TV İZLE

Canlı TV'ler burada...

Aromaterapi, Fitness ve Beslenme: Doğal Yağlarla Bütüncül Sağlık Rehberi

Günlük egzersiz performansınızı artırmak, kas ağrılarını azaltmak ve sağlıklı beslenme düzeninizi desteklemek istiyorsanız, aromaterapi ve doğal yağlarla fitness dünyasını birleştiren bu kapsamlı rehber tam size göre!

BYD HAN | Test Sürüşü

BYD HAN 3.9s | Avrupalı Premium otomobillere kafa tutar mı?

En Seksi Voleybol Frikikleri

Birbirinden seksi voleybolcular plajda ve salonlarda ter dökerken zaman zaman da verdikleri frikiklerle yürek hoplatıyorlar…

TV’de Spor Ekranı

TV’de Spor Ekranı ile TV'de canlı spor yayınları ve canlı maçlar hangi kanalda öğrenin.

UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri

2024-2025 UEFA Şampiyonlar Ligi Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

Vodafone Sultanlar Ligi'nde biten transferler (2026-2027 sezonu)

Vodafone Sultanlar Ligi ekipleri, 2026-2027 sezonu öncesi kadrolarına takviye yapıyor. İşte şu ana kadar biten transferler...

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri

UEFA Konferans Ligi Maç Özetleri​ TRT farkı ile burada ...

UEFA Avrupa Ligi Maç Özetleri

UEFA Avrupa Ligi​ Maç Özetleri TRT farkı ile burada...

6 Haziran 2021 Pazar

Azerbaycan'da zafer Sergio Perez'in

Formula 1 Dünya Şampiyonası'nın 6. yarışı Azerbaycan Grand Prix'sini Red Bull takımından Sergio Perez kazandı.

Sezonun 6. mücadelesi, başkent Bakü'nün sokaklarında oluşturulan 6 kilometrelik pistte 51 tur üzerinden yapıldı.

Azerbaycan Grand Prix'sine, Red Bull takımının Hollandalı pilotu Max Verstappen'in yaptığı kaza ile Mercedes'in Büyük Britanyalı pilotu Lewis Hamilton'un hatası damga vurdu.

Yarışa üçüncü sıradan başlamasına rağmen pit-stoplarla liderliği ele geçiren Hollandalı pilot Verstappen, bitişe dört tur kala aracının lastiğinin patlamasıyla kaza yaptı ve yarışa veda etmek zorunda kaldı.

Kazanın ardından piste güvenlik aracı girmesiyle durdurulan yarış, pist temizlendikten sonra yeniden devam etti. Yarışın son iki turuna önde giren Hamilton ise virajda aracının kontrolünü elinde tutamayınca pist dışına çıktı ve yarışı 15. sırada tamamlayabildi.

Bu hatayı iyi değerlendiren Verstappen'in takım arkadaşı Meksikalı Sergio Perez, altıncı sıradan başladığı yarışı 3.33.686'lık derecesiyle ilk sırada tamamlayarak kariyerindeki ikinci Fonmula 1 zaferini yaşadı.

Yarışı liderin 1.968 saniye gerisinde tamamlayan Aston Martin pilotu Alman Sebastian Vettel ikinci, liderden 2.762 saniye sonra bitiş çizgisini geçen AlphaTauri'den Pierre Gasly ise üçüncü oldu. Sıralama turlarının lideri Ferrari takımının Monakolu pilotu Charles Leclerc ise yarışı 4. sırada bitirdi.

Öte yandan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri gereği seyircisiz gerçekleştirilen yarış öncesi törende, Azerbaycan Milli Marşı, Sebine Babayeva ile Karabağ savaşı gazisi Ateş Garayev tarafından seslendirdi. Sebine Babayeva, sahneye Azerbaycan'ın zaferinin sembolü olarak kabul edilen, Karabağ'ın Şuşa kenti ve etrafında görülen "harıbülbül" çiçeğinin renklerinden oluşan kıyafetle çıktı.

Formula 1'de sezonun 7. yarışı Fransa Grand Prix'si, 20 Haziran'da yapılacak.

Sezonun altıncı yarışı Azerbaycan Grand Prix'sinin sıralaması ve oluşan puan durumu şöyle:

S
PilotTakımTur
P
1
Sergio Perez Red Bull Racing Honda 51
25
2
Sebastian Vettel Aston Martin Mercedes 51
18
3
Pierre Gasly AlphaTauri Honda 51
15
4
Charles Leclerc Ferrari 51
12
5
Lando Norris McLaren Mercedes 51
10
6
Fernando Alonso Alpine Renault 51
8
7
Yuki Tsunoda AlphaTauri Honda 51
6
8
Carlos Sainz Ferrari 51
4
9
Daniel Ricciardo McLaren Mercedes 51
2
10
Kimi Räikkönen Alfa Romeo Racing Ferrari 51
1
11
Antonio Giovinazzi Alfa Romeo Racing Ferrari 51
0
12
Valtteri Bottas Mercedes 51
0
13
Mick Schumacher Haas Ferrari 51
0
14
Nikita Mazepin Haas Ferrari 51
0
15
Lewis Hamilton Mercedes 51
0
16
Nicholas Latifi Williams Mercedes 51
0
17
George Russell Williams Mercedes 48
0
18
Max Verstappen Red Bull Racing Honda 45
0
NC
Lance Stroll Aston Martin Mercedes 29
0
NC
Esteban Ocon Alpine Renault3
0

Pilotlar klasmanı

1 Max Verstappen
Red Bull Racing Honda 105
2 Lewis Hamilton
Mercedes 101
3 Sergio Perez
Red Bull Racing Honda 69
4 Lando Norris
McLaren Mercedes 66
5 Charles Leclerc
Ferrari 52
6 Valtteri Bottas
Mercedes 47
7 Carlos Sainz
Ferrari 42
8 Pierre Gasly
AlphaTauri Honda 31
9 Sebastian Vettel
Aston Martin Mercedes 28
10 Daniel Ricciardo
McLaren Mercedes 26
11 Fernando Alonso
Alpine Renault 13
12 Esteban Ocon
Alpine Renault 12
13 Lance Stroll
Aston Martin Mercedes 9
14 Yuki Tsunoda
AlphaTauri Honda 8
15 Kimi Räikkönen
Alfa Romeo Racing Ferrari 1
16 Antonio Giovinazzi
Alfa Romeo Racing Ferrari 1
17 Mick Schumacher
Haas Ferrari 0
18 George Russell
Williams Mercedes 0
19 Nikita Mazepin
Haas Ferrari 0
20 Nicholas Latifi
Williams Mercedes 0

Takımlar klasmanı

1 Red Bull Racing Honda 174
2 Mercedes 148
3 Ferrari 94
4 McLaren Mercedes 92
5 AlphaTauri Honda 39
6 Aston Martin Mercedes 37
7 Alpine Renault 25
8 Alfa Romeo Racing Ferrari 2
9 Haas Ferrari 0
10 Williams Mercedes 0

 

Galatasaray’dan sol bek hamlesi

Galatasaray’da transfer çalışmaları devam ediyor. Kiralık sözleşmesi biten Marcelo Saracchi'nin yerine sol bek için yeni bir isim gündeme geldi.

Sarı kırmızılılar, Real Betis forması giyen Alex Moreno’yu takibe aldı.

27 yaşındaki futbolcu, bu sezon ligde 23 maçta 2 asist yaptı.

Diğer yandan Luyindama'ya da talip çıktı.

Spartak Moskova’nın 6 milyon euroluk bir teklifle Galatasaray'ın kapısını çalmaya hazırlandığı da gelen haberler arasında.

Kaynak : TRT SPOR

Fenerbahçe'de hedef maliyeti azaltmak

Fenerbahçe’de Luiz Gustavo ve Jose Sosa’dan en az birisiyle yollar ayrılabilir.


İki tecrübeli futbolcudan biriyle yolları ayırmayı planlayan sarı lacivertli ekip, Fatih Karagümrük forması giyen Lucas Biglia ile yaklaşık 1 milyon euroya anlaştı.

Arjantinli futbolcu, geçen sezon Fatih Karagümrük'te 35 maçta 3 gol, 2 asistle oynadı.

Estudiantes'in talip olduğu Jose Sosa ise Fenerbahçe'den ayrılmaya sıcak bakmıyor.

Luiz Gustavo ile de ücreti veya olası transferi için görüşme yapılacak.

Kaynak : TRT SPOR

'Türk duvarı' belki de hiç bu kadar sağlam olmamıştı

EURO 2020'de boy gösterecek olan Ay-yıldızlılar, ilk kez bu kadar güçlü savunma hattıyla uluslararası bir turnuvada yer alacak. Tarihimizde yakaladığımız belki de en potansiyelli defans hattıyla altın jenerasyonumuza yakından bakalım...

Giriş cümlesi için çok iddialı olabilir ancak Türk Milli Takımının şu anki savunma hattı, belki de tarihimiz boyunca hiç bu kadar üst seviyede oyunculardan oluşmamıştı. Bireysel olarak bu denli yetenekli ve kaliteli savunmacıların aynı anda milli takım kadrosunda bulunduğu bir altın jenerasyon yakalamışken, 3.'lükler elde ettiğimiz uluslararası turnuvalarda şampiyonluğa koşabilmek, artık bizim için hayal niteliğinde değil.

Futbol tarihimizin en büyük savaşçılarından olan kaptan Bülent Korkmaz yaptığı alçakgönüllü açıklamasında, "Herkesin merak ettiği soruya cevap vereyim ben de rahatlayayım. Ben dönemin en iyi oyuncularından biriydim ama Merih benim üzerime geçti. Çağlar da öyle. İkisi de hem oynadıkları lig ve hem yetenek olarak benden daha iyi." ifadelerini kullanarak, milli takımımızın profil olarak ne denli üst seviyede bir savunmaya sahip olduğunu birinci ağızdan belirtmişti.

Şimdi hem isim isim hem de takım savunmasındaki potansiyelimizi ve yapabileceklerimizi birlikte inceleyelim.

Türk duvarını kaleden örmeye başlıyoruz

2020 Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde Mert Günok'un başarılı kaleci performansı bizi turnuvaya taşıyan etkenlerden birisi olmuştu. 32 yaşındaki tecrübeli file bekçisi eldivenlerini son Dünya Kupası Elemeleri'nde Uğurcan Çakır'a devretti. Avrupa'nın dev kulüplerinin radarında olan 25 yaşındaki Uğurcan ile beraber Süper Lig'de harikalar yaratan bir başka genç kalecimiz 23'lük Altay Bayındır'ın gösterdiği performans, kalemizin uzun yıllar emin ellerde olacağının en önemli teminatı.

Bu iki ismin yanı sıra Beşiktaşlı Ersin, Göztepe'den İrfan Can, 2 senedir kiralık oynadığı Belçika'da istikrarlı bir şekilde forma giyen Berke Özer ve Kayserisporlu Doğan da ortaya koydukları performansla geleceğe umutla bakmamızı sağlıyorlar.

Dünya çapında stoperler

Savunma futbolu denince akla ilk gelen ülke olan İtalya'nın en büyük kulübünde sağlıklı olduğu sürece forma giyen Merih Demiral, Premier Lig'in en elit stoperleri arasında gösterilen ve geçtiğimiz sezonun en iyi 11'ine seçilen Çağlar Söyüncü, yine sezon arasında Ada'ya Liverpool formasıyla adım atan Ozan Kabak... Bundan 5 yıl önce hayal bile edilemeyecek bu tablo, bugün milli takımın savunma tandeminin ana parçalarını oluşturuyor. Ve daha da sevindirici olan kısım, dünya çapında kaliteleriyle fark yaratan bu 3 savunmacımızın yaş ortalamaları sadece 23...

Bunun dışında Süper Lig'in en iyi yerli savunmacılarından olan Serdar Aziz ile Alpaslan Öztürk, bu sezon Konyaspor formasıyla iyi bir performans gösteren Abdülkerim Bardakçı, yıllardır Bundesliga'da top koşturan tecrübeli isim Ömer Toprak, Roma'dan Mert Çetin, Lyon'dan Cenk Özkaçar ise ileride şans verilebilecek diğer isimler... Geleceğin en önemli stoper adaylarından biri olan 18 yaşındaki Başakşehirli Ravil Tagir'i de bu listeye gönül rahatlığıyla ekleyebiliriz.

