5 Haziran 2020 Cuma

Ali Koç: "Fenerbahçe 2010-2011 Yılında Alın Teriyle ŞAMPİYON OLMUŞTUR!" (Full Video)

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, FB TV'de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Fenerbahçe Başkanvekili Semih Özsoy'un açıklamalarının arkasında olduğunu ifade eden Ali Koç, "Nihat Özdemir'den açıklama bekledik ancak olmadı." dedi.

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, TFF Başkanı Nihat Özdemir’in beyanatlarıyla ilgili Fenerbahçe Televizyonu’na açıklamalarda bulundu.

Ali Koç’un açıklamaları şu şekilde:

“Camiamızı, tüm taraftarlarımızı, kongre üyelerimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Pandemi sürecinde önemli bir haftayı geride bırakıyoruz. Normalleşme adına önemli bir adım attık. İnşallah bu sıkıntılı süreci artık yavaş yavaş olsa da geride bırakırız. Böyle bir dönemde bu konuyla kimseyi meşgul etmek istemezdik ancak biz koskoca bir camianın, milyonların aşkla, gönülle ve tutkuyla bağlı olduğu bir camianın liderleriyiz. Sorumluluklarımız var. Bu konuya ne yazık ki cevap vermek ve sizleri meşgul etmek zorundayız. Bir kez daha Türkiye Cumhuriyeti’ni, Sağlık Bakanlığı’nı, tüm sağlık çalışanlarımızı kutluyorum, tebrik ediyorum. Bu süreci mükemmele yakın yönettik. Başka ülkelere nazaran daha iyi bir konumdayız. İnşallah bundan sonrasını da bu şekilde devam ettiririz. En kısa zamanda çoluğumuzla çocuğumuzla, büyüklerimizle normal hayatlarımıza dönebiliriz. Bu süreçte hayatını kaybeden herkese başsağlığı diliyorum. Ailelerine de sabırlar diliyorum. Şu an hasta olan tüm vatandaşlarımıza da acil şifalar. Bir kez daha cephede canlarını risk etme pahasına bizlerin sağlığı için mücadele eden tüm sağlık personelimize şükranlarımızı iletmek istiyorum.”

“Sayın Başkan Vekilimiz Semih Özsoy konuyla ilgili bazı açıklamalar yaptı. Kendisine de özellikle teşekkür ediyorum. Kelimesi kelimesine yaptığı açıklamaların arkasında olduğumuzu hem Başkanınız olarak hem de yönetim kurulumuz olarak ifade etmek istiyorum. Gönül isterdi ki bu süreçte bu gibi konularla spor dünyasını, camiamızı üzecek, kıracak konularla meşgul olmasaydık ama olmak zorundayız. Hatta biz bekledik. Dün gece ilk açıklamadan sonra gelen yoğun tepkiler ve bizim herhangi bir refleks, reaksiyon göstermememizden kaynaklanan eleştirilere rağmen bekledik. Bugüne kadar bekledik. Niye bekledik? Hepimizin hayatında konuşurken, canlı röportajlarda, mülakatlarda bir şey söylemek isteyebiliriz ama farklı bir mana çıkabilir. Yanlış ifade etmiş olabiliriz. Herkesin hayatında yaşadığı olaylardan biridir. Dolayısıyla bekledik. Hata yapmak insana mahsus, özür dilemek ise bir erdemdir. Belki Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Sayın Nihat Özdemir bir açıklık getirir, onu demek istemedim, şöyle demek istedim der diye tüm tepkilere rağmen bekledik. Özür diler, bir erdemlik gösterir diye bekledik. Ne yazık ki bu akşama kadar herhangi bir tepki, düzeltme, özür dileme gelmeyince aramızda yaptığımız istişareler sonucu Başkan Vekilimiz Sayın Semih Özsoy çok net ifadelerle durumu kamuoyuna açıkladı. Arkasından Nihat Bey’in açıklamaları geldi. Nihat Bey’in açıklamaları bana sorarsanız ilk açıklamasından da beter. Daha da talihsiz bir noktaya getirdi konuyu.

