bulmuştu.

Haftalar ayları, aylar yılları takip etti. Dünya yıldızı envanterine
Premier Lig şampiyonlukları, gol krallıkları ve Devler Ligi kupası
ekledi.
Sevelim ya da sevmeyelim, en iyisi olduğunu düşünelim ya da
düşünmeyelim inkar edemeyeceğimiz bir gerçek var: Ronaldo, kariyeri
boyunca meydan okumalarla motive olan bir sporcu oldu. Bu yüzden
dünyanın en iyi takımı Barcelona’yla, kendisiyle birlikte dünyanın en
iyi futbolcusu Messi’yle rekabet etmesi gerekiyordu.
9 yıllık Real Madrid serüveni ona ve kulübüne sayısız başarılar, son
çeyreğinde büyük bir hegemonya ve gerçekten de umulduğu gibi tarihi bir
rekabet kazandırdı. Başından sonuna her şey rüya gibiydi. Bu rüyanın
arkasında tek ukde özlenen İngiltere günleriydi.
Messi, kariyeri boyunca ne olursa olsun saha içinde kalmasıyla sonsuz
saygıyı hak eden bir karakter. Ronaldo ise tam tersi… Futbolun tüm
medyatik unsurlarını tek bedende birleştiren ve attığı her adıma hikaye
biçen bir kariyer.

Girişiyle etkileyen, akışıyla kilitleyen her öykü güzeldir ama bir türü
vardır ki bu satırları unutulmaz kılar: Başladığı yerde bitenler…
Ada, belki de bir daha eşine benzerine rastlanmayacak destansı bir futbol yolculuğuna son perdeyi çekmeye hazırlanıyor.
Bize de futbolunun hala büyüleyici ve güçlü kalmayı başaran son
demlerinin tadını çıkarmak, her saniyesini bunun bilincinde izlemek
düşüyor.
.JPG)
Cristiano evine, çocukluğumuzun pusulası geleceğe döndü.
Tadına doyamadığımız ne varsa işte böyle, günün birinde kavuşmak dileğiyle…
Kaynak : Eylül Akbulut - Alperen Doğan / TRT SPOR