Euro 2016'yı hatırlayalım. Grup aşamasında elendiğimiz turnuvada milli takımın stoper ikilisini devşirme futbolcular oluşturuyordu. Eski sol bek Hakan Balta ve halen olduğu gibi kariyerinin büyük bölümünde defansif orta saha oynayan Mehmet Topal... . Bu yüzden Türk Milli Takımı'nın bugünkü savunma hattı, tarihimiz boyunca hiçbir zaman bu kadar üst seviyede oyuncu topluluğuna ev sahipliği yapmamıştı demek yanlış olmaz.

Sol bek rotasyonu eksik nokta mı?

Stoper ve kaleci mevkilerimizin üst seviye kalitesinin yanına sağ bekte Lille formasıyla harikalar yaratan Mehmet Zeki Çelik'i de 'Türk Duvarı'na ekleyebiliriz. Henüz 24 yaşında olan Zeki, Avrupa'da piyasası olan ve Lille sonrası büyük bir transfer yapması beklenen bir isim. Zeki'nin yanı sıra Sassuolo forması giyen Mert Müldür, Fenerbahçeli Nazım Sangare ve Antalyaspor'un genç sağ beki Bünyamin Balcı da ilerlereyen dönemlerde kendilerine şans bulabilecek ve bunu iyi değerlendirebilecek potansiyeli olan isimler.

Savunmada şimdilik yalnızca sol bek konusunda ufak bir eksiğimiz var. Kaleci, stoper ve sağ bek rotasyonumuz çok üst düzey olduğu için buna eksik demek hata da olabilir... Ancak sol bek için de milli takımda gayet iyi performans sergileyen Umut Meraş ve Beşiktaş'la şampiyonluk yaşayan takımın genç yeteneği Rıdvan Yılmaz'ın kadromuzda olduğunu unutmayalım. Bunun dışında EURO 2020'de yer almayacak olmalarına rağmen Mbappe'yi durduran Hasan Ali ile asist makinesi Caner Erkin gibi opsiyonlara da sahibiz.

Euro 2020 yolunda akan oyunda gol yemedik

Hem kaliteli hem de uyumlu savunma hattımızla Avrupa Şampiyonası elemelerinde 10 maçta kalemizde yalnızca 3 gol gördük. Millilerimiz sahamızda oynadığımız hiçbir maçta rakip futbolculara topu ağlara gönderme fırsatı vermezken, kalemizde gördüğümüz 3 golü de duran top organizasyonlarından yedik. Akan oyunda takım halinde yaptığımız etkili savunma sonrası hızlı hücuma çıkışlarda da başarılı olan milliler, grupta Fransa'nın ardından en fazla skor üreten takım olmuştu. Nitekim 2022 Dünya Şampiyonası Elemeleri'ne de fırtına gibi başlayan ay-yıldızlılar, önce Hollanda'yı 4 golle, ardından Norveç'i 3 golle geçerek rakiplerine göz dağı verdi. Letonya maçındaki sonuca ise yalnızca 'nazar boncuğu' diyip geçmek istiyorum...

Joker adam Kaan Ayhan ve orta saha rotasyonu

Tabi bir de hiç bahsetmediğimiz Kaan Ayhan var, iki Fransa maçında da ağları sarsan joker adam... Kaan Ayhan; sağ bek, stoper ve defansif orta sahada oynatılıp üstüne verim alınabilecek bir isim olarak, Milli takımın değerli yüzlerinden birisi. Bir de Premier Lig sonrası gelişimini sürdüren, hem kesici hem de pas oynununa yatkın bir profil çizen Okay Yokuşlu'dan bahsetmemiz gerekir.

West Bromwich'e transferi sonrası oyundaki temposunu arttıran Okay, defansif anlamda takıma büyük katkı vermesinin dışında hücuma geçişlerde de pas bağlantısını başarıyla sağlıyor. Aynı etkiyi beklediğimiz bir başka isim de Trabzonsporlu Berat Özdemir. Yeteneği ve potansiyeli aynı Okay'da olduğu gibi Trabzon'dan geçen kariyerini üst seviyelere taşımasına müsait.

Orta saha zenginliği

Defansa daha yatkın olan Okay ve Berat'ın dışında, orta sahada da milli takımın eli son derece güçlü. Norveç maçında harikalar yaratan Ozan, sakatlık öncesi Beşiktaş'ta müthiş bir çıkış yakalayan Dorukhan, Başakşehir ile ligde şampiyonluk yaşayıp Şampiyonlar Ligi'nde de Leipzig gibi bir takıma "hat-trick" yapabilecek yetenekte olan İrfan Can, Galatasaray'ın bu sezon vazgeçilmezleri arasına giren Taylan, Avrupa futbolunun çok şeyler beklediği Orkun ve hatta EURO 2020 kadrosunda olmayan Salih Uçan... Tüm bu futbolcular forma verildiğinde belirli seviyede performans alınabilecek özel isimler.

Gizli kahraman Kenan Karaman ve kaliteli hücumcular

Milli takımın yakaladığı bu jenerasyonu "altın" olarak nitelendirmemin sebeplerinden birisi de savunmada bu kadar iyi ve kaliteli işler yaparken, hücum anlamında da oldukça yetenekli isimlere sahip olmamız. Orta sahadaki zenginliğin yanı sıra hem savunmada hem hücumda olumlu işler yapan, Fransa ve Hollanda zaferlerimizin görünmez kahramanı olan Kenan Karaman'ın dışında Hakan Çalhanoğlu, Yusuf Yazıcı, Cengiz Ünder, Burak Yılmaz, Cenk Tosun (maalesef sakatlandı) ve Abdülkadir Ömür gibi sihirli ayaklara sahibiz.

Tabi Cengiz'in Leicester'da uzun zamandır süre alamaması ve Abdülkadir'in de sakatlıktan yeni dönmesi akıllarda soru işaretlerine neden olabilir ancak bu onlardan çok şey beklediğimiz gerçeğini değiştirmez.

'Kral' Burak Yılmaz'dan son bir şarkı...

35 yaşından sonra transfer olduğu Fransa'da Lille formasıyla gösterdiği performansla Ligue 1'de de krallığını ilan eden tecrübeli golcü Burak Yılmaz, hücum anlamında takımımızın en önemli kozu diyebiliriz. Belli bir olgunluğa eriştikten sonra hiç durmadan oyununu geliştirmeye devam eden Burak, Avrupa'nın 5 büyük liginden birinde PSG gibi büyük bütçeli Arap sermayesinin karşısında takımının şampiyonluğa erişmesinde (Yusuf ve Zeki'nin de önemli katkılarıyla) ortaya inanılmaz bir emek koydu.

Biz de yalnızca attığı gollerle değil, takım oyununa olan katkısıyla Burak Yılmaz'dan EURO 2020'de son bir şarkı bekliyoruz.. Kariyerinde büyük ihtimalle son kez Avrupa Şampiyonası'nda boy gösterecek Kral'dan sevgilerle: Hiçbir zaman unutulmayacak bir beste...

Yunanistan'ın 2004 şampiyonluğu benzer örnek olur mu?

Bu kadar iyi bir jenerasyon yakalamışken tabi herkesin aklına uluslararası turnuvalarda şampiyon olabilir miyiz sorusu geliyor. Fransa ve Hollanda gibi futbol ekolü ülkeleri net skorlarla yendikten ve başarılı bir grafik çizdikten sonra bu noktadaki ümidimiz de her gün artıyor.

2004 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda deyim yerindeyse yalnızca "defans yaparak" kupaya ulaşan Yunanistan örneği bizim için geçerli olur mu bilinmez ancak olası bir şampiyonluğumuz, Yunanistan'ın birinciliğinden daha az sürpriz olur diyebiliriz. Bunun en önemli nedeni de biraz önce bahsettiğim milli takımımızın Türk Duvarı'nın yanında hücumsal anlamda da kaliteli ayaklara sahip olması. Bizden daha kaliteli kadrolara karşı oynayabilecek yetenekte ve oyun aklında futbolculara sahip olmamız.

Derinde bekleyen takımların en önemli kozları duran toplar ve uzaktan şutlardır. Bizim milli takımımızda hem pas oyununda kaliteli işler yapabilen hem de uzaktan şut tehtidi olan Burak Yılmaz, Hakan Çalhanoğlu, Yusuf Yazıcı, Cengiz Ünder, İrfan Can Kahveci, Ozan Tufan ve Orkun Kökçü gibi çok fazla üst seviyede isim var. Tabi bir de artık tüm dünya, forvet piyasasını sallayan en değerli iki oyuncu olan Mbappe ve Haaland'ı durduran Türk duvarının da farkında...

Ve tabii ki Şenol Güneş

Son olarak bireysel oyuncu profillerimizin yüksek seviyede olmasının yanı sıra bu madenleri işleyen ve işleyecek olan Şenol Güneş'i de unutmamak gerekir. Kulüplerdeki görkemli kariyerlerinin aksine milli takımlarında sönük kalan birçok yıldızı biliyoruz. Ay-yıldızlılarda bu noktada devreye deneyimli teknik adam giriyor. Hayalinin yeniden Dünya Kupası'nda boy göstermek olduğunu her röportajında yineleyen Güneş ile bizim de bir hayalimiz var.

Kısa vaadede EURO 2020'de gidebileceğimiz en iyi yere gitmek ve gösterebileceğimiz en iyi mücadeleyi gösterip sonrasında tekrar Güneş yönetiminde 20 yıl sonra 2022 Dünya Kupası'nda yer almak... Uzun vaadeli hayallerimizin ise hududu yok...

Kaynak : Emre Akdemir - TRT SPOR

Naomi Osaka, destekçilerine teşekkür etti

Depresyonda olduğu gerekçesiyle Fransa Açık'tan çekilen Japon tenisçi Naomi Osaka, kendisine sosyal medyadan destek verenlere teşekkür etti.

Sosyal paylaşım sitesi Instagram hesabından destekçilerine seslenen Osaka, "Size tüm kalbimle teşekkür ederim. Bu aralar telefonu çok fazla kullanmıyorum ama verilen desteğin farkındayım. Bunu gerçekten takdirle karşılıyorum." ifadelerini kullandı.

Kariyerinde 4 grand slam şampiyonluğu bulunan dünya 2 numarası olan Osaka, ruh sağlığını korumak adına Fransa Açık'ta basın toplantılarına katılmayacağını duyurmuş, ilk tur maçının ardından medya önüne çıkmayan Japon tenisçiye 15 bin dolar para cezası verilmişti. Turnuvadan ihraç edilmesi de gündeme gelen Osaka, 2018 yılından beri uzun depresyon nöbetleri geçirdiğini belirterek organizasyondan çekildiğini açıklamıştı.

Bu olayın ardından aralarında ABD'li tenisçiler Serena Williams ve Coco Gauff, eski yıldız tenisçiler Martina Navratilova ve Billie Jean King, ABD'li yıldız basketbolcu Stephen Curry ve Formula 1 takımı Mercedes'in Büyük Britanyalı pilotu Lewis Hamilton'ın da bulunduğu birçok ünlü, Osaka'yı destekleyen açıklamalarda bulunmuştu.

Azarenka, Fransa Açık'a 4. turda veda etti

Kariyerinde iki grand slam şampiyonluğu bulunan Belaruslu tenisçi Victoria Azarenka, katıldığı Fransa Açık (Roland Garros) Turnuvası'nın 4. turunda elendi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle sınırlı sayıda seyirciyle yapılan ve Paris'te düzenlenen sezonun ikinci grand slam turnuvasında 8. gün sabah seansında tek kadınlarda maça çıkan 15 numaralı seribaşı Azarenka, 31 numaralı seribaşı Rus Anastasia Pavlyuchenkova ile karşılaştı.

Azerenka, mücadelenin ilk setini 7-5 kazanmasına rağmen sonraki setleri 6-3 ve 6-2 kaybetti ve maçı 2-1 kazanan Pavlyuchenkova, turnuvada adını çeyrek finale yazdıran taraf oldu.

Fransa Açık'ta en büyük başarısına 2013'te yarı finale kalarak ulaşan Azerenka, Avustralya Açık'ta ise iki kez (2012, 2013) şampiyonluk sevinci yaşamıştı.

Turnuvanın akşam seansındaki 4. tur maçlarında, tek kadınlarda 7 numaralı seribaşı ABD'li Serena Williams, Kazakistanlı Elena Rybakina ile karşılaşacak.

Tek erkeklerde ise 2 numaralı seribaşı Rus Daniil Medvedev ile Şilili Cristian Garin, 5 numaralı seribaşı Yunan Stefanos Tsitsipas ile 12 numaralı seribaşı İspanyol Pablo Carreno Busta, 6 numaralı seribaşı Alexander Zverev ile Japon Kei Nishikori korta çıkacak.