SÖZ KONUSU FENERBAHÇE İSE NASIL KÖTÜ BİR KALBE SAHİP OLDUĞUNU GÖZLER ÖNÜNE SERMİŞTİR

Nihat Özdemir’e şahsım ve camiam adına teşekkür ediyorum. Çok çok teşekkür ediyorum ki bu açıklamaları yaptı. Niye teşekkür ediyorum? Şu nedenle teşekkür ediyorum. Aslında Nihat Bey, tüm Fenerbahçelilerin gerçeği görebilmesi açısından, Allah’ın lütfu diyebileceğim bir açıklama yaparak belki de bir anlık refleksle aslında içindekileri dışa vurmuştur. Yani taraftarlarımızın ve camiamızın nezdinde söz konusu Fenerbahçe ise nasıl bir kötü kalbe, nasıl bir zihniyete ve niyete sahip olduğunu gözler önüne sermiştir. Bizleri bölmeye, parçalamaya çalışan 3 Temmuz sürecinde sıkı sıkı kenetlenmiştik. Yıllar sonra 3 Temmuz’a yakın bir tarihte, 3 Temmuz ile ilgili yaptığı açıklamayla bizleri bir kez daha sıkı sıkı kenetlemiştir. Dolayısıyla Sayın Başkan’a çok teşekkür ediyorum. Hem söz konusu Fenerbahçe ise gerçek yüzünü gösterdiği için hem de bizleri farkındalığımızı, nelerle uğraştığımızı, yönetim olarak nelerle mücadele ettiğimizi en son örneğiyle bir kez daha akıllara getirmiştir. 


3 TEMMUZ’UN KUMPAS OLDUĞU DEVLETİMİZ TARAFINDAN DA KABUL GÖRDÜ

Tabii biz muhtelif zamanlarda federasyonlarla yaşadığımız sıkıntıları da gündeme getiriyoruz. Hakem kararları olur, kurulların kararları olur, harcama limitleri olur vs. vs. Biz bu konuda çok çektik. Düşünebiliyor musunuz ki bir federasyon başkanı bu söylemlerde, bu konularda bu gibi sözler sarf etmiştir. Yanlış bir mana çıkmış olabilir ve düzeltir diye bekledik. Düzeltmedi ve tam tersi istikamette gitti. Hatırlatmak istiyorum ki Fenerbahçe Spor Kulübü’ne 3 Temmuz 2011 yılında başlayarak yapılan saldırı, kurulan tuzaklar, kumpaslar alenen ortaya çıkmıştır. Devletimiz tarafından da bu yapılanların camiamıza kumpas olduğu net bir şekilde kabul görmüştür. 3 Temmuz Kumpası’nı savunan, savunan demeyelim de hatırlatan, ne diyor bakalım? ‘9 yıldır bir şike olayına rastlamadık’ diyor. Sanki 9 yıl evvel rastlanmış gibi bir imaj çıkıyor. Düzeltmesini bekledik ama düzeltmedi. Demek sözlerinin arkasında duruyor. Hem de 18 yıl boyunca Fenerbahçe Spor Kulübü’ne yönetici olarak, bir dönem de başkan vekili olarak hizmet etmiş olan biri bu ülkede bu örgüte karşı mücadelenin bayraktarı olmuş bir kurum olan Fenerbahçe’ye bu sözleri söyleyebiliyor. Dolayısıyla camiamızdaki infial, tepki, mektuplar, mailler, telefonlar kulübümüze gelen ve bu infialin bir ispatı olarak bunu paylaşıyorum. Çok manidar olduğunu düşünüyorum çünkü kendisi asıl rezaleti bizim konuyu saptırmamıza bağlıyor. Velev ki biz konuyu saptırıyoruz, diyelim ki fırsatçıyız; böyle bir röportaj sonrasında kendimize fayda sağlamaya çalışıyoruz onun ima ettiği gibi. O zaman bizim taraftarlarımız, kongre üyelerimiz, kulübe mesaj yağdıranlar, rakip taraftarlar olarak bunu bizim aleyhimize kullananlar, onlar da farklı anlamamışlar. Onlar da aynı şekilde bu konuyu yorumluyorlar. Eminim ki Sayın Başkan’ın iletişim danışmanları da vardır. Kendisine de bu net bir şekilde ifade edilmiştir ki ‘Sayın Başkan yaptığınız açıklamalar ne kastetmiş olursanız olun bambaşka yerlere çekiliyor. Hakikaten bunları kastetmediyseniz de çıkın ve bir düzeltme yapın. Yanlış anlama için özür dileyin.’ eminim ki denmiştir. Ancak Sayın Başkan bu yolu tercih etmemiştir.

