Ülkemizde pivot santrforlar, Avrupa geneline göre neden daha çok rağbet
görüyor? Bu tip forvetler, kulüplere hangi konforu sağlıyor? Pivot
santrforların neden ligin kimliğini oluşturduğunu inceledik.
Dünya futbolunun trendleri her geçen gün değişiyor.
Oyun, hızla beraber sahayı daha geniş alabilme ve her şeye hükmedebilme
gayesiyle fiziksel parametleri ve top kullanım becerilerini maksimum
noktaya taşımayı zorunlu kılıyor.
Bunun bir sonucu olarak son 5-6 yılda tek vuruş golcülerinin,
menajerlik oyunları diliyle “fırsatçı golcülerin” modası çok geride
kaldı.
Icardı gibi örnekler artık sahayı başka bir forvetle paylaşmadıkları
senaryolarda 1 verip 4 götürüyor, takımı taşıyan değil takım tarafından
taşınması gereken parça haline geliyorlar.
Oyunun öncüsü ekipler Benzema, Kane gibi orta saha özellikleri de
barındıran santrforlara sahip olamadıklarında ‘sahte forvet’ düzenleri
kurmaya eğilim gösterebiliyor.
Takımlar, gol yükünü ağırlıkla orta saha ve kanat oyuncularının
çektiği, ileri uçta görev yapan isimlerin beklenti tanımlarının tamamen
değiştiği sistemlerle karşımıza çıkabiliyor.
Ancak Türk liglerindeki “pivot santrfor” zorunluluğu tükenmiyor.
Birkaç paragraf boyunca Türk kulüplerinde neden ağırlıkla pivot
özellikli forvetlerin başarılı olduğuna, farklı modellemelerin hangi
engellerle karşılaştığına ve bahsi geçen santforların hangi yönden kaçış
yolu hazırladığına değineceğiz.
Eksikliklerimizle başlayalım.
Türkiye’de neden ‘sahte forvetler’ sıklıkla tercih edilmiyor?
Forvete farklı pozisyondan bir oyuncu devşirmenin birkaç kazanım amacı var.
Bunların tepesinde oyunu hızlandırmak yatıyor.

Tepe kulüpler, daha hızlı hareket etmek, topu daha çabuk geri kazanmak,
sahanın her noktasında top taşıma tehdidine sahip olabilmek ve dar alan
becerisini yukarı çekmek için kanat veya orta saha oyuncularından sahte
forvetler üretiyor.
Bunu sağlayan oyuncularda aranan birkaç etmen var. Elbette ki gol
vuruşlarının iyi olması, sırtı dönük top alabilmeleri, klasik santrfor
gibi tek vuruş üzerinden şekillenen bir rolleri olmadığı için üçüncü
bölgede doğru karar verebilmeleri ve sahaya savunma eforu koymaları
gerekiyor.
Sahte forvetli düzenlerde hücum hatlarının boy ve kalıp üstünlüğü
kısıtlı olduğu için savunma dengesini hızla bozabilmek elzem. Bu hızı
yakalamak da büyük bir sarmal ile sağlanabiliyor.
Topla ilişkisi iyi ve atletik oyuncular tercih etmek, birbirini
tamamlayıcı ve sahanın her bölgesinde tehdit olabilecek hatlar kurmak,
sadece hücum hattı özelinde değil, topu hücuma taşıyabilecek her bölgede
pas ve koşu hızını yakalamak gerekiyor. Ayrıca bu oyuncuların aynı
seviyede kalabilmeleri ve bu tempoyu bütün sezona yayabilmeleri için
harika antrenman programları düzenlenmesi zorunlu hale geliyor.
Türkiye’de bir önceki paragrafın içini dolduran etmenlerin neredeyse
hiçbiri sağlanamıyor. Oyuncu sirkülasyonu çok hızlı ilerliyor ve takım
iskeletinin 3-4 yıl boyunca korunabildiği yapılar da yaş ortalaması
yüksek, düşük tempolu takımlar oluyor. Zira onları sezon boyu dinamik
kılacak idman pratiğine sahip değiliz.