Filenin Sultanları Milletler Ligi’nde 7’de 7 Yaptı

A Milli Kadın Voleybol Takımımız, İtalya’nın Rimini şehrinde düzenlenen Voleybol Milletler Ligi’nde üçüncü haftaya da galibiyetle başladı.

İlk iki haftayı 6’da 6 yaparak tamamlayan Filenin Sultanları, üçüncü haftanın açılış maçında Asya temsilcisi Tayland’ı 3-1 mağlup etti.

Millilerde, 9 isim skora katkı sağlarken; karşılaşmanın en skorer ismi 24 sayı üreten Meryem Boz oldu. 

A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Milletler Ligi’nde yarın TSİ 13.00’te Dominik Cumhuriyeti ile karşılaşacak. Müsabaka, TRT Spor’dan naklen yayınlanacak.

Karşılaşmanın istatistiklerine ulaşmak için tıklayınız.

2021 FIVB Voleybol Milletler Ligi’ndeki güncel puan durumuna ulaşmak için tıklayınız.

2021 FIVB Voleybol Milletler Ligi maç programına ulaşmak için tıklayınız.

TÜRKİYE-TAYLAND: 3-1
SALON: Rimini Fuar Merkezi
HAKEMLER: Vladimir Simonovic (Sırbistan), Scott Dziewirz (Kanada)
TÜRKİYE: Meryem, Hande, Kübra, Cansu, Tuğba, Yasemin, Simge (L) (Ebrar, Naz, Şeyma, Eda)
TAYLAND: ManaKij, Sittirak, Hyapha, Kanthong, Chuewulim, Thinkaow, Apinyapong (L), Pannoy (L) (Nuanjam, Chaisri, Juangjan, Tomkom, Nilapa)
SETLER: 23-25, 25-12, 25-20, 25-9
SÜRE: 196 dakika

Katalonya Grand Prix'sinde zafer Oliveira'nın

MotoGP Dünya Şampiyonası'nın 7. ayağı Katalonya Grand Prix'sinde, Red Bull KTM takımının Portekizli pilotu Miguel Oliveira birinci oldu.

Motosiklet yarışlarının en önemli organizasyonunda sezonun 7. mücadelesi, İspanya'nın Barcelona kentindeki 4,6 kilometrelik Katalonya Pisti'nde 24 tur üzerinden yapıldı.

Miguel Oliveira, 4. sıradan başladığı yarışı kazanarak sezonun ilk, kariyerinin 3. galibiyetini elde etti.

Bitiş çizgisini liderden 0.175 saniye sonra geçen Johann Zarco (Pramac-Ducati) 2'nci, Oliveira'nın 1.9 saniye gerisindeki Jack Miller (Ducati Lenovo) ise 3. sırayı aldı.

Yarışı 4. sırada bitiren Fabio Quartararo (Monster Energy Yamaha), puanını 118'e çıkardı ve pilotlar klasmanındaki liderliğini sürdürdü.

Sezonun 8. yarışı Almanya Grand Prix'si, 20 Haziran'da koşulacak.

Pilotlar klasmanı

1. Fabio Quartararo (Fransa): 118 puan

2. Johann Zarco (Fransa): 101

3. Jack Miller (Avustralya): 90

4. Francesco Bagnaia (İtalya): 88

5. Joan Mir (İspanya): 76

İtalya Rallisi'nin galibi Ogier

Dünya Ralli Şampiyonası'nın (WRC) İtalya'da düzenlenen 5. ayağını, Toyota Gazoo takımının Fransız pilotu Sebastien Ogier kazandı.

Sardinya Adası'nda yapılan ve 20 etaptan oluşan mücadeleyi, 3 saat 19 dakika 26.4 saniyede tamamlayan Ogier, sezonun 3, kariyerinin 52. ralli zaferine ulaştı.

Elfyn Evans, takım arkadaşı Ogier'nin 46 saniye arkasında 2'nci, Hyundai Shell Mobis takımından Thierry Neuville ise liderin 1 dakika 5.2 saniye gerisinde 3. oldu.

Ogier, puanını 106'ya çıkararak pilotlar klasmanındaki liderliğini sürdürdü. Fransız sürücüyü, 95 puanla Evans ve 77 puanla Neuville izledi.

WRC'nin 6. ayağı, 24-27 Haziran tarihlerinde Kenya'da düzenlenecek.

İtalya Büyük Değişimle Türkiye Karşısında

A Milli Futbol Takımımız, Euro 2020 açılış maçını İtalya ile oynayacak. Roma'daki karşılaşmada Gök-Mavililer'e konuk olacak Ay Yıldızlılar'ı zorlu bir rakip bekliyor. Zira defans güvenliğini ön planda tutan İtalyanlar, Roberto Mancini ile çıkışa geçti.


1930 yılından bu yana düzenlenen futbolun en üst düzey organizasyonuna daha önce 1930'da gitmeyen ve 1958'de elemelere takılarak katılamayan İtalya Milli Takımı, 1934, 1938, 1982 ve son olarak 2006 yılında 4 kez Dünya Kupası'nı kazanma başarısı gösterdi. Ülkenin krallıkla yönetildiği dönemden kalan formasının renginden ötürü "Gök-Mavililer" olarak anılan İtalya, 2018'de play-off'larda İsveç'te takıldı ve 60 yıl sonra futbolun en üst organizasyonuna katılamadı. Bu şüphesiz hem ülke hem de dünya futbolunun en şoke edici sonuçlarından biri oldu.

SİHİRLİ DOKUNUŞ VE REKORLAR

Rusya'daki turnuvada yer alamayan tek eski şampiyon olan İtalya, bu kötü performansın ardından Milli Takımın başına eski Galatasaraylı Roberto Mancini'yi getirdi. Mancinili İtalya, sihirli bir bir dönümüş geçirdi. Fiorentina, Lazio, Inter, Manchester City ve ülkemizde Galatasaray'ı çalıştıran Mancini'yle Gök Mavililer, artık rakiplere geçit vermez ve kazanan ekip hüviyetine büründü. Çizme'nin yürüyüşü Euro 2020 Elemeleri'nde kendini gösterdi. Mancini'li İtalya, 7. haftada Yunanistan'ı 2-0 yendi; elemelerin bitimine 3 hafta kala finaller vizesini aldı.

Mancini'nin çalıştırdığı İtalya, Liechtenstein'i 15 Ekim'de deplasmanda 5-0 yendi. Bu maç ile Gök-Mavililer, üst üste 9. maçını kazandı, Vittorio Pozzo yönetimindeki (1938-39) 8 maçlık galibiyet rekoru geride bırakıldı.

15 Kasım'daki 3-0'lık Bosna Hersek galibiyeti ise İtalya'nın bir başka rekorunu tescilledi. Mancini'li İtalya, Pozzo dönemindeki 6 maçlık üst üste deplasman galibiyeti serisi rekorunu kırdı. 9-1'lik Ermenistan galibiyeti ise İtalya'nın üst üste galibiyet rekorunu 11'e çıkardı.

İLK HEDEF EURO 2020
Mayıs ayında sözleşmesi 2026'ya kadar uzatılan Mancini'nin ilk hedefi Euro 2020. Euro 2020'ye odaklandıklarını kaydeden 56 yaşındaki teknik adam, "Esas hedefim 2022 Dünya Kupası'nda başarılı olmak; ancak önceliğimiz Euro 2020. Ancak sonuç veren çalışmayı sürdürmek istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Roberto Mancini bu süreçte Leonardo Bonucci, Giorgio Chiellini, Jorginho ve Marco Verratti gibi tecrübeli isimlerle yola devam ederken, bunlara yenilerini de ekledi. Roma'nın orta saha oyuncusu Nicolo Zaniolo'yu İtalya Ligi'ndeki ilk maçına çıkmadan önce Milli Takıma çağırdı. İtalya Milli Takımının teknik patronu, Moise Kean, Federico Chiesa ve Inter'li Nicolo Barella ile Stefano Sensi'ye formayı verdi.

İtalya'nın Cristiano Ronaldo, Harry Kane, Antoine Girezmann veya Kylian Mbappe kalibresinde golcü isimleri olmasa da; Mancini'nin Juventus'lu çift Chiesa ve Federico Bernardeschi ile Lazio'dan Ciro Immobile ve Napoli'den Lorenzo Insigne gibi opsiyonları bulunuyor.

"GENÇ FUTBOLCULARLA MODERN BİR OYUN"
İtalya'nın bu başarısının sırrını ise 53 yıl önce Avrupa Şampiyonası'nı kazanan kadronun efsanesi Luigi Riva açıklıyor. Riva'ya göre, Mancini son takımın yıldızı olmaya devam ediyor. "Bu takımın esas sırrı bence Roberto (Mancini)" diyen Riva, "Mancini modern bir oyun oynayan genç bir takım oluşturdu. Bu ulusal takım" dedi.

İtalya formasıyla 42 maçta 35 gol atan ve Çizme tarihinin en golcü ismi durumundaki Luigi Riva, "Mancini takımı aile ilişkileri üzerine kurdu. O, oyuncuları takip eden, destekleyen ve teşvik eden birisi. Çok deneyimli ve yaptığı çok şeyden bahsedebiliriz. Bunu futbolcular biliyor" açıklamalarını yaptı.

Futbolcu ve teknik direktör olarak 13 kupa kazanan Roberto Manchini, Manchester City'yi 44 yıl sonra 2012'de İngiltere Premier Lig şampiyonluğuna taşıdı. Inter ile 3 İtalya şampiyonluğu sevinci yaşayan Mancini, Inter, Fiorentina ve Lazio ile de İtalya Kupaları kaldırdı.

İngiltere'den 2013'te ayrılan Mancini, Galatasaray ile Türkiye Kupası kazandı. Inter'den önce Haziran 2017'de Rusya'nın Zenit Saint Peretsburg takımıyla anlaşan Mancini, daha sonra "rüyası" olarak adlandırdığı İtalyan Milli Takım teknik direktörlüğüne geçti.

Bologna, Lazio ve Sampdoria takımlarının forvetinde görev yapan Roberto Mancini, 10 yıllık Milli Takım döneminde sürekli kendine yer bulamadı. 36 maça çıkan Mancini 4 gol kaydedebildi. Mancini, aralarında aşk ve nefret ilişkisi bulunan teknik direktör Arrigo Sacchi ile 1994 Dünya Kupası öncesi hazırlık maçında çıkan tartışmanın ardından Milli Takım kariyeri sona erdi.

ÇEKYA MAÇINDA YENİLMEZLİK SERİSİ 27'YE ÇIKTI
İtalya, Euro 2020 öncesi son hazırlık maçında Çeyka'yı 4-0 yenerken; Roberto Mancini dönemindeki yenilgisizlik serisi de 27 maça çıkardı. Gök mavililer, son 8 maçtan da sahadan galibiyetle ayrılmasını bildi. İtalya 8 maçında da kalesinde gol görmedi ve bu da ayrı bir rekor olarak tarihe geçti.

ROBERTO MANCINI'NIN OYUN FELSEFESİ
Futbolculuğu döneminde daha çok forvet arkası oynayan Roberto Mancini, teknik direktörlüğü ödneminde ise oyunu geriden başlatma prensibiyle hareket etti. Takımın gol yememesi durumunda kazanma şansını artıracağını düşünen Roberto Mancini, İngiltere dönemindeki "1-0'lık galibiyetleri seviyorum" sözüyle de bu prensibini güçlendiriyor. Mancini teknik direktör anlayışıyla ilgili olarak da "Kalenizde gol görmezseniz, Edin Dzeko, Carlos tevez ve David Silva gibi oyuncularınız varsa kazanma şansınız yüzde 90. 1-0 kazandığımız iki veya üç sıkıcı maçı tercih ederim. Kazanan takımlara baktığınızda az gol yediklerini görürsünüz" sözleriyle de oyuna bakış açısını dile getirmişti.

Roberto Mancini'nin savunma anlayışıyla ilgili sözleri Manchester City döneminde eleştirilmişti. Bazıları ise bu sözleri akılcı olarak yorumlamıştı. Mancini, Manchester City'nin başına geçtiğinde Mark Hughes'tan gol yollarında etkili bir takım aldı; buna karşın defans güven vermiyordu. Savunmaya yönelen Mancini, bunun semerelerini daha sonra aldı. İtalya'da Inter ile şampiyonluk kazandığı 2007-08 sezonunda ise Milano temsilcisi kalesinde sadece 26 gol gördü. Manchester City'deki ikinci döneminde de Maviler'in kalesinde 33 gol istatistiklere geçti.