3 TEMMUZ DAVALARI ÖNCESİ BU LAFLAR MANİDAR

Zamanlamanın da manidar olduğunu söylemek istiyorum. Liglerin başlamasına bir hafta kala sanki bir kaos ortamı yaratılmak isteniyor. Hatta çok daha önemlisi bu konuyla ilgili 3 Temmuz davaları var Temmuz ayında. İki tane çok önemli davamız var. Bu mahkemeler başlamadan önce bu lafları etmiş olması.... zamanlamayı da manidar buluyorum. Bu kurgulanmış bir röportaj mıdır, yoksa spontane sorulmuş bir soru üzerine verilen bir cevap mıdır? Onu dahi bilemiyoruz. Onu dahi sorgulamak durumunda kendimizi hissediyoruz.

EMİNİM Kİ AZİZ YILDIRIM’IN DA AÇIKLAMALARI OLACAKTIR

Bu sözler aslında sadece Fenerbahçe camiasına değil; o zaman çok büyük bir mücadele veren, badireler atlatan, kulübümüzün liderliğini yapan Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım, yani Nihat Bey’in dostu olan ki son zamanlarda da yakınlığını görüyoruz. Ona karşı yapılmış bir saygısızlıktır. Eminim ki Başkanımız Aziz Yıldırım’ın da bu konuyla ilgili tez zamanda açıklamaları ve söylemleri olacaktır. Bundan hiçbir şüphem de yoktur. Ama bu söylemler bence maksadını aşmıştır. Bunu düzeltmek için veya açıklık getirmek için bu akşamüstü yapılan açıklamalar da rezalet.

İSTİFA EDEBİLMEK İÇİN İRADEYE SAHİP OLMAK GEREKİR

Biliyorum çok tepki var. Camiamızda iki yönde tepki var. Federasyondan istifa etmesiyle ilgili tepkiler var. Kulübümüze gelen kulüp üyeliğinden ihracıyla ilgili de tepkiler var. Bu iki konuya da değinmek istiyorum. İstifa, kişisel bir müessesedir. İsteyen bir kurumdan, bir pozisyondan, bir görevden istifa etmek isterse ‘istifa ediyorum’ der ve ayrılır. Ama istifa edebilmek için irade, özgürlüğe sahip olunması gerekmektedir. Ben muhtelif konuşmalarımda Sayın Başkanın itinayla seçildiğini, manevra ve özgürlük alanının kısıtlı olduğunu birkaç kez ifade etmiştim. Dolayısıyla bu anlamda istifa edeceğini ve istifa etmesini beklemenin doğru olacağını düşünmüyorum. Ama esas bizi ilgilendiren konu kulübümüzün üyeliğiyle ilgilidir. 

ÜYELİKTEN ATILMAK ONUR KIRICI BİR UNSURDUR, İHRAÇ EDİLMESİNİN NİHAT BEY İÇİN ÇOK FAZLA BİR ŞEY İFADE ETMEYECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM

Kulüp üyeliğinden ihraç bir sürece bağlıdır. Tüzüğümüzde de net bir şekilde tarif edilmiştir. Bu, Yönetim Kurulu’na kalan bir karar değildir. Ancak bugün ve birkaç gün içinde de devam edecektir; bu gelen yoğun talepler, tepkiler, mektuplar, mesajlar, başvurular ilgili kurullarımız ve yönetim kurulu tarafından da değerlendirilecektir. Amma velakin taraftarlarımıza bu konuda da birkaç söz söylemek istiyorum: Bir kurumdan üyelikten atılmak onur kırıcı, üzgünlüğe sebebiyet veren bir unsurdur. Ben şahsen kulübümüzden Nihat Bey’in ihraç edilmesinin Nihat Bey için çok fazla bir şey ifade etmeyeceğini hatta bir adım daha öteye gideyim, şirin gözükmek istediği kesimler çerçevesinde de aslında kendisine bir mükafat olacağını da düşünüyorum. Çünkü ‘bakın ben koskoca Fenerbahçe camiasını sizler için karşıma aldım’ı da çok rahat bir şekilde diyebilecektir. Dolayısıyla bizler tabii ki bu yoğun talep ve baskı çerçevesinde görevimiz süreci en doğru şekilde uygulamak ve kurulları çalıştırmak. Bundan ne netice çıkar bilemem fakat bunu yapacağız. Fakat taraftarlarımıza söylemek istediğim şu; Fenerbahçe’yi gerçek anlamda samimi bir şekilde, gönülden özümsememiş biri için çok da fazla bir etkisi olacağını düşünmüyorum hatta az önce ifade ettiğim sözler çerçevesinde belki de fayda sağlayacak mükafat gibi de görülebilir. 