Yakın tarihte, şampiyonluk hedefleyen takımlar arasında Abdullah
Avcı’nın Başakşehir’inin Robinho üzerinden sahte forvet denemesinde
bulunduğunu hatırlıyorum. Takım düşük tempolu set oyunu oynadığı için
Robinho’nun ileri uçta olduğu hücum hattı savunma dengesini bozamıyor,
üstüne üstlük ikinci çıkış planı olan Adebayor’a uzun toplardan da
mahrum kalınıyordu.
.jpg)
Bu sezon, Francesco Farioli’nin Alanyaspor’unda Emre Akbaba ağırlıklı
olmak üzere sahte forvet denemeleri gördük. Alanyaspor sezonu iyi de bir
noktada bitirdi ancak koşu alanı tanımayan, topu bırakan ve kaliteli
set savunması yapan pek çok ekibe karşı problem yaşadılar.
Pivot santrfor hangi konforu sağlıyor?
Süper Lig’in oyunu örme yöntemleri yalnızca temel futbol ezberlerine dayalı.
Pek çok takım, savunma önünü çift pivotla güvenliğe alıp hücum
hattından oyuncu eksiltiyor. Doğal olarak bu tercih oyun kurma hızını ve
kalitesini etkiliyor. Savunma önünde çevre kontrolü iyi olan,
paralelinde bir oyuncuya gereksinim duymadan top çıkarabilen
futbolcuların bulunduğu ekipler de bu oyuncuların sağlığına ve formuna
çok bağımlı hale geliyor. Genelde bu düzeni korumak için pres ve
tempodan kısıp sakatlık, yorgunluk gibi faktörlerin önüne geçmeye
çalışıyorlar. Haliyle oyun yavaşlıyor.
Ligin ilk yarısında puan farkını çok yüksek seviyeye çıkaran
Trabzonspor’un ikinci yarıdaki düşüşü biraz klişe nedenlere bağlanmıştı.
Bana göre bu düşüşün altında bir üst paragraftaki ipuçları mevcut. İlk
yarıda Edgar ile takım boyunu kısaltabilen, Berat ya da Hamsik’in
savunma önündeki köprü rolüyle topu ön beşliye taşıyabilen Trabzonspor,
ikinci yarıda üç oyuncusunu da kaybetti.
İşte pivot santrforun kıymeti burada devreye girdi.

Şubat ayının sonlarından itibaren bordo-mavili ekibin en önemli üçüncü
bölgeye geçiş silahı Cornelius'un yüksek top hakimiyeti oldu.
Birinci planı sekteye uğrayan Trabzonspor ya da birinci planı zaten
kaliteli olmayan pek çok kulübümüz, sırtı dönük oyunu kuvvetli ve
fiziken stoperlere üstünlük kuran santrforlar sayesinde rakip alana
yerleşiyorlar.
Denge bozacak kadar hızlı hareket edemeyen ve savunmadan hücuma çıkış
planları elit seviyede olmayan takımlar, sırtı dönük oynayabilen hücum
oyuncularının bağlantılarıyla kaleye yaklaşabiliyor. Ek olarak pivot
santrforlar, çoğunluğun topun arkasında beklemeyi tercih ettiği
ligimizde en temel set açma yöntemlerinden biri olan kenar ortalarında
da etkili olabiliyor.
Bu tip forvetler, Anadolu’da görmeye alışık olduğumuz ve talep edilen süratli kanat oyuncuları için de kıymetli hale geliyor.
Ligimizin bütçeleri ve zayıf oyuncu ağlarıyla atletizm ve beceriyi
birleştiren oyuncular bulabilmek kolay değil. Haliyle süratli kanat
oyuncuları kendilerine duvar arıyor ve alan istiyor. Bu duvarı
oluşturmak, bu alanı sağlayabilmek için stoper markajını üzerine çeken,
kalıplı ve pas bağlantısını sağlayabilen forvet aranıyor.