Mancini'nin antrenman taktikleri bazı eski City'li oyuncular tarafından eleştirildi; fakat o bu eleştirileri "Eğer üst düzey bir oyuncu mutlu değilse böyle gitmek daha iyidir" yorumunu yaptı. Medyayı da iyi kullanan Roberto Mancini, 2011-12 sezonunda kazanılan şampiyonluk öncesinde de oyuncularına zaman zaman kamuoyundan mesajlar gönderdi. Bunda da etkili oldu ve o sezonun son 6 maçını kazanan City, averajla Manchester United'ın önünde şampiyonluğa ulaştı.

EURO 2020 A GRUBU MAÇ PROGRAMI, TÜRKİYE'NİN RAKİPLERİ VE RAKİPLERİ

Türkiye, İsviçre ve Galler ile A Grubu'nda mücadele edecek olan İtalya, 11 Haziran Cuma günü Roma'da EURO 2020'nin açılış maçında Türkiye ile karşılaşacak.

NTVSpor.net

A Millilerin forma numaraları belli oldu

EURO 2020'de mücadele edecek A Milli Takım oyuncularımızın formalarında taşıyacakları isim ve numaralar belli oldu.

UEFA EURO 2020'de mücadele edecek A Milli Takım oyuncularımızın formalarında taşıyacakları isim ve numaralar belli oldu.

A Millîler şu forma numarası ve isimle mücadele edecekler:

1 - MERT
2 - ZEKİ ÇELİK
3 - DEMİRAL
4 - ÇAĞLAR
5 - OKAY
6 - OZAN
7 - CENGİZ ÜNDER
8 - DORUKHAN
9 - KARAMAN
10 - ÇALHANOĞLU
11 - YUSUF YAZICI
12 - ALTAY
13 - UMUT
14 - TAYLAN
15 - OZAN KABAK
16 - ENES
17 - BURAK
18 - RIDVAN
19 - ORKUN
20 - ABDÜLKADİR
21 - KAHVECİ
22 - KAAN
23 - UĞURCAN
24 - KEREM
25 - MERT MÜLDÜR
26 - DERVİŞOĞLU

Japonya'ya olimpiyat tehdidi

Japonya, olimpiyat Meşalesi rölesinin ülkedeki ilerleyişi gösteren bir harita yayınladı. Haritada, Japonya ve Kore arasındaki tartışmalı ada, Japonya’ya bağlı gösterildi. Bunun üzerine Güney Kore Hükümeti, Japonya’yı Tokyo Olimpiyat Oyunları'nı boykot etmekle tehdit etti.

Japonya'da Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları'nın 23 Temmuz'a ertelenen açılışı öncesinde koronavirüs salgınını kontrol altına almak için mücadele ederken, Olimpiyat Oyunları ile ilgili sorunlar artmaya devam ediyor.

Güney Kore hükümeti, olimpiyat Meşalesi rölesinin ülkedeki ilerleyişini gösteren haritada Japonya ile Kore Yarımadası arasındaki tartışmalı adayı Japonya‘ya bağlı gösteren Tokyo yönetimine tepki verdi.

Haritadaki durumu tespit eden Seul hükümeti, Japonya'ya resmi şikayette bulunarak Japonya'yı Tokyo Olimpiyat Oyunlarını boykot etmekle tehdit etti.

EGEMENLİK İDDİASINA İTİRAZ

Güney Kore Dışişleri Bakanı Chung Eui-yong konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Seul'un Japonya'nın ada üzerindeki egemenlik iddialarına mümkün olan en güçlü şekilde itiraz edeceğini belirtti.

Japonya Kabine Baş Sekreteri Katsunobu Kato, Tokyo yönetiminin Güney Kore'ye Japonya'nın adanın sahibi olduğunu ve ülkenin Japon Denizi'ndeki konumu göz önüne alındığında protestonun kabul edilemez olduğunu ilettiğini ifade etti.
 
Boykot kararı henüz resmi olarak onaylanmazken gözler Güney Kore hükümetine çevrildi. Güney Kore tarafından Dokdo olarak adlandırılan ada, Tokyo tarafından ise Takeshima olarak adlandırılıyor. Ada, bir silahlı polis biriminin konuşlandırıldığı Güney Kore tarafından kontrol edilirken, Japonya ise Güney Kore'nin adayı "yasadışı olarak işgal ettiğini" iddia ediyor.

Avrupa Şampiyonası'nın en geç golü

EURO 2008 çeyrek finalinde, Hırvatistan'a karşı uzatmalarda, 119. dakikada 1-0 geriye düştüğümüz ve 120+1'de Semih Şentürk'ün mucizevi golüyle bir kez daha neredeyse imkansızı başardığımız unutulmaz anları tekrar hatırlayalım...

Ve EURO 2020 öncesi artık son fotoğrafın hikayesi... Gelecek hafta bugün turnuvanın açılış maçında İtalya ile oynayacağımız mücadelenin üzerinden 2 gün geçmiş olacak. Alacağımız sonuca göre turnuvanın geri kalanıyla ilgili hayallerimizi ve planlarımızı şekillendireceğiz. Umarım kadrosu ve oynadığı futbolla turnuvanın favorileri arasında olan Gök Mavillier karşısında iyi bir başlangıç yapabiliriz...

11 Haziran, saat 22.00'da TRT ekranında EURO 2020 heyacanında buluşmaya artık yalnızca 5 gün kaldı. Selçuk İnan'ın bizi EURO 2016'ya götüren serbest vuruşu ile başladığımız serimizde sonraki hafta Arda Turan'ın 90+2'de attığı golle EURO 2008'de talihimizin döndüğü anların ilkini incelemiştik. Geçen hafta ise Avrupa Şampiyonası tarihinin en özel geri dönüşlerinden olan, 2-0'dan 15 dakika içerisinde Çek Cumhuriyeti'ne karşı 3-2 galibiyete ulaştığımız özel dakikaları hatırlamıştık.

Bu hafta artık büyük heyecanın başlamasına sayılı günler kala, yine ülkemiz için çok çok çok özel bir geceye gideceğiz. Avrupa Şampiyonası tarihinde atılan en geç gole, yani Semih Şentürk'ün 119. dakikada geri düştüğümüz maçta Hırvatistan'a karşı 120+1'de ağları sarstığı, maçı penaltılara, bizi de yarı finale götüren o mucizevi anları tekrar hatırlayalım...

Portekiz mağlubiyetiyle EURO 2008'e başladıktan sonra önce ev sahibi İsviçre'yi 1-0 geriden gelip 2-1, ardından da aynı puan ve averaja sahip olduğumuz Çek Cumhuriyeti'ni bu kez 2-0'lık skordan 15 dakika içerisinde 3-2 mağlup ederek inanılmaz geri dönüşlere imza attık. Grubumuzdaki diğer son maçta ise ev sahibi İsviçre, lider olarak bir üst tura yükselmeyi garantileyen Portekiz'i 2-0 mağlup etmişti.

A Grubu'nu Portekiz'in ardından 2. sırada tamamlayan ay-yıldızlılar, çapraz eşleşme sonucu turnuvanın çeyrek finalinde B Grubu'nu Almanya'nın önünde 3'te 3 yaparak zirvede bitiren Hırvatistan ile eşleşti. Niko Kovac'ın kaptanlığında müthiş bir turnuva çıkaran Hırvatlar hem bireysel olarak iyi oyunculara sahipti hem de takım oyununda iyi işler çıkarıyordu. Nitekim 3 maçta yalnızca 1 gol yiyerek çeyrek finale kadar geldiler.

A Milli takımımız ise görece Hırvatistan'a göre daha kolay gol görüyordu kalesinde. Her ne kadar 3 maçta 5 gol yesek de aynı zamanda rakip ağlara gönderdiğimiz aynı sayıda gol de önem arz ediyordu. Bir de tabii ki son iki maçımızda yaptığımız geri dönüşler, rakipler için ufak çaplı bir gözdağı olarak görülebilirdi. EURO 2000'de Portekiz'e çeyrek finalde elenmiştik, bu kez amaç tarihimizde ilk kez bu turnuvada yarı finale yükselmekti.

O ana kadar olan turnuvada mücadelemiz ve maçlardaki geri dönüşlerimiz bize ümit veriyordu. Bir de tek maç üzerinden oynanan elemeli eşleşmeler her türlü sonuca gebeydi. Ancak yarı finale ulaşmak hiç de kolay olmayacaktı. Çünkü karşımızda gerçekten hem isim isim hem de takım olarak çok kaliteli ve formda bir Hırvatistan milli takımı vardı.

Maçın 5. dakikasında Hamit Altıntop'un uzaktan kaleyi yokladığı bir şut hariç oyunun kontrolü çeyrek zamanlık dilimde Hırvatistan'daydı. Nitekim oyunu yarı sahamızda oynayan ve topu çok iyi çeviren Hırvatlar, 18. dakikada öne geçmeye çok yaklaştı. Hücum yönünün sağ kanadından gelişen atakta o dönemler henüz 23 yaşında olan Modric'in çevirdiği topta tecrübeli forvet Ivica Olic'in şutu üst direkten döndü.

Dönen topu da Niko Kranjcar kafasıyla tamamlamak istedi ancak neyse ki pozisyon ağlarımızla buluşmadan top üstten auta gitti. Hırvatistan kalesine gitmeye zorlandığımız anlarda yine uzaktan şutlarla rakip kalede gol aradık. Bu kez 38. dakikada Mehmet Topal'ın bir hayli uzak mesafeden çektiği şut, çok etkili bir biçimde kaleye yöneldi ancak maalesef ağlarla buluşmadı.

İlk yarıda Hırvatların bulduğu net bir pozisyon hariç genelde bizim yarı sahamızda oynanan kısır bir maç geçti. Ancak oyun üstünlüğü Hırvatistan milli takımındaydı. Hızlı ataklarla rakip kalede tehlike yaratmaya çalışsak da bunda başarılı olamadık. İlk devre boyunca yalnızca Hamit ve Mehmet Topal ile uzaktan kaleyi bulmayan ancak etkili bir şekilde giderek bizi heyecanlandıran iki şutumuz vardı.

İkinci yarıya da istediğimiz gibi başlayamadık. Uzun toplarla defansımızın arkasına sarkmaya çalışan, üstünlük golünü arayan Hırvatistan'ın baskısı iyice artmıştı. Üst üste Kranjcar ve Rakitic'le kaleyi iyi gören açılardan şut çekme fırsatı yakalayan Hırvatlar, bu şansları değerlendiremedi ve çektikleri şutlar herhangi bir tehlikeye yol açmadı. Ancak ikinci yarının neredeyse tamamında oyunda yoktuk.

Bir başka deyişle bizi oynatmadılar. Hırvatistan milli takımının da hakkını vermek lazım. 84. dakikada ise tehlikeli bir yerden serbest vuruş kazanan Hırvatlar'da topun başına geçen Darijo Srna'nın etkili şutunu, tuttuğu köşeyi iyi kapatan Rüştü kornere çeldi ve bu tehlikeyi de savuşturduk. İkinci yarıda hiçbir varlık gösteremememize rağmen, maçı uzatmalara taşımayı başardık.

Aslında ceza sahası ve çevresinde çok fazla topla buluşan Hırvatlar, son vuruşları iyi yapamadığı için skor üstünlüğünü ele alamadı. Olic kenardan gelen topların neredeyse hepsine dokunsa da, kalemize istediği etkide vuruş yapamadı. İyi haber, uzatmalara kadar maçı gol yemeden getirmeyi başardık. Kötü haber ise özellikle ikinci yarıda neredeyse sahada hiç yoktuk.

Ancak uzatma devresinin ilk 15 dakikasına daha istekli ve iyi başlayan ay-yıldızlılar oldu. Önce Tuncay, sonra da Semih'le Hırvatistan kalesini yoklayan milliler belki çok net pozisyonlar üretemedi ama en azından sahada varlık gösterdi. Bu da mesaj açısından çok önemliydi çünkü gerçekleştirmesi çok zor 2 geri dönüşe imza atarak bu noktaya kadar hak ederek gelmiştik.

Uzatmada en net pozisyonumuza 100. dakikada Semih Şentürk'le girdik. Ceza sahasının hemen dışında çaprazda topla buluşan Semih'in şutu üstten dışarıya gitti. Hemen 2 dakika sonra bu kez Tuncay'la bir kez daha kaleyi yoklayan milliler bir kez daha Hırvatistan kalesinde tehlike yarattı ancak yine sonucu alamadık. Maçın ilk uzatma devresi de 0-0'lık eşitlikle sona erdi.