Bu arada Fenerbahçe’nin gücü her zaman söylediğim gibi kulübün sahibi olan Kongre Üyeleri ve taraftarlarıdır. Kongre üyeleri ve taraftarları, Fenerbahçe’yi pek çok dönemde tarihte bol bol örnekleri olduğu gibi en sıkıntılı zamanlarında omuz omuza sahiplenmiştir. Burada da benzer bir reaksiyon görüyorum. İnisiyatif kullanarak, hassasiyet göstererek kulübünüze, yönetim kurulunuza sahip çıktığınız için de hepinize şahsım ve yönetim kurulum adına çok çok teşekkür ediyorum, sağ olun var olun diyorum. Çünkü bir kez daha gösterdiğiniz ki en sıkıntılı günde bile Fenerbahçe hiçbir zaman yalnız değildir. Bu camianın her bir ferdi bu camiayı korumak için, sahiplenmek için her şeyi yapmaya hazırdır.

BİR TAKIMIN PERFORMANSIYLA İLGİLİ YORUMDA BULUNMAK TFF BAŞKANININ İŞİ DEĞİLDİR

Şimdi gelelim bugünkü açıklamaya. Buradan da birkaç konuya değinmek istiyorum. ‘Fenerbahçelilerden ne kadar tepki alıyorsam, ya Nihat doğru yoldayım’ diye garip bir cümlesi oldu. Yani bu ne demek? Aslında Fenerbahçe’ye bedel ödeterek genele adaleti sağladığını göstermesi aslında hem vicdanen hem de adaletin doğasına ve tanımına çok ters gelen bir unsurdur. Yani Fenerbahçe Spor Kulübü ile ilgili almış olduğu kararlarla, tutumuyla, yaklaşımıyla aslında kendisinin ne kadar adaletli bir federasyon başkanı olduğunu ifade etmeye çalıştı. Bizim özellikle de bu sezon gerek sahada gerekse saha dışında neler yaşadığımızı ki bunların bir kısmını kamuoyu biliyor. Ama bildikleri bile şunu söylemek için yeterli: Evet Nihat Bey, siz bize bedel ödeterek, birilerine şirin gözükerek kendi kendinize adalet sağladığınızı inanıyorsanız bu tabii ki sizin takdirinizdir. Ama bilin ki bizim başarısızlığımıza değiniyorsunuz, bizim başarısızlığımızda bilhassa bu sezon sizin de büyük payınız var. Şimdi gelelim Türkiye Futbol Federasyonu’nda olan bir şahsın Türkiye Futbol Federasyonu’nun resmi sitesinden bu örnekte bizi ama herhangi bir takımın başarısızlığı ya da başarısızlığına dair etmiş olduğu cümleler ve kendinden gündemi saptırmak için bizi hedef alması aslında ilk defa değil. Bu, birkaç kez yaşandı. Ama dünyanın hiçbir yerinde hiçbir Futbol Federasyonu Başkanının veya Yönetim Kurulunun işi değildir, herhangi bir takımın iç siyasetine karışmak, onların performansı ile ilgili bir yorumda bulunmak. Ve bunu da artık norm haline getiriyor. Yani bunu birkaç defadır yaptı, yapmaya da devam ediyor. Ve bunu da son derece yakışıksız bulduğumuzu ve kabul etmeyeceğimizi de buradan ifade etmek istiyorum ama aslında bu sistemin çarpıklığını da en güzel göstergelerinden bir tanesi. 

SAYIN NİHAT ÖZDEMİR’E SORMAK İSTİYORUM. 2010-11 SEZONU ŞAMPİYONU KİMDİR?

Ben, sormak istiyorum, Sayın Nihat Özdemir’e! Çok basit ve net olarak sormak istiyorum! 2010-2011 sezonunun şampiyonu kimdir? Siz, bu soruyu cevaplamak için de günlerce beklemeyin! Alın telefonunuzu elinize atın bir tweet ya da mesaj ne yapacaksanız, kullanın resmi siteyi ve söyleyin ve deyin ki: ‘2010-2011 sezonu şampiyonu Fenerbahçe’dir. Hakkıyla, emeğiyle, alın teriyle, taraftarıyla ve camiasıyla bu şampiyonluğu gani gani hak etmiştir. Tüm terör örgütünün engellemelerine, ayak oyunlarına rağmen zaman da göstermiştir ki Fenerbahçe’ye yapılan saldırının tamamen bir kumpas olduğu pek çok farklı kumpaslarda olduğu gibi spor dışında da biz şu anda sporu konuşuyoruz, bunu açık söyleyin veya söylemeyin. Bunu söyleyebilir misiniz? Buna inanıyor musunuz? Neye inanıyorsanız 2010-2011 yılıyla ilgili, o senenin şampiyonu kimdir, çıkın ve söyleyin!