Kısa özetiyle pivot santrforlar, takımlarımızın sahada uygulayamadığı
pek çok aksiyonu yalnızca oyuncu profilleri buna uygunluk gösterdiği
için sağlayabiliyor ve bu yüzden Avrupa’nın geneline göre Türkiye’de
daha fazla rağbet görüyor.
İstisnalar olmadı mı?
Zirve hedefi koymayan takımları dahil edersek sayıları çok fazla. Zira
bu takımlar hareket alanı bulma konusunda şampiyonluk hedefleyen
ekiplere göre daha avantajlılar.
.jpg)
Şampiyonluk seviyesinde ya da ortalama üzeri takımlarda oynamış,
doğrudan pivot profilinde sayılmamasına rağmen başarılı olmuş forvet
örnekleri mevcut. Örnekleri elbette ki çoğaltılabilir ancak aklıma ilk
olarak Cenk Tosun, Umut Bozok, Adem Büyük gibi isimler geliyor.
Bu oyuncular, bütün bir yazı boyunca ifade ettiğim tiplemenin kopyası
olmamakla beraber sırtı dönük oynayabilen isimler olmalarıyla ayrışıyor.
Ayrıca geniş bir gol repertuvarı sunuyorlar.
Ligin son 10 yılında pivot kimliğinde olmayan en başarılı santrfor
Burak Yılmaz oldu. Onun başarısında oyun tarzının gerektirdiği gibi çok
fazla pozisyona girebiliyor ve net gol vuruşu yapabiliyor olmasının
yanında, kendisine konfor alanı sağlanması da etken oldu. Şenol Güneş’le
çalıştığı yıllar dışında çoğunlukla sahayı ve doğal olarak stoper
markajını başka bir forvet partneriyle paylaşıyordu.
Bütün yazıyla çelişen en net örnek olan Şenol Güneş-Burak Yılmaz
birlikteliği de verimini farklı şekilde oluşturuyordu. Şenol hoca,
Burak’ın ileri uçta tek oynadığı dönemlerde takımın baskı hattını biraz
daha orta bloğa yakın bir noktaya çekiyor, takımının topu kazanınca
hareket fırsatı bulmasını sağlıyor ve haliyle Burak’ın istediği ‘yüzü
dönük top alma’ ortamını hazırlıyordu.

Bunun en bariz örnekleri olan 2011-2012 Trabzonspor’u ve 2018-2019
Beşiktaş’ı, bağlantı yapabilen bir forvet olmaması nedeniyle maç
genelinde hakim oyun oynayamasalar da kadro potansiyelinin üzerinde
sonuç alabilen ve Burak’ı parlatabilen takımlardı.
“Lige uygun forvet”
Kapanışı çoğumuzun sevmediği bu tabirle yapalım.
Cornelius, Okaka, Diouf, Adebayor gibi Türkiye’ye gelmeden bir sezon
öncesini, Vedat Muriqi gibi Türkiye kariyeri sonrasını verimsiz geçirmiş
forvetler, oyun yapıları itibarıyla Süper Lig’de büyük başarı yüzdesi
yakalıyor.
Hatta bunun zıt örneğini, yüzü dönük oynayabildiği ve alan bulabildiği
liglerde çok başarılı olmuş santrforlara (Berisha, Samatta vb.) yatırım
yapıp umduğunu bulamayan Fenerbahçe ya da şampiyonluk sonrası Batshuayi
deneyimiyle Beşiktaş gibi ekiplerle de verebiliriz.
Oyunun hızını artırabilecek binbir doğruyu bir araya getirebildiğimiz
güne dek, Süper Lig’de istikrar yakalamış oyuncular arasında ağırlıkla
sırtı dönük oyunuyla öne çıkan santrforları görmeye devam edeceğiz.
Aboubakar, Niang, Sörloth, 2018 Gomis’i gibi her oyuna hitap eden
forvetleri ve onlara duyduğum hayranlığı selamlayarak satırları
noktalıyor, vakit ayıran herkese teşekkür ediyorum.
Kaynak : Alperen Doğan / TRT SPOR