İkinci uzatma devresinde ise her iki takım da deyim yerindeyse skora yattı. Çünkü Avrupa Şampiyonası çeyrek finalinde, ikinci uzatma devresinde yenilebilecek bir golün telafisi hiç de kolay olmazdı. Bunun bilincinde olan Türk ve Hırvat milli takımları, genellikle risk almadan son 15 dakikayı geçirip, maçı penaltı atışlarına götürme isteğiyle pas yapıyordu.

Nitekim ikinci 15 dakikalık uzatmanın da son anlarına 0-0 eşitlikle gidildi. Ancak maçın 119. dakikası milli takımımız için kelimenin tam anlamıyla kabusa döndü. Organize bir Hırvatistan atağında, atak yönünün sağ kanadında ortada kalan topu almaya hareketlenen deneyimli kalecimiz Rüştü, Modric'in ondan daha hızlı davranması ve meşin yuvarlağa sahip olmasıyla birlikte tereddüt etti ve kalesine dönmeye çalıştı.

Ancak çok akıllıca hareket eden ve Rüştü'nün bu hatasından yararlanan Modric, hemen yüzünü kalemize dönerek ortasını yaptı. Uzatmanın ilk devresinde Olic'in yerine oyuna giren Klasnic, savunmamız henüz yerleşmeden ve Rüştü Rençber kaleye dönmeden geldiği yöne yaptığı akıllıca kafa vuruşuyla topu ağlarımıza gönderdi. Oluşabilecek en kötü senaryoyla karşı karşıyaydık.

Bireysel olarak bizden daha kaliteli bir takıma karşı 119 dakika iyi mücadele ettikten sonra yenilen gol, inanılmaz büyük bir hayal kırıklığı oluşturmuştu. Takımın belki de en tecrübeli ismi Rüştü Rençber'in bu denli büyük bir hatayı, maçın 119. dakikasında yapması da başka bir hayal kırıklığıydı. Ancak tekrarlamakta fayda var, takımın beyni olan Modric'in saliseler içinde orta yapma kararı ve uygulaması da takdire şayan...

Büyük ihtimal yediğimiz golden sonra maçtan ümidini kesen binlerce Türk televizyonlarını kapattı, onbinlerce Hırvat ise kutlamalara başlamak için Zagreb meydanına indi... Tabii doğal olarak Hırvatlar 119. dakikada öne geçtikten sonra saha içinde yaşanılan sevincin büyüklüğü, hatta yarı final kutlamalarına başlamaları da eklenince santra vuruşunun yapılması 120. dakikayı buldu.

Geriye düştükten sonra panik halinde gerçekleştirdiğimiz topyekün hücumda 120. dakikada uzaktan kaleyi deneyen Tuncay'ın da şutu auta gidince ümitlerimiz iyice tükendi. 120+1'de Rakitic'in pasında 2 Hırvat oyuncu ofsayta yakalandı ve kalecimiz Rüştü hızlı bir şekilde topu Hırvat ceza sahasına gönderdi. İşte tam da bu dakikada, Avrupa Futbol Şampiyonası tarihinin en geç golü geldi, Çılgın Türkler bir kez daha geri döndü ve mucizeyi gerçekleştirdi...

Belki de Rakitic topu bizim yarı alanımıza rastgele şişirse ofsayt olmayacaktı ve hakem maçı bitirecekti. Veya Rüştü Rençber ofsayttan sonra biraz daha geç hareket etse yine hakem maçı bitirebilirdi. Ancak golde hatası bulunan tecrübeli isim topu oyuna olabildiğince hızlı soktu ve atabileceği en uygun yerlereden birine, rakip ceza sahası çizgisine attı.

O anda hücumda olan savunmacımız Emre Aşık'ın yalnızca karambol oluşturmak için topa yükselmesinin ardından şansımızın da yardımıyla Semih Şentürk'ün önünde kalan meşin yuvarlak, vuruştan sonra bir de Hırvat savunmacıya çarparak hafif yön değiştirip ağlara gitti. Bu inanılması güç ancak yine altında bizim imzamızın olduğu mükemmel bir geri dönüştü.

Santrası dahi yapılmayan golün ardından Biliç, hakeme dakikalarca şiddetli bir biçimde itiraz etse de sonuç değişmedi ve maç penaltılara gitti. Tıpkı İsviçre ve Çek Cumhuriyeti maçı gibi Hırvatistan karşısında da tarihte eşi benzeri görülmemiş bir geri dönüşe imza atmıştık. Artık moralli olan taraf bizdik. Yine, yeni ve yeniden tüm dünyaya "Biz bitti demeden bitmez" sloganımızı hatırlatma vaktiydi...

Bu kadar büyük bir yıkımın ardından, yine maçı kazanma noktasına getirebilmek gerçekten neredeyse imkansızı başarmaktı. Ama her ne kadar demoralize olsalar da Modric, Rakitic, Srna gibi klas oyuncuları bulunan Hırvatlar'ın şansı penaltı vuruşları öncesinde bizimkinden az değildi dersek yanılmış olmayız. Takımlar genelde ilk ve son penaltılarını en güvenilen isimlere attırırlar.

Hırvatistan için ilk penaltıda bu kural geçerli oldu ve topun başına Modric geçti. Ancak takımın beyni olan başarılı orta saha topu dışarı attı. Avantajın bize geçmesi için ilk penaltımızı kullanacak Arda'nın topu ağlara göndermesi gerekiyordu ki takımımızın o dönem genç yıldızı olan 21 yaşındaki Arda, şansının da yardımıyla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu.

2. penaltılarda topun başına geçen Hırvatistan'da Srna, bizde ise maçın kahramanı Semih hata yapmadı ve her iki isim de topu ağlara gönderdi. Üçüncü penaltıda bu kez Hırvat orta sahasının bir başka yıldızı Ivan Rakitic topu direkt auta gönderdi. Bir de ardından Hamit ülkemiz adına ağları bulunca son durum tadından yenmez bir hal aldı. Hırvatistan 1 - 3 Türkiye...

Hırvatistan 4. penaltıyı gole çevirse dahi biz eğer ağları bulursak, yine adımızı yarı finale yazdıracaktık. Ancak 119. dakikada yediğimiz golde büyük hatası bulunan kaptan Rüştü, 4. penaltıyı atmamıza izin vermedi... Mladen Petric'in vuruşunda gole izin vermeyen tecrübeli isim, milli takımımıza tarihinde ilk kez Avrupa Şampiyonası'nda yarı final kapılarını açtı.

Takımların ilk ve son penaltıcılarının en güvenilen isimlerden seçildiğini biraz önce söylemiştim. Biz Hırvatların son penaltıcısını göremeden, hatta kendi 4. penaltıcımızı dahi göremeden maç bitti, iyi ki de bitti... Avrupa Şampiyonası tarihinde atılan en geç golle penaltılara uzayan maçta kazanan ay-yıldızlılar olmuştu. Türkiye, bir kez daha EURO 2008'de tarih yazıyordu.

Portekiz yenilgisinden sonra sırasıyla İsviçre, Çek Cumhuriyeti ve Hırvatistan'ı geriye düşmemize rağmen mağlup etmeyi başardık ve özellikle Çek Cumhuriyeti ile Hırvatistan maçlarında ufak çaplı mucizelere imza attık. 4 gün sonra başlayacak EURO 2020'de ise en büyük isteğimiz EURO 2008 ruhuyla mücadele etmek. "Biz bitti demeden bitmez" sloganımızı dünyaya yeniden hatırlatmak...

Fotoğrafın hikayesi serisi 1. bölüm: Ben tek, siz hepiniz (Diego Armando Maradona)

Fotoğrafın hikayesi serisi 2. bölüm: Futbolun kalbimi kırdığı gün (Roberto Baggio)

Fotoğrafın hikayesi serisi 3. bölüm: Forması paylaşılamayan yıldız (Thierry Henry) 

Fotoğrafın hikayesi serisi 4. bölüm: Dünya Kupası'nın son altın golü (İlhan Mansız)

Fotoğrafın hikayesi serisi 5. bölüm: Son dans, son şut (Michael Jordan)

Fotoğrafın hikayesi serisi 6. bölüm: Futbolun beyefendisinin hazin sonu (Andres Escobar) 

Fotoğrafın hikayesi serisi 7. bölüm: İftarda başladı, sahurda bitti (Eskişehirspor - Göztepe) 

Fotoğrafın hikayesi serisi 8. bölüm: En olmadık anda zeminin azizliğine uğramak (John Terry)  

Fotoğrafın hikayesi serisi 9. bölüm: Fotoğrafın hikayesi: Kerem Tunçeri x 10  

Fotoğrafın hikayesi serisi 10. bölüm: 44 yıl sonra gelen dramatik şampiyonluk (Sergio Agüero)  

Fotoğrafın hikayesi serisi 11. bölüm: "Selçuk geliyor, gol de geliyor" (Selçuk İnan)  

Fotoğrafın hikayesi serisi 12. bölüm: " EURO 2008'de talihimizin döndüğü anların ilki" (Arda Turan)  

Kaynak : Emre Akdemir - TRT SPOR

Ahmet Nur Çebi, Beşiktaş'ın şampiyonluğu anlattı

Beşiktaş Kulübü Başkanı Ahmet Nur Çebi, 2020-2021 sezonunda elde edilen şampiyonluğun yanı sıra teknik direktör Sergen Yalçın, futbolcular Rachid Ghezzal ve Valentin Rosier ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Çebi, AA muhabirlerine yaptığı açıklamada, şampiyonluğun sırrına değinerek, "İşin içinde hırs var. Kimse beklemiyordu. Takımım hırslandı, hocalarımız da hırslandı, ben de hırslandım. Çalıştık, emek verdik. Çok adaletli ve vicdanlı olduk. Allah'ın takdiriyle bu şampiyonluğun sahibi biz olduk." dedi.

Şampiyonluğun kazanıldığı Göztepe maçı öncesindeki düşüncelerinin ne olduğu sorusunu yanıtlayan Çebi, "Basit bir durum vardı. Biz maçı almak zorundaydık. Maçı aldıktan sonra diğer takımların alacağı sonuçlara bağlıydı. Ama bizim onlara etki etme şansımız olamayacağına göre tek hedefimiz vardı, kendi maçımızı kazanıp beklemekti. Biz kazandık, diğer taraflar da istedikleri sonuçları alamayınca şampiyonluk bizim oldu." değerlendirmesinde bulundu.

Sezon başında Beşiktaş'ın şampiyonluk konusunda fazla favori gösterilmediğinin hatırlatılması üzerine Çebi, şunları söyledi:

"Hayatta bazı şeyler direkt sonuçlarla değerlendiriliyor, futbol da böyle bir oyun. Aradaki sürecin, ne yaşadığınızın önemi kalmıyor. Sonuçta bir kupa var. Birinin sahiplendiği şampiyonluk oluyor. Dolayısıyla orada geçirdiğiniz süreci kimse irdelemiyor. Başta futbolcularımıza 'kötü' diyen 'başaramazlar' diyen insanlar daha sonra kupa aldığımızda, bu çocukları yere göğe sığdıramadılar. Doğru olan tabii ki bir süreci değerlendirmektir ama kamuoyu olayı sadece kupayı kimin aldığı, kimin şampiyon olduğuna bakıyor. Bizim görevimiz de arada neler yaşandığını görmek, organize etmek, ders çıkarmak. Biz de görevimizi öyle ifa ettik."

Şampiyonluğun değerini anlatan Çebi, "Kazandığınız zaman borcunuz çoksa borcunuzu azaltırsınız. Biz bu kazandığımız parayı geçmişte yapıldığı gibi tekrar harcamaya başlarsak, kıymetini bilmezsek, iyi değerlendiremezsek, iyi sporcu alıp da yatırımları doğru kullanmazsak, popülist davranışlarla bu paraları çarçur harcarsak; 1,5 sene önce geldiğim Beşiktaş’ı bir daha aynı noktada başkasına bırakmak zorunda kalırım. Bu da bana yakışmaz, verdiğim emeklere yazık olur. Çok dikkatli ve Beşiktaş’a fayda sağlayacak bu paralarla yatırım yapmak, gelir getirici tarzda futbolcularla devam etmek istiyorum. Çok para vermek yerine, az para vererek ileride bize çok gelir getirecek kabiliyetli futbolcularla takım yapmak istiyorum." şeklinde konuştu.

"Hocamızla oturup konuşacağız"

Teknik direktör Sergen Yalçın ile yeni sözleşme için hafta içinde görüşmeyi planladıklarını vurgulayan Çebi, "Sorun olduğunu şu anda düşünmüyorum. Görüşüldüğü zaman duyacaksınız, bittiği zaman da duyacaksınız." ifadelerini kullandı.