SİZİN GİBİ DOSTLARIMIZ VARSA DÜŞMANA NE GEREK VAR

Top çevirmeye gerek yok. Lafı uzatmaya da gerek yok. Siz, bizi hedef alıyorsunuz, defalarca hedef aldınız. Sizin gibi dostlarımız varsa düşmana ne gerek var. Ben size soruyorum. Tüm camiayı, kamuoyunu, diğer kulüpleri de rahatlamak açısından çok basit bir soru soruyorum: 2010-2011 yılının şampiyonu kimdir, Sayın Nihat Özdemir?

İSTEDİĞİNİZ HER PLATFORMDA TARTIŞMAYA HAZIRIZ

Dolayısıyla konuyu da daha fazla uzatmak istemiyorum. Taraftarlarımıza teşekkür ediyorum. Başkan Vekilimiz Semih Özsoy’a teşekkür ediyorum, bu konuyu çok net bir şekilde ifade ettiği için. Ve tekrar söylemek istiyorum. İstediğiniz her platformda Sayın Nihat Özdemir, sizinle bu konuları tartışmaya açık ve hazır olduğumuzu, istediğiniz her yerde 3 Temmuz’dan bu yana Semih Bey’in de yaptığı ifadeleri, söylemleri de konunun içine alarak sizlerle, sizinle her ortamda bunu konuşmak, değerlendirmek, tartışmak isteriz. Sizin birkaç ortamda 3 Temmuz’la ilgili ifadeniz oldu, ‘ben bir konuşursam şöyle olur, böyle olur.’ Hodri meydan diyoruz, Sayın Özdemir. Ne istiyorsanız söyleyin.

YILLARCA FENERBAHÇE’YE HİZMET ETTİNİZ, İNŞALLAH BİR DAHA HİÇBİR ZAMAN HİZMET ETMEZSİNİZ

Heyecanla ve hararetle sözlerinizin arkanızda durmanızı, mümkünse de beraber isteyeceğiniz herhangi bir medya platformunda, kanalda, radyoda nerede istiyorsanız bu konuları sizinle tartışmaya hazır olduğumuzu ve çok arzuladığımızı da bilmenizi istiyoruz. Evet, yıllarca Fenerbahçe’ye hizmet ettiniz, inşallah bir daha hiçbir zaman hizmet etmezseniz.

Tekrardan kamuoyundan özür diliyorum, böyle bir konuyla meşgul ettiğim için ama biz 9 senedir çok çektik, 3 Temmuz bizim Kırmızı Çizgimizdir. Kimse bu konuyu bu şekilde ele alamaz. Hakkıyla, alın teriyle kazandığımız kupamızı bile muhafaza, müdafaa edebilmek için müthiş bir mücadele verdik, savaş verdik. Fenerbahçe taraftarları dışında da bu konuya saygı gösteren, alkışlayan milyonlarca insan oldu. Biz bu mücadelenin fitilini ateşledik, bu bizim tarihimize altın harflerle yazılacaktır. Keşke hiçbir zaman olmasaydı, halen bunun sıkıntılarını çekiyoruz. 9 senedir yaşananlar ortada, inşallah davalar da sonuçlanacak. Gönüllerdeki sonuç hukuka da yansıyacak. Beklediğimizden, arzu ettiğimizden daha fazla sürdü, inşallah tez zamanda da en kısa zamanda da bu süreç sonuçlanır ve biz de artık önümüze bakmaya başlarız. Fenerbahçelilere, tüm taraftarlara bu süreç sonuçlanana kadar da rehavete kapılmamalarını, yakinen takip etmelerini de özellikle rica ediyorum. Bir kez daha onlara kulübümüzü sahiplendikleri için, bir spor kulübü nasıl sahiplenilin güzel bir örneğini verdikleri için de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Herkese iyi akşamlar, sevgiler, saygılar.”

0 yorum :

Yorum Gönder