Sergen Yalçın konusunda taraftarların tedirginliğinin olduğu yönündeki soruyu yanıtlayan Çebi, şunları söyledi:

"Niye tedirgin olsunlar? Beşiktaş'ın başkanı gider başka başkanı gelir. Futbolcular gider futbolcular gelir, hocalar gider hocalar gelir. Söz konusu Beşiktaş’tır. En büyük Beşiktaş’tır. Büyük olan Beşiktaş’ın taraftarıdır. Hiç tedirgin olmasınlar. Her dönem Beşiktaş kendi kıymetini yukarı çıkaracak insanlarla beraber olacaktır."

Düzeni kuranların tedirgin olmaması gerektiğini kaydeden Çebi, Yalçın'ı her zaman beğendiğini söylediğini hatırlatarak, "Dik duruşu, zekası, sabrı cesareti... Çok artıları var. Tersinin olacağını düşünmek bile istemiyorum. Hocamızla oturup konuşacağız. Ne için sorun olsun ki? Sonuç itibarıyla bir kağıt parçasına imza atacağız. Bu atıldığında herkes görecek. Hoca yoruldu, dinlenmeye çalışıyor. Kendine göre süreci var. Kendime göre sıkıntı görmüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Yüksek maaşlı oyuncuların durumu

Geçen sezon başında yüksek maaş alan oyuncuların ücretlerini indirme konusunda yaptıkları çalışmanın bu sezon da olup olmayacağı sorusuna Çebi, "Bu talebimiz hiç biraz zaman bitmeyecek. Bu futbolcuların hakkı olabilir, hak ediyor olabilir ama buranın imkanları buna müsait değil. Müsait değilse çok iyi futbolcuysan ya gideceksin ya da başka yerde alamıyorsan bizimle aile olarak devam edeceksin. Geçen sene denedik, bu sene yine devam edeceğiz. Zaten yüksek olanlar geçmiş seneden kalanlar. Onların hepsi de çok şükür bitiyor. Yeni bir dünyayı ya onlarla açacağız ya da onlarsız açacağız." diye yanıtladı.

"Tercihim şampiyon olmuş bir takımı tüm ekibiyle muhafaza etmek"

Şampiyonluk sezonunda başarılı performans sergileyen kaleci Ersin Destanoğlu için teklif olup olmadığı sorusu üzerine Çebi, "Ersin gitse dahi arkada genç ve başarılı iki kalecimiz var. Beşiktaş’ın menfaatlerini ekonomik olarak düşünmek zorundayız. Bunu yaparken sportif başarının da önemli olduğunu biliyoruz. İkisini birbirinden ayırt etmek istiyoruz. Tercihim şampiyon olmuş bir takımı tüm ekibiyle muhafaza etmek. Futbolcunun geleceği söz konusudur, iyi ücret alıyordur o zaman başka. Gitmek istiyorlarsa, önleri açıksa ama iyi bir yer olacak. Ücretlerine bakarız, yerlerine koyabileceğimiz nasıl olabilir bakarız; ondan sonra değerlendiririz. Onlarla Şampiyonlar Ligi oynamak istiyorum." diye konuştu.

"Beşiktaş’ın şampiyonluklarının hepsi tertemizdir"

Vodafone Park'ta Fatih Karagümrük'ün Beşiktaş'ı 2- 1 yendiği maçta yaşananlarla ilgili açıklamalarda bulunan Çebi, "Aslında her şey bir tarafa çekiliyor, bu da onlardan biri. Bir futbol takımı sahaya kazanmak için çıkar. Kazanabilir, gol atabilir, futbolcu zıplayabilir, arkadaşına sarılabilir, hocasına sarılabilir ama o saatten sonra koridorda girdiğin yerde içeride bir video da çekebilirsiniz. Hatıra olabilir. Çok iyi takımı yendiniz başarıdır ama o video niye sokakta dolaşıyor? Neden Beşiktaş taraftarını tahrik edecek şekilde etrafta dolaştırılıyor?" değerlendirmesinde bulundu.

"Cenaze evinde düğün olmaz etiğinden yola çıkmaları gerekiyor." diyen Çebi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben orada rahatsızlık duydum. Bu yapılanlar yanlıştı. Bu videolar Beşiktaş taraftarını tahrik eden ve üzen videolardı. Benim söylemime sebep olanlar bu videoların dolaşımıydı. Bunu anlamak istiyorum. Bu videolar sokakta niye dolaştı? Merak ediyorum ve soruyorum. Anlamak ve bilmek istiyorum. Bunun arkasında bir ima yok, kimseyi suçlamıyorum. Kim çekti, kim çekilmesine izin verdi. Hepsini kabul ediyorum, neden bu videolar sosyal medyada yayıldı; biri çıksın bunları açıklasın. Soyunma odasında zıplıyorlar; anladık. Şampiyonu yenmişsin, lideri yenmişsin, Beşiktaş’ı yenmişsin; eyvallah. Bunların sosyal medyada ne işi olduğunu lütfen açıklasınlar."

Şampiyonluğa oynayan ve şansı kaçırma ihtimaliyle karşı karşıya kalan bir takımın üzüntüsünün olduğunu belirten Çebi, "Belki kupayı kaybedecek, üzüntü var. O üzüntünün içinde tepiniyorsunuz. Değerli başkanımız Süleyman Seba, şampiyon oldukları gün uçağın içinde 'diğer takımların futbolcuları var, eğlenmeyeceksiniz, ayıp olur' demiş bir başkan. İşte etiklik budur. Hiçbir şey ima etmedim, sadece yanıt istedim. Onların düşündüğü anlamda bir ima yok." ifadelerini kullandı.

Siyah-beyazlı takımın Hatayspor'u 7-0 yendiği maç sonrası da rakip takımın Kamerunlu oyuncusu Billong üzerinden iddiaların olduğunun hatırlatılması üzerine Çebi, "Bana göre baştan aşağı külliyen yalan. Müracaat edip, iddia eden kulüp seçimin arifesinde. Averajla şampiyonluk kaybetmiş, canı yanmış. Kendi kendilerini nasıl motive edeceklerse, tedavi edeceklerse bir yol bulmuşlar. Yollarına devam etsinler. Olmayan şeyleri söyleyerek kendilerini rahatlıyorlarsa, devam etsinler. Bizim için hiçbir kıymeti yok. Beşiktaş’ın şampiyonluklarının hepsi tertemizdir. Bu seneki de aynen tertemizdir, hiç kimse lekeleyemez." değerlendirmesinde bulundu.

Ghezzal ve Rosier'in durumu

Geçen sezon takımda kiralık olarak görev yapan Rachid Ghezzal ve Valentin Rosier ile transfer görüşmelerinin ne aşamada olduğu sorusunu yanıtlayan Çebi, "Bunların kalitesini yukarı çeken Beşiktaş ve Beşiktaş markasıdır. Dolayısıyla Beşiktaş markasının altında birileri değer buluyorsa o değere de bizlerin gereken değeri vermesi gerekir. Bunlar karşılıklı, tek taraflı olmaz. Sizi oynatmayan takımlardan geleceksiniz, size imkan verecekler ve sizler kabiliyetlerinizi sergileyeceksiniz ve gelişeceksiniz. O zaman buranın bir değeri olması lazım. Biz de şimdi o arkadaşlarla bu çerçevede konuşmaya çalışıyoruz. Uçmak, kaçmak yok. Biz neleri kovaladık olmadı. Rachid ve Rosier'i son dakikada getirdik. Herkes 'o gelmiyor, bu gelmiyor' dedi. Rachid ve Rosier geldi." değerlendirmesinde bulundu.

Bu tür çalışmalarda taraftarların sabırsız olmaması gerektiğini kaydeden Çebi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bana güvenecekler. Ben onları çok seviyorum, onlara değer veriyorum. Kıymetliler, heyecanlarını da anlıyorum ama biraz olsun sabır söylüyorum. Sakin olacaklar, bekleyecekler. Genel kurulun yetkilendirdiği yöneticiler var. Herkes vazifesini, sorumluluklarını haddini aşmayarak yaparsa Beşiktaş’ı biz çok daha yukarı çıkarırız. Taraftar da o zaman çok daha keyif alır. Yetki ve görev karmaşası başlatırsak; yönetim taraftarın yerine geçerse, taraftar yönetimin yerine geçerse biraz karmaşa olur. O da Beşiktaş’a zarar verir."

Şampiyonluk kutlamalarında taraftarların da olduğu bir kutlamanın yapılacağının açıklandığının hatırlatılması üzerine Çebi, "Yakalayabilirsek sezon başlamadan yapmak istiyorum ya da yapacak bir şey yok. Bu kupaları müzenin önüne koyacağız. Herkesin hakkı olan gelip dokunacaklar. Bütün Beşiktaşlıların hakkı var üstümüzde." ifadelerini kullandı.

Sezon açılışında geçmiş yıllarda A takımın altyapı ekibiyle maç yaptığının ve bu geleneğinin tekrar yaşanıp yaşanmayacağı sorusuna Çebi, "Belki kadın futbol takımıyla maç yaparız, çok da güzel olur. Kadınlarımız için önemli seneydi. Onların hak ettiği değeri biliyoruz da göstermeyi bilmiyoruz. Şimdi gösterme zamanı. Ele güne ders olsun diye, haddini bilmeyen insanlara kadının kıymetini göstermek bizim için vazife olmaya başladı." diye konuştu.

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç'un kadın futbol takımı kuracaklarına değinen Çebi, "Beşiktaş futbol takımı bir modeldi. Beşiktaş'ın çok model olduğu yerler vardır. Şampiyon olduğun zaman yanında kaybeden varken kutlama yapmamak modeldir, hentbolu yapmak modeldir, kadınlara verdiğimiz değeri söylemek yerine icra etmek modeldir. Beşiktaş her zaman ilkleri yapıyor." ifadelerini kullandı.

Şampiyonluk kutlamaları

Şampiyonluk kutlamalarıyla ilgili soruyu yanıtlayan Çebi, "O gün pandemiden dolayı, bir gün önce 'motorlar kalkmayacak' denildi. Doğal olarak sağlıkla ilgili tedbir var. Sayın Süleyman Soylu Bakanımızı aradım. Bunun bir ritüel olduğunu ve bir emeğin karşılığında geldiğini söyledim. Sayın bakan 'bu ritüel ve Beşiktaş bunu hak etti, önünü kapatmayalım ama lütfen sayın başkan tedbirli şekilde icra edin o motorları maviliklere sürün, sizi anlıyoruz, hakkınız da helal olsun' dedi. Ayrıca en güzel tarafı rakiplerimizin fanatik taraftarları dahil olmak üzere hepsinin söylediği tek kelime var; 'bu şampiyonluk sizin hakkınızdı'. Onun için bu şampiyonluk çok anlamlı ve önemli." diye konuştu.

Bazı şeyleri sıcağı sıcağına anlamanın zor olduğunu vurgulayan Çebi, "Dolayısıyla Beşiktaş tarihinde bu sezonki şampiyonluk ve kupalar tarihi bir kayıt olarak geçecektir. Bunları yapan futbolcular, yöneticiler, hocalar çok önemli bir isim olarak Beşiktaş tarihinde yerlerini alacaklardır." ifadelerini kullandı.

ING Basketbol Süper Ligi'nde yarı final oynayan basketbol takımının performansını değerlendiren Çebi, "Tüm kamuoyuna mesaj vermek istiyorum. Beşiktaş ilklerin yapıcısıdır ve basketbolda da ilkleri başardık. Altyapıdan, genç çocuklarla yarı final oynadık. Bu çocuklar milli takımda faydalı işler yapmaya başladı. Lütfen rakiplerimiz bizi örnek alsınlar. Futbol takımımızı örnek alsınlar. Basketbol takımının projesini örnek alsınlar. Hentbolda, voleybolda her yerde örnek alsınlar. Türk sporuna hep birlikte çok büyük katkı vermiş oluruz." şeklinde konuştu.

Fenerbahçe'de 6 milyon Euro teklif edilen oyuncu kim?

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, oyuncu satışlarından 15 milyon Euro'luk bir gelir hedeflediklerini söylerken, 6 milyon Euro'luk teklifin kaleci Berke Özer'e yapıldığı bildirildi.


Başkan Koç, bununla birlikte ana kadro oyuncuları dışında 15 milyon Euro civarında satış yapacaklarını ifade etmiş, ellerinde 6 milyon Euro'luk bir teklif bulunduğunu söylemişti.


O TEKLİF ATLETİCO MADRİD'DEN GENÇ KALECİ BERKE'YE

O teklifin Atletico Madrid tarafından 21 yaşındaki Berke Özer'e yapıldığı bildirildi. Son iki sezonu Belçika ekibi Westerlo'da kiralık geçiren genç kaleciye gelen teklif halen değerlendirme aşamasında.

Westerlo'da geçen sezon 23 lig maçında forma giyen Berke, 25 gol yedi. 8 karşılaşmada kalesini gole kapadı. Oyuncunun durumu için EURO 2020'nin tamamlanması bekleniyor.

Altay'ın geleceği Berke Özer'in durumunu da direkt olarak etkileyecek. Altay satılırsa, Berke Özer birinci kaleci olarak takımda tutulacak ve kendisiyle yeni sözleşme yapılacak.

NTVSpor.net

Harden'sız Nets, Bucks'ı mağlup etti (Özet)

Amerikan Basketbol Ligi (NBA) play-off'larında yıldız oyuncusu James Harden'ın henüz ilk dakikada sakatlandığı maçta Milwaukee Bucks'ı 115-107 yenen Brooklyn Nets, konferans yarı final serisinde 1-0 öne geçti.

NBA play-off'larına bir maçla devam edildi. Doğu Konferansı yarı final serisi ilk maçında Nets, Barclays Center'da Bucks'ı ağırladı.

Bucks, karşılaşmanın ilk çeyreğini 32-30 önde geçse de devre arasına üstün giren taraf 63-61'lik skorla Nets oldu. Ev sahibi ekip, üçüncü çeyrekte ortaya koyduğu etkili performansla sahadan galibiyetle ayrılmayı başardı. Nets, üçüncü periyodunu 98-84 üstün bitirdiği mücadeleyi 115-107 kazandı.

Bu arada Nets'in yıldız isimlerinden James Harden, karşılaşmanın ilk dakikasında sakatlandı ve oyuna devam edemedi.

Kevin Durant 29 sayı, 10 ribaunt, Kyrie Irving 25 sayı, 8 asist ve 3 asist ile double-double yaparken Kyrie Irving 25 sayı, 5 ribaund, 8 asist ile galibiyette öne çıktı. Nets’te Joe Harris 19 sayıyla oynarken Blake Griffin 18 sayı, 14 ribaund ile double-double yaptı. Mike James de maçı 12 sayı, 7 ribaund ve 3 asist ile tamamladı.

Konuk takımda Giannis Antetokounmpo 34 sayı, 11 ribaunt, Brook Lopez 19 sayı, Jrue Holiday 17 sayı, 9 ribaunt ve Khris Middleton 13 sayı, 13 ribauntla oynadı.



Cenk Tosun TRT SPOR'a konuk oldu

A Milli Futbol Takımımız'ın ve Beşiktaş'ın golcü oyuncusu Cenk Tosun, Almanya günlerinden Türkiye'ye transferine, sakatlığının son durumundan geleceğine kadar birçok konuda TRT SPOR'a özel açıklamalarda bulundu. 

TRT SPOR'da yayınlanan 'Gündem Futbol Transfer' programının konuğu olan milli futbolcu Cenk Tosun, program sunucusu Erbatur Ergenekon ve yorumcu Fatih Doğan'ın yanı sıra izleyicilerden gelen soruları yanıtladı.

İşte deneyimli golcünün açıklamalarından satır başları:

"Sakatlığım konusunda gidişat çok iyi. Fizyoterapistlerle ve salondaki çalışmalarımızla iyi ilerliyoruz. İyi gidiyoruz. İnşallah böyle gider ve en kısa sürede sahalara geri dönerim."

"En sevdiğin işi yapıyorsun. Futbolun nankörlüğü sakatlıklar... Ama futbolun içinde olan şeyler bunlar. Bu sakatlıklar beni hiçbir zaman hedeflerimden caydıramaz. Son iki senedir çok büyük sakatlıklar yaşadım. Ama çok hırslıyım ve daha başaracak çok şey var. Daha çok çalışıp, daha çabuk dönmek istiyorum."

"Babam evde Almanca konuşmamızı yasaklamıştı"

"Almanya'da her Türk çocuğu gibi ben de Türkiye Ligi maçlarıyla büyüdüm. O zamanlar babamla kahvelerde maç izliyorduk. Çok küçük yaştan itibaren bu ligi takip eden biriyim. Ben daha Gaziantepspor'a transfer olmadan bir hafta önce evde Beşiktaş atkılarıyla, şalıyla maç izlediğimi hatırlıyorum. Ne kadar gurbette olsak da buradaki Türk ailesi gibi bir aile oluyorduk. Babam bize evde Almanca konuşmayı yasaklıyordu. Okulda konuşabilirsiniz ama evde Türkçe konuşacaksınız diyordu. Akrabalarımızla oturduğumuzda güzel Türkçe konuşalım diye evde Türkçe konuşmamızı istiyordu. Kültürümüze bağlı kalmayı bildik. Hedeflerim vardı ama buralara kadar geleceğim aklımın ucundan geçmezdi. Allah'a şükür çoğunu gerçekleştirdim. Allah bana o hayali yaşattı. Milli takıma kadar yükseldim. Biz milliyetçi ve bayrak, vatan sevgisi olan bir aileden geliyoruz. Onu hiçbir zaman kaybetmedik."

"Ailemin futbolcu olma sürecimde çok büyük etkisi oldu. En fazla da babamın etkisi oldu. Frankfurt'ta 5 yaşında futbola başladım. Her gün 40 kilometre yol sarfediyordum. Babamla birlikte 12-13 sene o yolu git-gel 80 kilometre yapıyorduk. Haklarını hiçbir zaman ödeyemem."

"İdolüm Batistuta'ydı"

"Babam Batistuta'yı çok beğeniyordu. Bana da izletiyordu. Özellikleri herkesten farklıydı. Topa inanılmaz sert vururdu, çok güçlüydü. O zamanlar rol modelim, idolüm Batistuta'ydı. O'nun golleri, Brezilyalı Ronaldo'nun gollerini izledim. Ibrahimoviç benim çok hoşuma giden bir forvet."

"O maçtan sonra Allah 'Yürü Ya Kulum' dedi"

"Mustafa Denizli döneminde ben Beşiktaş kampına davet edildim. Tuncay Yakın davet etti. Futbolcuları göreceğim, fotoğraf çekileceğiz. Mustafa hoca da çok istiyordu ama o dönem transferim gerçekleşmedi. 18 yaşında Gaziantepspor'a transfer oldum. Frankfurt'ta önümde çok iyi forvetler vardı. Bana çok şans gelmiyordu. İkinci takımda çok iyi performans gösteriyordum ama A Takım'da çok şans bulamıyordum. Tolunay hoca beni Kayserispor'dayken istedi. Orada olmadı. Gaziantepspor'dayken de çok istedi. O dönem transferim gerçekleşti. Hoca bana o güveni verdi. Lisansımın çıktığı ilk maçta oynattı. Galatasaray kupa maçıydı 3-2 kazandık. 2 gol attım. Ondan sonra Allah, 'Yürü Ya Kulum" dedi. İkinci devre oynadım. 16 maçta 12 gol atmıştım. Sezon sonunda da Beşiktaş'a geldim."

"Beşiktaş'a transfer olmak çok güzel bir duyguydu. Anlatamam. Çocukluk hayalimdi. Aklımın ucundan geçmezdi. Ama çok çalıştım buralara gelmek için... Bir Allah bir ailem bilir. İmza attığım gün birkaç gün uyumadığımı hatırlıyorum."

"O şampiyonluk benim için çok özeldi"

"İlk sene önümde Mustafa Pektemek ve Demba Ba vardı.Üçüncü forvettim. Slaven Biliç dönemiydi. Buna rağmen çok forma şansı buldum. Demba ve Mustafa sakatlandı. Bir anda bana şans geldi. O maçların çoğunda gol attım. Avrupa'da Tottenham maçı var, ligdeki maçlar var. Şans verildiği dönemde iyi oynadım. Biliç hoca ayrıldı, Şenol hoca geldi. Gomez transferi geç olmuştu. 1-2 hafta ben oynadım. Mersin maçında goller attım. Gomez de o sezon müthiş oynadı. Gol kralı oldu. O sezon çok iyi bir rekabet vardı. Mario ensesinde nefesimi hissediyordu. Hoca Mario'nun gol atmadığı maçlarda beni alıyordu. Ben atıyordum. Onlardan çok şey öğrendim. 3. sene artık ben as olmalıyım dedim. Aboubakar geldi evet ama ben hazırlık maçlarında, ligde çok iyi performans gösterdim. Zaman zaman hoca beni oynattı, onu oynattı, zaman zaman birlikte oynadık. O sezon 40 maça yakın istatistikle oynadım. Üst üste 2. şampiyonluğumuzu elde ettik. O şampiyonluk benim için çok özel. Katkım yüksekti."

"Sosa, Oğuzhan, Atiba, Quaresma, Gökhan; Gol atmama ihtimalin yok"

"Mario'ya 5 tane pozisyon gelsin, dördünü atıyordu. Bir tarafta Quaresma oynuyor, adrese teslim... Diğer tarafta Gökhan Töre oynuyor, zirvede oynadığı dönemler... Sosa, Oğuzhan, Atiba; gol atmama ihtimalin yok. Oğuzhan da çok katkılı oynadı. Hem saha içinde hem saha dışında çok yakın arkadaşım. Ben Oğuzhan'daki ışığı görüyorum. Eski haline dönmeyi çok istiyor ama şanssızlıklar yaşadı."

"Bu sene kulübü herkes o kadar benimsedi ki, harika bir hava vardı. Çalıştığım en güzel oyuncu grubu diyebilirim. Hiç yalnız yemek yemedik. Kimse birbirini yalnız bırakmadı. Herkesle şakalaşıyoruz

Birlikte oynadığın en iyi forvetler?

"Demba Ba, Gomez, Richarlison, Calwert-Lewin, Burak Yılmaz"

En unutamadığı gol?

"Benfica maçında attığım gol."

En üzüldüğün maç?

"Lyon'a penaltılarda elendiğimiz maç. O sezon Lyon'u geçseydik Avrupa'da final oynardık."

Benfica maçındaki müthiş "geri dönüş"

"3-0 yenik durumdayız. Taraftar bizi çağırıyor. O gün anladım. İlk defa canlı yaşadım. Biliyordum ama anladım ki; Bizim taraftarımız iyi gün taraftarı değil. Belki normal bir gol atsam 3-3'e gelmeyecek ama herkes gaza geldi. Benfica'ya öyle bir top oynadık ki... 5 dakika daha olsa 4-3 yenerdik. O gol Şampiyonlar Ligi'nde sezonun en güzel golü seçildi."

Rekorla bedelle Beşiktaş'tan Premier Lig'e transfer...

"25 milyon euro gibi bir rakam var. Bir de 1.5 milyon euro gibi bir performans bonusu vardı. Anlatılmaz bir duygu, gururlanıyor insan. Hak ederek gittiğimi düşünüyorum. Sadece Türkiye Ligi'nde o işleri yapsaydım o rakamlara gidemezdim ama ben Şampiyonlar Ligi'nde kendimi gösterdim. Türkiye'den Premier Lig'e gitmek çok çok zor."

"Ben oraya devre arasında gittim. Premier Lig'e adapte olmak çok kolay bir şey değil. Lisansım çıktı. Tottenham deplasmanı Wembley'de oynuyoruz. O kadar tempolu o kadar sert oynanıyor ki... 4'lük olduk zaten nefes nefese kaldım. Big Sam'le çok güzel bir sezon geçti. O sezonu 8. bitirdik. Sonra Marco Silva geldi. Daha modern futbol isteniyordu. İyi oynadığım maçlardan sonra Everton'da oynamadığım maçlar oluyordu. Milli takımda 3 gol atıyordum, döndüğümde yine oynatmıyordu. Başka oyunculara verdiği krediyi bana vermedi. Hiçbir zaman küsmedim ama adil davranmadı. Sonra Ancelotti geldi. İlişkimiz çok iyiydi. Şakalaşmalarımız bile vardı. İstanbul anılarını anlatıyordu bana... Parma'dayken Fenerbahçe ile görüştüğünü anlattı. Şartlardan dolayı olmamış. 'İyi ki de olmadı, Juventus'a geçtim' demişti bana. İstanbul'u ve Türkleri sevdiğini söylüyordu. Şans veriyordu. 2020 Avrupa Şampiyonası'nı düşünerek ben Crystal Palace'a transfer oldum. Big Sam, Palace'ın başındayken ben Beşiktaş'taydım, o dönemde de beni istiyordu. Daha fazla şans bulmak için oraya geçtim"

"İngiltere'de saha idmanları çok sert, uzun ve tempolu geçiyor. Spor salonuna girmek zorunlu. Girmezsen ceza kesiyorlar. İngiltere Ligi'nde forvet ve stoper oynamak çok zor. Oyuncular güçlü, atletik, hızlı, topa iyi vuruyorlar."

"Avrupa Şampiyonası nasipte yokmuş"

"Palace'ta Benteke ile beraber oynuyorduk. Zaha ve Ayew vardı. Güzel bir takımdık. Tam işler rayında gidiyordu. İdmanda dizim döndü. Çapraz bağlarım koptu. Şampiyona gitti, nasip değilmiş dedim. Bir anda pandemi oldu. Turnuvayı iptal ettiler. Bir yandan üzülüyorsun, insanların durumu sebebiyle... Bir yandan da seviniyorsun şampiyonayı seneye oynayacağım diye. Ama işte yine nasipte yokmuş o şampiyona. İnşallah Dünya Kupası'nda oynarız."

"Everton'ın profesyonellik anlamında Inter'den farkı yok. Çok başka yerde... Her maçta 10-15 kişi sadece maçı izleyip analiz eden ekip var. Her şey çok çok üst düzey. İdmanlar bile ekipler tarafından takip ediliyor."

"Arsenal, Chelsea, Liverpool, Tottenham, Manchester City, Manchester United. 7. olan UEFA Avrupa Ligi'ne gidiyor. Şampiyonlar Ligi'ne gitmek çok zor. Büyük harcamalar yapılıyor ama yine de diğer takımlar o 6'lının arasına giremiyor."

Beşiktaş'a dönüşü ve şampiyonluk süreci

"İmza attığım gün Beşiktaş'ı şampiyon yapmaya geldim, dedim. Çok güzel bir takıma geldik. Hepimiz yaptık. Çok güzel bir ekibe katıldım. Sezon başında kimse Beşiktaş'a inanmıyordu. Takım yavaş yavaş açılmaya başladı. Aboubakar, Ghezzal açıldı. Vida, Atiba çok iyiydi. Rosiser her zaman çok iyi oynadı. Welinton sonradan inanılmaz oynamaya başladı. İdmanlarda biz yorgunluktan ölüyoruz. Rosier, enerji patlaması yaşıyor. İdman sonrası hala topla çalışıyor."

"Aboubakar veya ben takımda olsaydım 4 hafta önce şampiyon olurduk"

"Altıncı, yedincilikten sonra Beşiktaş üst sıralara yavaş yavaş tırmandı. Çok büyük bir seri yakalanmıştı. Trabzonspor'a evimizde yenildiğimiz maçtan sonra geldim ben... Aboubakar sakatlandı, ben koronavirüse yakalandım. Sergen hoca bana 'Seni Alanya maçında oynatacağım, negatif olunca başla idmanlara' dedi. Alanya maçı güzel geçti. Erzurum'da çok kötü bir zeminde oynadık. Isıtmaları açmadılar. Sahayı ıslatın dedik, 'yok' dediler. O tendonun kopması kolay bir şey değil. Genelde basketçiler yaşıyor. Bu sakatlık sert zeminlerde yaşanıyor. Bunda da bir hayır vardır diyorum. Takım arkadaşlarım sonrasında iyi götürdü. Maçları kazandık. Hatay maçında güzel bir avantaj yakaladık. Sonra saçma sapan puanlar kaybettik. Aboubakar veya ben olsaydım, 4 hafta önce şampiyon olurduk."

Sergen Yalçın sözleri: Ben onun golleriyle büyüdüm

"Sergen hocayla Gaziantepspor'da çalıştım. İlk hocalık dönemiydi. O zamanla şimdi çok farklı bir Sergen hoca var. Dağlar kadar fark var. Hocanın Beşiktaş sevgisi çok yüksek. Onu da bize yansıtıyor. Taktiksel anlamda idmanlarda çok iyi işler yaptık. Sergen hocaya saygımız çok büyük. Ben onun golleriyle büyüdüm. Onun için sahada koşmak istiyorsun. İletişimi çok güzel. Bayağı rahat. Bizimle arkadaş gibi özgürlük tanıyor. Gerektiğinde çok çok kızabiliyordu. Ben bazı devre aralarında ne kadar sinirlendiğini gördüm. Ama ne kadar arkadaş olduğunu da gördüm. Futbolcu çok sıkılmaya gelmez. Çok rahat bırakınca da rehavet oluyor. Sergen hoca o dengeyi çok iyi kuruyor."

Slaven Biliç dönemi...

"Slaven Biliç şampiyonluğu çok istiyordu. O şampiyonluktan kopunca ne kadar üzüldüğünü gördüm. Karabük maçında ben galibiyeti getiren golü attıktan sonra Biliç çok sevinmişti. Biz hocayla Almanca konuşuyorduk. İyi bir hoca. West Bromwich'teyken beni aradı. "Gelebilir misin?" dedi. İkinci ligde oynuyorlardı. Premier Lig'den teklifler olduğunu söyledim ve öyle bir yol çizdim."

"O algıyı kırdığımızı düşünüyorum"

"Yurt dışında Türk futboluna bakış açısı farklı. Katar Ligi gibi görüyorlardı bizi. Son yıllarda biz bunu kırdık diye düşünüyorum. Hakan, Zeki, Merih, Burak, Yusuf... Onların başarıları bu algıyı kırdı. Avrupa kulüpleri artık Türkleri alabiliriz diye düşünüyor."

Avrupa Süper Ligi yorumu...

"Bence Avrupa Süper Ligi girişimi çok saçmaydı. İyi ki de iptal oldu. Şampiyonlar Ligi çok ayrı bir turnuva. Müziği bile yetiyor..."

Karşı karşıya oynadığı en iyi defans oyuncusu kim?

"Van Dijk diyebilirim. Çok sert, hırslı oynamıyor. Yer tutmayı iyi biliyor. Kafa topu vermiyor. Ayakları iyi. Çoğu şeyi gözüyle yapıyor. Hiçbir zaman çalım yemiyor."

Beraber oynamaktan en fazla keyif aldığın orta saha oyuncusu kim?

"Oğuzhan, Talisca, Sosa. Hepsi çok özel oyuncular."

Çalıştığın en iyi teknik adam?

"Şenol Güneş."

Geleceği hakkında ne düşünüyor?

"Benim iyileşmem 6-9 ay arası sürecek. Sanırım Aralık-Ocak gibi dönebilirim. Şampiyonlar Ligi'nin grup aşaması bitmiş oluyor. İnşallah gruptan çıkarız. Öncelik şu an sakatlığım. Gelecekte olan şeyleri söylemek için erken... %100 hazır hale gelmek istiyorum. Sonra transferimi konuşmak istiyorum. Everton'da sözleşmem 2022'de bitiyor. 6 ay kala da istediğim kulüple görüşüp, imzamı atabiliyorum. Yeni bir hoca geldi. Her şey sıfırdan başlayacak. Her şey farklı olabilir. İyileştikten sonra orada farklı işler yapabileceğimi düşünüyorum."

Josef ve Ghezzal hakkında...

"Josef de Souza çok büyük oynadı. Beşiktaş'ı o kadar seviyor ki... Sanki 10 senedir bu takımda oynuyor... Bir forvet için oynayabileceği en iyi futbolculardan biri Rachid Ghezzal."

Tosun: Yabancı sınırı gelmemeli

"Bence yabancı sınırı gelmemeli. Türk futbolcular bana kızabilir ama... İyi olan zaten oynar. Bu yabancı kuralının kalmasıyla bakılsın biz kaç futbolcu gönderdik yurt dışına..."

A Milli Takım ve EURO 2020 yorumu...

"Milli Takım'da çok güzel bir aile ortamı, hava var. Ara gelsin de koşa koşa takıma katılalım diye iple çekiyorduk. Çok genç ve yetenekli bir jenerasyon var. Aralarında ağabeylik yapacak birkaç kişi var. Çok güçlü rakipler olmasına rağmen elemeleri iyi atlattık. Ben sahada olamayacağım ama her zaman onlarla birlikteyim. Her gün görüntülü görüşüyoruz. Çağlar, Cengiz, Ozan, Burak ağabey olsun hepsiyle iletişim halindeyim. Beden olarak sahada olamayacağım ama kalbim her zaman onlarla... Bir çeyrek final görürüz. Ondan sonrası için Allah kerim... İtalya maçı bizim için çok önemli. O maçtan beraberlik veya galibiyetle ayrılırsak grup birinciliği bile gelebilir. Birincilik olmazsa bile ikinci olarak çıkabiliriz."

"Defans hattımız çok güçlü"

"Şu an gidişat inanılmaz iyi. Çağlar dünyanın en zor liginde geçen yılın onbirine seçildi. Merih keza çok büyük oyuncularla oynuyor. Defans hattımız çok çok güçlü. Sadece Merih ve Çağlar değil, Kaan Ayhan var, Ozan Kabak var. Kaan da taş gibi futbol onuyor. Boyuna rağmen gol atıyor"

UEFA Uluslar Ligi maçları...

"O maçları hepimiz hazırlık maçları gibi gördük. Hocamız da sanki biraz denemeler yaptı. Oradan da şampiyonaya gitme şansı var ama çok zor. Birbiriyle oynamayan futbolcular bir anda birbirleriyle oynadı. Ne zaman bildiğimiz 11'le çıktık o zaman genelde iyi sonuçlar aldık. Uluslar Ligi'ne bazı futbolcular gitmiyor bile... Tabii milli maç, formamızda bayrak var her maç önemli elbette."

'A Milli Takım olmazsa' finallerde favori gördüğün ülkeler?

"Fransa final oynar diye düşünüyorum. İngiltere ve Hollanda olabilir."

Cengiz Ünder yorumu...

"Cengiz ve Çağlar'la çok iyi anlaşıyoruz. Onlara ağabeylik yapıyorum. Onlar da beni çok sayar, sever. Cengiz çok şanssız sakatlıklar yaşadı. İngiltere'ye gitti, çok memnun kalmadı. Rodgers forma vermedi. Albrighton'ı oynatıyor, Cengiz'i oynatmıyordu. İnşallah Roma'ya geri döner. Hocası Mourinho, inşallah orada şans bulur. Milli Takım'da da çok iyi bir turnuva geçirir umarım... Şans onun adına döner."

"Beşiktaş'tan ayrıldığımda İspanya'ya gitseydim çok çok daha fazla gol atabilirdim. İspanya, benim tarzıma daha uygun bir lig. Ama İngiltere benim çocukluk hayalimdi. O yüzden oraya gittim. Ersin'e de Rıdvan'a da söylüyorum. Bu adımları atın, diyorum. Orta takımlar da olsa gitsinler. Oradan daha üst seviye bir takıma giderler. Çağlar'ın şu anda yakıştığı yer Manchester City, Barcelona, PSG."

Quaresma mı, Ghezzal mı?

"Çok zor soru. Quaresma. Ghezzal sağ açık oynuyor. Biraz daha içeri girip vurabiliyor. Quaresma hep sağına alıp çekip, orta yapıyor. Quaresma, çekip trivelayı vurduğunda o zaman geçmiş olsun, fileden alıyorsun topu."

"A Milli Takım'ın vazgeçilmezi olur"

"Halil Dervişoğlu benim sevdiğim tarzda bir forvet. Üstüne kata kata giderse Milli Takım'ın vazgeçilmezi olur."

Teknik direktörlük hayali...

"Olmaz mı, niye olmasın ki? Futbol hayatımdan sonra bu mesleğin içinde kalmak isterim. Severek yaptığımız bir iş hocalık düşünüyorum. Avrupa'da da isterim. Dil çok önemli. Bu tercümanlık işi sadece Türkiye'de var. Çağlar ilk gittiğinde İngilizce sıfırdı. Orada öğrendi. Adam seni orada dil öğrenmeye mecbur kılıyor."

Kenan Karaman?

"Kenan Milli Takım'da çok iyi performans gösteriyor. Açıkta oynuyor. Koşu kalitesi iyi. Defansif beke yardıma geliyor. O da hocanın hoşuna gidiyor."

Wayne Rooney?

"Rooney çok mütevazı biri. O kadar başarının arkasında bir ego olur diyorsun ama hiç yok. Bana çok destek çıktı, çok yardımcı oldu. Çok güzel bir kişilik."

"Ailem benim her şeyim"

"Aile her şeydir. En kötü döneminde yanında ailen vardır. Dünyadaki her şeyim ailem."

Kaynak : TRT SPOR